﻿1|1|Rahmân ve rahîm olan Allah'‎n ad‎yla.
1|2|Hamd (ِvme ve ِvülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
1|3|O, rahmând‎r ve rahîmdir.
1|4|Ceza gününün mâlikidir.
1|5|(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yaln‎z senden medet umar‎z.
1|6|Bize doًru yolu gِster.
1|7|Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduًun kimselerin yolunu; gazaba uًram‎‏lar‎n ve sapm‎‏lar‎n yolunu deًil!
2|1|Elif. Lâm. Mîm.
2|2|O kitap (Kur'an); onda asla ‏üphe yoktur. O, müttakîler (sak‎nanlar ve ar‎nmak isteyenler) için bir yol gِstericidir.
2|3|Onlar gayba inan‎rlar, namaz k‎larlar, kendilerine verdiًimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
2|4|Yine onlar, sana indirilene ve senden ِnce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inan‎rlar.
2|5|ف‏te onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtulu‏a erenler de ancak onlard‎r.
2|6|Gerçek ‏u ki, kâfir olanlar‎ (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
2|7|Allah onlar‎n kalplerini ve kulaklar‎n‎ mühürlemi‏tir. Onlar‎n gِzlerine de bir çe‏it perde gerilmi‏tir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vard‎r.
2|8|فnsanlardan baz‎lar‎ da vard‎r ki, inanmad‎klar‎ halde "Allah'a ve ahiret gününe inand‎k" derler.
2|9|Onlar (kendi ak‎llar‎nca) güya Allah'‎ ve müminleri aldat‎rlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldat‎rlar ve bunun fark‎nda deًillerdir.
2|10|Onlar‎n kalblerinde bir hastal‎k vard‎r. Allah da onlar‎n hastal‎ً‎n‎ çoًaltm‎‏t‎r. Sِylemekte olduklar‎ yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vard‎r.
2|11|Onlara: Yeryüzünde fesat ç‎karmay‎n, denildiًi zaman, "Biz ancak ‎slah edicileriz" derler.
2|12|قunu bilin ki, onlar bozguncular‎n ta kendileridir, lâkin anlamazlar.
2|13|Onlara: فnsanlar‎n iman ettiًi gibi siz de iman edin, denildiًi vakit "Biz hiç, sefihlerin (ak‎ls‎z ve ahmak ki‏ilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).
2|14|(Bu münaf‎klar) müminlerle kar‏‎la‏t‎klar‎ vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini sapt‎ran) ‏eytanlar‎ ile ba‏ba‏a kald‎klar‎nda ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
2|15|Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azg‎nl‎klar‎nda onlara f‎rsat verir, bu yüzden onlar bir müddet ba‏‎bo‏ dola‏‎rlar.
2|16|ف‏te onlar, hidayete kar‏‎l‎k dalâleti sat‎n alanlard‎r. Ancak onlar‎n bu ticareti kazançl‎ olmam‎‏ ve kendileri de doًru yola girememi‏lerdir.
2|17|Onlar‎n (münaf‎klar‎n) durumu, (karanl‎k gecede) bir ate‏ yakan kimse misalidir. O ate‏ yan‎p da etraf‎n‎ ayd‎nlatt‎ً‎ anda Allah, hemen onlar‎n ayd‎nl‎ً‎n‎ giderir ve onlar‎ karanl‎klar içinde b‎rak‎r; (art‎k hiçbir ‏eyi) gِrmezler.
2|18|Onlar saً‎rlar, dilsizler ve kِrlerdir. Bu sebeple onlar geri dِnemezler.
2|19|Yahut (onlar‎n durumu), gِkten saًanak halinde bo‏anan, içinde yoًun karanl‎klar, gürültü ve y‎ld‎r‎mlar bulunan yaًmur(a tutulmu‏ kimselerin durumu) gibidir. O münaf‎klar y‎ld‎r‎mlardan gelecek ِlüm korkusuyla parmaklar‎n‎ kulaklar‎na t‎karlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre ku‏atm‎‏t‎r.
2|20|(O esnada) ‏im‏ek sanki gِzlerini ç‎karacakm‎‏ gibi çakar, onlar için etraf‎ ayd‎nlat‎nca orada birazc‎k yürürler, karanl‎k üzerlerine çِkünce de olduklar‎ yerde kal‎rlar. Allah dileseydi elbette onlar‎n kulaklar‎n‎ saً‎r, gِzlerini kِr ederdi. Allah ‏üphesiz her ‏eye kadirdir.
2|21|Ey insanlar! Sizi ve sizden ِncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, bِylece korunmu‏ (Allah'‎n azab‎ndan kendinizi kurtarm‎‏) olursunuz.
2|22|O Rab ki, yeri sizin için bir dِ‏ek, gًِü de (kubbemsi) bir tavan yapt‎. Gِkten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çe‏itli ürünler ç‎kard‎. Art‎k bunu bile bile Allah'a ‏irk ko‏may‎n.
2|23|Eًer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir ‏üpheye dü‏üyorsan‎z, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eًer iddian‎zda doًru iseniz Allah'tan gayri ‏ahitlerinizi (yard‎mc‎lar‎n‎z‎) da çaً‎r‎n.
2|24|Bunu yapamazsan‎z -ki elbette yapamayacaks‎n‎z- yak‎t‎, insan ve ta‏ olan cehennem ate‏inden sak‎n‎n. اünkü o ate‏ kâfirler için haz‎rlanm‎‏t‎r.
2|25|فman edip iyi davran‎‏larda bulunanlara, içinden ‎rmaklar akan cennetler olduًunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine r‎z‎k olarak yedirildikçe: Bundan ِnce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu r‎z‎klar onlara (baz‎ yِnlerden dünyadakine) benzer olarak verilmi‏tir. Onlar için cennette tertemiz e‏ler de vard‎r. Ve onlar orada ebedî kal‎c‎lard‎r.
2|26|قüphesiz Allah (hakk‎ aç‎klamak için) sivrisinek ve onun da ِtesinde bir varl‎ً‎ misal getirmekten çekinmez. فman etmi‏lere gelince, onlar bِyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduًunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah bِyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi sapt‎r‎r, birçoklar‎n‎ da doًru yola yِneltir. Verdiًi misallerle Allah ancak fâs‎klar‎ sapt‎r‎r (çünkü bunlar birer imtihand‎r).
2|27|Onlar ِyle (fâs‎klar) ki, kesin sِz verdikten sonra sِzlerinden dِnerler. Allah'‎n ziyaret edilip hal ve hat‎r‎n‎n sorulmas‎n‎ istediًi kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat ç‎kar‎rlar. ف‏te onlar gerçekten zarara uًrayanlard‎r.
2|28|Ey kâfirler! Siz ِlü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'‎ nas‎l inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi ِldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na dِndürüleceksiniz.
2|29|O, yerde ne varsa hepsini sizin için yaratt‎. Sonra (kendine has bir ‏ekilde) semaya yِneldi, onu yedi kat olarak yarat‎p düzenledi (tanzim etti). O, her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
2|30|Hat‎rla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacaً‎m, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat ç‎karacak, orada kan dِkecek insan‎ m‎ halife k‎l‎yorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceًinizi herhalde ben bilirim, dedi.
2|31|Allah Adem'e bütün isimleri, ًِretti. Sonra onlar‎ ِnce meleklere arzedip: Eًer siz sِzünüzde sad‎k iseniz, ‏unlar‎n isimlerini bana bildirin, dedi.
2|32|Melekler: Yâ Rab! Seni noksan s‎fatlardan tenzih ederiz, senin bize ًِrettiklerinden ba‏ka bizim bilgimiz yoktur. قüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.
2|33|(Bunun üzerine: ) Ey آdem ! E‏yan‎n isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onlar‎n isimlerini onlara anlat‎nca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda gِrülmeyenleri (oralardaki s‎rlar‎) bilirim. Bundan da ِte, gizli ve aç‎k yapmakta olduklar‎n‎z‎ da bilirim, dememi‏ miydim? dedi.
2|34|Hani biz meleklere (ve cinlere): آdem'e secde edin, demi‏tik. فblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük taslad‎, bِylece kâfirlerden oldu.
2|35|Biz: Ey آdem! Sen ve e‏in (Havva) beraberce cennete yerle‏in; orada kolayl‎kla istediًiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece ‏u aًaca yakla‏may‎n. Eًer bu aًaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kِtülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
2|36|قeytan onlar‎n ayaklar‎n‎ kayd‎r‎p haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulunduklar‎ (cennetten) onlar‎ ç‎kard‎. Bunun üzerine: Bir k‎sm‎n‎z diًerine dü‏man olarak ininiz, sizin için yeryüzünde bar‎nak ve belli bir zamana dek ya‏amak vard‎r, dedik.
2|37|Bu durum devam ederken آdem, Rabbinden bir tak‎m ilhamlar ald‎ ve derhal tevbe etti. اünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol oland‎r.
2|38|Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eًer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.
2|39|فnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kal‎rlar.
2|40|Ey فsrailoًullar‎! Size verdiًim nimetlerimi hat‎rlay‎n, bana verdiًiniz sِzü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yaln‎zca benden korkun.
2|41|Elinizdekini (Tevrat'‎n asl‎n‎) tasdik edici olarak indirdiًime (Kur'an'a) iman edin. Sak‎n onu inkâr edenlerin ilki olmay‎n! آyetlerimi az bir kar‏‎l‎k ile satmay‎n, yaln‎z benden (benim azab‎mdan) korkun.
2|42|Bilerek hakk‎ bât‎l ile kar‎‏t‎rmay‎n, hakk‎ gizlemeyin.
2|43|Namaz‎ tam k‎l‎n, zekât‎ hakk‎yla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.
2|44|(Ey bilginler!) Sizler Kitab'‎ (Tevrat'‎) okuduًunuz (gerçekleri bildiًiniz) halde, insanlara iyiliًi emredip kendinizi unutuyor musunuz? Akl‎n‎z‎ kullanm‎yor musunuz?
2|45|Sab‎r ve namaz ile Allah'tan yard‎m isteyin. قüphesiz o (sab‎r ve namaz), Allah'a sayg‎dan kalbi ürperenler d‎‏‎nda herkese zor ve aً‎r gelen bir gِrevdir.
2|46|Onlar, kesinlikle Rablerine kavu‏acaklar‎n‎ ve O'na dِneceklerini dü‏ünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
2|47|Ey فsrailoًullar‎! Size verdiًim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün k‎ld‎ً‎m‎ hat‎rlay‎n.
2|48|ضyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse ba‏kas‎ için herhangi bir ِdemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) ‏efaat kabul olunmaz, fidye al‎nmaz; onlara asla yard‎m da yap‎lmaz.
2|49|Hat‎rlay‎n ki, sizi, Firavun taraftarlar‎ndan kurtard‎k. اünkü onlar size azab‎n en kِtüsünü reva gِrüyorlar, yeni doًan erkek çocuklar‎n‎z‎ kesiyorlar, (fenal‎k için) k‎zlar‎n‎z‎ hayatta b‎rak‎yorlard‎. Asl‎nda o size reva gِrülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vard‎.
2|50|Bir zamanlar biz sizin için denizi yard‎k, sizi kurtard‎k, Firavun'un taraftarlar‎n‎ da, siz bak‎p dururken denizde boًduk.
2|51|Musa'ya k‎rk gece (vahyetmek üzere) sِz vermi‏tik. Sonra haks‎zl‎k ederek buzaً‎y‎ (tanr‎) edindiniz.
2|52|O davran‎‏lar‎n‎zdan sonra (ak‎llan‎p) ‏ükredersiniz diye sizi affettik.
2|53|Doًru yolu bulas‎n‎z diye Musa'ya Kitab'‎ ve hak ile bât‎l‎ ay‎ran hükümleri verdik.
2|54|Musa kavmine demi‏ti ki: Ey kavmim! قüphesiz siz, buzaً‎y‎ (tanr‎) edinmekle kendinize kِtülük ettiniz. Onun için Yaradan‎n‎za tevbe edin de nefislerinizi (kِtü duygular‎n‎z‎) ِldürün. ضyle yapman‎z Yarat‎c‎n‎z‎n kat‎nda sizin için daha iyidir. Bِylece Allah tevbenizi kabul etmi‏ olur. اünkü ac‎y‎p tevbeleri kabul eden ancak O'dur.
2|55|Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'‎ aç‎kça gِrmedikçe asla sana inanmay‎z, demi‏tiniz de bak‎p durur olduًunuz halde hemen sizi y‎ld‎r‎m çarpm‎‏t‎.
2|56|Sonra ِlümünüzün ard‎ndan sizi dirilttik ki ‏ükredesiniz.
2|57|Ve sizi bulutla gِlgeledik, size kudret helvas‎ ve b‎ld‎rc‎n gِnderdik ve "Verdiًimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatta onlar bize deًil sadece kendilerine kِtülük ediyorlard‎.
2|58|(فsrailoًullar‎na:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediًiniz ‏ekilde bol bol yeyin, kap‎s‎ndan eًilerek girin, (girerken) "H‎tta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalar‎n‎z‎ baً‎‏layal‎m; zira biz, iyi davrananlara (kar‏‎l‎ً‎n‎) fazlas‎yla vereceًiz, demi‏tik.
2|59|Fakat zalimler, kendilerine sِylenenleri ba‏ka sِzlerle deًi‏tirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta olduklar‎ kِtülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gِkten ac‎ bir azap indirdik.
2|60|Musa (çِlde) kavmi için su istemi‏ti de biz ona: Deًneًinle ta‏a vur! demi‏tik. Derhal (ta‏tan) oniki kaynak f‎‏k‎rd‎. Her bِlük, içeceًi kaynaً‎ bildi. (Onlara:) Allah'‎n r‎zk‎ndan yeyin, için, sak‎n yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, dedik.
2|61|Hani siz (verilen nimetlere kar‏‎l‎k): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiًi ‏eylerden; sebzesinden, h‎yar‎ndan, sar‎msaً‎ndan, mercimeًinden, soًan‎ndan bize ç‎kars‎n, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kِtü ile deًi‏tirmek mi istiyorsunuz? O halde ‏ehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. ف‏te (bu hadiseden sonra) üzerlerine a‏aً‎l‎k ve yoksulluk damgas‎ vuruldu. Allah'‎n gazab‎na uًrad‎lar. Bu musibetler (onlar‎n ba‏‎na), Allah'‎n âyetlerini inkâra devam etmeleri, haks‎z olarak peygamberleri ِldürmeleri sebebiyle geldi. Bunlar‎n hepsi, sadece isyanlar‎ ve ta‏k‎nl‎klar‎ sebebiyledir.
2|62|قüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, h‎ristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakk‎yla inan‎p sâlih amel i‏leyenler için Rableri kat‎nda mükâfatlar vard‎r. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.
2|63|Sizden saًlam bir sِz alm‎‏, Tûr daً‎n‎n alt‎nda, size verdiًimizi kuvvetle tutun, onda bulunanlar‎ daima hat‎rlay‎n, umulur ki, korunursunuz (demi‏tik de);
2|64|Ondan sonra sِzünüzden dِnmü‏tünüz. Eًer sizin üzerinizde Allah'‎n ihsan‎ ve rahmeti olmasayd‎, muhakkak zarara uًrayanlardan olurdunuz.
2|65|فçinizden cumartesi günü azg‎nl‎k edip de, bu yüzden kendilerine: A‏aً‎l‎k maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.
2|66|Biz bunu (maymunla‏m‎‏ insanlar‎), hadiseyi bizzat gِrenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir ًِüt vesilesi k‎ld‎k.
2|67|Musa, kavmine: Allah bir s‎ً‎r kesmenizi emrediyor, demi‏ti de: Bizimle alay m‎ ediyorsun? demi‏lerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a s‎ً‎n‎r‎m, demi‏ti.
2|68|"Bizim ad‎m‎za Rabbine dua et, bize onun ne olduًunu aç‎klas‎n" dediler. Musa: Allah diyor ki: "O, ne ya‏l‎ ne de kِrpe; ikisi aras‎nda bir inek." Size emredileni hemen yap‎n, dedi.
2|69|Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini aç‎klas‎n, dediler. "O diyor ki: Sar‎ renkli, parlak tüylü, bakanlar‎n içini açan bir inektir" dedi.
2|70|"(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nas‎l bir s‎ً‎r olduًunu bize aç‎klas‎n, nas‎l bir inek keseceًimizi anlayamad‎k. Biz, in‏aallah emredileni yapma yolunu buluruz" dediler. c
2|71|(Musa) dedi ki: Allah ‏ِyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk alt‎na al‎nmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dola‏an (salma), renginde hiç alacas‎ bulunmayan bir inektir. "ف‏te ‏imdi gerçeًi anlatt‎n" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kals‎n kesmeyeceklerdi.
2|72|Hani siz bir adam ِldürmü‏tünüz de onun hakk‎nda birbirinizle at‎‏m‎‏t‎n‎z. Halbuki Allah gizlemekte olduًunuzu ortaya ç‎karacakt‎r.
2|73|"Haydi, ‏imdi (ِldürülen) adama, (kesilen ineًin) bir parças‎yla vurun" dedik. Bِylece Allah ِlüleri diriltir ve dü‏ünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdiًi mucizelerini) gِsterir.
2|74|(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz kat‎la‏t‎. Art‎k kalpleriniz ta‏ gibi yahut daha da kat‎d‎r. اünkü ta‏lardan ِylesi var ki, içinden ‎rmaklar kaynar. ضylesi de var ki, çatlar da ondan su f‎‏k‎r‎r. Ta‏lardan bir k‎sm‎ da Allah korkusuyla yukardan a‏aً‎ yuvarlan‎r. Allah yapmakta olduklar‎n‎zdan gafil deًildir.
2|75|قimdi (ey müminler!) onlar‎n size inanacaklar‎n‎ m‎ umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'‎n kelâm‎n‎ i‏itirler de iyice anlad‎ktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
2|76|(Münaf‎klar) inananlarla kar‏‎la‏t‎klar‎nda "فman ettik" derler. Birbirleriyle ba‏ba‏a kald‎klar‎ vakit ise: Allah'‎n size açt‎klar‎n‎ (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz kat‎nda sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlat‎yorsunuz; bunlar‎ dü‏ünemiyor musunuz? derler.
2|77|Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de aç‎kça yapt‎klar‎n‎ da Allah bilmektedir.
2|78|فçlerinde bir tak‎m ümmîler vard‎r ki, Kitab'‎ (Tevrat'‎) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma ‏eylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
2|79|Elleriyle (bir) Kitap yaz‎p sonra onu az bir bedel kar‏‎l‎ً‎nda satmak için "Bu Allah kat‎ndand‎r" diyenlere yaz‎klar olsun! Elleriyle yazd‎klar‎ndan ِtürü vay haline onlar‎n! Ve kazand‎klar‎ndan ِtürü vay haline onlar‎n!
2|80|فsrailoًullar‎: Say‎l‎ birkaç gün müstesna, bize ate‏ dokunmayacakt‎r, dediler. De ki (onlara): Siz Allah kat‎ndan bir sِz mü ald‎n‎z -ki Allah sِzünden caymaz-, yoksa Allah hakk‎nda bilmediًiniz ‏eyleri mi sِylüyorsunuz?
2|81|Hay‎r! Kim bir kِtülük eder de kِtülüًü kendisini çepeçevre ku‏at‎rsa i‏te o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devaml‎ kal‎rlar.
2|82|فman edip yararl‎ i‏ yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devaml‎ kal‎rlar.
2|83|Vaktiyle biz, فsrailoًullar‎ndan: Yaln‎zca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yak‎n akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye sِz alm‎‏ ve "فnsanlara güzel sِz sِyleyin, namaz‎ k‎l‎n, zekât‎ verin" diye de emretmi‏tik. Sonunda az‎n‎z müstesna, yüz çevirerek dِnüp gittiniz.
2|84|(Ey فsrailoًullar‎!) Birbirinizin kan‎n‎ dِkmeyeceًinize, birbirinizi yurtlar‎n‎zdan ç‎karmayacaً‎n‎za dair sizden sِz alm‎‏t‎k. Her ‏eyi gِrerek sonunda bunlar‎ kabul etmi‏tiniz.
2|85|Bu misak‎ kabul eden sizler, (verdiًiniz sِzün tersine) birbirinizi ِldürüyor, aran‎zdan bir zümreyi yurtlar‎ndan ç‎kar‎yor, kِtülük ve dü‏manl‎kta onlara kar‏‎ birle‏iyorsunuz. Onlar‎ yurtlar‎ndan ç‎karmak size haram olduًu halde (hem ç‎kar‎yor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onlar‎ kurtar‎yorsunuz. Yoksa siz Kitab'‎n bir k‎sm‎na inan‎p bir k‎sm‎n‎ inkâr m‎ ediyorsunuz? Sizden ِyle davrananlar‎n cezas‎ dünya hayat‎nda ancak rüsvayl‎k; k‎yamet gününde ise en ‏iddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklar‎n‎zdan asla gafil deًildir.
2|86|ف‏te onlar, ahirete kar‏‎l‎k dünya hayat‎n‎ sat‎n alan kimselerdir. Bu yüzden ne azaplar‎ hafifletilecek ne de kendilerine yard‎m edilecektir.
2|87|Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎ verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gِnderdik. Meryem oًlu فsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gِnlünüzün arzulamad‎ً‎ ‏eyleri sِyleyen bir elçi geldikçe ona kar‏‎ büyüklük taslad‎n‎z. (Size gelen) peygamberlerden bir k‎sm‎n‎ yalanlad‎n‎z, bir k‎sm‎n‎ da ِldürdünüz.
2|88|(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hay‎r; küfür ve isyanlar‎ sebebiyle Allah onlara lânet etmi‏tir. O yüzden çok az inan‎rlar.
2|89|Daha ِnce kâfirlere kar‏‎ zafer isterlerken kendilerine Allah kat‎ndan ellerindeki (Tevrat'‎) doًrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip ًِrendikleri gerçekler kar‏‎lar‎na dikilince onu inkâr ettiler. ف‏te Allah'‎n lâneti bِyle inkârc‎larad‎r.
2|90|Allah'‎n kullar‎ndan dilediًine peygamberlik ihsan etmesini k‎skand‎klar‎ için Allah'‎n indirdiًini (Kur'an'‎) inkâr ederek kendilerini harcamalar‎ ne kِtü bir ‏eydir! Bِylece onlar, gazap üstüne gazaba uًrad‎lar. Ayr‎ca kâfirler için alçalt‎c‎ bir azap vard‎r.
2|91|Kendilerine: Allah'‎n indirdiًine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inan‎r‎z, derler ve ondan ba‏kas‎n‎ inkâr ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'‎ doًrulay‎c‎ olarak gelmi‏ hak kitapt‎r. (Ey Muhammed!) Onlara: قayet siz gerçekten inan‎yor idiyseniz daha ِnce Allah'‎n peygamberlerini neden ِldürüyordunuz? deyiver.
2|92|Andolsun Musa size apaç‎k mucizeler getirmi‏ti. Sonra onun ard‎ndan, zalimler olarak buzaً‎y‎ (tanr‎) edindiniz.
2|93|Hat‎rlay‎n ki, Tûr daً‎n‎n alt‎nda sizden sِz alm‎‏: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, sِylenenleri anlay‎n, demi‏tik. Onlar: ف‏ittik ve isyan ettik, dediler. فnkârlar‎ sebebiyle kalplerine buzaً‎ sevgisi dolduruldu. De ki: Eًer inan‎yorsan‎z, iman‎n‎z size ne kِtü ‏eyler emrediyor!
2|94|(Ey Muhammed, onlara:) قayet (iddia ettiًiniz gibi) ahiret yurdu Allah kat‎nda diًer insanlara deًil de yaln‎zca size aitse ve bu iddian‎zda doًru iseniz haydi ِlümü temenni edin (bakal‎m), de.
2|95|Onlar, kendi elleriyle ِnceden yapt‎klar‎ i‏ler (günah ve isyanlar‎) sebebiyle hiç bir zaman ِlümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.
2|96|Yemin olsun ki, sen onlar‎ ya‏amaya kar‏‎ insanlar‎n en dü‏künü olarak bulursun. Putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene ya‏as‎n. Oysa ya‏at‎lmas‎ hiç kimseyi azaptan uzakla‏t‎rmaz. Allah onlar‎n yapmakta olduklar‎n‎ eksiksiz gِrür.
2|97|De ki: Cebrail'e kim dü‏man ise ‏unu iyi bilsin ki Allah'‎n izniyle Kur'an'‎ senin kalbine bir hidayet rehberi, ِnce gelen kitaplar‎ doًrulay‎c‎ ve müminler için de müjdeci olarak o indirmi‏tir.
2|98|Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikâil'e dü‏man olursa bilsin ki Allah da inkârc‎ kâfirlerin dü‏man‎d‎r.
2|99|Andolsun ki sana apaç‎k ayetler indirdik. ( Ey muhammed!) Onlar‎ ancak fas‎klar inkar eder.
2|100|Ne zaman onlar bir antla‏ma yapt‎larsa, yine kendilerinden bir gurup onu bozmad‎ m‎? Zaten onlar‎n çoًu iman etmez.
2|101|Allah taraf‎ndan kendilerine, yanlar‎nda bulunan‎ tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'‎n kitab‎n‎ bilmiyormu‏ gibi onu arkalar‎na at‎p terkettiler.
2|102|Süleyman'‎n hükümranl‎ً‎ hakk‎nda onlar, ‏eytanlar‎n uydurup sِylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yap‎p kâfir olmad‎. Lâkin ‏eytanlar kâfir oldular. اünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleًe indirileni ًِretiyorlard‎. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gِnderildik, sak‎n yanl‎‏ inan‎p da kâfir olmayas‎n‎z, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) ًِretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, kar‎ ile koca aras‎n‎ açacak ‏eyleri ًِreniyorlard‎. Oysa büyücüler, Allah'‎n izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni deًil de zarar vereni ًِrenirler. Sihri sat‎n alanlar‎n (ona inan‎p para verenlerin) ahiretten nasibi olmad‎ً‎n‎ çok iyi bilmektedirler. Kar‏‎l‎ً‎nda kendilerini satt‎klar‎ ‏ey ne kِtüdür! Ke‏ke bunu anlasalard‎!
2|103|Eًer iman edip kendilerini kِtülükten korusalard‎, ‏üphesiz, Allah taraf‎ndan verilecek sevap daha hay‎rl‎ olacakt‎. Ke‏ke bunlar‎ anlasalard‎!
2|104|Ey iman edenler! "Râinâ" demeyin, "unzurnâ" deyin. (Sِylenenleri) dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vard‎r.
2|105|(Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hay‎r indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediًine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
2|106|Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kald‎r‎r veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her ‏eye kadirdir.
2|107|(Yine) bilmez misin, gِklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranl‎ً‎ yaln‎zca Allah'‎nd‎r? Sizin için Allah'tan ba‏ka ne bir dost ne de bir yard‎mc‎ vard‎r.
2|108|Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha ِnce Musa'ya sorulduًu gibi peygamberinize sorular sormak m‎ istiyorsunuz? Kim iman‎ küfre deًi‏irse, ‏üphesiz dosdoًru yoldan sapm‎‏ olur.
2|109|Ehl-i kitaptan çoًu, hakikat kendilerine apaç‎k belli olduktan sonra, s‎rf içlerindeki k‎skançl‎ktan ِtürü, sizi iman‎n‎zdan vazgeçirip küfre dِndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakk‎ndaki emrini getirinceye kadar affedip baً‎‏lay‎n. قüphesiz Allah her ‏eye kadirdir.
2|110|Namaz‎ k‎l‎n, zekât‎ verin, ِnceden kendiniz için yapt‎ً‎n‎z her iyiliًi Allah'‎n kat‎nda bulacaks‎n‎z. قüphesiz Allah, yapmakta olduklar‎n‎z‎ noksans‎z gِrür.
2|111|(Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut h‎ristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onlar‎n kuruntusudur. Sen de onlara: Eًer sahiden doًru sِylüyorsan‎z delilinizi getirin, de.
2|112|Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a dِndürürse (Allah'a hakk‎yla kulluk ederse) onun ecri Rabbi kat‎ndad‎r. ضyleleri için ne bir korku vard‎r, ne de üzüntü çekerler.
2|113|Hepsi de kitab‎ (Tevrat ve فncil'i) okumakta olduklar‎ halde Yahudiler: H‎ristiyanlar doًru yolda deًillerdir, dediler. H‎ristiyanlar da: Yahudiler doًru yolda deًillerdir, dediler. Kitab‎ bilmeyenler de birbirleri hakk‎nda t‎pk‎ onlar‎n sِylediklerini sِylediler. Allah, ihtilâfa dü‏tükleri hususlarda k‎yamet günü onlar hakk‎nda hükmünü verecektir.
2|114|Allah'‎n mescidlerinde O'nun ad‎n‎n an‎lmas‎na engel olan ve onlar‎n harap olmas‎na çal‎‏andan daha zalim kim vard‎r! Asl‎nda bunlar‎n oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Ba‏ka türlü girmeye haklar‎ yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vard‎r.
2|115|Doًu da Allah'‎nd‎r bat‎ da. Nereye dِnerseniz Allah'‎n yüzü (zat‎) oradad‎r. قüphesiz Allah'(‎n rahmeti ve nimeti) geni‏tir, O her ‏eyi bilendir.
2|116|"Allah çocuk edindi" dediler. Hâ‏â! O, bundan münezzehtir. Gِklerde ve yerde olanlar‎n hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eًmi‏tir.
2|117|(O), gِklerin ve yerin e‏siz yarat‎c‎s‎d‎r. Bir ‏eyi dilediًinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir.
2|118|Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konu‏mal‎ ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli deًil miydi? Onlardan ِncekiler de i‏te t‎pk‎ onlar‎n dediklerini demi‏lerdi. Kalpleri (ak‎llar‎) nas‎l da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaç‎k gِsterdik.
2|119|Doًrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu deًilsin.
2|120|Dinlerine uymad‎kça yahudiler de h‎ristiyanlar da asla senden raz‎ olmayacaklard‎r. De ki: Doًru yol, ancak Allah'‎n yoludur. Sana gelen ilimden sonra onlar‎n arzular‎na uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yard‎mc‎ vard‎r.
2|121|Kendilerine kitap verdiًimiz kimseler (den baz‎s‎) onu, hakk‎n‎ gِzeterek okurlar. اünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, i‏te gerçekten zarara uًrayanlar onlard‎r.
2|122|Ey فsrailoًullar‎! Size verdiًim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün k‎lm‎‏ olduًumu hat‎rlay‎n.
2|123|Ve bir günden sak‎n‎n ki, o günde hiç kimse ba‏kas‎ nam‎na bir ‏ey ِdeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye ‏efaat fayda vermez. Onlar hiçbir yard‎m da gِrmezler.
2|124|Bir zamanlar Rabbi فbrahim'i bir tak‎m kelimelerle s‎nam‎‏, onlar‎ tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara ِnder yapacaً‎m, demi‏ti. "Soyumdan da (ِnderler yap, yâ Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için sِz vermem) buyurdu.
2|125|Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer k‎ld‎k. Siz de فbrahim'in makam‎ndan bir namaz yeri edinin (orada namaz k‎l‎n). فbrahim ve فsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmi‏tik.
2|126|فbrahim de demi‏ti ki: Ey Rabbim! Buray‎ emin bir ‏ehir yap, halk‎ndan Allah'a ve ahiret gününe inananlar‎ çe‏itli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydaland‎r‎r, sonra onu cehennem azab‎na sürüklerim. Ne kِtü var‎lacak yerdir oras‎!
2|127|Bir zamanlar فbrahim, فsmail ile beraber Beytullah'‎n temellerini yükseltiyor (‏ِyle diyorlard‎:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; ‏üphesiz sen i‏itensin, bilensin.
2|128|Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eًenlerden k‎l, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet ç‎kar, bize ibadet usullerimizi gِster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
2|129|Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti ًِretecek, onlar‎ temizleyecek bir peygamber gِnder. اünkü üstün gelen, her ‏eyi yerli yerince yapan yaln‎z sensin.
2|130|فbrahim'in dininden kendini bilmezlerden ba‏ka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi) seçtik, ‏üphesiz o ahirette de iyilerdendir.
2|131|اünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demi‏, o da: Alemlerin Rabbine boyun eًdim, demi‏ti.
2|132|Bunu فbrahim de kendi oًullar‎na vasiyet etti, Yakub da: Oًullar‎m! Allah sizin için bu dini (فslâm'‎) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ِlünüz (dedi).
2|133|Yoksa Ya'kub'a ِlüm geldiًi zaman siz orada m‎ idiniz? O zaman (Ya'kub) oًullar‎na: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demi‏ti. Onlar: Senin ve atalar‎n فbrahim, فsmail ve فshak'‎n ilâh‎ olan tek Allah'a kulluk edeceًiz; biz ancak O'na teslim olmu‏uzdur, dediler.
2|134|Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onlar‎n kazand‎klar‎ kendilerinin, sizin kazand‎klar‎n‎z sizindir. Siz onlar‎n yapt‎klar‎ndan sorguya çekilmezsiniz.
2|135|(Yahudiler ve h‎ristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da h‎ristiyan olun ki, doًru yolu bulas‎n‎z, dediler. De ki: Hay‎r! Biz, hanîf olan فbrahim'in dinine uyar‎z. O, mü‏riklerden deًildi.
2|136|"Biz, Allah'a ve bize indirilene; فbrahim, فsmail, فshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve فsa'ya verilenlerle Rableri taraf‎ndan diًer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri aras‎nda fark gِzetmeksizin inand‎k ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin.
2|137|Eًer onlar da sizin inand‎ً‎n‎z gibi inan‎rlarsa doًru yolu bulmu‏ olurlar; dِnerlerse mutlaka anla‏mazl‎k içine dü‏mü‏ olurlar. Onlara kar‏‎ Allah sana yeter. O i‏itendir, bilendir.
2|138|Allah'‎n (verdiًi) rengiyle boyand‎k. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
2|139|De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduًu halde, O'nun hakk‎nda bizimle tart‎‏maya m‎ giri‏iyorsunuz? Bizim yapt‎klar‎m‎z bize, sizin yapt‎klar‎n‎z da size aittir. Biz O'na gِnülden baًlananlar‎z.
2|140|Yoksa siz, فbrahim, فsmail, فshak, Ya'kub ve esbât‎n yahudi, yahut h‎ristiyan olduklar‎n‎ m‎ sِylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah m‎? Allah taraf‎ndan kendisine (bildirilmi‏) bir ‏ahitliًi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yapt‎klar‎n‎zdan gafil deًildir.
2|141|Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onlar‎n kazand‎klar‎ kendilerine, sizin kazand‎klar‎n‎z da size aittir. Siz onlar‎n yapt‎klar‎ndan sorguya çekilmezsiniz.
2|142|فnsanlardan bir k‎s‎m beyinsizler: Yِnelmekte olduklar‎ k‎blelerinden onlar‎ çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doًu da bat‎ da Allah'‎nd‎r. O dilediًini doًru yola iletir.
2|143|ف‏te bِylece sizin insanl‎ًa ‏ahitler olman‎z, Resûl'ün de size ‏ahit olmas‎ için sizi mutedil bir millet k‎ld‎k. Senin (arzulay‎p da ‏u anda) yِnelmediًin k‎bleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyan‎, ِkçeleri üzerinde geri dِnenden ay‎rdetmemiz için k‎ble yapt‎k. Bu, Allah'‎n hidayet verdiًi kimselerden ba‏kas‎na elbette aً‎r gelir. Allah sizin iman‎n‎z‎ asla zayi edecek deًildir. Zira Allah insanlara kar‏‎ ‏efkatli ve merhametlidir.
2|144|(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün gًِe doًru çevrilmekte olduًunu (yücelerden haber beklediًini) gِrüyoruz. ف‏te ‏imdi, seni memnun olacaً‎n bir k‎bleye dِndürüyoruz. Art‎k yüzünü Mescid-i Haram taraf‎na çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursan‎z olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. قüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduًunu çok iyi bilirler. Allah onlar‎n yapmakta olduklar‎ndan habersiz deًildir.
2|145|Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin k‎blene dِnmezler. Sen de onlar‎n k‎blesine dِnecek deًilsin. Onlar da birbirlerinin k‎blesine dِnmezler. Sana gelen ilimden sonra eًer onlar‎n arzular‎na uyacak olursan, i‏te o zaman sen hakk‎ çiًneyenlerden olursun.
2|146|Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), ِz oًullar‎n‎ tan‎d‎klar‎ gibi tan‎rlar. Buna raًmen onlardan bir gurup bile bile gerçeًi gizler.
2|147|Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde ku‏kulananlardan olma!
2|148|Herkesin yِneldiًi bir k‎blesi vard‎r. (Ey müminler!) Siz hay‎r i‏lerinde yar‎‏‎n. Nerede olursan‎z olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. قüphesiz Allah her ‏eye kadirdir.
2|149|Nereden yola ç‎karsan ç‎k (namazda) yüzünü Mescid-i Haram taraf‎na çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yapt‎klar‎n‎zdan habersiz deًildir.
2|150|(Evet Resûlüm ! ) Nereden yola ç‎karsan ç‎k (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doًru çevir. Nerede olursan‎z olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralar‎ndan haks‎zl‎k edenler (kuru inatç‎lar) müstesna, insanlar‎n aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmas‎n. Sak‎n onlardan korkmay‎n! Yaln‎z benden korkun. Bِylece size olan nimetimi tamamlayay‎m da doًru yolu bulas‎n‎z.
2|151|Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kِtülüklerden ar‎nd‎ran, size Kitab'‎ ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size ًِreten bir Resûl gِnderdik.
2|152|ضyle ise siz beni (ibadetle) an‎n ki ben de sizi anay‎m. Bana ‏ükredin; sak‎n bana nankِrlük etmeyin!
2|153|Ey iman edenler! Sab‎r ve namaz ile Allah'tan yard‎m isteyin. اünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.
2|154|Allah yolunda ِldürülenlere "ِlüler" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazs‎n‎z.
2|155|Andolsun ki sizi biraz korku ve açl‎k; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !
2|156|O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiًi zaman: Biz Allah'‎n kullar‎y‎z ve biz O'na dِneceًiz, derler.
2|157|ف‏te Rablerinden baً‎‏lamalar ve rahmet hep onlarad‎r. Ve doًru yolu bulanlar da onlard‎r.
2|158|قüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'‎n koyduًu ni‏anlardand‎r. Her kim Beytullah'‎ ziyaret eder veya umre yaparsa onlar‎ tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gِnüllü olarak bir iyilik yaparsa ‏üphesiz Allah kabul eder ve (yap‎lan‎) hakk‎yla bilir.
2|159|فndirdiًimiz aç‎k delilleri ve kitapta insanlara apaç‎k gِsterdiًimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.
2|160|Ancak tevbe edip durumlar‎n‎ düzeltenler ve gerçeًi aç‎kça ortaya koyanlar ba‏kad‎r. Zira ben onlar‎n tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.
2|161|(Ayetlerimizi) inkâr etmi‏ ve kâfir olarak ِlmü‏lere gelince, i‏te Allah'‎n, meleklerin ve tüm insanlar‎n lâneti onlar‎n üzerinedir.
2|162|Onlar ebediyen lânet içinde kal‎rlar. Art‎k ne azaplar‎ hafifletilir ne de onlar‎n yüzlerine bak‎l‎r.
2|163|فlâh‎n‎z bir tek Allah't‎r. O'ndan ba‏ka ilâh yoktur. O, rahmând‎r, rahîmdir.
2|164|قüphesiz gِklerin ve yerin yarat‎lmas‎nda, gece ile gündüzün birbiri pe‏inden gelmesinde, insanlara fayda veren ‏eylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'‎n gِkten indirip de ِlü haldeki topraً‎ canland‎rd‎ً‎ suda, yeryüzünde her çe‏it canl‎y‎ yaymas‎nda, rüzgârlar‎ ve yer ile gِk aras‎nda emre haz‎r bekleyen bulutlar‎ yِnlendirmesinde dü‏ünen bir toplum için (Allah'‎n varl‎ً‎n‎ ve birliًini isbatlayan) birçok deliller vard‎r.
2|165|فnsanlardan baz‎lar‎ Allah'tan ba‏kas‎n‎ Allah'a denk tanr‎lar edinir de onlar‎ Allah'‎ sever gibi severler. فman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlar‎nkinden) çok daha fazlad‎r. Ke‏ke zalimler azab‎ gِrdükleri zaman (anlayacaklar‎ gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduًunu ve Allah'‎n azab‎n‎n çok ‏iddetli olduًunu ِnceden anlayabilselerdi.
2|166|ف‏te o zaman (gِrecekler ki) kendilerine uyulup arkalar‎ndan gidilenler, uyanlardan h‎zla uzakla‏‎rlar ve (o anda her iki taraf da) azab‎ gِrmü‏, nihayet aralar‎ndaki baًlar kopup parçalanm‎‏t‎r.
2|167|(Kِtülere) uyanlar ‏ِyle derler: Ah, ke‏ke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsayd‎ da, ‏imdi onlar‎n bizden uzakla‏t‎klar‎ gibi biz de onlardan uzakla‏sayd‎k! Bِylece Allah onlara, i‏lerini, pi‏manl‎k ve üzüntü kaynaً‎ olarak gِsterir ve onlar art‎k ate‏ten ç‎kamazlar.
2|168|Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlar‎n helâl ve temiz olanlar‎ndan yeyin, ‏eytan‎n pe‏ine dü‏meyin; zira ‏eytan sizin aç‎k bir dü‏man‎n‎zd‎r.
2|169|O size ancak kِtülüًü, çirkini ve Allah hakk‎nda bilmediًiniz ‏eyleri sِylemenizi emreder.
2|170|Onlara (mü‏riklere): Allah'‎n indirdiًine uyun, denildiًi zaman onlar, "Hay‎r! Biz atalar‎m‎z‎ üzerinde bulduًumuz yola uyar‎z" dediler. Ya atalar‎ bir ‏ey anlamam‎‏, doًruyu da bulamam‎‏ idiyseler?
2|171|(Hidayet çaًr‎s‎na kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çoban‎n baً‎r‎p çaً‎rmas‎n‎ i‏iten hayvanlar‎n durumuna benzer. اünkü onlar saً‎rlar, dilsizler ve kِrlerdir. Bu sebeple dü‏ünmezler.
2|172|Ey iman edenler! Size verdiًimiz r‎z‎klar‎n temiz olanlar‎ndan yeyin, eًer siz yaln‎z Allah'a kulluk ediyorsan‎z O'na ‏ükredin.
2|173|Allah size ancak ِlüyü (le‏i), kan‎, domuz etini ve Allah'tan ba‏kas‎ ad‎na kesileni haram k‎ld‎. Her kim bunlardan yemeye mecbur kal‎rsa, ba‏kas‎n‎n hakk‎na sald‎rmadan ve haddi a‏madan bir miktar yemesinde günah yoktur. قüphe yok ki Allah çokça baً‎‏layan çokça esirgeyendir.
2|174|Allah'‎n indirdiًi kitaptan bir ‏eyi (âhir zaman Peygamberinin vas‎flar‎n‎) gizleyip onu az bir paha ile deًi‏enler yok mu, i‏te onlar‎n yeyip de kar‎nlar‎na doldurduklar‎, ate‏ten ba‏ka bir ‏ey deًildir. K‎yamet günü Allah ne kendileriyle konu‏ur ve ne de onlar‎ temize ç‎kar‎r. Orada onlar için can yak‎c‎ bir azap vard‎r.
2|175|Onlar doًru yol kar‏‎l‎ً‎nda sap‎kl‎ً‎, maًfirete bedel olarak da azab‎ sat‎n alm‎‏ kimselerdir. Onlar ate‏e kar‏‎ ne kadar dayan‎kl‎d‎rlar!
2|176|O azab‎n sebebi, Allah'‎n, kitab‎ hak olarak indirmi‏ olmas‎d‎r. (Buna raًmen farkl‎ yorum yap‎p) kitapta ayr‎l‎ًa dü‏enler, elbette derin bir anla‏mazl‎ً‎n içine dü‏mü‏lerdir.
2|177|فyilik, yüzlerinizi doًu ve bat‎ taraf‎na çevirmeniz deًildir. As‎l iyilik, o kimsenin yapt‎ً‎d‎r ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inan‎r. (Allah'‎n r‎zas‎n‎ gِzeterek) yak‎nlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalm‎‏lara, dilenenlere ve kِlelere sevdiًi maldan harcar, namaz k‎lar, zekât verir. Antla‏ma yapt‎ً‎ zaman sِzlerini yerine getirir. S‎k‎nt‎, hastal‎k ve sava‏ zamanlar‎nda sabreder. ف‏te doًru olanlar, bu vas‎flar‎ ta‏‎yanlard‎r. Müttakîler ancak onlard‎r!
2|178|Ey iman edenler! ضldürülenler hakk‎nda size k‎sas farz k‎l‎nd‎. Hüre hür, kِleye kِle, kad‎na kad‎n (ِldürülür). Ancak her kimin cezas‎, karde‏i (ِldürülenin velisi) taraf‎ndan bir miktar baً‎‏lan‎rsa art‎k (taraflar) hakkaniyete uymal‎ ve (ِldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ِdemelidir. Bu sِylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi a‏arsa muhakkak onun için elem verici bir azap vard‎r.
2|179|Ey ak‎l sahipleri! K‎sasta sizin için hayat vard‎r. Umulur ki suç i‏lemekten sak‎n‎rs‎n‎z.
2|180|Birinize ِlüm geldiًi zaman, eًer bir hay‎r b‎rakacaksa anaya, babaya, yak‎nlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
2|181|Her kim bunu i‏ittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti deًi‏tirirse, günah‎ onu deًi‏tirenleredir. قüphesiz Allah (her ‏eyi) i‏itir ve (her ‏eyi) bilir.
2|182|Her kim, vasiyet edenin haks‎zl‎ًa yahut günaha meyletmesinden endi‏e eder de (alâkal‎lar‎n) aralar‎n‎ bulursa kendisine günah yoktur. قüphesiz Allah çok baً‎‏layan hem de esirgeyendir.
2|183|Ey iman edenler! Oruç sizden ِnce gelip geçmi‏ ümmetlere farz k‎l‎nd‎ً‎ gibi size de farz k‎l‎nd‎. Umulur ki korunursunuz.
2|184|Say‎l‎ günlerde olmak üzere (oruç size farz k‎l‎nd‎). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamad‎ً‎ günler kadar) diًer günlerde kaza eder. (فhtiyarl‎k veya ‏ifa umudu kalmam‎‏ hastal‎k gibi devaml‎ mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gِnüllü olarak hay‎r yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eًer bilirseniz (güçlüًüne raًmen) oruç tutman‎z sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
2|185|Ramazan ay‎, insanlara yol gِsterici, doًrunun ve doًruyu eًriden ay‎rman‎n aç‎k delilleri olarak Kur'an'‎n indirildiًi ayd‎r. ضyle ise sizden ramazan ay‎n‎ idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamad‎ً‎ günler say‎s‎nca) ba‏ka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolayl‎k ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, say‎y‎ tamamlaman‎z ve size doًru yolu gِstermesine kar‏‎l‎k, Allah'‎ tazim etmeniz, ‏ükretmeniz içindir.
2|186|Kullar‎m sana, beni sorduًunda (sِyle onlara): Ben çok yak‎n‎m. Bana dua ettiًi vakit dua edenin dileًine kar‏‎l‎k veririm. O halde (kullar‎m da) benim davetime uysunlar ve bana inans‎nlar ki doًru yolu bulalar.
2|187|Oruç gecesinde kad‎nlar‎n‎za yakla‏mak size helâl k‎l‎nd‎. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kِtülük ettiًinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi baً‎‏lad‎. Art‎k (ramazan gecelerinde) onlara yakla‏‎n ve Allah'‎n sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabah‎n beyaz ipliًi (ayd‎nl‎ً‎), siyah ipliًinden (karanl‎ً‎ndan) ay‎rt edilinceye kadar yeyin, için, sonra ak‏ama kadar orucu tamamlay‎n. Mescitlerde ibadete çekilmi‏ olduًunuz zamanlarda kad‎nlarla birle‏meyin. Bunlar Allah'‎n koyduًu s‎n‎rlard‎r. Sak‎n bu s‎n‎rlara yakla‏may‎n. ف‏te bِylece Allah âyetlerini insanlara aç‎klar. Umulur ki korunurlar.
2|188|Mallar‎n‎z‎ aran‎zda haks‎z sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanlar‎n mallar‎ndan bir k‎sm‎n‎ haram yollardan yemeniz için o mallar‎ hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.
2|189|Sana, hilâl ‏eklinde yeni doًan aylar‎ sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve ِzellikle hac için vakit ِlçüleridir. فyi davran‎‏, asla evlere arkalar‎ndan gelip girmeniz deًildir. Lâkin iyi davran‎‏, korunan (ve ِlçülü giden) kimsenin davran‎‏‎d‎r. Evlere kap‎lar‎ndan girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtulu‏a erersiniz.
2|190|Size kar‏‎ sava‏ açanlara, siz de Allah yolunda sava‏ aç‎n. Sak‎n a‏‎r‎ gitmeyin, çünkü Allah a‏‎r‎lar‎ sevmez.
2|191|Onlar‎ (size kar‏‎ sava‏anlar‎) yakalad‎ً‎n‎z yerde ِldürün. Sizi ç‎kard‎klar‎ yerden siz de onlar‎ ç‎kar‎n. Fitne, adam ِldürmekten daha kِtüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle sava‏mad‎kça, siz de onlarla sava‏may‎n. Eًer onlar size kar‏‎ sava‏ açarlarsa siz de onlar‎ ِldürün. ف‏te kâfirlerin cezas‎ bِyledir.
2|192|Eًer onlar (sava‏tan) vazgeçerlerse, (‏unu iyi bilin ki) Allah gafûr ve rahîmdir.
2|193|Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yaln‎z Allah için oluncaya kadar onlarla sava‏‎n. قayet vazgeçerlerse zalimlerden ba‏kas‎na dü‏manl‎k ve sald‎r‎ yoktur.
2|194|Haram ay haram aya kar‏‎l‎kt‎r. Hürmetler (dokunulmazl‎klar) kar‏‎l‎kl‎d‎r. Kim size sald‎r‎rsa siz de ona misilleme olacak kadar sald‎r‎n. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir.
2|195|Allah yolunda harcay‎n. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmay‎n. Her türlü hareketinizde dürüst davran‎n. اünkü Allah dürüstleri sever.
2|196|Hacc‎ ve umreyi Allah için tam yap‎n. Eًer (bunlardan) al‎konursan‎z kolay‎n‎za gelen kurban‎ gِnderin. Kurban, yerine var‎ncaya kadar ba‏lar‎n‎z‎ t‎ra‏ etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut ba‏‎ndan bir rahats‎zl‎ً‎ varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuًu için) emin olduًunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolay‎na gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine dِndüًü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu sِylenenler, ailesi Mescid-i Haram civar‎nda oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'‎n vereceًi ceza aً‎rd‎r.
2|197|Hac, bilinen aylardad‎r. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihram‎n‎ giyerse), hac esnas‎nda kad‎na yakla‏mak, günah say‎lan davran‎‏lara yِnelmek, kavga etmek yoktur. Ne hay‎r i‏lerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) az‎k edinin. Bilin ki az‎ً‎n en hay‎rl‎s‎ takvâd‎r. Ey ak‎l sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sak‎n‎n.
2|198|(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazanc‎) araman‎zda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayr‎l‎p ak‎n ettiًinizde Me‏'ar-i Haram'da Allah'‎ zikredin ve O'nu size gِsterdiًi ‏ekilde an‎n. قüphesiz siz daha ِnce yanl‎‏ gidenlerden idiniz.
2|199|Sonra insanlar‎n (sel gibi) akt‎ً‎ yerden siz de ak‎n. Allah'tan maًfiret isteyin. اünkü Allah affedici ve esirgeyicidir.
2|200|Hac ibadetlerinizi bitirince, babalar‎n‎z‎ and‎ً‎n‎z gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir ‏ekilde Allah'‎ an‎n. فnsanlardan ِyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Bِyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.
2|201|Onlardan bir k‎sm‎ da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azab‎ndan koru! derler.
2|202|ف‏te onlar için, kazand‎klar‎ndan büyük bir nasip vard‎r. (قüphesiz) Allah'‎n hesab‎ çok süratlidir.
2|203|Say‎l‎ günlerde (eyyam-‎ te‏rikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah'‎ an‎n. Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dِnmek isterse, ona günah yoktur. Bunlar günahtan sak‎nanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki hepiniz O'nun huzurunda toplanacaks‎n‎z.
2|204|فnsanlardan ِyleleri vard‎r ki, dünya hayat‎ hakk‎nda sِyledikleri senin ho‏una gider. Hatta bِylesi kalbinde olana (samimi olduًuna) Allah'‎ ‏ahit tutar. Halbuki o, has‎mlar‎n en yaman‎d‎r.
2|205|O, dِnüp gitti mi (yahut bir i‏ ba‏‎na geçti mi) yeryüzünde ortal‎ً‎ fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çal‎‏‎r. Allah bozgunculuًu sevmez.
2|206|Bِylesine "Allah'tan kork!" denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kِtü yerdir!
2|207|فnsanlardan ِyleleri de var ki, Allah'‎n r‎zas‎n‎ almak için kendini ve mal‎n‎ feda eder. Allah da kullar‎na ‏efkatlidir.
2|208|Ey iman edenler! Hep birden bar‎‏a girin. Sak‎n ‏eytan‎n pe‏inden gitmeyin. اünkü o, apaç‎k dü‏man‎n‎zd‎r.
2|209|Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaç‎k deliller geldikten sonra, eًer bar‎‏tan saparsan‎z, ‏unu iyi bilin ki Allah azîzdir, hakîmdir.
2|210|Onlar, ille de buluttan gِlgeler içinde Allah'‎n ve meleklerinin gelmesini mi beklerler Halbuki i‏ bitirilmi‏tir. (Allah nizam‎ art‎k deًi‏mez.) Bütün i‏ler yaln‎zca Allah'a dِndürülür.
2|211|فsrailoًullar‎na sor ki kendilerine nice apaç‎k mucizeler verdik. Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah'‎n nimetini (âyetlerini) deًi‏tirirse bilsin ki Allah'‎n azab‎ ‏iddetlidir.
2|212|Kâfir olanlar için dünya hayat‎ câzip k‎l‎nd‎. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkârdan sak‎nanlar k‎yamet gününde onlar‎n üstündedir. Allah dilediًine hesaps‎z r‎z‎k verir.
2|213|فnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak peygamberleri gِnderdi. فnsanlar aras‎nda, anla‏mazl‎ًa dü‏tükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gِsteren kitaplar‎ da gِnderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaç‎k deliller geldikten sonra, aralar‎ndaki k‎skançl‎ktan ِtürü dinde anla‏mazl‎ًa dü‏tüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa dü‏tükleri gerçeًi izniyle gِsterdi. Allah dilediًini doًru yola iletir.
2|214|(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden ِnce gelip geçenlerin ba‏‎na gelenler size de gelmeden cennete gireceًinizi mi sand‎n‎z? Yoksulluk ve s‎k‎nt‎ onlara ِylesine dokunmu‏ ve ِyle sars‎lm‎‏lard‎ ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'‎n yard‎m‎ ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'‎n yard‎m‎ yak‎nd‎r.
2|215|Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklar‎n‎ soruyorlar. De ki: Maldan harcad‎ً‎n‎z ‏ey, ebeveyn, yak‎nlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmal‎d‎r. قüphesiz Allah yapacaً‎n‎z her hayr‎ bilir.
2|216|Ho‏unuza gitmediًi halde sava‏ size farz k‎l‎nd‎. Sizin için daha hay‎rl‎ olduًu halde bir ‏eyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kِtü olduًu halde bir ‏eyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
2|217|Sana haram ay‎, yani onda sava‏may‎ soruyorlar. De ki: O ayda sava‏mak büyük bir günaht‎r. (فnsanlar‎) Allah yolundan çevirmek, Allah'‎ inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'‎n ziyaretine mâni olmak ve halk‎n‎ oradan ç‎karmak ise Allah kat‎nda daha büyük günaht‎r. Fitne de adam ِldürmekten daha büyük bir günaht‎r. Onlar eًer güçleri yeterse, sizi dininizden dِndürünceye kadar size kar‏‎ sava‏a devam ederler. Sizden kim, dininden dِner ve kâfir olarak ِlürse, onlar‎n yapt‎klar‎ i‏ler dünyada da ahirette de bo‏a gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devaml‎ kal‎rlar.
2|218|فman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, i‏te bunlar, Allah'‎n rahmetini umabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.
2|219|Sana, ‏arap ve kumar hakk‎nda soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir tak‎m faydalar vard‎r. Ancak her ikisinin de günah‎ faydas‎ndan daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklar‎n‎ sorarlar. "فhtiyaç fazlas‎n‎" de. Allah size âyetleri bِyle aç‎klar ki dü‏ünesiniz.
2|220|Dünya ve ahiret hakk‎nda (lehinize olan davran‎‏lar‎ dü‏ünün ve ona gِre hareket edin). Sana yetimler hakk‎nda soruyorlar. De ki: Onlar‎ iyi yeti‏tirmek (yüz üstü b‎rakmaktan) daha hay‎rl‎d‎r. Eًer onlarla birlikte ya‏arsan‎z, (unutmay‎n ki) onlar sizin karde‏lerinizdir. Allah, i‏leri bozanla düzelteni bilir. Eًer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve me‏akkate sokard‎. اünkü Allah güçlüdür, hakîmdir.
2|221|فman etmedikçe putperest kad‎nlarla evlenmeyin. Beًenseniz bile, putperest bir kad‎ndan, imanl‎ bir câriye kesinlikle daha iyidir. فman etmedikçe putperest erkekleri de (k‎zlar‎n‎zla) evlendirmeyin. Beًenseniz bile, putperest bir ki‏iden inanm‎‏ bir kِle kesinlikle daha iyidir. Onlar (mü‏rikler) cehenneme çaً‎r‎r. Allah ise, izni (ve yard‎m‎) ile cennete ve maًfirete çaً‎r‎r. Allah, dü‏ünüp anlas‎nlar diye âyetlerini insanlara aç‎klar.
2|222|Sana kad‎nlar‎n ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahats‎zl‎kt‎r. Bu sebeple ay halinde olan kad‎nlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yakla‏may‎n. Temizlendikleri vakit, Allah'‎n size emrettiًi yerden onlara yakla‏‎n. قunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.
2|223|Kad‎nlar‎n‎z sizin için bir tarlad‎r. Tarlan‎za nas‎l dilerseniz ِyle var‎n. Kendiniz için ِnceden (uygun davran‎‏larla) haz‎rl‎k yap‎n. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavu‏acaks‎n‎z. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!
2|224|Yeminlerinizden dolay‎ Allah'‎ (O'nun ad‎n‎), iyilik etmenize, O'ndan sak‎nman‎za ve insanlar‎n aras‎n‎ düzeltmenize engel k‎lmay‎n. Allah i‏itir ve bilir.
2|225|Allah sizi kas‎ts‎z yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lâkin kas‎tl‎ yapt‎ً‎n‎z yeminlerinizden dolay‎ sizi sorumlu tutar. Allah gafûrdur, halîmdir.
2|226|Kad‎nlar‎na yakla‏mamaya yemin edenler dِrt ay beklerler. Eًer (bu müddet içinde) kad‎nlar‎na dِnerlerse, ‏üphesiz Allah çokça baً‎‏layan ve esirgeyendir.
2|227|Eًer (müddeti içinde dِnmeyip kad‎nlar‎n‎) bo‏amaya karar verirlerse (ayr‎l‎rlar). Biliniz ki, Allah i‏itir ve bilir.
2|228|Bo‏anm‎‏ kad‎nlar, kendi ba‏lar‎na (evlenmeden) üç ay hali (hay‎z veya temizlik müddeti) beklerler. Eًer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanm‎‏larsa, rahimlerinde Allah'‎n yaratt‎ً‎n‎ gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eًer kocalar bar‎‏mak isterlerse, bu durumda bo‏ad‎klar‎ kad‎nlar‎ geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kad‎nlar üzerindeki haklar‎ gibi, kad‎nlar‎n da erkekler üzerinde belli haklar‎ vard‎r. Ancak erkekler, kad‎nlara gِre bir derece üstünlüًe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.
2|229|Bo‏ama iki defad‎r. Bundan sonras‎ ya iyilikle tutmak ya da güzellikle sal‎vermektir. Kad‎nlara verdiklerinizden (bo‏anma esnas‎nda) bir ‏ey alman‎z size helâl olmaz. Ancak erkek ve kad‎n Allah'‎n s‎n‎rlar‎nda kal‎p evlilik haklar‎n‎ tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. (Ey müminler!) Siz de kar‎ ile kocan‎n, Allah'‎n s‎n‎rlar‎n‎, hakk‎yla muhafaza etmelerinden ku‏kuya dü‏erseniz, kad‎n‎n (erkeًe) fidye vermesinde her iki taraf için de sak‎nca yoktur. Bu sِylenenler Allah'‎n koyduًu s‎n‎rlard‎r. Sak‎n onlar‎ a‏may‎n. Kim Allah'‎n s‎n‎rlar‎n‎ a‏arsa i‏te onlar zalimlerdir.
2|230|Eًer erkek kad‎n‎ (üçüncü defa) bo‏arsa, ondan sonra kad‎n bir ba‏ka erkekle evlenmedikçe onu almas‎ kendisine helâl olmaz. Eًer bu ki‏i de onu bo‏arsa, (her iki taraf da) Allah'‎n s‎n‎rlar‎n‎ muhafaza edeceklerine inand‎klar‎ takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'‎n s‎n‎rlar‎d‎r. Allah bunlar‎ bilmek, ًِrenmek isteyenler için aç‎klar.
2|231|Kad‎nlar‎ bo‏ad‎ً‎n‎z ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onlar‎ iyilikle tutun yahut iyilikle b‎rak‎n. Fakat haks‎zl‎k ederek ve zarar vermek için onlar‎ nikâh alt‎nda tutmay‎n. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kِtülük etmi‏ olur. Allah'‎n âyetlerini eًlenceye almay‎n. Allah'‎n sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiًi hidayeti), size ًِüt vermek üzere indirdiًi Kitab'‎ ve hikmeti hat‎rlay‎n. Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah, her ‏eyi bilir.
2|232|Kad‎nlar‎ bo‏ad‎ً‎n‎z ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, aralar‎nda iyilikle anla‏t‎klar‎ takdirde, onlar‎n (eski) kocalar‎yla evlenmelerine engel olmay‎n. ف‏te bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere ًِüt verilmektedir. Bu ًِüdü tutman‎z kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
2|233|Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, anneler çocuklar‎n‎ iki tam y‎l emzirirler. Onlar‎n ِrfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba taraf‎na aittir. Bir insan ancak gücü yettiًinden sorumlu tutulur. Hiçbir anne, çocuًu sebebiyle, hiçbir baba da çocuًu yüzünden zarara uًrat‎lmamal‎d‎r. Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eًer ana ve baba birbiriyle gِrü‏erek ve kar‏‎l‎kl‎ anla‏arak çocuًu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. اocuklar‎n‎z‎ (süt anne tutup) emzirtmek istediًiniz takdirde, süt anneye vermekte olduًunuzu iyilikle teslim etmeniz ‏art‎yla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklar‎n‎z‎ gِrür.
2|234|Sizden ِlenlerin, geride b‎rakt‎klar‎ e‏leri, kendi ba‏lar‎na (evlenmeden) dِrt ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakk‎nda yapt‎klar‎ me‏ru i‏lerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklar‎n‎z‎ bilir.
2|235|(فddet beklemekte olan) kad‎nlarla evlenme hususundaki dü‏üncelerinizi üstü kapal‎ biçimde anlatman‎zda veya onu içinizde gizli tutman‎zda size günah yoktur. Allah bilir ki siz onlar‎ anacaks‎n‎z. Lâkin, me‏ru sِzler sِylemeniz müstesna, sak‎n onlara gizlice bulu‏ma sِzü vermeyin. Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikâh k‎ymaya kalk‎‏may‎n. Bilin ki Allah, gِnlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sak‎n‎n. قunu iyi bilin ki Allah gafûrdur, halîmdir.
2|236|Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kad‎nlar‎ bo‏arsan‎z bunda size mehir zorunluًu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir ‏eyler) verin. Zengin olan durumuna gِre, fakir de durumuna gِre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
2|237|Kendilerine mehir tayin ederek evlendiًiniz kad‎nlar‎, temas etmeden bo‏arsan‎z, tayin ettiًiniz mehrin yar‎s‎ onlar‎n hakk‎d‎r. Ancak kad‎nlar‎n vazgeçmesi veya nikâh baً‎ elinde bulunan‎n (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aran‎zda iyilik ve ihsan‎ unutmay‎n. قüphesiz Allah yapmakta olduklar‎n‎z‎ hakk‎yla gِrür.
2|238|Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a sayg‎ ve baًl‎l‎k içinde namaz k‎l‎n.
2|239|Eًer (herhangi bir ‏eyden) korkarsan‎z (namazlar‎n‎z‎) yürüyerek yahut binmi‏ olarak (k‎l‎n). Güvene kavu‏tuًunuz zaman, siz bilmezken Allah'‎n size ًِrettiًi ‏ekilde O'nu an‎n (namaz k‎l‎n).
2|240|Sizden ِlüp de (dul) e‏ler b‎rakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden ç‎kar‎lmadan, bir y‎la kadar b‎rakt‎klar‎ maldan faydalanmalar‎ hususunda (saًl‎klar‎nda) vasiyet etsinler. Eًer o kad‎nlar, (kendiliklerinden) ç‎k‎p giderlerse, kendileri hakk‎nda yapt‎klar‎ me‏ru ‏eylerden size bir günah yoktur. Allah azîzdir, hakîmdir.
2|241|Bo‏anm‎‏ kad‎nlar‎n, hakkaniyet ِlçülerinde (kocalar‎ndan) menfaat saًlamak haklar‎d‎r; bu, Allah korkusu ta‏‎yanlar üzerine bir borçtur.
2|242|Allah size i‏te bِylece âyetlerini aç‎klar ki dü‏ünüp hakikati anlayas‎n‎z.
2|243|Binlerce olduklar‎ halde, ِlüm korkusundan dolay‎ yurtlar‎ndan ç‎k‎p gidenleri gِrmedin mi? Allah onlara "ضlün!" dedi (ِldüler). Sonra onlar‎ diriltti. قüphesiz Allah insanlara kar‏‎ lütufkârd‎r. Lâkin insanlar‎n çoًu ‏ükretmez.
2|244|Allah yolunda sava‏‎n ve bilin ki Allah, her ‏eyi i‏itir ve bilir.
2|245|Verdiًinin kat kat fazlas‎n‎ kendisine ِdemesi için Allah'a güzel bir borç (isteyene faizsiz ِdünç) verecek yok mu? Darl‎k veren de bolluk veren de Allah't‎r. Sadece O'na dِndürüleceksiniz.
2|246|Musa'dan sonra, Benî فsrail'den ileri gelen kimseleri gِrmedin mi? Kendilerine gِnderilmi‏ bir peygambere: "Bize bir hükümdar gِnder ki (onun komutas‎nda) Allah yolunda sava‏al‎m" demi‏lerdi. "Ya size sava‏ yaz‎l‎r da sava‏mazsan‎z?" dedi. "Yurtlar‎m‎zdan ç‎kar‎lm‎‏, çocuklar‎m‎zdan uzakla‏t‎r‎lm‎‏ olduًumuz halde Allah yolunda neden sava‏mayal‎m?" dediler. Kendilerine sava‏ yaz‎l‎nca, içlerinden pek az‎ hariç, geri dِnüp kaçt‎lar. Allah zalimleri iyi bilir.
2|247|Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdar olarak gِnderdi dedi. Bunun üzerine: Biz, hükümdarl‎ًa daha lây‎k olduًumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yِnünden geni‏ imkânlar verilmemi‏ken o bize nas‎l hükümdar olur? dediler. "Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediًine verir. Allah her ‏eyi ihata eden ve her ‏eyi bilendir" dedi.
2|248|Peygamberleri onlara: Onun hükümdarl‎ً‎n‎n alâmeti, Tabut'un size gelmesidir. Meleklerin ta‏‎d‎ً‎ o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir ferahl‎k ve sükûnet, Musa ve Harun hanedanlar‎n‎n b‎rakt‎klar‎ndan bir kal‎nt‎ vard‎r. Eًer inanm‎‏ kimseler iseniz sizin için bunda ‏üphesiz bir alâmet vard‎r, dedi.
2|249|Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayr‎l‎nca: Biliniz ki Allah sizi bir ‎rmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden deًildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. فçlerinden pek az‎ müstesna hepsi ‎rmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ‎rmaً‎ geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine kar‏‎ koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'‎n huzuruna varacaklar‎na inananlar: Nice az say‎da bir birlik Allah'‎n izniyle çok say‎daki birliًi yenmi‏tir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.
2|250|Câlût ve askerleriyle sava‏a tutu‏tuklar‎nda: Ey Rabbimiz! ـzerimize sab‎r yaًd‎r. Bize cesaret ver ki tutunal‎m. Kâfir kavme kar‏‎ bize yard‎m et, dediler.
2|251|Sonunda Allah'‎n izniyle onlar‎ yendiler. Davud da Câlût'u ِldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarl‎k ve hikmet verdi, dilediًi ilimlerden ona ًِretti. Eًer Allah'‎n insanlardan bir k‎sm‎n‎n kِtülüًünü diًerleriyle savmas‎ olmasayd‎ elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanl‎ًa kar‏‎ lütuf ve kerem sahibidir.
2|252|ف‏te bunlar Allah'‎n âyetleridir. Biz onlar‎ sana doًru olarak anlat‎yoruz. قüphesiz sen, Allah taraf‎ndan gِnderilmi‏ peygamberlerdensin.
2|253|O peygamberlerin bir k‎sm‎n‎ diًerlerinden üstün k‎ld‎k. Allah onlardan bir k‎sm‎ ile konu‏mu‏, baz‎lar‎n‎ da derece derece yükseltmi‏tir. Meryem oًlu فsa'ya aç‎k mucizeler verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine aç‎k deliller geldikten sonra birbirleriyle sava‏mazlard‎. Fakat onlar ihtilafa dü‏tüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar sava‏mazlard‎; lâkin Allah dilediًini yapar.
2|254|Ey iman edenler! Kendisinde art‎k al‎‏-veri‏, dostluk ve kay‎rma bulunmayan gün (k‎yamet) gelmeden ِnce, size verdiًimiz r‎z‎ktan hay‎r yolunda harcay‎n. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.
2|255|Allah, O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Gِklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. فzni olmadan O'nun kat‎nda kim ‏efaat edebilir? O, kullar‎n‎n yapt‎klar‎n‎ ve yapacaklar‎n‎ bilir. (O'na hiçbir ‏ey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin d‎‏‎nda insanlar O'nun ilminden hiçbir ‏eyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gِkleri ve yeri içine al‎r, onlar‎ koruyup gِzetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.
2|256|Dinde zorlama yoktur. Art‎k doًrulukla eًrilik birbirinden ayr‎lm‎‏t‎r. O halde kim tâًutu reddedip Allah'a inan‎rsa, kopmayan saًlam kulpa yap‎‏m‎‏t‎r. Allah i‏itir ve bilir.
2|257|Allah, inananlar‎n dostudur, onlar‎ karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎kar‎r. فnkâr edenlere gelince, onlar‎n dostlar‎ da tâًuttur, onlar‎ ayd‎nl‎ktan al‎p karanl‎ًa gِtürür. ف‏te bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devaml‎ kal‎rlar.
2|258|Allah kendisine mülk (hükümdarl‎k ve zenginlik) verdiًi için ‏‎mararak Rabbi hakk‎nda فbrahim ile tart‎‏maya gireni (Nemrut'u) gِrmedin mi! ف‏te o zaman فbrahim: Rabbim hayat veren ve ِldürendir, demi‏ti. O da: Hayat veren ve ِldüren benim, demi‏ti. فbrahim: Allah güne‏i doًudan getirmektedir; haydi sen de onu bat‎dan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir ap‎‏‎p kald‎. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.
2|259|Yahut gِrmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarlar‎ çat‎lar‎ üzerine çِkmü‏ (alt üst olmu‏) bir kasabaya uًrad‎; "ضlümünden sonra Allah bunlar‎ nas‎l diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu ِldürüp yüz sene b‎rakt‎; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kald‎n? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hay‎r, yüz sene kald‎n. Yiyeceًine ve içeceًine bak, henüz bozulmam‎‏t‎r. E‏eًine de bak. Seni insanlara bir ibret k‎lal‎m diye (yüz sene ِlü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). قimdi sen kemiklere bak, onlar‎ nas‎l düzenliyor, sonra ona nas‎l et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anla‏‎l‎nca: قimdi iyice biliyorum ki, Allah her ‏eye kadirdir, dedi.
2|260|فbrahim Rabbine: Ey Rabbim! ضlüyü nas‎l dirilttiًini bana gِster, demi‏ti. Rabbi ona: Yoksa inanmad‎n m‎? dedi. فbrahim: Hay‎r! فnand‎m, fakat kalbimin mutmain olmas‎ için (gِrmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: ضyleyse dِrt tane ku‏ yakala, onlar‎ yan‎na al, sonra (kesip parçala), her daً‎n ba‏‎na onlardan bir parça koy. Sonra da onlar‎ kendine çaً‎r; ko‏arak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyurdu.
2|261|Allah yolunda mallar‎n‎ harcayanlar‎n ِrneًi, yedi ba‏ak bitiren bir dane gibidir ki, her ba‏akta yüz dane vard‎r. Allah dilediًine kat kat fazlas‎n‎ verir. Allah'‎n lütfu geni‏tir, O her‏eyi bilir.
2|262|Mallar‎n‎ Allah yolunda harcay‎p da arkas‎ndan ba‏a kakmayan, fakirlerin gِnlünü k‎rmayan kimseler var ya, onlar‎n Allah kat‎nda has mükâfatlar‎ vard‎r. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.
2|263|Güzel sِz ve baً‎‏lama, arkas‎ndan incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.
2|264|Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmad‎ً‎ halde mal‎n‎ gِsteri‏ için harcayan kimse gibi, ba‏a kakmak ve incitmek suretiyle, yapt‎ً‎n‎z hay‎rlar‎n‎z‎ bo‏a ç‎karmay‎n. Bِylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, saًanak bir yaًmur isabet etmi‏ de onu ç‎plak pürüzsüz kaya haline getirivermi‏tir. Bunlar kazand‎klar‎ndan hiçbir ‏eye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doًru yola iletmez.
2|265|Allah'‎n r‎zas‎n‎ kazanmak ve ruhlar‎ndaki cِmertliًi kuvvetlendirmek için mallar‎n‎ hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmu‏ güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yaًmur yaًm‎‏ da iki kat ürün vermi‏tir. Bol yaًmur yaًmasa bile bir çisinti dü‏er (de yine ürün verir). Allah, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrmektedir.
2|266|Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm aًaçlar‎yla dolu, aras‎ndan sular akan ve kendisi için orada her çe‏it meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bak‎ma muhtaç çoluk çocuًu varken kendisine ihtiyarl‎k gelip çats‎n, bahçeye de içinde ate‏ bulunan bir kas‎rga isabet ederek yak‎p kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) ف‏te dü‏ünüp anlayas‎n‎z diye Allah size âyetleri aç‎klar.
2|267|Ey iman edenler! Kazand‎klar‎n‎z‎n iyilerinden ve r‎z‎k olarak yerden size ç‎kard‎klar‎m‎zdan hayra harcay‎n. Size verilse, gِzünüzü yummadan alamayacaً‎n‎z kِtü mal‎, hay‎r diye vermeye kalk‎‏may‎n. Biliniz ki Allah zengindir, ِvgüye lây‎kt‎r.
2|268|قeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliًi telkin eder. Allah ise size kat‎ndan bir maًfiret ve bir lütuf vâdeder. Allah her‏eyi ihata eden ve her‏eyi bilendir.
2|269|Allah hikmeti dilediًine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hay‎r verilmi‏ demektir. Ancak ak‎l sahipleri dü‏ünüp ibret al‎rlar.
2|270|Yapt‎ً‎n‎z her harcamay‎ ve adad‎ً‎n‎z her adaً‎ muhakkak Allah bilir. Zalimler için hiç yard‎mc‎ yoktur.
2|271|Eًer sadakalar‎ (zekât ve benzeri hay‎rlar‎) aç‎ktan verirseniz ne âlâ! Eًer onu fakirlere gizlice verirseniz, i‏te bu sizin için daha hay‎rl‎d‎r. Allah da bu sebeple sizin günahlar‎n‎z‎ ِrter. Allah, yapmakta olduklar‎n‎z‎ bilir.
2|272|(Ya Muhammed!) Onlar‎ doًru yola iletmek sana ait deًildir. Lâkin Allah dilediًini doًru yola iletir. Hay‎r olarak harcad‎klar‎n‎z kendi iyiliًiniz içindir. Yapacaً‎n‎z hay‎rlar‎ ancak Allah'‎n r‎zas‎n‎ kazanmak için yapmal‎s‎n‎z. Hay‎r olarak verdiًiniz ne varsa; kar‏‎l‎ً‎ size tam olarak verilir ve asla haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazs‎n‎z.
2|273|(Yapacaً‎n‎z hay‎rlar,) kendilerini Allah yoluna adam‎‏, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dola‏amayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolay‎ onlar‎ zengin zanneder. Sen onlar‎ simalar‎ndan tan‎rs‎n. اünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yapt‎ً‎n‎z her hayr‎ muhakkak Allah bilir.
2|274|Mallar‎n‎ gece ve gündüz, gizli ve aç‎k hayra sarfedenler var ya, onlar‎n mükâfatlar‎ Allah kat‎ndad‎r. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.
2|275|Faiz yiyenler (kabirlerinden), ‏eytan çarpm‎‏ kimselerin cinnet nِbetinden kalkt‎ً‎ gibi kalkarlar. Bu hal onlar‎n "Al‎m-sat‎m t‎pk‎ faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, al‎m-sat‎m‎ helâl, faizi haram k‎lm‎‏t‎r. Bundan sonra kime Rabbinden bir ًِüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmi‏te olan kendisinindir ve art‎k onun i‏i Allah'a kalm‎‏t‎r. Kim tekrar faize dِnerse, i‏te onlar cehennemliktir, orada devaml‎ kal‎rlar.
2|276|Allah faizi tüketir (Faiz kar‎‏an mal‎n bereketini giderir), sadakalar‎ ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ‎srar eden hiç kimseyi sevmez.
2|277|فman edip iyi i‏ler yapan, namaz k‎lan ve zekât verenler var ya, onlar‎n mükâfatlar‎ Rableri kat‎ndad‎r. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.
2|278|Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eًer gerçekten inan‎yorsan‎z mevcut faiz alacaklar‎n‎z‎ terkedin.
2|279|قayet (faiz hakk‎nda sِylenenleri) yapmazsan‎z, Allah ve Resûlü taraf‎ndan (faizcilere kar‏‎) aç‎lan sava‏tan haberiniz olsun. Eًer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haks‎zl‎k etmi‏ ne de haks‎zl‎ًa uًram‎‏ olursunuz.
2|280|Eًer (borçlu) darl‎k içinde ise, eli geni‏leyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eًer (gerçekleri) anlarsan‎z bunu sadakaya (veya zekâta) saymak sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
2|281|Allah'a dِndürüleceًiniz, sonra da herkese hak ettiًinin eksiksiz verileceًi ve kimsenin haks‎zl‎ًa uًrat‎lmayacaً‎ bir günden sak‎n‎n.
2|282|Ey iman edenler! Belirlenmi‏ bir süre için birbirinize borçland‎ً‎n‎z vakit onu yaz‎n. Bir kâtip onu aran‎zda adaletle yazs‎n. Hiçbir kâtip Allah'‎n kendisine ًِrettiًi gibi yazmaktan geri durmas‎n; (her ‏eyi olduًu gibi) yazs‎n. ـzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazd‎rs‎n, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazd‎rmas‎n. قayet borçlu sefih veya akl‎ zay‎f veya kendisi sِyleyip yazd‎ramayacak durumda ise, velisi adaletle yazd‎rs‎n. Erkeklerinizden iki de ‏ahit bulundurun. Eًer iki erkek bulunamazsa r‎za gِstereceًiniz ‏ahitlerden bir erkek ile -biri yan‎l‎rsa diًerinin ona hat‎rlatmas‎ için- iki kad‎n (olsun). اaً‎r‎ld‎klar‎ vakit ‏ahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir ‏eyi yazmaktan sak‎n ü‏enmeyin. Bِyle yapman‎z Allah nezdinde daha adaletli, ‏ehadet için daha saًlam, ‏üpheye dü‏memeniz için daha uygundur. Ancak aran‎zda yap‎p bitirdiًiniz pe‏in bir ticaret olursa, bu durum farkl‎d‎r. Bu durumda onu yazmaman‎zda sizin için bir sak‎nca yoktur. (Genellikle) al‎‏veri‏ yapt‎ً‎n‎zda ‏ahit tutun. Ne yazan, ne de ‏ahit zarara uًrat‎ls‎n. Eًer bunu yaparsan‎z (zarar verirseniz) ‏üphe yok ki bu, sizin yoldan ç‎kman‎z demektir. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olan‎ ًِretiyor. Allah her ‏eyi bilmektedir.
2|283|Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsan‎z (borca kar‏‎l‎k) al‎nm‎‏ bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet b‎rak‎rsan‎z, emanet b‎rak‎lan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. قahitliًi bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârd‎r. Allah yapmakta olduklar‎n‎z‎ bilir.
2|284|Gِklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'‎nd‎r. فçinizdekileri aç‎ًa vursan‎z da gizleseniz de Allah ondan dolay‎ sizi hesaba çekecektir, sonra dilediًini affeder, dilediًine de azap eder. Allah her ‏eye kadirdir.
2|285|Peygamber, Rabbi taraf‎ndan kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplar‎na, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'‎n peygamberlerinden hiçbiri aras‎nda ay‎r‎m yapmay‎z. ف‏ittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, aff‎na s‎ً‎nd‎k! Dِnü‏ sanad‎r" dediler.
2|286|Allah her ‏ahs‎, ancak gücünün yettiًi ِlçüde mükellef k‎lar. Herkesin kazand‎ً‎ (hay‎r) kendine, yapacaً‎ (‏er) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya dü‏ersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden ِncekilere yüklediًin gibi bize de aً‎r bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediًi i‏ler de yükleme! Bizi affet! Bizi baً‎‏la! Bize ac‎! Sen bizim mevlâm‎zs‎n. Kâfirler topluluًuna kar‏‎ bize yard‎m et.!
3|1|Elif. Lâm. Mîm.
3|2|Hayy ve kayyûm olan Allah'tan ba‏ka ilâh yoktur.
3|3|(Resûlüm!) O, sana Kitab'‎ hak ve ِnceki kitaplar‎ tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile فncil'i ve Furkan'‎ indirmi‏ti.
3|4|Daha ِnce de, insanlara doًru yolu gِstermek üzere Furkan'‎ indirmi‏tir. Bilinmeli ki, Allah'‎n âyetlerini inkâr edenler için ‏iddetli bir azap vard‎r. Allah, suçlunun hakk‎ndan gelen mutlak güç sahibidir.
3|5|قüphesiz ki ne yerde ne de gِkte hiçbir ‏ey Allah'a gizli kalmaz.
3|6|Rahimlerde sizi dilediًi gibi ‏ekillendiren O'dur. O'ndan ba‏ka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.
3|7|Sana Kitab'‎ indiren O'dur. Onun (Kur'an'‎n) baz‎ âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'‎n esas‎d‎r. Diًerleri de müte‏âbihtir. Kalplerinde eًrilik olanlar, fitne ç‎karmak ve onu tevil etmek için ondaki müte‏âbih âyetlerin pe‏ine dü‏erler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. فlimde yüksek pâyeye eri‏enler ise: Ona inand‎k; hepsi Rabbimiz taraf‎ndand‎r, derler. (Bu inceliًi) ancak akl‎selim sahipleri dü‏ünüp anlar.
3|8|(Onlar ‏ِyle yakar‎rlar:) Rabbimiz! Bizi doًru yola ilettikten sonra kalplerimizi eًriltme. Bize taraf‎ndan rahmet baً‎‏la. Lütfu en bol olan sensin.
3|9|Rabbimiz! Gelmesinde ‏üphe edilmeyen bir günde, insanlar‎ mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sِzünden dِnmez.
3|10|Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne mallar‎ ne de evlâtlar‎ Allah huzurunda kendilerine bir fayda saًlayacakt‎r. ف‏te onlar cehennnemin yak‎t‎d‎r.
3|11|(Onlar‎n yolu) Firavun hanedan‎n‎n ve onlardan ِncekilerin tuttuًu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanlad‎lar, Allah da kendilerini günahlar‎ yüzünden yakalay‎verdi. Allah'‎n cezas‎ çok ‏iddetlidir.
3|12|(Resûlüm!) فnkâr edenlere de ki: Yak‎nda maًlup olacaks‎n‎z ve cehenneme sürüleceksiniz. Oras‎ kal‎nacak ne kِtü bir yerdir!
3|13|(Bedir'de) kar‏‎ kar‏‎ya gelen ‏u iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vard‎r. Biri Allah yolunda çarp‎‏an bir gurup, diًeri ise bunlar‎ apaç‎k kendilerinin iki misli gِren kâfir bir gurup. Allah dilediًini yard‎m‎ ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vard‎r.
3|14|Nefsanî arzulara, (ِzellikle) kad‎nlara, oًullara, y‎ً‎n y‎ً‎n biriktirilmi‏ alt‎n ve gümü‏e, salma atlara, saًmal hayvanlara ve ekinlere kar‏‎ dü‏künlük insanlara çekici k‎l‎nd‎. Bunlar, dünya hayat‎n‎n geçici menfaatleridir. Halbuki var‎lacak güzel yer, Allah'‎n kat‎ndad‎r.
3|15|(Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yan‎nda, içinden ‎rmaklar akan, ebediyyen kalacaklar‎ cennetler, tertemiz e‏ler ve (hepsinin üstünde) Allah'‎n ho‏nutluًu vard‎r. Allah kullar‎n‎ çok iyi gِrür.
3|16|(Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! فman ettik; bizim günahlar‎m‎z‎ baً‎‏la, bizi ate‏ azab‎ndan koru!" diyen;
3|17|Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan baً‎‏ dileyenler (içindir).
3|18|Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) ‏u hususu aç‎klam‎‏t‎r ki, kendisinden ba‏ka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmi‏lerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan ba‏ka ilâh yoktur.
3|19|Allah nezdinde hak din فslâm'd‎r. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonrad‎r ki, aralar‎ndaki k‎skançl‎k yüzünden ayr‎l‎ًa dü‏tüler. Allah'‎n âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'‎n hesab‎ çok çabuktur.
3|20|Eًer seninle tart‎‏maya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eًer teslim oldularsa doًru yolu buldular demektir. Yok eًer yüz çevirdilerse sana dü‏en, yaln‎zca duyurmakt‎r. Allah kullar‎n‎ çok iyi gِrmektedir.
3|21|Allah'‎n âyetlerini inkâr edenler, haks‎z yere peygamberlerin canlar‎na k‎yanlar ve adaleti emreden insanlar‎ ِldürenler (yok mu), onlara ac‎ bir azab‎ haber ver!
3|22|ف‏te bunlar dünyada da ahirette de çabalar‎ bo‏a giden kimselerdir. Onlar‎n hiçbir yard‎mc‎s‎ da yoktur.
3|23|(Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) gِrmez misin ki, aralar‎nda hükmetmesi için Allah'‎n Kitab'‎na çaً‎r‎l‎yorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dِnüyor.
3|24|Onlar‎n bu tutumlar‎: Bize ate‏, sadece say‎l‎ günlerde dokunacakt‎r, demelerinin bir sonucudur. Onlar‎n vaktiyle uydurduklar‎ ‏eyler de dinleri hakk‎nda kendilerini yan‎ltm‎‏t‎r.
3|25|Fakat, onlar‎ gelmesinde ‏üphe edilmeyen bir gün için toplad‎ً‎m‎z ve hiçbir haks‎zl‎ًa uًramaks‎z‎n herkese kazand‎ً‎ ‏eyler tastamam ِdendiًi zaman halleri nice olur?
3|26|(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'‎m! Sen mülkü dilediًine verirsin ve mülkü dilediًinden geri al‎rs‎n. Dilediًini yüceltir, dilediًini de alçalt‎rs‎n. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her ‏eye kadirsin.
3|27|Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katars‎n. ضlüden diriyi ç‎kar‎r, diriden de ِlüyü ç‎kar‎rs‎n. Dilediًine de say‎s‎z r‎z‎k verirsin.
3|28|Müminler, müminleri b‎rak‎p da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, art‎k onun Allah nezdinde hiçbir deًeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sak‎nman‎z ba‏kad‎r. Allah, kendisine kar‏‎ (gelmekten) sizi sak‎nd‎r‎yor. Dِnü‏ yaln‎z Allah'ad‎r.
3|29|De ki: فçinizdekileri gizleseniz de aç‎ًa vursan‎z da Allah onu bilir. Gِklerde ve yerde olanlar‎ da bilir. Allah her ‏eye kadirdir.
3|30|Herkesin, iyilik olarak yapt‎klar‎n‎ da kِtülük olarak yapt‎klar‎n‎ da kar‏‎s‎nda haz‎r bulduًu günde (insan) isteyecek ki kِtülükleri ile kendisi aras‎nda uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine kar‏‎ (gelmekten) sizi sak‎nd‎r‎yor. Allah kullar‎na çok ‏efkatlidir.
3|31|(Resûlüm! ) De ki: Eًer Allah'‎ seviyorsan‎z bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlar‎n‎z‎ baً‎‏las‎n. Allah son derece baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
3|32|De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eًer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.
3|33|Allah آdem'i, Nuh'u, فbrahim ailesi ile فmrân ailesini seçip âlemlere üstün k‎ld‎.
3|34|Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah i‏iten ve bilendir.
3|35|فmrân'‎n kar‎s‎ ‏ِyle demi‏ti: "Rabbim! Karn‎mdakini azatl‎ bir kul olarak s‎rf sana adad‎m. Adaً‎m‎ kabul buyur. قüphesiz (niyaz‎m‎) hakk‎yla i‏iten ve (niyetimi) bilen sensin."
3|36|Onu doًurunca, Allah, ne doًurduًunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu k‎z doًurdum. Oysa erkek, k‎z gibi deًildir. Ona Meryem ad‎n‎ verdim. Kovulmu‏ ‏eytana kar‏‎ onu ve soyunu senin koruman‎ diliyorum, dedi.
3|37|Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gِsterdi; onu güzel bir bitki gibi yeti‏tirdi. Zekeriyya y‎ da onun bak‎m‎ ile gِrevlendirdi. Zekeriyya, onun yan‎na, mâbede her giri‏inde orada bir r‎z‎k bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah taraf‎ndand‎r. Allah, dilediًine say‎s‎z r‎z‎k verir, derdi.
3|38|Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana taraf‎ndan hay‎rl‎ bir nesil baً‎‏la. قüphesiz sen duay‎ hakk‎yla i‏itensin, dedi.
3|39|Zekeriyya mâbedde durmu‏ namaz k‎larken melekler ona ‏ِyle nida ettiler: Allah sana, kendisi taraf‎ndan gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'y‎ müjdeler.
3|40|Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarl‎k gelip çatt‎ً‎na, üstelik kar‎m da k‎s‎r olduًuna gِre benim nas‎l oًlum olabilir? Allah ‏ِyle buyurdu: ف‏te bِyledir; Allah dilediًini yapar.
3|41|Zekeriyya: Rabbim! (Oًlum olacaً‎na dair) bana bir alâmet gِster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, i‏aretten ba‏ka sِz sِylememendir. Ayr‎ca Rabbini çok an, sabah ak‏am tesbih et.
3|42|Hani melekler demi‏lerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yaratt‎ ve seni bütün dünya kad‎nlar‎na tercih etti.
3|43|Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eًilenlerle beraber sen de eًil.
3|44|(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduًumuz gayb haberlerindendir. فçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onlar‎n yan‎nda deًildin; onlar (bu yüzden) çeki‏irken de yanlar‎nda deًildin.
3|45|Melekler demi‏lerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Ad‎ Meryem oًlu فsa'd‎r. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarl‎ ve Allah'‎n kendisine yak‎n k‎ld‎klar‎ndand‎r.
3|46|O, sâlihlerden olarak be‏ikte iken ve yeti‏kinlik halinde insanlara (peygamber sِzleri ile) konu‏acak.
3|47|Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli deًmediًi halde nas‎l çocuًum olur? Allah ‏ِyle buyurdu: ف‏te bِyledir, Allah dilediًini yarat‎r. Bir i‏e hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.
3|48|(Melekler, Meryem'e hitaben فsa hakk‎nda sِzlerine devam ettiler:) Allah ona yazmay‎, hikmeti, Tevrat'‎, فncil'i ًِretecek.
3|49|O, فsrailoًullar‎na bir elçi olacak (ve onlara ‏ِyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir ku‏ sureti yapar, ona üflerim ve Allah'‎n izni ile o ku‏ oluverir. Yine Allah'‎n izni ile kِrü ve alacal‎y‎ iyile‏tirir, ِlüleri diriltirim. Ayr‎ca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiًinizi size haber veririm. Eًer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vard‎r.
3|50|Benden ِnce gelen Tevrat'‎ doًrulay‎c‎ olarak ve size haram k‎l‎nan baz‎ ‏eyleri de helâl k‎lmam için gِnderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.
3|51|Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. ضyle ise O'na kulluk edin. ف‏te bu doًru yoldur.
3|52|فsa, onlardaki inkârc‎l‎ً‎ sezince: Allah yolunda bana yard‎mc‎ olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yolunun yard‎mc‎lar‎y‎z; Allah'a inand‎k, ‏ahit ol ki bizler müslümanlar‎z, cevab‎n‎ verdiler.
3|53|(Havârîler:) Rabbimiz! فndirdiًine inand‎k ve Peygamber'e uyduk. قimdi bizi (birliًini ve peygamberlerini tasdik eden) ‏ahitlerden yaz, dediler.
3|54|(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onlar‎n tuzaklar‎n‎ bozdu. Allah, tuzak kuranlar‎n hay‎rl‎s‎d‎r.
3|55|Allah buyurmu‏tu ki: Ey فsa! Seni vefat ettireceًim, seni nezdime yükselteceًim, seni inkâr edenlerden ar‎nd‎racaً‎m ve sana uyanlar‎ k‎yamete kadar kâfirlerden üstün k‎lacaً‎m. Sonra dِnü‏ünüz bana olacak. ف‏te o zaman ayr‎l‎ًa dü‏tüًünüz ‏eyler hakk‎nda aran‎zda ben hükmedeceًim.
3|56|فnkâr edenler var ya, onlar‎ dünya ve ahirette ‏iddetli bir azaba çarpt‎racaً‎m; onlar‎n hiç yard‎mc‎lar‎ da olmayacak.
3|57|فman edip iyi davran‎‏larda bulunanlara gelince, Allah onlar‎n mükâfatlar‎n‎ eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.
3|58|(Resûlüm!) Bu sِylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
3|59|Allah nezdinde فsa'n‎n durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yaratt‎. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.
3|60|Gerçek, Rabbinden gelendir. ضyle ise ‏üphecilerden olma.
3|61|Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çeki‏enlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklar‎n‎z‎ biz de kendi çocuklar‎m‎z‎, siz kendi kad‎nlar‎n‎z‎, biz de kendi kad‎nlar‎m‎z‎ çaً‎ral‎m, sonra da dua edelim de Allah'tan yalanc‎lar üzerine lânet dileyelim.
3|62|قüphesiz bu (فsa hakk‎nda sِylenenler), doًru haberlerdir. Allah'tan ba‏ka ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
3|63|Eًer yine yüz çevirirlerse, ‏üphesiz Allah, bozguncular‎ hakk‎yla bilendir.
3|64|(Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aram‎zda mü‏terek olan bir sِze geliniz: Allah'tan ba‏kas‎na tapmayal‎m. O'na hiçbir ‏eyi e‏ tutmayal‎m ve Allah'‎ b‎rak‎p da kimimiz kimimizi ilâhla‏t‎rmas‎n. Eًer onlar yine yüz çevirirlerse, i‏te o zaman: قahit olun ki biz müslümanlar‎z! deyiniz.
3|65|Ey ehl-i kitap! فbrahim hakk‎nda niçin çeki‏irsiniz? Halbuki Tevrat ve فncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç dü‏ünmez misiniz?
3|66|ف‏te siz bِyle kimselersiniz! Hadi hakk‎nda bilgi sahibi olduًunuz konuda tart‎‏t‎n‎z; fakat bilgi sahibi olmad‎ً‎n‎z konuda niçin tart‎‏‎yorsunuz! Oysa ki Allah, her ‏eyi bilir, siz ise bilmezsiniz.
3|67|فbrahim, ne yahudi, ne de h‎ristiyan idi; fakat o, Allah'‎ bir tan‎yan dosdoًru bir müslüman idi; mü‏riklerden de deًildi.
3|68|فnsanlar‎n فbrahim'e en yak‎n olan‎, ona uyanlar, ‏u Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.
3|69|Ehl-i kitaptan bir k‎sm‎ istediler ki, ne yap‎p edip sizi sapt‎rabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini sapt‎r‎rlar da fark‎na bile varmazlar.
3|70|Ey ehl-i kitap! (Gerçeًi) gِrüp bildiًiniz halde niçin Allah'‎n âyetlerini inkâr edersiniz?
3|71|Ey ehl-i kitap! Neden doًruyu eًriye kar‎‏t‎r‎yor ve bile bile gerçeًi gizliyorsunuz?
3|72|Ehl-i kitaptan bir gurup ‏ِyle dedi: "Müminlere indirilmi‏ olana sabahleyin (gِrünü‏te) inan‎p ak‏amleyin inkâr edin. Belki onlar (bِylece dinlerinden) dِnerler.
3|73|Sizin dininize uyanlardan ba‏ka hiçbir kimseye inanmay‎n. " (Resûlüm!) De ki: Doًru yol ancak Allah'‎n yoludur. Yine (onlar, kendi aralar‎nda ‏ِyle dediler:) "Size verilenin benzerinin ba‏ka herhangi bir kimseye verildiًine, yahut Rabbinizin huzurunda onlar‎n size kar‏‎ deliller getireceklerine de (inanmay‎n)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'‎n elindedir. Onu dilediًine verir. Allah'‎n rahmeti geni‏tir ve O her ‏eyi hakk‎yla bilir.
3|74|Rahmetini dilediًine ay‎r‎r. Allah üstün lütuf sahibidir.
3|75|Ehl-i kitaptan ِylesi vard‎r ki, ona yüklerle mal emanet b‎raksan, onu sana noksans‎z iade eder. Fakat onlardan ِylesi de vard‎r ki, ona bir dinar emanet b‎raksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onlar‎n, "ـmmîlere kar‏‎ yapt‎klar‎m‎zdan dolay‎ bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah ad‎na bile bile yalan sِylüyorlar.
3|76|Hay‎r! (Gerçek onlar‎n dediًi deًil.) Her kim sِzünü yerine getirir ve kِtülükten sak‎n‎rsa, bilsin ki Allah sak‎nanlar‎ sever.
3|77|Allah'a kar‏‎ verdikleri sِzü ve yeminlerini az bir bedelle deًi‏tirenlere gelince, i‏te bunlar‎n ahirette bir pay‎ yoktur. K‎yamet günü Allah onlarla konu‏mayacak, onlara bakmayacak ve onlar‎ temize ç‎karmayacakt‎r. Onlar için ac‎ bir azap vard‎r.
3|78|Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklar‎n‎ kitaptan sanas‎n‎z diye kitab‎ okurken dillerini eًip bükerler. Halbuki okuduklar‎ Kitap'tan deًildir. Sِyledikleri Allah kat‎ndan olmad‎ً‎ halde: Bu Allah kat‎ndand‎r, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.
3|79|Hiçbir insan‎n, Allah'‎n kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalk‎p) insanlara: Allah'‎ b‎rak‎p bana kul olun! demesi mümkün deًildir. Bilakis (‏ِyle demesi gerekir): Okutmakta ve ًِretmekte olduًunuz Kitap uyar‎nca Rabbe hâlis kullar olunuz.
3|80|Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliًi emreder mi?
3|81|Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiًinde ona mutlaka inan‎p yard‎m edeceksiniz" diye sِz alm‎‏, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediًinde, "Kabul ettik" cevab‎n‎ vermi‏ler, bunun üzerine Allah: O halde ‏ahit olun; ben de sizinle birlikte ‏ahitlik edenlerdenim, buyurmu‏tu.
3|82|Art‎k bundan sonra her kim dِnerse i‏te onlar yoldan ç‎km‎‏lar‎n ta kendileridir.
3|83|Gِklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduًu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'‎n dininden ba‏kas‎n‎ m‎ ar‎yorlar? Halbuki O'na dِndürüleceklerdir.
3|84|De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, فbrahim, فsmail, فshak, Ya'kub ve Ya'kub oًullar‎na indirilenlere, Musa, فsa ve (diًer) peygamberlere Rableri taraf‎ndan verilenlere iman ettik. Onlar‎ birbirinden ay‎rdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.
3|85|Kim, فslâm'dan ba‏ka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (bِyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacakt‎r.
3|86|فman etmelerinden, Resûl'ün hak olduًuna ‏ehadet getirmelerinden ve kendilerine apaç‎k deliller gelmesinden sonra inkârc‎l‎ًa sapan bir kavme Allah nas‎l hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluًunu doًru yola iletmez.
3|87|ف‏te onlar‎n cezas‎, Allah'‎n, meleklerin ve bütün insanl‎ً‎n lânetine uًramalar‎d‎r.
3|88|Bu lânete ebedî gِmülüp gidecekler. Onlar‎n azaplar‎ hafifletilmez; yüzlerine de bak‎lmaz.
3|89|Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler ba‏ka. اünkü Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve merhametlidir.
3|90|فnand‎ktan sonra kâfirliًe sap‎p sonra inkârc‎l‎kta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve i‏te onlar, sap‎klar‎n ta kendisidirler.
3|91|Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ِlenler var ya, onlar‎n hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu alt‎n verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için ac‎ bir azap vard‎r; hiç yard‎mc‎lar‎ da yoktur.
3|92|Sevdiًiniz ‏eylerden (Allah yolunda) harcamad‎kça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsan‎z, Allah onu hakk‎yla bilir.
3|93|Tevrat'‎n indirilmesinden ِnce, فsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram k‎ld‎klar‎ d‎‏‎nda, yiyeceًin her türlüsü فsrailoًullar‎na helâl idi. De ki: Eًer doًru sِzlü iseniz o zaman Tevrat'‎ getirip onu okuyun.
3|94|Art‎k bundan sonra her kim Allah'a kar‏‎ yalan uydurursa, i‏te bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.
3|95|De ki: Allah doًruyu sِylemi‏tir. ضyle ise, hakka yِnelmi‏ olarak فbrahim'in dinine uyunuz. O, mü‏riklerden deًildi.
3|96|قüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynaً‎ olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.
3|97|Orada apaç‎k ni‏âneler, (ayr‎ca) فbrahim'in makam‎ vard‎r. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'‎n insanlar üzerinde bir hakk‎d‎r. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstaًnîdir.
3|98|De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yapt‎klar‎n‎z‎ gِrüp dururken niçin Allah'‎n âyetlerini inkâr edersiniz?
3|99|De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeًi) gِrüp bildiًiniz halde niçin Allah'‎n yolunu eًri gِstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalk‎‏‎yorsunuz? Allah yapt‎klar‎n‎zdan habersiz deًildir.
3|100|Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsan‎z iman‎n‎zdan sonra sizi yeniden inkârc‎l‎ًa sevkederler.
3|101|Size Allah'‎n âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aran‎zda iken nas‎l inkâra sapars‎n‎z? Her kim Allah'a baًlan‎rsa kesinlikle doًru yola iletilmi‏tir.
3|102|Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yara‏‎r ‏ekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.
3|103|Hep birlikte Allah'‎n ipine (فslâm'a) s‎ms‎k‎ yap‎‏‎n; parçalanmay‎n. Allah'‎n size olan nimetini hat‎rlay‎n: Hani siz birbirinize dü‏man ki‏ileridiniz de O, gِnüllerinizi birle‏tirmi‏ti ve O'nun nimeti sayesinde karde‏ kimseler olmu‏tunuz. Yine siz bir ate‏ çukurunun tam kenar‎nda iken oradan da sizi O kurtarm‎‏t‎. ف‏te Allah size âyetlerini bِyle aç‎klar ki doًru yolu bulas‎n‎z.
3|104|Sizden, hayra çaً‎ran, iyiliًi emredip kِtülüًü meneden bir topluluk bulunsun. ف‏te onlar kurtulu‏a erenlerdir.
3|105|Kendilerine apaç‎k deliller geldikten sonra parçalan‎p ayr‎l‎ًa dü‏enler gibi olmay‎n. ف‏te bunlar için büyük bir azap vard‎r.
3|106|Nice yüzlerin aًard‎ً‎, nice yüzlerin de karard‎ً‎ günü (dü‏ünün.) فmdi, yüzleri kararanlara: فnanman‎zdan sonra kâfir mi oldunuz? ضyle ise inkâr etmi‏ olman‎z yüzünden tad‎n azab‎! (denilir).
3|107|Yüzleri aًaranlara gelince, onlar Allah'‎n rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklard‎r.
3|108|ف‏te bunlar, Allah'‎n, sana hak olarak okuduًumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haks‎zl‎k etmek istemez.
3|109|Gِklerde ve yerde ne varsa Allah'‎nd‎r. ف‏ler, dِnüp dola‏‎p Allah'a var‎r.
3|110|Siz, insanlar‎n iyiliًi için ortaya ç‎kar‎lm‎‏ en hay‎rl‎ ümmetsiniz; iyiliًi emreder; kِtülükten meneder ve Allah'a inan‎rs‎n‎z: Ehl-i kitap da inansayd‎, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoًu yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
3|111|Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten ba‏ka bir zarar veremezler. Sizinle sava‏a girecek olsalar, size arkalar‎n‎ dِnüp kaçarlar. Sonra kendilerine yard‎m da edilmez.
3|112|Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'‎n ahdine ve insanlar‎n (müminlerin) himayesine s‎ً‎nmad‎kça kendilerine zillet (damgas‎) vurulmu‏tur; Allah'‎n h‎‏m‎na uًram‎‏lar ve miskinliًe mahkum edilmi‏lerdir. اünkü onlar, Allah'‎n âyetlerini inkâr ediyorlar ve haks‎z yere peygamberleri ِldürüyorlard‎. Bu da, onlar‎n isyan etmi‏ ve haddi a‏m‎‏ bulunmalar‎ndand‎r.
3|113|Hepsi bir deًildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vard‎r ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'‎n âyetlerini okurlar.
3|114|Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inan‎rlar; iyiliًi emreder, kِtülükten menederler; hay‎rl‎ i‏lere ko‏u‏urlar. ف‏te bunlar iyi insanlardand‎r.
3|115|Onlar‎n yapt‎klar‎ hiçbir hay‎r kar‏‎l‎ks‎z b‎rak‎lmayacakt‎r. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.
3|116|فnkâr edenler var ya, onlar‎n mallar‎ da evlâtlar‎ da Allah'a kar‏‎ kendilerine hiçbir fayda saًlamayacakt‎r. ف‏te onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklard‎r.
3|117|Onlar‎n, bu dünya hayat‎nda yapmakta olduklar‎ harcamalar‎n durumu, kendilerine zulmetmi‏ olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgâr‎n durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
3|118|Ey iman edenler! Kendi d‎‏‎n‎zdakileri s‎rda‏ edinmeyin. اünkü onlar size fenal‎k etmekten asla geri durmazlar, hep s‎k‎nt‎ya dü‏menizi isterler. Gerçekten, kin ve dü‏manl‎klar‎ aً‎zlar‎ndan (dِkülen sِzlerinden) belli olmaktad‎r. Kalplerinde saklad‎klar‎ (dü‏manl‎klar‎) ise daha büyüktür. Eًer dü‏ünüp anl‎yorsan‎z, âyetlerimizi size aç‎klam‎‏ bulunuyoruz.
3|119|ف‏te siz ِyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onlar‎ seversiniz. Siz, bütün kitaplara inan‎rs‎n‎z; onlar ise, sizinle kar‏‎la‏t‎klar‎nda "فnand‎k" derler; kendi ba‏lar‎na kald‎klar‎nda da, size olan kinlerinden dolay‎ parmaklar‎n‎n uçlar‎n‎ ‎s‎r‎rlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ِlün! قüphesiz Allah kalplerin içindekini hakk‎yla bilmektedir.
3|120|Size bir iyilik dokunsa, bu onlar‎ tasaland‎r‎r; ba‏‎n‎za bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eًer sabreder ve korunursan‎z, onlar‎n hilesi size hiçbir zarar vermez. قüphesiz Allah, onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çepeçevre ku‏atm‎‏t‎r.
3|121|Hani sen, sabah erkenden müminleri sava‏ mevzilerine yerle‏tirmek için ailenden ayr‎lm‎‏t‎n. . .-Allah, hakk‎yle i‏iten ve bilendir.-
3|122|O zaman içinizden iki bِlük bozulmaya yüz tutmu‏tu. Halbuki Allah onlar‎n yard‎mc‎s‎ idi. Müminler, yaln‎z Allah'a dayan‎p güvensinler.
3|123|Andolsun, sizler güçsüz olduًunuz halde Allah, Bedir'de de size yard‎m etmi‏ti. ضyle ise, Allah'tan sak‎n‎n ki O'na ‏ükretmi‏ olas‎n‎z.
3|124|O zaman sen, müminlere ‏ِyle diyordun: فndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli deًil midir?
3|125|Evet, siz sab‎r gِsterir ve Allah'tan sak‎n‎rsan‎z, onlar (dü‏manlar‎n‎z) hemen ‏u anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, ni‏anl‎ be‏ bin melekle sizi takviye eder.
3|126|Allah, bunu size s‎rf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlas‎n diye yapt‎. Zafer, yaln‎zca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah kat‎ndand‎r.
3|127|Allah, kâfirlerden bir k‎sm‎n‎n kِkünü kessin veya onlar‎ peri‏an etsin, bِylece bozulmu‏ bir halde dِnüp gitsinler diye, size yard‎m eder).
3|128|Ki bu i‏te senin yapacaً‎n bir ‏ey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (‎srar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yard‎m etti). اünkü onlar zalimdirler.
3|129|Gِklerde ve yerde ne varsa Allah'‎nd‎r. Dilediًini baً‎‏lar, dilediًine azap eder. Allah, çok baً‎‏lay‎c‎ ve çok merhametlidir.
3|130|Ey iman edenler! Kat kat artt‎r‎lm‎‏ olarak faiz yemeyin. Allah'tan sak‎n‎n ki kurtulu‏a eresiniz.
3|131|Kâfirler için haz‎rlanm‎‏ bulunan ate‏ten sak‎n‎n!
3|132|Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavu‏turulas‎n‎z.
3|133|Rabbinizin baً‎‏‎na ve takvâ sahipleri için haz‎rlanm‎‏ olup geni‏liًi gِkler ve yer kadar olan cennete ko‏un!
3|134|O takvâ sahipleri ki, bollukta da darl‎kta da Allah için harcarlar; ِfkelerini yutarlar ve insanlar‎ affederler. Allah da güzel davran‎‏ta bulunanlar‎ sever.
3|135|Yine onlar ki, bir kِtülük yapt‎klar‎nda, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'‎ hat‎rlay‎p günahlar‎ndan dolay‎ hemen tevbe-istiًfar ederler. Zaten günahlar‎ Allah'tan ba‏ka kim baً‎‏layabilir ki! Bir de onlar, i‏ledikleri kِtülüklerde, bile bile ‎srar etmezler.
3|136|ف‏te onlar‎n mükâfat‎, Rableri taraf‎ndan baً‎‏lanma ve altlar‎ndan ‎rmaklar akan, içinde ebedî kalacaklar‎ cennetlerdir. Bِyle amel edenlerin mükâfat‎ ne güzeldir!
3|137|Sizden ِnce nice (milletler hakk‎nda) ilâhî kanunlar gelip geçmi‏tir. Onun için, yeryüzünde gezin dola‏‎n da (Allah'‎n âyetlerini) yalan sayanlar‎n âk‎beti ne olmu‏, gِrün!
3|138|Bu (Kur'an), bütün insanl‎ًa bir aç‎klamad‎r; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir ًِüttür.
3|139|Gev‏eklik gِstermeyin, üzüntüye kap‎lmay‎n. Eًer inanm‎‏san‎z, üstün gelecek olan sizsiniz.
3|140|Eًer siz (Uhud'da) bir ac‎ya uًrad‎n‎zsa, (Bedir'de de dü‏man‎n‎z olan) o kavim de benzer bir ac‎ya uًram‎‏t‎r. O günleri biz insanlar aras‎nda dِndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen ِteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya ç‎kars‎n ve aran‎zdan ‏ahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.
3|141|Bir de (bِylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize ç‎karmak, kâfirleri de helâk etmek ister.
3|142|Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya ç‎karmadan cennete gireceًinizi mi sand‎n‎z?
3|143|Andolsun ki siz, ِlümle yüzyüze gelmezden ِnce onu temenni ederdiniz. ف‏te ‏imdi onu kar‏‎n‎zda gِrdünüz.
3|144|Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan ِnce de peygamberler gelip geçmi‏tir. قimdi o ِlür ya da ِldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi dِneceksiniz? Kim (bِyle) geri dِnerse, Allah'a hiçbir ‏ekilde zarar vermi‏ olmayacakt‎r. Allah, ‏ükredenleri mükâfatland‎racakt‎r.
3|145|Hiçbir kimse yok ki, ِlümü Allah'‎n iznine baًl‎ olmas‎n. (ضlüm), belli bir süreye gِre yaz‎lm‎‏t‎r. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevab‎n‎ isterse, ona da bundan veririz. Biz ‏ükredenleri mükâfatland‎racaً‎z.
3|146|Nice peygamberler vard‎ ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduًu halde sava‏t‎lar da, bunlar, Allah yolunda ba‏lar‎na gelenlerden dolay‎ gev‏eklik ve zaaf gِstermediler, boyun eًmediler. Allah sabredenleri sever.
3|147|Onlar‎n sِzleri, sadece ‏ِyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlar‎m‎z‎ ve i‏imizdeki ta‏k‎nl‎ً‎m‎z‎ baً‎‏la; ayaklar‎m‎z‎ (yolunda) sabit k‎l; kâfirler topluluًuna kar‏‎ bizi muzaffer k‎l!
3|148|Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da ِnemlisi,) ahiret sevab‎n‎n güzelliًini verdi. Allah, iyi davrananlar‎ sever.
3|149|Ey iman edenler! Eًer kâfirlere uyarsan‎z, gerisin geriye (eski dininize) dِndürürler de, hüsrana uًrayanlar‎n durumuna dü‏ersiniz.
3|150|Oysa sizin mevlân‎z Allah't‎r ve O, yard‎mc‎lar‎n en hay‎rl‎s‎d‎r.
3|151|Allah'‎n, hakk‎nda hiçbir delil indirmediًi ‏eyleri O'na ortak ko‏malar‎ sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yak‎nda korku salacaً‎z. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacaً‎ yer ne kِtüdür!
3|152|Siz Allah'‎n izni ile dü‏manlar‎n‎z‎ ِldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmi‏tir. Nihayet, ِyle bir an geldi ki, Allah arzulad‎ً‎n‎z‎ (galibiyeti) size gِsterdikten sonra zaafa dü‏tünüz; (Peygamberin verdiًi) emir konusunda tart‎‏maya kalk‎‏t‎n‎z ve âsi oldunuz. Dünyay‎ isteyeniniz de vard‎, ahireti isteyeniniz de vard‎. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onlar‎ maًlup etmekten) al‎koydu. Ve andolsun sizi baً‎‏lad‎. Zaten Allah, müminlere kar‏‎ çok lütufkârd‎r.
3|153|O zaman Peygamber arkan‎zdan sizi çaً‎rd‎ً‎ halde siz, durmadan (sava‏ alan‎ndan) uzakla‏‎yor, hiç kimseye dِnüp bakm‎yordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolay‎ gerek elinizden gidene, gerekse ba‏‎n‎za gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
3|154|Sonra o kederin arkas‎ndan Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açt‎ً‎) uyuklama hali bir k‎sm‎n‎z‎ kapl‎yordu. Kendi canlar‎n‎n kayg‎s‎na dü‏mü‏ bir gurup da, Allah'a kar‏‎ haks‎z yere cahiliye devrindekine benzer dü‏üncelere kap‎l‎yorlar, "Bu i‏ten bize ne!" diyorlard‎. De ki: ف‏ (zafer, yard‎m, her‏eyin karar ve buyruًu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana aç‎klayamad‎klar‎n‎ içlerinde gizliyorlar. "Bu i‏ten bize bir ‏ey olsayd‎, burada ِldürülmezdik" diyorlar. قِyle de: Evlerinizde kalm‎‏ olsayd‎n‎z bile, ِldürülmesi takdir edilmi‏ olanlar, ِldürülüp dü‏ecekleri yerlere kendiliklerinden ç‎k‎p giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (bِyle yapt‎). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
3|155|(Uhud'da) iki ordu kar‏‎la‏t‎ً‎ gün, sizi b‎rak‎p gidenleri, s‎rf i‏ledikleri baz‎ hatalar yüzünden ‏eytan (yerlerinden) kayd‎rm‎‏t‎. Yine de Allah onlar‎ affetti. اünkü Allah, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, halîmdir.
3|156|Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere ç‎kan veya sava‏an karde‏leri hakk‎nda: "Eًer bizim yan‎m‎zda kalsalard‎ ِlmezler, ِldürülmezlerdi" diyenler gibi olmay‎n. Allah bu kanaat‎ onlar‎n kalplerine (kaybettikleri yak‎nlar‎ için onulmaz) bir hasret (yaras‎) olarak koydu. Can‎ veren de alan da Allah't‎r. Allah, yapt‎klar‎n‎z‎ hakk‎yla gِrür.
3|157|Eًer Allah yolunda ِldürülür ya da ِlürseniz, ‏unu bilin ki, Allah'‎n maًfireti ve rahmeti onlar‎n toplad‎klar‎ bütün ‏eylerden daha hay‎rl‎d‎r.
3|158|Andolsun, ِlseniz de ِldürülseniz de Allah'‎n huzurunda toplanacaks‎n‎z.
3|159|O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumu‏ak davrand‎n! قayet sen kaba, kat‎ yürekli olsayd‎n, hiç ‏üphesiz, etraf‎ndan daً‎l‎p giderlerdi. قu halde onlar‎ affet; baً‎‏lanmalar‎ için dua et; i‏ hakk‎nda onlara dan‎‏. Karar‎n‎ verdiًin zaman da art‎k Allah'a dayan‎p güven. اünkü Allah, kendisine dayan‎p güvenenleri sever.
3|160|Allah size yard‎m ederse, art‎k size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eًer sizi b‎rak‎verirse, ondan sonra size kim yard‎m eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmal‎d‎rlar.
3|161|Bir peygambere, emanete h‎yanet yara‏maz. Kim emanete (devlet mal‎na) h‎yanet ederse, k‎yamet günü, hainlik ettiًi ‏eyin günah‎ boynuna as‎l‎ olarak gelir. Sonra herkese -asla haks‎zl‎ًa uًrat‎lmaks‎z‎n-kazand‎ً‎ tastamam verilir.
3|162|Allah'‎n ho‏nutluًunu gِzetenle Allah'‎n h‎‏m‎na uًrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kِtü bir var‎‏ noktas‎d‎r.
3|163|Onlar Allah kat‎nda derece derecedirler. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ gِrmektedir.
3|164|Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'‎n âyetlerini okuyan, (kِtülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ًِreten bir Peygamber gِndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmu‏tur. Halbuki daha ِnce onlar apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde idiler.
3|165|(Bedir de) iki kat‎n‎ (dü‏man‎n‎z‎n) ba‏‎na getirdiًiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi ba‏‎n‎za geldiًi için mi "Bu nas‎l oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdand‎r. قüphesiz Allah'‎n her ‏eye gücü yeter.
3|166|فki birliًin kar‏‎la‏t‎ً‎ gün sizin ba‏‎n‎za gelenler, ancak Allah'‎n dilemesiyle olmu‏tur ki, (O),inananlar‎ bilsin diye(deneyip ortaya ç‎kars‎n diye),
3|167|Ve müminleri ay‎rdetmesi,münaf‎klar‎ ortaya ç‎karmas‎ için idi. Onlara: "Gelin, Allah yolunda çarp‎‏‎n; ya da savunma yap‎n" denildiًi zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin pe‏inizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliًe yak‎n idiler. Aً‎zlar‎yla, kalplerinde olmayan‎ sِylüyorlard‎. Halbuki Allah, onlar‎n içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
3|168|(Evlerinde) oturup da karde‏leri hakk‎nda: "Bize uysalard‎ ِldürülmezlerdi" diyenlere, "Eًer doًru sِzlü insanlar iseniz, canlar‎n‎z‎ ِlümden kurtar‎n bakal‎m!" de.
3|169|Allah yolunda ِldürülenleri sak‎n ِlü sanmay‎n. Bilakis onlar diridirler; Rableri yan‎nda r‎z‎klara mazhar olmaktad‎rlar.
3|170|Allah'‎n, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalar‎ndan gelecek ve henüz kendilerine kat‎lmam‎‏ olan ‏ehit karde‏lerine de hiçbir keder ve korku bulunmad‎ً‎ müjdesinin sevincini duymaktad‎rlar.
3|171|Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'‎n, müminlerin ecrini zayi etmeyeceًi müjdesinin sevinci içindedirler.
3|172|Yara ald‎ktan sonra yine Allah'‎n ve Peygamber'in çaًr‎s‎na uyanlar (ِzellikle) bunlar‎n içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vard‎r.
3|173|Bir k‎s‎m insanlar, müminlere: "Dü‏manlar‎n‎z olan insanlar, size kar‏‎ asker toplad‎lar; aman sak‎n‎n onlardan!" dediklerinde bu, onlar‎n imanlar‎n‎ bir kat daha artt‎rd‎ ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.
3|174|Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenal‎k dokunmadan, Allah'‎n nimet ve keremiyle geri geldiler. Bِylece Allah'‎n r‎zas‎na uymu‏ oldular. Allah büyük kerem sahibidir.
3|175|ف‏te o ‏eytan, ancak kendi dostlar‎n‎ korkutur. قu halde, eًer iman etmi‏ kimseler iseniz onlardan korkmay‎n, benden korkun.
3|176|(Resûlüm) فnkârda yar‎‏anlar sana kayg‎ vermesin. اünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vard‎r.
3|177|قuras‎ muhakkak ki, iman‎ verip inkâr‎ alanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elîm bir azap vard‎r.
3|178|فnkâr edenler sanmas‎nlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hay‎rl‎d‎r. Onlara ancak günahlar‎n‎ artt‎rmalar‎ için f‎rsat veriyoruz. Onlar için alçalt‎c‎ bir azap vard‎r.
3|179|Allah, müminleri (‏u) bulunduًunuz durumda b‎rakacak deًildir; sonunda murdar‎ temizden ay‎racakt‎r. Bununla beraber Allah, size gayb‎ da bildirecek deًildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediًini ay‎rdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eًer iman eder, takvâ sahibi olursan‎z sizin için de çok büyük bir ecir vard‎r.
3|180|Allah'‎n, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gِsterenler, sanmas‎nlar ki o, kendileri için hay‎rl‎d‎r; tersine bu onlar için pek fenad‎r. Cimrilik ettikleri ‏ey de k‎yamet gününde boyunlar‎na dolanacakt‎r. Gِklerin ve yerin miras‎ Allah'‎nd‎r. Allah bütün yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
3|181|"Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sِzünü andolsun ki Allah i‏itmi‏tir. Onlar‎n (bu) dediklerini, haks‎z yere peygamberleri ِldürmeleri ile birlikte yazacaً‎z ve diyeceًiz ki: Tad‎n o yak‎c‎ azab‎!
3|182|Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapm‎‏ olduًunuzun kar‏‎l‎ً‎d‎r. Yoksa Allah kullar‎na zulmetmez.
3|183|"Doًrusu Allah bize, (gِkten inen) ate‏in yiyeceًi (yak‎p kor edeceًi) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamam‎z‎ emretti" diyenlere ‏ِyle de: Size, benden ِnce mucizelerle, (ِzellikle) dediًiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eًer doًru insanlar iseniz, ya onlar‎ niçin ِldürdünüz?
3|184|(Resûlüm!) Eًer seni yalanc‎l‎kla itham ettilerse (yad‎rgama); gerçekten, senden ِnce apaç‎k mucizeler, sahifeler ve ayd‎nlat‎c‎ kitap getiren nice peygamberler de yalanc‎l‎kla itham edildi.
3|185|Her canl‎ ِlümü tadacakt‎r. Ve ancak k‎yamet günnü yapt‎klar‎n‎z‎n kar‏‎l‎ً‎ size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzakla‏t‎r‎l‎p cennete konursa o, gerçekten kurtulu‏a ermi‏tir. Bu dünya hayat‎ ise aldatma metâ‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir.
3|186|Andolsun ki, mallar‎n‎z ve canlar‎n‎z konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden ِnce kendilerine kitap verilenlerden ve mü‏riklerden birçok üzücü sِzler i‏iteceksiniz. Eًer sabreder ve takvâ gِsterirseniz, muhakkak ki bu, (yap‎lacak) i‏lerin en deًerlisidir.
3|187|Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara aç‎klayacaks‎n‎z, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek sِz alm‎‏t‎. Onlar ise bunu kulak ard‎ ettiler, onu az bir dünyal‎ًa deًi‏tiler. Yapt‎klar‎ al‎‏-veri‏ ne kadar kِtü!
3|188|Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmad‎klar‎ ile ِvülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklard‎r. Onlar için elem verici bir azap vard‎r.
3|189|Gِklerin ve yerin hükümranl‎ً‎ Allah'‎nd‎r. Allah'‎n her ‏eye gücü yeter.
3|190|Gِklerin ve yerin yarat‎l‎‏‎nda, gece ile gündüzün birbiri ard‎nca gelip gidi‏inde akl‎selim sahipleri için gerçekten aç‎k ibretler vard‎r.
3|191|Onlar, ayakta dururken, otururken, yanlar‎ üzerine yatarken (her vakit) Allah'‎ anarlar, gِklerin ve yerin yarat‎l‎‏‎ hakk‎nda derin derin dü‏ünürler (ve ‏ِyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu bo‏una yaratmad‎n. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azab‎ndan koru !
3|192|Ey Rabbimiz! Doًrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, art‎k onu rüsvay etmi‏sindir. Zalimlerin hiç yard‎mc‎lar‎ yoktur.
3|193|Ey Rabbimiz! Gerçek ‏u ki biz, "Rabbinize inan‎n!" diye imana çaً‎ran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'‎) i‏ittik, hemen iman ettik. Art‎k bizim günahlar‎m‎z‎ baً‎‏la, kِtülüklerimizi ِrt, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!
3|194|Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vas‎tas‎yla vâdettiklerini de ikram et ve k‎yamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; ‏üphesiz sen vâdinden caymazs‎n!
3|195|Bunun üzerine Rableri, onlar‎n dualar‎n‎ kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kad‎n olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çal‎‏an hiçbir kimsenin yapt‎ً‎n‎ bo‏a ç‎karmayacaً‎m. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlar‎ndan ç‎kar‎ld‎lar, benim yolumda eziyete uًrad‎lar, çarp‎‏t‎lar ve ِldürüldüler; andolsun, ben de onlar‎n kِtülüklerini ِrteceًim ve onlar‎ altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennetlere koyacaً‎m. Bu mükâfat, Allah taraf‎ndand‎r. Allah; kar‏‎l‎ً‎n güzeli O'nun kat‎ndad‎r.
3|196|فnkârc‎lar‎n (refah içinde) diyar diyar dola‏mas‎, sak‎n seni aldatmas‎n!
3|197|Az‎c‎k bir menfaatt‎r o. Sonra onlar‎n varacaklar‎ yer cehennemdir. O ne kِtü var‎‏ yeridir!
3|198|Fakat Rablerine kar‏‎ gelmekten sak‎nanlar için, Allah taraf‎ndan bir ikram olarak, altlar‎ndan ‎rmaklar akan, ebedî olarak kalacaklar‎ cennetler vard‎r. فyi ki‏iler için Allah kat‎ndaki (nimetler) daha hay‎rl‎d‎r.
3|199|Ehl-i kitaptan ِyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eًerek iman ederler. Allah'‎n âyetlerini az bir paraya satmazlar. ف‏te onlar için Rableri kat‎nda ecirleri vard‎r. قüphesiz Allah, hesab‎ çabuk oland‎r.
3|200|Ey iman edenler! Sabredin; (dü‏man kar‏‎s‎nda) sebat gِsterin; (cihad için) haz‎rl‎kl‎ ve uyan‎k bulunun ve Allah'tan korkun ki ba‏ar‎ya eri‏ebilesiniz.
4|1|Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da e‏ini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kad‎nlar üretip yayan Rabbinizden sak‎n‎n. Ad‎n‎ kullanarak birbirinizden dilekte bulunduًunuz Allah'tan ve akrabal‎k haklar‎na riayetsizlikten de sak‎n‎n. قüphesiz Allah sizin üzerinizde gِzetleyicidir.
4|2|Yetimlere mallar‎n‎ verin, temizi pis olanla deًi‏meyin, onlar‎n mallar‎n‎ kendi mallar‎n‎za katarak (kendi mal‎n‎zm‎‏ gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günaht‎r.
4|3|Eًer (kendileriyle evlendiًiniz takdir de) yetimlerin haklar‎na riayet edememekten korkarsan‎z beًendiًiniz (veya size helâl olan) kad‎nlardan iki‏er, üçer, dِrder al‎n. Haks‎zl‎k yapmaktan korkarsan‎z bir tane al‎n; yahut da sahip olduًunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayr‎lmaman‎z için en uygun olan‎d‎r.
4|4|Kad‎nlara mehirlerini gِnül r‎zas‎ ile (cِmertçe) verin; eًer gِnül ho‏luًu ile o mehrin bir k‎sm‎n‎ size baً‎‏larlarsa onu da afiyetle yeyin.
4|5|Allah'‎n geçiminize dayanak k‎ld‎ً‎ mallar‎n‎z‎ akl‎ ermezlere (re‏it olmayanlara) vermeyin; o mallarla onlar‎ besleyin, giydirin ve onlara güzel sِz sِyleyin.
4|6|Evlilik çaً‎na gelinceye kadar yetimleri (gِzetip) deneyin, eًer onlarda ak‎lca bir olgunla‏ma gِrürseniz hemen mallar‎n‎ kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o mallar‎ israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çal‎‏s‎n, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeًine) uygun olarak yesin. Mallar‎n‎ kendilerine verdiًiniz zaman yanlar‎nda ‏ahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
4|7|Ana-baban‎n ve yak‎nlar‎n b‎rakt‎klar‎ndan erkeklere bir pay vard‎r; ana-baban‎n ve yak‎nlar‎n b‎rakt‎klar‎ndan kad‎nlara da bir pay vard‎r. Gerek az‎ndan, gerek çoًundan belli bir hisse ayr‎lm‎‏t‎r.
4|8|(Mirastan pay‎ olmayan) yak‎nlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde haz‎r bulunursa bundan, onlar‎ da r‎z‎kland‎r‎n ve onlara güzel sِz sِyleyin.
4|9|Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar b‎rakt‎klar‎ takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haks‎zl‎k etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sak‎ns‎nlar ve doًru sِz sِylesinler.
4|10|Haks‎zl‎kla yetimlerin mallar‎n‎ yiyenler ‏üphesiz kar‎nlar‎na ancak ate‏ t‎k‎nm‎‏ olurlar; zaten onlar alevlenmi‏ ate‏e gireceklerdir.
4|11|Allah size, çocuklar‎n‎z hakk‎nda, erkeًe, kad‎n‎n pay‎n‎n iki misli (miras vermenizi) emreder. (اocuklar) ikiden fazla kad‎n iseler, ِlünün b‎rakt‎ً‎n‎n üçte ikisi onlar‎nd‎r. Eًer yaln‎z bir kad‎nsa yar‎s‎ onundur. ضlenin çocuًu varsa, ana-babas‎ndan her birinin mirastan alt‎da bir hissesi vard‎r. Eًer çocuًu yok da ana-babas‎ ona vâris olmu‏ ise, anas‎na üçte bir (dü‏er). Eًer ِlenin karde‏leri varsa, anas‎na alt‎da bir (dü‏er. Bütün bu paylar ِlenin) yapacaً‎ vasiyetten ve borçtan sonrad‎r. Babalar‎n‎z ve oًullar‎n‎zdan hangisinin size, fayda bak‎m‎ndan daha yak‎n olduًunu bilemezsiniz. Bunlar Allah taraf‎ndan konmu‏ farzlard‎r (paylard‎r). قüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
4|12|Yapacaklar‎ vasiyetten ve borçtan sonra e‏lerinizin, eًer çocuklar‎ yoksa, b‎rakt‎klar‎n‎n yar‎s‎ sizindir. اocuklar‎ varsa b‎rakt‎klar‎n‎n dِrtte biri sizindir. اocuًunuz yoksa, sizin de, yapacaً‎n‎z vasiyetten ve borçtan sonra, b‎rakt‎ً‎n‎z‎n dِrtte biri onlar‎nd‎r (zevcelerinizindir). اocuًunuz varsa, b‎rakt‎ً‎n‎z‎n sekizde biri onlar‎nd‎r. Eًer bir erkek veya kad‎n‎n, anababas‎ ve çocuklar‎ bulunmad‎ً‎ halde (kelâle ‏eklinde) mal‎ mirasç‎lara kal‎rsa ve bir erkek yahut bir k‎zkarde‏i varsa, her birine alt‎da bir dü‏er. Bundan fazla iseler üçte bire ortakt‎rlar. (Bu taksim) yap‎lacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uًramaks‎z‎n (yap‎lacak)t‎r. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her ‏eyi hakk‎yle bilendir, halîmdir.
4|13|Bunlar, Allah'‎n (koyduًu) s‎n‎rlard‎r. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere koyacakt‎r; orada devaml‎ kal‎c‎d‎rlar; i‏te büyük kurtulu‏ budur.
4|14|Kim Allah'a ve Peygamberine kar‏‎ isyan eder ve s‎n‎rlar‎n‎ a‏arsa Allah onu, devaml‎ kalacaً‎ bir ate‏e sokar ve onun için alçalt‎c‎ bir azap vard‎r.
4|15|Kad‎nlar‎n‎zdan fuhu‏ yapanlara kar‏‎ aran‎zdan dِrt ‏ahit getirin. Eًer ‏ahitlik ederlerse, o kad‎nlar‎ ِlüm al‎p gِtürünceye yahut Allah onlara bir yol aç‎ncaya kadar evlerde hapsedin.
4|16|فçinizden fuhu‏ yapan her iki tarafa ceza verin; eًer tevbe eder, uslan‎rlarsa art‎k onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tِvbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.
4|17|Allah'‎n kabul edeceًi tevbe, ancak bilmeden kِtülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; i‏te Allah bunlar‎n tevbesini kabul eder; Allah her ‏eyi bilendir, hikmet sahibidir.
4|18|Yoksa kِtülükleri yap‎p yap‎p da içlerinden birine ِlüm gelip çat‎nca "Ben ‏imdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ِlenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için ac‎ bir azap haz‎rlam‎‏‎zd‎r.
4|19|Ey iman edenler! Kad‎nlara zorla vâris olman‎z size helâl deًildir. Apaç‎k bir edepsizlik yapmad‎kça, onlara verdiًinizin bir k‎sm‎n‎ ele geçirmeniz için de kad‎nlar‎ s‎k‎‏t‎rmay‎n. Onlarla iyi geçinin. Eًer onlardan ho‏lanmazsan‎z (biliniz ki) Allah'‎n hakk‎n‎zda çok hay‎rl‎ k‎lacaً‎ bir ‏eyden de ho‏lanmam‎‏ olabilirsiniz.
4|20|Eًer bir e‏i b‎rak‎p da yerine ba‏ka bir e‏ almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermi‏ olsan‎z dahi ondan hiçbir ‏eyi geri almay‎n. Siz iftira ederek ve apaç‎k günah i‏leyerek onu geri al‎r m‎s‎n‎z?
4|21|Vaktiyle siz birbirinizle ha‏ir-ne‏ir olduًunuz ve onlar sizden saًlam bir teminat alm‎‏ olduًu halde onu nas‎l geri al‎rs‎n‎z!
4|22|Geçmi‏te olanlar bir yana, babalar‎n‎z‎n evlendiًi kad‎nlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayas‎zl‎kt‎r, iًrenç bir ‏eydir ve kِtü bir yoldur.
4|23|Analar‎n‎z, k‎zlar‎n‎z, k‎zkarde‏leriniz, halalar‎n‎z, teyzeleriniz, karde‏ k‎zlar‎, k‎zkarde‏ k‎zlar‎, sizi emziren analar‎n‎z, süt bac‎lar‎n‎z, e‏lerinizin analar‎, kendileriyle birle‏tiًiniz e‏lerinizden olup evlerinizde bulunan üvey k‎zlar‎n‎z size haram k‎l‎nd‎. Eًer onlarla (nikâhlan‎p da) henüz birle‏memi‏seniz k‎zlar‎n‎ alman‎zda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oًullar‎n‎z‎n e‏leri ve iki k‎z karde‏i birden almak da size haram k‎l‎nd‎; ancak geçen geçmi‏tir. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|24|(Harp esiri olarak) sahip olduًunuz cariyeler müstesna, evli kad‎nlar da size haram k‎l‎nd‎. Allah'‎n size emri budur. Bunlardan ba‏kas‎n‎, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallar‎n‎zla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl k‎l‎nd‎. Onlardan faydalanman‎za kar‏‎l‎k kararla‏t‎r‎lm‎‏ olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) kar‏‎l‎kl‎ anla‏man‎zda size günah yoktur. قüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
4|25|فçinizden, imanl‎ hür kad‎nlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin alt‎nda bulunan imanl‎ genç k‎zlar‎n‎z (say‎lan) cariyelerinizden als‎n. Allah sizin iman‎n‎z‎ daha iyi bilmektedir. Hep ayn‎ kِktensiniz (insanl‎k bak‎m‎ndan aran‎zda fark yoktur). ضyle ise iffetli ya‏amalar‎, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamalar‎ ‏art‎ ve sahiplerinin izni ile onlar‎ (cariyeleri) nikâhlay‎p al‎n, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhu‏ yaparlarsa onlara, hür kad‎nlar‎n cezas‎n‎n yar‎s‎ (uygulan‎r). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha dü‏mekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hay‎rl‎d‎r. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|26|Allah size (bilmediklerinizi) aç‎klamak ve sizi, sizden ِnceki (iyi) lerin yollar‎na iletmek ve sizin günahlar‎n‎z‎ baً‎‏lamak istiyor. Allah hakk‎yle bilicidir, yegâne hikmet sahibidir.
4|27|Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; ‏ehvetlerine uyanlar (kِtü arzular‎n esiri olanlar) ise büsbütün yoldan ç‎kman‎z‎ isterler.
4|28|Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zay‎f yarat‎lm‎‏t‎r.
4|29|Ey iman edenler! Kar‏‎l‎kl‎ r‎zaya dayanan ticaret olmas‎ hali müstesna, mallar‎n‎z‎, bât‎l (haks‎z ve haram yollar) ile aran‎zda (al‎p vererek) yemeyin. Ve kendinizi ِldürmeyin. قüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.
4|30|Kim dü‏manl‎k ve haks‎zl‎k ile bunu (haram yemeyi veya ِldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu ate‏e koyacaً‎z; bu ise Allah'a çok kolayd‎r.
4|31|Eًer yasakland‎ً‎n‎z büyük günahlardan kaç‎n‎rsan‎z, sizin küçük günahlar‎n‎z‎ ِrteriz ve sizi ‏erefli bir yere sokar‎z.
4|32|Allah'‎n sizi, birbirinizden üstün k‎ld‎ً‎ ‏eyleri (ba‏kas‎nda olup da sizde olmayan‎) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazand‎klar‎ndan nasipleri var, kad‎nlar‎n da kazand‎klar‎ndan nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; ‏üphesiz Allah her ‏eyi bilmektedir.
4|33|(Erkek ve kad‎ndan) her biri için, ana, baba ve akraban‎n b‎rakt‎ً‎ndan (hisselerini alacak olan) vârisler k‎ld‎k. Yeminlerinizin baًlad‎ً‎ kimselere de paylar‎n‎ verin. اünkü Allah her ‏eyi gِrmektedir.
4|34|Allah'‎n insanlardan bir k‎sm‎n‎ diًerlerine üstün k‎lmas‎ sebebiyle ve mallar‎ndan harcama yapt‎klar‎ için erkekler kad‎nlar‎n yِneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kad‎nlar itaatkârd‎r. Allah'‎n kendilerini korumas‎na kar‏‎l‎k gizliyi (kimse gِrmese de namuslar‎n‎) koruyucudurlar. Ba‏ kald‎rmas‎ndan endi‏e ettiًiniz kad‎nlara ًِüt verin, onlar‎ yataklarda yaln‎z b‎rak‎n ve (bunlarla yola gelmezlerse) dِvün. Eًer size itaat ederlerse art‎k onlar‎n aleyhine ba‏ka bir yol aramay‎n; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
4|35|Eًer kar‎-kocan‎n aralar‎n‎n aç‎lmas‎ndan korkarsan‎z, erkeًin ailesinden bir hakem ve kad‎n‎n ailesinden bir hakem gِnderin. Bunlar bar‎‏t‎rmak isterlerse Allah aralar‎n‎ bulur; ‏üphesiz Allah her ‏eyi bilen, her ‏eyden haberdar oland‎r.
4|36|Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir ‏eyi ortak ko‏may‎n. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yak‎n kom‏uya, uzak kom‏uya, yak‎n arkada‏a, yolcuya, ellerinizin alt‎nda bulunanlar (kِle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davran‎n; Allah kendini beًenen ve daima bِbürlenip duran kimseyi sevmez.
4|37|Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliًi tavsiye eden, Allah'‎n kendilerine lütfundan verdiًini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçalt‎c‎ bir azap haz‎rlad‎k.
4|38|Allah'a ve ahiret gününe inanmad‎klar‎ halde mallar‎n‎, insanlara gِsteri‏ için sarfedenler de (ahirette azaba dûçâr olurlar). قeytan bir kimseye arkada‏ olursa, ne kِtü bir arkada‏t‎r o!
4|39|Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah'‎n kendilerine verdiًinden (O'nun yolunda) harcasalard‎ ne olurdu sanki! Allah onlar‎n durumunu hakk‎yle bilmektedir.
4|40|قüphe yok ki Allah zerre kadar haks‎zl‎k etmez. (Kulun yapt‎ً‎ i‏, eًer bir kِtülük ise, onun cezas‎n‎ adaletle verir.) فyilik olursa onu katlar (kat kat artt‎r‎r), kendinden de büyük mükâfat verir.
4|41|Her bir ümmetten bir ‏ahit getirdiًimiz ve seni de onlara ‏ahit olarak gِsterdiًimiz zaman halleri nice olacak!
4|42|Küfür yoluna sap‎p peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine bat‎r‎lmay‎ temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
4|43|Ey iman edenler! Siz sarho‏ iken -ne sِylediًinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yakla‏may‎n. Eًer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursan‎z, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kad‎nlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamam‎‏san‎z o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. قüphesiz Allah çok affedici ve baً‎‏lay‎c‎d‎r.
4|44|Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sap‎kl‎ً‎ sat‎n al‎yorlar ve sizin de yoldan ç‎kman‎z‎ istiyorlar!
4|45|Allah dü‏manlar‎n‎z‎ sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yard‎mc‎ olarak da Allah kâfidir.
4|46|Yahudilerden bir k‎sm‎ kelimeleri yerlerinden deًi‏tirirler, dillerini eًerek, bükerek ve dine sald‎rarak (Peygambere kar‏‎) "ف‏ittik ve kar‏‎ geldik", "dinle, dinlemez olas‎", "râinâ" derler. Eًer onlar "ف‏ittik, itaat ettik, dinle ve bizi gِzet" deselerdi ‏üphesiz kendileri için daha hay‎rl‎ ve daha doًru olacakt‎; fakat küfürleri (gerçeًi kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onlar‎ lânetlemi‏tir. Art‎k pek az inan‎rlar.
4|47|Ey ehl-i kitap! Biz, birtak‎m yüzleri silip dümdüz ederek arkalar‎na çevirmeden, yahut onlar‎, cumartesi adamlar‎ gibi lânetlemeden ِnce (davranarak), size gelenleri doًrulamak üzere indirdiًimize (Kitab'a) iman edin; Allah'‎n emri mutlaka yerine gelecektir.
4|48|Allah, kendisine ortak ko‏ulmas‎n‎ asla baً‎‏lamaz; bundan ba‏kas‎n‎, (günahlar‎) dilediًi kimse için baً‎‏lar. Allah'a ortak ko‏an kimse büyük bir günah (ile) iftira etmi‏ olur.
4|49|Kendilerini temize ç‎karanlara ne dersin! Hay‎r, Allah dilediًini temize ç‎kar‎r ve hiç kimse k‎l pay‎ kadar haks‎zl‎k gِrmez.
4|50|Bak, nas‎l da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaç‎k bir günah olarak bu (onlara) yeter!
4|51|Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri gِrmedin mi? Putlara ve bât‎la (tanr‎lara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doًru yoldad‎r" diyorlar!
4|52|Bunlar, Allah'‎n lânetlediًi kimselerdir; Allah'‎n rahmetinden uzakla‏t‎rd‎ً‎ (lânetli) kimseye gerçek bir yard‎mc‎ bulamazs‎n.
4|53|Yoksa onlar‎n mülkten (hükümranl‎ktan) bir nasipleri mi var? ضyle olsayd‎ insanlara çekirdek filizi (kadar bir ‏ey bile) vermezlerdi.
4|54|Yoksa onlar, Allah'‎n lütfundan verdiًi ‏eyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa فbrahim soyuna Kitab'‎ ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranl‎k bah‏ettik.
4|55|Onlardan bir k‎sm‎ فbrahim'e inand‎, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ate‏ olarak cehennem yeter.
4|56|قüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ate‏e sokacaً‎z; onlar‎n derileri pi‏ip ac‎ duymaz hale geldikçe, derilerini ba‏ka derilerle deًi‏tiririz ki ac‎y‎ duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.
4|57|فnan‎p; iyi i‏ler yapanlar‎ da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere sokacaً‎z. Orada onlar için tertemiz e‏ler vard‎r ve onlar‎ koyu (tatl‎) bir gِlgeye koyar‎z.
4|58|Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar aras‎nda hükmettiًiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel ًِütler veriyor! قüphesiz Allah her ‏eyi i‏itici, her ‏eyi gِrücüdür.
4|59|Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eًer bir hususta anla‏mazl‎ًa dü‏erseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inan‎yorsan‎z onu Allah'a ve Resûl'e gِtürün (onlar‎n talimat‎na gِre halledin); bu hem hay‎rl‎, hem de netice bak‎m‎ndan daha güzeldir.
4|60|Sana indirilene ve senden ِnce indirilenlere inand‎klar‎n‎ ileri sürenleri gِrmedin mi? Tâًut'a inanmamalar‎ kendilerine emrolunduًu halde, Tâًut'un ِnünde muhakemele‏mek istiyorlar. Halbuki ‏eytan onlar‎ büsbütün sapt‎rmak istiyor.
4|61|Onlara: Allah'‎n indirdiًine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara ba‏vural‎m), denildiًi zaman, münaf‎klar‎n senden iyice uzakla‏t‎klar‎n‎ gِrürsün.
4|62|Elleriyle yapt‎klar‎ yüzünden ba‏lar‎na bir felâket gelince hemen, biz yaln‎zca iyilik etmek ve aray‎ bulmak istedik, diye yemin ederek sana nas‎l gelirler!
4|63|Onlar Allah'‎n, kalplerindekini bildiًi kimselerdir; onlara ald‎rma, kendilerine ًِüt ver ve onlara, kendileri hakk‎nda tesirli sِz sِyle.
4|64|Biz her peygamberi -Allah'‎n izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gِnderdik. Eًer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan baً‎‏lanmay‎ dileseler, Resûl de onlar için istiًfar etseydi Allah'‎ ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlard‎.
4|65|Hay‎r, Rabbine andolsun ki aralar‎nda ç‎kan anla‏mazl‎k hususunda seni hakem k‎l‎p sonra da verdiًin hükümden içlerinde hiçbir s‎k‎nt‎ duymaks‎z‎n (onu) tam manas‎yla kabullenmedikçe iman etmi‏ olmazlar.
4|66|Eًer onlara, kendinizi ِldürün yahut yurtlar‎n‎zdan ç‎k‎n, diye emretmi‏ olsayd‎k, içlerinden pek az‎ müstesna, bunu yapmazlard‎. Eًer kendilerine verilen ًِüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hay‎rl‎ hem de (imanlar‎n‎) daha peki‏tirici olurdu.
4|67|O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
4|68|Ve onlar‎ dosdoًru bir yola iletirdik.
4|69|Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse i‏te onlar, Allah'‎n kendilerine lütuflarda bulunduًu peygamberler, s‎ddîkler, ‏ehidler ve salih ki‏ilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkada‏t‎r!
4|70|Bu lütuf Allah'tand‎r. Bilen olarak Allah yeter.
4|71|Ey iman edenler! Tedbirinizi al‎n; bِlük bِlük sava‏a ç‎k‎n, yahut (gerektiًinde) topyekün sava‏‎n.
4|72|فçinizden baz‎lar‎ vard‎r ki (cihad konusunda) pek aً‎rdan al‎rlar. Eًer size bir felâket eri‏irse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmad‎m" der.
4|73|Eًer Allah'tan size bir lütuf eri‏irse -sanki sizinle onun aras‎nda (zahirî) bir dostluk yokmu‏ gibi- "Ke‏ke onlarla beraber olsayd‎m da ben de büyük bir ba‏ar‎ kazansayd‎m !" der.
4|74|O halde, dünya hayat‎n‎ ahiret kar‏‎l‎ً‎nda satanlar, Allah yolunda sava‏s‎nlar. Kim Allah yolunda sava‏‎r da ِldürülür veya galip gelirse biz ona yak‎nda büyük bir mükâfat vereceًiz.
4|75|Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halk‎ zalim olan bu ‏ehirden ç‎kar, bize taraf‎ndan bir sahip gِnder, bize kat‎ndan bir yard‎mc‎ yolla!" diyen zavall‎ erkekler, kad‎nlar ve çocuklar uًrunda sava‏m‎yorsunuz!
4|76|فman edenler Allah yolunda sava‏‎rlar, inanmayanlar ise tâًut (bât‎l davalar ve ‏eytan) yolunda sava‏‎rlar. O halde ‏eytan‎n dostlar‎na kar‏‎ sava‏‎n; ‏üphe yok ki ‏eytan‎n kurduًu düzen zay‎ft‎r.
4|77|Kendilerine, ellerinizi sava‏tan çekin, namaz‎ k‎l‎n ve zekât‎ verin, denilen kimseleri gِrmedin mi? Sonra onlara sava‏ farz k‎l‎n‎nca, içlerinden bir gurup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya ba‏lad‎lar da "Rabbimiz! Sava‏‎ bize niçin yazd‎n! Bizi yak‎n bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet sava‏‎ farz k‎lmasan) olmaz m‎yd‎?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati ِnemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hay‎rl‎d‎r ve size k‎l pay‎ kadar haks‎zl‎k edilmez."
4|78|Nerede olursan‎z olun ِlüm size ula‏‎r; sarp ve saًlam kalelerde olsan‎z bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; ba‏lar‎na bir kِtülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tand‎r"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlam‎yorlar!
4|79|Sana gelen iyilik Allah'tand‎r. Ba‏‎na gelen kِtülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gِnderdik; ‏ahit olarak da Allah yeter.
4|80|Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmi‏ olur. Yüz çevirene gelince, seni onlar‎n ba‏‎na bekçi gِndermedik!
4|81|"Ba‏üstüne" derler, ama yan‎ndan ayr‎l‎nca onlardan bir k‎sm‎, senin dediًinden ba‏kas‎n‎ gizlice kurar. Allah da onlar‎n gizlice kurduklar‎n‎ yazar. Sen onlara ald‎rma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.
4|82|Hâla Kur'an üzerinde gereًi gibi dü‏ünmeyecekler mi? Eًer o, Allah'tan ba‏kas‎ taraf‎ndan gelmi‏ olsayd‎ onda birçok tutars‎zl‎k bulurlard‎.
4|83|Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralar‎nda yetki sahibi kimselere gِtürselerdi, onlar‎n aras‎ndan i‏in içyüzünü anlayanlar, onun ne olduًunu bilirlerdi. Allah'‎n size lütuf ve rahmeti olmasayd‎, pek az‎n‎z müstesna, ‏eytana uyup giderdiniz.
4|84|Art‎k Allah yolunda sava‏. Sen, kendinden ba‏kas‎ (sebebiyle) sorumlu tutulmazs‎n. Müminleri de te‏vik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü k‎rar (güçleriyle size zarar vermelerini ِnler). Allah'‎n gücü daha çetin ve cezas‎ daha ‏iddetlidir.
4|85|Kim iyi bir i‏e arac‎l‎k ederse onun da o i‏ten bir nasibi olur. Kim kِtü bir i‏e arac‎l‎k ederse onun da ondan bir pay‎ olur. Allah her ‏eyin kar‏‎l‎ً‎n‎ vericidir.
4|86|Bir selam ile selamland‎ً‎n‎z zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlay‎n; yahut ayn‎ ile kar‏‎l‎k verin. قüphesiz Allah, her ‏eyin hesab‎n‎ arayand‎r.
4|87|Allah -ki ondan ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur elbette sizi k‎yamet günü toplayacakt‎r, bunda asla ‏üphe yoktur. Sِz bak‎m‎ndan Allah'tan daha doًru kim vard‎r!
4|88|Size ne oldu da münaf‎klar hakk‎nda iki gruba ayr‎ld‎n‎z? Halbuki Allah onlar‎ kendi ettikleri yüzünden ba‏ a‏aً‎ etmi‏tir (küfürlerine dِndürmü‏tür). Allah'‎n sapt‎rd‎ً‎n‎ doًru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'‎n sapt‎rd‎ً‎ kimse için asla (doًruya) yol bulamazs‎n!
4|89|Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla e‏it olas‎n‎z. O halde Allah yolunda gِç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eًer yüz çevirirlerse onlar‎ yakalay‎n, bulduًunuz yerde ِldürün ve hiçbirini dost ve yard‎mc‎ edinmeyin.
4|90|Ancak kendileriyle aran‎zda antla‏ma bulunan bir topluma s‎ً‎nanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlar‎yla sava‏mak (istemediklerin) den yürekleri s‎k‎larak size gelenler müstesna. Allah dileseydi onlar‎ ba‏‎n‎za belâ ederdi de sizinle sava‏‎rlard‎. Art‎k onlar sizi b‎rak‎p bir tarafa çekilir de sizinle sava‏mazlar ve size bar‎‏ teklif ederlerse bu durumda Allah size, onlar‎n aleyhinde bir yola girme hakk‎ vermemi‏tir.
4|91|Hem sizden hem de kendi toplumlar‎ndan emin olmak isteyen ba‏kalar‎n‎ da bulacaks‎n‎z. Bunlar her ne zaman fitneye gِtürülseler ona ba‏ a‏aً‎ dalarlar (dald‎r‎l‎rlar). Eًer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onlar‎ yakalay‎n, rastlad‎ً‎n‎z yerde ِldürün. ف‏te onlar üzerine sizin için apaç‎k yetki verdik.
4|92|Yanl‎‏l‎kla olmas‎ d‎‏‎nda bir müminin bir mümini ِldürmeye hakk‎ olamaz. Yanl‎‏l‎kla bir mümini ِldüren kimsenin, mümin bir kِle azat etmesi ve ِlenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meًer ki ِlünün ailesi o diyeti baً‎‏lam‎‏ ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eًer ِldürülen mümin olduًu halde, size dü‏man olan bir toplumdan ise mümin bir kِle azat etmek lâz‎md‎r. Eًer kendileriyle aran‎zda antla‏ma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin kِleyi azat etmek gerekir. Bunlar‎ bulamayan kimsenin, Allah taraf‎ndan tevbesinin kabulü için iki ay pe‏pe‏e oruç tutmas‎ lâz‎md‎r. Allah her ‏eyi bilendir, hikmet sahibidir.
4|93|Kim bir mümini kasden ِldürürse cezas‎, içinde ebediyen kalacaً‎ cehennemdir. Allah ona gazap etmi‏, onu lânetlemi‏ ve onun için büyük bir azap haz‎rlam‎‏t‎r.
4|94|Ey iman edenler! Allah yolunda sava‏a ç‎kt‎ً‎n‎z zaman iyi anlay‎p dinleyin. Size selam verene, dünya hayat‎n‎n geçici menfaatine gِz dikerek "Sen mümin deًilsin" demeyin. اünkü Allah'‎n nezdinde say‎s‎z ganimetler vard‎r. ضnceden siz de bِyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlay‎p dinleyin. قüphesiz Allah bütün yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
4|95|Müminlerden -ِzür sahibi olanlar d‎‏‎nda- oturanlarla mallar‎ ve canlar‎yle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, mallar‎ ve canlar‎ ile cihad edenleri, derece bak‎m‎ndan oturanlardan üstün k‎ld‎. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmi‏tir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün k‎lm‎‏t‎r.
4|96|Kendinden dereceler, baً‎‏lama ve rahmet vermi‏tir. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|97|Kendilerine yaz‎k eden kimselere melekler, canlar‎n‎ al‎rken: "Ne i‏de idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'‎n yeri geni‏ deًil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. ف‏te onlar‎n bar‎naً‎ cehennemdir; oras‎ ne kِtü bir gidi‏ yeridir.
4|98|Erkekler, kad‎nlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnad‎r.
4|99|ف‏te bunlar‎, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, baً‎‏lay‎c‎d‎r.
4|100|Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü uًrunda hicret ederek evinden ç‎kar da sonra kendisine ِlüm yeti‏irse art‎k onun mükâfat‎ Allah'a dü‏er. Allah da çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|101|Yeryüzünde sefere ç‎kt‎ً‎n‎z zaman kâfirlerin size kِtülük etmelerinden endi‏e ederseniz, namaz‎ k‎saltman‎zda size bir günah yoktur. قüphesiz kâfirler, sizin apaç‎k dü‏man‎n‎zd‎r.
4|102|Sen de içlerinde bulunup onlara namaz k‎ld‎rd‎ً‎n zaman, onlardan bir k‎sm‎ seninle beraber namaza dursunlar, silahlar‎n‎ (yanlar‎na) als‎nlar, bِylece (namaz‎ k‎l‎p) secde ettiklerinde (diًerleri) arkan‎zda olsunlar. Sonra henüz namaz‎n‎ k‎lmam‎‏ olan (bu) diًer gurup gelip seninle beraber namazlar‎n‎ k‎ls‎nlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlar‎n‎ als‎nlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlar‎n‎zdan ve e‏yan‎zdan gafil olsan‎z da üstünüze birden bask‎n yapsalar. Eًer size yaًmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursan‎z silahlar‎n‎z‎ b‎rakman‎zda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi al‎n. قüphesiz Allah, kâfirler için alçalt‎c‎ bir azap haz‎rlam‎‏t‎r.
4|103|Namaz‎ bitirince de ayakta, otururken ve yan‎n‎z üzerinde yatarken (daima) Allah'‎ an‎n. Huzura kavu‏unca da namaz‎ dosdoًru k‎l‎n; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzd‎r.
4|104|O (dü‏man) topluluًu takip etmekte gev‏eklik gِstermeyin. Eًer siz ac‎ çekiyorsan‎z onlar da, sizin çektiًiniz gibi ac‎ çekmektedirler. ـstelik siz Allah'tan, onlar‎n ümit etmedikleri ‏eyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.
4|105|Allah'‎n sana gِsterdiًi ‏ekilde insanlar aras‎nda hükmedesin diye sana Kitab'‎ hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
4|106|Ve Allah'tan maًfiret iste, çünkü Allah, çok yarl‎ًay‎c‎, ziyadesiyle esirgeyicidir.
4|107|Kendilerine h‎yanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliًi meslek edinmi‏ günahkârlar‎ sevmez.
4|108|فnsanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O'nun raz‎ olmad‎ً‎ sِzü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. Allah yapt‎klar‎n‎ ku‏at‎c‎d‎r (O'nun ilminden hiçbir ‏eyi gizleyemezler).
4|109|Haydi siz dünya hayat‎nda onlara taraf ç‎k‎p savundunuz, ya k‎yamet günü Allah'a kar‏‎ onlar‎ kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?
4|110|Kim bir kِtülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan maًfiret dilerse, Allah'‎ çok yarl‎ًay‎c‎ ve esirgeyici bulacakt‎r.
4|111|Kim bir günah kazan‎rsa onu ancak kendi aleyhine kazanm‎‏ olur. Allah her ‏eyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.
4|112|Kim kas‎tl‎ veya kas‎ts‎z bir günah kazan‎r da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaç‎k bir günah yüklenmi‏ olur.
4|113|Allah'‎n sana lütfu ve esirgemesi olmasayd‎, onlardan bir güruh seni sapt‎rmaya yeltenmi‏ti. Onlar yaln‎zca kendilerini sapt‎r‎rlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'‎ ve hikmeti indirmi‏ ve sana bilmediًini ًِretmi‏tir. Allah'‎n lütfu sana gerçekten büyük olmu‏tur.
4|114|Onlar‎n f‎s‎lda‏malar‎n‎n birçoًunda hay‎r yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanlar‎n aras‎n‎ düzeltmeyi isteyen (in f‎s‎lda‏mas‎) müstesna. Kim Allah'‎n r‎zas‎n‎ elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yak‎nda büyük bir mükâfat vereceًiz.
4|115|Kendisi için doًru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e kar‏‎ ç‎kar ve müminlerin yolundan ba‏ka bir yola giderse, onu o yِnde b‎rak‎r‎z ve cehenneme sokar‎z; o ne kِtü bir yerdir.
4|116|Allah, kendisine ortak ko‏ulmas‎n‎ asla baً‎‏lamaz; ondan ba‏ka günahlar‎ dilediًi kimse için baً‎‏lar. Kim Allah'a ortak ko‏arsa büsbütün sap‎tm‎‏t‎r.
4|117|Onlar (mü‏rikler) O'nu b‎rak‎p yaln‎zca bir tak‎m di‏ilerden (di‏i isimli tanr‎lardan) istiyorlar, ancak inatç‎ ‏eytandan dilekte bulunuyorlar.
4|118|Allah onu (‏eytan‎) lânetlemi‏; o da: "Yemin ederim ki, kullar‎ndan belli bir pay edineceًim" demi‏tir.
4|119|"Onlar‎ mutlaka sapt‎racaً‎m, muhakkak onlar‎ bo‏ kuruntulara boًacaً‎m, kesinlikle onlara emredeceًim de hayvanlar‎n kulaklar‎n‎ yaracaklar (putlar için ni‏anlayacaklar), ‏üphesiz onlara emredeceًim de Allah'‎n yaratt‎ً‎n‎ deًi‏tirecekler" (dedi). Kim Allah'‎ b‎rak‎r da ‏eytan‎ dost edinirse elbette apaç‎k bir ziyana dü‏mü‏tür.
4|120|(قeytan) onlara sِz verir ve onlar‎ ümitlendirir; halbuki ‏eytan‎n onlara sِz vermesi aldatmacadan ba‏ka bir ‏ey deًildir.
4|121|ف‏te onlar‎n yeri cehennemdir; ondan kaç‎p kurtulacak bir yer de bulamayacaklard‎r.
4|122|فman eden ve iyi i‏ler yapanlar‎, içinde ebedî kalmak üzere, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere koyacaً‎z. Allah, (bu sِylenenleri) hak bir sِz olarak vâdetti. Sِz verme ve onu tutma bak‎m‎ndan kim Allah'tan daha doًru olabilir?
4|123|Ne sizin kuruntular‎n‎z ne de ehl-i kitab‎n kuruntular‎ (gerçektir); kim bir kِtülük, yaparsa onun cezas‎n‎ gِrür ve kendisi için Allah'tan ba‏ka dost da, yard‎mc‎ da bulamaz.
4|124|Erkek olsun, kad‎n olsun, her kim de mümin olarak iyi i‏ler yaparsa, i‏te onlar cennete girerler ve zerre kadar haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazlar.
4|125|ف‏lerinde doًru olarak kendini Allah'a veren ve فbrahim'in, Allah'‎ bir tan‎yan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vard‎r? Allah فbrahim'i dost edinmi‏tir.
4|126|Gِklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'‎nd‎r ve Allah her ‏eyi ku‏atm‎‏t‎r. (Hiçbir ‏ey O'nun ilim ve kudretinin d‎‏‎nda kalamaz).
4|127|Senden kad‎nlar hakk‎nda fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah aç‎kl‎yor: Kitap'ta, kendileri için yaz‎lm‎‏‎ (miras‎) vermeyip nikâhlamak istediًiniz yetim kad‎nlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere kar‏‎ âdil davranman‎z hakk‎nda size okunan âyetler (Allah'‎n hükmünü apaç‎k ortaya koymaktad‎r). Hay‎rdan ne yaparsan‎z ‏üphesiz Allah onu bilmektedir.
4|128|Eًer bir kad‎n kocas‎n‎n geçimsizliًinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endi‏e ederse, aralar‎nda bir sulh yapmalar‎nda onlara günah yoktur. Sulh (daima) hay‎rl‎d‎r. Zaten nefisler k‎skançl‎ًa haz‎rd‎r. Eًer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsan‎z ‏üphesiz Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
4|129|ـzerine dü‏üp uًra‏san‎z da kad‎nlar aras‎nda âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kap‎l‎p da diًerini ask‎ya al‎nm‎‏ gibi b‎rakmay‎n. Eًer aray‎ düzeltir, günahtan sak‎n‎rsan‎z Allah ‏üphesiz çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|130|Eًer (e‏ler) birbirinden ayr‎l‎rsa Allah, bol nimetinden her birini zenginle‏tirir (diًerine muhtaç olmaktan kurtar‎r); Allah'‎n lütfu geni‏, hikmeti büyüktür.
4|131|Gِklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'‎nd‎r. Sizden ِnce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eًer inkâr ederseniz biliniz ki gِklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'‎nd‎r. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle ِvgüye lây‎kt‎r.
4|132|Gِklerde ve yerde olanlar Allah'‎nd‎r. Vekil olarak Allah yeter.
4|133|Ey insanlar! Allah dilerse sizi yokluًa gِnderip ba‏kalar‎n‎ getirir; Allah buna kadirdir.
4|134|Kim dünya mükâfat‎n‎ isterse (bilsin ki) dünyan‎n da ahiretin de mükâfat‎ Allah kat‎ndad‎r. Allah her ‏eyi i‏iten ve her ‏eyi gِrendir.
4|135|Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-baban‎z ve akraban‎z aleyhinde de olsa Allah için ‏ahitlik eden kimseler olun. (Haklar‎nda ‏ahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yak‎nd‎r. Hislerinize uyup adaletten sapmay‎n, (‏ahitliًi) eًer, büker (doًru ‏ahitlik etmez), yahut ‏âhidlik etmekten kaç‎n‎rsan‎z (biliniz ki) Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
4|136|Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiًi Kitab'a ve daha ِnce indirdiًi kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'‎, meleklerini, kitaplar‎n‎, peygamberlerini ve k‎yamet gününü inkâr ederse tam manas‎yle sap‎tm‎‏t‎r.
4|137|فman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlar‎n‎ artt‎ranlar‎ Allah ne baً‎‏layacak, ne de onlar‎ doًru yola iletecektir.
4|138|Münaf‎klara, kendileri için ac‎ bir azap olduًunu müjdele!
4|139|Müminleri b‎rak‎p da kâfirleri dost edinenler, onlar‎n yan‎nda izzet (güç ve ‏eref) mi ar‎yorlar? Bilsinler ki bütün izzet yaln‎zca Allah'a aittir.
4|140|O (Allah), Kitap'ta size ‏ِyle indirmi‏tir ki: Allah'‎n âyetlerinin inkâr edildiًini yahut onlarla alay edildiًini i‏ittiًiniz zaman, onlar bundan ba‏ka bir sِze dal‎ncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmay‎n; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münaf‎klar‎ ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.
4|141|Sizi gِzetleyip duranlar, eًer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, "Sizinle beraber deًil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (ِldürebileceًimiz halde ِldürmeyip) müminlerden korumad‎k m‎?" derler. Art‎k Allah k‎yamet gününde aran‎zda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
4|142|قüphesiz münaf‎klar Allah'a oyun etmeye kalk‎‏‎yorlar; halbuki Allah onlar‎n oyunlar‎n‎ ba‏lar‎na çevirmektedir. Onlar namaza kalkt‎klar‎ zaman ü‏enerek kalkarlar, insanlara gِsteri‏ yaparlar, Allah'‎ da pek az hat‎ra getirirler.
4|143|Bunlar‎n aras‎nda bocalay‎p durmaktalar,ne onlara (baًlan‎yorlar) ne bunlara. Allah'‎n ‏a‏‎rtt‎ً‎ kimseye asla bir (ç‎kar) yol bulamazs‎n.
4|144|Ey iman edenler! Müminleri b‎rak‎p da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaç‎k bir delil mi vermek istiyorsunuz?
4|145|قüphe yok ki münaf‎klar cehennemin en alt kat‎ndad‎rlar. Art‎k onlara asla bir yard‎mc‎ bulamazs‎n.
4|146|Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a s‎ms‎k‎ sar‎l‎p dinlerini (ibadetlerini) yaln‎z onun için yapanlar ba‏kad‎r. ف‏te bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yak‎nda büyük mükâfat verecektir.
4|147|Eًer siz iman eder ve ‏ükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah ‏ükre kar‏‎l‎k veren ve her ‏eyi bilendir.
4|148|Allah kِtü sِzün aç‎kça sِylenmesini sevmez; ancak haks‎zl‎ًa uًrayan ba‏ka. Allah her ‏eyi i‏itici ve bilicidir.
4|149|Bir iyiliًi aç‎klar yahut gizlerseniz veya bir kِtülüًü (aç‎klamay‎p) affederseniz, ‏üphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.
4|150|Allah'‎ ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ay‎rmak isteyip "Bir k‎sm‎na iman ederiz ama bir k‎sm‎na inanmay‎z" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) aras‎nda bir yol tutmak isteyenler yok mu;
4|151|ف‏te gerçekten kâfirler bunlard‎r. Ve biz kâfirlere alçalt‎c‎ bir azap haz‎rlam‎‏‎zd‎r.
4|152|Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diًerlerinden ay‎rmayanlara (gelince) i‏te Allah onlara bir gün mükâfatlar‎n‎ verecektir. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
4|153|Ehl-i kitap senden, kendilerine gِkten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüًünü istemi‏ler de, "Bize Allah'‎ apaç‎k gِster" demi‏lerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onlar‎ y‎ld‎r‎m çarpt‎. Bilâhare kendilerine aç‎k deliller geldikten sonra buzaً‎y‎ (tanr‎) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaç‎k delil (ve yetki) verdik.
4|154|Sِz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u ba‏lar‎na diktik de onlara, "Ba‏ eًerek kap‎dan girin" dedik, "Cumartesi günü s‎n‎r‎ a‏may‎n" dedik. Kendilerinden saًlam sِz ald‎k.
4|155|Sِzlerinden dِnmeleri, Allah'‎n âyetlerini inkâr etmeleri, haks‎z yere peygamberleri ِldürmeleri ve "Kalplerimiz k‎l‎flanm‎‏t‎r" demeleri sebebiyle (onlar‎ lânetledik, türlü belâlar verdik. Onlar‎n kalpleri k‎l‎fl‎ deًildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmu‏tur; pek az‎ müstesna art‎k iman etmezler.
4|156|Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalar‎ndan;
4|157|Ve "Allah elçisi Meryem oًlu فsa'y‎ ِldürdük" demeleri yüzünden (onlar‎ lânetledik). Halbuki onu ne ِldürdüler, ne de ast‎lar; fakat (ِldürdükleri) onlara فsa gibi gِsterildi. Onun hakk‎nda ihtilâfa dü‏enler bundan dolay‎ tam bir karars‎zl‎k içindedirler; bu hususta zanna uymak d‎‏‎nda hiçbir (saًlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu ِldürmediler.
4|158|Bilâkis Allah onu (فsa'y‎) kendi nezdine kald‎rm‎‏t‎r. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
4|159|Ehl-i kitaptan her biri, ِlümünden ِnce ona muhakkak iman edecektir. K‎yamet gününde de o, onlara ‏ahit olacakt‎r.
4|160|Yahudilerin yapt‎klar‎ zulümden, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden, menetmelerinden dolay‎ kendilerine (daha ِnce) helâl k‎l‎nm‎‏ bulunan temiz ve iyi ‏eyleri onlara haram k‎ld‎k
4|161|Menedildikleri halde faizi almalar‎ndan ve haks‎z (yollar) ile insanlar‎n mallar‎n‎ yemelerinden dolay‎ içlerinden inkâra sapanlara ac‎ bir azap haz‎rlad‎k.
4|162|Fakat içlerinden ilimde derinle‏mi‏ olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden ِnce indirilene iman edenler, namaz‎ k‎lanlar, zekât‎ verenler; Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; i‏te onlara pek yak‎nda büyük mükâfat vereceًiz.
4|163|Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiًimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) فbrahim'e, فsmail'e, فshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), فsa'ya, Eyyûb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik.
4|164|Bir k‎s‎m peygamberleri sana daha ِnce anlatt‎k, bir k‎sm‎n‎ ise sana anlatmad‎k. Ve Allah Musa ile gerçekten konu‏tu.
4|165|(Yerine gِre) müjdeleyici ve sak‎nd‎r‎c‎ olarak peygamberler gِnderdik ki insanlar‎n peygamberlerden sonra Allah'a kar‏‎ bir bahaneleri olmas‎n! Allah izzet ve hikmet sahibidir.
4|166|Fakat Allah sana indirdiًine ‏ahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) ‏ahitlik ederler. Ve ‏ahit olarak Allah kâfîdir.
4|167|فnkâr eden ve (ba‏kalar‎n‎ da) Allah yolundan al‎koyanlar ‏üphesiz doًru yoldan çok uzakla‏m‎‏lard‎r.
4|168|فnkâr edip zulmedenleri Allah asla baً‎‏layacak deًildir. Onlan (ba‏ka) bir yola iletecek de deًildir.
4|169|Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onlanr‎ yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolayd‎r.
4|170|Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçeًi getirdi (bunda ‏üphe yoktur), ‏u halde kendi iyiliًinize olarak (ona) iman edin. Eًer inkâr ederseniz, gِklerde ve yerde ne varsa ‏üphesiz hepsi Allah'‎nd‎r. (O'nun sizin inanman‎za ihtiyac‎ yoktur). Allah geni‏ ilim ve hikmet sahibidir.
4|171|Ey ehl-i kitap! Dininizde a‏‎r‎ gitmeyin ve Allah hakk‎nda, gerçekten ba‏kas‎n‎ sِylemeyin. Meryem oًlu فsa Mesîh, ancak Allah'‎n resûlüdür, (o) Allah'‎n, Meryem'e ula‏t‎rd‎ً‎ "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun taraf‎ndan gِnderilmi‏, yahut teyit edilmi‏, yahut da Cebrail taraf‎ndan üfürülmü‏ bir ruhtur). قu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Tanr‎) üçtür" demeyin, sizin için hay‎rl‎ olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah't‎r. O, çocuًu olmaktan münezzehtir. Gِklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
4|172|Ne Mesîh ve ne de Allah'a yak‎n melekler, Allah'‎n kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yak‎nda huzuruna toplayacakt‎r.
4|173|فman edip iyi i‏ler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlas‎n‎ da ihsan edecektir. Kulluًundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara ac‎ bir ‏ekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah'tan ba‏ka ne bir dost ve ne de bir yard‎mc‎ bulurlar. (Kendilerini Allah'‎n azab‎ndan kurtaracak bir kimse bulamazlar.)
4|174|Ey insanlar! قüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaç‎k bir nur indirdik.
4|175|Allah'a iman edip O'na s‎ms‎k‎ sar‎lanlara gelince, Allah onlar‎ kendinden bir rahmet ve lütuf (deryas‎) içine dald‎racak ve onlar‎ kendine doًru (giden) bir yola gِtürecektir.
4|176|Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babas‎ ve çocuًu olmayan kimsenin miras‎ hakk‎ndaki hükmü ‏ِyle aç‎kl‎yor: Eًer çocuًu olmayan bir kimse ِlür de onun bir k‎zkarde‏i bulunursa, b‎rakt‎ً‎n‎n yar‎s‎ bunundur. K‎zkarde‏ ِlüp çocuًu olmazsa erkek karde‏ de ona vâris olur. K‎zkarde‏ler iki tane olursa (erkek karde‏lerinin) b‎rakt‎ً‎n‎n üçte ikisi onlar‎nd‎r. Eًer erkekli kad‎nl‎ daha fazla karde‏ mevcut ise erkeًin hakk‎, iki kad‎n pay‎ kadard‎r. قa‏‎rmaman‎z için Allah size aç‎klama yap‎yor. Allah her ‏eyi bilmektedir.
5|1|Ey iman edenler! Akitleri(n gereًini) yerine getiriniz. فhraml‎ iken avlanmay‎ helal saymamak üzere (a‏aً‎da) size okunacaklar d‎‏‎nda kalan hayvanlar, sizin için helâl k‎l‎nd‎. Allah dilediًine hükmeder.
5|2|Ey iman edenler! Allah'‎n (koyduًu, dinî) i‏aretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmi‏) kurbana, (ondaki) gerdanl‎klara, Rablerinin lütuf ve r‎zas‎n‎ arayarak Beyt-i Haram'a yِnelmi‏ kimselere (tecavüz ve) sayg‎s‎zl‎k etmeyin. فhramdan ç‎k‎nca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi ِnledikleri için bir topluma kar‏‎ beslediًiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! فyilik ve (Allah'‎n yasaklar‎ndan) sak‎nma üzerinde yard‎mla‏‎n, günah ve dü‏manl‎k üzerine yard‎mla‏may‎n. Allah'tan korkun; çünkü Allah'‎n cezas‎ çetindir.
5|3|Le‏, kan, domuz eti, Allah'tan ba‏kas‎ ad‎na boًazlanan, boًulmu‏, (ta‏, aًaç vb. ile) vurulup ِldürülmü‏, yukar‎dan yuvarlan‎p ِlmü‏, boynuzlan‎p ِlmü‏ (hayvanlar ile) canavarlar‎n yediًi hayvanlar -ِlmeden yeti‏ip kestikleriniz müstesna- dikili ta‏lar (putlar) üzerine boًazlanm‎‏ hayvanlar ve fal oklar‎yle k‎smet araman‎z size haram k‎l‎nd‎. Bunlar yoldan ç‎kmakt‎r. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmi‏lerdir. Art‎k onlardan korkmay‎n, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamlad‎m ve sizin için din olarak فslâm'‎ beًendim. Kim, gِnülden günaha yِnelmi‏ olmamak üzere açl‎k halinde dara dü‏erse (haram etlerden yiyebilir). اünkü Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
5|4|Kendileri için nelerin helâl k‎l‎nd‎ً‎n‎ sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz ‏eyler size helâl k‎l‎nm‎‏t‎r. Allah'‎n size ًِrettiًinden ًِretip avc‎ hale getirdiًiniz hayvanlar‎n sizin için yakalad‎klar‎ndan da yeyin ve üzerine Allah'‎n ad‎n‎ an‎n (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'‎n hesab‎ pek çabuktur.
5|5|Bugün size temiz ve iyi ‏eyler helâl k‎l‎nm‎‏t‎r. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, h‎ristiyan vb. nin) yiyeceًi size helâldir, sizin yiyeceًiniz de onlara helâldir. Mümin kad‎nlardan iffetli olanlar ile daha ِnce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kad‎nlar da, mehirlerini vermeniz ‏art‎yla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (فslâmî hükümlere) inanmay‎ kabul etmezse onun ameli bo‏a gitmi‏tir. O, ahirette de ziyana uًrayanlardand‎r.
5|6|Ey iman edenler! Namaz k‎lmaya kalkt‎ً‎n‎z zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, ba‏lar‎n‎z‎ meshedip, topuklara kadar ayaklar‎n‎z‎ y‎kay‎n. Eًer cünüp oldunuz ise, boy abdesti al‎n. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursan‎z, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kad‎nlara dokunmu‏san‎z (cinsî birle‏me yapm‎‏san‎z) ve bu hallerde su bulamam‎‏san‎z temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük ç‎karmak istemez; fakat sizi tertemiz k‎lmak ve size (ihsan ettiًi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki ‏ükredersiniz.
5|7|Allah'‎n size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediًiniz zaman sizi bununla baًlad‎ً‎ (O'na verdiًiniz) sِzü hat‎rlay‎n ve Allah'tan korkun. قüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.
5|8|Ey iman edenler! Allah için hakk‎ ayakta tutan, adaletle ‏ahitlik eden kimseler olun. Bir topluluًa duyduًunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yak‎‏an (bir davran‎‏) t‎r. Allah'a isyandan sak‎n‎n. Allah yapt‎klar‎n‎z‎ hakk‎yle bilmektedir.
5|9|Allah, iman eden ve iyi ‏eyler yapanlara sِz vermi‏tir; onlara baً‎‏lama ve büyük mükâfat vard‎r.
5|10|فnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.
5|11|Ey iman edenler! Allah'‎n size olan nimetini unutmay‎n; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmi‏ti de Allah, onlar‎n ellerini sizden çekmi‏ti. Allah'tan korkun ve müminler yaln‎zca Allah'a güvensinler.
5|12|Andolsun ki Allah, فsrailoًullar‎ndan sِz alm‎‏t‎. (Kefil olarak) içlerinden on iki de ba‏kan gِndermi‏tik. Allah onlara ‏ِyle demi‏ti: Ben sizinle beraberim. Eًer namaz‎ dosdoًru k‎lar, zekât‎ verir, peygamberlerime inan‎r, onlar‎ desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyac‎ olanlara Allah r‎zas‎ için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlar‎n‎z‎ ِrterim ve sizi, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere sokar‎m. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doًru yoldan sapm‎‏ olur.
5|13|Sِzlerini bozmalar‎ sebebiyle onlar‎ lânetledik ve kalplerini kat‎la‏t‎rd‎k. Onlar kelimelerin yerlerini deًi‏tirirler (kitaplar‎n‎ tahrif ederler). Kendilerine ًِretilen ahkâm‎n (Tevrat'‎n) ِnemli bir bِlümünü de unuttular. فçlerinden pek az‎ hariç, onlardan daima bir hainlik gِrürsün. Yine de sen onlar‎ affet ve ald‎r‎‏ etme. قüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
5|14|"Biz h‎ristiyanlar‎z" diyenlerden de kesin sِzlerini alm‎‏t‎k ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen ًِütlerin veya Kitab'‎n) ِnemli bir bِlümünü unuttular. Bu sebeple k‎yamete kadar aralar‎na dü‏manl‎k ve kin sald‎k. Yak‎nda Allah onlara yapt‎klar‎n‎ haber verecektir.
5|15|Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduًunuz birçok ‏eyi aç‎klamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaç‎k bir kitap geldi.
5|16|R‎zas‎n‎ arayan‎ Allah onunla kurtulu‏ yollar‎na gِtürür ve onlar‎ iradesiyle karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎kar‎r, dosdoًru bir yola iletir.
5|17|"قüphesiz Allah, Meryem oًlu Mesîh'dir" diyenler andolsun ki kâfir olmu‏lard‎r. De ki: ضyleyse Allah, Meryem oًlu Mesîh'i, anas‎n‎ ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir ‏ey yapabilecektir (O'na kim bir ‏eyle engel olabilecektir)! Gِklerde, yerde ve ikisi aras‎nda ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediًini yarat‎r ve Allah her ‏eye tam manas‎yle kadirdir.
5|18|Yahudiler ve h‎ristiyanlar "Biz Allah'‎n oًullar‎ ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: ضyleyse günahlar‎n‎zdan dolay‎ size niçin azap ediyor? Doًrusu siz de O'nun yaratt‎ً‎ insanlardans‎n‎z. O, dilediًini baً‎‏lar ve dilediًine azap eder. Gِklerde, yerde ve ikisinin aras‎nda ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dِnü‏ de ancak O'nad‎r.
5|19|Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin aras‎ kesildiًi bir s‎rada size elçimiz geldi. Gerçekleri size aç‎kl‎yor ki (k‎yamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyar‎c‎ gelmedi" demiyesiniz. ف‏te size müjdeleyici ve uyar‎c‎ gelmi‏tir. Allah her ‏eye hakk‎yle kadirdir.
5|20|Bir zamanlar Musa, kavmine ‏ِyle demi‏ti: Ey kavmim! Allah'‎n size (lütfettiًi) nimetini hat‎rlay‎n; zira O, içinizden peygamberler ç‎kard‎ ve sizi hükümdarlar k‎ld‎. Alemlerde hiçbir kimseye vermediًini size verdi.
5|21|Ey kavmim ! Allah'‎n size (vatan olarak) yazd‎ً‎ mukaddes topraًa girin ve arkan‎za dِnmeyin, yoksa kaybederek dِnmü‏ olursunuz.
5|22|Onlar ‏u cevab‎ verdiler: Yâ Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan ç‎kmad‎kça biz oraya asla girmeyeceًiz. Eًer oradan ç‎karlarsa biz de hemen gireriz.
5|23|Korkanlar‎n içinden Allah'‎n kendilerine lütufda bulunduًu iki ki‏i ‏ِyle dedi: Onlar‎n üzerine kap‎dan girin; oraya bir girdiniz mi art‎k siz zaferi kazanm‎‏s‎n‎zd‎r. Eًer müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.
5|24|"Ey Musa! Onlar orada bulunduklar‎ müddetçe biz oraya asla girmeyiz; ‏u halde, sen ve Rabbin gidin sava‏‎n; biz burada oturacaً‎z" dediler.
5|25|Musa: "Rabbim! Ben kendimden ve karde‏imden ba‏kas‎na hakim olam‎yorum; bizimle, bu yoldan ç‎km‎‏ toplumun aras‎n‎ ay‎r" dedi.
5|26|Allah, "ضyleyse oras‎ (arz-‎ mukaddes) onlara k‎rk y‎l yasaklanm‎‏t‎r; (bu müddet içinde) yeryüzünde ‏a‏k‎n ‏a‏k‎n dola‏acaklar. Art‎k sen, yoldan ç‎km‎‏ toplum için üzülme" dedi.
5|27|Onlara, Adem'in iki oًlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmi‏lerdi de birisinden kabul edilmi‏, diًerinden ise kabul edilmemi‏ti. (Kurban‎ kabul edilmeyen karde‏, k‎skançl‎k yüzünden), "Andolsun seni ِldüreceًim" dedi. Diًeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi (ve ekledi:)
5|28|"Andolsun ki sen, ِldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, ِldürmek için el uzatacak deًilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkar‎m."
5|29|"Ben istiyorum ki, sen, hem benim günah‎m‎ hem de kendi günah‎n‎ yüklenip ate‏e at‎lacaklardan olas‎n; zalimlerin cezas‎ i‏te budur."
5|30|Nihayet nefsi onu, karde‏ini ِldürmeye itti ve onu ِldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.
5|31|Derken Allah, karde‏inin cesedini nas‎l gِmeceًini ona gِstermek için yeri e‏eleyen bir karga gِnderdi. (Katil karde‏) "Yaz‎klar olsun bana! قu karga kadar da olamad‎m m‎ ki, karde‏imin cesedini gِmeyim" dedi ve ettiًine yananlardan oldu.
5|32|ف‏te bu yüzdendir ki فsrailoًullar‎'na ‏ِyle yazm‎‏t‎k: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk ç‎karmaya kar‏‎l‎k olmaks‎z‎n (haks‎z yere) bir cana k‎yarsa bütün insanlar‎ ِldürmü‏ gibi olur. Her kim bir can‎ kurtar‎rsa bütün insanlar‎ kurtarm‎‏ gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaç‎k deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoًu yine yeryüzünde a‏‎r‎ gitmektedirler.
5|33|Allah ve Resûlüne kar‏‎ sava‏anlar‎n ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çal‎‏anlar‎n cezas‎ ancak ya (ac‎madan) ِldürülmeleri, ya as‎lmalar‎, yahut el ve ayaklar‎n‎n çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklar‎ yerden sürülmeleridir. Bu onlar‎n dünyadaki rüsvayl‎ً‎d‎r. Onlar için ahirette de büyük azap vard‎r.
5|34|Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden ِnce tevbe edenler müstesna; biliniz ki Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
5|35|Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yakla‏maya yol aray‎n ve yolunda cihad edin ki kurtulu‏a eresiniz.
5|36|قüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her ‏ey ve bunun yan‎nda da bir o kadar‎ kendilerinin olsa da k‎yamet gününün azab‎ndan kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için ac‎ bir azap vard‎r.
5|37|Ate‏ten ç‎kmak isterler, fakat onlar oradan ç‎kacak deًillerdir. Onlar için devaml‎ bir azap vard‎r.
5|38|H‎rs‎zl‎k eden erkek ve kad‎n‎n, yapt‎klar‎na kar‏‎l‎k bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
5|39|Kim (bu) haks‎z davran‎‏‎ndan sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse ‏üphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve esirgeyicidir.
5|40|Bilmez misin ki, gِklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediًine azap eder ve dilediًini baً‎‏lar. Allah her ‏eye hakk‎yle kadirdir.
5|41|Ey Resûl! Kalpleri iman etmediًi halde aً‎zlar‎yle "inand‎k" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde ko‏u‏anlar(‎n hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (baz‎) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kayd‎r‎p deًi‏tirirler. "Eًer size ‏u verilirse hemen al‎n, o verilmezse sak‎n‎n!" derler. Allah bir kimseyi ‏a‏k‎nl‎ًa (fitneye) dü‏ürmek isterse, sen Allah'a kar‏‎, onun lehine hiçbir ‏ey yapamazs‎n. Onlar, Allah'‎n kalplerini temizlemek istemediًi kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vard‎r ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vard‎r.
5|42|Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralar‎nda hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eًer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eًer hüküm verirsen, aralar‎nda adaletle hükmet. Allah âdil olanlar‎ sever.
5|43|فçinde Allah'‎n hükmü bulunan Tevrat yanlar‎nda olduًu halde nas‎l seni hakem k‎l‎yorlar da sonra, bunun arkas‎ndan yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanm‎‏ kimseler deًildir.
5|44|Biz, içinde doًruya rehberlik ve nur olduًu halde Tevrat'‎ indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermi‏ peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'‎n Kitab'‎n‎ korumalar‎ kendilerinden istendiًi için Rablerine teslim olmu‏ zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduًuna) ‏ahitlerdi. قu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) فnsanlardan korkmay‎n, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel kar‏‎l‎ً‎nda satmay‎n. Kim Allah'‎n indirdiًi (hükümler) ile hükmetmezse i‏te onlar kâfirlerin ta kendileridir.
5|45|Tevrat'ta onlara ‏ِyle yazd‎k: Cana can, gِze gِz, buruna burun, kulaًa kulak, di‏e di‏ (kar‏‎l‎k ve cezad‎r). Yaralar da k‎sast‎r (Her yaralama misli ile cezaland‎r‎l‎r). Kim bunu (k‎sas‎) baً‎‏larsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah'‎n indirdiًi ile hükmetmezse i‏te onlar zalimlerdir.
5|46|Kendinden ِnce gelen Tevrat'‎ doًrulay‎c‎ olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oًlu فsa'y‎ arkalar‎ndan gِnderdik. Ve ona, içinde doًruya rehberlik ve nûr bulunmak, ِnündeki Tevrat'‎ tasdik etmek, sak‎nanlara bir hidayet ve ًِüt olmak üzere فncil'i verdik.
5|47|فncil'e inananlar, Allah'‎n onda indirdiًi (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'‎n indirdiًi ile hükmetmezse i‏te onlar fâs‎klard‎r.
5|48|Sana da, daha ِnceki kitab‎ doًrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'‎ (Kur'an'‎) gِnderdik. Art‎k aralar‎nda Allah'‎n indirdiًi ile hükmet; sana gelen gerçeًi b‎rak‎p da onlar‎n arzular‎na uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir ‏erîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapard‎; fakat size verdiًinde (yol ve ‏erîatlerde) sizi denemek için (bِyle yapt‎). ضyleyse iyi i‏lerde birbirinizle yar‎‏‎n. Hepinizin dِnü‏ü Allah'ad‎r. Art‎k size, üzerinde ayr‎l‎ًa dü‏tüًünüz ‏eyleri(n gerçek taraf‎n‎) O haber verecektir.
5|49|(Sana ‏u talîmat‎ verdik): Aralar‎nda Allah'‎n indirdiًi ile hükmet ve onlar‎n arzular‎na uyma. Allah'‎n sana indirdiًi hükümlerin bir k‎sm‎ndan seni sapt‎rmamalar‎na dikkat et. Eًer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlar‎n‎n bir k‎sm‎n‎ onlar‎n ba‏‎na belâ etmek ister. فnsanlar‎n birçoًu da zaten yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
5|50|Yoksa onlar (فslâm ِncesi) cahiliye idaresini mi ar‎yorlar? فyi anlayan bir topluma gِre, hükümranl‎ً‎ Allah'tan daha güzel kim vard‎r?
5|51|Ey iman edenler! Yahudileri ve h‎ristiyanlar‎ dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin taraf‎n‎ tutarlar). فçinizden onlar‎ dost tutanlar, onlardand‎r. قüphesiz Allah, zalimler topluluًuna yol gِstermez.
5|52|Kalblerinde hastal‎k bulunanlar‎n: "Ba‏‎m‎za bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlar‎n aras‎na ko‏u‏tuklar‎n‎ gِrürsün. Umulur ki Allah bir fetih, yahut kat‎ndan bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri ‏eyden dolay‎ pi‏man olacaklard‎r.
5|53|(O zaman) iman edenler: "Bunlar m‎d‎r sizinle beraber olduklar‎na bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onlar‎n bütün yapt‎klar‎ bo‏a gitmi‏tir de kaybedenlerden olmu‏lard‎r.
5|54|Ey iman edenler! Sizden kim dininden dِnerse (bilsin ki) Allah, sevdiًi ve kendisini seven müminlere kar‏‎ alçak gِnüllü (‏efkatli), kâfirlere kar‏‎ onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir k‎nayan‎n k‎namas‎ndan korkmazlar (hiçbir kimsenin k‎namas‎na ald‎rmazlar). Bu, Allah'‎n, dilediًine verdiًi lütfudur. Allah'‎n lütfu ve ilmi geni‏tir.
5|55|Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah't‎r, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'‎n emirlerine boyun eًerek namaz‎ k‎lar, zekât‎ verirler.
5|56|Kim Allah'‎, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar ‏üphesiz Allah'‎n taraf‎n‎ tutanlard‎r.
5|57|Ey iman edenler! Sizden ِnce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eًer müminler iseniz.
5|58|Namaza çaً‎rd‎ً‎n‎z zaman onu alay ve eًlence konusu yaparlar. Bu davran‎‏, onlar‎n dü‏ünemeyen bir toplum olmalar‎ndand‎r.
5|59|(Onlara) ‏ِyle de: Ey kitap ehli! Yaln‎zca Allah'a, bize indirilene ve daha ِnce indirilene inand‎ً‎m‎z için mi bizden ho‏lanm‎yorsunuz? Oysa çoًunuz yoldan ç‎km‎‏ kimselersiniz.
5|60|De ki: Allah kat‎nda yeri bundan daha kِtü olan‎ size haber vereyim mi? Allah'‎n lânetlediًi ve gazap ettiًi, aralar‎ndan maymunlar, domuzlar ve tâًuta tapanlar ç‎kard‎ً‎ kimseler. ف‏te bunlar, yeri (durumu) daha kِtü olan ve doًru yoldan daha ziyade sapm‎‏ bulunanlard‎r.
5|61|Yan‎n‎za inkârla girip yine inkârla ç‎kt‎klar‎ halde size geldiklerinde "inand‎k" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
5|62|Onlardan birçoًunun günah, dü‏manl‎k ve haram yemede yar‎‏t‎klar‎n‎ gِrürsün. Yapt‎klar‎ ne kadar kِtüdür!
5|63|Din adamlar‎ ve âlimleri onlar‎, günah olan sِzleri sِylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! ف‏ledikleri (fiiller) ne kِtüdür!
5|64|Yahudiler, Allah'‎n eli baًl‎d‎r (s‎kd‎r), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri baًlanas‎ ve lânet olas‎lar! Bilâkis, Allah'‎n elleri aç‎kt‎r, dilediًi gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoًunun azg‎nl‎ً‎n‎ ve küfrünü artt‎r‎r. Aralar‎na, k‎yamete kadar (sürecek) dü‏manl‎k ve kin soktuk. Ne zaman sava‏ için bir ate‏ yakm‎‏larsa (fitneyi uyand‎rm‎‏larsa) Allah onu sِndürmü‏tür. Onlar yeryüzünde bozgunculuًa ko‏arlar; Allah ise bozguncular‎ sevmez.
5|65|Eًer ehl-i kitap iman edip (kِtülüklerden) sak‎nsalard‎, herhalde (geçmi‏) kِtülüklerini ِrter ve onlar‎ nimeti bol cennetlere sokard‎k.
5|66|Eًer onlar Tevrat'‎, فncil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'‎) doًru dürüst uygulasalard‎, ‏üphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklar‎n‎n alt‎ndan yerlerdi (yeralt‎ ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde ya‏arlard‎). - Onlardan a‏‎r‎l‎ًa kaçmayan (iktisatl‎, mutedil) bir zümre vard‎r; fakat çoًunun yapt‎klar‎ ne kِtüdür!
5|67|Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliً et. Eًer bunu yapmazsan O'nun elçiliًini yapmam‎‏ olursun. Allah seni insanlardan koruyacakt‎r. Doًrusu Allah, kâfirler topluluًuna rehberlik etmez.
5|68|"Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'‎, فncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakk‎yle uygulamad‎kça, (doًru) bir ‏ey (yol) üzerinde deًilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoًunun küfür ve azg‎nl‎ً‎n‎ elbette art‎racakt‎r. Kâfirler topluluًuna üzülme.
5|69|فman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve h‎ristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inan‎p iyi amel i‏leyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de deًillerdir.
5|70|Andolsun ki فsrailoًullar‎n‎n saًlam sِzünü ald‎k ve onlara peygamberler gِnderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediًini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir k‎sm‎n‎ yalanlad‎lar, bir k‎sm‎n‎ da ِldürdüler.
5|71|Bir belâ olmayacak zannettiler de kِr ve saً‎r kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoًu yine kِr ve saً‎r oldu. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ gِrmektedir.
5|72|Andolsun ki "Allah, kesinlikle Meryem oًlu Mesîh'tir" diyenler kâfir olmu‏lard‎r. Halbuki Mesîh "Ey فsrailoًullar‎! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak ko‏arsa muhakkak Allah ona cenneti haram k‎lar; art‎k onun yeri ate‏tir ve zalimler için yard‎mc‎lar yoktur" demi‏ti.
5|73|Andolsun "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kâfir olmu‏lard‎r. Halbuki bir tek Allah'dan ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur. Eًer diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara ac‎ bir azap isabet edecektir.
5|74|Hâla Allah'a tevbe edip O'ndan baً‎‏lanmay‎ dilemiyecekler mi? Allah çok yarl‎ًay‎c‎, çok esirgeyicidir.
5|75|Meryem oًlu Mesîh ancak bir resûldür. Ondan ِnce de (birçok) resûller gelip geçmi‏tir. Anas‎ da çok doًru bir kad‎nd‎r. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nas‎l aç‎kl‎yoruz, sonra bak nas‎l (haktan) yüz çeviriyorlar.
5|76|De ki: Allah'‎ b‎rak‎p da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen ‏eylere mi tap‎yorsunuz? Hakk‎yla i‏iten ve bilen yaln‎z Allah't‎r.
5|77|De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haks‎z yere haddi a‏may‎n. Daha ِnceden sapan, birçoklar‎n‎ sapt‎ran ve yolun doًrusundan uzakla‏an bir topluma uymay‎n.
5|78|فsrailoًullar‎ndan kâfir olanlar, Davud ve Meryem oًlu فsa diliyle lânetlenmi‏lerdir. Bunun sebebi, sِz dinlememeleri ve s‎n‎r‎ a‏malar‎d‎r.
5|79|Onlar, i‏ledikleri kِtülükten, birbirini vazgeçirmeye çal‎‏mazlard‎. Andolsun yapt‎klar‎ ne kِtüdür!
5|80|Onlardan çoًunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini gِrürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatlar‎ için) ِnceden haz‎rlad‎ً‎ ‏ey ne kِtüdür: Allah onlara gazabetmi‏tir ve onlar azap içinde devaml‎ kal‎c‎d‎rlar!
5|81|Eًer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmi‏ olsalard‎ onlar‎ (mü‏rikleri) dost edinmezlerdi; fakat onlar‎n çoًu yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
5|82|فnsanlar içerisinde iman edenlere dü‏manl‎k bak‎m‎ndan en ‏iddetli olarak yahudiler ile, ‏irk ko‏anlar‎ bulacaks‎n. Onlar içinde iman edenlere sevgi bak‎m‎ndan en yak‎n olarak da "Biz h‎ristiyanlar‎z" diyenleri bulacaks‎n. اünkü onlar‎n içinde ke‏i‏ler ve râhipler vard‎r ve onlar büyüklük taslamazlar.
5|83|Resûle indirileni duyduklar‎ zaman, tan‎‏ ç‎kt‎klar‎ gerçekten dolay‎ gِzlerinden ya‏lar bo‏and‎ً‎n‎ gِrürsün. Derler ki: "Rabbimiz! فman ettik, bizi (hakka) ‏ahit olanlarla beraber yaz."
5|84|"Rabbimizin bizi iyiler aras‎na katmas‎n‎ umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeًe iman etmeyelim?"
5|85|Sِyledikleri (bu) sِzden dolay‎ Allah onlara, içinde devaml‎ kalmak üzere, zemininden ‎rmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. فyi hareket edenlerin mükâfat‎ i‏te budur.
5|86|فnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince i‏te onlar cehennemliklerdir.
5|87|Ey iman edenler! Allah'‎n size helâl k‎ld‎ً‎ iyi ve temiz ‏eyleri (siz kendinize) haram k‎lmay‎n ve s‎n‎r‎ a‏may‎n. Allah s‎n‎r‎ a‏anlar‎ sevmez.
5|88|Allah'‎n size helâl ve temiz olarak verdiًi r‎z‎klardan yeyin ve kendisine iman etmi‏ olduًunuz Allah'tan korkun.
5|89|Allah, kas‎ts‎z olarak aًz‎n‎zdan ç‎k‎veren yeminlerinizden dolay‎ sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yapt‎ً‎n‎z yeminlerden dolay‎ sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiًiniz yemeًin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlar‎ giydirmek, yahut da bir kِle azat etmektir. Bunlar‎ bulam‎yan üç gün oruç tutmal‎d‎r. Yemin ettiًiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti i‏te budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini aç‎kl‎yor; umulur ki ‏ükredersiniz!
5|90|Ey iman edenler! قarap, kumar, dikili ta‏lar (putlar), fal ve ‏ans oklar‎ birer ‏eytan i‏i pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtulu‏a eresiniz.
5|91|قeytan içki ve kumar yoluyla ancak aran‎za dü‏manl‎k ve kin sokmak; sizi, Allah'‎ anmaktan ve namazdan al‎koymak ister. Art‎k (bunlardan) vazgeçtiniz deًil mi?
5|92|Allah'a itaat edin, Resûle de itaat edin ve (kِtülüklerden) sak‎n‎n. Eًer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaç‎k duyurmak ve bildirmektir.
5|93|فman eden ve iyi i‏ler yapanlara, hakk‎yle sak‎n‎p iman ettikleri ve iyi i‏ler yapt‎klar‎, sonra yine hakk‎yle sak‎n‎p iman ettikleri, sonra da hakk‎yle sak‎n‎p yapt‎klar‎n‎, ellerinden geldiًince güzel yapt‎klar‎ takdirde (haram k‎l‎nmadan ِnce) tatt‎klar‎ndan dolay‎ günah yoktur. (ضnemli olan inand‎ktan sonra iman ve iyi amelde sebatt‎r). Allah iyi ve güzel yapanlar‎ sever.
5|94|Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve m‎zraklar‎n‎z‎n eri‏eceًi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin gِrmediًi yerde, gerçekten) kendisinden kimin korktuًu ortaya ç‎ks‎n. Kim bundan sonra s‎n‎r‎ a‏arsa onun için ac‎ bir azap vard‎r.
5|95|Ey iman edenler! فhraml‎ iken av‎ ِldürmeyin. فçinizden kim onu kasten ِldürürse ِldürdüًü hayvan‎n dengi (ona) cezad‎r. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki ki‏i hükmeder (ِldürülen av‎n dengini takdir eder). Yahut (avlanman‎n cezas‎), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmakt‎r. Ta ki (yasak av yapan) i‏inin cezas‎n‎ tatm‎‏ olsun. Allah geçmi‏i affetmi‏tir. Kim bu suçu tekrar i‏lerse Allah da ondan kar‏‎l‎ً‎n‎ al‎r. Allah daima galiptir, ِç aland‎r.
5|96|Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanman‎z için) deniz av‎ yapmak ve onu yemek size helâl k‎l‎nd‎. فhraml‎ olduًunuz müddetçe kara av‎ size haram k‎l‎nd‎. Huzuruna toplanacaً‎n‎z Allah'tan korkun.
5|97|Allah, Kâbe'yi, o sayg‎ya lây‎k evi, haram ay‎, hac kurban‎n‎ ve (kurban‎n boynuna as‎lan) gerdanl‎klar‎ (maddi ve manevi yِnlerden) insanlar‎n belini doًrultmaya sebep k‎ld‎. Bu da Allah'‎n, gِklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiًini ve Allah'‎n her ‏eyi bilici olduًunu (sizin de anlay‎p) bilmeniz içindir.
5|98|Biliniz ki Allah'‎n cezaland‎rmas‎ çetindir ve yine Allah'‎n baً‎‏lamas‎ ve esirgemesi s‎n‎rs‎zd‎r.
5|99|Resûle dü‏en (vazife), ancak duyurmad‎r. Allah aç‎klad‎ً‎n‎z‎ da gizlediًinizi de bilir.
5|100|De ki: Pis ve kِtü ile temiz ve iyi bir deًildir; pis ve kِtünün çokluًu tuhaf‎na gitse (yahut ho‏una gitse) de (bu bِyledir). ضyleyse ey ak‎l sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtulu‏a eresiniz.
5|101|Ey iman edenler! Aç‎klan‎rsa ho‏unuza gitmeyecek olan ‏eyleri sormay‎n. Eًer Kur'an indirilirken onlar‎ sorarsan‎z size aç‎klan‎r. (Aç‎klanmad‎ً‎na gِre) Allah onlar‎ affetmi‏tir. (Siz sorup da ba‏‎n‎za i‏ ç‎karmay‎n). Allah çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, aceleci deًildir.
5|102|Sizden ِnce de bir toplum onlar‎ sormu‏, sonra da bunlar‎ inkâr eder olmu‏tu.
5|103|Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir ‏ey (me‏ru) k‎lmam‎‏t‎r. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onlar‎n çoًunun da kafalar‎ çal‎‏maz.
5|104|Onlara, "Allah'‎n indirdiًine ve Resûl'e gelin" denildiًi vakit, "Babalar‎m‎z‎ üzerinde bulduًumuz (yol) bize yeter" derler. Atalar‎ hiçbir ‏ey bilmiyor ve doًru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?
5|105|Ey iman edenler! Siz kendinize bak‎n. Siz doًru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dِnü‏ü Allah'ad‎r. Art‎k O, size yapt‎klar‎n‎z‎ bildirecektir.
5|106|Ey iman edenler! Birinize ِlüm gelip çat‎nca vasiyet esnas‎nda içinizden iki adalet sahibi ki‏i aran‎zda ‏ahitlik etsin. Yahut seferde iken ba‏‎n‎za ِlüm musibeti gelmi‏se sizden olmayan, ba‏ka iki ki‏i (‏ahit olsun). Eًer ‏üpheye dü‏erseniz o iki ‏ahidi namazdan sonra al‎kor, "Bu vasiyet kar‏‎l‎ً‎nda hiçbir ‏eyi sat‎n almayacaً‎z, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yapt‎ً‎m‎z) ‏ahitliًi gizlemiyeceًiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.
5|107|Bu ‏ahitlerin (sonradan yalan sِyleyerek) bir günah kazand‎klar‎ anla‏‎l‎rsa, (‏ahitlerin) haklar‎na tecavüz ettiًi ِlüye daha yak‎n olan (mirasç‎lardan) iki ki‏i onlar‎n yerini al‎r ve "Andolsun ki bizim ‏ahitliًimiz onlar‎n ‏ahitliًinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakk‎na) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
5|108|Bu (usul), ‏ahitliًi gerektiًi ‏ekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasç‎lar taraf‎ndan) reddedilmesinden korkmalar‎na (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan ç‎km‎‏lar topluluًuna rehberlik etmez.
5|109|Allah'‎n peygamberleri toplay‎p da "Size ne cevap verildi" dediًi gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, ‏üphesiz gizlilikleri hakk‎yle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.
5|110|Allah o zaman ‏ِyle diyecek: "Ey Meryem oًlu فsa! Sana ve annene (verdiًim) nimetimi hat‎rla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemi‏tim; (bu sayede) sen be‏ikte iken de yeti‏kin çaً‎nda da insanlarla konu‏uyordun. Sana kitab‎ (okuyup yazmay‎), hikmeti, Tevrat ve فncil'i ًِretmi‏tim. Benim iznimle çamurdan, ku‏ ‏eklinde bir ‏ey yap‎yordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir ku‏ oluyordu. Yine benim iznimle anadan doًma kِrü ve alacal‎y‎ iyile‏tiriyordun. ضlüleri benim iznimle (hayata) ç‎kar‎yordun. Hani فsrailoًullar‎n‎ (seni ِldürmekten) engellemi‏tim; kendilerine apaç‎k deliller (mucizeler) getirdiًin zaman içlerinden inkâr edenler, "Bu, apaç‎k bir sihirden ba‏ka bir ‏ey deًildir" demi‏lerdi.
5|111|Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmi‏tim. Onlar (da), "فman ettik, bizim Allah'a teslim olmu‏ kimseler (müslümanlar) olduًumuza sen de ‏ahit ol" demi‏lerdi.
5|112|Hani havârîler "Ey Meryem oًlu فsa, Rabbin bize gِkten, donat‎lm‎‏ bir sofra indirebilir mi?" demi‏lerdi. O, "فman etmi‏ kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevab‎n‎ ver‎ni‏ti.
5|113|Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doًru sِylediًini (kesin olarak) bilelim ve ona gِzleriyle gِrmü‏ ‏ahitler olal‎m istiyoruz" demi‏lerdi.
5|114|Meryem oًlu فsa ‏ِyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gِkten bir sofra indir ki, bizim için, geçmi‏ ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi r‎z‎kland‎r; zaten sen, r‎z‎k verenlerin en hay‎rl‎s‎s‎n.
5|115|Allah da ‏ِyle buyurdu: Ben onu size ‏üphesiz indireceًim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediًim azab‎ ona edeceًim!
5|116|Allah: Ey Meryem oًlu فsa! فnsanlara, "Beni ve anam‎, Allah'tan ba‏ka iki tanr‎ bilin" diye sen mi dedin, buyurduًu zaman o, "Hâ‏â! Seni tenzih ederim; hakk‎m olmayan ‏eyi sِylemek bana yak‎‏maz. Hem ben sِyleseydim sen onu ‏üphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zât‎nda olan‎ bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yaln‎zca sensin.
5|117|Ben onlara, ancak bana emrettiًini sِyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. فçlerinde bulunduًum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince art‎k onlar üzerine gِzetleyici yaln‎z sen oldun. Sen her ‏eyi hakk‎yle gِrensin.
5|118|Eًer kendilerine azap edersen ‏üphesiz onlar senin kullar‎nd‎r (dilediًini yapars‎n). Eًer onlar‎ baً‎‏larsan ‏üphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.
5|119|(Bu konu‏madan sonra) Allah ‏ِyle buyuracakt‎r: Bu, doًrulara, doًruluklar‎n‎n fayda vereceًi gündür. Onlara, içinde ebedî kalacaklar‎, zemininden ‎rmaklar akan cennetler vard‎r. Allah onlardan raz‎ olmu‏tur, onlar da O'ndan raz‎ olmu‏lard‎r. ف‏te büyük kurtulu‏ ve kazanç budur.
5|120|Gِklerin, yerin ve içlerindeki her ‏eyin mülkiyeti Allah'‎nd‎r, O, her ‏eye hakk‎yle kadirdir.
6|1|Hamd, gِkleri ve yeri yaratan, karanl‎klar‎ ve ayd‎nl‎ً‎ var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putlar‎) Rab'leri ile denk tutuyorlar.
6|2|Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ِlüm zaman‎n‎ takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun kat‎nda muayyen bir ecel (k‎yamet günü) vard‎r. Siz hâla ‏üphe ediyorsunuz.
6|3|O, gِklerde ve yerde tek Allah't‎r. Gizlinizi, aç‎ً‎n‎z‎ bilir. (Hay‎r ve ‏erden) ne kazanacaً‎n‎z‎ da bilir.
6|4|Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler.
6|5|Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiًinde onu yalanlam‎‏lard‎. Fakat yak‎nda onlara alay ettikleri ‏eyin haberleri gelecektir.
6|6|Gِrmediler mi ki, onlardan ِnce yeryüzünde size vermediًimiz bütün imkânlar‎ kendilerine verdiًimiz, gِkten üzerlerine bol bol yaًmurlar indirip evlerinin alt‎ndan ‎rmaklar ak‎tt‎ً‎m‎z nice nesilleri helâk ettik. Biz onlar‎, günahlar‎ sebebiyle helâk ettik ve onlar‎n ard‎ndan ba‏ka nesiller yaratt‎k.
6|7|Eًer sana kâً‎t üzerine yaz‎lm‎‏ bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmu‏ olsalard‎, yine de inkâr ediciler: Bu, apaç‎k büyüden ba‏ka bir ‏ey deًildir, derlerdi.
6|8|Muhammed'e (gِrebileceًimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eًer biz ِyle bir melek indirseydik elbette i‏ bitirilmi‏ olur, art‎k kendilerine gِz bile açt‎r‎lmazd‎.
6|9|Eًer peygamberi bir melek k‎lsayd‎k muhakkak ki onu insan sûretine sokar onlar‎ yine dü‏mekte olduklar‎ ku‏kuya dü‏ürürdük.
6|10|Senden ِnceki peygamberlerle de alay edilmi‏, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri ‏ey (azap) ku‏at‎vermi‏ti.
6|11|De ki: Yeryüzünde dola‏‎n, sonra (peygamberleri) yalanlayanlar‎n sonunun nas‎l olduًuna bak‎n!
6|12|(Onlara) Gِklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'‎nd‎r" de. O, merhamet etmeyi kendi zat‎na farz k‎ld‎. Sizi, varl‎ً‎nda ‏üphe olmayan k‎yamet gününde elbette toplayacakt‎r. Kendilerini ziyana sokanlar var ya i‏te onlar inanmazlar.
6|13|Gecede ve gündüzde bar‎nan her ‏ey O'nundur. O her ‏eyi i‏itendir, bilendir.
6|14|De ki: Gِkleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiًi halde yedirilmeyen Allah'tan ba‏kas‎n‎ m‎ dost edineceًim! De ki: Bana müslüman olanlar‎n ilki olmam emredildi ve sak‎n mü‏riklerden olma! (denildi).
6|15|De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (k‎yametin) azab‎ndan korkar‎m.
6|16|O gün kim azaptan kurtar‎l‎rsa, gerçekten Allah onu esirgemi‏tir. ف‏te apaç‎k kurtulu‏ budur.
6|17|Eًer Allah seni bir zarara uًrat‎rsa, onu kendisinden ba‏ka giderecek yoktur. Ve eًer sana bir hay‎r verirse, (bunu da geri alacak yoktur). قüphesiz O her‏eye kadirdir.
6|18|O, kullar‎n‎n üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, her‏eyden haberdard‎r.
6|19|De ki: Hangi ‏ey ‏ahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduًuma dair) benimle sizin aran‎zda Allah ‏ahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ula‏t‎ً‎ herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber ba‏ka tanr‎lar olduًuna ‏ahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna ‏ahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah't‎r, ben sizin ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden kesinlikle uzaً‎m" de.
6|20|Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'‎) kendi oًullar‎n‎ tan‎d‎klar‎ gibi tan‎rlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, i‏te onlar inanmazlar.
6|21|Yalan sِzlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! قüphe yok ki, zalimler kurtulu‏a ermezler!
6|22|Unutma o günü ki- onlar‎ hep birden toplayacaً‎z; sonra da, Allah'a ortak ko‏anlara: Nerede bo‏ yere davas‎n‎ güttüًünüz ortaklar‎n‎z? diyeceًiz.
6|23|Sonra onlar‎n mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakk‎ için biz ortak ko‏anlar olmad‎k!" demekten ba‏ka bir ‏ey olmad‎.
6|24|Gِr ki, kendi aleyhlerine nas‎l yalan sِylediler ve (tanr‎ diye) uydurduklar‎ ‏eyler kendilerinden nas‎l kaybolup gitti!
6|25|Onlardan seni (okuduًun Kur'an'‎) dinleyenler de vard‎r. Fakat onu anlamalar‎na engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklar‎na da aً‎rl‎k verdik. Onlar her türlü mucizeyi gِrseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir" diyerek seninle tart‎‏‎rlar.
6|26|Onlar, hem insanlar‎ Peygamber'e yakla‏maktan vazgeçirmeye çal‎‏‎rlar, hem de kendileri ondan uzakla‏‎rlar. Oysa onlar fark‎nda olmadan ancak kendilerini helak ederler.
6|27|Onlar‎n ate‏in kar‏‎s‎nda durdurulup "Ah, ke‏ke dünyaya geri gِnderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir gِrsen !..
6|28|Hay‎r! Daha ِnce gizlemekte olduklar‎ ‏eyler (günahlar) kendilerine gِründü. Eًer (dünyaya) geri gِnderilseler yine kendilerine yasak edilen ‏eylere dِneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalanc‎d‎rlar.
6|29|Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayat‎m‎zdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek deًiliz, demi‏lerdi.
6|30|Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onlar‎ bir gِrsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olay‎), hak deًil miymi‏? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, ضyle ise inkâr ettiًinizden dolay‎ azab‎ tad‎n! diyecek.
6|31|Allah'‎n huzuruna ç‎kmay‎ yalanlayanlar gerçekten ziyana uًram‎‏t‎r. Nihayet onlara K‎yamet vakti ans‎z‎n gelip çat‎nca, onlar, günahlar‎n‎ s‎rtlar‎na yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolay‎ vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri ‏ey ne kِtüdür!
6|32|Dünya hayat‎ bir oyun ve eًlenceden ba‏ka bir ‏ey deًildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hay‎rl‎d‎r. Hâla ak‎l erdiremiyor musunuz?
6|33|Onlar‎n sِylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduًunu biliyoruz. Asl‎nda onlar seni yalanlam‎yorlar, fakat o zalimler aç‎kça Allah'‎n âyetlerini inkâr ediyorlar.
6|34|Andolsun ki senden ِnceki peygamberler de yalanlanm‎‏t‎. Onlar, yalanlanmalar‎na ve eziyet edilmelerine raًmen sabrettiler, sonunda yard‎m‎m‎z onlara yeti‏ti. Allah'‎n kelimelerini (kanunlar‎n‎) deًi‏tirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden baz‎s‎ sana da geldi.
6|35|Eًer onlar‎n yüz çevirmesi sana aً‎r geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceًin bir tünel ya da gًِe ç‎kabileceًin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlar‎ hidayet üzerinde toplay‎p birle‏tirirdi, o halde sak‎n cahillerden olma!
6|36|Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. ضlülere gelince, Allah onlar‎ diriltecek, sonra da O'na dِndürülecekler.
6|37|O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: قüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onlar‎n çoًu bilmezler.
6|38|Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gِkyüzünde) iki kanad‎yla uçan ku‏lardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklard‎r. Biz o kitapta hiçbir ‏eyi eksik b‎rakmad‎k. Nihayet (hepsi) toplan‎p Rablerinin huzuruna getirilecekler.
6|39|Ayetlerimizi yalanlayanlar karanl‎klar içinde kalm‎‏ saً‎r ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu ‏a‏‎rt‎r, dilediًi kimseyi de doًru yola iletir.
6|40|De ki: Ne dersiniz; size Allah'‎n azab‎ gelse veya o k‎yamet gelip çat‎verse size, Allah'tan ba‏kas‎na m‎ yalvar‎rs‎n‎z? Doًru sِzlü iseniz (sِyleyin bakal‎m)!
6|41|Bilâkis yaln‎z Allah'a yalvar‎rs‎n‎z. O da (kald‎r‎lmas‎ için) kendisine yalvard‎ً‎n‎z belây‎ dilerse kald‎r‎r; ve siz ortak ko‏tuًunuz ‏eyleri unutursunuz.
6|42|Andolsun ki, senden ِnceki ümmetlere de elçiler gِnderdik. Ard‎ndan boyun eًsinler diye onlar‎ darl‎k ve hastal‎klara uًratt‎k.
6|43|Hiç olmazsa, onlara bu ‏ekilde azab‎m‎z geldiًi zaman boyun eًselerdi! Fakat kalpleri iyice kat‎la‏t‎ ve ‏eytan da onlara yapt‎klar‎n‎ câzip gِsterdi.
6|44|Kendilerine yap‎lan uyar‎lar‎ unuttuklar‎nda, (indirmi‏ olduًumuz s‎k‎nt‎ ve musibetleri kald‎r‎p) üzerlerine her ‏eyin kap‎lar‎n‎ açt‎k. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden ‏‎mard‎klar‎ zaman onlar‎ ans‎z‎n yakalad‎k, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.
6|45|Bِylece zulmeden toplumun kِkü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah'‎n verdiًi nimete ‏ükredecekleri yerde nankِrlük ettiler, bِylece kendilerine zulmettiler. Yüce Allah da yeryüzünü onlar‎n zulüm ve küfürlerinden temizlemek için onlar‎ helâk etti.)
6|46|De ki: Ne dersiniz; eًer Allah kulaklar‎n‎z‎ saً‎r, gِzlerinizi kِr eder, kalplerinizi de mühürlerse bunlar‎ size Allah'tan ba‏ka hangi tanr‎ geri verebilir! Bak, delilleri nas‎l aç‎kl‎yoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar!
6|47|De ki: Sِyler misiniz; size Allah'‎n azab‎ ans‎z‎n veya aç‎kça gelirse, zalim toplumdan ba‏kas‎ m‎ helâk olur?
6|48|Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyar‎c‎lar olarak gِndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.
6|49|آyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan ç‎kmalar‎ndan dolay‎ onlar azap çekeceklerdir.
6|50|De ki: Ben size, Allah'‎n hazineleri benim yan‎mdad‎r, demiyorum. Ben gayb‎ da bilmem. Size, ben bir meleًim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyar‎m. De ki: Kِr ile gِren hiç bir olur mu? Hiç dü‏ünmez misiniz?
6|51|Rablerinin huzurunda toplanacaklar‎ndan korkanlar‎ onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden ba‏ka ne bir dost, ne de bir arac‎ vard‎r; belki sak‎n‎rlar.
6|52|Rablerinin r‎zas‎n‎ isteyerek sabah ak‏am O'na yalvaranlar‎ kovma! Onlar‎n hesab‎ndan sana bir sorumluluk; senin hesab‎ndan da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onlar‎ kovup ta zalimlerden olas‎n!
6|53|"Aram‎zdan Allah'‎n kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduًu kimseler de bunlar m‎!" demeleri için onlar‎n bir k‎sm‎n‎ diًerleri ile i‏te bِyle imtihan ettik. Allah ‏ükredenleri daha iyi bilmez mi?
6|54|Ayetlerimize inananlar sana geldiًinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazd‎. Gerçek ‏u ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kِtülük yapar, sonra ard‎ndan tevbe edip de kendini ‎slah ederse, bilsin ki Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
6|55|Bِylece suçlular‎n yolu belli olsun diye âyetleri iyice aç‎kl‎yoruz.
6|56|De ki: Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎ً‎n‎z ‏eylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzular‎n‎za uymam, aksi halde sap‎t‎r‎m da hidayete erenlerden olmam.
6|57|De ki: قüphesiz ben Rabbimden gelen apaç‎k bir delile dayan‎yorum. Siz ise onu yalanlad‎n‎z. اabucak gelmesini istediًiniz (azap) benim yan‎mda deًildir. Hüküm ancak Allah'‎nd‎r. O hakk‎ anlat‎r ve O, doًru hüküm verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
6|58|De ki : Acele istediًiniz ‏ey benim elimde olsayd‎, elbette benimle sizin aran‎zda i‏ bitirilmi‏ti. Allah zalimleri daha iyi bilir.
6|59|Gayb‎n anahtarlar‎ Allah'‎n yan‎ndad‎r; onlar‎ O'ndan ba‏kas‎ bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi d‎‏‎nda bir yaprak bile dü‏mez. O yerin karanl‎klar‎ içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Ya‏ ve kuru ne varsa hepsi apaç‎k bir kitaptad‎r.
6|60|Geceleyin sizi ِldüren (ِldürür gibi uyutan), gündüzün de ne i‏lediًinizi bilen; sonra belirlenmi‏ ecel tamamlans‎n diye gündüzün sizi dirilten (uyand‎ran) O'dur. Sonra dِnü‏ünüz yine O'nad‎r. Sonunda O, yapt‎klar‎n‎z‎ size haber verecektir.
6|61|O, kullar‎n‎n üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gِnderir. Nihayet birinize ِlüm geldi mi elçilerimiz (gِrevli melekler) onun can‎n‎ al‎rlar. Onlar vazifede kusur etmezler.
6|62|Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a dِndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yaln‎z O'nundur ve O hesap gِrenlerin en çabuًudur.
6|63|De ki: Karan‎n ve denizin karanl‎klar‎ndan (tehlikelerinden) sizi kim kurtar‎r ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak "Eًer bizi bundan kurtar‎rsan andolsun ‏ükredenlerden olacaً‎z" diye dua edersiniz.
6|64|De ki: Ondan ve bütün s‎k‎nt‎lardan sizi Allah kurtar‎r. Sonra siz yine O'na ortak ko‏ars‎n‎z.
6|65|De ki: "Allah'‎n size üstünüzden (gِkten) veya ayaklar‎n‎z‎n alt‎ndan (yerden) bir azap gِndermeًe ya da birbirinize dü‏ürüp kiminize kiminizin h‎nc‎n‎ tatt‎rmaya gücü yeter." Bak, anlas‎nlar diye âyetlerimizi nas‎l aç‎kl‎yoruz!
6|66|Kur'an hak olduًu halde kavmin onu yalanlad‎. De ki: Ben size vekil (kefil) deًilim.
6|67|Her haberin gerçekle‏eceًi bir zaman vard‎r. Yak‎nda siz de gerçeًi bileceksiniz.
6|68|Ayetlerimiz hakk‎nda ileri geri konu‏maya dalanlar‎ gِrdüًünde, onlar ba‏ka bir sِze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eًer ‏eytan sana unutturursa, hat‎rlad‎ktan sonra art‎k o zalimler topluluًu ile oturma.
6|69|Takvâ sahiplerine, inanmayanlar‎n hesab‎ndan herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hat‎rlatmak gerekir.
6|70|Dinlerini bir oyuncak ve bir eًlence edinen ve dünya hayat‎n‎n aldatt‎ً‎ kimseleri (bir tarafa) b‎rak! Kazand‎klar‎ sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmamas‎ için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan ba‏ka ne dost vard‎r, ne de ‏efaatç‎. O, bütün var‎n‎ fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazand‎klar‎ (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmi‏ kimselerdir. فnkâr ettiklerinden dolay‎ onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vard‎r.
6|71|De ki: Allah'‎ b‎rak‎p da bize fayda veya zarar veremeyecek olan ‏eylere mi tapal‎m? Allah bizi doًru yola ilettikten sonra ‏eytanlar‎n sapt‎r‎p ‏a‏k‎n olarak çِle dü‏ürmek istedikleri, arkada‏lar‎n‎n ise: "Bize gel! " diye doًru yola çaً‎rd‎klar‎ ‏a‏k‎n kimse gibi gerisin geri (inkârc‎l‎ًa) m‎ dِndürüleceًiz? De ki: Allah'‎n hidayeti doًru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmam‎z emredilmi‏tir.
6|72|"Namaz‎ dosdoًru k‎l‎n ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna var‎p toplanacaً‎n‎z Allah't‎r.
6|73|O, gِkleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratand‎r. "Ol!" dediًi gün her‏ey oluverir. O'nun sِzü gerçektir. Sûr'a üflendiًi gün de hükümranl‎k O'nundur. Gizliyi ve aç‎ً‎ bilendir ve O, hikmet sahibidir, her ‏eyden haberdard‎r.
6|74|فbrahim, babas‎ آzer'e: Birtak‎m putlar‎ tanr‎lar m‎ ediniyorsun? Doًrusu ben seni de kavmini de apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde gِrüyorum, demi‏ti.
6|75|Bِylece biz, kesin iman edenlerden olmas‎ için فbrahim'e gِklerin ve yerin melekûtunu gِsteriyorduk.
6|76|Gecenin karanl‎ً‎ onu kaplay‎nca bir y‎ld‎z gِrdü, Rabbim budur, dedi. Y‎ld‎z bat‎nca, batanlar‎ sevmem, dedi.
6|77|Ay'‎ doًarken gِrünce, Rabbim budur, dedi. O da bat‎nca, Rabbim bana doًru yolu gِstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
6|78|Güne‏i doًarken gِrünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da bat‎nca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden uzaً‎m.
6|79|Ben hanîf olarak, yüzümü gِkleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben mü‏riklerden deًilim.
6|80|Kavmi onunla tart‎‏maya giri‏ti. Onlara dedi ki: Beni doًru yola iletmi‏ken, Allah hakk‎nda benimle tart‎‏‎yor musunuz? Ben sizin O'na ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir ‏ey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi her‏eyi ku‏atm‎‏t‎r. Hâla ibret alm‎yor musunuz?
6|81|Siz, Allah'‎n size haklar‎nda hiçbir hüküm indirmediًi ‏eyleri O'na ortak ko‏maktan korkmazken, ben sizin ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden nas‎l korkar‎m! قimdi biliyorsan‎z (sِyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lây‎kt‎r?"
6|82|فnan‎p da imanlar‎na herhangi bir haks‎zl‎k bula‏t‎rmayanlar var ya, i‏te güven onlar‎nd‎r ve onlar doًru yolu bulanlard‎r.
6|83|ف‏te bu, kavmine kar‏‎ فbrahim'e verdiًimiz delillerimizdir. Biz dilediًimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. قüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakk‎yle bilendir.
6|84|Biz O'na فshak ve (فshak'‎n oًlu) Yakub'u da armaًan ettik; hepsini de doًru yola ilettik. Daha ِnce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'‎, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'y‎ ve Harun'u doًru yola iletmi‏tik; Biz iyi davrananlar‎ i‏te bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
6|85|Zekeriyya, Yahya, فsa ve فlyas'‎ da (doًru yola iletmi‏tik). Hepsi de iyilerden idi.
6|86|فsmail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün k‎ld‎k.
6|87|Onlar‎n babalar‎ndan, çocuklar‎ndan ve karde‏lerinden baz‎lar‎na da (üstün meziyetler verdik). Onlar‎ seçkin k‎ld‎k ve doًru yola ilettik.
6|88|ف‏te bu, Allah'‎n hidayetidir, kullar‎ndan dilediًini ona iletir. Eًer onlar da Allah'a ortak ko‏salard‎ yapmakta olduklar‎ amelleri elbette bo‏a giderdi.
6|89|ف‏te onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiًimiz kimselerdir. Eًer onlar (kâfirler) bunlar‎ inkâr ederse ‏üphesiz yerlerine bunlar‎ inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
6|90|ف‏te o peygamberler Allah'‎n hidayet ettiًi kimselerdir. Sen de onlar‎n yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik gِrevime) kar‏‎l‎k sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir ًِüttür.
6|91|(Yahudiler) Allah'‎ gereًi gibi tan‎mad‎lar. اünkü "Allah hiçbir be‏ere bir ‏ey indirmedi" dediler. De ki: ضyle ise Musa'n‎n insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiًi Kitab'‎ kim indirdi? Siz onu kâً‎tlara yaz‎p (istediًinizi) aç‎kl‎yor, çoًunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalar‎n‎z‎n da bilemediًi ‏eyler (Kur'an'da) size ًِretilmi‏tir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onlan b‎rak, dald‎klar‎ batakl‎kta oynayadursunlar!
6|92|Bu (Kur'an), ـmmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiًimiz ve kendinden ِncekileri doًrulay‎c‎ mübarek bir kitapt‎r. آhirete inananlar buna da inan‎rlar ve onlar namazlar‎n‎ hakk‎yla k‎lmaya devam ederler.
6|93|Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir ‏ey vahyedilmemi‏ken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'‎n indirdiًi âyetlerin benzerini indireceًim" diyenden daha zalim kim vard‎r! O zalimler, ِlümün (boًucu) dalgalar‎ içinde, melekler de pençelerini uzatm‎‏, onlara: "Haydi canlar‎n‎z‎ kurtar‎n! Allah'a kar‏‎ gerçek olmayan‎ sِylemenizden ve O'nun âyetlerine kar‏‎ kibirlilik taslam‎‏ olman‎zdan ِtürü, bugün alçakl‎k azab‎ ile cezaland‎r‎lacaks‎n‎z!" derken onlar‎n halini bir gِrsen!
6|94|Andolsun ki, sizi ilk defa yaratt‎ً‎m‎z gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiًimiz ‏eyleri arkan‎zda b‎rakacaks‎n‎z. Yarat‎l‎‏‎n‎zda ortaklar‎m‎z sand‎ً‎n‎z ‏efaatç‎lar‎n‎z‎ da yan‎n‎zda gِremeyeceًiz. Andolsun, aran‎z aç‎lm‎‏ ve (tanr‎) sand‎ً‎n‎z ‏eyler sizden kaybolup gitmi‏tir.
6|95|قüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeًi çatlatand‎r, ِlüden diriyi ç‎karan, diriden de ِlüyü ç‎karand‎r. ف‏te Allah budur. O halde (haktan) nas‎l dِnersiniz!
6|96|O, sabah‎ ayd‎nlatand‎r. O, geceyi dinlenme zaman‎, güne‏ ve ay‎ (vakitlerin tayini için) birer hesap ِlçüsü k‎lm‎‏t‎r. ف‏te bu, azîz olan (ve her ‏eyi) pek iyi bilen Allah'‎n takdiridir.
6|97|O, kara ve denizin karanl‎klar‎nda kendileri ile yol bulas‎n‎z diye sizin için y‎ld‎zlar‎ yaratand‎r. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri geni‏ geni‏ aç‎klad‎k.
6|98|O, sizi bir tek nefisten (آdem'den) yaratand‎r. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacaً‎n‎z yer vard‎r. Anlayan bir toplum için âyetleri ayr‎nt‎l‎ bir ‏ekilde aç‎klad‎k.
6|99|O, gِkten su indirendir. ف‏te biz her çe‏it bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmi‏ taneler bitireceًimiz bir ye‏illik; hurman‎n tomurcuًundan sarkan salk‎mlar; üzüm baًlar‎; bir k‎sm‎ birbirine benzeyen, bir k‎sm‎ da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunla‏t‎ً‎ zaman her birinin meyvesine bak‎n! Ku‏kusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vard‎r.
6|100|Cinleri Allah'a ortak ko‏tular. Oysa ki onlar‎ da Allah yaratm‎‏t‎. Bilgisizce O'na oًullar ve k‎zlar yak‎‏t‎rd‎lar. Hâ‏â! O, onlar‎n ileri sürdüًü vas‎flardan uzak ve yücedir.
6|101|O, gِklerin ve yerin e‏siz yarat‎c‎s‎d‎r. O'nun e‏i olmad‎ً‎ halde nas‎l çocuًu olabilir! Her ‏eyi O yaratm‎‏t‎r ve her ‏eyi hakk‎yla bilen O'dur.
6|102|ف‏te Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. O, her ‏eyin yarat‎c‎s‎d‎r. ضyle ise O'na kulluk edin, O her ‏eye vekildir (güvenilip dayan‎lacak tek varl‎k O'dur).
6|103|Gِzler O'nu gِremez; halbuki O, gِzleri gِrür. O, e‏yay‎ pek iyi bilen, her ‏eyden haberdar oland‎r.
6|104|(Doًrusu) size Rabbiniz taraf‎ndan basiretler (idrak kabiliyeti) verilmi‏tir. Art‎k kim hakk‎ gِrürse faydas‎ kendisine, kim de kِr olursa zarar‎ kendinedir. Ben üzerinize bekçi deًilim.
6|105|Bِylece biz âyetleri geni‏ geni‏ aç‎kl‎yoruz ki, "Sen ders alm‎‏s‎n" desinler de biz de anlayan toplum için Kur'an'‎ iyice aç‎klayal‎m.
6|106|Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. Mü‏riklerden yüz çevir.
6|107|Allah dileseydi, onlar ortak ko‏mazlard‎. Biz seni onlar‎n üzerine bir bekçi k‎lmad‎k. Sen onlar‎n vekili de deًilsin.
6|108|Allah'tan ba‏kas‎na tapanlara (ve putlar‎na) sِvmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a sِverler. Bِylece biz her ümmete kendi i‏lerini câzip gِsterdik. Sonunda dِnü‏leri Rablerinedir. Art‎k O ne yapt‎klar‎n‎ kendilerine bildirecektir.
6|109|Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar‎na dair kuvvetli bir ‏ekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah kat‎ndand‎r. Ama mucize geldiًinde de inanmayacaklar‎n‎n fark‎nda m‎s‎n‎z?
6|110|Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onlar‎n gِnüllerini ve gِzlerini ters çeviririz. Ve onlar‎ ‏a‏k‎n olarak azg‎nl‎klar‎ içerisinde b‎rak‎r‎z.
6|111|Eًer biz onlara melekleri indirseydik, ِlüler de onlarla konu‏sayd‎ ve her ‏eyi toplay‎p kar‏‎lar‎na getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak deًillerdi; fakat çoklar‎ bunu bilmezler.
6|112|Bِylece biz, her peygambere insan ve cin ‏eytanlar‎n‎ dü‏man k‎ld‎k. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yald‎zl‎ sِzler f‎s‎ldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlard‎. Art‎k onlar‎ uydurduklar‎ ‏eylerle ba‏ba‏a b‎rak.
6|113|Ahirete inanmayanlar‎n kalpleri ona (yald‎zl‎ sِze) kans‎n, ondan ho‏lans‎nlar ve i‏ledikleri suçu i‏lemeye devam etsinler diye (bِyle yaparlar).
6|114|(De ki): Allah'dan ba‏ka bir hakem mi arayacaً‎m? Halbuki size Kitab'‎ aç‎k olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiًimiz kimseler, Kur'an'‎n gerçekten Rabbin taraf‎ndan indirilmi‏ olduًunu bilirler. Sak‎n ‏üpheye dü‏enlerden olma!
6|115|Rabbinin sِzü, doًruluk ve adalet bak‎m‎ndan tamamlanm‎‏t‎r. O'nun sِzlerini deًi‏tirecek kimse yoktur. O i‏itendir, bilendir.
6|116|Yeryüzünde bulunanlar‎n çoًuna uyacak olursan, seni Allah'‎n yolundan sapt‎r‎rlar. Onlar zandan ba‏ka bir ‏eye tâbi olmaz, yalandan ba‏ka sِz de sِylemezler.
6|117|Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapan‎ en iyi bilendir. O, doًru yolda gidenleri de iyi bilendir.
6|118|Allah'‎n âyetlerine inan‎yorsan‎z, üzerine O'nun ad‎ an‎larak kesilenlerden yeyin.
6|119|ـzerine Allah'‎n ad‎ an‎l‎p kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kald‎ً‎n‎z d‎‏‎nda, haram k‎ld‎ً‎ ‏eyleri size aç‎klam‎‏t‎r. Doًrusu bir çoklar‎ bilgisizce kendi kِtü arzular‎na uyarak sapt‎r‎yorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi a‏anlar‎ çok iyi bilir.
6|120|Günah‎n aç‎ً‎n‎ da gizlisini de b‎rak‎n! اünkü günah i‏leyenler, yapt‎klar‎n‎n cezas‎n‎ mutlaka çekeceklerdir.
6|121|ـzerine Allah'‎n ad‎ an‎lmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Ku‏kusuz bu büyük günaht‎r. Gerçekten ‏eytanlar dostlar‎na, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eًer onlara uyarsan‎z ‏üphesiz siz de Allah'a ortak ko‏anlar olursunuz.
6|122|ضlü iken dirilttiًimiz ve kendisine insanlar aras‎nda yürüyebileceًi bir ‎‏‎k verdiًimiz kimse, karanl‎klar içinde kal‎p ondan hiç ç‎kamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! ف‏te kâfirlere yapt‎klar‎ bِyle süslü gِsterilmi‏tir.
6|123|Bِylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmalar‎ için, günahkârlar‎n‎ liderler yapt‎k. Onlar yaln‎z kendilerini aldat‎rlar, ama fark‎nda olmazlar.
6|124|Onlara bir âyet geldiًinde, Allah'‎n elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmay‎z, dediler. Allah, peygamberliًini kime vereceًini daha iyi bilir. Suç i‏leyenlere, yapmakta olduklar‎ hilelere kar‏‎l‎k Allah taraf‎ndan a‏aً‎l‎k ve çetin bir azap eri‏ecektir.
6|125|Allah kimi doًru yola iletmek isterse onun kalbini فslâm'a açar; kimi de sapt‎rmak isterse gًِe ç‎k‎yormu‏ gibi kalbini iyice daralt‎r. Allah inanmayanlar‎n üstüne i‏te bِyle murdarl‎k verir.
6|126|Bu (din), Rabbinin dosdoًru yoludur. Biz, ًِüt alacak bir kavim için âyetleri ayr‎nt‎l‎ olarak aç‎klad‎k.
6|127|Rableri kat‎nda onlara esenlik yurdu (cennet) vard‎r.Ve yapmakta olduklar‎ (güzel) i‏ler sebebiyle Allah onlar‎n dostudur.
6|128|Allah, onlar‎n hepsini bir araya toplad‎ً‎ gün, "Ey cinler (‏eytanlar) topluluًu! Siz insanlarla çok uًra‏t‎n‎z" der. Onlar‎n, insanlardan olan dostlar‎ ise: "Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararland‎k ve bize verdiًin sürenin sonuna ula‏t‎k" derler. Allah da buyurur ki: Allah'‎n dilediًi hariç, içinde ebedî kalacaً‎n‎z yer ate‏tir. قüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
6|129|ف‏te bِylece i‏ledikleri günahlardan ِtürü zalimlerin bir k‎sm‎n‎ diًer bir k‎sm‎n‎n pe‏ine takar‎z.
6|130|Ey cin ve insan topluluًu! فçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu günle kar‏‎la‏acaً‎n‎za dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize ‏ahitlik ederiz." Dünya hayat‎ onlar‎ aldatt‎ ve kâfir olduklar‎na dair kendi aleyhlerine ‏ahitlik ettiler.
6|131|Gerçek ‏u ki: Halk‎ habersizken, Rabbin haks‎zl‎k ile ülkeleri helâk edici deًildir.
6|132|Herkesin yapt‎klar‎ i‏lere gِre dereceleri vard‎r. Rabbin onlar‎n yapt‎klar‎ndan habersiz deًildir.
6|133|Rabbin zengindir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi ba‏ka bir kavmin zürriyetinden yaratt‎ً‎ gibi sizden sonra yerinize dilediًi bir kavmi yarat‎r.
6|134|Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz bunu ِnleyemezsiniz.
6|135|De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yap‎n! Ben de yapacaً‎m! Yurdun (dünyan‎n) sonunun kimin lehine olduًunu yak‎nda bileceksiniz. Gerçek ‏u ki, zalimler iflah olmazlar.
6|136|Allah'‎n yaratt‎ً‎ ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ay‎r‎p zanlar‎nca, bu Allah'a, bu da ortaklar‎m‎za (putlar‎m‎za) dediler. Ortaklar‎ için ayr‎lan Allah'a ula‏m‎yor, fakat Allah için ayr‎lan ortaklar‎na ula‏‎yor! Ne kِtü hüküm veriyorlar?
6|137|Bunun gibi ortaklar‎, mü‏riklerden çoًuna çocuklar‎n‎ (k‎zlar‎n‎) ِldürmeyi ho‏ gِsterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini kar‎‏t‎r‎p bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlard‎. ضyle ise onlar‎ uydurduklar‎ ile ba‏ba‏a b‎rak!
6|138|Onlar saçma dü‏üncelerine gِre dediler ki: "Bu (tanr‎lar için ayr‎lan) hayvanlarla ekinler haramd‎r. Bunlar‎ bizim dilediًimizden ba‏kas‎ yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanm‎‏ hayvanlard‎r." Birtak‎m hayvanlar da vard‎r ki, (Allah bِyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'‎n ad‎n‎ anmazlar. Yapmakta olduklar‎ iftiralar‎ yüzünden Allah onlar‎ cezaland‎racakt‎r.
6|139|Dediler ki: "قu hayvanlar‎n kar‎nlar‎nda olanlar yaln‎z erkeklerimize aittir, kad‎nlar‎m‎za ise haram k‎l‎nm‎‏t‎r. قayet (yavru) ِlü doًarsa, o zaman (kad‎n erkek) hepsi onda ortakt‎r." Allah bu deًerlendirmelerinin cezas‎n‎ verecektir. قüphesiz ki O hikmet sahibidir, hakk‎yla bilendir.
6|140|Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklar‎n‎ ِldürenler ve Allah'‎n kendilerine verdiًi r‎zk‎, Allah'a iftira ederek (kad‎nlara) haram k‎lanlar, muhakkak ki ziyana uًram‎‏lard‎r. Onlar gerçekten sapm‎‏lard‎r ve doًru yolu bulacak da deًillerdir.
6|141|اardakl‎ ve çardaks‎z (üzüm) bahçeleri, ürünleri çe‏it çe‏it hurmalar‎, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narlar‎ yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiًi zaman meyvesinden yeyin. Dev‏irilip topland‎ً‎ gün de hakk‎n‎ (zekât ve sadakas‎n‎) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
6|142|Hayvanlardan yük ta‏‎yan‎ ve tüyünden dِ‏ek yap‎lanlar‎ yaratan O'dur. Allah'‎n size verdiًi r‎z‎ktan yeyin, ‏eytan‎n ard‎na dü‏meyin; ‏üphesiz o sizin için apaç‎k bir dü‏mand‎r.
6|143|(Di‏i ve erkek olarak) sekiz e‏ yaratt‎: Koyundan iki, keçiden iki... De ki: O, bunlar‎n erkeklerini mi, di‏ilerini mi, yoksa bu iki di‏inin rahimlerinde bulunan yavrular‎ m‎ haram etti? Eًer doًru iseniz bana ilimle sِyleyin.
6|144|Deveden de iki, s‎ً‎rdan da iki (yaratt‎.) De ki: O bunlar‎n erkeklerini mi, di‏ilerini mi, yoksa bu iki di‏inin rahimlerinde bulunan yavrular‎ m‎ haram k‎ld‎? Yoksa Allah'‎n size bِyle vasiyet ettiًine ‏ahit mi oldunuz? Bilgisizce insanlar‎ sapt‎rmak için Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan kim daha zalimdir! قüphesiz Allah o zalimler topluluًunu doًru yola iletmez.
6|145|De ki: Bana vahyolunanda, le‏ veya ak‎t‎lm‎‏ kan yahut domuz eti -ki pisliًin kendisidir- ya da günah i‏lenerek Allah'tan ba‏kas‎ ad‎na kesilmi‏ bir hayvandan ba‏ka, yiyecek kimseye haram k‎l‎nm‎‏ bir‏ey bulam‎yorum. Ba‏kas‎na zarar vermemek ve s‎n‎r‎ a‏mamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kal‎rsa bilsin ki Rabbin baً‎‏layan ve esirgeyendir.
6|146|Yahudilere bütün t‎rnakl‎ hayvanlar‎ haram k‎ld‎k. S‎rtlar‎nda yahut baً‎rsaklar‎nda ta‏‎d‎klar‎ ya da kemiًe kar‎‏an yaًlar hariç olmak üzere s‎ً‎r ve koyunun iç yaًlar‎n‎ da onlara haram k‎ld‎k. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiًimiz cezâd‎r. Biz elbette doًru sِyleyeniz.
6|147|Eًer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geni‏ bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azab‎, suçlular topluluًundan uzakla‏t‎r‎lamaz.
6|148|Putperestler diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak ko‏ard‎k ne de atalar‎m‎z. Hiçbir ‏eyi de haram k‎lmazd‎k." Onlardan ِncekiler de ayn‎ ‏ekilde (peygamberleri) yalanlad‎lar ve sonunda azab‎m‎z‎ tatt‎lar. De ki: Yan‎n‎zda bize aç‎klayacaً‎n‎z bir bilgi var m‎? Siz zandan ba‏ka bir ‏eye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan sِylüyorsunuz.
6|149|De ki: Kesin delil, ancak Allah'‎nd‎r. Allah dileseydi elbette hepinizi doًru yola iletirdi.
6|150|De ki: Allah ‏unu yasak etti, diye ‏ehadet edecek ‏ahitlerinizi getirin! Eًer onlar ‏ahitlik ederlerse, sen onlarla beraber ‏ahitlik etme; âyetlerimizi yalanlayanlar‎n ve ahiret gününe inanmayanlar‎n arzular‎na uyma. Onlar, Rablerine e‏ tutuyorlar.
6|151|De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram k‎ld‎ً‎n‎ okuyay‎m: O'na hiçbir ‏eyi ortak ko‏may‎n, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklar‎n‎z‎ ِldürmeyin -sizin de onlar‎n da r‎zk‎n‎ biz veririz-; kِtülüklerin aç‎ً‎na da gizlisine de yakla‏may‎n ve Allah'‎n yasaklad‎ً‎ cana haks‎z yere k‎ymay‎n! ف‏te bunlar Allah'‎n size emrettikleridir. Umulur ki dü‏ünüp anlars‎n‎z.
6|152|Rü‏d çaً‎na eri‏inceye kadar, yetimin mal‎na, sadece en iyi tutumla yakla‏‎n; ِlçü ve tart‎y‎ adaletle yap‎n. Biz herkese ancak gücünün yettiًi kadar‎n‎ yükleriz. Sِz sِylediًiniz zaman, yak‎nlar‎n‎z dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiًiniz sِzü tutun. ف‏te Allah size, iyice dü‏ünesiniz diye bunlar‎ emretti.
6|153|قüphesiz bu, benim dosdoًru yolumdur. Buna uyun. (Ba‏ka) yollara uymay‎n. Zira o yollar sizi Allah'‎n yolundan ay‎r‎r. ف‏te sak‎nman‎z için Allah size bunlar‎ emretti.
6|154|Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her ‏eyi aç‎klamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksad‎yla Musa'ya da Kitab'‎ (Tevrat'‎) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklar‎na iman ederler.
6|155|ف‏te bu (Kur'an), bizim indirdiًimiz mübarek bir kitapt‎r. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.
6|156|"Kitap, yaln‎z bizden ِnceki iki topluluًa (h‎ristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onlar‎n okumas‎ndan gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;
6|157|Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doًru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'‎ indirdik). ف‏te size de Rabbinizden aç‎k bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'‎n âyetlerini yalanlay‎p onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! آyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ِtürü azab‎n en kِtüsüyle cezaland‎racaً‎z.
6|158|Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin baz‎ alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin baz‎ alâmetleri geldiًi gün, ِnceden inanmam‎‏ ya da iman‎nda bir hay‎r kazanmam‎‏ olan kimseye art‎k iman‎ bir fayda saًlamaz. De ki: Bekleyin, ‏üphesiz biz de beklemekteyiz!
6|159|Dinlerini parça parça edip guruplara ayr‎lanlar var ya, senin onlarla hiçbir ili‏kin yoktur. Onlar‎n i‏i ancak Allah'a kalm‎‏t‎r. Sonra Allah onlara yapt‎klar‎n‎ bildirecektir.
6|160|Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiًinin on kat‎ vard‎r. Kim de kِtülükle gelirse o sadece getirdiًinin dengiyle cezaland‎r‎l‎r. Onlar haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazlar.
6|161|De ki: قüphesiz Rabbim beni doًru yola, dosdoًru dine, Allah'‎ birleyen فbrahim'in dinine iletti. O, ortak ko‏anlardan deًildi.
6|162|De ki: قüphesiz benim namaz‎m, kurban‎m, hayat‎m ve ِlümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.
6|163|O'nun ortaً‎ yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanlar‎n ilkiyim.
6|164|De ki: Allah her ‏eyin Rabbi iken ben ondan ba‏ka Rab m‎ arayacaً‎m? Herkesin kazanacaً‎ yaln‎z kendisine aittir. Hiçbir suçlu ba‏kas‎n‎n suçunu yüklenmez. Sonunda dِnü‏ünüz Rabbinizedir. Ve O, uyu‏mazl‎ًa dü‏tüًünüz gerçeًi size haber verecektir.
6|165|Sizi yeryüzünün halifeleri kilan, size verdigi (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kilan O'dur. Süphesiz Rabbin, cezasi çabuk olandir ve gerçekten O, bagislayan merhamet edendir. 
7|1|Elif. Lâm. Mîm. Sâd.
7|2|(Bu), kendisiyle insanlar‎ uyarman, inananlara ًِüt vermen için sana indirilen bir kitapt‎r. Art‎k bu hususta kalbinde bir ‏üphe olmas‎n.
7|3|Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu b‎rak‎p da ba‏ka dostlar‎n pe‏lerinden gitmeyin. Ne kadar da az ًِüt al‎yorsunuz!
7|4|Nice memleketler var ki biz onlar‎ helâk ettik. Azab‎m‎z onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.
7|5|Azab‎m‎z onlara geldiًinde çaً‎r‎‏lar‎, "Biz gerçekten zalim ki‏ilermi‏iz" demelerinden ba‏ka bir ‏ey olmad‎.
7|6|Elbette kendilerine peygamber gِnderilen kimseleri de, gِnderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceًiz!
7|7|Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacaً‎z. Biz, onlardan uzak deًiliz.
7|8|O gün tart‎ hakt‎r. Kimin (sevap) tart‎lar‎ aً‎r gelirse, i‏te onlar kurtulu‏a erenlerdir.
7|9|Kimin de tart‎lar‎ hafif gelirse, i‏te onlar, âyetlerimize kar‏‎ haks‎zl‎k ettiklerinden dolay‎ kendilerini ziyana sokanlard‎r.
7|10|Doًrusu biz sizi yeryüzüne yerle‏tirdik ve orada size geçim vas‎talar‎ verdik. Ne kadar da az ‏ükrediyorsunuz!
7|11|Andolsun sizi yaratt‎k, sonra size ‏ekil verdik, sonra da meleklere, آdem'e secde edin! diye emrettik. فblis'in d‎‏‎ndakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmad‎.
7|12|Allah buyurdu: Ben sana emretmi‏ken seni secde etmekten al‎koyan nedir? (فblis): Ben ondan daha üstünüm. اünkü beni ate‏ten yaratt‎n, onu çamurdan yaratt‎n, dedi.
7|13|Allah: ضyle ise, "فn oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin deًildir. ا‎k! çünkü sen a‏aً‎l‎klardans‎n! buyurdu.
7|14|فblis: Bana, (insanlar‎n) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi.
7|15|Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
7|16|فblis dedi ki: ضyle ise beni azd‎rmana kar‏‎l‎k, and içerim ki, ben de onlar‎ sapt‎rmak için senin doًru yolunun üstüne oturacaً‎m.
7|17|"Sonra elbette onlara ِnlerinden, arkalar‎ndan, saًlar‎ndan, sollar‎ndan sokulacaً‎m ve sen, onlar‎n çoklar‎n‎ ‏ükredenlerden bulmayacaks‎n!" dedi.
7|18|Allah buyurdu: Haydi, yerilmi‏ ve kovulmu‏ olarak oradan ç‎k! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracaً‎m!
7|19|(Allah buyurdu ki) : Ey Adem! Sen ve e‏in cennette yerle‏ip dilediًiniz yerden yeyin. Ancak ‏u aًaca yakla‏may‎n! Sonra zalimlerden olursunuz.
7|20|Derken ‏eytan, birbirine kapal‎ ay‎p yerlerini kendilerine gِstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu aًac‎ s‎rf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasaklad‎, dedi.
7|21|Ve onlara: Ben gerçekten size ًِüt verenlerdenim, diye yemin etti.
7|22|Bِylece onlar‎ hile ile aldatt‎. Aًac‎n meyvesini tatt‎klar‎nda ay‎p yerleri kendilerine gِründü. Ve cennet yapraklar‎ndan üzerlerini ِrtmeye ba‏lad‎lar. Rableri onlara: Ben size o aًac‎ yasaklamad‎m m‎ ve ‏eytan size apaç‎k bir dü‏mand‎r, demedim mi? diye nidâ etti.
7|23|(Adem ile e‏i) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eًer bizi baً‎‏lamaz ve bize ac‎mazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
7|24|Allah: Birbirinize dü‏man olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerle‏me ve faydalanma vard‎r, buyurdu.
7|25|"Orada ya‏ayacaks‎n‎z, orada ِleceksiniz ve orada (diriltilip) ç‎kar‎lacaks‎n‎z" dedi.
7|26|Ey Adem oًullar‎! Size ay‎p yerlerinizi ِrtecek giysi, süslenecek elbise yaratt‎k. Takvâ elbisesi... ف‏te o daha hay‎rl‎d‎r. Bunlar Allah'‎n âyetlerindendir. Belki dü‏ünüp ًِüt al‎rlar (diye onlar‎ indirdi).
7|27|Ey آdem oًullar‎! قeytan, ana-baban‎z‎, ay‎p yerlerini kendilerine gِstermek için elbiselerini soyarak cennetten ç‎kard‎ً‎ gibi sizi de aldatmas‎n. اünkü o ve yanda‏lar‎, sizin onlar‎ gِremeyeceًiniz yerden sizi gِrürler. قüphesiz biz ‏eytanlar‎, inanmayanlar‎n dostlar‎ k‎ld‎k.
7|28|Onlar bir kِtülük yapt‎klar‎ zaman: "Babalar‎m‎z‎ bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kِtülüًü emretmez. Allah'a kar‏‎ bilmediًiniz ‏eyleri mi sِylüyorsunuz?
7|29|De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiًinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yaln‎z Allah'a has k‎larak O'na yalvar‎n. فlkin sizi yaratt‎ً‎ gibi (yine O'na) dِneceksiniz.
7|30|O, bir gurubu doًru yola iletti, bir guruba da sap‎kl‎k müstehak oldu. اünkü onlar Allah'‎ b‎rak‎p ‏eytanlar‎ kendilerine dost edindiler. Bِyle iken kendilerinin doًru yolda olduklar‎n‎ san‎yorlar.
7|31|Ey Adem oًullar‎! Her secde edi‏inizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
7|32|De ki: Allah'‎n kullar‎ için yaratt‎ً‎ süsü ve temiz r‎z‎klar‎ kim haram k‎ld‎? De ki: Onlar, dünya hayat‎nda, ِzellikle k‎yamet gününde müminlerindir. ف‏te bilen bir topluluk için âyetleri bِyle aç‎kl‎yoruz.
7|33|De ki: Rabbim ancak aç‎k ve gizli kِtülükleri, günah‎ ve haks‎z yere s‎n‎r‎ a‏may‎, hakk‎nda hiçbir delil indirmediًi bir ‏eyi, Allah'a ortak ko‏man‎z‎ ve Allah hakk‎nda bilmediًiniz ‏eyleri sِylemenizi haram k‎lm‎‏t‎r.
7|34|Her ümmetin bir eceli vard‎r. Ecelleri gelince ne bir an geri kal‎rlar ne de bir an ileri gidebilirler.
7|35|Ey Adem oًullar‎! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara kar‏‎ gelmekten) sak‎n‎r ve kendini ‎slah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
7|36|Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, i‏te onlar ate‏ ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklard‎r.
7|37|Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Onlar‎n kitaptaki nasipleri kendilerine eri‏ecektir. Sonunda elçilerimiz (melekler) gelip canlar‎n‎ al‎rken "Allah'‎ b‎rak‎p da tapmakta olduًunuz tanr‎lar nerede?" derler. (Onlar da) "Bizden s‎v‎‏‎p gittiler" derler. Ve kâfir olduklar‎na dair kendi aleyhlerine ‏ahitlik ederler.
7|38|Allah buyuracak ki: "Sizden ِnce geçmi‏ cin ve insan topluluklar‎ aras‎nda siz de ate‏e girin!" Her ümmet girdikçe yolda‏lar‎na lânet edecekler. Hepsi birbiri ard‎ndan orada (cehennemde) toplan‎nca, sonrakiler ِncekiler için, "Ey Rabbimiz! Bizi i‏te bunlar sapt‎rd‎lar! Onun için onlara ate‏ten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vard‎r, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir.
7|39|ضncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüًünüz yok. O halde siz de yapt‎klar‎n‎za kar‏‎l‎k azab‎ tad‎n!
7|40|Bizim âyetlerimizi yalanlay‎p da onlara kar‏‎ kibirlenmek isteyenler var ya, i‏te onlara gِk kap‎lar‎ aç‎lmayacak ve onlar, deve iًne deliًine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçlular‎ i‏te bِyle cezaland‎r‎r‎z!
7|41|Onlar için cehennem ate‏inden dِ‏ekler, üstlerine de ِrtüler vard‎r. ف‏te zalimleri bِyle cezaland‎r‎r‎z!
7|42|فnan‎p da iyi i‏ler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- i‏te onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedî kalacaklar.
7|43|(Cennette) onlar‎n altlar‎ndan ‎rmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini ç‎kar‎p atar‎z. Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavu‏turan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doًru yola iletmeseydi kendiliًimizden doًru yolu bulacak deًildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeًi getirmi‏ler." Onlara: ف‏te size cennet; yapm‎‏ olduًunuz iyi amellere kar‏‎l‎k ona vâris k‎l‎nd‎n‎z diye seslenilir.
7|44|Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiًini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiًini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralar‎ndan bir çaًr‎c‎, Allah'‎n lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye baً‎r‎r.
7|45|Onlar, Allah yolundan al‎koyan ve onu eًip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir.
7|46|فki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) aras‎nda bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalar‎ndan tan‎yan adamlar vard‎r ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler.
7|47|Gِzleri cehennem ehli taraf‎na dِndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluًu ile beraber bulundurma! derler.
7|48|(Yine) A'râf ehli simalar‎ndan tan‎d‎klar‎ birtak‎m adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluًunuz ne de taslamakta olduًunuz büyüklük size hiçbir yarar saًlamad‎.
7|49|Allah'‎n, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceًine dair yemin ettiًiniz kimseler bunlar m‎?" (ve cennet ehline dِnerek): "Girin cennete; art‎k size korku yoktur ve siz üzülecek de deًilsiniz" (derler).
7|50|Cehennem ehli, cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'‎n size verdiًi r‎z‎ktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar da: Allah bunlar‎ kâfirlere haram k‎lm‎‏t‎r, derler.
7|51|O kâfirler ki, dinlerini bir eًlence ve oyun edindiler de dünya hayat‎ onlar‎ aldatt‎. Onlar, bu günleri ile kar‏‎la‏acaklar‎n‎ unuttuklar‎ ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onlar‎ unuturuz.
7|52|Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gِsterici ve rahmet olarak, ilim üzere aç‎klad‎ً‎m‎z bir kitap getirdik.
7|53|(Fakat onlar), Onun tevilinden ba‏ka bir ‏ey beklemiyorlar. Tevili geldiًi (haber verdiًi ‏eyler ortaya ç‎kt‎ً‎) gün, ِnceden onu unutmu‏ olanlar derler ki: Doًrusu Rabbimizin elçileri gerçeًi getirmi‏ler. قimdi bizim ‏efaatç‎lar‎m‎z var m‎ ki bize ‏efaat etsinler veya (dünyaya) geri dِndürülmemiz mümkün mü ki, yapm‎‏ olduًumuz amellerden ba‏kas‎n‎ yapal‎m? Onlar cidden kendilerine yaz‎k ettiler ve uydurduklar‎ ‏eyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.
7|54|قüphesiz ki Rabbiniz, gِkleri ve yeri alt‎ günde yaratan, sonra Ar‏'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp ِrten; güne‏i, ay‎ ve y‎ld‎zlar‎ emrine boyun eًmi‏ durumda yaratan Allah't‎r. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
7|55|Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi a‏anlar‎ sevmez.
7|56|Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmay‎n. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'‎n rahmeti çok yak‎nd‎r.
7|57|Rüzgârlar‎ rahmetinin ِnünde müjde olarak gِnderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), aً‎r bulutlar‎ yüklenince onu ِlü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler ç‎kar‎r‎z. ف‏te ِlüleri de bِyle ç‎karacaً‎z. Her halde bundan ibret al‎rs‎n‎z.
7|58|Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) ç‎kar; kِtü olandan ise faydas‎z bitkiden ba‏ka bir‏ey ç‎kmaz. ف‏te biz, ‏ükreden bir kavim için âyetleri bِyle aç‎kl‎yoruz.
7|59|Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gِnderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. Doًrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azab‎ndan korkuyorum.
7|60|Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde gِrüyoruz!
7|61|Dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sap‎kl‎k yoktur; fakat ben, âlemlerin Rabbi taraf‎ndan gِnderilmi‏ bir elçiyim.
7|62|Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size ًِüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
7|63|(Allah'‎n azab‎ndan) sak‎n‎p da rahmete nâil olman‎z ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vas‎tas‎yla size bir zikir (kitap) gelmesine ‏a‏t‎n‎z m‎?"
7|64|Onu yalanlad‎lar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanlar‎ kurtard‎k, âyetlerimizi yalanlayanlar‎ da suda boًduk! اünkü onlar kِr bir kavim idiler.
7|65|Ad kavmine de karde‏leri Hûd'u (gِnderdik). O dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. Hâla sak‎nmayacak m‎s‎n‎z?"
7|66|Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde gِrüyoruz ve gerçekten seni yalanc‎lardan san‎yoruz.
7|67|"Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz deًilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gِnderdiًi bir elçiyim.
7|68|Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir ًِütçüyüm.
7|69|Sizi uyarmak için içinizden bir adam vas‎tas‎yla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine ‏a‏t‎n‎z m‎? Dü‏ünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onlar‎n yerine getirdi ve yarat‎l‎‏ta sizi onlardan üstün k‎ld‎. O halde Allah'‎n nimetlerini hat‎rlay‎n ki kurtulu‏a eresiniz."
7|70|Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalar‎m‎z‎n tapmakta olduklar‎n‎ b‎rakmam‎z için mi geldin? Eًer doًrulardan isen, bizi tehdit ettiًini (azab‎) bize getir.
7|71|(Hûd) dedi ki: "ـzerinize Rabbinizden bir azap ve bir h‎‏‎m inmi‏tir. Haklar‎nda Allah'‎n hiçbir delil indirmediًi, sadece sizin ve atalar‎n‎z‎n takt‎ً‎ kuru isimler hususunda benimle tart‎‏‎yor musunuz? Bekleyin ِyleyse, ‏üphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
7|72|Onu ve onunla beraber olanlar‎ rahmetimizle kurtard‎k ve âyetlerimizi yalanlay‎p da iman etmeyenlerin kِkünü kestik.
7|73|Semûd kavmine de karde‏leri Salih'i (gِnderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. Size Rabbinizden aç‎k bir delil gelmi‏tir. O da, size bir mucize olarak Allah'‎n ‏u devesidir. Onu b‎rak‎n, Allah'‎n arz‎nda yesin, (içsin); ona kِtülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.
7|74|Dü‏ünün ki, (Allah) آd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerle‏tirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yap‎yorsunuz, daًlar‎nda evler yontuyorsunuz. Art‎k Allah'‎n nimetlerini hat‎rlay‎n da yeryüzünde fesatç‎lar olarak kar‎‏‎kl‎k ç‎karmay‎n.
7|75|Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zay‎f gِrülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi taraf‎ndan gِnderildiًini biliyor musunuz? Onlar da قüphesiz biz onunla ne gِnderilmi‏se ona inananlar‎z, dediler.
7|76|Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inand‎ً‎n‎z‎ inkâr edenleriz."
7|77|Derken o di‏i deveyi ayaklar‎n‎ keserek ِldürdüler ve Rablerinin emrinden d‎‏ar‎ ç‎kt‎lar da: Ey Salih! Eًer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiًin azab‎ bize getir, dediler.
7|78|Bunun üzerine onlarr‎ o (gürültülü) sars‎nt‎ yakalad‎ da yurtlar‎nda diz üstü dona kald‎lar.
7|79|Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve ‏ِyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliً ettim ve size ًِüt verdim; fakat siz ًِüt verenleri sevmiyorsunuz.
7|80|Lût'u da (peygamber gِnderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden ِnceki milletlerden hiçbirinin yapmad‎ً‎ fuhu‏u mu yap‎yorsunuz?
7|81|اünkü siz, ‏ehveti tatmin için kad‎nlar‎ b‎rak‎p da ‏ehvetle erkeklere yana‏‎yorsunuz. Doًrusu siz ta‏k‎n bir milletsiniz."
7|82|Kavminin cevab‎: Onlar‎ (Lût'u ve taraftarlar‎n‎) memleketinizden ç‎kar‎n; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarm‎‏! demelerinden ba‏ka bir ‏ey olmad‎.
7|83|Biz de onu ve kar‎s‎ndan ba‏ka aile efrad‎n‎ kurtard‎k; çünkü kar‎s‎ geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.
7|84|Ve üzerlerine (ta‏) yaًmuru yaًd‎rd‎k. Bak ki günahkârlar‎n sonu nas‎l oldu!
7|85|Medyen'e de karde‏leri قuayb'‎ (gِnderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. Size Rabbinizden aç‎k bir delil gelmi‏tir; art‎k ِlçüyü, tart‎y‎ tam yap‎n, insanlar‎n e‏yalar‎n‎ eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmay‎n. Eًer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
7|86|Tehdit ederek, inananlar‎ Allah yolundan al‎koyarak ve o yolu eًip bükmek isteyerek ِyle her yolun ba‏‎nda oturmay‎n. Dü‏ünün ki siz az idiniz de O sizi çoًaltt‎. Bak‎n ki, bozguncular‎n sonu nas‎l olmu‏tur!
7|87|Eًer içinizden bir gurup benimle gِnderilene inan‎r, bir gurup da inanmazsa, Allah aran‎zda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir.
7|88|Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey قuayb! Seni ve seninle beraber inananlar‎ memleketimizden kesinlikle ç‎karacaً‎z veya dinimize dِneceksiniz" (قuayb): فstemesek de mi? dedi.
7|89|Doًrusu Allah bizi ondan kurtard‎ktan sonra tekrar sizin dininize dِnersek Allah'a kar‏‎ yalan uydurmu‏ oluruz. Rabbimiz Allah dilemi‏ ba‏ka, yoksa ona geri dِnmemiz bizim için olacak ‏ey deًildir. Rabbimizin ilmi her ‏eyi ku‏atm‎‏t‎r. Biz sadece Allah'a dayan‎r‎z. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz aras‎nda adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hay‎rl‎s‎s‎n.
7|90|Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Eًer قuayb'e uyarsan‎z o takdirde siz mutlaka ziyana uًrars‎n‎z.
7|91|Derken o ‏iddetli deprem onlar‎ yakalay‎verdi de yurtlar‎nda diz üstü donakald‎lar.
7|92|قuayb'‎ yalanlayanlar sanki yurtlar‎nda hiç oturmam‎‏ gibiydiler. As‎l ziyana uًrayanlar قuayb'‎ yalanlayanlar‎n kendileridir.
7|93|(قuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin gِnderdiًi gerçekleri duyurdum ve size ًِüt verdim. Art‎k kâfir bir kavme nas‎l ac‎r‎m!"
7|94|Biz hangi ülkeye bir peygamber gِnderdiysek, ora halk‎n‎, (peygambere ba‏ kald‎rd‎klar‎ndan ِtürü bize) yalvar‎p yakars‎nlar diye mutlaka yoksulluk ve darl‎kla s‎km‎‏‎zd‎r.
7|95|Sonra kِtülüًü (darl‎ً‎) deًi‏tirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoًald‎lar ve: "Atalar‎m‎z da bِyle s‎k‎nt‎ ve sevinç ya‏am‎‏lard‎" dediler. Biz de onlar‎, kendileri fark‎na varmadan ans‎z‎n yakalad‎k.
7|96|O (peygamberlerin gِnderildiًi) ülkelerin halk‎ inansalar ve (günahtan) sak‎nsalard‎, elbette onlar‎n üstüne gِkten ve yerden nice bereket kap‎lar‎ açard‎k, fakat yalanlad‎lar, biz de ettikleri yüzünden onlar‎ yakalay‎verdik.
7|97|Yoksa o ülkelerin halk‎ geceleyin uyurlarken kendilerine azab‎m‎z‎n gelmeyeceًinden emin mi oldular?
7|98|Ya da o ülkelerin halk‎ ku‏luk vakti eًlenirlerken kendilerine azab‎m‎z‎n gelmeyeceًinden emin mi oldular?
7|99|Allah'‎n azab‎ndan emin mi oldular? Fakat ziyana uًrayan topluluktan ba‏kas‎, Allah'‎n (bِyle) mühlet vermesinden emin olamaz.
7|100|ضnceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla ‏u gerçek belli olmad‎ m‎ ki: Eًer biz dileseydik onlar‎ da günahlar‎ndan dolay‎ musibetlere uًrat‎rd‎k! Biz onlar‎n kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) i‏itmezler.
7|101|ف‏te o ülkeler... Onlar‎n haberlerinden bir k‎sm‎n‎ sana anlat‎yoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaç‎k deliller getirmi‏lerdi. Fakat ِnceden yalanlad‎klar‎ gerçeklere iman edecek deًillerdi. ف‏te kâfirlerin kalplerini Allah bِyle mühürler.
7|102|Onlar‎n çoًunda, sِzünde durma diye bir ‏ey bulamad‎k. Gerçek ‏u ki, onlar‎n çoًunu yoldan ç‎km‎‏ bulduk.
7|103|Sonra onlar‎n ard‎ndan Musa'y‎ mucizelerimizle Firavun ve kavmine gِnderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatç‎lar‎n sonu ne oldu!
7|104|Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi taraf‎ndan gِnderilmi‏ bir peygamberim.
7|105|Allah hakk‎nda gerçekten ba‏kas‎n‎ sِylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden aç‎k bir delil getirdim; art‎k فsrailoًullar‎n‎ benimle b‎rak!"
7|106|(Firavun) dedi ki: Eًer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doًru sِylüyorsan onu gِster bakal‎m.
7|107|Bunun üzerine Musa asas‎n‎ yere att‎. O hemen apaç‎k bir ejderha oluverdi!
7|108|Ve elini (cebinden) ç‎kard‎. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz gِrünüverdi.
7|109|Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazd‎r.
7|110|O,sizi yurdunuzdan ç‎karmak istiyor. Ne buyurursunuz?
7|111|Dediler ki: Onu da karde‏ini de beklet; ‏ehirlere toplay‎c‎lar (memurlar) yolla.
7|112|Bütün bilgili sihirbazlar‎ sana getirsinler.
7|113|Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eًer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var m‎? dediler.
7|114|(Firavun): Evet hem de siz mutlaka yak‎nlar‎mdan olacaks‎n‎z, dedi.
7|115|(Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (ِnce) atacaks‎n, yoksa atanlar biz mi olal‎m? dediler.
7|116|"Siz at‎n" dedi. Onlar at‎nca, insanlar‎n gِzlerini büyülediler, onlar‎ korkuttular ve büyük bir sihir gِsterdiler.
7|117|Biz de Musa'ya, "Asan‎ at!" diye vahyettik. Bir de bakt‎lar ki bu, onlar‎n uydurduklar‎n‎ yakalay‎p yutuyor.
7|118|Bِylece gerçek ortaya ç‎kt‎ ve onlar‎n yapmakta olduklar‎ yok olup gitti.
7|119|ف‏te Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük dü‏erek geri dِndüler.
7|120|Sihirbazlar ise secdeye kapand‎lar.
7|121|"آlemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
7|122|"Musa'n‎n ve Harun'un Rabb'ine " dediler.
7|123|Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman m‎ ettiniz? Bu, hiç ‏üphesiz ‏ehirde, halk‎n‎ oradan ç‎karmak için kurduًunuz bir tuzakt‎r. Ama yak‎nda (ba‏‎n‎za gelecekleri) gِreceksiniz!
7|124|Mutlaka ellerinizi ve ayaklar‎n‎z‎ çaprazlama keseceًim, sonra da hepinizi asacaً‎m!"
7|125|Onlar da : ''Biz zaten Rabbimize dِneceًiz".dediler.
7|126|Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiًinde onlara inand‎ً‎m‎z için bizden intikam al‎yorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sab‎r ver, müslüman olarak can‎m‎z‎ al, dediler.
7|127|Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'y‎ ve kavmini, seni ve tanr‎lar‎n‎ b‎rak‎p yeryüzünde bozgunculuk ç‎kars‎nlar diye mi b‎rakacaks‎n‎z? (Firavun): "Biz onlar‎n oًullar‎n‎ ِldürüp, kad‎nlar‎n‎ saً b‎rakacaً‎z. Elbette biz onlar‎ ezecek üstünlükteyiz" dedi.
7|128|Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yard‎m isteyin ve sabredin. قüphesiz ki yeryüzü Allah'‎nd‎r. Kullar‎ndan dilediًini ona vâris k‎lar. Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sak‎nanlar‎nd‎r."
7|129|Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden ِnce de geldikten sonra da bize i‏kence edildi, dediler. (Musa), "Umulur ki Rabbiniz dü‏man‎n‎z‎ helâk eder ve onlar‎n yerine sizi yer yüzüne hakim k‎lar da nas‎l hareket edeceًinize bakar" dedi.
7|130|Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanlar‎ ders als‎nlar diye y‎llarca kurakl‎k ve mahsül k‎tl‎ً‎ ile cezaland‎rd‎k.
7|131|Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakk‎m‎zd‎r" derler; eًer kendilerine bir fenal‎k gelirse Musa ve onunla beraber olanlar‎ uًursuz sayarlard‎. Bilesiniz ki, onlara gelen uًursuzluk Allah kat‎ndand‎r, fakat onlar‎n çoًu bunu bilmezler.
7|132|Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak deًiliz."
7|133|Biz de ayr‎ ayr‎ mucizeler olarak onlar‎n üzerine tufan, çekirge, ha‏ere, kurbaًalar ve kan gِnderdik; yine de büyüklük taslad‎lar ve günahkâr bir kavim oldular.
7|134|Azap üzerlerine çِkünce, "Ey Musa! sana verdiًi sِz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eًer bizden azab‎ kald‎r‎rsan, mutlaka sana inanacaً‎z ve muhakkak فsrailoًullar‎n‎ seninle gِndereceًiz" dediler.
7|135|Biz, ula‏acaklar‎ bir müddete kadar onlardan azab‎ kald‎r‎nca hemen sِzlerinden dِnüverdiler.
7|136|Biz de âyetlerimizi yalanlamalar‎ ve onlardan gafil kalmalar‎ sebebiyle kendilerinden intikam ald‎k ve onlar‎ denizde boًduk.
7|137|Hor gِrülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduًumuz yerin doًu taraflar‎na ve bat‎ taraflar‎na mirasç‎ k‎ld‎k. Sab‎rlar‎na kar‏‎l‎k Rabbinin فsrailoًullar‎na verdiًi güzel sِz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklar‎n‎ ve yeti‏tirdikleri bahçeleri helâk ettik.
7|138|فsrailoًullar‎n‎ denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtak‎m putlara tapan bir kavme rastlad‎lar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onlar‎n tanr‎lar‎ olduًu gibi, sen de bizim için bir tanr‎ yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.
7|139|قüphesiz bunlar‎n içinde bulunduklar‎ (din) y‎k‎lm‎‏t‎r, yapmakta olduklar‎ da bât‎ld‎r.
7|140|Musa dedi ki: Allah sizi âlemlere üstün k‎lm‎‏ken ben size Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ arayay‎m?
7|141|Hat‎rlay‎n ki, size i‏kencenin en kِtüsünü yapan Firavun'un adamlar‎ndan sizi kurtard‎k. Onlar oًullar‎n‎z‎ ِldürüyorlar, kad‎nlar‎n‎z‎ saً b‎rak‎yorlard‎. ف‏te bunda size Rabbiniz taraf‎ndan büyük bir imtihan vard‎r.
7|142|(Bana ibadet etmesi için) Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; bِylece Rabbinin tayin ettiًi vakit k‎rk geceyi buldu. Musa, karde‏i Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onlar‎ ‎slah et, bozguncular‎n yoluna uyma.
7|143|Musa tayin ettiًimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konu‏unca "Rabbim! Bana (kendini) gِster; seni gِreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla gِremezsin. Fakat ‏u daًa bak, eًer o yerinde durabilirse sen de beni gِreceksin!" buyurdu. Rabbi o daًa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da bayg‎n dü‏tü. Ay‎l‎nca dedi ki: Seni noksan s‎fatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananlar‎n ilkiyim.
7|144|(Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdiًim gِrevlerle) ve sِzlerimle seni insanlar‎n ba‏‎na seçtim. Sana verdiًimi al ve ‏ükredenlerden ol.
7|145|Nasihat ve her ‏eyin aç‎klamas‎na dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazd‎k. (Ve dedik ki): Bunlar‎ kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalar‎n‎ emret. Yak‎nda size, yoldan ç‎km‎‏lar‎n yurdunu gِstereceًim.
7|146|Yeryüzünde haks‎z yere bِbürlenenleri âyetlerimden uzakla‏t‎racaً‎m. Onlar bütün mucizeleri gِrseler de iman etmezler. Doًru yolu gِrseler onu yol edinmezler. Fakat azg‎nl‎k yolunu gِrürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onlar‎n âyetlerimizi yalanlamalar‎ndan ve onlardan gafil olmalar‎ndan ileri gelmektedir.
7|147|Halbuki âyetlerimizi ve ahirete kavu‏may‎ yalanlayanlar‎n amelleri bo‏a ç‎km‎‏t‎r. Onlar, yapmakta olduklar‎ amellerden ba‏ka bir ‏ey için mi cezaland‎r‎l‎rlar!
7|148|(Tûr'a giden) Musa'n‎n arkas‎ndan kavmi, zinet tak‎mlar‎ndan, bًِürebilen bir buzaً‎ heykelini (tanr‎) edindiler. Gِrmediler mi ki o, onlarla ne konu‏uyor ne de onlara yol gِsteriyor? Onu (tanr‎ olarak) benimsediler ve zalimler oldular.
7|149|Pi‏man olup da kendilerinin gerçekten sapm‎‏ olduklar‎n‎ gِrünce dediler ki: Eًer Rabbimiz bize ac‎maz ve bizi baً‎‏lamazsa mutlaka ziyana uًrayanlardan olacaً‎z!
7|150|Musa, k‎zg‎n ve üzgün bir halde kavmine dِnünce: "Benden sonra arkamdan ne kِtü i‏ler yapm‎‏s‎n‎z! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat levhalar‎n‎ yere att‎ ve karde‏inin (Harun'un) ba‏‎n‎ tutup kendine doًru çekmeye ba‏lad‎. (Karde‏i): "Anam oًlu! Bu kavim beni cidden zay‎f gِrdüler ve nerede ise beni ِldüreceklerdi. Sen de dü‏manlar‎ bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi.
7|151|(Musa da) Ey Rabbim, beni ve karde‏imi baً‎‏la, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi.
7|152|Buzaً‎y‎ (tanr‎) edinenler var ya, i‏te onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayat‎nda bir alçakl‎k eri‏ecektir. Biz iftirac‎lar‎ bِyle cezaland‎r‎r‎z.
7|153|Kِtülükler yapt‎ktan sonra ard‎ndan tevbe edip de iman edenlere gelince, ‏üphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette baً‎‏layan ve esirgeyendir.
7|154|Musa'n‎n ِfkesi dinince levhalar‎ ald‎. Onlardaki yaz‎da Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet (haberi) vard‎.
7|155|Musa tayin ettiًimiz vakitte kavminden yetmi‏ adam seçti. Onlar‎ o müthi‏ deprem yakalay‎nca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onlar‎ da beni de daha ِnce helâk ederdin. فçimizden birtak‎m beyinsizlerin i‏lediًi (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu i‏, senin imtihan‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir. Onunla dilediًini sapt‎r‎rs‎n, dilediًini de doًru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi baً‎‏la ve bize ac‎! Sen baً‎‏layanlar‎n en iyisisin! (Hz. Musa'n‎n, kavmini temsilen seçip Al lah'‎n huzuruna getirdiًi kimseler, Allah ile kendi aras‎ndaki konu‏may‎ i‏itince, onunla yetinmediler ve: ""Ey Musa, Allah'‎ aç‎kca gِrmedikçe sana asla inanmayacaً‎z"" dediler. Bunun üzerine orada ‏iddetli bir deprem oldu ve bay‎l‎p dü‏tüler. Hz. Musa, Allah'a yalvard‎ da bu afet kald‎r‎ld‎.)
7|156|Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. قüphesiz biz sana dِndük." Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azab‎ma uًrat‎r‎m; rahmetim ise her ‏eyi ku‏at‎r. Onu, sak‎nanlara, zekât‎ verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacaً‎m.
7|157|Yanlar‎ndaki Tevrat ve فncil'de yaz‎l‎ bulduklar‎ o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), i‏te o Peygamber onlara iyiliًi emreder, onlar‎ kِtülükten meneder, onlara temiz ‏eyleri helâl, pis ‏eyleri haram k‎lar. Aً‎rl‎klar‎n‎ ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inan‎p ona sayg‎ gِsteren, ona yard‎m eden ve onunla birlikte gِnderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, i‏te kurtulu‏a erenler onlard‎r.
7|158|De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, gِklerin ve yerin sahibi olan Allah'‎n elçisiyim. Ondan ba‏ka tanr‎ yoktur, O diriltir ve ِldürür. ضyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sِzlerine inan‎r iman edin ve O'na uyun ki doًru yolu bulas‎n‎z.
7|159|Musa'n‎n kavminden hak ile doًru yolu bulan ve onun sayesinde âdil davranan bir topluluk vard‎r.
7|160|Biz فsrailoًullar‎n‎ oymaklar halinde oniki kabileye ay‎rd‎k. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya, "Asan‎ ta‏a vur!" diye vahyettik. Derhal ondan oniki p‎nar f‎‏k‎rd‎. Her kabile içeceًi yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gِlge yapt‎k, onlara kudret helvas‎ ve b‎ld‎rc‎n eti indirdik. (Onlara dedik ki) "Size verdiًimiz r‎z‎klar‎n temizlerinden yeyin. "Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize deًil kendilerine zulmediyorlard‎.
7|161|Onlara denildi ki : قu ‏ehirde (Kudüs'te) yerle‏in, ondan (nimetlerinden) dilediًiniz gibi yeyin, "baً‎‏lanmak istiyoruz" deyin ve kap‎dan eًilerek girin ki hatalar‎n‎z‎ baً‎‏layal‎m. فyilik yapanlara ileride ihsan‎m‎z‎ daha da art‎racaً‎z.
7|162|Fakat onlardan zalim olanlar, sِzü, kendilerine sِylenenden ba‏kas‎yla deًi‏tirdiler. Biz de zulmetmelerinden ِtürü üzerlerine gِkten bir azap gِnderdik.
7|163|Onlara, deniz k‎y‎s‎nda bulunan ‏ehir halk‎n‎n durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe sayg‎s‎zl‎k gِsterip haddi a‏‎yorlard‎. اünkü cumartesi tatili yapt‎klar‎ gün, bal‎klar meydana ç‎karak ak‎n ak‎n onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmad‎klar‎ gün de gelmezlerdi. ف‏te bِylece biz, yoldan ç‎kmalar‎ndan dolay‎ onlar‎ imtihan ediyorduk.
7|164|فçlerinden bir topluluk: "Allah'‎n helâk edeceًi yahut ‏iddetli bir ‏ekilde azap edeceًi bir kavme ne diye ًِüt veriyorsunuz?" dedi. (ضًüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sak‎n‎rlar ümidiyle (ًِüt veriyoruz).
7|165|Onlar kendilerine yap‎lan uyar‎lar‎ unutunca, biz de kِtülükten men edenleri kurtard‎k, zulmedenleri de yapmakta olduklar‎ kِtülüklerden ِtürü ‏iddetli bir azap ile yakalad‎k.
7|166|Kibirlenip de kendilerine yasak edilen ‏eylerden vazgeçmeyince onlara: A‏aً‎l‎k maymunlar olun! dedik.
7|167|Rabbin, elbette k‎yamet gününe kadar onlara en kِtü eziyeti yapacak kimseler gِndereceًini ilân etti. قüphesiz Rabbin cezay‎ çabuk verendir. Ve O çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
7|168|Onlar‎ (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne daً‎tt‎k. Onlardan iyi kimseler vard‎r, yine onlardan bundan a‏aً‎da olanlar‎ da vard‎r. (Kِtülüklerinden) belki dِnerler diye onlar‎ iyilik ve kِtülüklerle imtihan ettik.
7|169|Onlar‎n ard‎ndan da (âyetleri tahrif kar‏‎l‎ً‎nda) ‏u deًersiz dünya mal‎n‎ al‎p, nas‎l olsa baً‎‏lanacaً‎z, diyerek Kitab'a vâris olan birtak‎m kِtü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da al‎rlar. Peki, Kitap'ta Allah hakk‎nda gerçekten ba‏ka bir ‏ey sِylemeyeceklerine dair onlardan sِz al‎nmam‎‏ m‎yd‎ ve onlar Kitap'takini okumam‎‏lar m‎yd‎? آhiret yurdu sak‎nanlar için daha hay‎rl‎d‎r. Hâla akl‎n‎z ermiyor mu?
7|170|Kitab'a s‎ms‎k‎ sar‎l‎p namaz‎ dosdoًru k‎lanlar var ya, i‏te biz bِyle iyiliًe çal‎‏anlar‎n ecrini zayi etmeyiz.
7|171|Bir zamanlar daً‎ فsrailoًullar‎n‎n üzerine gِlge gibi kald‎rd‎k da üstlerine dü‏ecek sand‎lar. "Size verdiًimi (Kitab'‎) kuvvetle tutun ve içinde olan‎ hat‎rlay‎n ki korunas‎n‎z" dedik.
7|172|K‎yamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oًullar‎ndan, onlar‎n bellerinden zürriyetlerini ç‎kard‎, onlar‎ kendilerine ‏ahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz deًil miyim? (Onlar da), Evet (buna) ‏âhit olduk, dediler.
7|173|Yahut "Daha ِnce babalar‎m‎z Allah'a ortak ko‏tu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onlar‎n izinden gittik). Bât‎l i‏leyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (bِyle yapt‎k).
7|174|Belki inkârdan dِnerler diye âyetleri bِyle ayr‎nt‎l‎ bir ‏ekilde aç‎kl‎yoruz.
7|175|Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdiًimiz ve fakat onlardan s‎yr‎l‎p ç‎kan, o yüzden de ‏eytan‎n takibine uًrayan ve sonunda azg‎nlardan olan kimsenin haberini oku.
7|176|Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya sapland‎ ve hevesinin pe‏ine dü‏tü. Onun durumu t‎pk‎ kِpeًin durumuna benzer: ـstüne varsan da dilini ç‎kar‎p solur, b‎raksan da dilini sark‎t‎p solur. ف‏te âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu bِyledir. K‎ssay‎ anlat; belki dü‏ünürler.
7|177|آyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmi‏ olan kavmin durumu ne kِtüdür!
7|178|Allah kimi hidayete erdirirse, doًru yolu bulan odur. Kimi de ‏a‏‎rt‎rsa, i‏te as‎l ziyana uًrayanlar onlard‎r.
7|179|Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoًunu cehennem için yaratm‎‏‎zd‎r. Onlar‎n kalpleri vard‎r, onlarla kavramazlar; gِzleri vard‎r, onlarla gِrmezler; kulaklar‎ vard‎r, onlarla i‏itmezler. ف‏te onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da ‏a‏k‎nd‎rlar. ف‏te as‎l gafiller onlard‎r.
7|180|En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'‎nd‎r. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakk‎nda eًri yola gidenleri b‎rak‎n. Onlar yapmakta olduklar‎n‎n cezas‎na çarpt‎r‎lacaklard‎r.
7|181|Yaratt‎klar‎m‎zdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur.
7|182|آyetlerimizi yalanlayanlar‎, hiç bilmeyecekleri yerden yava‏ yava‏ helâke gِtüreceًiz.
7|183|Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.
7|184|Dü‏ünmediler mi ki, arkada‏lar‎nda (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaç‎k bir uyar‎c‎d‎r.
7|185|Gِklerin ve yerin hükümranl‎ً‎na, Allah'‎n yaratt‎ً‎ her ‏eye ve ecellerinin yakla‏m‎‏ olabileceًine bakmad‎lar m‎? O halde Kur'an'dan sonra hangi sِze inanacaklar?
7|186|Allah kimi ‏a‏‎rt‎rsa, art‎k onun için yol gِsteren yoktur. Ve onlar‎ azg‎nl‎klar‎ içinde ‏a‏k‎n olarak b‎rak‎r.
7|187|Sana k‎yameti, ne zaman gelip çatacaً‎n‎ soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin kat‎ndad‎r. Onun vaktini O'ndan ba‏kas‎ aç‎klayamaz. O gِklere de yere de aً‎r gelmi‏tir. O size ans‎z‎n gelecektir. Sanki sen onu biliyormu‏sun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'‎n kat‎ndad‎r; ama insanlar‎n çoًu bilmezler.
7|188|De ki: "Ben, Allah'‎n dilediًinden ba‏ka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip deًilim. Eًer ben gayb‎ bilseydim elbette daha çok hay‎r yapmak isterdim ve bana hiçbir fenal‎k dokunmazd‎. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyar‎c‎ ve müjdeleyiciyim."
7|189|Sizi bir tek candan (آdem'den) yaratan, ondan da yan‎nda huzur bulsun diye e‏ini (Havva'y‎) yaratan O'dur. E‏i ile (birle‏ince) e‏i hafif bir yük yüklendi (hamile kald‎). Onu bir müddet ta‏‎d‎. Hamileliًi aً‎rla‏‎nca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak ‏ükredenlerden olacaً‎z, diye dua ettiler.
7|190|Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiًi bu çocuk hakk‎nda (sonradan insanlar) Allah'a ortak ko‏tular. Allah ise onlar‎n ortak ko‏tuًu ‏eyden yücedir.
7|191|Kendileri yarat‎ld‎ً‎ halde hiçbir ‏eyi yaratamayan varl‎klar‎ (Allah'a) ortak m‎ ko‏uyorlar?
7|192|Halbuki (putlar) ne onlara bir yard‎m edebilirler ne de kendilerine bir yard‎mlar‎ olur.
7|193|Onlar‎ doًru yola çaً‎r‎rsan‎z size uymazlar; onlar‎ çaً‎rsan‎z da, sukût etseniz de sizin için birdir.
7|194|(Ey kâfirler!) Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎n‎z sizler gibi kullard‎r. (Onlar‎n tanr‎l‎ً‎ hakk‎nda iddian‎zda) doًru iseniz, onlar‎ çaً‎r‎n da size cevap versinler!
7|195|Onlar‎n yürüyecekleri ayaklar‎ m‎ var, yoksa tutacaklar‎ elleri mi var veya gِrecekleri gِzleri mi var yahut i‏itecekleri kulaklar‎ m‎ var (neleri var)? De ki: "Ortaklar‎n‎z‎ çaً‎r‎n, sonra bana (istediًiniz) tuzaً‎ kurun ve bana gِz bile açt‎rmay‎n!"
7|196|قüphesiz ki, benim koruyan‎m Kitab'‎ indiren Allah't‎r. Ve O bütün salih kullar‎n‎ gِrüp gِzetir.
7|197|Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎klar‎n‎z‎n ne size yard‎ma güçleri yeter ne de kendilerine yard‎m edebilirler.
7|198|Onlar‎ doًru yola çaً‎rm‎‏ olsan‎z i‏itmezler. Ve onlar‎ sana bakar gِrürsün, oysa onlar gِrmezler.
7|199|(Resûlüm!) Sen afyolunu tut, iyiliًi emret ve cahillerden yüz çevir.
7|200|Eًer ‏eytan‎n fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a s‎ً‎n. اünkü O, i‏itendir, bilendir.
7|201|Takvâya erenler var ya, onlara ‏eytan taraf‎ndan bir vesvese dokunduًunda (Allah'‎n emir ve yasaklar‎n‎) hat‎rlay‎p hemen gerçeًi gِrürler.
7|202|(قeytanlar‎n) dostlar‎na gelince, ‏eytanlar onlar‎ azg‎nl‎ًa sürüklerler. Sonra da yakalar‎n‎ b‎rakmazlar.
7|203|Onlara bir mucize getirmediًin zaman, (ِtekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyar‎m. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gِzlerini açan beyanlard‎r); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.
7|204|Kur'an okunduًu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
7|205|Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah ak‏am Rabbini an. Gafillerden olma.
7|206|Ku‏kusuz Rabbin kat‎ndakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yaln‎z O'na secde ederler.
8|1|Sana sava‏ ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aran‎z‎ düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
8|2|Müminler ancak, Allah an‎ld‎ً‎ zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'‎n âyetleri okunduًunda imanlar‎n‎ art‎ran ve yaln‎z Rablerine dayan‎p güvenen kimselerdir.
8|3|Onlar namazlar‎n‎ dosdoًru k‎lan ve kendilerine r‎z‎k olarak verdiًimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.
8|4|ف‏te onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri kat‎nda nice dereceler, baً‎‏lanma ve tükenmez bir r‎z‎k vard‎r.
8|5|(Onlar‎n bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediًi halde, Rabbinin seni evinden hak uًruna ç‎kard‎ً‎ (zamanki halleri) gibidir.
8|6|Hak ortaya ç‎kt‎ktan sonra sanki gِzleri gِre gِre ِlüme sürükleniyorlarm‎‏ gibi (cihad hususunda) seninle tart‎‏‎yorlard‎.
8|7|Hat‎rlay‎n ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kurey‏ ordusundan) birinin sizin olduًunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olan‎n (kervan‎n) sizin olmas‎n‎ istiyordunuz. Oysa Allah, sِzleriyle hakk‎ gerçekle‏tirmek ve (Kurey‏ ordusunu yok ederek) kâfirlerin ard‎n‎ kesmek istiyordu.
8|8|(Bunlar,) günahkârlar istemese de hakk‎ gerçekle‏tirmek ve bât‎l‎ ortadan kald‎rmak içindi.
8|9|Hat‎rlay‎n ki, siz Rabbinizden yard‎m istiyordunuz. O da, ben pe‏pe‏e gelen bin melek ile size yard‎m edeceًim, diyerek duan‎z‎ kabul buyurdu.
8|10|Allah bunu (meleklerle yard‎m‎) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yat‎‏s‎n diye yapm‎‏t‎. Zaten yard‎m yaln‎z Allah taraf‎ndand‎r. اünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
8|11|O zaman kat‎ndan bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya dald‎r‎yordu; sizi temizlemek, ‏eytan‎n pisliًini (verdiًi vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baًlamak ve sava‏ta sebat ettirmek için üzerinize gِkten bir su (yaًmur) indiriyordu.
8|12|Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreًine korku salacaً‎m; vurun boyunlar‎na! Vurun onlar‎n bütün parmaklar‎na! diye vahyediyordu.
8|13|Bu sِylenenler, onlar‎n Allah'a ve Resûlüne kar‏‎ gelmelerinden ِtürüdür. Kim Allah ve Resûlüne kar‏‎ gelirse, bilsin ki Allah, azab‎ ‏iddetli oland‎r.
8|14|ف‏te bu yenilgi size Allah'‎n azab‎! قimdilik onu tad‎n! Kâfirlere bir de cehennem ate‏inin azab‎ vard‎r.
8|15|Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman onlara arkan‎z‎ dِnmeyin. (Korkup kaçmay‎n).
8|16|Tekrar sava‏mak için bir tarafa çekilme veya diًer bِlüًe ula‏‎p mevzi tutma durumu d‎‏‎nda, kim ِyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'‎n gazab‎n‎ hak etmi‏ olarak dِner. Onun yeri de cehennemdir. Oras‎, var‎lacak ne kِtü yerdir!
8|17|(Sava‏ta) onlar‎ siz ِldürmediniz, fakat Allah ِldürdü onlar‎; att‎ً‎n zaman da sen atmad‎n, fakat Allah att‎ (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapt‎). قüphesiz Allah i‏itendir, bilendir.
8|18|Bu bِyledir. قüphesiz Allah, kâfirlerin tuzaً‎n‎ bozar.
8|19|(Ey kâfirler!) Eًer siz fetih istiyorsan‎z, i‏te size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eًer (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine (Peygamber'e dü‏manl‎ًa) dِnerseniz, biz de (ona) yard‎ma dِneriz. Topluluًunuz çok bile olsa, sizden hiçbir ‏eyi savamaz. اünkü Allah müminlerle beraberdir.
8|20|Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, i‏ittiًiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin.
8|21|ف‏itmedikleri halde i‏ittik diyenler gibi olmay‎n.
8|22|قüphesiz Allah kat‎nda hayvanlar‎n en kِtüsü, dü‏ünmeyen saً‎rlar ve dilsizlerdir.
8|23|Allah onlarda bir hay‎r gِrseydi elbette onlara i‏ittirirdi. Fakat i‏ittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dِnerlerdi.
8|24|Ey inananlar! Hayat verecek ‏eylere sizi çaً‎rd‎ً‎ zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah ki‏i ile onun kalbi aras‎na girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaks‎n‎z.
8|25|Bir de ِyle bir fitneden sak‎n‎n ki o, içinizden sadece zulmedenlere eri‏mekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini peri‏an eder). Biliniz ki, Allah'‎n azab‎ ‏iddetlidir.
8|26|Hat‎rlay‎n ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz tan‎nan az (bir toplum) idiniz; insanlar‎n sizi kap‎p gِtürmesinden korkuyordunuz da ‏ükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yard‎m‎yla sizi destekledi ve size temizinden r‎z‎klar verdi.
8|27|Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmi‏ olursunuz.
8|28|Biliniz ki, mallar‎n‎z ve çocuklar‎n‎z birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'‎n kat‎ndad‎r.
8|29|Ey iman edenler! Eًer Allah'tan korkarsan‎z O, size iyi ile kِtüyü ay‎rdedecek bir anlay‎‏ verir, suçlar‎n‎z‎ ِrter ve sizi baً‎‏lar. اünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
8|30|Hat‎rla ki, kâfirler seni tutup baًlamalar‎ veya ِldürmeleri yahut seni (yurdundan) ç‎karmalar‎ için sana tuzak kuruyorlard‎. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. اünkü Allah tuzak kuranlar‎n en iyisidir.
8|31|Onlara âyetlerimiz okunduًu zaman dediler ki: "(Evet) i‏ittik, istesek biz de bunun benzerini elbette sِyleyebiliriz. Bu ِncekilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir."
8|32|Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'‎m! Eًer bu Kitap senin kat‎ndan gelmi‏ bir gerçekse üzerimize gِkten ta‏ yaًd‎r, yahut bize elem verici bir azap getir! demi‏lerdi.
8|33|Halbuki sen onlar‎n içinde iken Allah, onlara azap edecek deًildir. Ve onlar maًfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici deًildir.
8|34|Onlar Mescid-i Haram'‎n mütevellîleri olmad‎klar‎ halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oran‎n mütevellîleri takvâ sahiplerinden ba‏kalar‎ deًildir. Fakat onlar‎n çoًu bunu bilmez.
8|35|Onlar‎n Beytullah yan‎ndaki dualar‎ da ‎sl‎k çalmak ve el ç‎rpmaktan ba‏ka bir ‏ey deًildir. (Ey kâfirler!) فnkâr etmekte olduًunuz ‏eylerden ِtürü ‏imdi azab‎ tad‎n!
8|36|قüphesiz ki inkâr edenler mallar‎n‎, (insanlar‎) Allah yolundan al‎koymak için harc‎yorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek ac‎s‎ olacak ve en sonunda maًlûp olacaklard‎r. Kâfirlikte ‎srar edenler ise cehenneme toplanacaklard‎r.
8|37|(Bu toplama) Allah'‎n murdar‎ temizden ay‎klamas‎ (mümini kâfirden ay‎rmas‎) ve bütün murdarlar‎n bir k‎sm‎n‎ diًer bir k‎sm‎n‎n üstüne koyup hepsini y‎ًarak cehenneme atmas‎ içindir. ف‏te onlar ziyana uًrayanlar‎n kendileridir.
8|38|فnkâr edenlere, (sana dü‏manl‎ktan) vazgeçerlerse, geçmi‏ günahlar‎n‎n baً‎‏lanacaً‎n‎ sِyle. Yok geri dِnerlerse kendilerinden ِncekilerin hali gِzlerinin ِnündedir!
8|39|Fitne ortadan kalk‎ncaya ve din tamamen Allah'‎n oluncaya kadar onlarla sava‏‎n! (فnkâra) son verirlerse ‏üphesiz ki Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çok iyi gِrür.
8|40|Eًer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yard‎mc‎d‎r!.
8|41|Eًer Allah'a ve hak ile bât‎l‎n ayr‎ld‎ً‎ gün, iki ordunun birbiri ile kar‏‎la‏t‎ً‎ gün (Bedir sava‏‎nda) kulumuza indirdiًimize inanm‎‏san‎z, bilin ki, ganimet olarak ald‎ً‎n‎z herhangi bir ‏eyin be‏te biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalar‎na yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her ‏eye hakk‎yla kadirdir.
8|42|Hat‎rlay‎n ki, (Bedir sava‏‎nda) siz vâdinin yak‎n kenar‎nda (Medine taraf‎nda) idiniz, onlar da uzak kenar‎nda (Mekke taraf‎nda) idiler. Kervan da sizden daha a‏aً‎da (deniz sahilinde) idi. Eًer (sava‏ için) sِzle‏mi‏ olsayd‎n‎z, sِzle‏tiًiniz vakit hususunda ihtilâfa dü‏erdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olan‎n aç‎k bir delille (gِzüyle gِrdükten sonra) helâk olmas‎, ya‏ayan‎n da aç‎k bir delille ya‏amas‎ için (bِyle yapt‎). اünkü Allah hakk‎yla i‏itendir, bilendir.
8|43|Hat‎rla ki, Allah, uykunda sana onlar‎ az gِsterdi. Eًer onlar‎ sana çok gِsterseydi, elbette çekinecek ve bu i‏ hakk‎nda münaka‏aya giri‏ecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtard‎. قüphesiz O, kalplerin ِzünü bilir.
8|44|Allah, olacak bir i‏i yerine getirmek için (sava‏ alan‎nda) kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman onlar‎ sizin gِzlerinizde az gِsteriyor, sizi de onlar‎n gِzlerinde azalt‎yordu. Bütün i‏ler Allah'a dِner.
8|45|Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman sebat edin ve Allah'‎ çok an‎n ki ba‏ar‎ya eri‏esiniz.
8|46|Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çeki‏meyin; sonra korkuya kap‎l‎rs‎n‎z da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. اünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
8|47|اal‎m satmak, insanlara gِsteri‏ yapmak ve (insanlar‎) Allah yolundan al‎koymak için yurtlar‎ndan ç‎kanlar (kâfirler) gibi olmay‎n. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çepeçevre ku‏atm‎‏t‎r.
8|48|Hani ‏eytan onlara yapt‎klar‎n‎ güzel gِsterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, ‏üphesiz ben de sizin yard‎mc‎n‎z‎m, dedi. Fakat iki ordu birbirini gِrünce ard‎na dِndü ve: Ben sizden uzaً‎m, ben sizin gِremediklerinizi (melekleri) gِrüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'‎n azab‎ ‏iddetlidir, dedi.
8|49|O zaman münaf‎klarla kalplerinde hastal‎k bulunanlar, (sizin için), "Bunlar‎, dinleri aldatm‎‏" diyorlard‎. Halbuki kim Allah'a dayan‎rsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip k‎lacak O'dur. Yoksa ordular‎n say‎ ve techizat üstünlüًü deًildir).
8|50|Melekler yüzlerine ve arkalar‎na vurarak ve "Tad‎n yak‎c‎ cehennem azab‎n‎" (diyerek) o kâfirlerin canlar‎n‎ al‎rken onlar‎ bir gِrseydin!
8|51|ف‏te bu, ellerinizle yapt‎ً‎n‎z yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici deًildir.
8|52|(Bunlar‎n gidi‏at‎) t‎pk‎ Firavun ailesi ve onlardan ِncekilerin gidi‏at‎ gibidir. (Onlar da) Allah'‎n âyetlerini inkâr etmi‏lerdi de Allah onlar‎ günahlar‎ sebebiyle yakalam‎‏t‎. Allah güçlüdür. O'nun cezas‎ ‏iddetlidir.
8|53|Bu da, bir millet kendilerinde bulunan‎ (güzel ahlâk ve meziyetleri) deًi‏tirinceye kadar Allah'‎n onlara verdiًi nimeti deًi‏tirmeyeceًinden dolay‎d‎r. Gerçekten Allah i‏itendir, bilendir.
8|54|(Evet bunlar‎n durumu), Firavun ailesi ve onlardan ِncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlam‎‏lard‎; biz de onlar‎ günahlar‎ndan ِtürü helâk etmi‏tik ve Firavun ailesini (denizde) boًmu‏tuk. Hepsi de zalimler idiler.
8|55|Allah kat‎nda, yürüyen canl‎lar‎n en kِtüsü kâfir olanlard‎r. اünkü onlar iman etmezler.
8|56|Onlar, kendileriyle antla‏ma yapt‎ً‎n, sonra her defas‎nda hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.
8|57|Eًer sava‏ta onlar‎ yakalarsan, ibret almalar‎ için onlar ile (onlara vereceًin ceza ile) arkalar‎nda bulunan kimseleri de daً‎t.
8|58|(Antla‏ma yapt‎ً‎n) bir kavmin hainlik yapmas‎ndan korkarsan, sen de (onlarla yapt‎ً‎n ahdi) ayn‎ ‏ekilde bozduًunu kendilerine bildir. اünkü Allah, hainleri sevmez.
8|59|فnkâr edenler yakay‎ kurtard‎klar‎n‎ sanmas‎nlar. اünkü onlar (bizi) âciz b‎rakamazlar.
8|60|Onlara (dü‏manlara) kar‏‎ gücünüz yettiًi kadar kuvvet ve cihad için baًlan‎p beslenen atlar haz‎rlay‎n, onunla Allah'‎n dü‏man‎n‎, sizin dü‏man‎n‎z‎ ve onlardan ba‏ka sizin bilmediًiniz, Allah'‎n bildiًi (dü‏man) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsan‎z size eksiksiz ِdenir, siz asla haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazs‎n‎z.
8|61|Eًer onlar bar‎‏a yana‏‎rlarsa sen de ona yana‏ ve Allah'a tevekkül et, çünkü O i‏itendir, bilendir.
8|62|Eًer sana hile yapmak isterlerse, ‏unu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yard‎m‎yla ve müminlerle destekleyendir.
8|63|Ve (Allah), onlar‎n kalplerini birle‏tirmi‏tir. Sen yeryüzünde bulunan her ‏eyi verseydin, yine onlar‎n gِnüllerini birle‏tiremezdin, fakat Allah onlar‎n aralar‎n‎ bulup kayna‏t‎rd‎. اünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
8|64|Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
8|65|Ey Peygamber! Müminleri sava‏a te‏vik et. Eًer sizden sab‎rl‎ yirmi ki‏i bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eًer sizden yüz ki‏i olursa, kâfir olanlardan bin ki‏iye galip gelirler. اünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
8|66|قimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zay‎fl‎k olduًunu bildi. O halde sizden sab‎rl‎ yüz ki‏i bulunursa, (onlardan) ikiyüz ki‏iye galip gelir. Ve eًer sizden bin ki‏i olursa, Allah'‎n izniyle (onlardan) ikibin ki‏iye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
8|67|Yeryüzünde aً‎r bas‎ncaya (küfrün belini k‎r‎ncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunmas‎ yara‏maz. Siz geçici dünya mal‎n‎ istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
8|68|Allah taraf‎ndan ِnceden verilmi‏ bir hüküm olmasayd‎, ald‎ً‎n‎z fidyeden ِtürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
8|69|Art‎k elde ettiًiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yeyin. Ve Allah'tan korkun. قüphesiz ki Allah baً‎‏layan, merhamet edendir.
8|70|Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eًer Allah kalplerinizde hay‎r olduًunu bilirse, sizden al‎nandan (fidyeden) daha hay‎rl‎s‎n‎ size verir ve sizi baً‎‏lar. اünkü Allah baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
8|71|Eًer sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha ِnce Allah'a da hainlik etmi‏lerdi de Allah onlara kar‏‎ sana imkân ve kudret vermi‏ti. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
8|72|فman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallar‎yla, canlar‎yla cihad edenler ve (muhacirleri) bar‎nd‎r‎p yard‎m edenler var ya, i‏te onlar‎n bir k‎sm‎ diًer bir k‎sm‎n‎n dostlar‎d‎r. فman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onlar‎n miras‎ndan hiçbir pay yoktur. Eًer onlar din hususunda sizden yard‎m isterlerse, sizinle aralar‎nda sِzle‏me bulunan bir kavim aleyhine olmaks‎z‎n (o müslümanlara) yard‎m etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklar‎n‎z‎ hakk‎yla gِrmektedir.
8|73|Kâfir olanlar da birbirlerinin yard‎mc‎lar‎d‎r. Eًer siz onu (Allah'‎n emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.
8|74|فman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) bar‎nd‎ran ve yard‎m edenler var ya, i‏te gerçek müminler onlard‎r. Onlar için maًfiret ve bol r‎z‎k vard‎r.
8|75|Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'‎n kitab‎na gِre yak‎n akrabalar birbirlerine (vâris olmaًa) daha uygundur. قüphesiz ki Allah her ‏eyi bilendir.
9|1|Allah ve Resûlünden kendileriyle antla‏ma yapm‎‏ olduًunuz mü‏riklere bir ihtar!
9|2|(Ey mü‏rikler!) Yeryüzünde dِrt ay daha dola‏‎n. فyi bilin ki siz Allah'‎ âciz b‎rakacak deًilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve peri‏an) edecektir.
9|3|Hacc-‎ ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü mü‏riklerden uzakt‎r. Eًer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hay‎rl‎d‎r. Ve eًer yüz çevirirseniz bilin ki, siz Allah'‎ âciz b‎rakacak deًilsiniz. (Ey Muhammed)! o kâfirlere elem verici bir azab‎ müjdele!
9|4|Ancak kendileriyle antla‏ma yapt‎ً‎n‎z mü‏riklerden (antla‏ma ‏artlar‎na uyan) hiçbir ‏eyi size eksik b‎rakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka ç‎kmayanlar (bu hükmün) d‎‏‎ndad‎r. Onlar‎n antla‏malar‎n‎, süreleri bitinceye kadar tamamlay‎n‎z. Allah (haks‎zl‎ktan) sak‎nanlar‎ sever.
9|5|Haram aylar ç‎k‎nca mü‏rikleri bulduًunuz yerde ِldürün; onlar‎ yakalay‎n, onlar‎ hapsedin ve onlar‎ her gِzetleme yerinde oturup bekleyin. Eًer tevbe eder, namaz‎ dosdoًru k‎lar, zekât‎ da verirlerse art‎k yollar‎n‎ serbest b‎rak‎n. Allah yarl‎ًayan, esirgeyendir.
9|6|Ve eًer mü‏riklerden biri senden aman dilerse, Allah'‎n kelâm‎n‎ i‏itip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacaً‎ bir yere ula‏t‎r. ف‏te bu (müsamaha), onlar‎n, bilmeyen bir kavim olmalar‎ndan dolay‎d‎r.
9|7|Mescid-i Haram'‎n yan‎nda kendileriyle antla‏ma yapt‎klar‎n‎z‎n d‎‏‎nda mü‏riklerin Allah ve Resûlü yan‎nda nas‎l (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size kar‏‎ dürüst davrand‎klar‎ müddetçe siz de onlara dürüst davran‎n. اünkü Allah (ahdi bozmaktan) sak‎nanlar‎ sever.
9|8|Nas‎l olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakk‎n‎zda ne ahit, ne de antla‏ma gِzetirlerdi. Onlar aً‎zlar‎yla sizi raz‎ ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) kar‏‎ ç‎k‎yor. اünkü onlar‎n çoًu yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
9|9|Allah'‎n âyetlerine kar‏‎l‎k az bir deًeri (dünya mal‎n‎ ve nefsânî istekleri) sat‎n ald‎lar da (insanlar‎) O'nun yolundan al‎koydular. Gerçekten onlar‎n yapmakta olduklar‎ ‏eyler ne kِtüdür!
9|10|Bir mümin hakk‎nda ne ahit tan‎rlar ne de antla‏ma. اünkü onlar sald‎rganlar‎n kendileridir.
9|11|Fakat tevbe eder, namaz k‎lar ve zekât verirlerse, art‎k onlar dinde karde‏lerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi bِyle aç‎kl‎yoruz.
9|12|Eًer antla‏malar‎ndan sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize sald‎r‎rlarsa, küfrün ِnderlerine kar‏‎ sava‏‎n. اünkü onlar yeminleri olmayan adamlard‎r. (Onlara kar‏‎ sava‏‎rsan‎z) umulur ki küfre son verirler.
9|13|(Ey müminler!) verdikleri sِzü bozan, Peygamber'i (yurdundan) ç‎karmaya kalk‎‏an ve ilk ِnce size kar‏‎ sava‏a ba‏lam‎‏ olan bir kavme kar‏‎ sava‏mayacak m‎s‎n‎z; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eًer (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkman‎za daha lây‎kt‎r.
9|14|Onlarla sava‏‎n ki, Allah sizin ellerinizle onlar‎ cezaland‎rs‎n; onlar‎ rezil etsin; sizi onlara galip k‎ls‎n ve mümin toplumun kalplerini ferahlats‎n.
9|15|Ve onlar‎n (müminlerin) kalplerinden ِfkeyi gidersin. Allah dilediًinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
9|16|Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden ba‏kas‎n‎ kendilerine s‎rda‏ edinmeyenleri ortaya ç‎karmadan b‎rak‎lacaً‎n‎z‎ m‎ sand‎n‎z? Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
9|17|Allah'a ortak ko‏anlar, kendilerinin kâfirliًine bizzat kendileri ‏ahitlik ederlerken, Allah'‎n mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onlar‎n bütün i‏leri bo‏a gitmi‏tir. Ve onlar ate‏te ebedî kalacaklard‎r.
9|18|Allah'‎n mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz‎ dosdoًru k‎lan, zekât‎ veren ve Allah'tan ba‏kas‎ndan korkmayan kimseler imar eder. ف‏te doًru yola ermi‏lerden olmalar‎ umulanlar bunlard‎r.
9|19|(Ey mü‏rikler!) Siz hac‎lara su vermeyi ve Mescid-i Haram'‎ onarmay‎, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin iman‎ ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah kat‎nda e‏it deًillerdir. Allah zalimler topluluًunu hidayete erdirmez.
9|20|فman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallar‎yla, canlar‎yla cihad edenler, rütbe bak‎m‎ndan Allah kat‎nda daha üstündürler. Kurtulu‏a erenler de i‏te onlard‎r.
9|21|Rableri onlara, taraf‎ndan bir rahmet ve ho‏nutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.
9|22|Onlar orada ebedî kalacaklard‎r. قüphesiz ki Allah kat‎nda büyük mükâfat vard‎r.
9|23|Ey iman edenler! Eًer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalar‎n‎z‎ ve karde‏lerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlar‎ dost edinirse, i‏te onlar zalimlerin kendileridir.
9|24|De ki: Eًer babalar‎n‎z, oًullar‎n‎z, karde‏leriniz, e‏leriniz, h‎s‎m akraban‎z kazand‎ً‎n‎z mallar, kesada uًramas‎ndan korktuًunuz ticaret, ho‏land‎ً‎n‎z meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, art‎k Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâs‎klar topluluًunu hidayete erdirmez.
9|25|Andolsun ki Allah, birçok yerde (sava‏ alanlar‎nda) ve Huneyn sava‏‎nda size yard‎m etmi‏ti. Hani çokluًunuz size kendinizi beًendirmi‏, fakat sizi hezimete uًramaktan kurtaramam‎‏t‎. Yeryüzü bütün geni‏liًine raًmen size dar gelmi‏ti, sonunda (bozularak) gerisin geri dِnmü‏tünüz.
9|26|Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin gِrmediًiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. ف‏te bu, o kâfirlerin cezas‎d‎r.
9|27|Sonra Allah, bunun ard‎ndan yine dilediًinin tevbesini kabul eder. Zira Allah baً‎‏layan, esirgeyendir.
9|28|Ey iman edenler! Mü‏rikler ancak bir pisliktir. Onun için bu y‎llar‎ndan sonra Mescid-i Haram'a yakla‏mas‎nlar. Eًer yoksulluktan korkarsan‎z, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. قüphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir.
9|29|Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram k‎ld‎ً‎n‎ haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar sava‏‎n.
9|30|Yahudiler, Uzeyr Allah'‎n oًludur, dediler. H‎ristiyanlar da, Mesîh (فsa) Allah'‎n oًludur dediler. Bu onlar‎n aً‎zlar‎yla geveledikleri sِzlerdir. (Sِzlerini) daha ِnce kâfir olmu‏ kimselerin sِzlerine benzetiyorlar. Allah onlar‎ kahretsin! Nas‎l da (haktan bât‎la) dِndürülüyorlar!
9|31|(Yahudiler) Allah'‎ b‎rak‎p bilginlerini (hahamlar‎n‎); (h‎ristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oًlu Mesîh'i (فsa'y‎) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. O, bunlar‎n ortak ko‏tuklar‎ ‏eylerden uzakt‎r.
9|32|Allah'‎n nûrunu aً‎zlar‎yla (üfleyip) sِndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler ho‏lanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
9|33|O (Allah), mü‏rikler ho‏lanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün k‎lmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gِnderendir.
9|34|Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoًu insanlar‎n mallar‎n‎ haks‎z yollardan yerler ve (insanlar‎) Allah yolundan engellerler. Alt‎n ve gümü‏ü y‎ً‎p da onlar‎ Allah yolunda harcamayanlar yok mu, i‏te onlara elem verici bir azab‎ müjdele!
9|35|(Bu paralar) cehennem ate‏inde k‎zd‎r‎l‎p bunlarla onlar‎n al‎nlar‎, yanlar‎ ve s‎rtlar‎ daًlanacaً‎ gün (onlara denilir ki): "ف‏te bu kendiniz için biriktirdiًiniz servettir. Art‎k y‎ًmakta olduًunuz ‏eylerin (azab‎n‎) tad‎n!"
9|36|Gِkleri ve yeri yaratt‎ً‎ günde Allah'‎n yaz‎s‎na gِre Allah kat‎nda aylar‎n say‎s‎ on iki olup, bunlardan dِrdü haram aylar‎d‎r. ف‏te bu doًru hesapt‎r. O aylar içinde (Allah'‎n koyduًu yasaً‎ çiًneyerek) kendinize zulmetmeyin ve mü‏rikler nas‎l sizinle topyekün sava‏‎yorlarsa siz de onlara kar‏‎ topyekün sava‏‎n ve bilin ki Allah (kِtülükten) sak‎nanlarla beraberdir.
9|37|(Haram aylar‎) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. اünkü onunla, kâfir olanlar sapt‎r‎l‎r. Allah'‎n haram k‎ld‎ً‎n‎n say‎s‎n‎ bozmak ve O'nun haram k‎ld‎ً‎n‎ helâl k‎lmak için (haram ay‎n‎) bir y‎l helâl sayarlar, biry‎l da haram sayarlar. (Bِylece) onlar‎n kِtü i‏leri kendilerine güzel gِsterilmi‏tir. Allah kâfirler topluluًunu hidayete erdirmez.
9|38|Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda sava‏a ç‎k‎n!" denildiًi zaman yere çak‎l‎p kal‎yorsunuz? Dünya hayat‎n‎ ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayat‎n‎n faydas‎ ahiretin yan‎nda pek azd‎r.
9|39|Eًer (gerektiًinde sava‏a) ç‎kmazsan‎z, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezaland‎r‎r ve yerinize sizden ba‏ka bir kavim getirir; siz (sava‏a ç‎kmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her ‏eye kadirdir.
9|40|Eًer siz ona (Resûlullah'a) yard‎m etmezseniz (bu ِnemli deًil); ona Allah yard‎m etmi‏tir: Hani, kâfirler onu, iki ki‏iden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) ç‎karm‎‏lard‎; hani onlar maًaradayd‎; o, arkada‏‎na. ـzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet saًlayan) emniyetini indirdi, onu sizin gِrmediًiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanlar‎n sِzünü alçaltt‎. Allah'‎n sِzü ise zaten yücedir. اünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.
9|41|(Ey müminler!) Gerek hafif, gerek aً‎r olarak sava‏a ç‎k‎n, mallar‎n‎zla ve canlar‎n‎zla Allah yolunda cihad edin. Eًer bilirseniz, bu sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
9|42|Eًer yak‎n bir dünya mal‎ ve kolay bir yolculuk olsayd‎ (o münaf‎klar) mutlaka sana uyup pe‏inden gelirlerdi. Fakat me‏akkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber ç‎kard‎k" diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onlar‎n mutlaka yalanc‎ olduklar‎n‎ biliyor.
9|43|Allah seni affetti. Fakat doًru sِyleyenler sana iyice belli olup, sen yalanc‎lar‎ bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?
9|44|Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallar‎yla canlar‎yla sava‏maktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir.
9|45|Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri ‏üpheye dü‏üp, ku‏kular‎ içinde bocalayanlar senden izin isterler.
9|46|Eًer onlar (sava‏a) ç‎kmak isteselerdi elbette bunun için bir haz‎rl‎k yaparlard‎. Fakat Allah onlar‎n davran‎‏lar‎n‎ çirkin gِrdü ve onlar‎ geri koydu; onlara "Oturanlarla (kad‎n ve çocuklarla) beraber oturun!" denildi.
9|47|Eًer içinizde (onlar da sava‏a) ç‎ksalard‎, size bozgunculuktan ba‏ka bir katk‎lar‎ olmazd‎ ve mutlaka fitne ç‎karmak isteyerek aran‎zda ko‏arlard‎. فçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vard‎r. Allah zalimleri gayet iyi bilir.
9|48|Andolsun onlar ِnceden de fitne ç‎karmak istemi‏ler ve sana nice i‏ler çevirmi‏lerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'‎n emri yerini buldu.
9|49|Onlardan ِylesi de var ki: "Bana izin ver, beni fitneye dü‏ürme" der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye dü‏mü‏lerdir. Cehennem, kâfirleri mutlaka ku‏atacakt‎r.
9|50|Eًer sana bir iyilik eri‏irse, bu onlar‎ üzer. Ve eًer ba‏‎na bir musibet gelirse, "فyi ki biz daha ِnce tedbirimizi alm‎‏‎z" derler ve bِbürlenerek dِnüp giderler.
9|51|De ki: Allah'‎n bizim için yazd‎ً‎ndan ba‏kas‎ bize asla eri‏mez. O bizim mevlâm‎zd‎r. Onun için müminler yaln‎z Allah'a dayan‎p güvensinler.
9|52|De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'‎n, ya kendi kat‎ndan veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; ‏üphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
9|53|De ki: فster gِnüllü verin ister gِnülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacakt‎r. اünkü siz yoldan ç‎kan bir topluluk oldunuz.
9|54|Onlar‎n harcamalar‎n‎n kabul edilmesini engelleyen, onlar‎n Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak ü‏enerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir.
9|55|(Ey Muhammed!) Onlar‎n mallar‎ ve çocuklar‎ seni imrendirmesin. اünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayat‎nda onlar‎n azaplar‎n‎ çoًaltmay‎ ve onlar‎n kâfir olarak canlar‎n‎n ç‎kmas‎n‎ istiyor.
9|56|(0 münaf‎klar) mutlaka sizden olduklar‎na dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden deًillerdir, fakat onlar (k‎l‎çlar‎n‎zdan) korkan bir toplumdur.
9|57|Eًer s‎ً‎nacak bir yer yahut (bar‎nabilecek) maًaralar veya (sokulabilecek) bir delik bulsalard‎, ko‏arak o tarafa yِnelip giderlerdi.
9|58|Onlardan sadakalar‎n (taksimi) hususunda seni ay‎playanlar da vard‎r. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse raz‎ olurlar, ‏ayet onlara sadakalardan verilmezse hemen k‎zarlar.
9|59|Eًer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiًine raz‎ olup, "Allah bize yeter, yak‎nda bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yaln‎z Allah'a raًbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).
9|60|Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, dü‏künlere, (zekât toplayan) memurlara, gِnülleri (فslâm'a) ‎s‎nd‎r‎lacak olanlara, (hürriyetlerini sat‎n almaya çal‎‏an) kِlelere, borçlulara, Allah yolunda çal‎‏‎p cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.
9|61|(Yine o münaf‎klardan:) O (Peygamber, her sِyleneni dinleyen) bir kulakt‎r, diyerek peygamberi incitenler de vard‎r. De ki: O, sizin için bir hay‎r kulaً‎d‎r. اünkü o Allah'a inan‎r, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'‎n Resûlüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vard‎r.
9|62|R‎zan‎z‎ almak için size (gelip) Allah'a and içerler. Eًer mümin iseler Allah ve Resûlünü raz‎ etmeleri daha doًrudur.
9|63|(Hâla) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resûlüne kar‏‎ koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacaً‎ cehennem ate‏i vard‎r. ف‏te bu büyük rüsvayl‎kt‎r.
9|64|Münaf‎klar, kalplerinde olan‎ kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiًiniz ‏eyi ortaya ç‎karacakt‎r.
9|65|Eًer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalm‎‏ ‏akala‏‎yorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
9|66|(Bo‏una) ِzür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu baً‎‏lasak bile, bir guruba da suçlu olduklar‎ndan dolay‎ azap edeceًiz.
9|67|Münaf‎k erkekler ve münaf‎k kad‎nlar (sizden deًil), birbirlerindendir. Onlar kِtülüًü emreder, iyilikten al‎kor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'‎ unuttular. Allah da onlar‎ unuttu! اünkü münaf‎klar fâs‎klar‎n kendileridir.
9|68|Allah erkek münaf‎klara da kad‎n münaf‎klara da kâfirlere de içinde ebedî kalacaklar‎ cehennem ate‏ini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmi‏tir! Onlar için devaml‎ bir azap vard‎r.
9|69|(Ey münaf‎klar! Siz de) sizden ِncekiler gibi (yapt‎n‎z). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya mal‎ndan) paylar‎na dü‏enden faydaland‎lar. ف‏te sizden ِncekiler nas‎l paylar‎na dü‏enden faydaland‎ysalar, siz de pay‎n‎za dü‏enden faydaland‎n‎z ve (bât‎la) dalanlar gibi siz de dald‎n‎z. ف‏te onlar‎n amelleri dünyada da ahirette de bo‏a gitmi‏tir. Ve onlar ziyana uًrayanlar‎n kendileridir.
9|70|Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, آd ve Semûd kavimlerinin, فbrahim kavminin, Medyen halk‎n‎n ve altüst olan ‏ehirlerin haberi ula‏mad‎ m‎? Peygamberi onlara apaç‎k mucizeler getirmi‏ti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek deًildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.
9|71|Mümin erkeklerle mümin kad‎nlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliًi emreder, kِtülükten al‎korlar, namaz‎ dosdoًru k‎larlar, zekât‎ verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. ف‏te onlara Allah rahmet edecektir. قüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.
9|72|Allah, mümin erkeklere ve mümin kad‎nlara, içinde ebedî kalmak üzere alt‎ndan ‎rmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'‎n r‎zas‎ ise hepsinden büyüktür. ف‏te büyük kurtulu‏ da budur.
9|73|Ey Peygamber! Kâfirlere ve münaf‎klara kar‏‎ cihad et, onlara kar‏‎ sert davran. Onlar‎n varacaklar‎ yer cehennemdir. O ne kِtü bir var‎‏ yeridir!
9|74|(Ey Muhammed! O sِzleri) sِylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sِzünü elbette sِylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Ba‏aramad‎klar‎ bir ‏eye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve s‎rf Allah ve Resûlü kendi lütuflar‎ndan onlar‎ zenginle‏tirdiًi için ِç almaya kalk‎‏t‎lar. Eًer tevbe ederlerse onlar için daha hay‎rl‎ olur. Yüz çevirirlerse Allah onlar‎ dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarpt‎racakt‎r. Yeryüzünde onlar‎n ne dostu ne de yard‎mc‎s‎ vard‎r.
9|75|Onlardan kimi de, Eًer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceًiz ve elbette biz sâlihlerden olacaً‎z! diye Allah'a and içti.
9|76|Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'‎n emrinden) yüz çevirerek sِzlerinden dِndüler.
9|77|Nihayet, Allah'a verdikleri sِzden dِndüklerinden ve yalan sِylediklerinden dolay‎ Allah, kendisiyle kar‏‎la‏acaklar‎ güne kadar onlar‎n kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu.
9|78|(Münaf‎klar), Allah'‎n, onlar‎n s‎rr‎n‎ da f‎s‎lt‎lar‎n‎ da bildiًini ve gayblar‎ (gizli ‏eyleri) çok iyi bilen olduًunu hâla anlamad‎lar m‎?
9|79|Sadakalar hususunda, müminlerden gِnüllü verenleri ve güçlerinin yettiًinden ba‏kas‎n‎ bulamayanlar‎ çeki‏tirip onlarla alay edenler var ya, Allah i‏te onlar‎ maskaraya çevirmi‏tir. Ve onlar için elem verici azap vard‎r.
9|80|(Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmi‏ kez af dilesen de Allah onlar‎ asla affetmeyecek. Bu, onlar‎n Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ِtürüdür. Allah fâs‎klar topluluًunu hidayete erdirmez.
9|81|Allah'‎n Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere ç‎kmay‎p) oturmalar‎ ile sevindiler; mallar‎yla, canlar‎yla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gِrdüler; "bu s‎cakta sefere ç‎kmay‎n" dediler. De ki: "Cehennem ate‏i daha s‎cakt‎r!" Ke‏ke anlasalard‎!
9|82|Art‎k kazanmakta olduklar‎n‎n cezas‎ olarak az gülsünler, çok aًlas‎nlar!
9|83|Eًer Allah seni onlardan bir gurubun yan‎na dِndürür de (Tebük seferinden Medine'ye dِner de ba‏ka bir sava‏a seninle beraber) ç‎kmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla ç‎kmayacaks‎n‎z ve dü‏mana kar‏‎ benimle beraber asla sava‏mayacaks‎n‎z! اünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya raz‎ oldunuz. قimdi de geri kalanlarla (kad‎n ve çocuklarla) beraber oturun!
9|84|Onlardan ِlmü‏ olan hiçbirine asla namaz k‎lma; onun kabri ba‏‎nda da durma! اünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâs‎k olarak ِldüler.
9|85|Onlar‎n mallar‎ ve çocuklar‎ seni imrendirmesin. اünkü Allah, bunlarla ancak dünyada onlar‎n azaplar‎n‎ çoًaltmay‎ ve onlar‎n kâfir olarak canlar‎n‎n güçlükle ç‎kmas‎n‎ istiyor.
9|86|"Allah'a inan‎n, Resûlü ile beraber cihad edin" diye bir sûre indirildiًi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi b‎rak (evlerinde) oturanlarla beraber olal‎m, dediler.
9|87|Geride kalan kad‎nlarla beraber olmaya raz‎ oldular, onlar‎n kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.
9|88|Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallar‎yla, canlar‎yla cihad ettiler. ف‏te bütün hay‎rlar onlar‎nd‎r ve onlar kurtulu‏a erenlerin kendileridir.
9|89|Allah, onlara içinde ebedî kalacaklar‎ ve zemininden ‎rmaklar akan cennetler haz‎rlam‎‏t‎r. ف‏te büyük kazanç budur.
9|90|Bedevîlerden, (mazeretleri olduًunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan sِyleyenler de oturup kald‎lar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap eri‏ecektir.
9|91|Allah ve Resûlü için (insanlara) ًِüt verdikleri takdirde, zay‎flara, hastalara ve (sava‏ta) harcayacak bir ‏ey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok baً‎‏layan ve çok esirgeyendir.
9|92|Kendilerine binek saًlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulam‎yorum, deyince, harcayacak bir ‏ey bulamad‎klar‎ndan dolay‎ üzüntüden gِzleri ya‏ dِkerek dِnen kimselere de (sorumluluk yoktur).
9|93|Sorumluluk ancak, zengin olduklar‎ halde senden izin isteyenleredir. اünkü onlar geri kalan kad‎nlarla beraber olmaya râz‎ oldular. Allah da onlar‎n kalplerini mühürledi, art‎k onlar (neyin doًru olduًunu) bilmezler.
9|94|(Seferden) onlara dِndüًünüz zaman size ِzür beyan edecekler. De ki: (Bo‏una) ِzür dilemeyin! Size asla inanmay‎z; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmi‏tir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da gِrecektir, Resûlü de. Sonra gِrüleni ve gِrülmeyeni bilene dِndürüleceksiniz de yapmakta olduklar‎n‎z‎ size haber verecektir.
9|95|Onlar‎n yan‎na dِndüًünüz zaman size, kendilerinden (onlar‎ cezaland‎rmaktan) vazgeçmeniz için Allah ad‎na and içecekler. Art‎k onlardan yüz çevirin. اünkü onlar murdard‎r. Kazanmakta olduklar‎na (kِtü i‏lerine) kar‏‎l‎k ceza olarak varacaklar‎ yer cehennemdir.
9|96|Onlardan raz‎ olas‎n‎z diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan raz‎ olsan‎z bile Allah fâs‎klar topluluًundan asla raz‎ olmaz.
9|97|Bedevîler, kâfirlik ve münaf‎kl‎k bak‎m‎ndan hem daha beter, hem de Allah'‎n Resûlüne indirdiًi kanunlar‎ tan‎mamaya daha yatk‎nd‎r. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
9|98|Bedevîlerden ِylesi vard‎r ki (Allah yolunda) harcayacaً‎n‎ angarya sayar ve sizin ba‏‎n‎za belâlar gelmesini bekler. (Bekledikleri) o kِtü belâ kendi ba‏lar‎na gelmi‏tir. Allah pek iyi i‏iten, çok iyi bilendir.
9|99|Bedevîlerden ِylesi de vard‎r ki, Allah'a ve ahiret gününe inan‎r, (hay‎r için) harcayacaً‎n‎ Allah kat‎nda yak‎nl‎ًa ve Peygamber'in dualar‎n‎ almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcad‎klar‎ mal, Allah kat‎nda) onlar için bir yak‎nl‎kt‎r. Allah onlar‎ rahmetine (cennetine) koyacakt‎r. قüphesiz Allah baً‎‏layan, esirgeyendir.
9|100|(فslâm dinine girme hususunda) ِne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, i‏te Allah onlardan raz‎ olmu‏tur, onlar da Allah'tan raz‎ olmu‏lard‎r. Allah onlara, içinde ebedî kalacaklar‎, zemininden ‎rmaklar akan cennetler haz‎rlam‎‏t‎r. ف‏te bu büyük kurtulu‏tur.
9|101|اevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halk‎ndan birtak‎m münaf‎klar vard‎r ki, münaf‎kl‎kta maharet kazanm‎‏lard‎r. Sen onlar‎ bilmezsin, biz biliriz onlar‎. Onlara iki kez azap edeceًiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.
9|102|Diًerleri ise günahlar‎n‎ itiraf ettiler, iyi bir ameli diًer kِtü bir amelle kar‎‏t‎rd‎lar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onlar‎n tevbesini kabul eder. اünkü Allah çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
9|103|Onlar‎n mallar‎ndan sadaka al; bununla onlar‎ (günahlardan) temizlersin, onlar‎ ar‎t‎p yüceltirsin. Ve onlar için dua et. اünkü senin duan onlar için sükûnettir (onlar‎ yat‎‏t‎r‎r). Allah i‏itendir, bilendir.
9|104|Allah'‎n, kullar‎n‎n tevbesini kabul edeceًini, sadakalar‎ geri çevirmeyeceًini ve Allah'‎n tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduًunu hâla bilmezler mi?
9|105|De ki: (Yapacaً‎n‎z‎) yap‎n! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de gِrecektir. Sonra gِrüleni ve gِrülmeyeni bilen Allah'a dِndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklar‎n‎z‎ haber verecektir.
9|106|(Sefere kat‎lmayanlardan) diًer bir gurup da Allah'‎n emrine b‎rak‎lm‎‏lard‎r. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.
9|107|(Münaf‎klar aras‎nda) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakk‎) inkâr etmek, müminlerin aras‎na ayr‎l‎k sokmak ve daha ِnce Allah ve Resûlüne kar‏‎ sava‏m‎‏ olan adam‎ beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten ba‏ka bir‏ey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vard‎r. Halbuki Allah onlar‎n kesinlikle yalanc‎ olduklar‎na ‏ahitlik eder.
9|108|Onun içinde asla namaz k‎lma! فlk günden takvâ üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz k‎lman elbette daha doًrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vard‎r. Allah da çok temizlenenleri sever.
9|109|Binas‎n‎ Allah korkusu ve r‎zas‎ üzerine kuran kimse mi daha hay‎rl‎d‎r, yoksa yap‎s‎n‎ y‎k‎lacak bir yar‎n kenar‎na kurup, onunla beraber kendisi de çِküp cehennem ate‏ine giden kimse mi? Allah zalimler topluluًunu doًru yola iletmez.
9|110|Yapt‎klar‎ bina, (ِlüp de) kalpleri parçalan‎ncaya kadar yüreklerine devaml‎ olarak bir ku‏ku (sebebi) olacakt‎r. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
9|111|Allah müminlerden, mallar‎n‎ ve canlar‎n‎, kendilerine (verilecek) cennet kar‏‎l‎ً‎nda sat‎n alm‎‏t‎r. اünkü onlar Allah yolunda sava‏‎rlar, ِldürürler, ِlürler. (Bu), Tevrat'ta, فncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sِzünü yerine getiren kim vard‎r! O halde O'nunla yapm‎‏ olduًunuz bu al‎‏ veri‏inizden dolay‎ sevinin. ف‏te bu, (gerçekten) büyük kazançt‎r.
9|112|(Bu al‎‏ veri‏i yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliًi emredip kِtülükten al‎koyanlar ve Allah'‎n s‎n‎rlar‎n‎ koruyanlard‎r. O müminleri müjdele!
9|113|(Kâfir olarak ِlüp) cehennem ehli olduklar‎ onlara aç‎kça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak ko‏anlar için af dilemek ne peygambere yara‏‎r ne de inananlara.
9|114|فbrahim'in babas‎ için af dilemesi, sadece ona verdiًi sِzden dolay‎ idi. Ne var ki, onun Allah'‎n dü‏man‎ olduًu kendisine belli olunca, ondan uzakla‏t‎. قüphesiz ki فbrahim çok yumu‏ak huylu ve pek sab‎rl‎ idi.
9|115|Allah bir topluluًu doًru yola ilettikten sonra, sak‎nacaklar‎ ‏eyleri kendilerine aç‎klay‎ncaya kadar onlar‎ sapt‎racak deًildir. Allah her ‏eyi çok iyi bilendir.
9|116|Gِklerin ve yerin mülkü yaln‎z Allah'‎nd‎r. O diriltir ve ِldürür. Sizin için Allah'tan ba‏ka ne bir dost ne de bir yard‎mc‎ vard‎r.
9|117|Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eًrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zaman‎nda ona uyan muhacirlerle ensar‎ affetti. Sonra da onlar‎n tevbelerini kabul etti. اünkü O, onlara kar‏‎ çok ‏efkatli, pek merhametlidir.
9|118|Ve (seferden) geri b‎rak‎lan üç ki‏inin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, geni‏liًine raًmen onlara dar gelmi‏, vicdanlar‎ kendilerini s‎kt‎kça s‎km‎‏t‎. Nihayet Allah'tan (O'nun azab‎ndan) yine Allah'a s‎ً‎nmaktan ba‏ka çare olmad‎ً‎n‎ anlam‎‏lard‎. Sonra (eski hallerine) dِnmeleri için Allah onlar‎n tevbesini kabul etti. اünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir.
9|119|Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doًrularla beraber olun.
9|120|Medine halk‎na ve onlar‎n çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'‎n Resûlünden geri kalmalar‎ ve onun can‎ndan ِnce kendi canlar‎n‎ dü‏ünmeleri yak‎‏maz. ف‏te onlar‎n Allah yolunda bir susuzluًa, bir yorgunluًa ve bir açl‎ًa dûçar olmalar‎, kâfirleri ِfkelendirecek bir yere (ayak) basmalar‎ ve dü‏mana kar‏‎ bir ba‏ar‎ kazanmalar‎, ancak bunlar‎n kar‏‎l‎ً‎nda kendilerine salih bir amel yaz‎lmas‎ içindir. اünkü Allah iyilik yapanlar‎n mükâfat‎n‎ zayi etmez.
9|121|Allah onlar‎, yapmakta olduklar‎n‎n en güzeli ile mükâfatland‎rmak için küçük büyük yapt‎klar‎ her masraf, geçtikleri her vâdi mutlaka onlar‎n lehine yaz‎l‎r.
9|122|Müminlerin hepsinin toptan sefere ç‎kmalar‎ doًru deًildir. Onlar‎n her kesiminde bir gurup dinde (dinî ilimlerde) geni‏ bilgi elde etmek ve kavimleri (sava‏tan) dِndüklerinde onlar‎ ikaz etmek için geride kalmal‎d‎r. Umulur ki sak‎n‎rlar.
9|123|Ey iman edenler! Kâfirlerden yak‎n‎n‎zda olanlara kar‏‎ sava‏‎n ve onlar (sava‏ an‎nda) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sak‎nanlarla beraberdir.
9|124|Herhangi bir sûre indirildiًi zaman onlardan bir k‎sm‎ der ki: "Bu sizin hanginizin iman‎n‎ art‎rd‎?" فman edenlere gelince (bu sûre) onlar‎n imanlar‎n‎ art‎r‎r ve onlar sevinirler.
9|125|Kalplerinde hastal‎k (kâfirlik ve münaf‎kl‎k) olanlara gelince, onlar‎n da inkârlar‎n‎ büsbütün art‎r‎r ve onlar art‎k kâfir olarak ِlürler.
9|126|Onlar, her y‎l bir veya iki kez (çe‏itli belâlarla) imtihan edildikler‎ni gِrmüyorlar m‎? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret al‎yorlar.
9|127|Bir sûre indirildiًi zaman, (gِz k‎rp‎p alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (اevreden) sizi birisi gِrüyor mu? diye sorarlar, sonra da (s‎v‎‏‎p) giderler. Anlamayan bir kavim olduklar‎ için Allah onlar‎n kalplerini (imandan) çevirmi‏tir.
9|128|Andolsun size kendinizden ِyle bir Peygamber gelmi‏tir ki, sizin s‎k‎nt‎ya uًraman‎z ona çok aً‎r gelir. O, size çok dü‏kün, müminlere kar‏‎ çok ‏efkatlidir, merhametlidir.
9|129|(Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan ba‏ka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayan‎r‎m. O yüce Ar‏'‎n sahibidir.
10|1|Elif. Lâm. Râ. ف‏te bunlar hikmet dolu Kitâb'‎n âyetleridir.
10|2|فçlerinden bir adama: فnsanlar‎ uyar ve iman edenlere, Rableri kat‎nda onlar için yüksek bir doًruluk makam‎ olduًunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için ‏a‏‎lacak bir ‏ey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaç‎k bir sihirbazd‎r, dediler?
10|3|قüphesiz ki Rabbiniz, gِkleri ve yeri alt‎ günde yaratan, sonra da i‏leri yerli yerince idare ederek ar‏a istiva eden Allah'd‎r. Onun izni olmadan hiç kimse ‏efaatç‎ olamaz. ف‏te O Rabbiniz Allah't‎r. O halde O'na kulluk edin. Hâla dü‏ünmüyor musunuz!
10|4|Allah'‎n gerçek bir vâdi olarak hepinizin dِnü‏ü ancak O'nad‎r. اünkü O, mahlûkat‎ ِnce (yoktan) yarat‎r, sonra da iman edip iyi i‏ler yapanlara adaletle mükâfat vermek için (onlar‎ huzuruna) geri çevirir. Kâfir olanlara gelince, inkâr etmekte olduklar‎ ‏eylerden ِtürü onlar için kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap vard‎r.
10|5|Güne‏i ‎‏‎kl‎, ay‎ da parlak k‎lan, y‎llar‎n say‎s‎n‎ ve hesab‎ bilmeniz için ona (aya) birtak‎m menziller takdir eden O'dur. Allah bunlar‎, ancak bir gerçeًe (ve hikmete) binaen yaratm‎‏t‎r. O, bilen bir kavme âyetlerini aç‎klamaktad‎r.
10|6|Gece ve gündüzün deًi‏mesinde (uzay‎p k‎salmas‎nda) Allah'‎n gِklerde ve yerde yaratt‎ً‎ ‏eylerde, (Onu inkâr etmekten) sak‎nan bir kavim için elbette nice deliller vard‎r!
10|7|Huzurumuza ç‎kacaklar‎n‎ beklemeyenler, dünya hayat‎na raz‎ olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar da vard‎r muhakkak.
10|8|ف‏te onlar‎n, kazanmakta olduklar‎ (günahlar) yüzünden varacaklar‎ yer, ate‏tir!
10|9|فman edip güzel i‏ler yapanlara gelince, imanlar‎ sebebiyle Rableri onlar‎ nimet dolu cennetlerde, alt taraf‎ndan ‎rmaklar akan (saraylara) erdirir.
10|10|Onlar‎n oradaki duas‎: "Allah'‎m! Seni noksan s‎fatlardan tenzih ederiz!" (sِzleridir). Orada birbirleriyle kar‏‎la‏t‎kça sِyledikleri ise "selâm" d‎r. Onlar‎n dualar‎n‎n sonu da ‏udur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
10|11|Eًer Allah insanlara, hayr‎ çarçabuk istedikleri gibi ‏erri de acele verseydi, elbette onlar‎n ecelleri bitirilmi‏ olurdu. Fakat bize kavu‏may‎ beklemeyenleri biz, azg‎nl‎klar‎ içinde bocalar bir halde (kendi ba‏lar‎na) b‎rak‎r‎z.
10|12|فnsana bir zarar geldiًi zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zarar‎n giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan s‎k‎nt‎s‎n‎ kald‎r‎nca, sanki kendisine dokunan bir s‎k‎nt‎dan ِtürü bize dua etmemi‏ gibi geçip gider. ف‏te bِylece haddi a‏anlara yapmakta olduklar‎ ‏eyler güzel gِsterildi.
10|13|Andolsun ki sizden ِnce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdiًi halde (yalanlay‎p) zulmettiklerinden dolay‎ nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek deًillerdi. ف‏te biz suçlu kavimleri bِyle cezaland‎r‎r‎z.
10|14|Sonra da, nas‎l davranacaً‎n‎z‎ gِrmemiz için onlar‎n ard‎ndan sizi yeryüzünde halifeler k‎ld‎k (Onlar‎n yerine sizi getirdik).
10|15|Onlara âyetlerimiz aç‎k aç‎k okunduًu zaman (ِldükten sonra) bize kavu‏may‎ beklemeyenler: Ya bundan ba‏ka bir Kur'an getir veya bunu deًi‏tir! dediler. De ki: Onu kendiliًimden deًi‏tirmem benim için olacak ‏ey deًildir. Ben, bana vahyolunandan ba‏kas‎na uymam. اünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azab‎ndan korkar‎m.
10|16|De ki: Eًer Allah dileseydi onu size okumazd‎m, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan ِnce bir ِmür boyu içinizde durmu‏tum. Hâla ak‎l erdiremiyor musunuz?
10|17|ضyleyse kim Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan veya onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir! Bilesiniz ki suçlular asla onmazlar!
10|18|Onlar Allah'‎ b‎rak‎p kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek ‏eylere tap‎yorlar ve: Bunlar, Allah kat‎nda bizim ‏efaatç‎lar‎m‎zd‎r, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a gِklerde ve yerde bilemeyeceًi bir ‏eyi mi haber veriyorsunuz? Hâ‏â! O, onlar‎n ortak ko‏tuklar‎ndan uzak ve yücedir."
10|19|فnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayr‎l‎ًa dü‏tüler. Eًer (azab‎n ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir sِz (ezelî bir takdir) geçmemi‏ olsayd‎, ayr‎l‎ًa dü‏tükleri konuda hemen aralar‎nda hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve i‏leri bitirilirdi).
10|20|Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'‎nd‎r. Bekleyin (bakal‎m) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
10|21|Kendilerine dokunan (k‎tl‎k ve hastal‎k gibi) bir s‎k‎nt‎dan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tatt‎rd‎ً‎m‎z zaman, bir de bakars‎n ki âyetlerimiz hakk‎nda onlar‎n bir tuzaً‎ vard‎r. De ki: Allah'‎n tuzaً‎ daha süratlidir. قüphesiz elçilerimiz kurduًunuz tuzaklar‎ yaz‎yorlar.
10|22|Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulunduًunuz, o gemiler de içindekileri tatl‎ bir rüzgârla al‎p gِtürdükleri ve (yolcular) bu yüzden ne‏elendikleri zaman, o gemiye ‏iddetli bir f‎rt‎na gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre ku‏at‎ld‎klar‎n‎ anlarlar da dini yaln‎z Allah'a halis k‎larak: "Andolsun eًer bizi bundan kurtar‎rsan mutlaka ‏ükredenlerden olacaً‎z" diye Allah'a yalvar‎rlar.
10|23|Fakat Allah onlar‎ kurtar‎nca bir de bakars‎n ki onlar, yine haks‎z yere ta‏k‎nl‎k ediyorlar. Ey insanlar! Sizin ta‏k‎nl‎ً‎n‎z ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayat‎n‎n menfaatini elde edersiniz; sonunda dِnü‏ünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklar‎n‎z‎ size haber vereceًiz.
10|24|Dünya hayat‎n‎n durumu, gِkten indirdiًimiz bir su gibidir ki, insanlar‎n ve hayvanlar‎n yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürle‏ip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini tak‎n‎p, (rengârenk) süslendiًi ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklar‎n‎ sand‎klar‎ bir s‎rada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmu‏ gibi kِkünden kopar‎larak biçilmi‏ bir hale getiririz. ف‏te iyi dü‏ünecek kavimler için âyetlerimizi bِyle aç‎kl‎yoruz.
10|25|Allah kullar‎n‎ esenlik yurduna çaً‎r‎yor ve O, dilediًini doًru yola iletir.
10|26|Güzel davrananlara daha güzel kar‏‎l‎k, bir de fazlas‎ vard‎r. Onlar‎n yüzlerine ne bir toz (kara leke) bula‏‎r ne de bir horluk (gelir). ف‏te onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklard‎r.
10|27|Kِtülük yapanlara gelince, kِtülüًün cezas‎ misli iledir. Onlar‎ zillet kaplayacakt‎r. Onlar‎ Allah'a kar‏‎ koruyacak hiç kimse yoktur. Onlar‎n yüzleri sanki karanl‎k geceden bir parçaya bürünmü‏tür. ف‏te onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklard‎r.
10|28|Onlar‎n hepsini biraraya toplayacaً‎m‎z, sonra da Allah'a ortak ko‏anlara: "Siz ve ko‏tuًunuz ortaklar yerinizde bekleyin" diyeceًimiz gün art‎k onlar‎n (putlar‎yla) aralar‎n‎ tamamen ay‎rm‎‏‎zd‎r. Ve onlar‎n ortaklar‎, (putlar‎) derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz.
10|29|Bu yüzden bizimle sizin aran‎zda ‏ahit olarak Allah yeter. قüphesiz ki biz sizin (bize) tapman‎zdan tamamen habersizdik."
10|30|Orada herkes geçmi‏te yapt‎klar‎n‎ kar‏‎s‎nda bulur. Art‎k onlar gerçek sahipleri olan Allah'a dِndürülmü‏lerdir. Uydurmakta olduklar‎ ‏eyler (bât‎l tanr‎lar‎) da onlar‎ terkedip kaybolmu‏tur.
10|31|(Resûlüm!) De ki: Size gِkten ve yerden kim r‎z‎k veriyor? Ya da kulaklara ve gِzlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? ضlüden diriyi kim ç‎kar‎yor, diriden ِlüyü kim ç‎kar‎yor? (Her türlü) i‏i kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: ضyle ise (Ona âsi olmaktan) sak‎nm‎yor musunuz?
10|32|ف‏te O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah't‎r. Art‎k haktan (ayr‎ld‎ktan) sonra sap‎kl‎ktan ba‏ka ne kal‎r? O halde nas‎l (sap‎kl‎ًa) dِndürülüyorsunuz?
10|33|ف‏te bِylece Rabbinin yoldan ç‎kanlar hakk‎ndaki "Onlar inanmazlar" sِzü gerçekle‏mi‏ oldu.
10|34|(Resûlüm!) De ki: (Allah'a) ortak ko‏tuklar‎n‎z aras‎nda, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkas‎ndan onu (ِlümünden sonra hayata) yeniden dِndürecek biri var m‎? De ki: Allah ilk defa yarat‎p (ِlümden sonra) onu yeniden (hayata) dِndürür. O halde nas‎l sapt‎r‎l‎rs‎n‎z!
10|35|De ki: Ortak ko‏tuklar‎n‎zdan hakka iletecek olan var m‎? De ki: "Hakka Allah iletir." ضyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lây‎kt‎r; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doًru yolu bulamayan m‎? Size ne oluyor? Nas‎l (bِyle yanl‎‏) hükmediyorsunuz?
10|36|Onlar‎n çoًu zandan ba‏ka bir ‏eye uymaz. قüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir ‏eyin yerini tutmaz. Allah onlar‎n yapmakta olduklar‎n‎ pek iyi bilendir.
10|37|Bu Kur'an Allah'tan ba‏kas‎ taraf‎ndan uydurulmu‏ bir ‏ey deًildir. Ancak kendinden ِncekini doًrulayan ve o Kitab'‎ aç‎klayand‎r. Onda ‏üphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.
10|38|Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eًer sizler doًru iseniz Allah'tan ba‏ka, gücünüzün yettiklerini çaً‎r‎n da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.
10|39|Bilakis, onlar ilmini kavrayamad‎klar‎ ve yorumu kendilerine asla gelmemi‏ olan (Kur'an'‎) yalanlad‎lar. Onlardan ِncekiler de bِyle yalanlam‎‏lard‎. قimdi bak, zalimlerin sonu nas‎l oldu!
10|40|فçlerinden ِylesi var ki ona (Kur'an'a) inan‎r, yine onlardan ِylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncular‎ en iyi bilendir.
10|41|(Resûlüm! ) onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim i‏im bana, sizin i‏iniz de size aittir. Siz benim yapt‎ً‎mdan uzaks‎n‎z, ben de sizin yapt‎ً‎n‎zdan uzaً‎m.
10|42|Onlardan seni dinleyenler vard‎r. Fakat saً‎rlara -üstelik ak‎llar‎ da ermiyorsa- sen mi duyuracaks‎n?
10|43|Onlardan sana bakan da vard‎r. Fakat -hele (gerçeًi) gِremiyorlarsa- kِrleri sen mi doًru yola ileteceksin?
10|44|قüphesiz ki Allah insanlara hiçbir ‏ekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
10|45|Allah'‎n onlar‎, sanki günün ancak bir saati kadar kald‎klar‎n‎ zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacaً‎ gün aralar‎nda birbirleriyle tan‎‏‎rlar. Allah'‎n huzuruna varmay‎ yalanlayanlar elbette zarara uًram‎‏lard‎r. Zira onlar doًru yola gitmemi‏lerdi.
10|46|Eًer onlar‎ tehdit ettiًimiz (azab‎n) bir k‎sm‎n‎ sana (dünyada iken) gِsterirsek (ne âlâ); yok eًer (gِstermeden) seni vefat ettirirsek nihayet onlar‎n dِnü‏ü de bizedir. (O zaman onlara ne olacaً‎n‎ gِreceksin). Sonra, Allah onlar‎n yapmakta olduklar‎na da ‏ahittir.
10|47|Her ümmetin bir peygamberi vard‎r. Peygamberleri geldiًi zaman, aralar‎nda adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
10|48|Doًru iseniz bu vaad (azap) ne zamand‎r? diyorlar.
10|49|De ki: "Ben kendime bile Allah'‎n dilediًinden ba‏ka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vard‎r. Ecelleri geldiًi zaman art‎k ne bir saat geri kal‎rlar ne de ileri giderler.
10|50|De ki: (Ey mü‏rikler!) Ne dersiniz? Allah'‎n azab‎ size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yapars‎n‎z?). Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar!
10|51|Ba‏‎n‎za belâ geldikten sonra m‎ O'na iman edeceksiniz, ‏imdi mi? (اok geç). Halbuki onu (azab‎n gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?
10|52|Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azab‎ tad‎n!" denilecek. Kazanmakta olduًunuzdan ba‏kas‎n‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ m‎ bulacaks‎n‎z?
10|53|"O (azap) bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o ‏üphesiz gerçektir ve siz âciz b‎rakacak deًilsiniz.
10|54|(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azab‎ gِrdükleri zaman için için yanarlar. Aralar‎nda adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
10|55|Bilesiniz ki, gِklerde ve yerde olan her ‏ey Allah'‎nd‎r. Yine bilesiniz ki, Allah'‎n vâdi hakt‎r, fakat onlar‎n çoًu bilmez.
10|56|O hem diriltir hem de ِldürür ve yaln‎z O'na dِndürüleceksiniz.
10|57|Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ًِüt, gِnüllerdekine bir ‏ifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmi‏tir.
10|58|De ki: Ancak Allah'‎n lütfu ve rahmetiyle, i‏te bunlarla sevinsinler. Bu, onlar‎n (dünya mal‎ olarak) toplad‎klar‎ndan daha hay‎rl‎d‎r.
10|59|De ki: Allah'‎n size indirdiًi r‎z‎ktan bir k‎sm‎n‎ helâl, bir k‎sm‎n‎ da haram bulman‎za ne dersiniz? De ki: Allah m‎ size izin verdi, yoksa Allah'a iftira m‎ ediyorsunuz?
10|60|Allah'a kar‏‎ yalan uyduranlar‎n k‎yamet günü (âk‎betleri) hakk‎ndaki kanaatleri nedir? قüphesiz Allah insanlara kar‏‎ lütuf sahibidir. Fakat onlar‎n çoًu ‏ükretmezler.
10|61|Ne zaman sen bir i‏te bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir ‏ey okusan ve siz ne zaman bir i‏ yaparsan‎z, o i‏e dald‎ً‎n‎z zaman biz mutlaka üstünüzde ‏ahidizdir. Ne yerde ne gِkte zerre aً‎rl‎ً‎nca bir ‏ey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüًü ve daha büyüًü yoktur ki apaç‎k kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmas‎n.
10|62|Bilesiniz ki, Allah'‎n dostlar‎na korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
10|63|Onlar, iman edip de takvâya ermi‏ olanlard‎r.
10|64|Dünya hayat‎nda da ahirette de onlara müjde vard‎r. Allah'‎n sِzlerinde asla deًi‏me yoktur. ف‏te bu, büyük kurtulu‏un kendisidir.
10|65|(Resûlüm) Onlar‎n (inkârc‎lar‎n) sِzleri seni üzmesin. اünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'‎nd‎r. O, i‏itendir, bilendir.
10|66|فyi bilin ki, gِklerde ve yerde ne varsa yaln‎z Allah'‎nd‎r. (O halde) Allah'tan ba‏ka ortaklara tapanlar neyin ard‎na dü‏üyorlar! Doًrusu onlar, zandan ba‏ka bir ‏eyin ard‎na dü‏müyorlar ve onlar sadece yalan sِylüyorlar.
10|67|O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çal‎‏‎p kazanman‎z için de) gündüzü ayd‎nl‎k k‎land‎r. قüphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vard‎r.
10|68|(Mü‏rikler:) "Allah çocuk edindi" dediler. Hâ‏â! O bundan münezzehtir. O'nun (çocuًa) ihtiyac‎ yoktur. Gِklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yan‎n‎zda herhangi bir delil yoktur. Allah hakk‎nda bilmediًiniz bir ‏eyi mi sِylüyorsunuz?
10|69|De ki: Allah hakk‎nda yalan uyduranlar asla kurtulu‏a eremezler.
10|70|Dünyada bir miktar geçim (saًlarlar), sonra dِnü‏leri bizedir; sonra da inkâr etmekte olduklar‎ ‏eylerden ِtürü onlara ‏iddetli azab‎ tatt‎r‎r‎z.
10|71|Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demi‏ti ki: "Ey kavmim! Eًer benim (aran‎zda) durmam ve Allah'‎n âyetlerini hat‎rlatmam size aً‎r geldi ise, ben yaln‎z Allah'a dayan‎p güvenirim. Siz de ortaklar‎n‎zla beraber toplan‎p yapacaً‎n‎z‎ kararla‏t‎r‎n. Sonra i‏iniz ba‏‎n‎za dert olmas‎n. Bundan sonra (vereceًiniz) hükmü, bana uygulay‎n ve bana mühlet de vermeyin."
10|72|"Eًer yüz çeviriyorsan‎z, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan ba‏kas‎na ait deًildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu."
10|73|Yine de onu yalanlad‎lar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanlar‎ kurtard‎k ve onlar‎ (yeryüzünde) halifeler k‎ld‎k; âyetlerimizi yalanlayanlar‎ da (denizde) boًduk. Bak ki uyar‎lanlar‎n (fakat inanmayanlar‎n) sonu nas‎l oldu!
10|74|Sonra onun arkas‎ndan birçok peygamberi kendi toplumlar‎na gِnderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha ِnce yalanlad‎klar‎ ‏eye inanacak deًillerdi. ف‏te haddi a‏anlar‎n kalplerini biz bِyle mühürleriz.
10|75|Sonra onlar‎n ard‎ndan da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gِnderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.
10|76|Kat‎m‎zdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaç‎k bir sihirdir" dediler.
10|77|Musa: "Size hak geldiًinde onun için (hep bِyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi.
10|78|Onlar dediler ki: Babalar‎m‎z‎ üzerinde bulduًumuz (dinden) bizi dِndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak deًiliz.
10|79|Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazlar‎ bana getirin!
10|80|Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacaً‎n‎z‎ at‎n, dedi.
10|81|Onlar (iplerini) at‎nca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiًiniz sihirdir. Allah onu bo‏a ç‎karacakt‎r. اünkü Allah bozguncular‎n i‏ini düzeltmez."
10|82|"Suçlular‎n ho‏una gitmese de Allah, sِzleriyle gerçeًi aç‎ًa ç‎karacakt‎r."
10|83|Firavun ve kavminin kendilerine i‏kence etmesinden korkuya dü‏tükleri için kavminden bir gurup gençten ba‏ka kimse Musa'ya iman etmedi. اünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatِr) ve haddi a‏anlardan idi.
10|84|Musa dedi ki: Ey kavmim! Eًer Allah'a inand‎ysan‎z ve O'na teslim olduysan‎z sadece O'na güvenip dayan‎n.
10|85|Onlar da dediler ki: "Allah'a dayand‎k. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluًu için deneme konusu k‎lma!
10|86|Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluًundan kurtar!"
10|87|Biz de Musa ve karde‏ine: Kavminiz için M‎s‎r'da evler haz‎rlay‎n ve evlerinizi namaz k‎l‎nacak yerler yap‎n, namazlar‎n‎z‎ da dosdoًru k‎l‎n. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
10|88|Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayat‎nda zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanlar‎ senin yolundan sapt‎rs‎nlar ve elem verici cezay‎ gِrünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onlar‎n mallar‎n‎ yok et, kalplerine s‎k‎nt‎ ver (ki iman etsinler).
10|89|(Allah): فkinizin de duas‎ kabul olunmu‏tur. O halde siz doًruluًa devam edin ve sak‎n o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi.
10|90|Biz, فsrailoًullar‎n‎ denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve sald‎rmak üzere onlar‎ takip etti. Nihayet (denizde) boًulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, فsrailoًullar‎n‎n inand‎ً‎ Tanr‎'dan ba‏ka tanr‎ olmad‎ً‎na ben de iman ettim. Ben de müslümanlardan‎m!" dedi.
10|91|قimdi mi (iman ettin)! Halbuki daha ِnce isyan etmi‏ ve bozgunculardan olmu‏tun.
10|92|(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olmas‎ için, bugün senin bedenini (cans‎z olarak) kurtaracaً‎z. ف‏te insanlardan bir çoًu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler.
10|93|Andolsun biz فsrailoًullar‎n‎ güzel bir yurda yerle‏tirdik ve onlara temiz nimetlerden r‎z‎k verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayr‎l‎ًa dü‏mediler. قüphesiz ki Rabbin, k‎yamet günü onlar‎n, aralar‎nda ihtilaf etmekte olduklar‎ ‏eyler hakk‎nda hükmedecektir.
10|94|(Resülüm!) Eًer sana indirdiًimizden (bu anlatt‎ً‎m‎z olaylardan) ku‏kuda isen, senden ِnce Kitab'‎ (Tevrat'‎) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmi‏tir. Sak‎n ‏üphecilerden olma!
10|95|Allah'‎n âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana uًrayanlardan olursun.
10|96|Gerçekten haklar‎nda Rabbinin sِzü (hükmü) sabit olanlar,inanmazlar.
10|97|Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmi‏ olsa bile, elem verici azab‎ gِrünceye kadar inanmayacaklard‎r.
10|98|Yunus'un kavmi müstesna, (halk‎n‎ yok ettiًimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halk‎, ke‏ke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanlar‎ kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayat‎ndaki rüsvayl‎k azab‎n‎ kald‎rd‎k ve onlar‎ bir süre (dünya nimetlerinden) faydaland‎rd‎k.
10|99|(Resûlüm!) Eًer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmalar‎ için insanlar‎ zorlayacak m‎s‎n?
10|100|Allah'‎n izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, ak‎llar‎n‎ kullanmayanlar‎ murdar (inkârc‎) k‎lar.
10|101|De ki: "Gِklerde ve yerde neler var, bak‎n (da ibret al‎n!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyar‎lar fayda saًlamaz.
10|102|Onlar, kendilerinden ِnce gelip geçmi‏ toplumlar‎n (ac‎kl‎) günlerinin benzerlerinden ba‏kas‎n‎ m‎ bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! قüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
10|103|Biz, sonra peygamberlerimizi ve ayn‎ ‏ekilde iman edenleri kurtar‎r‎z. فnananlar‎ üzerimize bir borç olarak kurtaracaً‎z.
10|104|De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden ‏üphede iseniz, (bilin ki) ben Allah'‎ b‎rak‎p da sizin tapt‎klar‎n‎za tapmam, fakat ancak sizi ِldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu."
10|105|"Ve (bana) hanîf (Allah'‎n birliًini tan‎y‎c‎) olarak yüzünü dine çevir; sak‎n mü‏riklerden olma, diye (emredildi)."
10|106|Allah'‎ b‎rak‎p da sana fayda veya zarar vermeyecek ‏eylere tapma. Eًer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.
10|107|Eًer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan ba‏ka giderecek yoktur. Eًer sana bir hay‎r dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayr‎n‎ kullar‎ndan dilediًine eri‏tirir. Ve O baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
10|108|De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmi‏tir. Art‎k kim doًru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacakt‎r. Ben sizin üzerinize vekil deًilim. (Sadece tebliً etmekle memurum).
10|109|(Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
11|1|Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her ‏eyden haberdar olan (Allah) taraf‎ndan âyetleri saًlamla‏t‎r‎lm‎‏, sonra da aç‎klanm‎‏ bir kitapt‎r.
11|2|(De ki: Bu Kitap) "Allah'tan ba‏kas‎na ibadet etmemeniz için (indirildi). قüphesiz ki ben, onun taraf‎ndan size (gِnderilmi‏) bir uyar‎c‎ ve müjdeleyiciyim.
11|3|Ve Rabbinizden maًfiret dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz için (indirildi. Eًer bu emrolunanlar‎ yaparsan‎z), Allah sizi, tayin edilmi‏ bir süreye kadar güzel bir ‏ekilde ya‏at‎r, fazlas‎n‎ yapan herkese de iyiliًinin kar‏‎l‎ً‎n‎ verir. Eًer yüz çevirirseniz, ben sizin ba‏‎n‎za gelecek büyük bir günün azab‎ndan korkar‎m."
11|4|Dِnü‏ünüz yaln‎z Allah'ad‎r. O, her ‏eye kadirdir.
11|5|Bilesiniz ki, onlar Peygamber'den, (dü‏manl‎klar‎n‎) gizlemeleri için gًِüslerini çevirirler (gِnüllerinden geçeni gizlerler). فyi bilin ki, onlar elbiselerine büründükleri zaman dahi, Allah onlar‎n gizlediklerini de, aç‎ًa ç‎kard‎klar‎n‎ da bilir. اünkü O, kalplerin ِzünü bilendir.
11|6|Yeryüzünde yürüyen her canl‎n‎n r‎zk‎, yaln‎zca Allah'‎n üzerinedir. Allah o canl‎n‎n durduًu yeri ve sonunda b‎rak‎lacaً‎ mekan‎ bilir. (Bunlar‎n) hepsi aç‎k bir kitapta (levh-i mahfuz'da) d‎r.
11|7|O, hanginizin amelinin daha güzel olacaً‎ hususunda sizi imtihan etmek için, Ar‏'‎ su üzerinde iken, gِkleri ve yeri alt‎ günde yaratand‎r. Yemin ederim ki, (Resûlüm!): "ضlümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kâfir olanlar derhal "Bu, aç‎k bir büyüden ba‏ka bir ‏ey deًildir" derler.
11|8|Andolsun, eًer biz onlardan azab‎ say‎l‎ bir süreye kadar ertelesek, mutlaka "Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiًi gün, bir daha onlardan uzakla‏t‎r‎lacak deًildir. Ve alay etmekte olduklar‎ ‏ey, onlar‎ çepeçevre ku‏atacakt‎r.
11|9|Eًer insana taraf‎m‎zdan bir rahmet (nimet) tatt‎r‎r da sonra bunu ondan çekip al‎rsak, tamamen ümitsiz ve nankِr olur.
11|10|Eًer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tatt‎r‎rsak, elbette "Kِtülükler benden gitti" der. اünkü o (bunu derken) ‏‎mar‎kt‎r, kibirlidir.
11|11|Ancak (musibetlere) sabredip güzel i‏ yapanlar bِyle deًildir. ف‏te onlar için bir baً‎‏ ve bir büyük mükâfat vard‎r.
11|12|Belki de sen (mü‏riklerin:) "Ona (gِkten) bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi!" demelerinden ِtürü sana vahyolunan âyetlerin bir k‎sm‎n‎ (duyurmay‎) terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacakt‎r. (فyi bil ki) sen ancak bir uyar‎c‎s‎n. Allah ise her ‏eye vekîldir.
11|13|Yoksa, "Onu (Kur'an'‎) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eًer doًru iseniz Allah'tan ba‏ka çaً‎rabildiklerinizi (yard‎ma) çaً‎r‎n da siz de onun gibi uydurulmu‏ on sûre getirin.
11|14|Eًer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'‎n ilmiyle indirilmi‏tir ve O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. Art‎k siz müslüman oluyor musunuz?
11|15|Kim, (yaln‎z) dünya hayat‎n‎ ve zinetini istemekte ise, i‏lerinin kar‏‎l‎ً‎n‎ orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uًrat‎lmazlar.
11|16|ف‏te onlar, ahirette kendileri için ate‏ten ba‏ka hiçbir ‏eyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yapt‎klar‎ da bo‏a gitmi‏tir; yapmakta olduklar‎ ‏eyler (zaten) bât‎ld‎r.
11|17|Rabbin taraf‎ndan (gelmi‏) aç‎k bir delile dayanan ve kendisini Rabbinden bir ‏ahidin izlediًi, ayr‎ca kendisinden ِnce, bir ِnder ve bir rahmet olarak Musa'n‎n Kitab'‎ (elinde) bulunan kimse (inkârc‎lar gibi) midir? اünkü bunlar ona (Kur'an'a) inan‎rlar. Zümrelerden hangisi onu inkâr ederse i‏te cehennem ate‏i onun varacaً‎ yerdir, bundan ‏üphen olmas‎n; zira bu, senin Rabbin taraf‎ndan bildirilmi‏ gerçektir; fakat insanlar‎n çoًu inanmazlar.
11|18|Kim Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan daha zalim olabilir? Onlar (k‎yamet gününde) Rablerine arz edilecekler, ‏ahitler de: ف‏te bunlar Rablerine kar‏‎ yalan sِyleyenlerdir, diyecekler. Bilin ki, Allah'‎n lâneti zalimlerin üzerinedir!
11|19|Onlar, (insanlar‎) Allah'‎n yolundan al‎koyan ve onu eًri gِstermek isteyenlerdir. Ahireti inkâr edenler de onlard‎r.
11|20|Onlar yeryüzünde (Allah'‎) âciz b‎rakacak deًillerdir; onlar‎n Allah'tan ba‏ka (yard‎m isteyecekleri) dostlar‎ da yoktur. Onlar‎n azab‎ kat kat olacakt‎r. اünkü onlar (gerçekleri) ne gِrebiliyorlar ne de kulak veriyorlard‎.
11|21|ف‏te onlar kendilerini ziyana uًratt‎lar. Uydurmakta olduklar‎ ‏eyler de kendilerinden kaybolup gitti.
11|22|قüphesiz onlar, ahirette en çok ziyana uًrayanlard‎r.
11|23|فnan‎p da güzel i‏ler yapan ve Rablerine gِnülden boyun eًenlere gelince, i‏te onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kal‎rlar.
11|24|Bu iki zümrenin (müminlerle kâfirlerin) durumu, kِr ve saً‎r ile gِren ve i‏iten kimseler gibidir. Bunlar‎n hali hiç e‏it olur mu? Hâla ibret alm‎yor musunuz?
11|25|Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gِnderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
11|26|Allah'tan ba‏kas‎na tapmay‎n! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azab‎ndan korkuyorum."
11|27|Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak gِrüyoruz. Bizden, basit gِrü‏le hareket eden alt tabakam‎zdan ba‏kas‎n‎n sana uyduًunu gِrmüyoruz. Ve sizin bize kar‏‎ bir üstünlüًünüzü de gِrmüyoruz. Bilakis sizin yalanc‎lar olduًunuzu dü‏ünüyoruz."
11|28|(Nuh) dedi ki: Ey kavmim! Eًer ben Rabbim taraf‎ndan (bildirilen) aç‎k bir delil üzerinde isem ve O bana kendi kat‎ndan bir rahmet vermi‏ de bu size gizli tutulmu‏sa, buna ne dersiniz? Siz onu istemediًiniz halde biz sizi ona zorlayacak m‎y‎z?
11|29|Ey kavmim! Allah'‎n emirlerini bildirmeye kar‏‎l‎k sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükâfat‎m ancak Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak deًilim; çünkü onlar Rablerine kavu‏acaklard‎r. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak gِrüyorum.
11|30|Ey kavmim! Ben onlar‎ kovarsam, beni Allah'tan (onun azab‎ndan) kim korur? Dü‏ünmüyor musunuz?
11|31|Ben size: "Allah'‎n hazineleri benim yan‎mdad‎r" demiyorum, gayb‎ da bilmem. "Ben bir meleًim" de demiyorum, sizin gِzlerinizin hor gِrdüًü kimseler için, "Allah onlara asla bir hay‎r vermeyecektir" diyemem. Onlar‎n kalplerinde olan‎, Allah daha iyi bilir. Onlar‎ kovduًum takdirde ben gerçekten zalimlerden olurum."
11|32|Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize kar‏‎ mücadelede çok ileri gittin. Eًer doًrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiًini (azab‎) bize getir!
11|33|(Nuh) dedi ki: "Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'‎) âciz b‎rakacak deًilsiniz.
11|34|Eًer Allah sizi azd‎rmak istiyorsa, ben size ًِüt vermek istesem de, ًِüdüm size fayda vermez. (اünkü) O sizin Rabbinizdir. Ve (nihayet) O'na dِndürüleceksiniz."
11|35|(Resûlüm!) Yoksa, "Bunu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eًer onu uydurduysam günah‎m bana aittir. Fakat ben sizin i‏lediًiniz günahtan uzaً‎m."
11|36|Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmi‏ olanlardan ba‏kas‎ art‎k (sana) asla inanmayacak. ضyle ise onlar‎n i‏lemekte olduklar‎ndan (günahlardan) dolay‎ üzülme.
11|37|Gِzlerimizin ِnünde ve vahyimiz (emrimiz) uyar‎nca gemiyi yap ve zulmedenler hakk‎nda bana (bir ‏ey) sِyleme! Onlar mutlaka boًulacaklard‎r!
11|38|Nuh gemiyi yap‎yor, kavminden ileri gelenler ise, yan‎na her uًrad‎kça onunla alay ediyorlard‎. Dedi ki: "Eًer bizimle alay ediyorsan‎z, iyi bilin ki siz nas‎l alay ediyorsan‎z biz de sizinle alay edeceًiz!
11|39|Kendisini rezil edecek azab‎n kime geleceًini ve sürekli bir azab‎n kimin ba‏‎na ineceًini yak‎nda bileceksiniz."
11|40|Nihayet emrimiz gelip de sular co‏up yükselmeye ba‏lay‎nca Nuh'a dedik ki: "(Canl‎ çe‏itlerinin) her birinden iki e‏ ile -(boًulacaً‎na dair) aleyhinde sِz geçmi‏ olanlar d‎‏‎nda- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" Zaten onunla beraber pek az‎ iman etmi‏ti.
11|41|(Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durmas‎ da Allah'‎n ad‎ylad‎r. قüphesiz ki Rabbim çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir."
11|42|Gemi, daًlar gibi dalgalar aras‎nda onlar‎ gِtürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oًluna: Yavrucuًum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.
11|43|Oًlu: Beni sudan koruyacak bir daًa s‎ً‎nacaً‎m, dedi. (Nuh): "Bugün Allah'‎n emrinden (azab‎ndan), merhamet sahibi Allah'tan ba‏ka koruyacak kimse yoktur" dedi. Aralar‎na dalga girdi, bِylece o da boًulanlardan oldu.
11|44|(Nihayet) "Ey yer suyunu yut! Ve ey gِk (suyunu) tut!" denildi. Su çekildi; i‏ bitirildi; (gemi de) Cûdî (daً‎n‎n) üzerine yerle‏ti. Ve: "O zalimler topluluًunun can‎ cehenneme!" denildi.
11|45|Nuh Rabbine dua edip dedi ki: "Ey Rabbim! قüphesiz oًlum da ailemdendir. Senin vâdin ise elbette hakt‎r. Sen hakimler hakimisin."
11|46|Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden deًildir. اünkü onun yapt‎ً‎ kِtü bir i‏tir. O halde hakk‎nda bilgin olmayan bir ‏eyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmaman‎ tavsiye ederim.
11|47|Nuh dedi ki: Ey Rabbim! Ben senden hakk‎nda bilgim olmayan ‏eyi istemekten sana s‎ً‎n‎r‎m. Eًer beni baً‎‏lamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uًrayanlardan olurum!
11|48|Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydaland‎racaً‎m‎z, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azab‎n dokunacaً‎ ümmetler de olacakt‎r.
11|49|(Resûlüm!) ف‏te bunlar sana vahyettiًimiz gayb haberlerindendir. Bundan ِnce onlar‎ ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. اünkü iyi sonuç (sabredip) sak‎nanlar‎nd‎r.
11|50|آd kavmine de karde‏leri Hûd'u (gِnderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. Siz yalan uyduranlardan ba‏kas‎ deًilsiniz.
11|51|Ey kavmim! Ben, ona (peygamberliًe) kar‏‎l‎k sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan ba‏kas‎na ait deًildir. Hâla akl‎n‎z‎ kullanm‎yor musunuz?
11|52|Ey kavmim! Rabbinizden baً‎‏ dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki, üzerinize gًِü (yaًmuru) bol bol gِndersin ve kuvvetinize kuvvet kats‎n. Günah i‏leyerek (Allah'tan) yüz çevirmeyin.
11|53|Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize aç‎k bir mucize getirmedin, biz de senin sِzünle tanr‎lar‎m‎z‎ b‎rakacak deًiliz ve biz sana iman edecek de deًiliz.
11|54|Biz "Tanr‎lar‎m‎zdan biri seni fena çarpm‎‏!" demekten ba‏ka bir sِz sِylemeyiz! (Hûd) dedi ki: "Ben Allah'‎ ‏ahit tutuyorum; siz de ‏ahit olun ki ben sizin ortak ko‏tuklar‎n‎zdan uzaً‎m."
11|55|"O'ndan ba‏ka (tapt‎klar‎n‎z‎n hepsinden uzaً‎m). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!"
11|56|"Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayand‎m. اünkü yürüyen hiçbir varl‎k yoktur ki, O, onun perçeminden tutmu‏ olmas‎n. قüphesiz Rabbim dosdoًru yoldad‎r."
11|57|"Eًer yüz çevirirseniz ‏üphesiz ki benimle size gِnderileni size bildirdim. Rabbim (dilerse) sizden ba‏ka bir kavmi yerinize getirir de O'na hiçbir zarar veremezsiniz. اünkü benim Rabbim her ‏eyi gِzetendir."
11|58|Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri taraf‎m‎zdan bir rahmetle kurtard‎k, onlar‎ aً‎r bir azaptan kurtulu‏a erdirdik.
11|59|ف‏te آd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine âsi oldular ve inatç‎ her zorban‎n emrine uydular.
11|60|Onlar hem bu dünyada hem de k‎yamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (قunu da) bilin ki Hûd'un kavmi آd, Allah'‎n rahmetinden uzak k‎l‎nd‎.
11|61|Semûd kavmine de karde‏leri Sâlih'i (gِnderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba‏ka tanr‎n‎z yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratt‎. Ve sizi orada ya‏att‎. O halde O'ndan maًfiret isteyin; sonra da O'na tevbe edin. اünkü Rabbim (kullar‎na) çok yak‎nd‎r, (dualar‎n‎) kabul edendir.
11|62|Dediler ki: Ey Sâlih! Sen bundan ِnce içimizde ümit beslenen birisiydin. (قimdi) babalar‎m‎z‎n tapt‎klar‎na tapmaktan bizi engelliyor musun? Doًrusu biz, bizi kendisine (kulluًa) çaً‎rd‎ً‎n ‏eyden ciddi bir ‏üphe içindeyiz.
11|63|(Sâlih) dedi ki: Ey kavmim! Eًer ben Rabbimden (verilen) apaç‎k bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermi‏se, buna ne dersiniz? Bu durum kar‏‎s‎nda O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azab‎ndan) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir ‏ey yapamazs‎n‎z.
11|64|Ey kavmim! ف‏te size mucize olarak Allah'‎n devesi. Onu b‎rak‎n, Allah'‎n arz‎nda yesin (içsin). Ona kِtülük dokundurmay‎n; sonra sizi yak‎n bir azap yakalar.
11|65|Fakat Semûd kavmi o deveyi, ayaklar‎n‎ keserek ِldürdüler. Sâlih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha ya‏ay‎n (sonra helâk olacaks‎n‎z)!" Bu sِz, yalanlanamayan bir tehdit idi.
11|66|Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtard‎k. قüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her ‏eye) galip gelendir.
11|67|Zulmedenleri de o korkunç ses yakalad‎ ve yurtlar‎nda diz üstü çِkekald‎lar.
11|68|Sanki orada hiç oturmam‎‏lard‎. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'‎n rahmetinden) uzak k‎l‎nd‎.
11|69|Andolsun ki elçilerimiz (melekler) فbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen k‎zart‎lm‎‏ bir buzaً‎ getirdi.
11|70|Ellerini yemeًe uzatmad‎klar‎n‎ gِrünce, onlar‎ yad‎rgad‎ ve onlardan dolay‎ içine bir korku dü‏tü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gِnderildik.
11|71|O esnada han‎m‎ ayakta idi ve (bu sِzleri duyunca) güldü. Ona da فshak'‎, فshak'‎n ard‎ndan da Ya'kub'u müjdeledik.
11|72|(فbrahim'in kar‎s‎:) Olacak ‏ey deًil! Ben bir kocakar‎, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doًuracaً‎m? Bu gerçekten ‏a‏‎lacak bir ‏ey! dedi.
11|73|(Melekler) dediler ki: Allah'‎n emrine ‏a‏‎yor musun? Ey ev halk‎! Allah'‎n rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. قüphesiz ki O, ِvülmeye lây‎kt‎r, iyiliًi boldur.
11|74|فbrahim'den korku gidip kendisine müjde gelince, Lût kavmi hakk‎nda (adeta) bizimle mücadeleye ba‏lad‎.
11|75|فbrahim cidden yumu‏ak huylu, baًr‎ yan‎k, kendisini Allah'a vermi‏ biri idi.
11|76|(Melekler dediler ki): Ey فbrahim! Bundan vazgeç. اünkü Rabbinin (azap) emri gelmi‏tir. Ve onlara, geri çevrilmez bir azap mutlaka gelecektir!
11|77|Elçilerimiz Lût'a gelince, (Lût) onlar‎n yüzünden üzüldü ve onlardan dolay‎ içi darald‎ da "Bu, çetin bir gündür" dedi.
11|78|Lût'un kavmi, ko‏arak onun yan‎na geldiler. Daha ِnce de o kِtü i‏leri yapmaktayd‎lar. (Lût): "Ey kavmim! ف‏te ‏unlar k‎zlar‎md‎r (onlarla evlenin); sizin için onlar daha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin ِnünde beni rezil etmeyin! فçinizde akl‎ ba‏‎nda bir adam yok mu!" dedi.
11|79|Dediler ki: Senin k‎zlar‎nda bizim bir hakk‎m‎z olmad‎ً‎n‎ biliyorsun. Ve sen bizim ne istediًimizi elbette bilirsin.
11|80|(Lût:) Ke‏ke benim size kar‏‎ (koyacak) bir gücüm olsayd‎ veya güçlü bir kaleye s‎ً‎nabilseydim! dedi.
11|81|(Melekler) dediler ki: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir k‎sm‎nda ailenle (yola ç‎k‎p) yürü. Kar‎ndan ba‏ka sizden hiçbiri geride kalmas‎n. اünkü onlara gelecek olan (azap) ‏üphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vâdolunan (helâk) zaman‎, sabah vaktidir. Sabah yak‎n deًil mi?
11|82|Emrimiz gelince, oran‎n alt‎n‎ üstüne getirdik ve üzerlerine (balç‎ktan) pi‏irilip istif edilmi‏ ta‏lar yaًd‎rd‎k.
11|83|(O ta‏lar:) Rabbin kat‎nda i‏aretlenerek (yaًd‎r‎lm‎‏t‎r). Onlar zalimlerden uzak deًildir.
11|84|Medyen'e de karde‏leri قuayb'‎ (gِnderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için ondan ba‏ka tanr‎ yoktur. ضlçüyü ve tart‎y‎ eksik yapmay‎n. Zira ben sizi hay‎r (ve bolluk) içinde gِrüyorum. Ve ben, gerçekten sizin için ku‏at‎c‎ bir günün azab‎ndan korkuyorum.
11|85|Ve ey kavmim! ضlçüyü ve tart‎y‎ adaletle yap‎n; insanlara e‏yalar‎n‎ eksik vermeyin; yeryüzünde bozguncular olarak dola‏may‎n.
11|86|Eًer mümin iseniz Allah'‎n (helâlinden) b‎rakt‎ً‎ (kâr) sizin için daha hay‎rl‎d‎r. Ben üzerinize bir bekçi deًilim.
11|87|Dediler ki: Ey قuayb! Babalar‎m‎z‎n tapt‎klar‎n‎ (putlar‎), yahut mallar‎m‎z hususunda dilediًimizi yapmay‎ terketmemizi sana namaz‎n m‎ emrediyor? Oysa sen yumu‏ak huylu ve çok ak‎ll‎s‎n!
11|88|Dedi ki: Ey kavmim! Eًer benim, Rabbim taraf‎ndan (verilmi‏) apaç‎k bir delilim varsa ve O bana taraf‎ndan güzel bir r‎z‎k vermi‏se buna ne dersiniz? Size yasak ettiًim ‏eylerin aksini yaparak size ayk‎r‎ davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiًi kadar ‎slah etmek istiyorum. Fakat ba‏armam ancak Allah'‎n yard‎m‎ iledir. Yaln‎z O'na dayand‎m ve yaln‎z O'na dِneceًim.
11|89|Ey kavmim! Sak‎n bana kar‏‎ dü‏manl‎ً‎n‎z, Nuh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Sâlih kavminin ba‏lar‎na gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lût kavmi de sizden uzak deًildir.
11|90|Rabbinizden baً‎‏lanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever.
11|91|Dediler ki: Ey قuayb! Sِylediklerinin çoًunu anlam‎yoruz ve içimizde seni cidden zay‎f (âciz) gِrüyoruz! Eًer kabilen olmasa, seni mutlaka ta‏layarak ِldürürüz. Sen bizden üstün deًilsin.
11|92|(قuayb:) "Ey kavmim dedi, size gِre benim kabilem Allah'tan daha m‎ güçlü ve deًerli ki, onu (Allah'‎n emirlerini) arkan‎za at‎p unuttunuz. قüphesiz ki Rabbim yapmakta olduklar‎n‎z‎ çepeçevre ku‏at‎c‎d‎r.
11|93|Ey kavmim! Elinizden geleni yap‎n! Ben de yapacaً‎m! Kendisini rezil edecek azab‎n geleceًi ‏ahs‎n ve yalanc‎n‎n kim olduًunu yak‎nda ًِreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim."
11|94|Emrimiz gelince, قuayb'‎ ve onunla beraber iman edenleri taraf‎m‎zdan bir rahmetle kurtard‎k; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakalad‎ da yurtlar‎nda diz üstü çِkekald‎lar.
11|95|Sanki orada hiç bar‎nmam‎‏lard‎. Biliniz ki, Semûd kavmi (Allah'‎n rahmetinden) uzak olduًu gibi Medyen kavmi de uzak oldu.
11|96|Andolsun ki Musa'y‎ da mucizelerimizle ve apaç‎k bir delille gِnderdik.
11|97|Firavun'a ve onun ileri gelenlerine Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doًru deًildi.
11|98|Firavun, k‎yamet gününde kavminin ِnüne dü‏ecek ve onlar‎ (çekip) ate‏e gِtürecektir. Varacaklar‎ yer ne kِtü yerdir!
11|99|Onlar burada da, k‎yamet gününde de lânete uًrat‎ld‎lar. (Onlara) verilen bu armaًan ne kِtü armaًand‎r!
11|100|(Ey Muhammed!) ف‏te bu, (halk‎ helâk olmu‏) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlat‎yoruz; onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vard‎r, biçilmi‏ ekin (gibi yok olan) da vard‎r.
11|101|Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiًinde, Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎ tanr‎lar‎, onlara hiçbir ‏ey saًlamad‎, ziyanlar‎n‎ art‎rmaktan ba‏ka bir ‏eye yaramad‎.
11|102|Rabbin, haks‎zl‎k eden memleketleri (onlar‎n halk‎n‎) yakalad‎ً‎nda, onun yakalay‎‏‎ i‏te bِyle (‏iddetlidir). قüphesiz onun yakalamas‎ pek elem vericidir, pek çetindir!
11|103|ف‏te bunda, ahiret azab‎ndan korkanlar için elbette bir ibret vard‎r. O gün bütün insanlar‎n bir araya topland‎ً‎ bir gündür ve o gün (bütün mahlûkat‎n) haz‎r bulunduًu bir gündür.
11|104|Biz onu (k‎yamet gününü) sadece say‎l‎ bir müddete kadar bekletiriz.
11|105|O geldiًi gün Allah'‎n izni olmadan hiç kimse konu‏amaz. Onlardan kimi bedbahtt‎r, kimi mutlu.
11|106|Bedbaht olanlar ate‏tedirler, orada onlar‎n (ِyle feci) nefes al‎p vermeleri vard‎r ki.
11|107|Rabbinin dilediًi hariç, (onlar) gِkler ve yer durdukça o ate‏te ebedî kalacaklard‎r. اünkü Rabbin, istediًini hakk‎yla yapand‎r.
11|108|Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediًi hariç, gِkler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklard‎r. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur.
11|109|O halde onlar‎n tapmakta olduklar‎ ‏eylerden (bu ‏eylerin onlar‎ azaba gِtürdüًünden) ‏üphen olmas‎n. اünkü onlar ancak daha ِnce babalar‎n‎n tapt‎ً‎ gibi tap‎yorlar. Biz onlar‎n (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak vereceًiz.
11|110|Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎ verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eًer Rabbinden bir sِz geçmemi‏ olsayd‎, elbette onlar‎n aras‎nda hüküm verilmi‏ti (ve i‏leri de bitirilmi‏ti). قüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakk‎nda derin bir ‏üphe içindedirler.
11|111|قüphesiz Rabbin, onlar‎n her birinin amellerinin kar‏‎l‎ً‎n‎ onlara tam olarak verecektir. اünkü Rabbin, onlar‎n yapmakta olduklar‎ndan haberdard‎r.
11|112|O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduًun gibi dosdoًru ol! A‏‎r‎ da gitmeyin. اünkü O, sizin yapt‎klar‎n‎z‎ çok iyi gِrendir.
11|113|Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ate‏ dokunur (cehennemde yanars‎n‎z). Sizin Allah'tan ba‏ka dostlar‎n‎z yoktur. Sonra (O'ndan da) yard‎m gِremezsiniz!
11|114|Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz k‎l. اünkü iyilikler kِtülükleri (günahlar‎) giderir. Bu, ًِüt almak isteyenlere bir hat‎rlatmad‎r.
11|115|(Ey Muhammed!) Sab‎rl‎ ol, çünkü Allah güzel i‏ yapanlar‎n mükâfat‎n‎ zayi etmez.
11|116|Sizden ِnceki as‎rlarda yeryüzünde (insanlar‎) bozgunculuktan al‎koyacak faziletli kimseler bulunsayd‎ ya! Fakat onlardan, kurtulu‏a erdirdiًimiz az bir k‎sm‎ müstesnad‎r (bunlar gِrevlerini yapt‎lar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refah‎n pe‏ine dü‏tüler. Zaten günahkâr idiler.
11|117|Halk‎ iyi olduًu halde Rabbin, haks‎zl‎kla memleketleri helâk etmez.
11|118|Rabbin dileseydi bütün insanlar‎ bir tek millet yapard‎. (Fakat) onlar ihtilafa dü‏meye devam edecekler.
11|119|Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnad‎r. Zaten Rabbin onlar‎ bunun için yaratt‎. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracaً‎m" sِzü yerini buldu.
11|120|Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edeceًimiz her haberi sana anlat‎yoruz. Bunda sana gerçeًin bilgisi, müminlere de bir ًِüt ve bir uyar‎ gelmi‏tir.
11|121|فman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yap‎n! Biz de (gerekeni) yapmaktay‎z!
11|122|Bekleyin! قüphesiz biz de beklemekteyiz!
11|123|Gِklerin ve yerin gayb‎ (s‎rr‎) yaln‎z Allah'a aittir. Her i‏ O'na dِndürülür. ضyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yapt‎klar‎n‎zdan gafil deًildir.
12|1|Elif. Lâm. Râ. Bunlar, apaç‎k Kitab'‎n âyetleridir.
12|2|Anlayas‎n‎z diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
12|3|(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'‎ vahyetmekle geçmi‏ milletlerin haberlerini sana en güzel bir ‏ekilde anlat‎yoruz. Gerçek ‏u ki, sen bundan ِnce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.
12|4|Bir zamanlar Yusuf, babas‎na (Ya'kub'a) demi‏ti ki: Babac‎ً‎m! Ben (rüyamda) on bir y‎ld‎zla güne‏i ve ay‎ gِrdüm; onlar‎ bana secde ederlerken gِrdüm.
12|5|(Babas‎:) Yavrucuًum! dedi, rüyan‎ sak‎n karde‏lerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! اünkü ‏eytan insana apaç‎k bir dü‏mand‎r.
12|6|ف‏te bِylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada gِrülen) olaylar‎n yorumunu ًِretecek ve daha ِnce iki atan فbrahim ve فshak'a nimetini tamamlad‎ً‎ gibi sana ve Ya'kub soyuna da nimetini tamamlayacakt‎r. اünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
12|7|Andolsun ki Yusuf ve karde‏lerinde, (almak) isteyenler için ibretler vard‎r.
12|8|(Karde‏leri) dediler ki: Yusufla karde‏i (Bünyamin) babam‎za bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabal‎k bir cemaatiz. قüphesiz ki babam‎z apaç‎k bir yanl‎‏l‎k içindedir.
12|9|(Aralar‎nda dediler ki:) Yusufu ِldürün veya onu (uzak) bir yere at‎n ki baban‎z‎n teveccühü yaln‎z size kals‎n! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
12|10|Onlardan biri: Yusufu ِldürmeyin, eًer mutlaka yapacaksan‎z onu kuyunun dibine at‎n da geçen kervanlardan biri onu als‎n (gِtürsün), dedi.
12|11|Dediler ki: "Ey babam‎z! Sana ne oluyor da Yusuf hakk‎nda bize güvenmiyorsun! Oysa ki biz onun iyiliًini istemekteyiz.
12|12|Yar‎n onu bizimle beraber (k‎ra) gِnder de bol bol yesin (içsin), oynas‎n. Biz onu mutlaka koruruz."
12|13|(Babalar‎) dedi ki: Onu gِtürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkar‎m.
12|14|Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduًumuz halde, eًer onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten âciz kimseler say‎l‎r‎z.
12|15|Onu gِtürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusufa: Andolsun ki sen onlar‎n bu i‏lerini onlar (i‏in) fark‎na varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.
12|16|Ak‏amleyin aًlayarak babalar‎na geldiler.
12|17|Ey babam‎z! dediler, biz yar‎‏mak üzere uzakla‏t‎k; Yusufu e‏yam‎z‎n yan‎nda b‎rakm‎‏t‎k. (Ne yaz‎k ki) onu kurt yemi‏! Fakat biz doًru sِyleyenler olsak da sen bize inanmazs‎n.
12|18|Gِmleًinin üstünde sahte bir kan ile geldiler. (Yakub) dedi ki: Bilakis nefisleriniz size (kِtü) bir i‏i güzel gِsterdi. Art‎k (bana dü‏en) hakk‎yla sabretmektir. Anlatt‎ً‎n‎z kar‏‎s‎nda (bana) yard‎m edecek olan, ancak Allah't‎r.
12|19|Bir kervan geldi ve sucular‎n‎ (kuyuya) gِnderdiler, o da (gidip) kovas‎n‎ sald‎, (Yusufu gِrünce) "Müjde! ف‏te bir oًlan!" dedi. Onu bir ticaret mal‎ olarak saklad‎lar. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çok iyi bilir.
12|20|(Kafile M‎s‎r'a vard‎ً‎nda) onu deًersiz bir pahaya, say‎l‎ birkaç dirheme satt‎lar. Onlar zaten ona deًer vermemi‏lerdi.
12|21|M‎s‎r'da onu sat‎n alan adam, kar‎s‎na dedi ki: "Ona deًer ver ve güzel bak! Umulur ki bize faydas‎ olur. Veya onu evlât ediniriz." ف‏te bِylece (M‎s‎r da adaletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki) olaylar‎n yorumunu ًِretmemiz için Yusufu o yere yerle‏tirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanlar‎n çoًu (bunu) bilmezler.
12|22|(Yusuf) erginlik çaً‎na eri‏ince, ona (isabetle) hükmetme (yeteneًi) ve ilim verdik. ف‏te güzel davrananlar‎ biz bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
12|23|Evinde bulunduًu kad‎n, onun nefsinden murat almak istedi, kap‎lar‎ iyice kapatt‎ ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâ‏â), Allah'a s‎ً‎n‎r‎m! Zira kocan‎z benim velinimetimdir, bana güzel davrand‎. Gerçek ‏u ki, zalimler iflah olmaz!" dedi.
12|24|Andolsun ki, kad‎n ona meyletti. Eًer Rabbinin i‏aret ve ikaz‎n‎ gِrmeseydi o da kad‎na meyletmi‏ti. ف‏te bِylece biz, kِtülük ve fuh‏u ondan uzakla‏t‎rmak için (delilimizi gِsterdik). قüphesiz o ihlâsl‎ kullar‎m‎zdand‎.
12|25|فkisi de kap‎ya doًru ko‏tular. Kad‎n onun gِmleًini arkadan y‎rtt‎. Kap‎n‎n yan‎nda onun kocas‎na rastlad‎lar. Kad‎n dedi ki: Senin ailene kِtülük etmek isteyenin cezas‎, zindana at‎lmaktan veya elem verici bir i‏kenceden ba‏ka ne olabilir!
12|26|Yusuf: "As‎l kendisi benim nefsimden murat almak istedi" dedi. Kad‎n‎n akrabas‎ndan biri ‏ِyle ‏ahitlik etti: "Eًer gِmleًi ِnden y‎rt‎lm‎‏sa, kad‎n doًru sِylemi‏tir, bu ise yalanc‎lardand‎r."
12|27|"Eًer gِmleًi arkadan y‎rt‎lm‎‏sa, kad‎n yalan sِylemi‏tir. Bu ise doًru sِyleyenlerdendir."
12|28|(Kocas‎, Yusuf'un gِmleًinin) arkadan y‎rt‎lm‎‏ olduًunu gِrünce, (kad‎na): "قüphesiz, dedi; bu, sizin tuzaً‎n‎zd‎r. Sizin tuzaً‎n‎z gerçekten büyüktür."
12|29|"Ey Yusuf! Sen bundan (olanlar‎ sِylemekten) vazgeç! (Ey kad‎n!) Sen de günah‎n‎n aff‎n‎ dile! اünkü sen günahkârlardan oldun"
12|30|قehirdeki baz‎ kad‎nlar dediler ki: Azizin kar‎s‎, delikanl‎s‎n‎n nefsinden murat almak istiyormu‏; Yusufun sevdas‎ onun kalbine i‏lemi‏! Biz onu gerçekten aç‎k bir sap‎kl‎k içinde gِrüyoruz.
12|31|Kad‎n, onlar‎n dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gِnderdi; onlar için dayanacak yast‎klar haz‎rlad‎. Herbirine bir b‎çak verdi. (Kad‎nlar meyveleri soyarken Yusufa): "ا‎k kar‏‎lar‎na!" dedi. Kad‎nlar onu gِrünce, onun büyüklüًünü anlad‎lar. (قa‏k‎nl‎klar‎ndan) ellerini kestiler ve dediler ki: Hâ‏â Rabbimiz! Bu bir be‏er deًil... Bu ancak üstün bir melektir!
12|32|Kad‎n dedi ki: ف‏te hakk‎nda beni k‎nad‎ً‎n‎z ‏ah‎s budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) ‏iddetle sak‎nd‎. Andolsun, eًer o kendisine emredeceًimi yapmazsa mutlaka zindana at‎lacak ve elbette sürünenlerden olacakt‎r!
12|33|(Yusuf:) Rabbim! Bana zindan, bunlar‎n benden istediklerinden daha iyidir! Eًer onlar‎n hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.
12|34|Rabbi onun duas‎n‎ kabul etti ve onlar‎n hilesini uzakla‏t‎rd‎. اünkü O çok iyi i‏iten, pek iyi bilendir.
12|35|Sonunda (aziz ve arkada‏lar‎) kesin delilleri gِrmelerine raًmen (halk‎n dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmalar‎ kendilerine uygun gِründü.
12|36|Onunla birlikte zindana iki delikanl‎ daha girdi. Onlardan biri dedi ki: Ben (rüyada) ‏arap s‎kt‎ً‎m‎ gِrdüm. Diًeri de: Ben de ba‏‎m‎n üstünde ku‏lar‎n yemekte olduًu bir ekmek ta‏‎d‎ً‎m‎ gِrdüm. Bunun yorumunu bize haber ver. اünkü biz seni güzel davrananlardan gِrüyoruz, dedi.
12|37|(Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden ِnce onun yorumunu mutlaka size haber vereceًim. Bu, Rabbimin bana ًِrettiklerindendir. قüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzakla‏t‎m. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.
12|38|Atalar‎m فbrahim, فshak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir ‏eyi ortak ko‏mam‎z bize yara‏maz. Bu, Allah'‎n bize ve insanlara olan lütfundand‎r. Fakat insanlar‎n çoًu ‏ükretmezler.
12|39|Ey zindan arkada‏lar‎m! اe‏itli tanr‎lar m‎ daha iyi, yoksa gücüne kar‏‎ durulamaz olan bir tek Allah m‎?
12|40|Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎n‎z, sizin ve atalar‎n‎z‎n takt‎ً‎ birtak‎m isimlerden ba‏ka bir ‏ey deًildir. Allah onlar hakk‎nda herhangi bir delil indirmemi‏tir. Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden ba‏kas‎na ibadet etmemenizi emretmi‏tir. ف‏te dosdoًru din budur. Fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
12|41|Ey zindan arkada‏lar‎m ! (Rüyalar‎n‎za gelince), biriniz (daha ِnce olduًu gibi) efendisine ‏arap içirecek; diًeri ise as‎lacak ve ku‏lar onun ba‏‎ndan (beynini) yiyecekler. Yorumunu sorduًunuz i‏ (bu ‏ekilde) kesinle‏mi‏tir.
12|42|Onlardan, kurtulacaً‎n‎ bildiًi kimseye dedi ki: Beni efendinin yan‎nda an, (umulur ki beni ç‎kar‎r). Fakat ‏eytan ona, efendisine anmay‎ unutturdu. Dolay‎s‎yla (Yusuf), birkaç sene daha zindanda kald‎.
12|43|Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi ar‎k ineًin yediًi yedi semiz inek gِrdüm. Ayr‎ca, yedi ye‏il ba‏ak ve diًerlerini de kuru gِrdüm. Ey ileri gelenler! Eًer rüya yorumluyorsan‎z, benim rüyam‎ da bana yorumlay‎n‎z.
12|44|(Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakar‎‏‎k dü‏lerdir. Biz bِyle dü‏lerin yorumunu bilenlerden deًiliz.
12|45|(Zindandaki) iki ki‏iden kurtulmu‏ olan, uzun bir zaman sonra (Yusufu) hat‎rlayarak dedi ki: Ben size onun yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) gِnderin.
12|46|(Yusufun yan‎na gelerek dedi ki:) Ey Yusuf, ey doًru sِzlü ki‏i! (Rüyada gِrülen) yedi ar‎k ineًin yediًi yedi semiz inek ile yedi ye‏il ba‏ak ve diًerleri de kuru olan (ba‏aklar) hakk‎nda bize yorum yap. ـmit ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla) dِnerim de belki onlar da doًruyu ًِrenirler.
12|47|Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi ba‏aً‎nda (stok edip) b‎rak‎n‎z.
12|48|Sonra bunun ard‎ndan, saklayacaklar‎n‎zdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o y‎llar için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi k‎tl‎k y‎l‎ gelecektir.
12|49|Sonra bunun ard‎ndan da bir y‎l gelecek ki, o y‎lda insanlara (Allah taraf‎ndan) yard‎m olunacak ve o y‎lda (meyvesuyu ve yaً) s‎kacaklar.
12|50|(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Elçi, Yusufa geldiًi zaman, (Yusuf) dedi ki: "Efendine dِn de ona: Ellerini kesen o kad‎nlar‎n zoru neydi? diye sor. قüphesiz benim Rabbim onlar‎n hilesini çok iyi bilir."
12|51|(Kral kad‎nlara) dedi ki: Yusufun nefsinden murat almak istediًiniz zaman durumunuz neydi? Kad‎nlar, Hâ‏â! Allah için, biz ondan hiçbir kِtülük gِrmedik, dediler. Azizin kar‎s‎ da dedi ki: "قimdi gerçek ortaya ç‎kt‎. Ben onun nefsinden murat almak istemi‏tim. قüphesiz ki o doًru sِyleyenlerdendir."
12|52|(Yusuf dedi ki): Bu, azizin yokluًunda ona hainlik etmediًimi ve Allah'‎n hainlerin hilesini ba‏ar‎ya ula‏t‎rmayacaً‎n‎ (herkesin) bilmesi içindir.
12|53|(Bununla beraber) nefsimi temize ç‎karm‎yorum. اünkü nefis a‏‎r‎ ‏ekilde kِtülüًü emreder; Rabbim ac‎y‎p korumu‏ ba‏ka. قüphesiz Rabbim çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
12|54|Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime ِzel dan‎‏man edineyim. Onunla konu‏unca: Bugün sen yan‎m‎zda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.
12|55|"Beni ülkenin hazinelerine tayin et! اünkü ben (onlar‎) çok iyi korurum ve bu i‏i bilirim" dedi.
12|56|Ve bِylece Yusuf'a orada dilediًi gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediًimiz kimseye rahmetimizi eri‏tiririz. Ve güzel davrananlar‎n mükâfat‎n‎ zayi etmeyiz.
12|57|فman edip de (kِtülüklerden) sak‎nanlar için ahiret mükâfat‎ daha hay‎rl‎d‎r.
12|58|Yusufun karde‏leri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onlar‎ tan‎d‎, onlar onu tan‎m‎yorlard‎.
12|59|(Yusuf) onlar‎n yüklerini haz‎rlay‎nca dedi ki: "Sizin bababir karde‏inizi de bana getirin. Gِrmüyor musunuz, ben ِlçeًi tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.
12|60|Eًer onu bana getirmezseniz, art‎k benim yan‎mda size verilecek bir ِlçek (erzak) yoktur, bana hiç yakla‏may‎n!"
12|61|Dediler ki: Onu babas‎ndan istemeye çal‎‏acaً‎z, ku‏kusuz bunu yapacaً‎z.
12|62|(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine dِndüklerinde bunun fark‎na var‎rlar da belki geri gelirler.
12|63|Babalar‎na dِndüklerinde dediler ki: Ey babam‎z! Erzak bize yasakland‎. Karde‏imizi (Bünyamin'i) bizimle beraber gِnder de (onun sayesinde) ِlçüp alal‎m. Biz onu mutlaka koruyacaً‎z.
12|64|Ya'kub dedi ki: Daha ِnce karde‏i (Yusuf) hakk‎nda size ne kadar güvendiysem, bunun hakk‎nda da size ancak o kadar güvenirim! (Ben onu sadece Allah'a emanet ediyorum); Allah en hay‎rl‎ koruyucudur. O, ac‎yanlar‎n en merhametlisidir.
12|65|E‏yalar‎n‎ açt‎klar‎nda sermayelerinin kendilerine geri verildiًini gِrdüler. Dediler ki: Ey babam‎z! Daha ne istiyoruz. ف‏te sermâyemiz de bize geri verilmi‏. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, karde‏imizi koruruz ve bir deve yükü de fazla al‎r‎z. اünkü bu (seferki ald‎ً‎m‎z) az bir miktard‎r.
12|66|(Ya'kub) dedi ki: Ku‏at‎lman‎z (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceًinize dair Allah ad‎na bana saًlam bir sِz vermediًiniz takdirde onu sizinle beraber gِndermem!" Ona (istediًi ‏ekilde) teminatlar‎n‎ verdiklerinde dedi ki: Sِylediklerimize Allah ‏ahittir.
12|67|Sonra ‏ِyle dedi: Oًullar‎m! (قehre) hepiniz bir kap‎dan girmeyin, ayr‎ ayr‎ kap‎lardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir ‏eyi sizden savamam. Hüküm Allah'tan ba‏kas‎n‎n deًildir. (Onun için) ben yaln‎z O'na dayand‎m. Tevekkül edenler yaln‎z O'na dayans‎nlar.
12|68|Babalar‎n‎n kendilerine emrettiًi yerden (çe‏itli kap‎lardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah'tan gelecek hiçbir ‏eyi onlardan savamazd‎; ancak Ya'kub içindeki bir dileًi aç‎ًa vurmu‏ oldu. قüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz ًِretmi‏tik. Fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
12|69|Yusuf'un yan‎na girdiklerinde ِz karde‏ini yan‎na ald‎ ve "Bilesin ki ben senin karde‏inim, onlar‎n yapt‎klar‎na üzülme" dedi.
12|70|(Yusuf) onlar‎n yükünü haz‎rlad‎ً‎ zaman ma‏rabay‎ karde‏inin yükü içine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz h‎rs‎zs‎n‎z! diye seslendi.
12|71|(Yusuf'un karde‏leri) onlara dِnerek: Ne ar‎yorsunuz? dediler.
12|72|Kral‎n su kab‎n‎ ar‎yoruz; onu getirene bir deve yükü (bah‏i‏) var dediler. (فçlerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi.
12|73|Allah'a andolsun ki, bizim yeryüzünde fesat ç‎karmak için gelmediًimizi siz de biliyorsunuz. Biz h‎rs‎z da deًiliz, dediler.
12|74|(Yusuf'un adamlar‎) dediler ki: Peki, siz yalanc‎ysan‎z bunun cezas‎ nedir?
12|75|"Onun cezas‎, kay‎p e‏ya, kimin yükünde bulunursa i‏te o (‏ahsa el koymak) onun cezas‎d‎r. Biz zalimleri bِyle cezaland‎r‎r‎z" dediler.
12|76|Bunun üzerine Yusuf, karde‏inin yükünden ِnce onlar‎n yüklerini (aramaya) ba‏lad‎. Sonra da onu, karde‏inin yükünden ç‎kartt‎. ف‏te biz Yusufa bِyle bir tedbir ًِrettik, yoksa kral‎n kanununa gِre karde‏ini tutamayacakt‎. Ancak Allah'‎n dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vard‎r.
12|77|(Karde‏leri) dediler ki: "Eًer o çald‎ysa, daha ِnce onun bir karde‏i de çalm‎‏t‎." Yusuf bunu içinde saklad‎, onlara açmad‎. (Kendi kendine) dedi ki: Siz daha kِtü durumdas‎n‎z! Allah, sizin anlatt‎ً‎n‎z‎ çok iyi bilir.
12|78|Dediler ki: Ey aziz! Gerçekten onun çok ya‏l‎ bir babas‎ var. Onun yerine bizim birimizi al‎koy. Zira biz seni, iyilik edenlerden gِrüyoruz.
12|79|Dedi ki: E‏yam‎z‎ yan‎nda bulduًumuz kimseden ba‏kas‎n‎ yakalamaktan Allah'a s‎ً‎n‎r‎z, o takdirde biz gerçekten zalimler oluruz!
12|80|Ondan ümitlerini kesince, (meseleyi) gizli gِrü‏mek üzere ayr‎l‎p (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Baban‎z‎n sizden Allah ad‎na sِz ald‎ً‎n‎, daha ِnce de Yusuf hakk‎nda i‏lediًiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayr‎lmayacaً‎m. O hükmedenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
12|81|Baban‎za dِnün ve deyin ki: "Ey babam‎z! قüphesiz oًlun h‎rs‎zl‎k etti. Biz, bildiًimizden ba‏kas‎na ‏ahitlik etmedik. Biz gayb‎n bekçileri deًiliz.
12|82|(فstersen) içinde bulunduًumuz ‏ehire (M‎s‎r halk‎na) ve aralar‎nda geldiًimiz kafileye de sor. Biz gerçekten doًru sِylüyoruz."
12|83|(Babalar‎) dedi ki: "Hay‎r, nefisleriniz sizi (bِyle) bir i‏e sürükledi. (Bana dü‏en) art‎k, güzel bir sab‎rd‎r. Umulur ki, Allah onlar‎n hepsini bana getirir. اünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
12|84|Onlardan yüz çevirdi, "Ah Yusuf'um ah!" diye s‎zland‎ ve kederini içine gِmmesi yüzünden gِzlerine boz geldi.
12|85|(Oًullar‎:) "Allah'a andolsun ki sen hâla Yusuf'u an‎yorsun. Sonunda ya hasta olacaks‎n ya da büsbütün helâk olacaks‎n!" dediler.
12|86|(Ya'kub:) Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceًiniz ‏eyleri Allah taraf‎ndan (vahiy ile) biliyorum, dedi.
12|87|Ey oًullar‎m! Gidin de Yusuf'u ve karde‏ini iyice ara‏t‎r‎n, Allah'‎n rahmetinden ümit kesmeyin. اünkü kâfirler topluluًundan ba‏kas‎ Allah'‎n rahmetinden ümit kesmez.
12|88|Yusuf'un yan‎na girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi k‎tl‎k bast‎ ve biz deًersiz bir sermaye ile geldik. Hakk‎m‎z‎ tam ِlçerek ver. Ayr‎ca bize baً‎‏ta da bulun. قüphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatland‎r‎r.
12|89|Yusuf dedi ki: Siz, cahilliًiniz yüzünden Yusuf ve karde‏ine yapt‎klar‎n‎z‎ biliyor musunuz?
12|90|Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun? dediler. O da: (Evet) ben Yusufum, bu da karde‏im. (Birbirimize kavu‏may‎) Allah bize lütfetti. اünkü kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, ‏üphesiz Allah güzel davrananlar‎n mükâfat‎n‎ zayi etmez, dedi.
12|91|(Karde‏leri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün k‎lm‎‏. Gerçekten biz hataya dü‏mü‏üz.
12|92|(Yusuf) dedi ki: "Bugün sizi k‎namak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir."
12|93|"قu benim gِmleًimi gِtürün de onu babam‎n yüzüne koyun, (gِzleri) gِrecek duruma gelir. Ve bütün ailenizi bana getirin."
12|94|Kafile (M‎s‎r'dan) ayr‎l‎nca, babalar‎ (yan‎ndakilere): Eًer bana bunam‎‏ demezseniz inan‎n ben Yusuf'un kokusunu al‎yorum! dedi.
12|95|(Onlar da:) Vallahi sen hâla eski ‏a‏k‎nl‎ً‎ndas‎n, dediler.
12|96|Müjdeci gelince, gِmleًi onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub) gِrür oldu. Ben size: "Allah taraf‎ndan (vahiy ile) sizin bilemeyeceًiniz ‏eyleri bilirim" demedim mi! dedi.
12|97|(Oًullar‎) dediler ki: Ey babam‎z! (Allah'tan) bizim günahlar‎m‎z‎n aff‎n‎ dile! اünkü biz gerçekten günahkârlar idik.
12|98|(Ya'kub:) Sizin için Rabbimden af dileyeceًim. اünkü O çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir, dedi.
12|99|(Hep beraber M‎s‎r'a gidip) Yusufun yan‎na girdikleri zaman, ana-babas‎n‎ kucaklad‎, "Güven içinde Allah'‎n iradesiyle M‎s‎r'a girin!" dedi.
12|100|Ana ve babas‎n‎ taht‎n‎n üstüne ç‎kart‎p oturttu ve hepsi onun için (ona kavu‏tuklar‎ için) secdeye kapand‎lar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babac‎ً‎m! ف‏te bu, daha ِnce (gِrdüًüm) rüyan‎n yorumudur. Rabbim onu gerçekle‏tirdi. Doًrusu Rabbim bana (çok ‏ey) lütfetti. اünkü beni zindandan ç‎kard‎ ve ‏eytan benimle karde‏lerimin aras‎n‎ bozduktan sonra sizi çِlden getirdi. قüphesiz ki Rabbim dilediًine lütfedicidir. Ku‏kusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
12|101|"Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada gِrülen) olaylar‎n yorumunu da ًِrettin. Ey gِkleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak ِldür ve beni sâlihler aras‎na kat!"
12|102|ف‏te bu (Yusuf k‎ssas‎) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak i‏lerine karar verdikleri zaman sen onlar‎n yan‎nda deًildin (ki bunlar‎ bilesin).
12|103|Sen ne kadar üstüne dü‏sen de insanlar‎n çoًu iman edecek deًillerdir.
12|104|Halbuki sen bunun için (peygamberlik gِrevini îfa için) onlardan bir ücret istemiyorsun. Kur'an, âlemler için ancak bir ًِüttür.
12|105|Gِklerde ve yerde nice deliller vard‎r ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.
12|106|Onlar‎n çoًu, ancak ortak ko‏arak Allah'a iman ederler.
12|107|Allah taraf‎ndan ku‏at‎c‎ bir felâket gelmesi veya fark‎nda olmadan k‎yametin ans‎z‎n kopmas‎ kar‏‎s‎nda kendilerini emîn mi gِrdüler?
12|108|(Resûlüm!) De ki: "ف‏te bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çaً‎r‎yorum, ben ve bana uyanlar ayd‎nl‎k bir yol üzerindeyiz. Allah'‎ (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak ko‏anlardan deًilim."
12|109|Senden ِnce de, ‏ehirler halk‎ndan kendilerine vahyettiًimiz erkeklerden ba‏kas‎n‎ peygamber gِndermedik. (Kâfirler) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden ِncekilerin sonunun nas‎l olduًunu gِrsünler! Sak‎nanlar için ahiret yurdu elbette daha iyidir. Hâla akl‎n‎z‎ kullanm‎yor musunuz?
12|110|Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana ç‎kar‎ld‎klar‎n‎ sand‎klar‎ s‎rada onlara yard‎m‎m‎z gelir ve dilediًimiz kimse kurtulu‏a erdirilir. (Fakat) suçlular topluluًundan azab‎m‎z asla geri çevrilmez.
12|111|Andolsun onlar‎n (geçmi‏ peygamberler ve ümmetlerinin) k‎ssalar‎nda ak‎l sahipleri için pek çok ibretler vard‎r. (Bu Kur'an) uydurulabilecek bir sِz deًildir. Fakat o, kendinden ِncekileri tasdik eden, her ‏eyi aç‎klayan (bir kitapt‎r); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.
13|1|Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'‎n âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen hakt‎r, fakat insanlar‎n çoًu inanmazlar.
13|2|Gِrmekte olduًunuz gِkleri direksiz olarak yükselten, sonra Ar‏'a istivâ eden, güne‏i ve ay‎ emrine boyun eًdiren Allah't‎r. (Bunlar‎n) her biri muayyen bir vakte kadar ak‎p gitmektedir. O, Rabbinize kavu‏acaً‎n‎za kesin olarak inanman‎z için her i‏i düzenleyip âyetleri aç‎klamaktad‎r.
13|3|Yeri dِ‏eyen, onda oturakl‎ daًlar ve ‎rmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O ِrtüyor. قüphesiz bütün bunlarda dü‏ünen bir toplum için ibretler vard‎r.
13|4|Yeryüzünde birbirine kom‏u k‎talar, üzüm baًlar‎, ekinler, bir kِkten ve çe‏itli kِklerden dallanm‎‏ hurma aًaçlar‎ vard‎r. Bunlar‎n hepsi bir su ile sulan‎r. (Bِyle iken) yemi‏lerinde onlar‎n bir k‎sm‎n‎ bir k‎sm‎na üstün k‎lar‎z. ف‏te bunlarda ak‎llar‎n‎ kullanan bir toplum için ibretler vard‎r.
13|5|(Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalar‎na) ‏a‏‎yorsan, as‎l ‏a‏‎lacak ‏ey onlar‎n: "Biz toprak olduًumuz zaman yeniden mi yarat‎lacaً‎z?" demeleridir. ف‏te onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; i‏te onlar (k‎yamet gününde) boyunlar‎nda tasmalar bulunanlard‎r. Ve onlar ate‏ ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklard‎r!
13|6|(Mü‏rikler) senden iyilikten ِnce kِtülüًü çabucak istiyorlar. Halbuki onlardan ِnce ibret al‎nacak nice azap ِrnekleri gelip geçmi‏tir. Doًrusu insanlar kِtülük ettikleri halde Rabbin onlar için maًfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azab‎ da çok ‏iddetlidir.
13|7|Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyar‎c‎s‎n ve her toplumun bir rehberi vard‎r.
13|8|Her di‏inin neye gebe kalacaً‎n‎, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceًini Allah bilir. Onun kat‎nda her ‏ey ِlçü iledir.
13|9|O, gِrüleni de gِrülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir.
13|10|Sizden, sِzü gizleyenle onu aç‎ًa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) e‏ittir.
13|11|Onun ِnünde ve arkas‎nda Allah'‎n emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vard‎r. Bir toplum kendilerindeki ِzellikleri deًi‏tirinceye kadar Allah, onlarda bulunan‎ deًi‏tirmez. Allah bir topluma kِtülük diledi mi, art‎k onun için geri çevrilme diye bir ‏ey yoktur. Onlar‎n Allah'tan ba‏ka yard‎mc‎lar‎ da yoktur.
13|12|O, size korku ve ümit içinde ‏im‏eًi gِsteren ve (yaًmur dolu) aً‎r bulutlar‎ meydana getirendir.
13|13|Gِk gürültüsü Allah'‎ hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolay‎ tesbih ederler. Onlar, Allah hakk‎nda mücâdele edip dururken O, y‎ld‎r‎mlar gِnderip onlarla dilediًini çarpar. Ve O, azab‎ pek ‏iddetli oland‎r.
13|14|El aç‎p yalvarmaya lây‎k olan ancak O'dur. O'nun d‎‏‎nda el aç‎p dua ettikleri onlar‎n isteklerini hiçbir ‏eyle kar‏‎lamazlar. Onlar ancak aًz‎na gelsin diye suya doًru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu aًz‎na gِtürmedikçe) su onun aًz‎na girecek deًildir. Kâfirlerin duas‎ ku‏kusuz hedefini ‏a‏‎rm‎‏t‎r.
13|15|Gِklerde ve yerde bulunanlar da onlar‎n gِlgeleri de sabah ak‏am ister istemez sadece Allah'a secde ederler.
13|16|(Resûlüm!) De ki: "Gِklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah't‎r." O halde de ki: "O'nu b‎rak‎p da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar m‎ edindiniz?" De ki: "Kِrle gِren bir olur mu hiç? Ya da karanl‎klarla ayd‎nl‎k e‏it olur mu?" Yoksa O'nun yaratt‎ً‎ gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi gِründü? De ki: Allah her ‏eyi yaratand‎r. Ve O, birdir, kar‏‎ durulamaz güç sahibidir.
13|17|O, gِkten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup akt‎. Bu sel, üste ç‎kan bir kِpüًü yüklenip gِtürdü. Süs veya (diًer) e‏ya yapmak isteyerek ate‏te erittikleri ‏eylerden de buna benzer kِpük olur. ف‏te Allah hak ile bât‎la bِyle misal verir. Kِpük at‎l‎p gider. فnsanlara fayda veren ‏eye gelince, o yeryüzünde kal‎r. ف‏te Allah bِyle misaller getirir.
13|18|ف‏te Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vard‎r. Ona uymayanlara gelince, eًer yeryüzünde olanlar‎n tümü ile bunun yan‎nda bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. ف‏te onlar var ya, hesab‎n en kِtüsü onlarad‎r. Varacaklar‎ yer de cehennemdir. O ne kِtü yatakt‎r!
13|19|Rabbinden sana indirilenin hak olduًunu bilen kimse, (inkâr eden) kِr kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak ak‎l sahipleri anlar.
13|20|Onlar, Allah'‎n ahdini yerine getirenler ve verdikleri sِzü bozmayanlard‎r.
13|21|Onlar Allah'‎n gِzetilmesini emrettiًi ‏eyleri gِzeten, Rablerinden sak‎nan ve kِtü hesaptan korkan kimselerdir.
13|22|Yine onlar, Rablerinin r‎zas‎n‎ isteyerek sabreden, namaz‎ dosdoًru k‎lan, kendilerine verdiًimiz r‎z‎klardan gizli ve aç‎k olarak (Allah yolunda) harcayan ve kِtülüًü iyilikle savan kimselerdir. ف‏te onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlar‎nd‎r.
13|23|(O yurt) Adn cennetleridir; oraya babalar‎ndan, e‏lerinden ve çocuklar‎ndan sâlih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kap‎dan onlar‎n yan‎na varacaklard‎r.
13|24|(Melekler:) Sabrettiًinize kar‏‎l‎k size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).
13|25|Allah'a verdikleri sِzü kuvvetle peki‏tirdikten sonra bozanlar, Allah'‎n riayet edilmesini emrettiًi ‏eyleri (akrabal‎k baًlar‎n‎) terk edenler ve yeryüzünde fesat ç‎karanlar; i‏te lânet onlar içindir. Ve kِtü yurt (cehennem) onlar‎nd‎r.
13|26|Allah dilediًine r‎zk‎n‎ bolla‏t‎r‎r da daralt‎r da. Onlar dünya hayat‎yla ‏‎mard‎lar. Oysa ahiretin yan‎nda dünya hayat‎, geçici bir faydadan ba‏ka bir ‏ey deًildir.
13|27|Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli deًil miydi? De ki: Ku‏kusuz Allah dilediًini sapt‎r‎r, kendisine yِneleni de hidayete erdirir.
13|28|Bunlar, iman edenler ve gِnülleri Allah'‎n zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'‎ anmakla huzur bulur.
13|29|فman edip iyi i‏ler yapanlara ne mutlu! Var‎lacak güzel yurt da onlar içindir.
13|30|(Ey Muhammed!) Bِylece seni, kendilerinden ِnce nice ümmetlerin gelip geçtiًi bir ümmete gِnderdik ki, sana vahyettiًimizi onlara okuyas‎n. Onlar Rahman'‎ inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dِnü‏ sadece O'nad‎r.
13|31|Eًer okunan bir Kitapla daًlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansayd‎, yahut onunla ِlüler konu‏turulsayd‎ (o Kitap yine bu Kur'an olacakt‎). Fakat bütün i‏ler Allah'a aittir. فman edenler hâla bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanlar‎ hidayete erdirirdi? Allah'‎n vâdi gelinceye kadar inkâr edenlere, yapt‎klar‎ndan dolay‎ ya ans‎z‎n büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yak‎n‎na inecek. Allah, vâdinden asla dِnmez.
13|32|Andolsun, senden ِnceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra da onlar‎ yakalad‎m. (Gِrseydin ki) azab‎m nas‎lm‎‏!
13|33|Herkesin kazand‎ً‎n‎ gِzetleyip muhafaza eden, (hiç bِyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar ko‏tular. De ki: "Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceًi bir ‏eyi mi haber veriyorsunuz? Yahut bo‏ laf m‎ ediyorsunuz?" Doًrusu inkâr edenlere hileleri süslü gِsterildi ve onlar doًru yoldan al‎konuldular. Allah kimi sapt‎r‎rsa art‎k onu doًru yola iletecek yoktur.
13|34|Dünya hayat‎nda onlara sadece bir azap vard‎r. Ahiret azab‎ ise daha ‏iddetlidir. Onlar‎ Allah'tan (onun azab‎ndan) koruyacak kimse de yoktur.
13|35|Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin ِzelliًi (‏udur): Onun zemininden ‎rmaklar akar. Yemi‏leri ve gِlgesi süreklidir. ف‏te bu, (kِtülüklerden) sak‎nanlar‎n (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise ate‏tir.
13|36|Kendilerine kitap verdiًimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birle‏en) guruplardan onun bir k‎sm‎n‎ inkâr eden de vard‎r. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak ko‏mamam emrolundu. Ben yaln‎z O'na çaً‎r‎yorum ve dِnü‏ de yaln‎z O'nad‎r.
13|37|Ve bِylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir sِz) olarak indirdik. Eًer sana gelen bu ilimden sonra, onlar‎n arzular‎na uyarsan, (i‏te o zaman) Allah taraf‎ndan senin ne bir dostun ne de koruyucun vard‎r.
13|38|Andolsun senden ِnce de peygamberler gِnderdik ve onlara da e‏ler ve çocuklar verdik. Allah'‎n izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkân‎ yoktur. Her müddetin (yaz‎ld‎ً‎) bir kitap vard‎r.
13|39|Allah dilediًini siler, (dilediًini de) sabit b‎rak‎r. Bütün kitaplar‎n asl‎ onun yan‎ndad‎r.
13|40|Biz, onlara vâdettiًimizin (azab‎n) bir k‎sm‎n‎ sana gِstersek de veya (ondan ِnce) seni ِldürürsek de sana ancak (Allah'‎n emirlerini) tebliً etmek dü‏er. Hesap yaln‎z bize aittir.
13|41|Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlar‎ndan eksilttiًimizi gِrmediler mi? Allah (dilediًi gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesab‎ çabuk gِrendir.
13|42|Onlardan ِncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmu‏lard‎; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. اünkü O, herkesin ne kazanacaً‎n‎ bilir. Bu yurdun (dünyan‎n) sonunun kimin olduًunu yak‎nda kâfirler bileceklerdir!
13|43|Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gِnderilmi‏ bir kimse deًilsin, derler. De ki: Benimle sizin aran‎zda ‏ahit olarak Allah ve yan‎nda Kitab'‎n bilgisi olan (Peygamber) yeter.
14|1|Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanlar‎ karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa, yani her ‏eye galip (ve) ِvgüye lây‎k olan Allah'‎n yoluna ç‎karman için sana indirdiًimiz bir kitapt‎r.
14|2|O Allah ki, gِklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. قiddetli azaptan dolay‎ kâfirlerin vay haline!
14|3|Dünya hayat‎n‎ ahirete tercih edenler, Allah yolundan al‎koyanlar ve onun eًriliًini isteyenler var ya, i‏te onlar (haktan) uzak bir sap‎kl‎k içindedirler.
14|4|(Allah'‎n emirlerini) onlara iyice aç‎klas‎n diye her peygamberi yaln‎z kendi kavminin diliyle gِnderdik. Art‎k Allah dilediًini sapt‎r‎r, dilediًini de doًru yola iletir. اünkü O, güç ve hikmet sahibidir.
14|5|Andolsun ki Musa'y‎ da: Kavmini karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎kar ve onlara Allah'‎n (geçmi‏ kavimlerin ba‏‎na getirdiًi felâket) günlerini hat‎rlat, diye mucizelerimizle gِnderdik. قüphesiz ki bunda çok sab‎rl‎, çok ‏ükreden herkes için ibretler vard‎r.
14|6|Hani Musa kavmine demi‏ti ki: "Allah'‎n üzerinizdeki nimetini hat‎rlay‎n. اünkü O, sizi i‏kencenin en kِtüsüne sürmekte ve oًullar‎n‎z‎ kesip, kad‎nlar‎n‎z‎ (k‎zlar‎n‎z‎) b‎rakmakta olan Firavun ailesinden kurtard‎. ف‏te bu size anlat‎lanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vard‎r."
14|7|"Hat‎rlay‎n ki Rabbiniz size: Eًer ‏ükrederseniz, elbette size (nimetimi) art‎racaً‎m ve eًer nankِrlük ederseniz hiç ‏üphesiz azab‎m çok ‏iddetlidir! diye bildirmi‏ti."
14|8|Musa dedi ki: "Eًer siz ve yeryüzünde olanlar‎n hepsi nankِrlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lây‎kt‎r."
14|9|Sizden ِncekilerin, Nuh, آd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onlar‎ Allah'tan ba‏kas‎ bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin aً‎zlar‎na bast‎lar ve dediler ki: Biz, size gِnderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çaً‎rd‎ً‎n‎z ‏eye kar‏‎ derin bir ku‏ku içindeyiz.
14|10|Peygamberleri dedi ki: Gِkleri ve yeri yaratan Allah hakk‎nda ‏üphe mi var? Halbuki O, sizin günahlar‎n‎zdan bir k‎sm‎n‎ baً‎‏lamak ve sizi muayyen bir vakte kadar ya‏atmak için sizi (hak dine) çaً‎r‎yor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan ba‏ka bir ‏ey deًilsiniz. Siz bizi atalar‎m‎z‎n tapm‎‏ olduًu ‏eylerden dِndürmek istiyorsunuz. ضyleyse bize, apaç‎k bir delil getirin!
14|11|Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan ba‏kas‎ deًiliz. Fakat Allah nimetini kullar‎ndan dilediًine lütfeder. Allah'‎n izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayans‎nlar."
14|12|"Hem, bize yollar‎m‎z‎ gِstermi‏ olduًu halde ne diye biz, Allah'a dayan‎p güvenmeyelim? Sizin bize verdiًiniz eziyete elbette katlanacaً‎z. Tevekkül edenler yaln‎z Allah'a tevekkülde sebat etsinler."
14|13|Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan ç‎karacaً‎z, ya da mutlaka dinimize dِneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edeceًiz!" diye vahyetti.
14|14|Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerle‏tireceًiz. ف‏te bu, makam‎mdan korkan ve tehdidimden sak‎nan kimselere mahsustur.
14|15|(Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatç‎ zorba da hüsrana uًrad‎.
14|16|Ard‎ndan da (o inatç‎ zorbaya) cehennem vard‎r; kendisine irinli su içirilecektir!
14|17|Onu yudumlamaya çal‎‏acak, fakat boًaz‎ndan geçiremeyecek ve ona her yandan ِlüm gelecek, oysa o ِlecek deًildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ِtede ‏iddetli bir azap da vard‎r.
14|18|Rablerini inkâr edenlerin durumu (‏udur): Onlar‎n amelleri f‎rt‎nal‎ bir günde rüzgâr‎n, ‏iddetle savurduًu küle benzer. Kazand‎klar‎ndan hiçbir ‏eyi elde edemezler. فyiden iyiye sap‎tma i‏te budur.
14|19|Allah'‎n gِkleri ve yeri hak ile yaratt‎ً‎n‎ gِrmedin mi? O dilerse sizi ortadan kald‎r‎p yepyeni bir halk getirir.
14|20|Bu, Allah'a güç deًildir.
14|21|(K‎yamet gününde) hepsi Allah'‎n huzuruna ç‎kacak ve zay‎flar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. قimdi siz, Allah'‎n azab‎ndan herhangi bir ‏eyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapal‎m) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doًru yola iletirdik. قimdi s‎zlansak da sabretsek de birdir. اünkü bizim için s‎ً‎nacak bir yer yoktur."
14|22|(Hesaplar‎ gِrülüp) i‏ bitirilince, ‏eytan diyecek ki: "قüphesiz Allah size gerçek olan‎ vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalanc‎ ç‎kt‎m. Zaten benim size kar‏‎ bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çaً‎rd‎m, siz de benim davetime hemen ko‏tunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ku‏kusuz daha ِnce ben, beni (Allah'a) ortak ko‏man‎z‎ reddettim." قüphesiz zalimler için elem verici bir azap vard‎r.
14|23|فman edip de iyi i‏ler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacaklar‎ ve zemininden ‎rmaklar akan cennetlere sokulacaklard‎r. Orada (birbirleriyle) kar‏‎la‏t‎kça sِyledikleri "selam" d‎r.
14|24|Gِrmedin mi Allah nas‎l bir misal getirdi: Güzel bir sِzü, kِkü (yerde) sabit, dallar‎ gِkte olan güzel bir aًaca (benzetti).
14|25|(O aًaç), Rabbinin izniyle her zaman yemi‏ini verir. ضًüt als‎nlar diye Allah insanlara misaller getirir.
14|26|Kِtü bir sِzün misali, gِvdesi yerden kopar‎lm‎‏, o yüzden ayakta durma imkân‎ olmayan (kِtü) bir aًaca benzer.
14|27|Allah Teâlâ saًlam sِzle iman edenleri hem dünya hayat‎nda hem de ahirette sapasaًlam tutar. Zalimleri ise Allah sapt‎r‎r. Allah dilediًini yapar.
14|28|Allah'‎n nimetine nankِrlükle kar‏‎l‎k veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri gِrmedin mi?
14|29|Onlar cehenneme girecekler. O ne kِtü karargâht‎r!
14|30|(فnsanlar‎) Allah yolundan sapt‎rmak için O'na ortaklar ko‏tular. De ki: (فstediًiniz gibi) ya‏ay‎n! اünkü dِnü‏ünüz ate‏edir.
14|31|فman eden kullar‎ma sِyle: Namazlar‎n‎ dosdoًru k‎ls‎nlar, kendisinde ne al‎‏veri‏, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden ِnce, kendilerine verdiًimiz r‎z‎klardan (Allah için) gizli-aç‎k harcas‎nlar.
14|32|(O ِyle lütufkâr) Allah't‎r ki, gِkleri ve yeri yaratt‎, gِkten suyu indirip onunla r‎z‎k olarak size türlü meyveler ç‎kard‎; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanman‎z) için ak‎tt‎.
14|33|Düzenli seyreden güne‏i ve ay‎ size faydal‎ k‎ld‎; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.
14|34|O size istediًiniz her ‏eyden verdi. Allah'‎n nimetini sayacak olsan‎z sayamazs‎n‎z. Doًrusu insan çok zalim, çok nankِrdür!
14|35|Hat‎rla ki فbrahim ‏ِyle demi‏ti: "Rabbim! Bu ‏ehri (Mekke'yi) emniyetli k‎l, beni ve oًullar‎m‎ putlara tapmaktan uzak tut!"
14|36|"اünkü, onlar (putlar), insanlardan birçoًunun sapmas‎na sebep oldular, Rabbim. قimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana kar‏‎ gelirse, art‎k sen gerçekten çok baً‎‏layan, pek esirgeyensin."
14|37|"Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namaz‎ dosdoًru k‎lmalar‎ için ben, neslimden bir k‎sm‎n‎ senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yan‎nda, ziraat yap‎lmayan bir vâdiye yerle‏tirdim. Art‎k sen de insanlardan bir k‎sm‎n‎n gِnüllerini onlara meyledici k‎l ve meyvelerden bunlara r‎z‎k ver! Umulur ki bu nimetlere ‏ükrederler."
14|38|"Ey Rabbimiz! قüphesiz ki sen bizim gizleyeceًimizi de aç‎klayacaً‎m‎z‎ da bilirsin. اünkü ne yerde ne de gِkte hiçbir ‏ey Allah'a gizli kalmaz."
14|39|"فhtiyar halimde bana فsmail'i ve فshak'‎ lütfeden Allah'a hamdolsun! قüphesiz Rabbim duay‎ i‏itendir."
14|40|"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz‎ devaml‎ k‎lanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duam‎ kabul et!"
14|41|"Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacaً‎ gün beni, ana-babam‎ ve müminleri baً‎‏la!"
14|42|(Resûlüm!) Sak‎n, Allah'‎ zalimlerin yapt‎klar‎ndan habersiz sanma! Ancak, Allah onlar‎ (cezaland‎rmay‎), korkudan gِzlerin d‎‏ar‎ f‎rlayacaً‎ bir güne erteliyor.
14|43|Zihinleri bombo‏ olarak kendilerine bile dِnüp bakamaz durumda, gِzleri gًِe dikilmi‏ bir vaziyette ko‏arlar.
14|44|Kendilerine azab‎n geleceًi, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yak‎n bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyal‎m ve peygamberlere tâbi olal‎m" diyecekleri gün hakk‎nda insanlar‎ uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha ِnce, sizin için bir zevâl olmad‎ً‎na, yemin etmemi‏ miydiniz? "
14|45|"(Sizden ِnce) kendilerine zulmedenlerin yurtlar‎nda oturdunuz. Onlara nas‎l muamele ettiًimiz size apaç‎k belli oldu. Ve size misaller de verdik."
14|46|Hilelerinin cezas‎ Allah kat‎nda (malum) iken, onlar, tuzaklar‎n‎ kurmu‏lard‎. Halbuki onlar‎n hileleriyle daًlar yerinden gidecek deًildi!
14|47|O halde, sak‎n Allah'‎n peygamberlerine verdiًi sِzden cayacaً‎n‎ sanma! اünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yapt‎ً‎n‎ yan‎na b‎rakmaz.
14|48|Yer ba‏ka bir yer, gِkler de (ba‏ka gِkler) haline getirildiًi, (insanlar) bir ve gücüne kar‏‎ durulamaz olan Allah'‎n huzuruna ç‎kt‎klar‎ gün (Allah bütün zalimlerin cezas‎n‎ verecektir).
14|49|O gün, günahkârlar‎n zincire vurulmu‏ olduًunu gِrürsün.
14|50|Onlar‎n gِmlekleri katrandand‎r, yüzlerini de ate‏ bürümektedir.
14|51|Allah herkese kazand‎ً‎n‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ vermek için (onlar‎ diriltecektir.) Ku‏kusuz Allah, hesab‎ çabuk gِrendir.
14|52|ف‏te bu (Kur'an), kendisiyle uyar‎ls‎nlar, Allah'‎n ancak bir tek Tanr‎ olduًunu bilsinler ve ak‎l sahipleri iyice dü‏ünüp ًِüt als‎nlar diye insanlara (gِnderilmi‏) bir bildiridir.
15|1|Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'‎n ve apaç‎k bir Kur'an'‎n âyetleridir.
15|2|فnkâr edenler zaman zaman, ke‏ke biz de müslüman olsayd‎k, diye arzu ederler.
15|3|Onlar‎ b‎rak; yesinler, eًlensinler ve bo‏ ümit onlar‎ oyalayadursun. (Kِtü sonucu) yak‎nda bilecekler!
15|4|Helâk ettiًimiz hiçbir ülke yoktur ki hakk‎nda (bizce) bilinen bir yazg‎ olmas‎n.
15|5|Hiçbir millet, ecelinin ِnüne geçemez, ve onu geciktiremez.
15|6|Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"
15|7|"Eًer doًru sِyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin."
15|8|Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
15|9|Kur an'‎ kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacaً‎z.
15|10|Andolsun, senden ِnceki milletler aras‎nda da elçiler gِnderdik.
15|11|Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.
15|12|ف‏te bِylece biz onu, (inkârc‎l‎ً‎) suçlular‎n kalplerine sokar‎z.
15|13|ضncekilerin ba‏‎na gelenlerden ders almalar‎ gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanm‎yorlar.
15|14|Onlara gِkten bir kap‎ açsak da oradan yukar‎ ç‎ksalar,
15|15|"Gِzlerimiz boyand‎, daha doًrusu bize büyü yap‎lm‎‏t‎r" derler.
15|16|Andolsun, biz gِkte birtak‎m burçlar yaratt‎k ve seyr edenler için onu süsledik.
15|17|Onlar‎, ta‏lanm‎‏ (kovulmu‏) her ‏eytandan koruduk.
15|18|Ancak kulak h‎rs‎zl‎ً‎ eden müstesna. Onun da pe‏ine aç‎k bir alev sütunu dü‏mü‏tür.
15|19|Yeri uzat‎p yayd‎k, orada sabit daًlar yerle‏tirdik, yine orada miktar‎ ve ِlçüsü belirli olan ‏eyler bitirdik.
15|20|Orada hem sizin için hem de r‎z‎klar‎ size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vas‎talar‎ yaratt‎k.
15|21|Her ‏eyin hazineleri yaln‎z bizim yan‎m‎zdad‎r. Biz onu ancak belli bir ِlçüyle indiririz.
15|22|Biz, rüzgârlar‎ a‏‎lay‎c‎ olarak gِnderdik ve gِkten bir su indirdik de onunla su ihtiyac‎n‎z‎ kar‏‎lad‎k. (Biz bunlar‎ yapmasayd‎k) siz onu (yeterli) suyu depolayamazd‎n‎z.
15|23|قüphesiz biz diriltir ve biz ِldürürüz! Ve her ‏eye biz vâris oluruz.
15|24|Andolsun biz, sizden ِnce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanlar‎ da biliriz.
15|25|قüphesiz Rabbin onlar‎ (k‎yamette) toplayacakt‎r. اünkü O, hakîmdir, alîmdir.
15|26|Andolsun biz insan‎, (pi‏mi‏) kuru bir çamurdan, ‏ekillenmi‏ kara balç‎ktan yaratt‎k.
15|27|Cinleri de daha ِnce zehirli ate‏ten yaratm‎‏t‎k.
15|28|Hani Rabbin meleklere demi‏ti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, ‏ekillenmi‏ kara balç‎ktan bir insan yaratacaً‎m."
15|29|"Ona ‏ekil verdiًim ve ona ruhumdan ütlediًim zaman, siz hemen onun için secdeye kapan‎n!"
15|30|Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
15|31|Fakat فblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaç‎nd‎.
15|32|(Allah:) Ey فblis! Secde edenlerle beraber olmay‎‏‎n‎n sebebi nedir? dedi.
15|33|(فblis:) Ben kuru bir çamurdan, ‏ekillenmi‏ kara balç‎ktan yaratt‎ً‎n bir insana secde edecek deًilim, dedi.
15|34|Allah ‏ِyle buyurdu: ضyle ise oradan ç‎k! Art‎k kovuldun!
15|35|Muhakkak ki k‎yamet gününe kadar lânet senin üzerine olacakt‎r!
15|36|(فblis:) Rabbim! ضyle ise, (varl‎klar‎n) tekrar dirileceًi güne kadar bana mühlet ver, dedi.
15|37|Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin"
15|38|"Allah kat‎nda bilinen vaktin gününe kadar..."
15|39|(فblis) dedi ki: Rabbim! Beni azd‎rmana kar‏‎l‎k ben de yeryüzünde onlara (günahlar‎) süsleyeceًim ve onlar‎n hepsini mutlaka azd‎racaً‎m!
15|40|Ancak onlardan ihlâsl‎ kullar‎n müstesna.
15|41|(Allah) ‏ِyle buyurdu: "ف‏te bana varan dosdoًru yol budur."
15|42|"قüphesiz kullar‎m üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azg‎nlardan sana uyanlar müstesna."
15|43|Muhakkak cehennem, onlar‎n hepsine vâdolunan yerdir.
15|44|Cehennemin yedi kap‎s‎ vard‎r. Onlardan her kap‎ için birer gurup ayr‎lm‎‏t‎r.
15|45|(Allah'‎n azab‎ndan korkup rahmetine s‎ً‎nan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve p‎nar ba‏lar‎nda olacaklar.
15|46|"Oraya emniyet ve selâmetle girin" (denilir, onlara).
15|47|Biz, onlar‎n gِnüllerindeki kini sِküp att‎k; onlar art‎k kِ‏kler üzerinde kar‏‎ kar‏‎ya oturan karde‏ler olacaklar.
15|48|Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan ç‎kar‎lmayacaklard‎r.
15|49|(Resûlüm!) Kullar‎ma, benim, çok baً‎‏lay‎c‎ ve pek esirgeyici olduًumu haber ver.
15|50|Benim azab‎m‎n elem verici bir azap olduًunu da bildir.
15|51|Onlara فbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
15|52|Onun yan‎na girdikleri zaman, "selam" dediler. (فbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
15|53|Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oًul müjdeliyoruz.
15|54|(فbrahim:) Bana ihtiyarl‎k çِkmesine raًmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
15|55|Sana gerçeًi müjdeledik, sak‎n ümitsizliًe dü‏enlerden olma! dediler.
15|56|(فbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sap‎klardan ba‏ka kim ümit keser?
15|57|"Ey elçiler! (Ba‏ka) ne i‏iniz var?" dedi.
15|58|Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onlar‎ helâk etmeye) gِnderildik."
15|59|"Ancak Lût ailesi hariç. Onlar‎n hepsini kurtaracaً‎z."
15|60|"(Fakat Lût'un) kar‎s‎ müstesna; biz onun geri kalanlardan olmas‎n‎ takdir ettik."
15|61|Melek olan elçiler Lût âilesine gelince,
15|62|Lût onlara: "Hakikaten siz tan‎nmayan kimselersiniz" dedi.
15|63|Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onlar‎n ‏üphe etmekte olduklar‎ ‏eyi (azab‎ ve helâk‎) getirdik.
15|64|Sana gerçeًi getirdik; biz, hakikaten doًru sِyleyenleriz.
15|65|Gecenin bir bِlümünde aile fertlerini yola ç‎kar, sen de arkalar‎ndan yürü. Sizden hiç kimse, sak‎n dِnüp de ard‎na bakmas‎n, istenen yere gidin."
15|66|Ona (Lût'a) ‏u hükmümüzü vahyettik: "Sabaha ç‎karlarken mutlaka onlar‎n ard‎ kesilmi‏ olacakt‎r."
15|67|قehir halk‎, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yan‎na) geldiIer.
15|68|(Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sak‎n beni utand‎rmay‎n;
15|69|Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
15|70|"Biz seni, elâlemin i‏ine kar‎‏maktan men etmemi‏ miydik?" dediler.
15|71|(Lût:) ف‏te k‎zlar‎m! (Dü‏ündüًünüzü) yapacaksan‎z (onlarla evlenin), dedi.
15|72|(Resûlüm!) Hayat‎n hakk‎ için onlar, sarho‏luklar‎ içinde bocal‎yorlard‎.
15|73|Güne‏ doًarken onlar‎ o korkunç ses yakalad‎.
15|74|Bِylece ülkelerinin üstünü alt‎na getirdik. ـzerlerine de balç‎ktan pi‏irilmi‏ ta‏lar yaًd‎rd‎k.
15|75|ف‏te bunda ibret alanlar için i‏aretler vard‎r.
15|76|Onlar hâla gِzler ِnünde duran bir yol üzerindedirler.
15|77|Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vard‎r.
15|78|Eyke halk‎ da gerçekten zalim idiler.
15|79|Biz onlardan da intikam ald‎k. فkisi de (Eyke ve Medyen) aç‎k bir yol üzerindedir.
15|80|Andolsun, Hicr halk‎ da peygamberleri yalanlam‎‏t‎.
15|81|Biz onlara mucizelerimizi vermi‏tik; fakat onlardan yüz çevirmi‏lerdi.
15|82|Onlar, daًlardan emniyet içinde kalacaklar‎ evler oyarlard‎.
15|83|Onlar‎ da sabaha ç‎karlarken o korkunç ses yakalad‎.
15|84|Kazanmakta olduklar‎ ‏eyler onlardan hiçbir zarar‎ savmad‎.
15|85|Biz gِkleri, yeri ve ikisinin aras‎ndakileri ancak hak ile yaratt‎k. O saat (k‎yamet), mutlaka gelecektir. قimdilik onlara güzel muamele et.
15|86|قüphesiz Rabbin hakk‎yla yaratan pek iyi bilendir.
15|87|Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'‎ verdik.
15|88|Sak‎n onlardan baz‎ s‎n‎flara verdiًimiz dünya mal‎na gِz dikme, onlardan dolay‎ üzülme ve müminlere alçak gِnüllü ol.
15|89|De ki: قüphesiz ben apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
15|90|Nitekim biz, (Kur'an'‎) k‎s‎mlara ay‎ranlara azab‎ indirmi‏izdir.
15|91|Onlar, Kur'an'‎ bِlüp ay‎ranlard‎r.
15|92|Rabbin hakk‎ için, mutlaka onlar‎n hepsini sorguya çekeceًiz.
15|93|Yapt‎klar‎ndan dolay‎.
15|94|Sana emrolunan‎ aç‎kça sِyle ve ortak ko‏anlardan yüz çevir!
15|95|(Seninle) alay edenlere kar‏‎ biz sana yeteriz.
15|96|Onlar Allah ile beraber ba‏ka bir tanr‎ edinenlerdir. (Kimin doًru olduًunu) yak‎nda bilecekler!
15|97|Onlar‎n sِyledikleri ‏eyler yüzünden senin can‎n‎n s‎k‎ld‎ً‎n‎ andolsun biliyoruz.
15|98|Sen ‏imdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
15|99|Ve sana yakîn (ِlüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
16|1|Allah'‎n emri gelmi‏tir. Art‎k onu istemekte acele etmeyin. Allah, onlar‎n ko‏tuklar‎ ortaklardan uzak ve yücedir.
16|2|Allah kendi emriyle melekleri, kullar‎ndan dilediًi kimseye vahiy ile, "Benden ba‏ka tanr‎ olmad‎ً‎na dair (kullar‎m‎) uyar‎n ve benden korkun" diye gِnderir.
16|3|(Allah) gِkleri ve yeri hak ile yaratt‎. O, ko‏tuklar‎ ortaklardan münezzehtir.
16|4|O, insan‎ bir damla sudan yaratt‎. Fakat bakars‎n ki (insan) Rabbine apaç‎k bir has‎m oluvermi‏tir.
16|5|Hayvanlar‎ da O yaratt‎. Onlarda sizin için ‎s‎t‎c‎ (‏eyler) ve birçok faydalar vard‎r. Onlardan bir k‎sm‎n‎ da yersiniz.
16|6|Sizin için onlardan ayr‎ca ak‏amleyin getirirken, sabahleyin sal‎verirken bir güzellik (bir zevk) vard‎r.
16|7|Bu hayvanlar sizin aً‎rl‎klar‎n‎z‎, ancak güçlüklere katlanarak varabileceًiniz bir memlekete ta‏‎rlar. قüphesiz Rabbiniz çok ‏efkatli, pek merhametlidir.
16|8|Atlar‎, kat‎rlar‎ ve e‏ekleri binmeniz ve (gِzlere) zinet olsun diye (yaratt‎). Allah ‏u anda bilemeyeceًiniz daha nice (nakil vas‎talar‎) yarat‎r.
16|9|Yolun doًrusu Allah'‎nd‎r. Yolun eًrisi de vard‎r. Allah dileseydi hepinizi doًru yola iletirdi.
16|10|Gِkten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vard‎r, hem de hayvanlar‎n‎z‎ otlatacaً‎n‎z bitkiler.
16|11|(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diًer meyvelerin hepsinden bitirir. ف‏te bunlarda dü‏ünen bir toplum için büyük bir ibret vard‎r.
16|12|O, geceyi, gündüzü, güne‏i ve ay‎ sizin hizmetinize verdi. Y‎ld‎zlar da Allah'‎n emri ile hareket ederler. قüphesiz ki bunlarda akl‎n‎ kullananlar için pek çok deliller vard‎r.
16|13|Yeryüzünde sizin için rengârenk yaratt‎klar‎nda da ًِüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vard‎r.
16|14|فçinden taze et (bal‎k) yemeniz ve takacaً‎n‎z bir süs (e‏yas‎) ç‎karman‎z için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (sular‎) yara yara gittiklerini de gِrüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu araman‎z ve nimetine ‏ükretmeniz içindir.
16|15|Sizi sarsmamas‎ için yeryüzünde saًlam daًlar‎, yolunuzu bulman‎z için de ‎rmaklar‎ ve yollar‎ yaratt‎.
16|16|Daha nice alâmetler (yaratt‎). Onlar, y‎ld‎zlarla da yollar‎n‎ doًrulturlar.
16|17|O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla dü‏ünmüyor musunuz?
16|18|Allah'‎n nimetini saymaya kalksan‎z, onu sayamazs‎n‎z. Hakikaten Allah çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
16|19|Allah, gizlediًinizi de aç‎klad‎ً‎n‎z‎ da bilir.
16|20|Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎ (putlar), hiçbir ‏ey yaratamazlar. اünkü onlar kendileri yarat‎lm‎‏lard‎r.
16|21|Onlar diriler deًil, ِlülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
16|22|فlâh‎n‎z bir tek Tanr‎d‎r. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onlar‎n kalpleri inkârc‎, kendileri de bِbürlenen kimselerdir.
16|23|Hiç ‏üphesiz Allah, onlar‎n gizleyeceklerini de aç‎klayacaklar‎n‎ da bilir. O, büyüklük taslayanlar‎ asla sevmez.
16|24|Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiًi zaman, "ضncekilerin masallar‎n‎" derler.
16|25|K‎yamet gününde kendi günahlar‎n‎ tam olarak ta‏‎malar‎ ve bilgisizce sapt‎rmakta olduklar‎ kimselerin günahlar‎ndan da bir k‎sm‎n‎ yüklenmeleri için (ِyle derler). Bak ki yüklenecekleri ‏ey ne kِtüdür!
16|26|Onlardan ِncekiler de (peygamberlere) hile yapm‎‏lard‎. Sonunda Allah da onlar‎n binalar‎n‎ temellerinden sِktü üstlerindeki tavan da tepelerine çِktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmi‏ti.
16|27|Sonra k‎yamet gününde (Allah), onlar‎ rezil eder ve der ki: "Kendileri hakk‎nda (müminlere) dü‏man kesildiًiniz ortaklar‎m nerede?" Kendilerine ilim verilmi‏ olanlar derler ki: "قüphesiz bugün rezillik ve kِtülük kâfirleredir."
16|28|Kendilerine haks‎zl‎k ederlerken meleklerin canlar‎n‎ ald‎klar‎ kimseler: Biz hiçbir kِtülük yapm‎yorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara ‏ِyle der:) "Hay‎r, Allah, sizin yapt‎klar‎n‎z‎ elbette çok iyi bilendir."
16|29|"O halde, içinde ebedî kalacaً‎n‎z cehennemin kap‎lar‎ndan girin! Kibirlenenlerin yeri ne kِtüdür!"
16|30|(Kِtülüklerden) sak‎nanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiًinde, "Hay‎r (indirdi)" derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vard‎r. Ahiret yurdu ise daha hay‎rl‎d‎r. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!
16|31|(O yurt,) girecekleri, zemininden ‎rmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her ‏ey vard‎r. ف‏te Allah, takvâ sahiplerini bِyle mükâfatland‎r‎r.
16|32|(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapm‎‏ olduًunuz (iyi) i‏lere kar‏‎l‎k cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlar‎n‎ ald‎klar‎ kimselerdir.
16|33|(Kâfirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin emrinin gelmesinden ba‏ka bir ‏ey mi bekliyorlar? Onlardan ِncekiler de bِyle yapm‎‏lard‎. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlard‎.
16|34|Sonunda yapt‎klar‎n‎n cezas‎ onlara ula‏t‎ ve alay etmekte olduklar‎ ‏ey onlar‎ çepeçevre ku‏at‎verdi.
16|35|Ortak ko‏anlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalar‎m‎z ondan ba‏kas‎na tapard‎k. Onun emri olmadan hiçbir ‏eyi de haram k‎lmazd‎k." Onlardan ِncekiler de bِyle yapm‎‏lard‎. Peygamberlerin üzerine aç‎k seçik tebliًden ba‏ka bir ‏ey dü‏er mi!
16|36|Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâًut'tan sak‎n‎n" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gِnderdik. Allah, onlardan bir k‎sm‎n‎ doًru yola iletti. Onlardan bir k‎sm‎ da sap‎kl‎ً‎ hak ettiler. Yeryüzünde gezin de gِrün, inkâr edenlerin sonu nas‎l olmu‏tur!
16|37|(Resûlüm!) Sen, onlar‎n hidayete ermelerine çok dü‏künlük gِstersen de bil ki Allah, sapt‎rd‎ً‎ kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onlar‎n yard‎mc‎lar‎ da yoktur.
16|38|Onlar: "Allah ِlen bir kimseyi diriltmez" diye olanca güçleriyle Allah'a and içtiler. Aksine, bu O'nun bizzat kendisine kar‏‎ gerçek bir vâdidir. Fakat insanlar‎n çoًu bilmez.
16|39|Hakk‎nda ihtilaf ettikleri ‏eyi onlara aç‎klamas‎ ve kâfir olanlar‎n da kendilerinin yalanc‎lar olduklar‎n‎ bilmeleri için (Allah onlar‎ diriltecek).
16|40|Biz, bir ‏eyin olmas‎n‎ istediًimiz zaman, ona (sِyleyecek) sِzümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.
16|41|Zulme uًrad‎ktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onlar‎ dünyada güzel bir ‏ekilde yerle‏tireceًiz. Eًer bilirlerse ahiretin mükâfat‎ elbette daha büyüktür.
16|42|(Onlar) sadece Rablerine tevekkül ederek sabredenlerdir.
16|43|Senden ِnce de, kendilerine vahyettiًimiz ki‏ilerden ba‏kas‎n‎ peygamber olarak gِndermedik. Eًer bilmiyorsan‎z, bilenlere sorun.
16|44|Apaç‎k mucizeler ve kitaplarla (gِnderildiler). فnsanlara, kendilerine indirileni aç‎klaman için ve dü‏ünüp anlas‎nlar diye sana da bu Kur'an'‎ indirdik.
16|45|Kِtülük tuzaklar‎ kuranlar, Allah'‎n, kendilerini yere geçirmeyeceًinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azab‎n gelmeyeceًinden emin mi oldular?
16|46|Yahut onlar dِnüp dola‏‎rlarken Allah'‎n kendilerini yakalamayacaً‎ndan emin mi oldular? Onlar (Allah'‎) âciz b‎rakacak deًillerdir.
16|47|Yoksa Allah'‎n kendilerini yava‏ yava‏ tüketerek cezaland‎rmayacaً‎ndan (emin mi oldular)? Ku‏kusuz Rabbin çok ‏efkatli, pek merhametlidir.
16|48|Allah'‎n yaratt‎ً‎ herhangi bir ‏eyi gِrmediler mi? Onun gِlgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek saًa sola dِner.
16|49|Gِklerde bulunanlar, yerdeki canl‎lar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.
16|50|Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.
16|51|Allah buyurdu ki: فki tanr‎ edinmeyin! O ancak bir Tanr‎'d‎r. O halde yaln‎z benden korkun!
16|52|Gِklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yaln‎z O'nundur. O halde Allah'tan ba‏kas‎ndan m‎ korkuyorsunuz?
16|53|Nimet olarak size ula‏an ne varsa, Allah'tand‎r. Sonra size bir zarar dokunduًu zaman da yaln‎z O'na yalvar‎rs‎n‎z.
16|54|Sonra da sizden o zarar‎ giderdiًinde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak ko‏arlar!
16|55|Kendilerine verdiklerimize kar‏‎l‎k nankِrlük etmeleri için (ِyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalan‎n; fakat yak‎nda hakikati bileceksiniz!
16|56|Bir de kendilerine r‎z‎k olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri ‏eylere (putlara) pay ay‎r‎yorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte olduًunuz ‏eylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!
16|57|Onlar, k‎zlar‎n Allah'a ait olduًunu iddia ediyorlar. Hâ‏â! Allah bundan münezzehtir. Beًendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor.
16|58|Onlardan birine k‎z müjdelendiًi zaman ِfkelenmi‏ olarak yüzü kapkara kesilir.
16|59|Kendisine verilen müjdenin kِtülüًünden dolay‎ kavminden gizlenir. Onu, a‏aً‎l‎k duygusu içinde yan‎nda m‎ tutsun, yoksa topraًa m‎ gِmsün! Bak‎n ki, verdikleri hüküm ne kadar kِtüdür!
16|60|Kِtü s‎fat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce s‎fatlar ise Allah'a aittir. اünkü O, her ‏eyden üstün ve hikmet sahibidir.
16|61|Eًer Allah, insanlar‎ zulümleri yüzünden cezaland‎racak olsayd‎, yeryüzünde hiçbir canl‎ b‎rakmazd‎. Fakat onlar‎ takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiًi zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de ِne geçebilirler.
16|62|Kendilerinin ho‏lar‎na gitmeyen ‏eyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduًunu anlatan dilleri de yalan‎n ِrneًini veriyor. Hiç ‏üphesiz onlar için sadece ate‏ vard‎r ve onlar, (ate‏e) terkolunacaklar.
16|63|Allah'a andolsun, senden ِnceki ümmetlere de (peygamberler) gِndermi‏izdir. Fakat ‏eytan onlara i‏lerini süslü gِsterdi de (iman etmediler). i‏te o, bugün onlar‎n velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vard‎r.
16|64|Biz bu Kitab'‎ sana s‎rf hakk‎nda ihtilafa dü‏tükleri ‏eyi insanlara aç‎klayas‎n ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
16|65|Allah gِkten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ِlümünden sonra diriltti. قüphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vard‎r.
16|66|Ku‏kusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vard‎r. Zira size, onlar‎n kar‎nlar‎ndaki f‎‏k‎ ile kan aras‎ndan (gelen), içenlerin boًaz‎ndan kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.
16|67|Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel g‎dalar edinirsiniz. ف‏te bunlarda da akl‎n‎ kullanan kimseler için büyük bir ibret vard‎r.
16|68|Rabbin bal ar‎s‎na: Daًlardan, aًaçlardan ve insanlar‎n yapt‎klar‎ çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin.
16|69|Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolayla‏t‎rd‎ً‎ yayl‎m yollar‎na gir, diye ilham etti. Onlar‎n kar‎nlar‎ndan renkleri çe‏itli bir ‏erbet (bal) ç‎kar ki, onda insanlar için ‏ifa vard‎r. Elbette bunda dü‏ünen bir kavim için büyük bir ibret vard‎r.
16|70|Sizi Allah yaratt‎; sonra sizi vefat ettirecek. Daha ِnce bilgili iken hiçbir ‏eyi bilmez hale gelsin diye sizden baz‎ kimseler ِmrün en kِtü çaً‎na kadar ya‏at‎lacak ‏üphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir.
16|71|Allah kiminize kiminizden daha bol r‎z‎k verdi. Bol r‎z‎k verilenler, r‎z‎klar‎n‎ ellerinin alt‎ndakilere verip de bu hususta kendilerini onlara e‏it k‎lmazlar. Durum bِyle iken Allah'‎n nimetini inkâr m‎ ediyorlar?
16|72|Allah size kendi nefislerinizden e‏ler yaratt‎, e‏lerinizden de sizin için oًullar ve torunlar yaratt‎ ve sizi temiz g‎dalarla r‎z‎kland‎rd‎. Onlar hâla bât‎la inan‎p Allah'‎n nimetine nankِrlük mü ediyorlar?
16|73|(Mü‏rikler) Allah'‎ b‎rak‎p da kendilerine gِklerde ve yerde olan r‎z‎ktan hiçbir ‏ey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen ‏eylere (putlara) tap‎yorlar.
16|74|Allah'a birtak‎m benzerler icat etmeyin. اünkü Allah (her ‏eyi) bilir, siz ise bilemezsiniz.
16|75|Allah, hiçbir ‏eye gücü yetmeyen, ba‏kas‎n‎n mal‎ olmu‏ bir kِle ile kat‎m‎zdan kendisine verdiًimiz güzel r‎z‎ktan gizli ve aç‎k olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç e‏it olurlar m‎? Doًrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlar‎n çoًu (bunu) bilmezler.
16|76|Allah, ‏u iki ki‏iyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir ‏ey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gِnderse bir hay‎r getiremez. قimdi, bu adamla, doًru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse e‏it olur mu?
16|77|Gِklerin ve yerin gayb‎ Allah'a aittir. K‎yametin kopmas‎ ise, gِz aç‎p kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. قüphesiz Allah, her ‏eye kadirdir.
16|78|Siz, hiçbir ‏ey bilmezken Allah, sizi analar‎n‎z‎n karn‎ndan ç‎kard‎; ‏ükredesiniz diye size kulaklar, gِzler ve kalpler verdi.
16|79|Gًِün bo‏luًunda emre boyun eًdirilmi‏ olarak uçu‏an ku‏lar‎ gِrmediler mi? Onlar‎ orada Allah'tan ba‏kas‎ tutamaz. Ku‏kusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vard‎r.
16|80|Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yapt‎ ve sizin için davar derilerinden gerek gِç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca ta‏‎yacaً‎n‎z evler; yünlerinden, yapaً‎lar‎ndan ve k‎llar‎ndan bir süreye kadar (faydalanacaً‎n‎z) bir ev e‏yas‎ ve bir ticaret mal‎ meydana getirdi.
16|81|Allah, yaratt‎klar‎ndan sizin için gِlgeler yapt‎. Daًlarda da sizin için bar‎naklar yaratt‎. Sizi s‎caktan koruyacak elbiseler ve sava‏ta sizi koruyacak z‎rhlar yaratt‎. ف‏te bِylece Allah, müslüman olman‎z için üzerinize nimetini tamaml‎yor.
16|82|(Ey Resûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, art‎k sana dü‏en ancak aç‎k bir tebliًden ibarettir.
16|83|Onlar Allah'‎n nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onlar‎n çoًu kâfirdir.
16|84|Her ümmetten bir ‏ahit gِndereceًimiz gün, art‎k ne kâfir olanlara (ِzür dilemelerine) izin verilir ne de onlar‎n ِzür dilemeleri istenir.
16|85|O zulmedenler azab‎ gِrdüklerinde, art‎k onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.
16|86|(Allah'a) ortak ko‏anlar, ortak ko‏tuklar‎ ‏eyleri gِrdükleri zaman derler ki: "Rabbimiz! ف‏te bunlar, seni b‎rak‎p da tapm‎‏ olduًumuz ortaklar‎m‎zd‎r." Onlar da bunlara: "Siz mutlaka yalanc‎lars‎n‎z" diye sِz atarlar.
16|87|O gün Allah'a teslim (bayraً‎n‎) çekerler ve uydurmakta olduklar‎ ‏eyler onlardan kaybolup gider.
16|88|فnkâr edip de (insanlar‎) Allah yolundan al‎koyanlar var ya, i‏te onlara, yapmakta olduklar‎ bozgunculuklar sebebiyle, azaplar‎n‎ kat kat art‎racaً‎z.
16|89|O gün her ümmetin içinden kendilerine birer ‏ahit gِndereceًiz. Seni de hepsinin üzerine ‏ahit olarak getireceًiz. Ayr‎ca bu Kitab'‎ da sana, her ‏ey için bir aç‎klama, bir hidayet ve rahmet kaynaً‎ ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
16|90|Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliًi, akrabaya yard‎m etmeyi emreder, çirkin i‏leri, fenal‎k ve azg‎nl‎ً‎ da yasaklar. O, dü‏ünüp tutas‎n‎z diye size ًِüt veriyor.
16|91|Antla‏ma yapt‎ً‎n‎z zaman, Allah'‎n ahdini yerine getirin ve Allah'‎ üzerinize ‏ahit tutarak, peki‏tirdikten sonra yeminleri bozmay‎n. قüphesiz Allah, yapacaً‎n‎z ‏eyleri pek iyi bilir.
16|92|Bir toplum diًer bir toplumdan (say‎ca ve malca) daha çok olduًu için yeminlerinizi, aran‎zda bir fesat arac‎ edinerek ipliًini saًlamca büktükten sonra, çِzüp bozan (kad‎n) gibi olmay‎n. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakk‎nda ihtilafa dü‏mekte olduًunuz ‏eyi k‎yamet gününde mutlaka size aç‎klayacakt‎r.
16|93|Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet k‎lard‎; fakat O, dilediًini sapt‎r‎r, dilediًini de doًru yola iletir. Yapt‎klar‎n‎zdan mutlaka sorumlu tutulacaks‎n‎z.
16|94|Yeminlerinizi aran‎zda fesada araç edinmeyin, aksi halde (فslâm'da) sebat etmi‏ken ayaً‎n‎z kayar da (insanlar‎) Allah yolundan al‎koyman‎z sebebiyle (dünyada) kِtülüًü tadars‎n‎z. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vard‎r.
16|95|Allah'‎n ahdini az bir kar‏‎l‎ًa deًi‏meyin! قayet anlayan kimseler iseniz, ‏üphesiz Allah kat‎nda olan (sevap) sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
16|96|Sizin yan‎n‎zdaki (dünya mal‎) tükenir, Allah kat‎ndakiler ise bâkidir. Elbette sab‎rl‎ davrananlara yapmakta olduklar‎n‎n en güzeliyle mükâfatlar‎n‎ vereceًiz.
16|97|Erkek veya kad‎n, mümin olarak kim iyi amel i‏lerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile ya‏at‎r‎z. Ve mükâfatlar‎n‎, elbette yapmakta olduklar‎n‎n en güzeli ile veririz.
16|98|Kur'an okuduًun zaman o kovulmu‏ ‏eytandan Allah'a s‎ً‎n!
16|99|Gerçek ‏u ki: فman edip de yaln‎z Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (‏eytan‎n) bir hakimiyeti yoktur.
16|100|Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak ko‏anlarad‎r.
16|101|Biz bir âyetin yerine ba‏ka bir âyeti getirdiًimiz zaman -ki Allah, neyi indireceًini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftirac‎s‎n" dediler. Hay‎r; onlar‎n çoًu bilmezler.
16|102|De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlar‎ doًru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin kat‎ndan hak olarak indirdi.
16|103|قüphesiz biz onlar‎n: "Kur'an'‎ ona ancak bir insan ًِretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri ‏ahs‎n dili yabanc‎d‎r. Halbuki bu (Kur'an) apaç‎k bir Arapçad‎r.
16|104|Allah'‎n âyetlerine inanmayanlar yok mu, ku‏kusuz Allah onlar‎ doًru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vard‎r.
16|105|Allah'‎n âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. ف‏te onlar, yalanc‎lar‎n kendileridir.
16|106|Kim iman ettikten sonra Allah'‎ inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduًu halde (inkâra) zorlanan ba‏ka- fakat kim kalbini kâfirliًe açarsa, i‏te Allah'‎n gazab‎ bunlarad‎r; onlar için büyük bir azap vard‎r.
16|107|Bu (azap), onlar‎n dünya hayat‎n‎ ahirete tercih etmelerinden ve Allah'‎n kâfirler topluluًunu hidayete erdirmemesinden ِtürüdür.
16|108|ف‏te onlar Allah'‎n, kalplerini, kulaklar‎n‎ ve gِzlerini mühürlediًi kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
16|109|Hiç ‏üphesiz onlar ahirette ziyana uًrayanlar‎n ta kendileridir.
16|110|Sonra ‏üphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ard‎ndan da sabrederek cihad edenlerin yard‎mc‎s‎d‎r. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
16|111|O gün, herkes gelip kendi can‎n‎ kurtarmak için uًra‏‎r ve herkese yapt‎ً‎n‎n kar‏‎l‎ً‎ eksiksiz ِdenir, onlara asla zulmedilmez.
16|112|Allah, (ibret için) bir ülkeyi ِrnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona r‎zk‎ her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'‎n nimetlerine kar‏‎ nankِrlük ettiler. Allah da onlara, yapt‎klar‎ndan ِtürü açl‎k ve korku s‎k‎nt‎s‎n‎ tatt‎rd‎.
16|113|Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanlad‎lar. Onlar zulmederlerken azap onlar‎ yakalay‎verdi.
16|114|Art‎k, Allah'‎n size verdiًi r‎z‎ktan helâl ve temiz olarak yeyin, eًer (gerçekten) yaln‎z Allah'a ibadet ediyorsan‎z, onun nimetine ‏ükredin.
16|115|(Allah) size, sadece ِlü hayvan‎ kan‎, domuz etini ve Allah'tan ba‏kas‎ ad‎na kesilen hayvan‎ haram k‎ld‎. Ancak kim mecbur kal‎rsa (ba‏kalar‎n‎n haklar‎na) sald‎rmaks‎z‎n, s‎n‎r‎ da a‏madan (bunlardan yiyebilir). اünkü Allah çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
16|116|Dillerinizin uydurduًu yalana dayanarak "Bu helâldir, ‏u da haramd‎r" demeyin, çünkü Allah'a kar‏‎ yalan uydurmu‏ oluyorsunuz. Ku‏kusuz Allah'a kar‏‎ yalan uyduranlar kurtulu‏a eremezler.
16|117|(Kazand‎klar‎) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vard‎r.
16|118|Sana anlatt‎klar‎m‎z‎, daha ِnce, yahudi olanlara da haram k‎lm‎‏t‎k. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haks‎zl‎k ediyorlard‎.
16|119|Sonra ‏üphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kِtülük yapan, sonra da bunun ard‎ndan tevbe edip durumunu düzeltenleri (baً‎‏layacakt‎r). اünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok baً‎‏layan, pek esirgeyendir.
16|120|فbrahim, gerçekten Hakk'a yِnelen, Allah'a itaat eden bir ِnder idi; Allah'a ortak ko‏anlardan deًildi.
16|121|Allah'‎n nimetlerine ‏ükrediciydi. اünkü Allah, onu seçmi‏ ve doًru yola iletmi‏ti.
16|122|Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.
16|123|Sonra da sana: "Doًru yola yِnelerek فbrahim'in dinine uy! O mü‏riklerden deًildi" diye vahyettik.
16|124|Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) k‎l‎nm‎‏t‎. K‎yamet günü Rabbin, muhakkak onlar‎n ihtilafa dü‏tükleri ‏ey hakk‎nda aralar‎nda hüküm verecektir.
16|125|(Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel ًِütle çaً‎r ve onlarla en güzel ‏ekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanlar‎ en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.
16|126|Eًer ceza verecekseniz, size yap‎lan i‏kencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hay‎rl‎d‎r.
16|127|Sabret! Senin sabr‎n da ancak Allah'‎n yard‎m‎ iledir. Onlardan dolay‎ kederlenme; kurmakta olduklar‎ tuzaktan kayg‎ duyma!
16|128|اünkü Allah, (kِtülükten) sak‎nanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.
17|1|Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir k‎sm‎n‎ gِsterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek k‎ld‎ً‎m‎z Mescid-i Aksâ'ya gِtüren Allah noksan s‎fatlardan münezzehtir; O, gerçekten i‏itendir, gِrendir.
17|2|Biz, Musa'ya Kitab'‎ verdik ve فsrailoًullar‎na: "Benden ba‏kas‎n‎ dayan‎l‎p güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'‎ bir hidayet rehberi k‎ld‎k.
17|3|(Ey) Nuh ile birlikte (gemide) ta‏‎d‎ً‎m‎z kimselerin nesli! قunu bilin ki Nuh, çok ‏ükreden bir kul idi.
17|4|Biz, Kitap'ta فsrailoًullar‎na: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat ç‎karacaks‎n‎z ve azg‎nl‎k derecesinde bir kibre kap‎lacaks‎n‎z, diye bildirdik.
17|5|Bunlardan ilkinin zaman‎ gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullar‎m‎z‎ gِnderdik. Bunlar, evlerin aras‎nda dola‏arak (sizi) arad‎lar. Bu, yerine getirilmi‏ bir vaad idi.
17|6|Sonra onlara kar‏‎ size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oًullarla gücünüzü artt‎rd‎k; say‎n‎z‎ daha da çoًaltt‎k.
17|7|Eًer iyilik ederseniz kendinize etmi‏, kِtülük ederseniz yine kendinize etmi‏ olursunuz. Art‎k diًer cezaland‎rma zaman‎ gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha ِnce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her ‏eyi büsbütün tahrip etsinler (diye, ba‏‎n‎za yine dü‏manlar‎n‎z‎ musallat k‎ld‎k).
17|8|Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eًer yine (fesatç‎l‎ًa) dِnerseniz, biz de sizi yine cezaland‎r‎r‎z. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yapt‎k.
17|9|قüphesiz ki bu Kur'an en doًru yola iletir; iyi davran‎‏larda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduًunu müjdeler.
17|10|Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap haz‎rlam‎‏‎zd‎r.
17|11|فnsan hayr‎ istediًi kadar ‏erri de ister. فnsan pek acelecidir!
17|12|Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yaratt‎k. Nitekim, Rabbinizin nimetlerini ara‏t‎rman‎z, ayr‎ca, y‎llar‎n say‎ ve hesab‎n‎ bilmeniz için gecenin karanl‎ً‎n‎ silip (yerine, e‏yay‎) ayd‎nlatan gündüzün ayd‎nl‎ً‎n‎ getirdik. ف‏te biz, her ‏eyi aç‎k aç‎k anlatt‎k.
17|13|Her insan‎n amelini (veya kaderini) boynuna baًlad‎k. فnsan için k‎yamet gününde, aç‎lm‎‏ olarak ِnüne konacak bir kitap ç‎kar‎r‎z.
17|14|Kitab‎n‎ oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.
17|15|Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliًi için seçmi‏ olur; kim de doًruluktan saparsa, kendi zarar‎na sapm‎‏ olur. Hiçbir günahkâr, ba‏kas‎n‎n günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber gِndermedikçe (kimseye) azap edecek deًiliz.
17|16|Bir ülkeyi helâk etmek istediًimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle ‏‎marm‎‏ eleba‏‎lar‎na (iyilikleri) emrederiz; buna raًmen onlar orada kِtülük i‏lerler. Bِylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de oray‎ darmadaً‎n ederiz.
17|17|Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullar‎n‎n günahlar‎n‎ bilen ve gِren olarak Rabbin yeterlidir.
17|18|Her kim bu çarçabuk geçen dünyay‎ dilerse ona, yani dilediًimiz kimseye dilediًimiz kadar‎n‎ dünyada hemen verir, sonra da onu, k‎nanm‎‏ ve kovulmu‏ olarak gireceًi cehenneme sokar‎z.
17|19|Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yara‏‎r bir çaba ile çal‎‏‎rsa, i‏te bunlar‎n çal‎‏malar‎ makbuldür.
17|20|Hepsine, onlara da bunlara da (dünyay‎ isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsan‎ndan (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsan‎ k‎s‎tlanm‎‏ deًildir.
17|21|Baksana, biz insanlar‎n kimini kiminden nas‎l üstün k‎lm‎‏‎zd‎r! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farklar‎ bak‎m‎ndan daha büyüktür.
17|22|Allah ile birlikte bir ilâh daha tan‎ma! Sonra k‎nanm‎‏ ve kendi ba‏‎na terkedilmi‏ olarak kal‎rs‎n.
17|23|Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-baban‎za da iyi davranman‎z‎ kesin bir ‏ekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yan‎nda ya‏lan‎rsa, kendilerine "of!" bile deme; onlar‎ azarlama; ikisine de güzel sِz sِyle.
17|24|Onlar‎ esirgeyerek alçakgِnüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüًümde onlar beni nas‎l yeti‏tirmi‏lerse, ‏imdi de sen onlara (ِyle) rahmet et!" diyerek dua et.
17|25|Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eًer siz iyi olursan‎z, ‏unu bilin ki Allah, kِtülükten yüz çevirerek tevbeye yِnelenleri son derece baً‎‏lay‎c‎d‎r.
17|26|Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakk‎n‎ ver. Gereksiz yere de saç‎p savurma.
17|27|Zira bِylesine saç‎p savuranlar ‏eytanlar‎n dostlar‎d‎rlar. قeytan ise Rabbine kar‏‎ çok nankِrdür.
17|28|Eًer Rabbinden umduًun (beklemek durumunda olduًun) bir rahmet için onlar‎n yüzlerine bakam‎yorsan, hiç olmazsa kendilerine gِnül al‎c‎ bir sِz sِyle.
17|29|Eli s‎k‎ olma; büsbütün eli aç‎k da olma. Sonra k‎nan‎r, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.
17|30|Rabbin r‎zk‎ dilediًine bol verir, dilediًine daralt‎r. قüphesiz ki O, kullar‎ndan haberdard‎r, (onlar‎) çok iyi gِrür.
17|31|Geçim endi‏esi ile çocuklar‎n‎z‎n can‎na k‎ymay‎n. Biz, onlar‎n da sizin de r‎zk‎n‎z‎ veririz. Onlar‎ ِldürmek gerçekten büyük bir suçtur.
17|32|Zinaya yakla‏may‎n. Zira o, bir hayâs‎zl‎kt‎r ve çok kِtü bir yoldur.
17|33|Hakl‎ bir sebep olmad‎kça Allah'‎n muhterem k‎ld‎ً‎ cana k‎ymay‎n. Bir kimse zulmen ِldürülürse, onun velîsine (hakk‎n‎ almas‎ için) yetki verdik. Ancak bu velî de k‎sasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacaً‎n‎ alm‎‏t‎r.
17|34|Yetimin mal‎na, rü‏düne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yakla‏‎n. Verdiًiniz sِzü de yerine getirin. اünkü verilen sِz, sorumluluًu gerektirir.
17|35|ضlçtüًünüz zaman tastamam ِlçün ve doًru terazi ile tart‎n. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bak‎m‎ndan daha güzeldir.
17|36|Hakk‎nda bilgin bulunmayan ‏eyin ard‎na dü‏me. اünkü kulak, gِz ve gِnül, bunlar‎n hepsi ondan sorumludur.
17|37|Yeryüzünde bِbürlenerek dola‏ma. اünkü sen (aً‎rl‎k ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de daًlarla ululuk yar‎‏‎na girebilirsin.
17|38|Bütün bu say‎lanlar‎n kِtü olanlar‎, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.
17|39|ف‏te bunlar, Rabbinin sana vahyettiًi hikmetlerdir. Allah ile birlikte ba‏ka ilâh edinme; sonra k‎nanm‎‏ ve (Allah'‎n rahmetinden) uzakla‏t‎r‎lm‎‏ olarak cehenneme at‎l‎rs‎n.
17|40|(Ey mü‏rikler!) Rabbiniz, erkek çocuklar‎ sizin için ay‎rd‎ da, kendisi meleklerden k‎z çocuklar m‎ edindi! Gerçekten siz, (vebali) çok büyük bir sِz sِylüyorsunuz.
17|41|Biz, onlar‎n ak‎llar‎n‎ ba‏lar‎na toplamalar‎ için bu Kur'an'da (çe‏itli ikaz ve ihtarlar‎) türlü ‏ekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaç‎p uzakla‏maktan ba‏ka bir ‏ey saًlam‎yor.
17|42|De ki: Eًer sِyledikleri gibi Allah ile birlikte ba‏ka ilâhlar da bulunsayd‎, o takdirde bu ilâhlar, Ar‏'‎n sahibi olan Allah'a ula‏mak için çareler arayacaklard‎.
17|43|Allah, onlar‎n sِyledikleri ‏eylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur.
17|44|Yedi gِk, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu ِvgü ile tesbih etmeyen hiçbir ‏ey yoktur. Ne var ki siz, onlar‎n tesbihini anlamazs‎n‎z. O, halîmdir, baً‎‏lay‎c‎d‎r.
17|45|Biz, Kur'an okuduًun zaman, seninle ahirete inanmayanlar‎n aras‎na gizleyici bir ِrtü çekeriz.
17|46|Ayr‎ca, onu anlamamalar‎ için kalplerine bir kapal‎l‎k ve kulaklar‎na bir aً‎rl‎k veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliًini yâdettiًinde onlar, canlar‎ s‎k‎lm‎‏ bir vaziyette, gerisin geri dِnüp giderler.
17|47|Biz, onlar‎n seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralar‎nda f‎s‎lda‏‎rlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmi‏ bir adamdan ba‏kas‎na uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.
17|48|Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapt‎lar! Bu yüzden, (ِyle bir) sapt‎lar ki, art‎k (doًru) yolu bulamayacaklard‎r.
17|49|Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik y‎ً‎n‎ ve koku‏mu‏ bir toprak olmu‏ iken, yepyeni bir hilkatte diriltileceًiz, ِyle mi!
17|50|De ki: "فster ta‏ olun, ister demir",
17|51|فsterse akl‎n‎za (yeniden dirilmesi) imkâns‎z gibi gِrünen herhangi bir yarat‎k! (Bunlar, Allah'‎n sizi yeniden diriltmesini güçle‏tirmez.) Diyecekler ki: "Bizi tekrar (hayata) kim dِndürecek?" De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alayl‎ bir tarzda ba‏lar‎n‎ sallayacak ve "Ne zamanm‎‏ o?" diyecekler. De ki: Yak‎n olsa gerek!
17|52|Allah sizi çaً‎racaً‎ gün, kendisine hamdederek çaًr‎s‎na uyars‎n‎z ve (dirilmeden ِnceki halinizde) çok az kald‎ً‎n‎z‎ san‎rs‎n‎z.
17|53|Kullar‎ma sِyle, sِzün en güzelini sِylesinler. Sonra ‏eytan aralar‎n‎ bozar. اünkü ‏eytan, insan‎n apaç‎k dü‏man‎d‎r.
17|54|Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezaland‎r‎r. Biz, seni onlar‎n üstüne bir vekil olarak gِndermedik.
17|55|Rabbin, gِklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün k‎ld‎k; Davud'a da Zebur'u verdik.
17|56|(Resûlüm!) De ki: "Allah'‎ b‎rak‎p da (ilâh olduًunu) ileri sürdüklerinize yalvar‎n. Ne var ki onlar, sizin s‎k‎nt‎n‎z‎ ne uzakla‏t‎rabilir, ne de deًi‏tirebilirler."
17|57|Onlar‎n yalvard‎klar‎ bu varl‎klar Rablerine -hangisi daha yak‎n olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azab‎ndan korkarlar. اünkü Rabbinin azab‎, sak‎n‎lacak bir azapt‎r.
17|58|Ne kadar ülke varsa hepsini k‎yamet gününden ِnce ya helâk edecek veya en çetin bir ‏ekilde azapland‎racaً‎z. Bu, Kitap'ta (levh-i mahfuz'da) yaz‎l‎d‎r.
17|59|Bizi, âyetler (mucizeler) gِndermekten al‎koyan tek ‏ey, ِncekilerin bu âyetleri yalanlam‎‏ olmas‎d‎r. Nitekim Semûd kavmine, aç‎k bir mucize olmak üzere bir di‏i deve vermi‏tik. Onlar ise, (bu deveyi boًazlad‎lar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için gِndeririz.
17|60|Hani sana: Rabbin, insanlar‎ çepeçevre ku‏atm‎‏t‎r, demi‏tik. Sana gِsterdiًimiz o gِrüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen aًac‎, ancak insanlar‎ s‎namak için meydana getirdik. Biz onlar‎ korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azg‎nl‎ktan ba‏ka bir ‏ey saًlamaz.
17|61|Meleklere: آdem'e secde edin! demi‏tik. فblis'in d‎‏‎nda hepsi secde ettiler. فblis: "Ben, dedi, çamurdan yaratt‎ً‎n bir kimseye secde mi ederim!"
17|62|Dedi ki: "قu benden üstün k‎ld‎ً‎na da bir bak! Yemin ederim ki, eًer beni k‎yamete kadar ya‏at‎rsan, pek az‎ d‎‏‎nda, onun neslini kendime baًlayacaً‎m!"
17|63|Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezas‎ cehennemdir. Tam bir ceza!
17|64|Onlardan gücünün yettiًi kimseleri dâvetinle ‏a‏‎rt; süvarilerinle, yayalar‎nla onlar‎ yaygaraya boً; mallar‎na, evlâtlar‎na ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. قeytan, insanlara, aldatmadan ba‏ka bir ‏ey vâdetmez.
17|65|قuras‎ muhakkak ki, benim (ihlâsl‎) kullar‎m üzerinde senin hiçbir aً‎rl‎ً‎n olmayacakt‎r. (Onlar‎) koruyucu olarak Rabbin yeter.
17|66|(Kullar‎m!) Rabbiniz, lütfuna nâil olman‎z için denizde gemileri sizin için yüzdürendir. Doًrusu O, sizin için çok merhametlidir.
17|67|Denizde ba‏‎n‎za bir musibet geldiًinde, O'ndan ba‏ka bütün yalvard‎klar‎n‎z kaybolup gider. O sizi kurtar‎p karaya ç‎kard‎ً‎nda, (yine eski halinize) dِnersiniz. فnsanoًlu çok nankِrdür.
17|68|O'nun, sizi kara taraf‎nda yerin dibine geçirmeyeceًinden, yahut ba‏‎n‎za ta‏ yaًd‎rmayacaً‎ndan emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazs‎n‎z.
17|69|Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gِnderip üzerinize bir kas‎rga yollayarak, inkâr etmi‏ olman‎z sebebiyle sizi boًmayacaً‎ndan emin misiniz? Sonra, bundan dolay‎ kendinize (intikam‎n‎z‎ almak için) bizi aray‎p soracak bir destekçi de bulamazs‎n‎z.
17|70|Biz, hakikaten insanoًlunu ‏an ve ‏eref sahibi k‎ld‎k. Onlar‎, (çe‏itli nakil vas‎talar‎ ile) karada ve denizde ta‏‎d‎k; kendilerine güzel güzel r‎z‎klar verdik; yine onlar‎, yaratt‎klar‎m‎z‎n birçoًundan cidden üstün k‎ld‎k.
17|71|Her insan topluluًunu ِnderleri ile birlikte çaً‎racaً‎m‎z o günde kimlerin amel defteri saً‎ndan verilirse, onlar, en küçük bir haks‎zl‎ًa uًramam‎‏ olarak amel defterlerini okuyacaklar.
17|72|Bu dünyada kِr olan kimse ahirette de kِrdür; üstelik iyice yolunu ‏a‏‎rm‎‏t‎r.
17|73|Mü‏rikler, sana vahyettiًimizden ba‏ka bir ‏eyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiًimizden sapt‎racaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
17|74|Eًer seni sebatkâr k‎lmasayd‎k, gerçekten, nerdeyse onlara birazc‎k meyledecektin.
17|75|O zaman, hiç ‏üphesiz sana hayat‎n ve ِlümün s‎k‎nt‎lar‎n‎ kat kat tatt‎r‎rd‎k; sonra bize kar‏‎ kendin için bir yard‎mc‎ da bulamazd‎n.
17|76|Yine onlar, seni yurdundan ç‎karmak için nerdeyse dünyay‎ ba‏‎na dar getirecekler. O takdirde, senin ard‎ndan kendileri de fazla kalamazlar.
17|77|Senden ِnce gِnderdiًimiz peygamberler hakk‎ndaki kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir deًi‏iklik bulamazs‎n.
17|78|Gündüzün güne‏ dِnüp gecenin karanl‎ً‎ bast‎r‎ncaya kadar (belli vakitlerde) namaz k‎l; bir de sabah namaz‎n‎. اünkü sabah namaz‎ ‏ahitlidir.
17|79|Gecenin bir k‎sm‎nda uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz k‎l. (Bِylece) Rabbinin, seni, ِvgüye deًer bir makama gِndereceًini umabilirsin.
17|80|Ve ‏ِyle niyaz et: Rabbim! Gireceًim yere dürüstlükle girmemi saًla; ç‎kacaً‎m yerden de dürüstlükle ç‎kmam‎ saًla. Bana taraf‎ndan, hakk‎yla yard‎m edici bir kuvvet ver.
17|81|Yine de ki: Hak geldi; bât‎l y‎k‎l‎p gitti. Zaten bât‎l y‎k‎lmaya mahkumdur.
17|82|Biz, Kur'an'dan ِyle bir ‏ey indiriyoruz ki o, müminler için ‏ifa ve rahmettir; zalimlerin ise yaln‎zca ziyan‎n‎ art‎r‎r.
17|83|فnsana nimet verdiًimiz zaman (bizden) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarl‎ًa dü‏er.
17|84|De ki: Herkes, kendi mizaç ve me‏rebine gِre i‏ yapar. Bu durumda kimin doًru bir yol tuttuًunu Rabbiniz en iyi bilendir.
17|85|Sana ruh hakk‎nda soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmi‏tir.
17|86|Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiًimizi ortadan kald‎r‎r‎z; sonra bu durumda sen de bize kar‏‎ hiçbir koruyucu bulamazs‎n.
17|87|Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an bâki kalm‎‏t‎r). اünkü O'nun sana lütufkârl‎ً‎ çok büyüktür.
17|88|De ki: Andolsun, bu Kur'an'‎n bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
17|89|Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çe‏itli ‏ekillerde anlatt‎k. Yine de insanlar‎n çoًu inkârc‎l‎ktan ba‏kas‎n‎ kabullenmediler.
17|90|Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak f‎‏k‎rtmad‎kça sana asla inanmayacaً‎z."
17|91|"Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm baً‎n olmal‎; ِyle ki, içlerinden gürül gürül ‎rmaklar ak‎tmal‎s‎n."
17|92|"Yahut, iddia ettiًin gibi, üzerimize gِkten parçalar yaًd‎rmal‎s‎n veya Allah'‎ ve melekleri gِzümüzün ِnüne getirmelisin."
17|93|"Yahut da alt‎ndan bir evin olmal‎, ya da gًِe ç‎kmal‎s‎n. Bize, okuyacaً‎m‎z bir kitap indirmediًin sürece (gًِe) ç‎kt‎ً‎na da asla inanmay‎z." De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece be‏er bir elçiyim.
17|94|Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiًinde, insanlar‎n (buna) inanmalar‎n‎ s‎rf, "Allah, peygamber olarak bir be‏eri mi gِnderdi?" demeleri engellemi‏tir.
17|95|قunu sِyle: Eًer yeryüzünde yerle‏mi‏ gezip dola‏an melekler olsayd‎, elbette onlara gِkten, peygamber olarak bir melek gِnderirdik.
17|96|De ki: Benimle sizin aran‎zda gerçek ‏ahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullar‎n‎ hakikaten bilip gِrmektedir.
17|97|Allah kime hidayet verirse, i‏te doًru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, art‎k onlara, Allah'tan ba‏ka dostlar bulamazs‎n. K‎yamet gününde onlar‎ kِr, dilsiz ve saً‎r bir halde yüzükoyun ha‏rederiz. Onlar‎n varacaً‎ ve kalacaً‎ yer cehennemdir ki, ate‏i yava‏lad‎kça onun alevini art‎r‎r‎z.
17|98|Cezalar‎ i‏te budur! اünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmi‏ler ve: "Sahi bizler, bir kemik y‎ً‎n‎ ve koku‏mu‏ toprak olduktan sonra yeni bir yarat‎l‎‏la diriltilmi‏ mi olacaً‎z?" demi‏lerdir.
17|99|Dü‏ünmediler mi ki, gِkleri ve yeri yaratm‎‏ olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda ‏üphe yoktur. Ama zalimler, inkârc‎l‎ktan ba‏kas‎n‎ kabullenmediler.
17|100|De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eًer siz sahip olsayd‎n‎z, harcan‎r korkusuyla k‎st‎kça k‎sard‎n‎z. فnsanoًlu da pek eli s‎k‎d‎r!
17|101|Andolsun biz, Musa'ya aç‎k aç‎k dokuz âyet verdik. Haydi فsrailoًullar‎na sor. Musa onlara geldiًinde Firavun ona, "Ey Musa! dedi, senin büyülenmi‏ olduًunu san‎yorum!"
17|102|(Musa Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunlar‎, birer ibret olmak üzere, ancak, gِklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduًunu san‎yorum!"
17|103|Derken, Firavun onlar‎ ülkeden ç‎karmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyyetindekilerin hepsini (denizde) boًduk.
17|104|Arkas‎ndan da فsrailoًullar‎na: "O topraklarda oturun! Ahiret vâdi tahakkuk edince, hepinizi toplay‎p bir araya getireceًiz" dedik.
17|105|Biz Kur'an'‎ hak olarak indirdik; o da hakk‎ getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik.
17|106|Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyas‎n diye (âyet âyet, sûre sûre) ay‎rd‎k; ve onu peyderpey indirdik.
17|107|De ki: Siz ona ister inan‎n, ister inanmay‎n; ‏u bir gerçek ki, bundan ِnce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapan‎rlar.
17|108|Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vâdi mutlaka yerine getirilir.
17|109|Aًlayarak yüz üstü yere kapan‎rlar. (Kur'an okumak) onlar‎n sayg‎s‎n‎ art‎r‎r.
17|110|De ki: "فster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. اünkü en güzel isimler O'na hast‎r." Namaz‎nda yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da k‎sma; ikisinin aras‎ bir yol tut.
17|111|"اocuk edinmeyen, hakimiyette ortaً‎ bulunmayan, âcizlikten ِtürü bir dosta da ihtiyac‎ olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun ‏an‎n‎ yücelt!
18|1|Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab '‎ indirdi ve ona hiçbir eًrilik koymad‎.
18|2|Onu dosdoًru (bir Kitab)olarak indirdi ki kat‎ndan gelecek ‏iddetli azaba kar‏‎ (insanlar‎)uyarmak ve yararl‎ i‏ler yapan müminlere kendileri için güzel mükafat bulunduًunu müjdelemek için.
18|3|Onlar orada ebedî kalacaklarlard‎r.
18|4|Ve "Allah evlât edindi" diyenleri de uyarmak için.
18|5|Ne onlar‎n (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalar‎n‎n bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Aً‎zlar‎ndan ç‎kan bu sِz ne büyük oldu! Yalandan ba‏ka bir ‏ey sِylemiyorlar.
18|6|Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalar‎ndan üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
18|7|Biz, insanlar‎n hangisinin daha güzel amel edeceًini deneyelim diye yeryüzündeki her ‏eyi dünyan‎n kendine mahsus bir zinet yapt‎k.
18|8|(Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her ‏eyi kupkuru bir toprak yapacaً‎z.
18|9|(Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete ‏âyan olduklar‎n‎ m‎ sand‎n?
18|10|O (yiًit) gençler maًaraya s‎ً‎nm‎‏lar ve: Rabbimiz! Bize taraf‎ndan rahmet ver ve bize, (‏u) durumumuzdan bir kurtulu‏ yolu haz‎rla! demi‏lerdi.
18|11|Bunun üzerine biz de o maًarada onlar‎n kulaklar‎na nice y‎llar perde koyduk (uykuya dald‎rd‎k.)
18|12|Sonra da iki guruptan (Ashâb-‎ Kehf ile has‎mlar‎ndan) hangisinin kald‎klar‎ müddeti daha iyi hesap edeceًini gِrelim diye onlar‎ uyand‎rd‎k.
18|13|Biz sana onlar‎n ba‏‎ndan geçenleri gerçek olarak anlat‎yoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanm‎‏ gençlerdi. Biz de onlar‎n hidayetini artt‎rd‎k.
18|14|Onlar‎n kalplerini metîn k‎ld‎k. O yiًitler (o yerin hükümdar‎ kar‏‎s‎nda) ayaًa kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, gِklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan ba‏kas‎na tanr‎ demeyiz. Yoksa saçma sapan konu‏mu‏ oluruz.
18|15|قu bizim kavmimiz Allah'tan ba‏ka tanr‎lar edindiler. Bari bu tanr‎lar konusunda aç‎k bir delil getirseler. (Ne mümkün!) ضyle ise Allah hakk‎nda yalan uydurandan daha zalimi var m‎?
18|16|(فçlerinden biri ‏ِyle demi‏ti:) "Madem ki siz onlardan ve onlar‎n Allah'‎n d‎‏‎nda tapmakta olduklar‎ varl‎klardan uzakla‏t‎n‎z, o halde maًaraya s‎ً‎n‎n ki, Rabbiniz size rahmetini yays‎n ve i‏inizde sizin için fayda ve kolayl‎k saًlas‎n."
18|17|(Resûlüm! Orada bulunsayd‎n) güne‏i gِrürdün: Doًduًu zaman maًaralar‎n‎n saً‎na meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Bِylece) onlar (güne‏ ‎‏‎ً‎ndan rahats‎z olmaks‎z‎n) maًaran‎n bir kِ‏esinde (uyurlard‎). ف‏te bu, Allah'‎n âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, i‏te o, hakka ula‏m‎‏t‎r, kimi de hidayetten mahrum ederse art‎k onu doًruya yِneltecek bir dost bulamazs‎n.
18|18|Kendileri uykuda olduklar‎ halde sen onlar‎ uyan‎k san‎rd‎n. Onlar‎ saًa sola çevirirdik. Kِpekleri de maًaran‎n giri‏inde ِn ayaklar‎n‎ uzatm‎‏ yatmakta idi. Eًer onlar‎n durumlar‎na muttali olsa idin dِnüp onlardan kaçard‎n ve gِrdüklerin yüzünden için korku ile dolard‎.
18|19|Bِylece biz, aralar‎nda birbirlerine sormalar‎ için onlar‎ uyand‎rd‎k: فçlerinden biri: "Ne kadar kald‎n‎z?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parças‎ kadar kald‎k" dediler; (kimi de) ‏ِyle dediler: "Rabbiniz, kald‎ً‎n‎z müddeti daha iyi bilir. قimdi siz, içinizden birini ‏u gümü‏ paran‎zla ‏ehre gِnderin de, baks‎n, (‏ehrin) hangi yiyeceًi daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayr‎ca, nâzik davrans‎n (gizli hareket etsin) ve sak‎n sizi kimseye sezdirmesin."
18|20|"اünkü onlar eًer size muttali olurlarsa, ya sizi ta‏layarak ِldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazs‎n‎z."
18|21|Bِylece (insanlar‎) onlardan haberdar ettik ki, Allah'‎n vâdinin hak olduًunu, k‎yametin ‏üphe gِtürmez olduًunu bilsinler. Hani onlar aralar‎nda Ashâb-‎ Kehfin durumunu tart‎‏‎yorlard‎. Dediler ki: "ـzerlerine bir bina yap‎n. Rableri onlar‎ daha iyi bilir." Onlar‎n durumuna vâk‎f olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onlar‎n yan‎ba‏lar‎na bir mescit yapacaً‎z" dediler.
18|22|(فnsanlar‎n kimi:) "Onlar üç ki‏idir; dِrdüncüleri de kِpekleridir" diyecekler; yine: "Be‏ ki‏idir; alt‎nc‎lar‎ kِpekleridir" diyecekler. (Bunlar) bilinmeyen hakk‎nda tahmin yürütmektir. (Kimileri de:) "Onlar yedi ki‏idir; sekizincisi kِpekleridir" derler. De ki: Onlar‎n say‎lar‎n‎ Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakk‎nda bilgisi olan çok azd‎r. ضyle ise Ashâb-‎ Kehf hakk‎nda, delillerin aç‎k olmas‎ haricinde bir münaka‏aya giri‏me ve onlar hakk‎nda (ileri geri konu‏an) kimselerin hiçbirinden malumat isteme.
18|23|Hiçbir ‏ey için "Bunu yar‎n yapacaً‎m" deme.
18|24|Ancak Allah dilerse (yapacaً‎m de). Unuttuًun zaman Allah'‎ an ve "Umar‎m Rabbim beni,doًruya daha yak‎n olana eri‏tirir."de.
18|25|Onlar,maًaralar‎nda üçyüz y‎l kadar kald‎lar ve dokuz y‎l da buna ilave etmi‏lerdir
18|26|De ki: Ne kadar kald‎klar‎n‎ Allah daha iyi bilir. Gِklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O'nun gِrmesi de, i‏itmesi de ‏âyan‎ hayrettir. Onlar‎n (gِklerde ve yerde olanlar‎n), O'ndan ba‏ka bir yِneticisi yoktur. O, kendi hükümranl‎ً‎na kimseyi ortak etmez.
18|27|Rabbinin Kitab‎'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini deًi‏tirebilecek yoktur. O'ndan ba‏ka bir s‎ً‎nak da bulamazs‎n.
18|28|Sabah ak‏am Rablerine, O'nun r‎zas‎n‎ dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayat‎n‎n süsünü isteyerek gِzlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil k‎ld‎ً‎m‎z, kِtü arzular‎na uymu‏ ve i‏i gücü a‏‎r‎l‎k olan kimseye boyun eًme.
18|29|Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. ضyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere ِyle bir cehennem haz‎rlad‎k ki, onun duvarlar‎ kendilerini çepe çevre ku‏atm‎‏t‎r. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlar‎na, erimi‏ maden gibi yüzleri ha‏layan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kِtü bir kalma yeri!
18|30|فman edip de güzel davran‎‏larda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel i‏ler yapanlar‎n ecrini zâyi etmeyiz.
18|31|ف‏te onlara, alt taraflar‎ndan ‎rmaklar akan Adn cennetleri vard‎r. Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada alt‎n bileziklerle bezenecekler; ince ve kal‎n dîbâdan ye‏il elbiseler giyecekler. Ne güzel kar‏‎l‎k ve ne güzel kalma yeri!
18|32|Onlara, ‏u iki adam‎ misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm baً‎ vermi‏, her ikisinin de etraf‎n‎ hurmalarla donatm‎‏, aralar‎nda da ekinler bitirmi‏tik.
18|33|فki baً‎n ikisi de yemi‏lerini vermi‏, hiçbirini eksik b‎rakmam‎‏t‎. فkisinin aras‎ndan bir de ‎rmak f‎‏k‎rtm‎‏t‎k.
18|34|Bu adam‎n ba‏ka geliri de vard‎. Bu yüzden arkada‏‎yla konu‏urken ona ‏ِyle dedi: "Ben, servetçe senden daha zenginim; insan say‎s‎ bak‎m‎ndan da senden daha güçlüyüm."
18|35|(Bِyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek baً‎na girdi. قِyle dedi: "Bunun, hiçbir zaman yok olacaً‎n‎ sanmam."
18|36|"K‎yametin kopacaً‎n‎ da sanm‎yorum. قayet Rabbimin huzuruna gِtürülürsem, hiç ‏üphem yok ki, (orada) bundan daha hay‎rl‎ bir ak‎bet bulurum."
18|37|Kar‏‎l‎kl‎ konu‏an arkada‏‎ ona hitaben: "Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan) yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah'‎ inkâr m‎ ettin?"
18|38|"Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir ‏eyi ortak ko‏mam."
18|39|"Baً‎na girdiًinde: Mâ‏âallah! Kuvvet yaln‎z Allah'‎nd‎r, deseydin ya! Eًer malca ve evlâtça beni kendinden güçsüz gِrüyorsan (‏unu bil ki):"
18|40|"Belki Rabbim bana, senin baً‎ndan daha iyisini verir; senin baً‎na ise gِkten y‎ld‎r‎mlar gِnderir de baً kupkuru bir toprak haline gelir."
18|41|"Yahut, baً‎n‎n suyu dibe çekilir de bir daha onu aray‎p bulamazs‎n."
18|42|Derken onun serveti ku‏at‎l‎p yok edildi. Bِylece, baً‎ uًruna yapt‎ً‎ masraflardan ِtürü ellerini oًu‏turup kald‎. Baً‎n çardaklar‎ yere çِkmü‏tü. "Ah, diyordu, ke‏ke ben Rabbime hiçbir ortak ko‏mam‎‏ olsayd‎m!"
18|43|Kendisine Allah'tan ba‏ka yard‎m edecek destekçileri olmad‎ً‎ gibi kendi kendini de kurtaracak güçte deًildi.
18|44|ف‏te burada yard‎m ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfat‎ en iyi olan O, en güzel âk‎beti veren yine O'dur.
18|45|Onlara ‏unu da misal gِster: Dünya hayat‎, gِkten indirdiًimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (ِnce geli‏ip) birbirine kar‎‏m‎‏; arkas‎ndan rüzgâr‎n savurduًu çerçِp haline gelmi‏tir. Allah, her ‏ey üzerinde iktidar sahibidir.
18|46|Servet ve oًullar, dünya hayat‎n‎n süsüdür; ِlümsüz olan iyi i‏ler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hay‎rl‎, hem de ümit baًlamaya daha lây‎kt‎r.
18|47|(Dü‏ün) o günü ki, daًlar‎ yerinden gِtürürüz ve yeryüzünün ç‎r‎lç‎plak olduًunu gِrürsün. Hiçbirini b‎rakmaks‎z‎n onlar‎ (tüm ِlüleri) mah‏erde toplam‎‏ olacaً‎z.
18|48|Ve hepsi s‎ra s‎ra Rabbinin huzuruna ç‎kar‎lm‎‏lard‎r: Andolsun ki sizi ilk defas‎nda yaratt‎ً‎m‎z ‏ekilde bize geldiniz. Oysa size vâdedilenlerin tahakkuk edeceًi bir zaman tayin etmediًimizi sanm‎‏t‎n‎z, deًil mi?
18|49|Kitap ortaya konmu‏tur: Suçlular‎n, onda yaz‎l‎ olanlardan korkmu‏ olduklar‎n‎ gِrürsün. "Vay halimize! derler, bu nas‎l kitapm‎‏! Küçük büyük hiçbir ‏ey b‎rakmaks‎z‎n (yapt‎klar‎m‎z‎n) hepsini say‎p dِkmü‏!" BِyIece yapt‎klar‎n‎ kar‏‎lar‎nda bulmu‏lard‎r. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
18|50|Hani biz meleklere: آdem'e secde edin, demi‏tik; فblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. فblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden d‎‏ar‎ ç‎kt‎. قimdi siz, beni b‎rak‎p da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin dü‏man‎n‎zd‎r. Zalimler için bu ne fena bir deًi‏medir!
18|51|Ben onlar‎ (فblis ve soyunu) ne gِklerin ve yerin yarat‎l‎‏‎na, ne de bizzat kendilerinin yarat‎l‎‏‎na ‏ahit tuttum. Ben yoldan ç‎karanlar‎ yard‎mc‎ edinecek deًilim.
18|52|Yine o günü (dü‏ünün ki, Allah, kâfirlere): Benim ortaklar‎m olduklar‎n‎ ileri sürdüًünüz ‏eyleri çaً‎r‎n! buyurur. اaً‎rm‎‏lard‎r onlar‎; fakat kendilerine cevap vermemi‏lerdir. Biz onlar‎n aras‎na tehlikeli bir uçurum koyduk.
18|53|Suçlular ate‏i gِrür gِrmez, oray‎ boylayacaklar‎n‎ iyice anlad‎lar; ondan kurtulu‏ yolu da bulamad‎lar.
18|54|Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali say‎p dِkmü‏üzdür. Fakat tart‎‏maya en çok dü‏kün varl‎k insand‎r.
18|55|Kendilerine hidayet geldiًinde insanlar‎ iman etmekten ve Rablerinden maًfiret talep etmekten al‎koyan ‏ey, sadece, ِncekilerinin ba‏‎na gelenlerin kendi ba‏lar‎na da gelmesini, yahut azab‎n gِz gِre gِre kendilerine gelmesini beklemeleridir!
18|56|Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyar‎c‎lar olarak gِndeririz. Kâfir olanlar ise, hakk‎ bât‎la dayanarak ortadan kald‎rmak için bât‎l yolla mücadele verirler. Onlar âyetlerimizi ve uyar‎ld‎klar‎ ‏eyleri alaya alm‎‏lard‎r.
18|57|Kendisine Rabbinin âyetleri hat‎rlat‎l‎p da ona s‎rt çevirenden, kendi elleriyle yapt‎ً‎n‎ unutandan daha zalim kim vard‎r! Biz onlar‎n kalplerine, bunu anlamalar‎na engel olan bir aً‎rl‎k, kulaklar‎na da saً‎rl‎k verdik. Sen onlar‎ hidayete çaً‎rsan da art‎k ebediyen hidayete eremeyeceklerdir.
18|58|Senin, baً‎‏‎ bol olan Rabbin merhamet sahibidir; ‏ayet yapt‎klar‎ yüzünden onlar‎ (hemen) muaheze edecek olsayd‎, onlara azab‎ çarçabuk verirdi. Fakat kendilerine tan‎nm‎‏ belli bir süre vard‎r ki, art‎k bundan kaç‎p kurtulacaklar‎ bir s‎ً‎nak bulamayacaklard‎r.
18|59|ف‏te ‏u ülkeler; zulmettikleri zaman onlar‎ helâk ettik. Onlar‎ helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmi‏tik.
18|60|Bir vakit Musa genç adam‎na demi‏ti ki: "Durup dinlenmeyeceًim; tâ iki denizin birle‏tiًi yere kadar varacaً‎m, yahut senelerce yürüyeceًim."
18|61|Her ikisi, iki denizin birle‏tiًi yere var‎nca bal‎klar‎n‎ unuttular. Bal‎k, denizde bir yol tutup gitmi‏ti.
18|62|(Bulu‏ma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adam‎na: Ku‏luk yemeًimizi getir bize. Hakikaten ‏u yolculuًumuz yüzünden ba‏‎m‎za (epeyce) s‎k‎nt‎ geldi, dedi.
18|63|(Genç adam:) Gِrdün mü! dedi, kayaya s‎ً‎nd‎ً‎m‎z s‎rada bal‎ً‎ unuttum. Onu hat‎rlamam‎ bana ‏eytandan ba‏kas‎ unutturmad‎. O, ‏a‏‎lacak bir ‏ekilde denizde yolunu tutup gitmi‏ti.
18|64|Musa: ف‏te arad‎ً‎m‎z o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri dِndüler.
18|65|Derken, kullar‎m‎zdan bir kul buldular ki, ona kat‎m‎zdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermi‏, yine ona taraf‎m‎zdan bir ilim ًِretmi‏tik.
18|66|Musa ona: Sana ًِretilenden, bana, doًruyu bulmama yard‎m edecek bir bilgi ًِretmen için sana tâbi olay‎m m‎? dedi.
18|67|Dedi ki: Doًrusu sen benimle beraberliًe sabredemezsin.
18|68|(فç yüzünü) kavrayamad‎ً‎n bir bilgiye nas‎l sabredersin?
18|69|Musa: فn‏aallah, dedi, sen beni sabreder bulacaks‎n. Senin emrine de kar‏‎ gelmem.
18|70|(O kul:) Eًer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir ‏ey hakk‎nda bana soru sorma! dedi.
18|71|Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (H‎z‎r) gemiyi deldi. Musa: Halk‎n‎ boًmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyan‎) büyük bir i‏ yapt‎n! dedi.
18|72|(H‎z‎r:) Ben sana, benimle beraberliًe sabredemezsin, demedim mi? dedi.
18|73|Musa: Unuttuًum ‏eyden dolay‎ beni muaheze etme; i‏imde bana güçlük ç‎karma, dedi.
18|74|Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuًa rastlad‎klar‎nda (H‎z‎r) hemen onu ِldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir can‎, bir can kar‏‎l‎ً‎ olmaks‎z‎n (kimseyi ِldürmediًi halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir ‏ey yapt‎n!
18|75|(H‎z‎r:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.
18|76|Musa: Eًer, dedi, bundan sonra sana bir ‏ey sorarsam art‎k bana arkada‏l‎k etme. Hakikaten benim taraf‎mdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ula‏t‎n.
18|77|Yine yürüdüler. Nihayet bir kِy halk‎na var‎p onlardan yiyecek istediler. Ancak kِy halk‎ onlar‎ misafir etmekten kaç‎nd‎lar. Derken orada y‎k‎lmak üzere bulunan bir duvarla kar‏‎la‏t‎lar. (H‎z‎r) hemen onu doًrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna kar‏‎ bir ücret al‎rd‎n, dedi.
18|78|(H‎z‎r) ‏ِyle dedi: "ف‏te bu, benimle senin aram‎z‎n ayr‎lmas‎d‎r. قimdi sana, sabredemediًin ‏eylerin içyüzünü haber vereceًim."
18|79|"Gemi var ya, o, denizde çal‎‏an yoksul kimselerindi. Onu kusurlu k‎lmak istedim. (اünkü) onlar‎n arkas‎nda, her (saًlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vard‎."
18|80|"Erkek çocuًa gelince, onun ana-babas‎, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuًun) onlar‎ azg‎nl‎k ve nankِrlüًe boًmas‎ndan korktuk."
18|81|(Devam etti:) "Bِylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin."
18|82|"Duvara gelince, ‏ehirde iki yetim çocuًun idi; alt‎nda da onlara ait bir hazine vard‎; babalar‎ ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çaًlar‎na eri‏sinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini ç‎kars‎nlar. Ben bunu da kendiliًimden yapmad‎m. ف‏te, hakk‎nda sabredemediًin ‏eylerin iç yüzü budur."
18|83|(Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakk‎nda soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hat‎ra okuyacaً‎m.
18|84|Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi k‎ld‎k, ona (muhtaç olduًu) her ‏ey için bir sebep (bir vas‎ta ve yol) verdik.
18|85|O da bir yol tutup gitti.
18|86|Nihayet güne‏in batt‎ً‎ yere var‎nca, onu kara bir balç‎kta batar buldu. Onun yan‎nda (orada) bir kavme rastlad‎. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklar‎nda iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
18|87|O, ‏ِyle dedi: "Haks‎zl‎k edeni cezaland‎racaً‎z; sonra o, Rabbine gِnderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak."
18|88|"فman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir kar‏‎l‎k vard‎r. Ve buyruًumuzdan, ona kolay olan‎n‎ sِyleyeceًiz."
18|89|Sonra yine bir yol tuttu.
18|90|Nihayet güne‏in doًduًu yere ula‏‎nca, onu ِyle bir kavim üzerine doًar buldu ki, onlar için güne‏e kar‏‎ bir ِrtü yapmam‎‏t‎k.
18|91|ف‏te bِylece onunla ilgili her ‏eyden haberdard‎k.
18|92|Sonra yine bir yol tuttu.
18|93|Nihayet iki daً aras‎na ula‏t‎ً‎nda onlar‎n ِnünde, hemen hiçbir sِzü anlamayan bir kavim buldu.
18|94|Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktad‎rlar. Bizimle onlar aras‎nda bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
18|95|Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduًu nimet ve kudret daha hay‎rl‎d‎r. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar aras‎na a‏‎lmaz bir engel yapay‎m."
18|96|"Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet daً‎n iki yan‎ aras‎n‎ ayn‎ seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "ـfleyin (kِrükleyin)!" dedi. Art‎k onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimi‏ bak‎r dِkeyim" dedi.
18|97|Bu sebeple onu ne a‏maya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
18|98|Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi hakt‎r, dedi.
18|99|O gün (k‎yamet gününde bakars‎n ki) biz onlar‎, birbirine çarparak çalkalan‎r bir halde b‎rakm‎‏‎zd‎r; Sûr'a da üfürülmü‏, bِylece onlar‎ bütünüyle bir araya getirmi‏izdir.
18|100|Ve, gِzleri beni gِrmeye kapal‎ bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmi‏izdir.
18|101|Ve, gِzleri beni gِrmeye kapal‎ bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmi‏izdir.
18|102|Kâfirler, beni b‎rak‎p da kullar‎m‎ dostlar edineceklerini mi sand‎lar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak haz‎rlad‎k.
18|103|De ki: Size, (yapt‎klar‎) i‏ler bak‎m‎ndan en çok ziyana uًrayanlar‎ bildirelim mi?
18|104|(Bunlar;) iyi i‏ler yapt‎klar‎n‎ sand‎klar‎ halde, dünya hayat‎nda çabalar‎ bo‏a giden kimselerdir.
18|105|ف‏te onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavu‏may‎ inkâr eden, bu yüzden amelleri bo‏a giden kimselerdir ki, biz onlar için k‎yamet gününde hiçbir ِlçü tutmayacaً‎z.
18|106|ف‏te, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve resûllerimi alaya ald‎klar‎ için onlar‎n cezas‎ cehennemdir.
18|107|فman edip iyi davran‎‏larda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vard‎r.
18|108|Orada ebedî kalacaklard‎r. Oradan hiç ayr‎lmak istemezler.
18|109|De ki: Rabbimin sِzleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi, Rabbimin sِzleri bitmeden ِnce deniz tükenecektir.
18|110|De ki: Ben, yaln‎zca sizin gibi bir be‏erim. (قu var ki) bana, فlâh'‎n‎z‎n, sadece bir فlâh olduًu vahyolunuyor. Art‎k her kim Rabbine kavu‏may‎ umuyorsa, iyi i‏ yaps‎n ve Rabbine ibadette hiçbir ‏eyi ortak ko‏mas‎n..
19|1|Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.
19|2|(Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin an‎lmas‎d‎r.
19|3|Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmi‏ti:
19|4|Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zay‎flad‎, saç‎m ba‏‎m aًard‎. Ve ben, Rabbim, sana (ettiًim) dua sayesinde hiç bedbaht olmad‎m.
19|5|Doًrusu ben, arkamdan i‏ ba‏‎na geçecek olan yak‎nlar‎mdan endi‏e ediyorum. Kar‎m da k‎s‎rd‎r. Taraf‎ndan bana bir veli (oًul) ver.
19|6|Ki o bana vâris olsun; Ya'kub hanedan‎na da vâris olsun. Rabbim, onu r‎zana lây‎k k‎l!
19|7|(Allah ‏ِyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz sana bir oًul müjdeleriz ki, onun ad‎ Yahya'd‎r. Daha ِnce ona kimseyi ada‏ yapmad‎k.
19|8|Zekeriyya: Rabbim! dedi, kar‎m k‎s‎r olduًu, ben de ihtiyarl‎ً‎n son s‎n‎r‎na vard‎ً‎m halde, benim nas‎l oًlum olabilir?
19|9|Allah: ضyledir, dedi; Rabbin: O bana kolayd‎r. Daha ِnce, sen hiçbir ‏ey deًilken seni de yaratm‎‏t‎m, buyurdu.
19|10|O: Rabbim! dedi, (çocuًum olacaً‎na dair) bana bir i‏aret ver. Allah: Sana i‏aret, sapasaًlam olduًun halde üç gün insanlarla konu‏amamand‎r, buyurdu.
19|11|Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin kar‏‎s‎na ç‎karak onlara: "Sabah ak‏am tesbihte bulunun" diye i‏aret verdi.
19|12|"Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle sar‎l!" (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik.
19|13|Taraf‎m‎zdan ona kalp yumu‏akl‎ً‎ ve temizlik de (verdik). O, çok sak‎nan bir kimse idi.
19|14|Ana-babas‎na çok iyi davran‎rd‎; o, isyankâr bir zorba deًildi.
19|15|Doًduًu gün, ِleceًi gün ve diri olarak kabirden kald‎r‎lacaً‎ gün ona selam olsun!
19|16|(Resûlüm! ) Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayr‎larak doًu taraf‎nda bir yere çekilmi‏ti.
19|17|Meryem, onlarla kendi aras‎na bir perde çekmi‏ti. Derken, biz ona ruhumuzu gِnderdik de o, kendisine tastamam bir insan ‏eklinde gِründü.
19|18|Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a s‎ً‎n‎r‎m! Eًer Allah'tan sak‎nan bir kimse isen (bana dokunma).
19|19|Melek: Ben, yaln‎zca, sana tertemiz bir erkek çocuk baً‎‏lamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.
19|20|Meryem: Bana bir insan eli deًmediًi, iffetsiz de olmad‎ً‎m halde benim nas‎l çocuًum olabilir? dedi.
19|21|Melek: ضyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolayd‎r. اünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet k‎lacaً‎z. Bu, hüküm ve karara baًlanm‎‏ (ezelde olup bitmi‏) bir i‏ idi.
19|22|Meryem ona hamile kald‎. Bunun üzerine onunla (karn‎ndaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
19|23|Doًum sanc‎s‎ onu bir hurma aًac‎na (dayanmaya) sevketti. "Ke‏ke, dedi, bundan ِnce ِlseydim de unutulup gitseydim!"
19|24|A‏aً‎s‎ndan (فsa yahut melek) ona ‏ِyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yan‎nda bir su ark‎ vücuda getirmi‏tir."
19|25|"Hurma dal‎n‎ kendine doًru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dِkülsün."
19|26|"Ye, iç. Gِzün ayd‎n olsun! Eًer insanlardan birini gِrürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adad‎m; art‎k bugün hiçbir insanla konu‏mayacaً‎m."
19|27|Nihayet onu (kucaً‎nda) ta‏‎yarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iًrenç bir ‏ey yapt‎n!
19|28|Ey Harun'un k‎z karde‏i! Senin baban kِtü bir insan deًildi; annen de iffetsiz deًildi.
19|29|Bunun üzerine Meryem çocuًu gِsterdi. "Biz, dediler, be‏ikteki bir sabî ile nas‎l konu‏uruz?"
19|30|اocuk ‏ِyle dedi: "Ben, Allah'‎n kuluyum. O, bana Kitab'‎ verdi ve beni peygamber yapt‎."
19|31|"Nerede olursam olay‎m, O beni mübarek k‎ld‎; ya‏ad‎ً‎m sürece bana namaz‎ ve zekât‎ emretti."
19|32|"Beni anneme sayg‎l‎ k‎ld‎; beni bedbaht bir zorba yapmad‎."
19|33|"Doًduًum gün, ِleceًim gün ve diri olarak kabirden kald‎r‎lacaً‎m gün esenlik banad‎r."
19|34|ف‏te, hakk‎nda ‏üphe ettikleri Meryem oًlu فsa -hak sِz olarak- budur.
19|35|Allah'‎n bir evlât edinmesi, olur ‏ey deًildir. O, bundan münezzehtir. Bir i‏e hükmettiًi zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur.
19|36|(فsa ‏unu da sِyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. ضyle ise O'na kulluk ediniz. ف‏te doًru yol budur.
19|37|Sonra guruplar kendi aralar‎nda ayr‎l‎ًa dü‏tüler. Büyük güne ‏ahit olunduًu zamanda vay o kâfirlerin haline!
19|38|Onlar, bizim huzurumuza ç‎kacaklar‎ gün (ba‏lar‎na gelecek olanlar‎) ne iyi duyarlar ve ne iyi gِrürler (bir gِrsen)! Fakat o zalimler bugün aç‎k bir sap‎kl‎k içindedirler.
19|39|(Resûlüm!) Sen onlar‎ pi‏manl‎k ve üzüntü günü hakk‎nda uyar. اünkü onlar bir gafletin içine dalm‎‏ olduklar‎ halde ve henüz iman etmemi‏ken (bakars‎n) i‏ olup bitmi‏tir.
19|40|Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her ‏ey gider, biz kal‎r‎z) ve onlar ancak bize dِndürülürler.
19|41|Kitap'ta فbrahim'i an. Zira o, s‎dk‎ bütün bir peygamberdi.
19|42|Bir zaman o babas‎na dedi ki: Babac‎ً‎m! Duymayan, gِrmeyen ve sana hiçbir fayda saًlamayan bir ‏eye niçin tapars‎n?
19|43|Babac‎ً‎m! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. ضyle ise bana uy ki, seni düz yola ç‎karay‎m.
19|44|Babac‎ً‎m! قeytana kulluk etme! اünkü ‏eytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu.
19|45|Babac‎ً‎m! Allah taraf‎ndan sana azap dokunup da ‏eytan‎n yak‎n‎ olmandan korkuyorum.
19|46|(Babas‎:) Ey فbrahim! dedi, sen benim tanr‎lar‎mdan yüz mü çeviriyorsun? Eًer vazgeçmezsen, andolsun seni ta‏lar‎m! Uzun bir zaman benden uzak dur!
19|47|فbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için maًfiret dileyeceًim. اünkü O bana kar‏‎ çok lütufkârd‎r.
19|48|Sizden de, Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎ً‎n‎z ‏eylerden de uzakla‏‎yor ve Rabbime yalvar‎yorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeًi bo‏a gitmi‏) olmam.
19|49|Nihayet فbrahim onlardan ve Allah'tan ba‏ka tapt‎klar‎ ‏eylerden uzakla‏‎p bir tarafa çekildiًi zaman biz ona فshak ve Yâ'kub'u baً‎‏lad‎k ve her birini peygamber yapt‎k.
19|50|Onlara rahmetimizden baً‎‏ta bulunduk; kendilerine hakl‎ ve yüksek bir ‏ِhret nasip ettik.
19|51|(Resûlüm!) Kitap'ta Musa'y‎ da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi.
19|52|Ona Tûr'un saً taraf‎ndan seslendik ve onu, f‎s‎lda‏an kimse kadar (kendimize) yakla‏t‎rd‎k.
19|53|Rahmetimizin bir sonucu olarak ona karde‏i Harun'u bir peygamber olarak armaًan ettik.
19|54|(Resûlüm!) Kitap'ta فsmail'i de an. Gerçekten o, sِzüne sâd‎kt‎, resûl ve nebî idi.
19|55|Halk‎na namaz‎ ve zekât‎ emrederdi; Rabbi nezdinde de ho‏nutluk kazanm‎‏ bir kimse idi.
19|56|Kitapta فdris'i de an. Hakikaten o, pek doًru bir insan, bir peygamberdi.
19|57|Onu üstün bir makama yücelttik.
19|58|ف‏te bunlar, Allah'‎n kendilerine nimetler verdiًi peygamberlerden, آdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) ta‏‎d‎klar‎m‎zdan, فbrahim ve فsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doًruya ula‏t‎rd‎ً‎m‎z ve seçkin k‎ld‎ً‎m‎z kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'‎n âyetleri okunduًunda aًlayarak secdeye kapan‎rlard‎.
19|59|Nihayet onlar‎n pe‏inden ِyle bir nesil geldi ki, bunlar namaz‎ b‎rakt‎lar; nefislerinin arzular‎na uydular. Bu yüzden ileride sap‎kl‎klar‎n‎n cezas‎n‎ çekecekler.
19|60|Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davran‎‏ta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir haks‎ًlaًa uًrat‎lmayacaklard‎r.
19|61|O cennet, çok merhametli olan Allah'‎n, kullar‎na g‎yaben vâdettiًi Adn cennetleridir. قüphesiz O'nun vâdi yerini bulacakt‎r.
19|62|Orada bo‏ sِz deًil, ho‏ sِz duyarlar. Ve orada, sabah-ak‏am kendilerine ait r‎z‎klar‎ vard‎r.
19|63|Kullar‎m‎zdan, takvâ sahibi kimselere verdiًimiz cennet i‏te budur.
19|64|Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. ضnümüzde, arkam‎zda ve bunlar aras‎nda olan her ‏ey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan deًildir.
19|65|(O) gِklerin, yerin ve ikisi aras‎ndaki ‏eylerin Rabbidir. قu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sab‎rl‎ ve metânetli ol. O'nun bir ada‏‎ (benzeri) olduًunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).
19|66|فnsan der ki: "ضldüًüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) ç‎kar‎lacak m‎y‎m?"
19|67|فnsan dü‏ünmez mi ki, daha ِnce o hiçbir ‏ey olmad‎ً‎ halde biz kendisini yaratm‎‏‎zd‎r?
19|68|ضyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onlar‎ ‏eytanlarla birlikte mah‏erde toplayacaً‎z; sonra onlar‎ diz üstü çِkmü‏ vaziyette cehennemin çevresinde haz‎r bulunduracaً‎z.
19|69|Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ay‎racaً‎z.
19|70|Sonra, oray‎ boylamaya daha çok müstahak olanlar‎ elbette biz daha iyi biliriz.
19|71|فçinizden, oraya uًramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinle‏mi‏ bir hükümdür.
19|72|Sonra biz, Allah'tan sak‎nanlar‎ kurtar‎r‎z; zalimleri de diz üstü çِkmü‏ olarak orada b‎rak‎r‎z.
19|73|Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduًu zaman inkâr edenler, iman edenlere: فki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makam‎ daha iyi, meclis ve topluluًu daha güzeldir? dediler.
19|74|Onlardan ِnce de, e‏ya ve gِrünü‏ bak‎m‎ndan daha güzel olan nice nesiller helâk ettik.
19|75|De ki: Kim sap‎kl‎kta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan ‏eyi -ya azab‎ (müminler kar‏‎s‎nda yenilgiyi), veya k‎yameti- gِrdükleri zaman, mevki ve makam‎ daha kِtü ve askeri daha zay‎f olan‎n kim olduًunu ًِreneceklerdir.
19|76|Allah, doًru yola gidenlerin hidayetini art‎r‎r. Sürekli kalan iyi i‏ler, Rabbinin nezdinde hem mükâfat bak‎m‎ndan daha hay‎rl‎, hem de âk‎betçe daha iyidir.
19|77|(Resûlüm!) آyetlerimizi inkâr eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlât verilecek" diyen adam‎ gِrdün mü?
19|78|O, gayb‎ m‎ bildi, yoksa Allah'‎n kat‎ndan bir sِz mü ald‎?
19|79|Kesinlikle hay‎r! Biz onun sِylediًini yazacaً‎z ve azab‎n‎ uzatt‎kça uzatacaً‎z.
19|80|Onun dediًine biz vâris oluruz, (mal‎ ve evlâd‎ bize kal‎r); kendisi de bize yapayaln‎z gelir.
19|81|Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah'tan ba‏ka tanr‎lar edindiler.
19|82|Hay‎r, hay‎r! (Tapt‎klar‎), onlar‎n ibadetlerini tan‎mayacaklar ve onlara has‎m olacaklar.
19|83|(Resûlüm!) Gِrmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankârl‎ًa) sevkeden ‏eytanlar‎ gِnderdik.
19|84|ضyle ise onlar hakk‎nda acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker say‎yoruz.
19|85|Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'‎n huzurunda toplayacaً‎m‎z gün.
19|86|Günahkârlar‎ da susuz olarak cehenneme süreceyiz.
19|87|O gün Rahmân (olan Allah)'‎n nezdinde sِz ve izin alandan ba‏kalar‎n‎n ‏efâata güçleri yetmeyecektir.
19|88|"Rahmân çocuk edindi" dediler.
19|89|Hakikaten siz, pek çirkin bir ‏ey ortaya att‎n‎z.
19|90|Bundan dolay‎, neredeyse gِkler çatlayacak, yer yar‎lacak, daًlar y‎k‎l‎p dü‏ecektir!
19|91|Rahmân'a çocuk isnad‎nda bulunmalar‎ yüzünden.
19|92|Halbuki çocuk edinmek Rahmân'‎n ‏an‎na yak‎‏maz.
19|93|Gِklerde ve yerde olan herkes istisnas‎z, kul olarak Rahmân'a gelecektir.
19|94|O, bunlar‎n hepsini ku‏atm‎‏ ve say‎lar‎n‎ tesbit etmi‏tir.
19|95|Bunlar‎n hepsi de k‎yamet gününde O'nun huzuruna tek ba‏‎na (yapayaln‎z) gelecektir.
19|96|فman edip de iyi davran‎‏larda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gِnüllerde) bir sevgi yaratacakt‎r.
19|97|(Resûlüm!) Biz Kur'an'‎, sadece, onunla Allah'tan sak‎nanlar‎ müjdeleyesin ve ‏iddetle kar‏‎ ç‎kan bir topluluًu uyaras‎n diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolayla‏t‎rd‎k.
19|98|Biz, onlardan ِnce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varl‎k emâresi) hissediyor veya onlara ait c‎l‎z bir ses i‏itiyor musun?
20|1|Tâ. Hâ.
20|2|Biz, Kur'an'‎ sana, güçlük çekesin diye deًil, ancak Allah'tan korkanlara bir ًِüt olsun diye indirdik.
20|3|Biz, Kur'an'‎ sana, güçlük çekesin diye deًil, ancak Allah'tan korkanlara bir ًِüt olsun diye indirdik.
20|4|(Kur'an) yeri ve yüce gِkleri yaratan Allah taraf‎ndan peyderpey indirilmi‏tir.
20|5|Rahmân, Ar‏'a istivâ etmi‏tir.
20|6|Gِklerde, yerde ve ikisi aras‎nda bulunan ‏eyler ile topraً‎n alt‎nda olanlar hep O'nundur.
20|7|Eًer sen, sِzü aç‎ktan sِylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
20|8|Allah, kendisinden ba‏ka ilâh olmayand‎r. En güzel isimler O'na mahsustur.
20|9|(Resûlüm!) Musa (olay‎n‎n) haberi sana ula‏t‎ m‎?
20|10|Hani o, bir ate‏ gِrmü‏ ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ate‏ gِrdüm. Belki ondan size bir me‏'ale getiririm veya ate‏in yan‎nda bir rehber bulurum, demi‏ti.
20|11|Oraya vard‎ً‎nda kendisine (taraf‎m‎zdan): Ey Musa! diye seslenildi:
20|12|Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlar‎n‎ ç‎kar! اünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'das‎n!
20|13|Ben seni seçtim. قimdi vahyedilene kulak ver.
20|14|Muhakkak ki ben, yaln‎zca ben Allah'‎m. Benden ba‏ka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz k‎l.
20|15|K‎yamet günü mutlaka gelecektir. Herkes pe‏ine ko‏tuًu ‏eyin kar‏‎l‎ً‎n‎ bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceًim.
20|16|Ona inanmayan ve nefsinin arzular‎na uyan kimseler sak‎n seni ondan (k‎yamete inanmaktan) al‎koymas‎n; sonra mahvolursun!
20|17|قu saً elindeki nedir, ey Musa?
20|18|O, benim asamd‎r, dedi, ona dayan‎r‎m, onunla davarlar‎ma yaprak silkelerim; benim ona ba‏kaca ihtiyaçlar‎m da vard‎r.
20|19|Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
20|20|Onu hemen yere att‎. Bir de ne gِrsün, h‎zla sürünen bir y‎lan deًil mi!
20|21|Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu ‏imdi ilk haline sokacaً‎z.
20|22|Bir de elini koltuًunun alt‎na sok ki, bir ba‏ka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazl‎kta ç‎ks‎n.
20|23|Ta ki, sana, (bِylece) en büyük âyetlerimizden baz‎lar‎n‎ gِsterelim.
20|24|Firavun'a git. اünkü o iyice azd‎.
20|25|Musa: Rabbim! dedi, yüreًime geni‏lik ver.
20|26|ف‏imi bana kolayla‏t‎r.
20|27|Dilimden (‏u) baً‎ çِz.
20|28|Ki sِzümü anlas‎nlar.
20|29|Bana ailemden bir de vezir (yard‎mc‎) ver,
20|30|Karde‏im Harun'u.
20|31|Onun sayesinde arkam‎ kuvvetlendir.
20|32|Ve onu i‏ime ortak k‎l.
20|33|Bِylece seni bol bol tesbih edelim.
20|34|Ve çok çok anal‎m seni.
20|35|قüphesiz sen bizi gِrmektesin.
20|36|Allah: Ey Musa! dedi, istediًin sana verildi.
20|37|Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmu‏tuk.
20|38|Bir zaman, vahyedilecek ‏eyi annene (‏ِyle) vahyetmi‏tik:
20|39|Musa'y‎ sand‎ًa koy; sonra onu denize (Nil'e) b‎rak; deniz onu k‎y‎ya ats‎n da, benim dü‏man‎m ve onun dü‏man‎ olan biri onu als‎n. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yeti‏tirilmen için sana kendimden sevgi verdim.
20|40|Hani, k‎z karde‏in gidip "Ona bakacak birini size bulay‎m m‎?" diyordu. Bِylece seni, gِzü gِnlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini ِldürdün de seni endi‏eden kurtard‎k. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için y‎llarca Medyen halk‎ aras‎nda kald‎n. Sonra takdire gِre (bu makama) geldin ey Musa!
20|41|Seni, kendim için elçi seçtim.
20|42|Sen ve karde‏in birlikte âyetlerimi gِtürün. Beni anmay‎ ihmal etmeyin.
20|43|Firavun'a gidin. اünkü o, iyiden iyiye azd‎.
20|44|Ona yumu‏ak sِz sِyleyin. Belki o, akl‎n‎ ba‏‎na al‎r veya korkar.
20|45|Dediler ki: Rabbimiz! Doًrusu biz, onun bize a‏‎r‎ derecede kِtü davranmas‎ndan yahut iyice azmas‎ndan endi‏e ediyoruz.
20|46|Buyurdu ki: Korkmay‎n, çünkü ben sizinle beraberim; i‏itir ve gِrürüm.
20|47|Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. فsrailoًullar‎n‎ hemen bizimle birlikte gِnder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtulu‏, hidayete uyanlar‎nd‎r.
20|48|Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.
20|49|Firavun: Rabbiniz de kimmi‏, ey Musa? dedi.
20|50|O da: Bizim Rabbimiz, her ‏eye h‎lkatini (varl‎k ve ِzelliًini) veren, sonra da doًru yolu gِsterendir, dedi.
20|51|Firavun: ضyle ise, ِnceki milletlerin hali ne olacak? dedi.
20|52|Musa: Onlar hakk‎ndaki bilgi, Rabbimin yan‎nda bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yan‎l‎r ne de unutur, dedi.
20|53|O, yeri size be‏ik yapan ve onda size yollar açan, gِkten de su indirendir. Onunla biz çe‏itli bitkilerden çiftler ç‎kard‎k.
20|54|Yeyiniz; hayvanlar‎n‎z‎ otlat‎n‎z. قüphesiz bunda ak‎l sahipleri için (Allah'‎n kudretine) i‏aretler vard‎r.
20|55|Sizi ondan (topraktan) yaratt‎k; yine sizi oraya dِndüreceًiz ve bir kez daha sizi ondan ç‎karacaً‎z.
20|56|Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gِsterdik; yine de yalanlad‎ ve diretti.
20|57|Dedi ki: Bizi, yapt‎ً‎n büyü ile yurdumuzdan ç‎karas‎n diye mi geldin, ey Musa?
20|58|ضyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceًiz. قimdi sen, seninle bizim aram‎zda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceًimiz uygun bir yerde bulu‏ma zaman‎ ayarla.
20|59|Musa: Bulu‏ma zaman‎n‎z, bayram günü, ku‏luk vaktinde insanlar‎n toplanma zaman‎ olsun, dedi.
20|60|Bunun üzerine Firavun dِnüp gitti. Hilesini (sihirbazlar‎n‎) toplad‎; sonra geri geldi.
20|61|Musa onlara: Yaz‎k size! dedi, Allah hakk‎nda yalan uydurmay‎n! Sonra O, bir azap ile kِkünüzü keser! فftira eden, muhakkak peri‏an olur.
20|62|Bunun üzerine onlar, durumlar‎n‎ aralar‎nda tart‎‏t‎lar; gizli gizli f‎s‎lda‏t‎lar.
20|63|قِyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan ç‎karmak ve sizin ِrnek yolunuzu ortadan kald‎rmak isteyen iki sihirbazd‎rlar sadece."
20|64|"ضyle ise hilenizi kurun; sonra s‎ra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanm‎‏t‎r."
20|65|Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya ِnce atan biz olal‎m.
20|66|Hay‎r, siz at‎n, dedi. Bir de bakt‎ ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopalar‎, kendisine gerçekten ko‏uyor gibi gِrünüyor.
20|67|Musa, birden içinde bir korku duydu.
20|68|"Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin."
20|69|"Saً elindekini at da, onlar‎n yapt‎klar‎n‎ yutsun. Yapt‎klar‎, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz."
20|70|Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapand‎lar; "Harun'un ve Musa'n‎n Rabbine iman ettik" dediler.
20|71|(Firavun) قِyle dedi : Ben size izin vermeden ِnce ona inand‎n‎z ِyle mi! Hakikat ‏u ki o, size büyü ًِreten ulunuzdur. قimdi elleriniz ile ayaklar‎n‎z‎ tereddüt etmeden çaprazlama keseceًim ve sizi hurma dallar‎na asacaً‎m! Bِylece, hangimizin azab‎n‎n daha ‏iddetli ve sürekli olduًunu iyice anlayacaks‎n‎z.
20|72|Dediler ki: "Seni, bize gelen aç‎k aç‎k mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. ضyle ise yapacaً‎n‎ yap! Sen, ancak bu dünya hayat‎nda hükmünü geçirebilirsin."
20|73|"Bize, hatalar‎m‎z‎ ve senin bize zorla yapt‎rd‎ً‎n büyüyü baً‎‏lamas‎ için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfat‎) en hay‎rl‎ ve (cezas‎) en sürekli oland‎r."
20|74|قuras‎ muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak var‎rsa, cehennem s‎rf onun içindir. O ise orada ne ِlür ne de ya‏ar!
20|75|Kim de iyi davran‎‏larda bulunmu‏ bir mümin olarak O'na var‎rsa, üstün dereceler i‏te s‎rf bunlar içindir.
20|76|فçinde ebedî kalacaklar‎, zemininden ‎rmaklar akan Adn cennetleri! ف‏te ar‎nanlar‎n mükâfat‎ budur.
20|77|Andolsun ki biz Musa'ya: Kullar‎mla birlikte geceleyin yola ç‎k da (size) yeti‏ilmesinden korkmaks‎z‎n ve (boًulmaktan) endi‏e etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmi‏tik.
20|78|Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onlar‎n pe‏ine dü‏tü. Deniz onlar‎ gِmüp boًuverdi.
20|79|Firavun, kavmini sapt‎rd‎, doًru yola sevketmedi.
20|80|Ey فsrailoًullar‎! Sizi dü‏man‎n‎zdan kurtard‎k; Tûr'un saً taraf‎na (gelmeniz için) size vâde tan‎d‎k ve size kudret helvas‎ ile b‎ld‎rc‎n eti lütfettik.
20|81|Size r‎z‎k olarak verdiklerimizin temiz olanlar‎ndan yeyiniz, bu hususta ta‏k‎nl‎k ve nankِrlük de etmeyiniz; sonra sizi gazab‎m çarpar. Her kim ki kendisini gazab‎m çarparsa, hakikaten o, y‎k‎l‎p gitmi‏tir.
20|82|قu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararl‎ i‏ yapan, sonra (bِylece) doًru yolda giden kimseyi baً‎‏lar‎m.
20|83|Seni acele ile kavminden ayr‎lmaya sevkeden nedir, ey Musa!
20|84|Musa: ف‏te, dedi, onlar da benim pe‏imdeler. Ben, memnun olas‎n diye sana acele ile geldim Rabbim.
20|85|Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan فsrailoًullar‎n‎) imtihan ettik ve Sâmirî onlar‎ yoldan ç‎kard‎.
20|86|Bunun üzerine Musa, ِfkeli ve üzüntülü olarak kavmine dِndü. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmam‎‏ m‎yd‎? قu halde size zaman m‎ çok uzun geldi, yoksa üstünüze Rabbinizin gazab‎n‎n inmesini mi istediniz ki, bana olan vâdinizden dِndünüz?
20|87|Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dِnmedik. Fakat biz, o kavmin (M‎s‎r'l‎lar‎n) zinet e‏yas‎ndan bir tak‎m aً‎rl‎klar yüklenmi‏, sonra da onlar‎ atm‎‏t‎k; ayn‎ ‏ekilde Sâmirî de atm‎‏t‎.
20|88|Bu adam, onlar için, bًِürebilen bir buzaً‎ heykeli icat etti. Bunun üzerine: ف‏te, dediler, bu, sizin de, Musa'n‎n da tanr‎s‎d‎r. Fakat onu unuttu.
20|89|O ‏eyin, kendilerine hiçbir sِzle mukabele edemeyeceًini, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermek gücünde olmad‎ً‎n‎ gِrmezler mi?
20|90|Hakikaten Harun, onlara daha ِnce: Ey kavmim! demi‏ti, siz bunun yüzünden sadece fitneye uًrad‎n‎z. Sizin Rabbiniz ‏üphesiz çok merhametli olan Allah't‎r. قu halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz.
20|91|Onlar: Biz, dediler, Musa aram‎za dِnünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyeceًiz!
20|92|(Musa, dِndüًünde)Dedi: Ey Harun! bunlar‎n dalâlete dü‏tüklerini gِrdüًün vakit seni engelleًen ne oldu.
20|93|(Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime âsi mi oldun?
20|94|(Harun:) Ey annemin oًlu! dedi, saç‎m‎ sakal‎m‎, yolma! Ben, senin: "فsrailoًullar‎n‎n aras‎na ayr‎l‎k dü‏ürdün; sِzümü tutmad‎n!" demenden korktum.
20|95|Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.
20|96|O da: Ben, onlar‎n gِrmediklerini gِrdüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) al‎p onu (erimi‏ mücevherat‎n içine) att‎m. Bunu bِyle nefsim bana ho‏ gِsterdi, dedi.
20|97|Musa: Defol! dedi, art‎k hayat‎n boyunca sen: "Bana dokunmay‎n!" diyeceksin. Ayr‎ca senin için, kurtulamayacaً‎n bir ceza günü var. Tapmakta olduًun tanr‎na da bak! Yemin ederim, biz onu yakacaً‎z; sonra da onu parça parça edip denize savuracaً‎z!
20|98|Sizin ilâh‎n‎z, yaln‎zca, kendisinden ba‏ka ilâh olmayan Allah't‎r. O'nun ilmi her ‏eyi ku‏atm‎‏t‎r.
20|99|(Resûlüm!) ف‏te bِylece geçmi‏tekilerin haberlerinden bir k‎sm‎n‎ sana anlat‎yoruz. قüphesiz ki, taraf‎m‎zdan sana bir zikir verdik.
20|100|Kim ondan yüz çevirirse, ‏üphesiz ki k‎yamet gününde o, aً‎r bir günah yükünü yüklenecektir.
20|101|Bu kimseler, onda (o günah yükünün alt‎nda) ebedî kal‎rlar. Onlar için k‎yamet gününde bu ne kِtü bir yüktür!
20|102|O günde Sûr'a üflenir ve biz o zaman günahkârlar‎, gِzleri (korkudan) gِmgِk bir halde mah‏erde toplar‎z.
20|103|Aralar‎nda birbirlerine gizli gizli ‏ِyle derler: "Dünyada sadece on gün kald‎n‎z."
20|104|Aralar‎nda konu‏tuklar‎ konuyu biz daha iyi biliriz. Onlar‎n en olgun ve ak‎ll‎ olan‎ o zaman: "Bir günden fazla kalmad‎n‎z" der.
20|105|(Resûlüm!) Sana daًlar hakk‎nda sorarlar. De ki: Rabbim onlar‎ ufalay‎p savuracak.
20|106|Bِylece yerlerini dümdüz, bombo‏ b‎rakacakt‎r.
20|107|Orada ne bir ini‏, ne de bir yoku‏ gِrebileceksin.
20|108|O gün insanlar, dâvetçiye (فsrafil'e) uyacaklar. Ona kar‏‎ yan çizmek yoktur. Art‎k, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler k‎s‎lm‎‏t‎r. Bu yüzden, f‎s‎lt‎dan ba‏ka bir ses i‏itemezsin.
20|109|O gün, Rahmân'‎n izin verdiًi ve sِzünden ho‏land‎ً‎ndan ba‏kas‎n‎n ‏efaati fayda vermez.
20|110|O, insanlar‎n geleceklerini de geçmi‏lerini de bilir. Onlar‎n ilmi ise bunu kapsayamaz:
20|111|Bütün yüzler (insanlar), diri ve her ‏eye hakim olan Allah için eًilip boyun bükmü‏tür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten peri‏an olmu‏tur.
20|112|Her kim, mümin olarak iyi olan i‏lerden yaparsa, art‎k o, ne zulümden ne de hakk‎n‎n çiًnenmesinden korkar.
20|113|(Resûlüm!) Biz onu bِylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazlar‎ tekrar tekrar aç‎klad‎k. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar.
20|114|Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan ِnce Kur'an'‎ (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi art‎r" de.
20|115|Andolsun biz, daha ِnce de آdem'e ahit (emir ve vahiy) vermi‏tik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmad‎k.
20|116|Bir zaman biz meleklere: آdem'e secde edin! demi‏tik. Onlar hemen secde ettiler; yaln‎z فblis hariç. O, diretti.
20|117|Bunun üzerine: Ey آdem! dedik, bu, hem senin için hem de e‏in için büyük bir dü‏mand‎r. Sak‎n sizi cennetten ç‎karmas‎n; sonra yorulur, s‎k‎nt‎ çekersin!
20|118|قimdi burada senin için ne ac‎kmak vard‎r, ne de ç‎plak kalmak.
20|119|Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, s‎caktan da bunalmayacaks‎n.
20|120|Derken ‏eytan onun akl‎n‎ kar‎‏t‎r‎p "Ey Adem! dedi, sana ebedîlik aًac‎n‎ ve sonu gelmez bir saltanat‎ gِstereyim mi?"
20|121|Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ay‎p yerleri gِründü. ـstlerini cennet yapraً‎ ile ِrtmeye çal‎‏t‎lar. (Bu suretle) آdem Rabbine âsi olup yolunu ‏a‏‎rd‎.
20|122|Sonra Rabbi onu seçkin k‎ld‎; tevbesini kabul etti ve doًru yola yِneltti.
20|123|Dedi ki: Birbirinize dü‏man olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Art‎k benden size hidayet geldiًinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.
20|124|Kim de beni anmaktan yüz çevirirse ‏üphesiz onun s‎k‎nt‎l‎ bir hayat‎ olacak ve biz onu, k‎yamet günü kِr olarak ha‏redeceًiz.
20|125|O: Rabbim! Beni niçin kِr olarak ha‏rettin? Oysa ben, hakikaten gِrür idim!, der.
20|126|(Allah) buyurur ki: ف‏te bِyle. اünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onlar‎ unuttun. Bugün de ayn‎ ‏ekilde sen unutuluyorsun!
20|127|Doًru yoldan sapan‎ ve Rabbinin âyetlerine inanmayan‎ i‏te bِyle cezaland‎r‎r‎z. Ahiret azab‎, elbette daha ‏iddetli ve daha süreklidir.
20|128|Bizim, onlardan ِnce nice nesilleri helâk etmi‏ olmam‎z kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onlar‎n yurtlar‎nda gezip dola‏‎rlar. Bunda, elbette ki ak‎l sahipleri için nice ibretler vard‎r.
20|129|Eًer Rabbinden, daha ِnce sâd‎r olmu‏ bir sِz ve tayin edilmi‏ bir vâde olmasayd‎, (ceza onlar için de dünyada) kaç‎n‎lmaz olurdu.
20|130|(Resûlüm!) Sen, onlar‎n sِylediklerine sabret. Güne‏in doًmas‎ndan ِnce de batmas‎ndan ِnce de Rabbini ِvgü ile tesbih et; gecenin bir k‎s‎m saatleri ile gündüzün etraf‎nda (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan ho‏nut olas‎n, (Allah da senden!).
20|131|Sak‎n, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydaland‎rd‎ً‎m‎z dünya hayat‎n‎n çekiciliًine gِzlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hay‎rl‎, hem de daha süreklidir.
20|132|Ailene namaz‎ emret; kendin de ona sab‎rla devam et. Senden r‎z‎k istemiyoruz; (aksine) biz seni r‎z‎kland‎r‎yoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.
20|133|Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli deًil miydi? dediler. ضnce gelen kitaplardakinin apaç‎k delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
20|134|Eًer biz, bundan (Kur'an'dan) ِnce onlar‎ bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki ‏ِyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gِnderseydin de, ‏u a‏aً‎l‎ًa ve rüsvayl‎ًa dü‏meden ِnce âyetlerine uysayd‎k!
20|135|De ki: Herkes beklemektedir: ضyle ise siz de bekleyin. Yak‎nda anlayacaks‎n‎z; doًru düzgün yolun yolcular‎ kimmi‏ ve hidayette olan kimmi‏!
21|1|فnsanlar‎n hesaba çekilecekleri (gün) yakla‏t‎. Hal bِyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.
21|2|Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.
21|3|Kalpleri hep eًlencede(gaflette), hem o zalimler ‏u gizli f‎s‎lt‎y‎ yapt‎lar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir be‏er olmaktan ba‏ka nedir ki! Siz ‏imdi gِzünüz gِre gِre büyüye mi kap‎l‎yorsunuz?
21|4|(Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gِkte (sِylenmi‏) her sِzü bilir. O, hakk‎yla i‏iten ve bilendir.
21|5|"Hay‎r, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalard‎r; bilakis onu kendisi uydurmu‏tur; belki de o, ‏airdir. (Eًer ِyle deًilse) bize hemen, ِncekilere gِnderilenin benzeri bir âyet getirsin."
21|6|Bunlardan ِnce helâk ettiًimiz hiçbir belde iman etmemi‏ti; ‏imdi bunlar m‎ iman edecekler?
21|7|Biz, senden ِnce de, kendilerine vahiy verdiًimiz ki‏ilerden ba‏kas‎n‎ peygamber olarak gِndermedik. Eًer bilmiyorsan‎z bilenlerden sorunuz.
21|8|Biz onlar‎ (peygamberleri), yemek yemez birer (cans‎z) ceset olarak yaratmad‎k. Onlar (bu dünyada) ebedî de deًillerdir.
21|9|Sonra onlara (verdiًimiz) sِzü yerine getirdik; bِylece, hem onlar‎ hem de dilediًimiz (ba‏ka) kimseleri kurtulu‏a erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.
21|10|Andolsun, size içinde sizin için ًِüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla ak‎llanmaz m‎s‎n‎z?
21|11|Zalim olan nice beldeyi k‎r‎p geçirdik; arkas‎ndan da nice ba‏ka topluluklar vücuda getirdik.
21|12|Azab‎m‎z‎ hissettiklerinde bir de bakars‎n ki oralardan (azap bِlgesinden) kaç‎yorlar!
21|13|"Kaçmay‎n! فçinde bulunduًunuz refaha ve yurtlar‎n‎za dِnün! اünkü size sorular sorulacak!"
21|14|"Vay ba‏‎m‎za gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarm‎‏‎z."
21|15|Biz kendilerini, kuruyup biçilmi‏ ekine, sِnmü‏ ate‏e çevirinceye kadar bu feryatlar‎ sürüp gider.
21|16|Biz, gًِü, yeri ve bunlar aras‎ndakileri, oyuncular (i‏i, eًlencesi) olarak yaratmad‎k.
21|17|Eًer bir eًlence edinmek isteseydik, onu kendi taraf‎m‎zdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan deًiliz.
21|18|Bilakis biz, hakk‎ bât‎l‎n tepesine bindiririz de o, bât‎l‎n i‏ini bitirir. Bir de bakars‎n‎z ki, bât‎l yok olup gitmi‏tir. (Allah'a) yak‎‏t‎rd‎ً‎n‎z s‎fatlardan dolay‎ yaz‎klar olsun size!
21|19|Gِklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
21|20|Onlar, b‎k‎p usanmaks‎z‎n gece gündüz (Allah'‎) tesbih ederler.
21|21|Yoksa (o mü‏rikler), yerden birtak‎m tanr‎lar edindiler de, (ِlüleri) onlar m‎ diriltecekler?
21|22|Eًer yerde ve gِkte Allah'tan ba‏ka tanr‎lar bulunsayd‎, yer ve gِk, (bunlar‎n nizam‎) kesinlikle bozulup gitmi‏ti. Demek ki Ar‏'‎n Rabbi olan Allah, onlar‎n yak‎‏t‎rd‎klar‎ s‎fatlardan münezzehtir.
21|23|Allah, yapt‎ً‎ndan sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
21|24|Yoksa O'ndan ba‏ka birtak‎m tanr‎lar m‎ edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! ف‏te benimle beraber olanlar‎n Kitab'‎ ve benden ِncekilerin Kitab'‎. Hay‎r, onlar‎n çoًu hakk‎ bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.
21|25|Senden ِnce hiçbir resûl gِndermedik ki ona: "Benden ba‏ka فlâh yoktur; ‏u halde bana kulluk edin" diye vahyetmi‏ olmayal‎m.
21|26|Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâ‏â! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmu‏ kullard‎r.
21|27|O'ndan (emir almazdan) ِnce konu‏mazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
21|28|Allah, onlar‎n ِnlerindekini de, arkalar‎ndakini de (yapt‎klar‎n‎ da, yapacaklar‎n‎ da) bilir. Allah r‎zas‎na ula‏m‎‏ olanlardan ba‏kas‎na ‏efaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
21|29|Onlardan her kim: "Tanr‎ O deًil, benim!" derse, biz onu cehennemle cezaland‎r‎r‎z. ف‏te biz, zalimlere bِyle ceza veririz!
21|30|فnkâr edenler, gِklerle yer biti‏ik bir halde iken bizim, onlar‎ birbirinden kopard‎ً‎m‎z‎ ve her canl‎ ‏eyi sudan yaratt‎ً‎m‎z‎ gِrüp dü‏ünmediler mi? Yine de inanmazlar m‎?
21|31|Onlar‎ sarsmas‎n diye yeryüzünde bir tak‎m daًlar diktik. Orada geni‏ geni‏ yollar açt‎k; ta ki maksatlar‎na ula‏s‎nlar.
21|32|Biz, gِkyüzünü korunmu‏ bir tavan gibi yapt‎k. Onlar ise, gِkyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.
21|33|O, geceyi, gündüzü, güne‏i, ay‎... yaratand‎r. Her biri bir yِrüngede yüzmektedirler.
21|34|Biz, senden ِnce de hiçbir be‏ere ebedîlik vermedik. قimdi sen ِlürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?
21|35|Her canl‎, ِlümü tadar. Bir deneme olarak sizi hay‎rla da, ‏erle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize dِndürüleceksiniz.
21|36|(Resûlüm!) Kâfirler seni gِrdükleri zaman: "Sizin ilâhlar‎n‎z‎ diline dolayan bu mu?" diyerek seni hep alaya al‎rlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah'‎n Kitab‎n‎ inkâr edenlerin ta kendileridir.
21|37|فnsan, aceleci (bir tabiatta) yarat‎lm‎‏t‎r. Size âyetlerimi gِstereceًim; benden acele istemeyin.
21|38|"Eًer, diyorlar, doًru iseniz, ne zaman (gerçekle‏ecek) bu tehdit?"
21|39|فnkâr edenler, yüzlerinden ve s‎rtlar‎ndan (saran) ate‏i savamayacaklar‎, kendilerine yard‎m dahi edilmeyeceًi zaman‎ bir bilselerdi!
21|40|Bilâkis kendilerine o (k‎yamet) ِyle âni gelir ki, onlar‎ ‏a‏‎rt‎r. Art‎k, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
21|41|Andolsun, senden ِnceki peygamberlerle de alay edildi; ama onlar‎ alaya alanlar‎, o alay konusu ettikleri ‏ey ku‏at‎verdi.
21|42|De ki: Allah'a kar‏‎ sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna raًmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.
21|43|Yoksa kendilerini bize kar‏‎ savunacak birtak‎m ilâhlar‎ m‎ var? (O ilâh dedikleri ‏eyler) kendilerine bile yard‎m edecek güçte deًildirler. Onlar bizden de alâka ve destek gِrmezler.
21|44|Evet, onlar‎ da, atalar‎n‎ da bar‎nd‎rd‎k. Nihayet ِmür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceًimizi gِrmezler mi? قu halde, üstün gelen onlar m‎?
21|45|De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, saً‎r olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çaًr‎y‎ duymazlar.
21|46|Andolsun, onlara Rabbinin azab‎ndan ufak bir esinti dokunsa, hiç ‏üphesiz, "Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermi‏iz!" derler.
21|47|Biz, k‎yamet günü için adalet terazileri kurar‎z. Art‎k kimseye, hiçbir ‏ekilde haks‎zl‎k edilmez. (Yap‎lan i‏,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gِren olarak biz (herkese) yeteriz.
21|48|Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ‎‏‎k, bir ًِüt ve Furkan'‎ verdik.
21|49|(O takvâ sahipleri ki) onlar, gِrmedikleri halde Rablerine candan sayg‎ gِsterirler. Yine onlar, k‎yametten korkan kimselerdir.
21|50|ف‏te bu (Kur'an) da, bizim indirdiًimiz hay‎rl‎ ve faydal‎ bir ًِüttür. قimdi onu inkâr m‎ ediyorsunuz?
21|51|Andolsun biz فbrahim'e daha ِnce rü‏dünü vermi‏tik. Biz onu iyi tan‎rd‎k.
21|52|O, babas‎na ve kavmine: قu kar‏‎s‎na geçip tapmakta olduًunuz heykeller de ne oluyor? demi‏ti.
21|53|Dediler ki: Biz, babalar‎m‎z‎ bunlara tapar kimseler bulduk.
21|54|Doًrusu, siz de, babalar‎n‎z da aç‎k bir sap‎kl‎k içindesiniz, dedi.
21|55|Dediler ki: Bize gerçeًi mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
21|56|Hay‎r, dedi, sizin Rabbiniz, yaratt‎ً‎ gِklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna ‏ahitlik edenlerdenim.
21|57|Allah'a yemin ederim ki, siz ayr‎l‎p gittikten sonra putlar‎n‎za bir oyun oynayacaً‎m!
21|58|Sonunda فbrahim onlar‎ paramparça etti. Yaln‎z onlar‎n büyüًünü b‎rakt‎; belki ona müracaat ederler diye.
21|59|Bunu tanr‎lar‎m‎za kim yapt‎? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.
21|60|(Bir k‎sm‎:) Bunlar‎ diline dolayan bir genç duyduk; kendisine فbrahim denilirmi‏, dediler.
21|61|O halde, dediler, onu hemen insanlar‎n gِzü ِnüne getirin. Belki ‏ahitlik ederler.
21|62|Bunu ilâhlar‎m‎za sen mi yapt‎n ey فbrahim? dediler.
21|63|Belki de bu i‏i ‏u büyükleri yapm‎‏t‎r. Hadi onlara sorun; eًer konu‏uyorlarsa! dedi.
21|64|Bunun üzerine, kendi vicdanlar‎na dِnüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.
21|65|Sonra tekrar eski inanç ve tart‎‏malar‎na dِndüler: Sen bunlar‎n konu‏mad‎ً‎n‎ pek âlâ biliyorsun, dediler.
21|66|فbrahim: ضyleyse, dedi, Allah'‎ b‎rak‎p da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir ‏eye hâla tapacak m‎s‎n‎z?
21|67|Size de, Allah'‎ b‎rak‎p tapmakta olduًunuz ‏eylere de yuh olsun! Siz ak‎llanmaz m‎s‎n‎z?
21|68|(Bir k‎sm‎:) Eًer i‏ yapacaksan‎z, yak‎n onu da tanr‎lar‎n‎za yard‎m edin! dediler.
21|69|"Ey ate‏! فbrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik.
21|70|Bِylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onlar‎, daha çok hüsrana uًrayanlar durumuna soktuk.
21|71|Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiًimiz ülkeye ula‏t‎rd‎k.
21|72|Ona (فbrahim'e), فshak'‎ ve fazladan bir baً‎‏ olmak üzere Ya'kub'u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yapt‎k.
21|73|Onlar‎, emrimiz uyar‎nca doًru yolu gِsteren ِnderler yapt‎k ve kendilerine hay‎rl‎ i‏ler yapmay‎, namaz k‎lmay‎, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.
21|74|Lût'a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarl‎k) ve ilim verdik; onu, çirkin i‏ler yapmakta olan memleketten kurtard‎k. Zira onlar (o memleketin halk‎), gerçekten fena i‏ler yapan kِtü bir kavimdi.
21|75|Onu (Lût'u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.
21|76|Daha ِnce Nuh da dua etmi‏, biz onun duas‎n‎ kabul etmi‏tik. Bِylece, kendisini ve (iman eden) yak‎nlar‎n‎ büyük s‎k‎nt‎dan kurtarm‎‏t‎k.
21|77|Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gِmdük.
21|78|Davud ve Süleyman'‎ da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlard‎: bir gurup insan‎n koyun sürüsü, geceleyin ba‏‎bo‏ bir vaziyette bu ekinin içine daً‎l‎p ziyan vermi‏ti. Biz onlar‎n hükmünü gِrüp bilmekte idik.
21|79|Bِylece bunu (bu fetvay‎) Süleyman'a biz anlatm‎‏t‎k. Biz, onlar‎n her birine hüküm (hükümdarl‎k, peygamberlik) ve ilim verdik. Ku‏lar‎ ve tesbih eden daًlar‎ da Davud'a boyun eًdirdik. (Bunlar‎) biz yapmaktay‎z.
21|80|Ona, sava‏ s‎k‎nt‎lar‎n‎zdan sizi korumas‎ için z‎rh yapmay‎ ًِrettik. Art‎k ‏ükredecek misiniz?
21|81|Süleyman'‎n emrine de kas‎rga (gibi esen) rüzgâr‎ verdik; onun emriyle içinde bereketler yaratt‎ً‎m‎z yere doًru eserdi. Biz her‏eyi biliriz.
21|82|قeytanlar aras‎ndan da, onun için dalg‎çl‎k eden (ve inciler ç‎karan) ve bundan ba‏ka i‏ler gِrenler vard‎. Biz onlar‎ gِzetim alt‎nda tutuyorduk.
21|83|Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: "Ba‏‎ma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmi‏ti.
21|84|Bunun üzerine biz, taraf‎m‎zdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hat‎ra olmak üzere onun duas‎n‎ kabul ettik; kendisinde dert ve s‎k‎nt‎ olarak ne varsa giderdik ve ona aile efrad‎n‎, ayr‎ca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
21|85|فsmail'i, فdris'i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.
21|86|Onlar‎ rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.
21|87|Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O ِfkeli bir halde geçip gitmi‏ti; bizim kendisini asla s‎k‎‏t‎rmayacaً‎m‎z‎ zannetmi‏ti. Nihayet karanl‎klar içinde: "Senden ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.
21|88|Bunun üzerine onun duas‎n‎ kabul ettik ve onu kederden kurtard‎k. ف‏te biz müminleri bِyle kurtar‎r‎z.
21|89|Zekeriyya'y‎ da (an). Hani o, Rabbine ‏ِyle niyaz etmi‏ti: Rabbim! Beni yaln‎z b‎rakma! Sen, vârislerin en hay‎rl‎s‎s‎n, (her ‏ey sonunda senindir).
21|90|Biz onun da duas‎n‎ kabul ettik ve ona Yahya'y‎ verdik; e‏ini de kendisi için (çocuk doًurmaya) elveri‏li k‎ld‎k. Onlar (bütün bu peygamberler), hay‎r i‏lerinde ko‏u‏urlar, umarak ve korkarak bize yalvar‎rlard‎; onlar, bize kar‏‎ derin sayg‎ içindeydiler.
21|91|Irz‎n‎ iffetle korumu‏ olan‎ (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oًlunu cümle âlem için bir ibret k‎ld‎k.
21|92|Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. ضyle ise bana kulluk edin.
21|93|(فnsanlar) kendi aralar‎nda (din ve devlet) i‏lerinin birliًini bozdular. Halbuki hepsi bize dِneceklerdir.
21|94|Bu durumda her kim mümin olarak iyi davran‎‏lar yaparsa onun çabas‎n‎ gِrmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktay‎z.
21|95|Helâk ettiًimiz bir belde için art‎k (yeniden mâmur olmak) imkâns‎zd‎r; çünkü onlar geri dِnemeyeceklerdir.
21|96|Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) aç‎ld‎ً‎ ve onlar her tepeden ak‎n ettiًi zaman;
21|97|Ve gerçek vaad (ِlüm, k‎yamet) yakla‏‎nca, birden, inkâr edenlerin gِzleri donakal‎r! "Yaz‎klar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmi‏iz; hatta biz zalim kimselermi‏iz."
21|98|Siz ve Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎ً‎n‎z ‏eyler cehennem yak‎t‎s‎n‎z. Siz oraya gireceksiniz.
21|99|Eًer onlar birer tanr‎ olsalard‎ oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tap‎lanlar da) orada ebedî kalacaklard‎r.
21|100|Orada onlara inim inim inlemek dü‏er. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.
21|101|Taraf‎m‎zdan kendilerine güzel âk‎bet takdir edilmi‏ olanlara gelince, i‏te bunlar cehennemden uzak tutulurlar.
21|102|Bunlar onun uًultusunu duymazlar; gِnüllerinin dilediًi nimetler içinde ebedî kal‎rlar.
21|103|En büyük deh‏et dahi onlar‎ tasaland‎rmaz. Melekler kendilerini ‏ِyle kar‏‎lar: ف‏te bu size vâdedilmi‏ olan (mutlu) gününüzdür.
21|104|(Dü‏ün o) günü ki, yaz‎l‎ kâً‎tlar‎n tomar‎n‎ dürer gibi gًِü toplay‎p düreriz. T‎pk‎ ilk yaratmaya ba‏lad‎ً‎m‎z gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize ald‎ً‎m‎z bir vaad oldu. Biz, (vâdettiًimizi) yapar‎z.
21|105|Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullar‎m vâris olacakt‎r" diye yazm‎‏t‎k.
21|106|ف‏te bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vard‎r.
21|107|(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gِnderdik.
21|108|De ki: Bana sadece, sizin ilâh‎n‎z‎n ancak bir tek Allah olduًu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak m‎s‎n‎z?
21|109|Eًer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunan‎) hepinize aç‎klad‎m. Art‎k size vâdolunan ‏ey (mah‏erde toplanma zaman‎n‎z) yak‎n m‎ uzak m‎, bilmiyorum.
21|110|قüphesiz Allah sِzün aç‎ً‎n‎ da bilir, gizli tuttuklar‎n‎z‎ da bilir.
21|111|Bilmiyorum, belki de o (azab‎n ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydaland‎rmak içindir.
21|112|(Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakk‎nda) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân'd‎r. Sizin anlatt‎klar‎n‎za kar‏‎ yard‎m‎ umuland‎r, dedi.
22|1|Ey insanlar! Rabbinizden korkun! اünkü k‎yamet vaktinin depremi müthi‏ bir ‏eydir!
22|2|Onu gِrdüًünüz gün, her emzikli kad‎n emzirdiًi çocuًu unutur, her gebe kad‎n çocuًunu dü‏ürür. فnsanlar‎ da sarho‏ bir halde gِrürsün. Oysa onlar sarho‏ deًillerdir; fakat Allah'‎n azab‎ çok deh‏etlidir!
22|3|فnsanlardan, bilgisi olmaks‎z‎n Allah hakk‎nda tart‎‏maya giren ve her inatç‎ ‏eytana uyan birtak‎m kimseler vard‎r.
22|4|Onun (‏eytan) hakk‎nda ‏ِyle yaz‎lm‎‏t‎r: Kim onu yolda‏ edinirse bilsin ki (‏eytan) kendisini sapt‎racak ve alevli ate‏in azab‎na sürükleyecektir.
22|5|Ey insanlar! Eًer yeniden dirilmekten ‏üphede iseniz, ‏unu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (a‏‎lanm‎‏ yumurtadan), sonra uzuvlar‎ (ِnce) belirsiz, (sonra) belirlenmi‏ canl‎ et parças‎ndan (uzuvlar‎ zamanla olu‏an ceninden) yaratt‎k ki size (kudretimizi) gِsterelim. Ve dilediًimizi, belirlenmi‏ bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak d‎‏ar‎ ç‎kar‎r‎z. Sonra güçlü çaً‎n‎za ula‏man‎z için (sizi büyütürüz). فçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ِmrün en verimsiz çaً‎na kadar gِtürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir ‏ey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ِlü bir halde gِrürsün; fakat biz, üzerine yaًmur indirdiًimizde o, k‎p‎rdan‎r, kabar‎r ve her çe‏itten (veya çiftten) iç aç‎c‎ bitkiler verir.
22|6|اünkü Allah hakk‎n ta kendisidir; O, ِlüleri diriltir; yine O, her ‏eye hakk‎yla kadirdir.
22|7|K‎yamet vakti de gelecektir; bunda ‏üphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kald‎racakt‎r.
22|8|فnsanlardan baz‎s‎, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) ayd‎nlat‎c‎ bir kitaba dayanmaks‎z‎n, Allah hakk‎nda tart‎‏‎r.
22|9|Allah yolundan sapt‎rmak için yan‎n‎ eًip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakk‎nda tart‎‏maya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vard‎r; k‎yamet gününde ise ona yak‎c‎ azab‎ tatt‎racaً‎z.
22|10|ف‏te bu, ِnceden yap‎p ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullar‎na haks‎zl‎k edici deًildir.
22|11|فnsanlardan kimi Allah'a yaln‎z bir yِnden kulluk eder. قِyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uًrarsa çehresi deًi‏ir (dinden yüz çevirir). O, dünyas‎n‎ da, ahiretini de kaybetmi‏tir. ف‏te bu, apaç‎k ziyan‎n ta kendisidir.
22|12|O, Allah'‎ b‎rak‎p, kendisine ne faydas‎, ne de zarar‎ dokunacak olan ‏eylere yalvar‎r. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sap‎kl‎ً‎n ta kendisidir.
22|13|O, zarar‎ faydas‎ndan daha (akla) yak‎n olan bir varl‎ًa yalvar‎r. O (yalvard‎ً‎), ne kِtü bir yard‎mc‎, ne kِtü bir dosttur!
22|14|Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davran‎‏larda bulunan kimseleri, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere kabul eder. قüphesiz Allah dilediًi ‏eyi yapar.
22|15|Her kim, Allah'‎n, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yard‎m etmeyeceًini zannetmekte ise, (Allah ona yard‎m ettiًine gِre) art‎k o kimse tavana bir ip ats‎n; (boًaz‎na geçirsin); sonra da (ayaً‎n‎ yerden) kessin! قimdi bu kimse baks‎n! Acaba, hilesi (bu yapt‎ً‎), ِfke duyduًu ‏eyi (Allah'‎n Peygamber'e yard‎m‎n‎) gerçekten engelleyecek mi?
22|16|ف‏te bِylece biz o Kur'an'‎ aç‎k seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek ‏u ki Allah dilediًi kimseyi doًru yola sevkeder.
22|17|Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, h‎ristiyanlar, mecûsîler ve mü‏rik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar aras‎nda k‎yamet gününde (ayr‎ ayr‎) hükmünü verir. اünkü Allah her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
22|18|Gِrmez misin ki, gِklerde olanlar ve yerde olanlar, güne‏, ay, y‎ld‎zlar, daًlar, aًaçlar, hayvanlar ve insanlar‎n birçoًu Allah'a secde ediyor; birçoًunun üzerine de azap hak olmu‏tur. Allah kimi hor ve hakir k‎larsa, art‎k onu deًerli k‎lacak bir kimse yoktur. قüphesiz Allah dilediًini yapar.
22|19|قu iki gurup, Rableri hakk‎nda çeki‏en iki has‎md‎r: فmdi, inkâr edenler için ate‏ten bir elbise biçilmi‏tir. Onlar‎n ba‏lar‎n‎n üstünden kaynar su dِkülecektir!
22|20|Bununla, kar‎nlar‎n‎n içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir!
22|21|Bir de onlar için demir kamç‎lar vard‎r!
22|22|Izd‎raptan dolay‎ oradan her ç‎kmak istediklerinde, oraya geri dِndürülürler ve: "Tad‎n bu yak‎c‎ azab‎!" (denilir).
22|23|Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davran‎‏larda bulunanlar‎, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada alt‎n bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir.
22|24|Ve onlar, sِzün en güzeline yِneltilmi‏ler, ِvgüye lây‎k olan Allah'‎n yoluna iletilmi‏lerdir.
22|25|فnkâr edenler, Allah'‎n yolundan ve -yerli, ta‏ral‎- bütün insanlara e‏it (k‎ble veya mâbed) k‎ld‎ً‎m‎z Mescid-i Harâm'dan (insanlar‎) al‎koymaya kalkanlar (‏unu bilmeliler ki) kim orada (bِyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona ac‎ azaptan tatt‎r‎r‎z.
22|26|Bir zamanlar فbrahim'e Beytullah'‎n yerini haz‎rlam‎‏ ve (ona ‏ِyle demi‏tik): Bana hiçbir ‏eyi e‏ tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
22|27|فnsanlar aras‎nda hacc‎ ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen arg‎n develer üzerinde sana gelsinler.
22|28|Ta ki kendilerine ait bir tak‎m yararlar‎ yakînen gِrmeleri, Allah'‎n kendilerine r‎z‎k olarak verdiًi kurbanl‎k hayvanlar üzerine belli günler de Allah'‎n ismini ansanlar . Art‎k ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin.
22|29|Sonra kirlerini gidersinler; adaklar‎n‎ yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler.
22|30|Durum bِyle. Her kim, Allah'‎n emir ve yasaklar‎na sayg‎ gِsterirse, bu, Rabbinin kat‎nda kendisi için daha hay‎rl‎d‎r. (Haram olduًu) size okunanlar‎n d‎‏‎nda kalan hayvanlar size helâl k‎l‎nd‎. O halde, pislikten, putlardan sak‎n‎n; yalan sِzden sak‎n‎n.
22|31|Kendisine ortak ko‏maks‎z‎n Allah'‎n hanifleri (O'nun birliًini tan‎yan müminler olun). Kim Allah'a ortak ko‏arsa sanki o, gِkten dü‏üp parçalanm‎‏ da kendisini ku‏lar kapm‎‏, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemi‏ (bir nesne) gibidir.
22|32|Durum ِyledir. Her kim Allah'‎n hükümlerine sayg‎ gِsterirse, ‏üphesiz bu, kalplerin takvâs‎ndand‎r.
22|33|Onlarda (kurbanl‎k hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtak‎m yararlar vard‎r. Sonra bunlar‎n varacaklar‎ (biteceًi) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadard‎r.
22|34|Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine r‎z‎k olarak verdiklerimiz üzerine Allah'‎n ad‎n‎ ans‎nlar diye- kurban kesmeyi gerekli k‎ld‎k. فmdi, فlâh‎n‎z, bir tek فlah't‎r. ضyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâsl‎ ve mütevazi insanlar‎ müjdele!
22|35|Onlar ِyle kimseler ki, Allah an‎ld‎ً‎ zaman kalpleri titrer; ba‏lar‎na gelene sabrederler, namaz k‎larlar ve kendilerine r‎z‎k olarak verdiًimiz ‏eylerden (Allah için) harcarlar.
22|36|Biz, büyük ba‏ hayvanlar‎ da sizin için Allah'‎n (dininin) i‏aretlerinden (kurban) k‎ld‎k. Onlarda sizin için hay‎r vard‎r. قu halde onlar, ayaklar‎ üzerine dururken üzerlerine Allah'‎n ismini an‎n‎z (ve kurban ediniz). Yan üstü yere dü‏tüklerinde ise, art‎k (can‎ ç‎kt‎ً‎nda) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyac‎n‎ gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. ف‏te bu hayvanlar‎ biz, ‏ükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.
22|37|Onlar‎n ne etleri ne de kanlar‎ Allah'a ula‏‎r; fakat O'na sadece sizin takvân‎z ula‏‎r. Sizi hidayete erdirdiًinden dolay‎ Allah'‎ büyük tan‎yas‎n‎z diye O, bu hayvanlar‎ bِylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananlar‎ müjdele!
22|38|Allah, iman edenleri korur. قu da muhakkak ki Allah, hain ve nankِr olan herkesi sevgisinden mahrum eder.
22|39|Kendileriyle sava‏‎lanlara (müminlere), zulme uًram‎‏ olmalar‎ sebebiyle, (sava‏ konusunda) izin verildi. قüphe yok ki Allah, onlara yard‎ma mutlak surette kadirdir.
22|40|Onlar, ba‏ka deًil, s‎rf "Rabbimiz Allah't‎r" dedikleri için haks‎z yere yurtlar‎ndan ç‎kar‎lm‎‏ kimselerdir. Eًer Allah, bir k‎s‎m insanlar‎ (kِtülüklerini) diًer bir k‎sm‎ ile defedip ِnlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'‎n ismi bol bol an‎lan manast‎rlar, kiliseler, havralar ve mescidler y‎k‎l‎r giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yard‎m edenlere muhakkak surette yard‎m eder. Hiç ‏üphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
22|41|Onlar (o müminler) ki, eًer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namaz‎ k‎lar, zekât‎ verirler, iyiliًi emreder ve kِtülükten nehyederler. ف‏lerin sonu Allah'a var‎r.
22|42|(Resûlüm!) Eًer onlar (inkârc‎lar) seni yalanl‎yorlarsa, (‏unu bil ki) onlardan ِnce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanlad‎lar
22|43|فbrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanlad‎lar.
22|44|(قuayb'‎n kavmi olan) Medyen halk‎ da(قûayb'‎) yalanlad‎lar. Musa da yalanlanm‎‏t‎. ف‏te ben o kâfirlere süre tan‎d‎m, sonra onlar‎ yakalad‎m. Nas‎l oldu benim onlar‎ reddim (cezaland‎rmam)!
22|45|Nitekim, birçok memleket vard‎ ki, o memleket (halk‎) zulmetmekte iken, biz onlar‎ helâk ettik. قimdi o ülkelerde duvarlar, (çِkmü‏) tavanlar‎n üzerine y‎k‎lm‎‏t‎r. Nice kullan‎lmaz hale gelmi‏ kuyular ve (‎ss‎z kalm‎‏) ulu saraylar vard‎r.
22|46|(Sana kar‏‎ ç‎kanlar) hiç yeryüzünde dola‏mad‎lar m‎? Zira dola‏salard‎ elbette dü‏ünecek kalpleri ve i‏itecek kulaklar‎ olurdu. Ama gerçek ‏u ki, gِzler kِr olmaz; lâkin gًِüsler içindeki kalpler kِr olur.
22|47|(Resûlüm!) Onlar senden azab‎n çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dِnmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklar‎n‎zdan bin y‎l gibidir.
22|48|Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onlar‎ yakalad‎m. Dِnü‏ yaln‎z banad‎r.
22|49|De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
22|50|فman edip sâlih ameller i‏leyen kimseler için maًfiret ve bol r‎z‎k vard‎r.
22|51|Ayetlerimiz hakk‎nda (onlar‎ tesirsiz k‎lmak için) birbirlerini geri b‎rak‎rcas‎na yar‎‏anlara gelince, i‏te bunlar, cehennemliklerdir.
22|52|(Ey Muhammed!) Biz, senden ِnce hiçbir resûl ve nebî gِndermedik ki, o, bir temennide bulunduًunda, ‏eytan onun dileًine ille de (be‏erî arzular) katmaya kalk‎‏mas‎n. Ne var ki Allah, ‏eytan‎n katacaً‎ ‏eyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (laf‎z ve mana bak‎m‎ndan) saًlam olarak yerle‏tirir. Allah, hakk‎yla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
22|53|(Allah, ‏eytan‎n bِyle yapmas‎na müsaade eder ki) kalplerinde hastal‎k olanlar ve kalpleri kat‎la‏anlar için, ‏eytan‎n katt‎ً‎ ‏eyi bir deneme (vesilesi) yaps‎n. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayr‎l‎k içindedirler.
22|54|Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'‎n) hakikaten Rabbin taraf‎ndan gelmi‏ bir gerçek olduًunu bilsinler de ona inans‎nlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavu‏sun. قüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoًru bir yola yِneltir.
22|55|فnkâr edenler, kendilerine o saat ans‎z‎n gelinceye, yahut da (kendileri için hay‎r yِnünden) k‎s‎r bir günün azab‎ gelinceye kadar onun (Kur'an) hakk‎nda hep ‏üphe içindedirler.
22|56|O gün, mülk Allah'‎nd‎r. فnsanlar aras‎nda hüküm verir. (Bu hüküm gereًi) iman edip iyi davran‎‏larda bulunanlar Naîm cennetlerinin içindedirler.
22|57|فnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, i‏te onlar için alçalt‎c‎ bir azap vard‎r.
22|58|Allah yolunda hicret edip sonra ِldürülen yahut ِlenleri hiç ‏üphesiz Allah güzel bir r‎z‎kla r‎z‎kland‎racakt‎r. قüphesiz Allah, evet O, r‎z‎k verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
22|59|Allah onlar‎, herhalde memnun kalacaklar‎ bir girilecek yere sokacakt‎r. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.
22|60|ف‏te bِyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile kar‏‎l‎k verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmal‎d‎r ki, Allah ona mutlaka yard‎m edecektir. Hakikaten Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve maًfiret edicidir.
22|61|Bِylece (Allah, haks‎zl‎ًa uًrayana yard‎m edecektir ve buna kadirdir). اünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. قu da muhakkak ki Allah, hakk‎yla i‏iten ve gِrendir.
22|62|Bِyledir. اünkü Allah, hakk‎n ta kendisidir. O'nun d‎‏‎ndaki tapt‎klar‎ ise bât‎l‎n ta kendisidir. Gerçek ‏u ki Allah, evet O, uludur, büyüktür.
22|63|Gِrmedin mi, Allah, gِkten yaًnmur indirdi de bu sayede yeryüzü ye‏eriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârd‎r. (her ‏eyden) haberdard‎r.
22|64|Gِklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yaln‎z O zengindir, ِvgüye deًerdir.
22|65|Gِrmedin mi, Allah, yerdeki e‏yay‎ ve emri uyar‎nca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gًِü de, kendi izni olmad‎kça yer üzerine dü‏mekten korur. اünkü Allah, insanlara çok ‏efkatli ve çok merhametlidir.
22|66|O, (ِnce) size hayat veren, sonra sizi ِldürecek, sonra yine diriltecek oland‎r. Gerçekten insan, çok nankِrdür.
22|67|Biz, her ümmete, uygulamakta olduklar‎ bir ibadet tarz‎ gِsterdik. ضyle ise onlar (ehl-i kitap) bu i‏te seninle çeki‏mesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoًru bir yoldas‎n.
22|68|Eًer seninle münaka‏a ve mücâdeleye giri‏irlerse: "Allah yapt‎ً‎n‎z‎ çok iyi bilmektedir" de.
22|69|Allah k‎yamet gününde, ihtilâf etmekte olduًunuz konulara dair aran‎zda hüküm verecektir.
22|70|Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gِkte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (e‏ya ve olaylar‎n bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolayd‎r.
22|71|Onlar, Allah'‎ b‎rak‎p, Allah'‎n kendisine hiçbir delil indirmediًi, kendilerinin dahi hakk‎nda bilgi sahibi olmad‎klar‎ ‏eylere tap‎yorlar. Zalimlerin hiç yard‎mc‎s‎ yoktur.
22|72|آyetlerimiz aç‎k aç‎k kendilerine okunduًunda, kâfirlerin suratlar‎nda ho‏nutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanlar‎n neredeyse üzerlerine sald‎r‎rlar. De ki: Size bundan (bu ِfke ve huzursuzluًunuzdan) daha kِtüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kِtü sondur!
22|73|Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; ‏imdi onu dinleyin: Allah'‎ b‎rak‎p da yalvard‎klar‎n‎z (tapt‎klar‎n‎z) bunun için bir araya gelseler bile bir sineًi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir ‏ey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. فsteyen de âciz, kendinden istenen de!
22|74|Onlar, (Bu âciz putlar‎ Allah'a ortak ko‏mak suretiyle) Allah'‎n kadrini hakk‎yla bilemediler. Hiç ‏üphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.
22|75|Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. قüphesiz Allah i‏itendir, gِrendir.
22|76|Onlar‎n ِnlerindekini de, arkalar‎ndakini de (yapt‎klar‎n‎ da, yapacaklar‎n‎ da) bilir. Bütün i‏ler Allah'a dِndürülür.
22|77|Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapan‎n; Rabbinize ibadet edin; hay‎r i‏leyin ki kurtulu‏a eresiniz.
22|78|Allah uًrunda, hakk‎n‎ vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; baban‎z فbrahim'in dininde (de bِyleydi). Peygamberin size ‏ahit olmas‎, sizin de insanlara ‏ahit olman‎z için, O, gerek daha ِnce (gelmi‏ kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" ad‎n‎ verdi. ضyle ise namaz‎ k‎l‎n; zekât‎ verin ve Allah'a s‎ms‎k‎ sar‎l‎n. O, sizin mevlân‎zd‎r. Ne güzel mevlâd‎r, ne güzel yard‎mc‎d‎r!
23|1|Gerçekten müminler kurtulu‏a ermi‏tir;
23|2|Onlar ki, namazlar‎nda hu‏û içindedirler;
23|3|Onlar ki, bo‏ ve yarars‎z ‏eylerden yüz çevirirler;
23|4|Onlar ki, zekât‎ verirler;
23|5|Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;
23|6|Ancak e‏leri ve ellerinin sahip olduًu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ili‏kilerden dolay‎) k‎nanm‎‏ deًillerdir.
23|7|قu halde, kim bunun ِtesine gitmek isterse, i‏te bunlar, haddi a‏an kimselerdir.
23|8|Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
23|9|Ve onlar ki, namazlar‎na devam ederler.
23|10|ف‏te, as‎l bunlar vâris olacaklard‎r;
23|11|(Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kal‎c‎d‎rlar.
23|12|Andolsun biz insan‎, çamurdan (süzülüp ç‎kar‎lm‎‏) bir ِzden yaratt‎k.
23|13|Sonra onu saًlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.
23|14|Sonra nutfeyi alaka (a‏‎lanm‎‏ yumurta) yapt‎k. Pe‏inden, alakay‎, bir parçac‎k et haline soktuk; bu bir parçac‎k eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kaplad‎k. Sonra onu ba‏ka bir yarat‎‏la insan haline getirdik. Yap‎pyaratanlar‎n en güzeli olan Allah pek yücedir.
23|15|Sonra, muhakkak ki siz, bunun ard‎ndan elbet ِleceksiniz.
23|16|Sonra da ‏üphesiz, sizler k‎yamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
23|17|Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yaratt‎k. Biz yaratmaktan habersiz deًiliz.
23|18|Gِkten uygun bir ِlçüde yaًmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
23|19|Bِylece onun (yaًmurun) sayesinde sizin yarar‎n‎za hurma bahçeleri ve üzüm baًlar‎ meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vard‎r ve siz onlardan yersiniz.
23|20|Tûr-i Sînâ'da da yeti‏en bir aًaç daha meydana getirdik ki, bu aًaç hem yaً hem de yiyenlerin ekmeًine kat‎k edecekleri (zeytin) verir.
23|21|Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vard‎r. Onlar‎n kar‎nlar‎ndakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vard‎r; etlerinden de yersiniz.
23|22|Onlar‎n üzerinde ve gemilerde ta‏‎n‎rs‎n‎z.
23|23|Andolsun ki, Nuh'u kavmine gِnderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan ba‏ka bir tanr‎ yoktur. Hâla sak‎nmaz m‎s‎n‎z? dedi.
23|24|Bunun üzerine, kavminin inkarc‎ ileri gelenleri ‏ِyle dediler: "Bu, t‎pk‎ sizin gibi bir be‏er olmaktan ba‏ka bir ‏ey deًildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eًer Allah (peygamber gِndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gِnderirdi. Biz geçmi‏teki atalar‎m‎zdan bِyle bir ‏ey duymad‎k."
23|25|"Bu, yaln‎zca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. ضyle ise, bir süreye kadar ona katlan‎p bekleyin bakal‎m."
23|26|(Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalar‎na kar‏‎ bana yard‎m et!
23|27|Bunun üzerine ona ‏ِyle vahyettik: Gِzlerimizin ِnünde (muhafazam‎z alt‎nda) ve bildirdiًimiz ‏ekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular co‏up yükselmeye ba‏lay‎nca her cinsten e‏ler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha ِnce kendisi aleyhinde hüküm verilmi‏ olanlar‎n d‎‏‎ndaki aileni gemiye al. Zulmetmi‏ olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boًulacaklard‎r.
23|28|Sen, yan‎ndakilerle birlikte gemiye yerle‏tiًinde: "Bizi zalimler topluluًundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
23|29|Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hay‎rl‎s‎s‎n.
23|30|قüphesiz bunda (Nuh ve kavminin ba‏‎ndan geçenlerde) birtak‎m ibretler vard‎r. Hakikaten biz (kullar‎m‎z‎ bِyle) deneriz.
23|31|Sonra onlar‎n ard‎ndan bir ba‏ka nesil meydana getirdik.
23|32|Onlar aras‎ndan kendilerine: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba‏ka bir tanr‎n‎z yoktur. Hâla Allah'tan korkmaz m‎s‎n‎z?" (mesaj‎n‎ ileten) bir peygamber gِnderdik.
23|33|Onun kavminden, kâfir olup ahirete ula‏may‎ inkâr eden ve dünya hayat‎nda kendilerine refah verdiًimiz varl‎kl‎ ki‏iler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insand‎r; sizin yediًinizden yer, sizin içtiًinizden içer."
23|34|"Gerçekten, sizin gibi bir be‏ere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."
23|35|"Size, ِldüًünüz, toprak ve kemik y‎ً‎n‎ haline geldiًinizde, mutlak surette sizin (kabirden) ç‎kar‎lacaً‎n‎z‎ m‎ vâdediyor?"
23|36|"Bu size vâdedilen (ِldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!"
23|37|"Hayat, ‏u dünya hayat‎m‎zdan ibarettir. (Kimimiz) ِlürüz, (kimimiz) ya‏ar‎z; bir daha diriltilecek de deًiliz."
23|38|"Bu adam, sadece Allah hakk‎nda yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanm‎yoruz."
23|39|O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalar‎na kar‏‎l‎k bana yard‎mc‎ ol!
23|40|Allah ‏ِyle buyurdu: Pek yak‎nda onlar mutlaka pi‏man olacaklar!
23|41|Nitekim, vukuu kaç‎n‎lmaz olan korkunç bir ses yakalay‎verdi onlar‎! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluًunun can‎ cehenneme!
23|42|Sonra onlar‎n ard‎ndan ba‏ka nesiller getirdik.
23|43|Hiçbir ümmet, ecelini ne ِne alabilir, ne de erteleyebilir.
23|44|Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gِnderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiًi her defas‎nda, onlar bu peygamberi yalanlad‎lar; biz de onlar‎ birbiri ard‎ndan yok ettik ve onlar‎ ibret hikâyelerine dِnü‏türdük. Art‎k iman etmeyen kavmin can‎ cehenneme!
23|45|Sonra âyetlerimizle ve apaç‎k bir fermanla Musa ve karde‏i Harun'u gِnderdik.
23|46|Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gِnderdik). Onlar ise kibire kap‎ld‎lar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.
23|47|Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kِlelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inan‎r m‎y‎z?
23|48|Bِylece onlar‎ yalanlad‎lar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.
23|49|Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'‎ verdik.
23|50|Meryem oًlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet k‎ld‎k; onlar‎, yerle‏meye elveri‏li, suyu bulunan bir tepeye yerle‏tirdik.
23|51|"Ey Peygamber! Temiz olan ‏eylerden yeyin; güzel i‏ler yap‎n. Ben sizin yapt‎klar‎n‎z‎ hakk‎yle bilmekteyim."
23|52|"قüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. ضyle ise benden sak‎n‎n" (denildi).
23|53|Ne var ki insanlar kendi aralar‎ndaki i‏lerini parça parça bِldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davran‎‏) ile sevinip bِbürlenmektedirler.
23|54|قimdi sen onlar‎ bir zamana kadar gaflet ve sap‎kl‎klar‎ ile ba‏ba‏a b‎rak!
23|55|San‎yorlar m‎ ki, onlara verdiًimiz servet ve oًullar ile.
23|56|Kendilerine faydalar saًlamak için can at‎yoruz? Hay‎r, onlar i‏in fark‎na varam‎yorlar.
23|57|Rablerine olan sayg‎dan dolay‎ kِtülükten sak‎nanlar;
23|58|Rablerinin âyetlerine inananlar;
23|59|Rablerine ortak tan‎mayanlar;
23|60|Ve Rablerine dِnecekleri için yapmakta olduklar‎ i‏leri kalpleri çarparak yapanlar;
23|61|ف‏te onlar, iyiliklere ko‏u‏urlar ve iyilik için yar‎‏‎rlar.
23|62|Biz hiç kimseyi gücünün yettiًinden ba‏kas‎ ile yükümlü k‎lmay‎z. Nezdimizde hakk‎ sِyleyen bir kitap vard‎r ve onlar haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazlar.
23|63|Hay‎r, onlar‎n (o inkârc‎lar‎n) kalpleri bu hususta cehâlet içindedir. Ayr‎ca onlar‎n bundan (bu ‏irk ve inkârc‎l‎klar‎ndan) ِte birtak‎m (kِtü) i‏leri vard‎r ki, onlar bu i‏leri yapar dururlar.
23|64|En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlar‎n‎ s‎k‎nt‎ya (veya azaba) uًratt‎ً‎m‎zda, bakars‎n ki onlar feryad‎ basarlar.
23|65|Bo‏una s‎zlanmay‎n bugün! Zira bizden yard‎m gِremeyeceksiniz!
23|66|اünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna kar‏‎ kibirlenerek arkan‎z‎ dِner, geceleyin (Kâbe'nin etraf‎nda toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.
23|67|اünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna kar‏‎ kibirlenerek arkan‎z‎ dِner, geceleyin (Kâbe'nin etraf‎nda toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.
23|68|Onlar bu sِzü (Kur'an'‎) hiç dü‏ünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha ِnce geçmi‏teki atalar‎na gelmeyen bir ‏ey mi geldi?
23|69|Yoksa Peygamberlerini henüz tan‎mad‎lar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
23|70|Yoksa onda bir cinnet olduًunu mu sِylüyorlar? Hay‎r; o, kendilerine hakk‎ getirmi‏tir. Onlar‎n çoًu ise haktan ho‏lanmamaktad‎rlar.
23|71|Eًer hak, onlar‎n kِtü arzu ve isteklerine uysayd‎, mutlaka gِkler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hay‎r, biz onlara ‏an ve ‏ereflerini getirdik; fakat onlar kendi ‏ereflerine s‎rt çevirdiIer.
23|72|(Resûlüm!) Yoksa sen onlardan bir kar‏‎l‎k m‎ istiyorsun? Rabbinin vereceًi daha hay‎rl‎d‎r. O, r‎z‎k verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
23|73|Gerçek ‏u ki sen onlar‎ doًru bir yola çaً‎r‎yorsun.
23|74|Ahirete inanmayanlar ise, ‎srarla yoldan ç‎kmaktad‎rlar.
23|75|Eًer onlara ac‎y‎p da içinde bulunduklar‎ s‎k‎nt‎y‎ giderseydik, iyice kِrle‏erek azg‎nl‎klar‎nda direnirlerdi.
23|76|Andolsun, biz onlar‎ s‎k‎nt‎ya dü‏ürdük de yine Rablerine boyun eًmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.
23|77|En nihayet üzerlerine, azab‎ çok ‏iddetli bir kap‎ açt‎ً‎m‎z zaman, bir de bakars‎n ki onlar orada ‏a‏k‎n ve ümitsiz kalm‎‏lard‎r!
23|78|O, sizin için kulaklar‎, gِzleri ve gِnülleri yaratand‎r. Ne de az ‏ükrediyorsunuz!
23|79|Ve O, sizi yeryüzünde yarat‎p türetendir. S‎rf O'nun huzurunda toplanacaks‎n‎z.
23|80|Ve O, ya‏atan ve ِldürendir; gecenin ve gündüzün deًi‏mesi O'nun eseridir. Hâla akl‎n‎z‎ kullanmaz m‎s‎n‎z!
23|81|Buna raًmen onlar, ِncekilerin dedikleri gibi dediler.
23|82|Dediler ki: Sahi biz, ِlüp de bir toprak ve kemik y‎ً‎n‎ haline gelmi‏ken, mutlaka yeniden diriltileceًiz ِyle mi?
23|83|Hakikaten, gerek bize, gerekse daha ِnce atalar‎m‎za bِyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmi‏tekilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir!
23|84|(Resûlüm!) de ki: Eًer biliyorsan‎z (sِyleyin bakal‎m), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?
23|85|"Allah'a aittir" diyecekler. ضyle ise siz hiç dü‏ünüp ta‏‎nmaz m‎s‎n‎z! de.
23|86|Yedi kat gِklerin Rabbi, azametli Ar‏'‎n Rabbi kimdir? diye sor.
23|87|"(Bunlar da) Allah'‎nd‎r" diyecekler. قu halde siz Allah'tan korkmaz m‎s‎n‎z! de.
23|88|Eًer biliyorsan‎z (sِyleyin), her ‏eyin melekûtu (mülkiyeti ve yِnetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her ‏eyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.
23|89|"(Bunlar‎n hepsi) Allah'‎nd‎r" diyecekler. ضyle ise nas‎l olup da büyüye kap‎l‎yorsunuz? de.
23|90|Doًrusu biz onlara gerçeًi getirdik; onlar ise hakikaten yalanc‎lard‎r.
23|91|Allah evlât edinmemi‏tir; O'nunla beraber hiçbir tanr‎ da yoktur. Aksi takdirde her tanr‎ kendi yaratt‎ً‎n‎ sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diًerine galebe çalard‎. Allah, onlar‎n (mü‏riklerin) yak‎‏t‎rd‎klar‎ ‏eylerden münezzehtir.
23|92|Allah, gayb‎ da ‏ehâdeti de bilendir. O, mü‏riklerin ortak ko‏tuklar‎ ‏eylerden çok yüce ve münezzehtir.
23|93|(Resûlüm!) De ki: "Rabbim! Eًer onlara yِneltilen tehdidi (dünyevî s‎k‎nt‎y‎ ve uhrevî azab‎) mutlaka bana gِstereceksen.
23|94|Bu durumda beni zalimler topluluًunun içinde bulundurma, Rabbim!"
23|95|Biz, onlara yِnelttiًimiz tehdidi sana gِstermeye elbette ki kadiriz.
23|96|Sen, kِtülüًü en güzel bir tutumla sav. Biz onlar‎n yak‎‏t‎rmakta olduklar‎ ‏eyi çok iyi bilmekteyiz.
23|97|Ve de ki: Rabbim! قeytanlar‎n k‎‏k‎rtmalar‎ndan sana s‎ً‎n‎r‎m!
23|98|Onlar‎n yan‎mda bulunmalar‎ndan da sana s‎ً‎n‎r‎m, Rabbim!
23|99|Nihayet onlardan (mü‏riklerden) birine ِlüm gelip çatt‎ً‎nda: "Rabbim! der, beni geri gِnder;"
23|100|"Ta ki bo‏a geçirdiًim dünyada iyi i‏ (ve hareketler) yapay‎m." Hay‎r! Onun sِylediًi bu sِz (bo‏) laftan ibarettir. Onlar‎n gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vard‎r.
23|101|Sûra üflendiًi zaman art‎k aralar‎nda akrabal‎k baًlar‎ kalmam‎‏t‎r; birbirlerini de aray‎p sormazlar.
23|102|Art‎k kimlerin (sevap) tart‎lan aً‎r basarsa, i‏te as‎l bunlar kurtulu‏a erenlerdir.
23|103|Kimlerin de tart‎lar‎ hafif gelirse, art‎k bunlar da kendilerine yaz‎k etmi‏lerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.
23|104|Ate‏ yüzlerini yakar; orada suratlar‎ çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.
23|105|Size âyetlerim okunurdu da, siz onlar‎ yalanlard‎n‎z deًil mi?
23|106|Derler ki: Rabbimiz! Azg‎nl‎ً‎m‎z bizi altetti; biz, bir sap‎klar topluluًu idik.
23|107|Rabbimiz! Bizi buradan ç‎kar. Eًer bir daha (ettiklerimize) dِnersek, art‎k belli ki biz zalim insanlar‎z.
23|108|Buyurur ki: Alçald‎kça alçal‎n orada! Bana kar‏‎ konu‏may‎n art‎k!
23|109|Zira kullar‎mdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; ِyle ise bizi affet; bize ac‎! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demi‏lerdi.
23|110|ف‏te siz onlar‎ alaya ald‎n‎z; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yâdetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.
23|111|Bugün ben onlara, sabrettiklerinin kar‏‎l‎ً‎n‎ verdim; onlar, hakikaten muratlar‎na erenlerdir.
23|112|(Allah inkârc‎lara) "Yeryüzünde kaç y‎l kald‎n‎z?" diye sorar.
23|113|"Bir gün veya günün bir k‎sm‎ kadar kald‎k. ف‏te sayanlara sor" derler.
23|114|Buyurur: Sadece az bir süre kald‎n‎z; ke‏ke siz (bunu) bilmi‏ olsayd‎n‎z!
23|115|Sizi sadece bo‏ yere yaratt‎ً‎m‎z‎ ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceًinizi mi sand‎n‎z?
23|116|Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur, O, yüce Ar‏'‎n sahibidir.
23|117|Her kim Allah ile birlikte diًer bir tanr‎ya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesab‎ ancak Rabbinin nezdindedir. قuras‎ muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
23|118|(Resûlüm!) De ki: Baً‎‏la ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.
24|1|(Bu) Bizim inzâl ettiًimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz k‎ld‎ً‎m‎z bir sûredir. Belki dü‏ünüp ًِüt al‎rs‎n‎z diye onda aç‎k seçik âyetler indirdik.
24|2|Zina eden kad‎n ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inan‎yorsan‎z, Allah'‎n dininde (hükümlerini uygularken) onlara ac‎yacaً‎n‎z tutmas‎n. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya ‏ahit olsun.
24|3|Zina eden erkek, zina eden veya mü‏rik olan bir kad‎ndan ba‏kas‎ ile evlenmez; zina eden kad‎nla da ancak zina eden veya mü‏rik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram k‎l‎nm‎‏t‎r.
24|4|Namuslu kad‎nlara zina isnad‎nda bulunup, sonra (bunu isbat için) dِrt ‏ahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve art‎k onlar‎n ‏ahitliًini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârd‎rlar.
24|5|Ancak bundan sonra tevbe edip ‎slah olanlar müstesnad‎r. Allah çok baً‎‏lay‎c‎ ve merhametlidir.
24|6|E‏lerine zina isnad‎nda bulunup da kendilerinden ba‏ka ‏ahitleri olmayanlara gelince, onlar‎n her birinin ‏ahitliًi, kendisinin doًru sِyleyenlerden olduًuna dair dِrt defa Allah ad‎na yemin ederek ‏ahitlik etmesidir.
24|7|Be‏inci defa da: eًer yalan sِyleyenlerden ise Allah'‎n lânetinin kendi üzerine olmas‎n‎ dilemesidir.
24|8|Kad‎n‎n, kocas‎n‎n yalan sِyleyenlerden olduًuna dair dِrt defa Allah ad‎na yemin ve ‏ahitlik etmesi,kendisinden cezay‎ kald‎r‎r.
24|9|Be‏inci defa da, eًer (kocas‎) doًru sِyleyenlerden ise Allah'‎n gazab‎n‎n kendi üzerine olmas‎n‎ diler.
24|10|Ya Allah'‎n size bol lütfu ve merhameti bulunmasayd‎ ve Allah, tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasayd‎ (haliniz nice olurdu)!
24|11|(Peygamber'in e‏ine) bu aً‎r iftiray‎ uyduranlar ‏üphesiz sizin içinizden bir guruptur. Bunu kendiniz için bir kِtülük sanmay‎n, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir ki‏iye, günah olarak ne i‏lemi‏se (onun kar‏‎l‎ً‎ ceza) vard‎r. Onlardan (eleba‏l‎k yap‎p) bu günah‎n büyüklüًünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vard‎r.
24|12|Bu iftiray‎ i‏ittiًinizde erkek ve kad‎n müminlerin, kendi vicdanlar‎ ile hüsnüzanda bulunup da: "Bu, apaç‎k bir iftirad‎r" demeleri gerekmez miydi?
24|13|Onlar‎n (iftirac‎lar‎n) da bu konuda dِrt ‏ahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki ‏ahitler getiremediler, ِyle ise onlar Allah nezdinde yalanc‎lar‎n ta kendisidirler.
24|14|Eًer dünyada ve ahirette Allah'‎n lütuf ve merhameti üstünüzde olmasayd‎, içine dald‎ً‎n‎z bu iftiradan dolay‎ size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
24|15|اünkü siz bu iftiray‎, dilden dile birbirinize aktar‎yor, hakk‎nda bilgi sahibi olmad‎ً‎n‎z ‏eyi aً‎zlar‎n‎zda geveleyip duruyorsunuz. Bunun ِnemsiz olduًunu san‎yorsunuz. Halbuki bu, Allah kat‎nda çok büyük (bir suç) tur.
24|16|Onu duyduًunuzda: "Bunu konu‏up yaymam‎z bize yak‎‏maz. Hâ‏â! Bu, çok büyük bir iftirad‎r" demeli deًil miydiniz?
24|17|Eًer inanm‎‏ insanlarsan‎z, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sak‎nd‎r‎p uyar‎r.
24|18|Ve Allah âyetleri size aç‎kl‎yor. Allah, (i‏in iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24|19|فnananlar aras‎nda çirkin ‏eylerin yay‎lmas‎n‎ arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vard‎r. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
24|20|Ya sizin üstünüze Allah'‎n lütuf ve merhameti olmasayd‎, Allah çok ‏efkatli ve merhametli olmasayd‎ (haliniz nice olurdu)!
24|21|Ey iman edenler! قeytan‎n ad‎mlar‎n‎ takip etmeyin. Kim ‏eytan‎n ad‎mlar‎n‎ takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliًi (yüzk‎zart‎c‎ suçlar‎) ve kِtülüًü emreder. Eًer üstünüzde Allah'‎n lütuf ve merhameti olmasayd‎, içinizden hiçbir kimse asla temize ç‎kamazd‎. Fakat Allah dilediًini ar‎nd‎r‎r. Allah i‏itir ve bilir.
24|22|فçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda gِç edenlere (mallar‎ndan) vermeyeceklerine yemin etmesinler; baً‎‏las‎nlar; feragat gِstersinler. Allah'‎n sizi baً‎‏lamas‎n‎ arzulamaz m‎s‎n‎z? Allah çok baً‎‏layand‎r, çok merhametlidir.
24|23|Namuslu, kِtülüklerden habersiz mümin kad‎nlara zina isnad‎nda bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmi‏lerdir. Onlar için çok büyük bir azap vard‎r.
24|24|O gün dilleri, elleri ve ayaklar‎, yapm‎‏ olduklar‎ndan dolay‎ aleyhlerinde ‏ahitlik edecektir.
24|25|O gün Allah onlara gerçek cezalar‎n‎ tastamam verecek ve onlar Allah'‎n apaç‎k gerçek olduًunu anlayacaklard‎r.
24|26|Kِtü kad‎nlar kِtü erkeklere, kِtü erkekler ise kِtü kad‎nlara; temiz kad‎nlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kad‎nlara yara‏‎r. Bu sonuncular, (iftirac‎lar‎n) sِylediklerinden çok uzakt‎rlar. Kendileri için baً‎‏lanma ve güzel bir r‎z‎k vard‎r.
24|27|Ey iman edenler! Kendi evinizden ba‏ka evlere, geldiًinizi farkettirip (izin al‎p) ev halk‎na selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) dü‏ünüp anlars‎n‎z.
24|28|Orada hiçbir kimse bulamad‎n‎zsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eًer size, "Geri dِnün!" denilirse, hemen dِnün. اünkü bu, sizin için daha nezih bir davran‎‏t‎r. Allah, yapt‎ً‎n‎z‎ bilir.
24|29|فçinde kendinize ait e‏yan‎n bulunduًu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sak‎nca yoktur. Allah, sizin aç‎ًa vurduklar‎n‎z‎ da, gizlediklerinizi de bilir.
24|30|(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gِzlerini (harama) dikmemelerini, ‎rzlar‎n‎ da korumalar‎n‎ sِyle. اünkü bu, kendileri için daha temiz bir davran‎‏t‎r. قüphesiz Allah, onlar‎n yapmakta olduklar‎ndan haberdard‎r.
24|31|Mümin kad‎nlara da sِyle: Gِzlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Gِrünen k‎s‎mlar‎ müstesna olmak üzere, zinetlerini te‏hir etmesinler. Ba‏ ِrtülerini, yakalar‎n‎n üzerine (kadar) ِrtsünler. Kocalar‎, babalar‎, kocalar‎n‎n babalar‎, kendi oًullar‎, kocalar‎n‎n oًullar‎, erkek karde‏leri, erkek karde‏lerinin oًullar‎, k‎z karde‏lerinin oًullar‎, kendi kad‎nlar‎ (mümin kad‎nlar), ellerinin alt‎nda bulunanlar (kِleleri), erkeklerden, ailenin kad‎n‎na ‏ehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kad‎nlar‎n gizli kad‎nl‎k hususiyetlerinin fark‎nda olmayan çocuklardan ba‏kas‎na zinetlerini gِstermesinler. Gizlemekte olduklar‎ zinetleri anla‏‎ls‎n diye ayaklar‎n‎ yere vurmas‎nlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtulu‏a eresiniz.
24|32|Aran‎zdaki bekârlar‎, kِlelerinizden ve cariyelerinizden elveri‏li olanlar‎ evlendirin. Eًer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onlar‎ zenginle‏tirir. Allah, (lütfu) geni‏ olan ve (her ‏eyi) bilendir.
24|33|Evlenme imkân‎n‎ bulamayanlar ise; Allah, lütfu ile kendilerini varl‎kl‎ k‎l‎ncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin alt‎nda bulunanlardan (kِleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eًer kendilerinde bir hay‎r (kabiliyet ve güvenilirlik). gِrüyorsan‎z, hemen mükâtebe yap‎n. Allah'‎n size vermi‏ olduًu mal‎ndan siz de onlara verin. Dünya hayat‎n‎n geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuh‏a zorlamay‎n. Kim onlar‎ zor alt‎nda b‎rak‎rsa, bilinmelidir ki zorlanmalar‎ndan sonra Allah (onlar için) çok baً‎‏lay‎c‎ ve merhametlidir.
24|34|Andolsun ki biz size (gerekeni) aç‎k aç‎k bildiren âyetler, sizden ِnce ya‏ay‎p gitmi‏ olanlardan ِrnekler ve takvâya ula‏m‎‏ kimseler için ًِütler indirdik.
24|35|Allah, gِklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir y‎ld‎z gibidir ki, doًuya da, bat‎ya da nisbet edilemeyen mübarek bir aًaçtan, yani zeytinden (ç‎kan yaًdan) tutu‏turulur. Onun yaً‎, neredeyse, kendisine ate‏ deًmese dahi ‎‏‎k verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediًi kimseyi nûruna eri‏tirir. Allah insanlara (i‏te bِyle) temsiller getirir. Allah her ‏eyi bilir.
24|36|(Bu kandil) birtak‎m evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin an‎lmas‎na izin vermi‏tir. Orada sabah ak‏am O'nu (ِyle kimseler) tesbih eder ki;
24|37|Onlar, ne ticaret ne de al‎‏-veri‏in kendilerini Allah'‎ anmaktan, namaz k‎lmaktan ve zekât vermekten al‎koyamad‎ً‎ insanlard‎r. Onlar, kalplerin ve gِzlerin allak bullak olduًu bir günden korkarlar.
24|38|اünkü (o günde) Allah, onlar‎ yapt‎klar‎n‎n en güzeli ile mükâfatland‎racak ve lütfundan onlara fazlas‎yla verecektir. Allah, dilediًini hesaps‎z r‎z‎kland‎r‎r.
24|39|فnkâr edenlere gelince, onlar‎n amelleri, ‎ss‎z çِllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vard‎ً‎nda orada herhangi bir ‏ey bulamam‎‏, üstelik yan‎ba‏‎nda da (inanmad‎ً‎, kendisinden sak‎nmad‎ً‎) Allah'‎ bulmu‏tur; Allah ise, onun hesab‎n‎ tastamam gِrmü‏tür. Allah hesab‎ çok çabuk gِrür.
24|40|Yahut (o kâfirlerin duygu, dü‏ünce ve davran‎‏lar‎) engin bir denizdeki yoًun karanl‎klar gibidir; (ِyle bir deniz) ki, onu dalga üstüne dalga kapl‎yor; üstünde de bulut... Birbiri üstüne karanl‎klar... فnsan, elini ç‎kar‎p uzatsa, neredeyse onu dahi gِremez. Bir kimseye Allah nûr vermemi‏se, art‎k o kimsenin ayd‎nl‎ktan nasibi yoktur.
24|41|Gِklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi ku‏lar‎n Allah'‎ tesbih ettiklerini gِrmez misin? Her biri kendi duas‎n‎ ve tesbihini (ًِrenmi‏) bilmi‏tir. Allah, onlar‎n yapmakta olduklar‎n‎ hakk‎yle bilir.
24|42|Gِklerin ve yerin mülkü Allah'‎nd‎r; dِnü‏ de ancak O'nad‎r.
24|43|Gِrmez misin ki Allah bir tak‎m bulutlar‎ (ç‎kar‎p) sürüyor; sonra onlar‎ bir araya getirip üstüste y‎ً‎yor. ف‏te gِrüyorsun ki bunlar aras‎ndan yaًmur ç‎k‎yor. O, gِkten, oradaki daًlardan (daًlar büyüklüًünde bulutlardan) dolu indirir. Art‎k onu dilediًine isabet ettirir; dilediًinden de onu uzak tutar; (bu bulutlar‎n) ‏im‏eًinin par‎lt‎s‎ neredeyse gِzleri al‎r!
24|44|Allah, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. قüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vard‎r.
24|45|Allah, her canl‎y‎ sudan yaratt‎. ف‏te bunlardan kimi karn‎ üstünde sürünür, kimi iki ayaً‎ üstünde yürür, kimi dِrt ayaً‎ üstünde yürür... Allah dilediًini yarat‎r; ‏üphesiz Allah her ‏eye kadirdir.
24|46|Andolsun biz (bilmediklerinizi size) aç‎k seçik bildiren âyetler indirdik. Allah, dilediًini doًru yola iletir.
24|47|(Baz‎ insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inand‎k ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanm‎‏ deًillerdir.
24|48|Onlar, aralar‎nda hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çaً‎r‎ld‎klar‎nda, bakars‎n ki içlerinden bir k‎sm‎ yüz çevirip dِnerler.
24|49|Ama, eًer (Allah ve Resûlünün hükmettiًi) hak kendi lehlerine ise, ona boyun eًip gelirler.
24|50|Kalplerinde bir hastal‎k m‎ var; yoksa ‏üphe içinde midirler, yahut Allah ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haks‎zl‎k edeceًinden mi korkuyorlar? Hay‎r, as‎l zalimler kendileridir!
24|51|Aralar‎nda hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sِzü ancak "ف‏ittik ve itaat ettik" demeleridir. ف‏te as‎l bunlar kurtulu‏a erenlerdir.
24|52|Her kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder, Allah'a sayg‎ duyar ve O'ndan sak‎n‎rsa, i‏te as‎l bunlar mutluluًa erenlerdir.
24|53|(Münaf‎klar), sen hakikaten kendilerine emrettiًin takdirde mutlaka (sava‏a) ç‎kacaklar‎na dair, en aً‎r yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. فtaatiniz malûmdur! Bilin ki Allah, yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
24|54|De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eًer yüz çevirirseniz ‏unu bilin ki, Peygamber'in sorumluluًu kendisine yüklenen (tebliً gِrevini yapmak), sizin sorumluluًunuz da size yüklenen (gِrevleri yerine getirmeniz)dir. Eًer ona itaat ederseniz, doًru yolu bulmu‏ olursunuz. Peygamber'e dü‏en, sadece aç‎k-seçik duyurmakt‎r.
24|55|Allah, sizlerden iman edip iyi davran‎‏larda bulunanlara, kendilerinden ِncekileri sahip ve hakim k‎ld‎ً‎ gibi onlar‎ da yeryüzüne sahip ve hakim k‎lacaً‎n‎, onlar için beًenip seçtiًi dini (فslâm'‎) onlar‎n iyiliًine yerle‏tirip koruyacaً‎n‎ ve (geçirdikleri) korku dِneminden sonra, bunun yerine onlara güven saًlayacaً‎n‎ vâdetti. اünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir ‏eyi bana e‏ tutmazlar. Art‎k bundan sonra kim inkâr ederse, i‏te bunlar as‎l büyük günahkârlard‎r.
24|56|Namaz‎ k‎l‎n; zekât‎ verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet gِresiniz.
24|57|فnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'‎) âciz b‎rakacaklar‎n‎ sanmayas‎n! Onlar‎n varacaً‎ yer cehennemdir. Ne kِtü var‎‏ yeri!
24|58|Ey müminler! Ellerinizin alt‎nda bulunan (kِle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çaً‎na girmemi‏ olanlar, sabah namaz‎ndan ِnce, ًِleyin soyunduًunuz vakit ve yats‎ namaz‎ndan sonra (yan‎n‎za gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmam‎‏) halde bulunabileceًiniz üç vakittir. Bu vakitlerin d‎‏‎nda ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yan‎na girip ç‎kabilirsiniz. ف‏te Allah âyetleri size bِyle aç‎klar. Allah, (her ‏eyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24|59|اocuklar‎n‎z ergenlik çaً‎na girdiklerinde, kendilerinden ِncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. ف‏te Allah, âyetlerini size bِyle aç‎klar. Allah alîmdir, hakîmdir.
24|60|Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmi‏ ya‏l‎ kad‎nlar‎n, zinetleri (yabanc‎ erkeklere) te‏hir etmeksizin (baz‎) elbiselerini ç‎karmalar‎nda kendilerine bir vebal yoktur. فffetli davranmalar‎ kendileri için daha hay‎rl‎d‎r. Allah i‏itendir, bilendir.
24|61|آmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacaklar‎ gِrev yüklenmez; yapamad‎klar‎ndan dolay‎ günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalar‎n‎z‎n evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek karde‏lerinizin evlerinden, k‎z karde‏lerinizin evlerinden, amcalar‎n‎z‎n evlerinden, halalar‎n‎z‎n evlerinden, day‎lar‎n‎z‎n evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlar‎n‎ uhdenizde bulundurduًunuz yerlerden, yahut dostlar‎n‎z‎n evlerinden yemenizde bir sak‎nca yoktur. Toplu halde veya ayr‎ ayr‎ yemenizde de bir sak‎nca yoktur. Evlere girdiًiniz zaman, Allah taraf‎ndan mübarek ve pek güzel bir ya‏ama dileًi olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. ف‏te Allah, dü‏ünüp anlayas‎n‎z diye size âyetleri bِyle aç‎klar.
24|62|Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gِnülden inanm‎‏ kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir i‏ üzerindeyken ondan izin istemedikçe b‎rak‎p gitmezler. (Resûlüm!) قu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmi‏ kimselerdir. ضyle ise, baz‎ i‏leri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediًine izin ver; onlar için Allah'tan baً‎‏ dile; Allah maًfiret edicidir, merhametlidir.
24|63|(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aran‎zda birbirinizi çaً‎r‎r gibi çaً‎rmay‎n. فçinizden, birini siper edinerek s‎v‎‏‎p gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine ayk‎r‎ davrananlar, ba‏lar‎na bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sak‎ns‎nlar.
24|64|Bilmi‏ olun ki, gِklerde ve yerde ne varsa Allah'‎nd‎r. O, sizin ne yolda olduًunuzu iyi bilir. فnsanlar O'nun huzuruna dِndürüldükleri gün yapm‎‏ olduklar‎n‎ onlara hemen bildirir. Allah, her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
25|1|آlemlere uyar‎c‎ olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'‎ indiren, Allah, yüceler yücesidir.
25|2|Gِklerin ve yerin mülkü O'nundur.O bir çocuk edinmemi‏tir,mülkünde ortaً‎ yoktur .Her ‏eyi yaratm‎‏, ona ِlçü , biçim ve düzen vermi‏tir.
25|3|(Kâfirler) O'nu (Allah'‎) b‎rak‎p, hiçbir ‏ey yaratamayan, bilakis kendileri yarat‎lm‎‏ olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, ِldürmeye, hayat vermeye ve ِlüleri yeniden diriltip kabirden ç‎karmaya güçleri yetmeyen tanr‎lar edindiler.
25|4|فnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduًu biryaland‎r. Ba‏ka bir zümre de bu hususta kendisine yard‎m etmi‏tir, dediler. Bِylece onlar hiç ‏üphesiz haks‎zl‎ًa ve iftiraya ba‏vurmu‏lard‎r.
25|5|Yine onlar dediler ki: (Bu âyetler), onun, ba‏kas‎na yazd‎r‎p da kendisine sabah-ak‏am okunmakta olan, ِncekilere ait masallard‎r.
25|6|(Resûlüm!) De ki: Onu gِklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. قüphesiz O, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, engin merhamet sahibidir.
25|7|Onlar (bir de) ‏ِyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çar‏‎larda dola‏‎yor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyar‎c‎ olmal‎yd‎!
25|8|Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (me‏akkatsizce geçimini saًlayacaً‎) bir bahçesi olmal‎yd‎. (Ayr‎ca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmu‏ bir adama uymaktas‎n‎z! dediler.
25|9|(Resûlüm!) Senin hakk‎nda bak ne biçim temsiller getirdiler! Art‎k onlar sapm‎‏lard‎r ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
25|10|Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'‎n ‏an‎ yücedir.
25|11|Onlar üstelik k‎yameti de yalan sayd‎lar. Biz ise, k‎yameti inkâr edenler için alevli bir ate‏ haz‎rlad‎k.
25|12|Cehennem ate‏i uzak bir mesafeden kendilerini gِrünce, onun ِfkeleni‏ini (müthi‏ kaynamas‎n‎) ve uًultusunu i‏itirler.
25|13|Elleri boyunlar‎na baًl‎ olarak onun (cehennemin) dar bir yerine at‎ld‎klar‎ zaman, orac‎kta yokoluvermeyi isterler.
25|14|(Onlara ‏ِyle denir:) Bugün (yaln‎z) bir defa yok olmay‎ istemeyin; aksine birçok defalar yok olmay‎ isteyin!
25|15|De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? Oras‎, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavu‏acaklar‎) bir var‎‏ yeridir.
25|16|Onlar için orada ebedî kalmak üzere diledikleri her ‏ey vard‎r. ف‏te bu, Rabbinin üzerine (ald‎ً‎ ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir.
25|17|O gün Rabbin onlar‎ ve Allah'tan ba‏ka tapt‎klar‎ ‏eyleri toplar da, der ki: قu kullar‎m‎ siz mi sapt‎rd‎n‎z, yoksa kendileri mi yoldan ç‎kt‎lar?
25|18|Onlar: Seni tenzih ederiz. Seni b‎rak‎p da ba‏ka dostlar edinmek bize yara‏maz; fakat sen onlara ve atalar‎na o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmay‎ unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler.
25|19|(Bunun üzerine ِtekilere hitaben ‏ِyle denir:) ف‏te (tapt‎klar‎n‎z), sِylediklerinizde sizi yalanc‎ ç‎kard‎lar. Art‎k ne (azab‎n‎z‎) geri çevirebilir, ne de bir yard‎m temin edebilirsiniz. فçinizden zulmedenlere büyük bir azap tatt‎racaً‎z!
25|20|(Resûlüm!) Senden ِnce gِnderdiًimiz bütün peygamberler de hiç ‏üphesiz yemek yerler, çar‏‎larda dola‏‎rlard‎. (Ey insanlar!) Sizin bir k‎sm‎n‎z‎ diًer bir k‎sm‎n‎za imtihan (vesilesi) k‎ld‎k; (bakal‎m) sabredecek misiniz? Rabbin her ‏eyi hakk‎yla gِrmektedir.
25|21|Bizimle kar‏‎la‏may‎ (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi gِrmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakk‎nda kibire kap‎lm‎‏lar ve azg‎nl‎kta pek ileri gitmi‏lerdir.
25|22|(Fakat) melekleri gِrecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasakt‎r, yasak! diyeceklerdir.
25|23|Onlar‎n yapt‎klar‎ her bir (iyi) i‏i ele al‎r‎z, onu saç‎lm‎‏ zerreler haline getiririz (deًersiz k‎lar‎z).
25|24|O gün cennetliklerin kalacaklar‎ yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.
25|25|O gün gِkyüzü beyaz bulutlar ile yar‎lacak ve melekler bِlük bِlük indirileceklerdir.
25|26|ف‏te o gün, gerçek mülk (hükümranl‎k) çok merhametli olan Allah'‎nd‎r. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o.
25|27|O gün, zalim kimse (pi‏manl‎ktan) ellerini ‎s‎r‎p ‏ِyle der: Ke‏ke o peygamberle birlikte bir yol tutsayd‎m!
25|28|Yaz‎k bana! Ke‏ke falancay‎ (bât‎l yolcusunu) dost edinmeseydim!
25|29|اünkü zikir (Kur'an) bana gelmi‏ken o, hakikaten beni ondan sapt‎rd‎. قeytan insan‎ (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü b‎rak‎p rezil rüsvay eder.
25|30|Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'‎ büsbütün terkettiler.
25|31|(Resûlüm!) ف‏te biz bِylece her peygamber için suçlulardan dü‏manlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yard‎mc‎ olarak Rabbin yeter.
25|32|فnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli deًil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerle‏tirmek için bِyle yapt‎k (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ay‎rarak) okuduk.
25|33|Onlar‎n sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun kar‏‎l‎ً‎nda) sana doًrusunu ve daha aç‎ً‎n‎ getirmeyelim.
25|34|Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; i‏te onlar, yerleri en kِtü, yollar‎ en sap‎k olanlard‎r.
25|35|Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎ verdik, karde‏i Harun'u da ona yard‎mc‎ yapt‎k.
25|36|"Ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onlar‎ yerle bir ediverdik.
25|37|Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalanc‎l‎kla itham ettiklerinde onlar‎, suda boًduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yapt‎k. Zalimler için ac‎kl‎ bir azap haz‎rlad‎k.
25|38|Ad'‎, Semûd'u, Ress halk‎n‎ ve bunlar aras‎nda daha birçok nesilleri de (inkârc‎l‎klar‎ndan ِtürü helâk ettik).
25|39|Onlar‎n her birine (uymalar‎ için) misaller getirdik; (ama ًِüt almad‎klar‎ için) hepsini k‎rd‎k geçirdik.
25|40|(Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yaًmuruna tutulmu‏ olan o beldeye uًram‎‏lard‎r. Peki onu gِrmmüyorlar m‎yd‎? Hay‎r, onlar ِldükten sonra dirilmeyi ummamaktad‎rlar.
25|41|Seni gِrdükleri zaman: "Bu mu Allah'‎n peygamber olarak gِnderdiًi!" diyerek hep seni alaya al‎yorlar.
25|42|"قayet tanr‎lar‎m‎za inanmakta sebat gِstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanr‎lar‎m‎zdan sapt‎racakt‎" diyorlar. Azab‎ gِrdükleri zaman, as‎l kimin yolunun sap‎k olduًunu bilecekler!
25|43|Kِtü duygular‎n‎ kendisine tanr‎ edinen kimseyi gِrdün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
25|44|Yoksa sen, onlar‎n çoًunun gerçekten (sِz) dinleyeceًini yahut dü‏üneceًini mi san‎yorsun? Hay‎r, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sap‎kt‎rlar.
25|45|Rabbinin gِlgeyi nas‎l uzatt‎ً‎n‎ gِrmedin mi? Eًer dileseydi, onu elbet hareketsiz k‎lard‎. Sonra biz güne‏i, ona delil k‎ld‎k.
25|46|Sonra onu (uzayan gِlgeyi) yava‏ yava‏ kendimize çektik (k‎saltt‎k).
25|47|Sizin için geceyi ِrtü, uykuyu istirahat k‎lan, gündüzü de daً‎l‎p çal‎‏ma (zaman‎) yapan, O'dur.
25|48|Rüzgârlar‎ rahmetinin ِnünde müjdeci olarak gِnderen O'dur. Biz, ِlü topraًa can vermek, yaratt‎ً‎m‎z nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gِkten tertemiz su indirdik.
25|49|Rüzgârlar‎ rahmetinin ِnünde müjdeci olarak gِnderen O'dur. Biz, ِlü topraًa can vermek, yaratt‎ً‎m‎z nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gِkten tertemiz su indirdik.
25|50|Andolsun bunu, insanlar‎n ًِüt almalar‎ için, aralar‎nda çe‏itli ‏ekillerde anlatm‎‏‎zd‎r; ama insanlar‎n çoًu ille nankِrlük edip diretmi‏tir.
25|51|(Resûlüm!) قayet dileseydik, elbet her ülkeye bir uyar‎c‎ (peygamber) gِnderirdik.
25|52|(Fakat evrensel uyar‎c‎l‎k gِrevini sana verdik..) O halde, kâfirlere boyun eًme ve bununla (Kur'an ile) onlara kar‏‎ olanca gücünle büyük bir sava‏ ver!
25|53|Birinin suyu tatl‎ ve susuzluًu giderici, diًerininki tuzlu ve ac‎ iki denizi sal‎veren ve aralar‎na bir engel, a‏‎lmaz bir s‎n‎r koyan O'dur.
25|54|Sudan (meniden) bir insan yarat‎p onu nesep ve s‎hriyet (kan ve evlilik baً‎ndan doًan) yak‎nl‎ًa dِnü‏türen O'dur. Rabbinin her ‏eye gücü yeter.
25|55|(Bِyle iken inkârc‎lar) Allah'‎ b‎rak‎p kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen ‏eylere kulluk ediyorlar. فnkârc‎ da Rabbine kar‏‎ uًra‏‎p durmaktad‎r.
25|56|(Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik.
25|57|De ki: Buna kar‏‎l‎k, sizden, Rabbine doًru bir yol tutmay‎ dileyen kimseler (olman‎z) d‎‏‎nda herhangi bir ücret istemiyorum.
25|58|ضlümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullar‎n‎n günahlar‎n‎ O'nun bilmesi yeter.
25|59|Gِkleri, yeri ve ikisinin aras‎ndakileri alt‎ günde yaratan, sonra Ar‏'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'd‎r. Bunu bir bilene sor.
25|60|Onlara: Rahmân'a secde edin! denildiًi zaman: "Rahmân da neymi‏! Bize emrettiًin ‏eye secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onlar‎n nefretini artt‎r‎r.
25|61|Gِkte burçlar‎ var eden, onlar‎n içinde bir çeraً (güne‏) ve nurlu bir ay bar‎nd‎ran Allah, yüceler yücesidir.
25|62|فbret almak veya ‏ükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ard‎nca getiren de O'dur.
25|63|Rahmân'‎n(has) kullar‎ onlard‎r ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf att‎ً‎nda (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);
25|64|Gecelerini Rablerine secde ederek ve k‎yam durarak geçirirler.
25|65|Ve ‏ِyle derler: Rabbimiz! Cehennem azab‎n‎ üzerimizden sav. Doًrusu onun azab‎ gelip geçici deًil, devaml‎d‎r.
25|66|Oras‎ cidden ne kِtü bir yerle‏me ve ikamet yeridir!
25|67|(O kullar), harcad‎klar‎nda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi aras‎nda orta bir yol tutarlar.
25|68|Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttuklar‎) ba‏ka bir tanr‎ya yalvarmazlar, Allah'‎n haram k‎ld‎ً‎ cana haks‎z yere k‎ymazlar ve zina etmezler. Bunlar‎ yapan, günah‎ (n‎n cezas‎n‎) bulur;
25|69|K‎yamet günü azab‎ kat kat artt‎r‎l‎r ve onda (azapta) alçalt‎lm‎‏ olarak devaml‎ kal‎r.
25|70|Ancak tevbe ve iman edip iyi davran‎‏ta bulunanlar ba‏kad‎r; Allah‎ onlar‎n kِtülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, engin merhamet sahibidir.
25|71|Kim tevbe edip iyi davran‎‏ gِsterirse, ‏üphesiz o, tevbesi kabul edilmi‏ olarak Allah'a dِner.
25|72|(O kullar), yalan yere ‏ahitlik etmezler, bo‏ sِzlerle kar‏‎la‏t‎klar‎nda vakar ile (oradan) geçip giderler.
25|73|Kendilerine Rablerinin âyetleri hat‎rlat‎ld‎ً‎nda ise, onlara kar‏‎ saً‎r ve kِr davranmazlar;
25|74|(Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gِzümüzü ayd‎nlatacak e‏ler ve zürriyetler baً‎‏la ve bizi takvâ sahiplerine ِnder k‎l! derler.
25|75|ف‏te onlara, sabretmelerine kar‏‎l‎k cennetin en yüksek makam‎ verilecek, orada hürmet ve selamla kar‏‎lanacaklard‎r.
25|76|Orada ebedî kalacaklard‎r. Oras‎ ne güzel bir yerle‏me ve ikamet yeridir.
25|77|(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarman‎z olmasa, Rabbim size ne diye deًer versin? (Ey inkârc‎lar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan sayd‎n‎z; onun için azap yakan‎z‎ b‎rakmayacakt‎r!
26|1|Tâ. Sîn. Mîm.
26|2|Bunlar, apaç‎k Kitab'‎n âyetleridir.
26|3|(Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine k‎yacaks‎n!
26|4|Biz dilesek, onlar‎n üzerine gِkten bir mucize indiririz de, ona boyunlar‎ eًilip kal‎r.
26|5|Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni ًِüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
26|6|ـstelik (ona) "yaland‎r" derler; fakat alay edip durduklar‎ ‏eylerin haberleri yak‎nda onlara gelecektir.
26|7|Yeryüzüne bir bakmazlar m‎! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yeti‏tirdik.
26|8|قüphesiz bunlarda (Allah'‎n kudretine) bir ni‏âne vard‎r; ama çoًu iman etmezler.
26|9|قüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|10|Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (ba‏lar‎na gelecekten) sak‎nmayacaklar m‎ onlar? diye seslenmi‏ti.
26|11|Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (ba‏lar‎na gelecekten) sak‎nmayacaklar m‎ onlar? diye seslenmi‏ti.
26|12|Musa ‏ِyle dedi: Rabbim! Doًrusu, beni yalanc‎l‎kla suçlamalar‎ndan korkuyorum.
26|13|(Bu durumda) içim daral‎r, dilim dِnmez; onun için Harun'a da elçilik ver.
26|14|Onlar‎n bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ِtürü beni ِldürmelerinden korkuyorum.
26|15|Allah buyurdu: Hay‎r (seni asla ِldüremezler)! فkiniz mucizelerimizle gidin. قüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her ‏eyi) i‏itmekteyiz.
26|16|Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
26|17|فsrailoًullar‎n‎ bizimle beraber gِnder.
26|18|(Kendisine Allah'‎n emri tebliً edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize al‎p büyütmedik mi? Hayat‎n‎n birçok y‎llar‎n‎ aram‎zda geçirmedin mi?
26|19|Sonunda o yapt‎ً‎n (kِtü) i‏i de yapt‎n. Sen nankِrün birisin!
26|20|Musa: Ben, dedi, o i‏i o anda sonunun ne olacaً‎n‎ bilmeyerek yapt‎m.
26|21|Sizden korkunca da hemen aran‎zdan kaçt‎m. Sonra Rabbim bana hikmet bah‏etti ve beni peygamberlerden k‎ld‎.
26|22|O nimet diye ba‏‎ma kakt‎ً‎n ise, (asl‎nda) فsrailoًullar‎n‎ kendine kul kِle etmendir.
26|23|Firavun ‏ِyle dedi: آlemlerin Rabbi dediًin de nedir?
26|24|Musa cevap verdi: Eًer i‏in gerçeًini dü‏ünüp anlayan ki‏iler olsan‎z, (itiraf edersiniz ki) O, gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunan her ‏eyin Rabbidir.
26|25|(Firavun) etraf‎nda bulunanlara: ف‏itiyor musunuz? dedi.
26|26|Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha ِnceki atalar‎n‎z‎n da Rabbidir.
26|27|Firavun: Size gِnderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.
26|28|Musa devamla ‏unu sِyledi: قayet akl‎n‎z‎ kullansan‎z (anlars‎n‎z ki), O, doًunun, bat‎n‎n ve ikisinin aras‎nda bulunanlar‎n Rabbidir.
26|29|Firavun: Benden ba‏kas‎n‎ tanr‎ edinirsen, andolsun ki seni zindanl‎klardan ederim! dedi.
26|30|Musa: Sana apaç‎k bir ‏ey getirmi‏ olsam da m‎? dedi.
26|31|Firavun: Doًru sِyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye kar‏‎l‎k verdi.
26|32|Bunun üzerine Musa asâs‎n‎ at‎verdi; bir de ne gِrsünler, asâ apaç‎k koca bir y‎lan (oluvermi‏)!
26|33|Elini de (koynundan) ç‎kard‎; o da seyredenlere bembeyaz gِrünen (nur saçan bir ‏ey oluvermi‏)!
26|34|Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doًrusu çok bilgili bir sihirbaz!
26|35|Sizi sihiriyle yurdunuzdan ç‎karmak istiyor. قimdi ne buyurursunuz?
26|36|Dediler ki: Onu ve karde‏ini eًle ve ‏ehirlere toplay‎c‎ gِrevliler gِnder;
26|37|Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
26|38|Bِylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
26|39|Halka: Siz de toplan‎yor musunuz (haydi hemen toplan‎n), denildi.
26|40|(Firavun'un adamlar‎:) Eًer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyar‎z, dediler.
26|41|Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: قayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vard‎r deًil mi? dediler.
26|42|Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç ‏üphe etmeyin, gِzde kimselerden de olacaks‎n‎z.
26|43|Musa onlara: Ne atacaksan‎z at‎n! dedi.
26|44|Bunun üzerine iplerini ve deًneklerini att‎lar ve: Firavun'un kudreti hakk‎ için elbette bizler galip geleceًiz, dediler.
26|45|Sonra Musa asâs‎n‎ att‎; bir de ne gِrsünler, onlar‎n uydurduklar‎n‎ yutuveriyor!
26|46|(Bunu gِrünce) sihirbazlar derhal secdeye kapand‎lar.
26|47|"Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.
26|48|"Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
26|49|Firavun, (k‎zg‎nl‎k içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri ًِreten büyüًünüzmü‏ o! Ama ‏imdi (size yapacaً‎m‎ gِrecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklar‎n‎z‎ çaprazlama kestireceًim, hepinizi ast‎racaً‎m!
26|50|"Zarar‎ yok, dediler, (nas‎l olsa) biz ‏üphesiz Rabbimize dِneceًiz."
26|51|"Biz, ilk iman edenler olduًumuz için Rabbimizin hatalar‎m‎z‎ baً‎‏layacaً‎n‎ umar‎z."
26|52|Musa'ya: Kullar‎m‎ geceleyin yola ç‎kar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
26|53|Firavun da ‏ehirlere (asker) toplay‎c‎lar gِnderdi:
26|54|"Esasen bunlar, say‎lar‎ az, bِlük pِrçük bir cemaatt‎r."
26|55|"(Bِyle iken) kesinkes bizi ِfkelendirmi‏lerdir."
26|56|"Biz ise, elbette uyan‎k (ve yekvücut) bir cemaat‎z." (diyor ve dedirtiyordu).
26|57|Ama (sonunda) biz onlar‎ (Firavun ve kavmini), bahçelerden, p‎narlardan, ç‎kard‎k.
26|58|Hazinelerden ve deًerli bir yerlerden.
26|59|Bِylece, bunlara فsrailoًullar‎n‎ mirasç‎ yapt‎k.
26|60|Derken (Firavun ve adamlar‎) gün doًumunda onlar‎n ard‎na dü‏tüler.
26|61|فki topluluk birbirini gِrünce, Musa'n‎n adamlar‎: ف‏te yakaland‎k! dediler.
26|62|Musa: Asla! dedi, Rabbim ‏üphesiz benimledir, bana yol gِsterecektir.
26|63|Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yar‎ld‎ (on iki yol aç‎ld‎), her bِlük koca bir daً gibi oldu.
26|64|ضtekilerini de oraya yakla‏t‎rd‎k.
26|65|Musa ve beraberinde bulunanlar‎n hepsini kurtard‎k.
26|66|Sonra ِtekilerini suda boًduk.
26|67|قüphesiz bunda bir ibret vard‎r; ama çoklar‎ iman etmi‏ deًillerdir.
26|68|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|69|(Resûlüm!) Onlara فbrahim'in haberini de naklet.
26|70|Hani o, babas‎na ve kavmine: Neye tap‎yorsunuz? demi‏ti.
26|71|"Putlara tap‎yoruz ve onlara tapmaya devam edeceًiz" diye cevap verdiler.
26|72|فbrahim: Peki, dedi, yalvard‎ً‎n‎zda onlar sizi i‏itiyorlar m‎?
26|73|Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar m‎?
26|74|قِyle cevap verdiler: Hay‎r, ama biz babalar‎m‎z‎ bِyle yapar bulduk.
26|75|فbrahim dedi ki: فyi ama, neye tapt‎ً‎n‎z‎ (biraz olsun) dü‏ündünüz mü?
26|76|''فster siz , ister eski atalar‎n‎z''
26|77|فyi bilin ki onlar benim dü‏man‎md‎r; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
26|78|Beni yaratan ve bana doًru yolu gِsteren O'dur.
26|79|Beni yediren, içiren O'dur.
26|80|Hastaland‎ً‎m zaman bana ‏ifa veren O'dur.
26|81|Benim can‎m‎ alacak, sonra beni diriltecek O'dur.
26|82|Ve hesap günü hatalar‎m‎ baً‎‏layacaً‎n‎ umduًum O'dur.
26|83|Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler aras‎na kat.
26|84|Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle an‎lmak nasip eyle!
26|85|Beni, Naîm cennetinin vârislerinden k‎l.
26|86|Babam‎ da baً‎‏la (ona tevbe ve iman nasip et). اünkü o sap‎klardand‎r.
26|87|(فnsanlar‎n) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
26|88|O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.
26|89|Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
26|90|(O gün) cennet, takvâ sahiplerine yakla‏t‎r‎l‎r.
26|91|Cehennem de azg‎nlara apaç‎k gِsterilir.
26|92|Onlara: Allah'tan gayr‎ tapt‎klar‎n‎z hani nerede? denilir.
26|93|Size yard‎m edebiliyorlar m‎ veya kendilerine (olsun) yard‎mlar‎ dokunuyor mu? .
26|94|Onlar ve azg‎nlar oraya tepetaklak (cehenneme) at‎l‎rlar.
26|95|فblis bütün ordular‎ da.
26|96|Orada birbirleriyle çeki‏erek ‏ِyle derler:
26|97|Vallahi, biz gerçekten apaç‎k bir sap‎kl‎k içindeymi‏iz.
26|98|اünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile e‏it tutuyorduk.
26|99|Bizi ancak o günahkârlar sapt‎rd‎.
26|100|''قimdi art‎k bizim ne ‏efaatçilerimiz var''.
26|101|''Ne de yak‎n bir dostumuz''.
26|102|Ah ke‏ke bizim için (dünyaya) bir dِnü‏ daha olsa da, müminlerden olsak!
26|103|Bunda elbet (al‎nacak) büyük bir ders vard‎r; ama çoklar‎ iman etmezler.
26|104|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|105|Nuh kavmi de peygamberleri yalanc‎l‎kla suçlad‎lar.
26|106|Karde‏leri Nuh onlara ‏ِyle demi‏ti: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
26|107|Bilin ki ben, size gِnderilmi‏ güvenilir bir elçiyim.
26|108|Art‎k Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin.
26|109|Buna kar‏‎ sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
26|110|Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
26|111|Onlar ‏ِyle cevap verdiler: Sana dü‏ük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
26|112|Nuh dedi ki: Onlar‎n yapt‎klar‎ hakk‎nda bilgim yoktur.
26|113|Onlar‎n hesab‎ ancak Rabbime aittir. Bir dü‏ünseniz!
26|114|Ben iman eden kimseleri kovacak deًilim.
26|115|Ben ancak apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
26|116|Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, ta‏lanm‎‏lardan olacaks‎n!
26|117|Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalanc‎l‎kla suçlad‎.
26|118|Art‎k benimle onlar‎n aras‎nda sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
26|119|Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (ta‏‎yarak) kurtard‎k.
26|120|Sonra da geri kalanlar‎ suda boًduk.
26|121|Doًrusu bunda büyük bir ders vard‎r; ama çoklar‎ iman etmezler.
26|122|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|123|آd (kavmi) de peygamberleri yalanc‎l‎kla suçlad‎.
26|124|Karde‏leri Hûd onlara ‏ِyle demi‏ti: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
26|125|Bilin ki, ben size gِnderilmi‏ güvenilir bir elçiyim.
26|126|Art‎k Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin.
26|127|Buna kar‏‎ sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
26|128|Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek eًleniyor musunuz?
26|129|Temelli kalacaً‎n‎z‎ umarak saًlam yap‎lar m‎ ediniyorsunuz?
26|130|Yakalad‎ً‎n‎z zaman, zorbalar gibi mi yakal‎yorsunuz?
26|131|Art‎k Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
26|132|Bildiًiniz ‏eyleri size bol bol veren, Allah'dan korkun.
26|133|''O size verdi : davarlar, oًullar".
26|134|"Bahçeler çe‏meler." (Allah'a kar‏‎ gelmek) den sak‎n‎n.
26|135|Doًrusu sizin hakk‎n‎zda muazzam bir günün azab‎ndan endi‏e ediyorum.
26|136|(Onlar) ‏ِyle dediler: Sen ًِüt versen de, vermesen de bizce birdir.
26|137|Bu, ِncekilerin geleneًinden ba‏ka bir ‏ey deًildir.
26|138|Biz azaba uًrat‎lacak da deًiliz.
26|139|Bِylece onu yalanc‎l‎kla suçlad‎lar; biz de kendilerini helâk ettik. Doًrusu bunda büyük bir ibret vard‎r; ama çoklar‎ iman etmezler.
26|140|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|141|Semûd (kavmi) de peygamberleri yalanc‎l‎kla suçlad‎.
26|142|Karde‏leri Sâlih onlara ‏ِyle demi‏ti: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
26|143|Bilin ki, ben size gِnderilmi‏ güvenilir bir elçiyim.
26|144|Art‎k Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin.
26|145|Buna kar‏‎ sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
26|146|Siz burada, güven içinde b‎rak‎lacak m‎s‎n‎z (san‎rs‎n‎z)?
26|147|"Bِyle bahçelerde, çe‏me ba‏lar‎nda ?"
26|148|"Ekinlerin, salk‎mlar‎ sarkm‎‏ hurmal‎klar‎n aras‎nda?"
26|149|(Bِyle san‎p) daًlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yap‎yorsunuz).
26|150|Art‎k Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
26|151|"O a‏‎r‎lar‎n emrine uymay‎n."
26|152|"Yeryüzünde bozgunculuk yap‎p dirlik düzenlik vermeyenler(in sِzüyle hareket etmeyin).
26|153|Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmi‏ birisin!
26|154|Sen de ancak bizim gibi bir insans‎n. Eًer doًru sِyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
26|155|Salih: ف‏te (mucize) bu di‏i devedir; onun bir su içme hakk‎ vard‎r, belli bir günün içme hakk‎ da sizindir, dedi.
26|156|Ona bir kِtülükle ili‏meyin, yoksa sizi muazzam bir günün azab‎ yakalay‎verir.
26|157|Buna raًmen onlar deveyi kestiler; ama pi‏man da oldular.
26|158|Bunun üzerine onlar‎ azap yakalad‎. Doًrusu bunda, büyük bir ders vard‎r; ama çoklar‎ iman etmezler.
26|159|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|160|Lût kavmi de peygamberleri yalanc‎l‎kla suçlad‎.
26|161|Karde‏leri Lût onlara ‏ِyle demi‏ti: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
26|162|Bilin ki, ben size gِnderilmi‏ güvenilir bir elçiyim.
26|163|Art‎k Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin.
26|164|Buna kar‏‎ sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
26|165|Rabbinizin sizler için yaratt‎ً‎ e‏lerinizi b‎rak‎p da, insanlar içinden erkeklere mi yakla‏‎yorsunuz? Doًrusu siz s‎n‎r‎ a‏m‎‏ (sap‎k) bir kavimsiniz!
26|166|Rabbinizin sizler için yaratt‎ً‎ e‏lerinizi b‎rak‎p da, insanlar içinden erkeklere mi yakla‏‎yorsunuz? Doًrusu siz s‎n‎r‎ a‏m‎‏ (sap‎k) bir kavimsiniz!
26|167|Onlar ‏ِyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmi‏lerden olacaks‎n!
26|168|Lût: Doًrusu, dedi, ben sizin bu i‏inizden tiksinmekteyim!
26|169|Rabbim! Beni ve ailemi, onlar‎n yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
26|170|Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtard‎k.
26|171|Ancak bir kocakar‎ müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
26|172|Sonra diًerlerini helâk ettik.
26|173|ـzerlerine ِyle bir yaًmur yaًd‎rd‎k ki... Uyar‎lanlar‎n (fakat yola gelmeyenlerin) yaًmuru ne de kِtü!
26|174|Elbet bunda büyük bir ibret vard‎r; fakat çoklar‎ iman etmezler.
26|175|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|176|Eyke halk‎ da peygamberleri yalanc‎l‎kla suçlad‎.
26|177|قuayb onlara ‏ِyle demi‏ti: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
26|178|Bilin ki, ben size gِnderilmi‏ güvenilir bir elçiyim.
26|179|Art‎k Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin.
26|180|Buna kar‏‎ sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
26|181|ضlçüyü tastamam yap‎n, (insanlar‎n hakk‎n‎) eksik verenlerden olmay‎n.
26|182|Doًru terazi ile tart‎n.
26|183|فnsanlar‎n hakk‎ olan ‏eyleri k‎smay‎n. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak kar‎‏‎kl‎k ç‎karmay‎n.
26|184|Sizi ve ِnceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun.
26|185|Onlar ‏ِyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmi‏ birisin!
26|186|Sen de, ancak bizim gibi bir be‏ersin. Bilki, biz seni ancak yalanc‎lardan biri say‎yoruz.
26|187|قayet doًru sِzlülerden isen, üstümüze gِkten azap yaًd‎r.
26|188|قuayb: Rabbim yapt‎klar‎n‎z‎ en iyi bilendir, dedi.
26|189|Velhas‎l onu yalanc‎ sayd‎lar da, kendilerini o gِlge gününün azab‎ yakalay‎verdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azab‎ idi!
26|190|Doًrusu bunda büyük bir ders vard‎r; ama çoklar‎ iman etmezler.
26|191|قüphesiz Rabbin, i‏te O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
26|192|Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
26|193|(Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirdi.
26|194|Senin kalbine; uyar‎c‎lardan olman için,
26|195|Apaç‎k Arapça bir dille.
26|196|O, ‏üphesiz daha ِncekilerin kitaplar‎nda da vard‎r.
26|197|Benî فsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil deًil midir?
26|198|Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de,
26|199|Bunu onlara o okusayd‎, yine ona iman etmezlerdi.
26|200|Onu günahkârlar‎n kalplerine bِyle soktuk.
26|201|Onun için, ac‎kl‎ azab‎ gِrünceye kadar ona iman etmezler.
26|202|ف‏te bu (azap) onlara, kendileri fark‎nda olmadan, ans‎z‎n geliverecektir.
26|203|O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
26|204|(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azab‎m‎z‎ m‎ çarçabuk istiyorlard‎?
26|205|Ne dersin! Eًer biz onlar‎ y‎llarca ya‏atsak.
26|206|Sonra tehdit edilmekte olduklar‎ (azap) ba‏lar‎na gelse!
26|207|Faydaland‎r‎ld‎klar‎ nimetler onlara hiç yarar saًlamayacakt‎r.
26|208|Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyar‎c‎ (peygamberleri) olmu‏tur.
26|209|(Onlar)ihtar edilmi‏tir ve biz zülmetmi‏ deًilizdir.
26|210|O'nu (Kur'an'‎) ‏eytanlar indirmedi.
26|211|Bu onlara dü‏mez; zaten güçleri de yetmez.
26|212|قüphesiz onlar, vahyi i‏itmekten uzak tutulmu‏lard‎r.
26|213|O halde sak‎n Allah ile beraber ba‏ka tanr‎ya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!
26|214|(ضnce) en yak‎n akraban‎ uyar.
26|215|Sana uyan müminlere (merhamet) kanad‎n‎ indir.
26|216|قayet sana kar‏‎ gelirlerse de ki: Ben sizin yapt‎klar‎n‎zdan muhakkak ki uzaً‎m.
26|217|Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
26|218|O ki, (gece namaza) kalkt‎ً‎n zaman seni gِrüyor.
26|219|Secde edenler aras‎nda dola‏man‎ da (gِrüyor).
26|220|اünkü her ‏eyi i‏iten, her ‏eyi bilen O'dur.
26|221|قeytanlar‎n ise kime ineceًini size haber vereyim mi?
26|222|Onlar, günaha, iftiraya dü‏kün olan herkesin üstüne inerler.
26|223|Bunlar, (‏eytanlara) kulak verirler ve onlar‎n çoًu yalanc‎d‎rlar.
26|224|قairler(e gelince), onlara da sap‎klar uyarlar.
26|225|Baksana onlar her vâdide ‏a‏k‎n ‏a‏k‎n dola‏‎rlar.
26|226|Ve onlar yapamayacaklar‎ ‏eyleri sِylerler.
26|227|Ancak iman edip iyi i‏ler yapanlar, Allah'‎ çok çok ananlar ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎klar‎nda kendilerini savunanlar ba‏kad‎r. Haks‎zl‎k edenler, hangi dِnü‏e (hangi ak‎bete) dِndürüleceklerini yak‎nda bileceklerdir.
27|1|Tâ. Sîn. Bunlar Kur'an'‎n, (gerçekleri) aç‎klayan Kitab'‎n âyetleridir.
27|2|فman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
27|3|Onlar ki, namaz‎ k‎larlar, zekât‎ verirler ve ahirete de kesin olarak inan‎rlar.
27|4|قüphesiz biz, ahirete inanmayanlar‎n i‏lerini kendilerine süslü gِsterdik; o yüzden bocalar dururlar.
27|5|ف‏te bunlar, azab‎ en aً‎r olanlard‎r; ahirette en çok ziyana uًrayacaklar da onlard‎r.
27|6|(Resûlüm!) قüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her ‏eyi bilen Allah taraf‎ndan sana verilmektedir.
27|7|Hani Musa, ailesine ‏ِyle demi‏ti: Gerçekten ben bir ate‏ gِrdüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceًim, yahut bir ate‏ parças‎ getireceًim, umar‎m ki ‎s‎n‎rs‎n‎z!
27|8|Oraya geldiًinde ‏ِyle seslenildi: Ate‏in bulunduًu yerdeki ve çevresindekiler mübarek k‎l‎nm‎‏t‎r! آlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
27|9|Ey Musa! فyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'‎m!
27|10|Asân‎ at! Musa (asây‎ at‎p) onu y‎lan gibi deprenir gِrünce dِnüp arkas‎na bakmadan kaçt‎. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
27|11|Ancak, kim haks‎zl‎k eder, sonra, i‏lediًi kِtülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona kar‏‎ da) çok baً‎‏lay‎c‎y‎m, çok merhamet sahibiyim.
27|12|Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz ç‎ks‎n. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). اünkü onlar art‎k yoldan ç‎km‎‏ bir kavim olmu‏lard‎r.
27|13|Mucizelerimiz onlar‎n gِzleri ِnüne serilince: "Bu, apaç‎k bir büyüdür" dediler.
27|14|Kendileri de bunlara yakînen inand‎klar‎ halde, zulüm ve kibirlerinden ِtürü onlar‎ inkâr ettiler. Bozguncular‎n sonunun nice olduًuna bir bak!
27|15|Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullar‎n‎n birçoًundan üstün k‎lan Allah'a hamd olsun, dediler.
27|16|Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize ku‏ dili ًِretildi ve bize her ‏eyden (nasip) verildi. Doًrusu bu apaç‎k bir lütuftur.
27|17|Süleyman'‎n, cinlerden, insanlardan ve ku‏lardan müte‏ekkil ordular‎ topland‎; hepsi birarada (onun taraf‎ndan) düzenli olarak sevkediliyordu.
27|18|Nihayet Kar‎nca vâdisine geldikleri zaman, bir kar‎nca: Ey kar‎ncalar! Yuvalar‎n‎za girin; Süleyman ve ordusu fark‎na varmadan sizi ezmesin! dedi.
27|19|(Süleyman) onun sِzünden dolay‎ gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiًin nimete ‏ükretmeye ve ho‏nut olacaً‎n iyi i‏ler yapmaya muvaffak k‎l. Rahmetinle, beni iyi kullar‎n aras‎na kat.
27|20|(Süleyman) ku‏lar‎ gِzden geçirdi ve ‏ِyle dedi: Hüdhüd'ü niçin gِremiyorum? Yoksa kay‎plara m‎ kar‎‏t‎?
27|21|Ya bana (mazeretini gِsteren) apaç‎k bir delil getirecek ya da onun can‎n‎ iyice yakacaً‎m yahut onu boًazlayacaً‎m!
27|22|اok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediًin bir ‏eyi ًِrendim. Sebe'den sana çok doًru (ve ِnemli) bir haber getirdim.
27|23|Gerçekten, onlara (Sebe'lilere) hükümdarl‎k eden, kendisine her ‏ey verilmi‏ ve büyük bir taht‎ olan bir kad‎nla kar‏‎la‏t‎m.
27|24|Onun ve kavminin, Allah'‎ b‎rak‎p güne‏e secde ettiklerini gِrdüm. قeytan, kendilerine yapt‎klar‎n‎ süslü gِstermi‏ de onlar‎ doًru yoldan al‎koymu‏. Bunun için doًru yolu bulam‎yorlar.
27|25|(قeytan bِyle yapm‎‏ ki) gِklerde ve yerde gizleneni aç‎ًa ç‎karan, gizlediًinizi ve aç‎klad‎ً‎n‎z‎ bilen Allah'a secde etmesinler.
27|26|(Halbuki) büyük Ar‏'‎n sahibi olan Allah'tan ba‏ka tanr‎ yoktur.
27|27|(Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: Doًru mu sِyledin, yoksa yalanc‎lardan m‎s‎n, bakacaً‎z.
27|28|قu mektubumu gِtür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklar‎na bak.
27|29|(Süleyman'‎n mektubunu alan Sebe'melikesi,) "Beyler, ulular! Bana çok ِnemli bir mektup b‎rak‎ld‎" dedi.
27|30|"Mektup Süleyman'dand‎r, rahmân ve rahîm olan Allah'‎n ad‎yla (ba‏lamakta) d‎r."
27|31|"Bana ba‏ kald‎rmay‎n, teslimiyet gِsterip bana gelin, diye (yazmaktad‎r)".
27|32|(Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu i‏imde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yan‎mda olmadan (size dan‎‏madan) hiçbir i‏i kestirip atmam.
27|33|Onlar, ‏u cevab‎ verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu sava‏ erbab‎y‎z; buyruk ise senindir; art‎k ne buyuracaً‎n‎ sen dü‏ün.
27|34|Melike: Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, oray‎ peri‏an ederler ve halk‎n‎n ulular‎n‎ alçalt‎rlar. (Herhalde) onlar da bِyle yapacaklard‎r, dedi.
27|35|Ben (‏imdi) onlara bir hediye gِndereyim de, bakay‎m elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dِnecekler.
27|36|(Elçiler, hediyelerle) Süleyman'a gelince ‏ِyle dedi: Siz bana mal ile yard‎m m‎ ediyorsunuz? Allah'‎n bana verdiًi, size verdiًinden daha iyidir. Hediyenizle (ben deًil) siz sevinirsiniz.
27|37|(Ey elçi!) Onlara dِn; iyi bilsinler ki, kendilerine asla kar‏‎ koyam‎yacaklar‎ ordularla gelir, onlar‎ muhakkak surette hor ve hakir halde oradan ç‎kar‎r‎z!
27|38|(Sonra Süleyman mü‏avirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gِsterip bana gelmeden ِnce, hanginiz o melikenin taht‎n‎ bana getirebilir?
27|39|Cinlerden bir ifrit: Sen makam‎ndan kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu i‏e gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.
27|40|Kitaptan (Allah taraf‎ndan verilmi‏) bir ilmi olan kimse ise: Gِzünü aç‎p kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin taht‎n‎) yan‎ba‏‎na yerle‏mi‏ olarak gِrünce: Bu, dedi, ‏ükür mü edeceًim, yoksa nankِrlük mü edeceًim diye beni s‎namak üzere Rabbimin (gِsterdiًi) lütfundand‎r. قükreden ancak kendisi için ‏ükretmi‏ olur, nankِrlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir ‏eye ihtiyac‎ yoktur, çok kerem sahibidir.
27|41|(Süleyman devamla) dedi ki: Onun taht‎n‎ bilemeyeceًi bir hale getirin; bakal‎m tan‎yacak m‎, yoksa tan‎yamayanlar aras‎nda m‎ olacak.
27|42|Melike gelince: Senin taht‎n da bِyle mi? dendi. O ‏ِyle cevap verdi: T‎pk‎ o! (Süleyman ‏ِyle dedi): Bize daha ِnce (Allah'tan) bilgi verilmi‏ ve biz müslüman olmu‏tuk.
27|43|Onu, Allah'tan ba‏ka tapt‎ً‎ ‏eyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) al‎koymu‏tu. اünkü kendisi inkârc‎ bir kavimdendi.
27|44|Ona: Kِ‏ke gir! dendi. Melike onu gِrünce derin bir su sand‎ ve eteًini yukar‎ çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yap‎lm‎‏, ‏effaf bir zemindir, dedi. Melike de di ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yaz‎k etmi‏im. Süleymanla beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.
27|45|Andolsun ki, "Allah'a kulluk edin!" (demesi için) Semûd kavmine karde‏leri Sâlih'i gِnderdik. Hemen birbiriyle çeki‏en iki zümre oluverdiler.
27|46|Sâlih dedi ki: Ey kavmim! فyilik dururken niçin kِtülüًe ko‏uyorsunuz? Allah'tan maًfiret dileseniz olmaz m‎? Belki size merhamet edilir.
27|47|قِyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uًursuzluًa uًrad‎k. Sâlih: Size çِken uًursuzluk (sebebi), Allah kat‎nda (yaz‎l‎) d‎r. Hay‎r, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
27|48|O ‏ehirde dokuz ki‏i (eleba‏‎) vard‎ ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yap‎yorlar, iyilik taraf‎na hiç yana‏m‎yorlard‎.
27|49|Allah'a and içerek birbirlerine ‏ِyle dediler: Gece ona ve ailesine bask‎n yapal‎m (hepsini ِldürelim); sonra da velisine: "Biz (Sâlih) ailesinin yok edili‏i s‎ras‎nda orada deًildik, inan‎n ki doًru sِylüyoruz" diyelim.
27|50|Onlar bِyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri fark‎nda olmadan, onlar‎n planlar‎n‎ altüst ettik.
27|51|Bak i‏te, tuzaklar‎n‎n âk‎beti nice oldu: Onlar‎ da; (kendilerine uyan) kavimlerini de (nas‎l) toptan helâk ettik!
27|52|ف‏te haks‎zl‎klar‎ yüzünden çِkmü‏ evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vard‎r.
27|53|فman edip Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎nanlar‎ ise kurtard‎k.
27|54|Lût'u da (peygamber olarak kavmine gِnderdik.) Kavmine ‏ِyle demi‏ti: Gِz gِre gِre hâla o hayâs‎zl‎ً‎ yapacak m‎s‎n‎z?
27|55|(Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de kad‎nlar‎ b‎rak‎p ‏ehvetle erkeklere yakla‏acak m‎s‎n‎z? Doًrusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!
27|56|Kavminin cevab‎ sadece: "Lût ailesini memleketinizden ç‎kar‎n; çünkü onlar (bizim yapt‎klar‎m‎zdan) uzak kalmak isteyen insanlarm‎‏!" demelerinden ibaret oldu.
27|57|Bunun üzerine onu ve ailesini kurtard‎k. Yaln‎z kar‎s‎ müstesna; onun geride (azaba uًrayanlar‎n içinde) kalmas‎n‎ takdir ettik.
27|58|Onlar‎n üzerlerine müthi‏ bir yaًmur indirdik. Bu sebeple, uyar‎lan (fakat ald‎rmayan) lar‎n yaًmuru ne kِtü olmu‏tur!
27|59|(Resûlüm!) De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin k‎ld‎ً‎ kullar‎na. Allah m‎ daha hay‎rl‎, yoksa O'na ko‏tuklar‎ ortaklar m‎?
27|60|(Onlar m‎ hay‎rl‎) yoksa gِkleri ve yeri yaratan, gِkten size su indiren mi? O suyla, bir aًac‎n‎ bile bitirmeye gücünüzün yetmediًi güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ var! Doًrusu onlar sap‎kl‎kta devam eden bir güruhtur.
27|61|(Onlar m‎ hay‎rl‎) yoksa yeryüzünü oturmaya elveri‏li k‎lan, aralar‎ndan (yer alt‎ndan ve üstünden) nehirler ak‎tan, arz için sabit daًlar yaratan, iki deniz aras‎na engel koyan m‎? Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ var! Doًrusu onlar‎n çoًu (hakikatleri) bilmiyorlar.
27|62|(Onlar m‎ hay‎rl‎) yoksa darda kalana kendine yalvard‎ً‎ zaman kar‏‎l‎k veren ve (ba‏‎ndaki) s‎k‎nt‎y‎ gideren, sizi yeryüzünün hakimleri k‎lan m‎? Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ var! Ne kadar da k‎t dü‏ünüyorsunuz!
27|63|(Onlar m‎ hay‎rl‎) yoksa karan‎n ve denizin karanl‎klar‎ içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yaًmurun) ِnünde rüzgârlar‎ müjdeci olarak gِnderen mi? Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ var! Allah, onlar‎n ko‏tuklar‎ ortaklardan çok yücedir, münezzehtir.
27|64|(Onlar m‎ hay‎rl‎) yoksa ilk ba‏tan yaratan, sonra yaratmay‎ tekrar eden ve sizi hem gِkten hem yerden r‎z‎kland‎ran m‎? Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ m‎ var! De ki: Eًer doًru sِylüyorsan‎z siz kesin delilinizi getirin!
27|65|De ki: Gِklerde ve yerde, Allah'tan ba‏ka kimse gayb‎ bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
27|66|Hay‎r; onlar‎n ahiret hakk‎ndaki bilgileri yetersiz kalm‎‏t‎r. Dahas‎, bu hususta ‏üphe içindedirler. Bunun da ِtesinde, onlar ahiretten yana kِrdürler.
27|67|فnkârc‎lar dediler ki: Sahi, biz ve atalar‎m‎z, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) ç‎kar‎lacak m‎y‎z?
27|68|Andolsun ki, bu tehdit bize yap‎ld‎ً‎ gibi, daha ِnce atalar‎m‎za da yap‎lm‎‏t‎r. Bu, ِncekilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir.
27|69|De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârlar‎n âk‎beti nice oldu, gِrün!
27|70|(Resûlüm!) Onlar‎n yüzünden tasalanma, kurmakta olduklar‎ tuzaklardan ِtürü s‎k‎nt‎ duyma.
27|71|Onlar: Eًer doًru sِzlü iseniz (sِyleyin bakal‎m) bu tehdit ne zaman gerçekle‏ecek? derler.
27|72|De ki: اabucak gelmesini istediًiniz ‏eyin (azab‎n) bir k‎sm‎ herhalde yak‎nda ba‏‎n‎za gelecektir.
27|73|قüphesiz Rabbin, insanlara kar‏‎ lütuf sahibidir; fakat insanlar‎n çoًu ‏ükretmezler.
27|74|Rabbin elbette onlar‎n kalplerinin gizlediklerini de, aç‎ًa vurduklar‎n‎ da bilir.
27|75|Gِkte ve yerde gِze gِrünmeyen hiçbir ‏ey yoktur ki, apaç‎k bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmas‎n.
27|76|Doًrusu bu Kur'an, فsrailoًullar‎na, hakk‎nda ihtilâf edegeldikleri ‏eylerin pek çoًunu anlatmaktad‎r.
27|77|Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
27|78|Rabbin ‏üphesiz, onlar aras‎nda hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her ‏eyi bilendir.
27|79|O halde sen Allah'a güvenip dayan. اünkü sen apaç‎k hakikat üzeresin.
27|80|Bil ki sen ِlülere i‏ittiremezsin, arkalar‎n‎ dِnüp giderlerken saً‎rlara da dâveti duyuramazs‎n.
27|81|Sen kِrleri sap‎kl‎klar‎ndan çevirip doًru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inan‎p da teslim olanlara duyurabilirsin.
27|82|O sِz ba‏lar‎na geldiًi (k‎yamet yakla‏t‎ً‎) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) ç‎kar‎r‎z da, bu onlara insanlar‎n âyetlerimize kesin bir iman getirmemi‏ olduklar‎n‎ sِyler.
27|83|O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplar‎z da onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.
27|84|Nihayet, (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne olduًunu kavramadan yalan sayd‎n‎z ِyle mi? Deًilse yapt‎ً‎n‎z neydi?
27|85|Yapt‎klar‎ haks‎zl‎ktan ِtürü, (azaba uًrayacaklar‎n‎ bildiren) o sِz gerçekle‏mi‏tir; art‎k onlar konu‏amazlar.
27|86|Dinlensinler diye geceyi (karanl‎k) ve (çal‎‏s‎nlar diye) gündüzü ayd‎nl‎k k‎ld‎ً‎m‎z‎ gِrmediler mi? فman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vard‎r.
27|87|Sûr'a üfürüldüًü gün, -Allah'‎n diledikleri müstesna-, gِklerde ve yerde bulunanlar hep deh‏ete kap‎l‎r. Hepsi boyunlar‎ bükük olarak O'na gelirler.
27|88|Sen daًlar‎ gِrürsün de, onlar‎ yerinde durur san‎rs‎n. Oysa onlar bulutlar‎n yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu,) her ‏eyi sapasaًlam yapan Allah'‎n sanat‎d‎r. قüphesiz ki O, yapt‎klar‎n‎zdan tamam‎yla haberdard‎r.
27|89|Kim iyilikle (ilâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kal‎rlar.
27|90|(Rablerinin huzuruna) kِtülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme at‎l‎rlar. (Onlara) "Ancak yapt‎klar‎n‎z‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ gِrmektesiniz!" (denir).
27|91|(De ki:) Ben ancak, bu ‏ehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O buray‎ dokunulmaz k‎lm‎‏t‎r- kulluk etmekle emrolundum. Her ‏ey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi.
27|92|"Ve Kur'an'‎ okumam (emredildi). Art‎k kim doًru yola gelirse, yaln‎z kendisi için gelmi‏ olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyar‎c‎lardan‎m.
27|93|Ve ‏ِyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gِsterecek, siz de onlar‎ gِrüp tan‎yacaks‎n‎z (ama art‎k faydas‎ olmayacakt‎r). Rabbin, yapt‎klar‎n‎zdan habersiz deًildir.
28|1|Tâ. Sîn. Mîm.
28|2|Bunlar, apaç‎k Kitab'‎n âyetleridir.
28|3|فman eden bir kavim için (faydal‎ olmak üzere) Musa ile Firavun'un haberlerinden bir k‎sm‎n‎ sana gerçek ‏ekliyle nakledeceًiz.
28|4|Firavun, (M‎s‎r) topraً‎nda gerçekten azm‎‏, halk‎n‎ çe‏itli zümrelere bِlmü‏tü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunlar‎n oًullar‎n‎ boًazl‎yor, k‎zlar‎n‎ ise saً b‎rak‎yordu. اünkü o bozgunculardand‎.
28|5|Biz ise, o yerde güçsüz dü‏ürülenlere lütufta bulunmak, onlar‎ ِnderler yapmak ve onlar‎ (mukaddes topraklara) vâris k‎lmak istiyorduk.
28|6|Ve o yerde onlar‎ hakim k‎lmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordular‎na, onlardan (فsrailoًullar‎ndan gelecek diye) korktuklar‎ ‏eyi gِstermek (istiyorduk).
28|7|Musa'n‎n anas‎na: Onu emzir, kendisine zarar geleceًinden endi‏elendiًinde onu denize (Nil nehrine) b‎rak‎ver, hiç korkup kayg‎lanma, çünkü biz onu sana geri vereceًiz ve onu peygamberlerden biri yapacaً‎z, diye bildirdik.
28|8|Nihayet Firavun ailesi onu yitik çocuk olarak (nehirden) ald‎. O, sonunda kendileri için bir dü‏man ve bir tasa olacakt‎. قüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanl‎‏ yolda idiler.
28|9|Firavun'un kar‎s‎ (sepetin içinden erkek çocuk ç‎k‎nca kocas‎na:) Benim ve senin için gِz ayd‎nl‎ً‎d‎r! Onu ِldürmeyin, belki bize faydas‎ dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (i‏in sonunu) sezemiyorlard‎.
28|10|Musa'n‎n anas‎n‎n yüreًinde yaln‎zca çocuًunun tasas‎ kald‎. Eًer biz, (vâdimize) inananlardan olmas‎ için onun kalbini peki‏tirmemi‏ olsayd‎k, neredeyse i‏i meydana ç‎karacakt‎.
28|11|Annesi Musa'n‎n ablas‎na: Onun izini takip et, dedi. O da, onlar fark‎na varmadan uzaktan karde‏ini gِzetledi.
28|12|Biz daha ِnceden (annesine geri verilinceye kadar) onun süt analar‎n‎ kabulüne (emmesine) müsaade etmedik. Bunun üzerine ablas‎: Size, onun bak‎m‎n‎ nam‎n‎za üstlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile gِstereyim mi? dedi.
28|13|Bِylelikle biz onu, anas‎na, gِzü ayd‎n olsun, gam çekmesin ve Allah'‎n vâdinin gerçek olduًunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoًu (bunu) bilmezler.
28|14|Musa yiًitlik çaً‎na erip olgunla‏‎nca, biz ona hikmet ve ilim verdik. ف‏te güzel davrananlar‎ biz bِylece mükâfatland‎r‎r‎z.
28|15|Musa, ahalisinin habersiz olduًu bir s‎rada ‏ehre girdi. Orada, biri kendi taraf‎ndan, diًeri dü‏man taraf‎ndan olan iki adam‎ birbiriyle dًِü‏ür buldu. Kendi taraf‎ndan olan‎, dü‏mana kar‏‎ ondan yard‎m diledi. Musa da ِtekine bir yumruk vurup ِlümüne sebep oldu. (Bunun üzerine:) Bu ‏eytan i‏idir. O, gerçekten sapt‎r‎c‎, apaç‎k bir dü‏man, dedi.
28|16|Musa: Rabbim! Doًrusu kendime zulmettim (ba‏‎ma i‏ açt‎m). Beni baً‎‏la dedi, Allah da onu baً‎‏lad‎. اünkü, çok baً‎‏lay‎c‎, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
28|17|Musa: Rabbim! Bana lütfettiًin nimetlere andolsun ki, art‎k suçlulara (ve suça itenlere) asla arka ç‎kmayacaً‎m, dedi.
28|18|قehirde korku içinde, (etraf‎) gِzetleyerek sabahlad‎. Bir de ne gِrsün, dün kendisinden yard‎m isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yard‎m isteyene) dedi ki: Doًrusu sen, besbelli bir azg‎ns‎n!
28|19|Musa, ikisinin de dü‏man‎ olan adam‎ yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana k‎yd‎ً‎n gibi, bana da m‎ k‎ymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmay‎ arzuluyorsun sen!
28|20|قehrin ِbür ucundan bir adam ko‏arak geldi: Ey Musa! فleri gelenler seni ِldürmek için hakk‎nda müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) ç‎k! فnan ki ben senin iyiliًini isteyenlerdenim, dedi.
28|21|Musa korka korka, (etraf‎) gِzetleyerek oradan ç‎kt‎. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.
28|22|Medyen'e doًru yِneldiًinde: Umar‎m, Rabbim beni doًru yola iletir, dedi.
28|23|Musa, Medyen suyuna var‎nca, orada (hayvanlar‎n‎) sulayan bir çok insan buldu. Onlar‎n gerisinde de, (hayvanlar‎n‎) engelleyen iki kad‎n gِrdü. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. قِyle cevap verdiler: اobanlar sulay‎p çekilmeden biz (onlar‎n içine sokulup hayvanlar‎m‎z‎) sulamay‎z; babam‎z da çok ya‏l‎d‎r.
28|24|Bunun üzerine Musa, onlar‎n yerine (davarlar‎n‎) sulay‎verdi. Sonra gِlgeye çekildi ve: Rabbim! Doًrusu bana indireceًin her hayra (lütfuna) muhtac‎m, dedi.
28|25|Derken, o iki kad‎ndan biri utana utana yürüyerek ona geldi: Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanlar‎) sulaman‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ ِdemek için seni çaً‎r‎yor. Musa, ona (Hz. قuayb'a) gelip ba‏‎ndan geçeni anlat‎nca o: Korkma, o zalim kavimden kurtuldun, dedi.
28|26|(قuayb'‎n) iki k‎z‎ndan biri: Babac‎ً‎m! Onu ücretle (çoban) tut. اünkü ücretle istihdam edeceًin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir oland‎r, dedi.
28|27|(قuayb) dedi ki: Bana sekiz y‎l çal‎‏mana kar‏‎l‎k ‏u iki k‎z‎mdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eًer on y‎la tamamlarsan art‎k o kendinden; yoksa sana aً‎rl‎k vermek istemem. فn‏allah beni iyi kimselerden (i‏verenlerden) bulacaks‎n.
28|28|Musa ‏ِyle cevap verdi: Bu seninle benim aramdad‎r. Bu iki süreden hangisini doldurursam dolduray‎m, demek ki bana kar‏‎ husumet yok. Sِylediklerimize Allah vekîldir.
28|29|Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola ç‎k‎nca, Tûr taraf‎ndan bir ate‏ gِrdü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ate‏ gِrdüm, belki oradan size bir haber yahut ‎s‎nman‎z için bir ate‏ parças‎ getiririm, dedi.
28|30|Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin saً k‎y‎s‎ndan, (oradaki) aًaç taraf‎ndan kendisine ‏ِyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'‎m.
28|31|Ve "Asân‎ at!" (denildi). Musa (att‎ً‎) asây‎ y‎lan gibi deprenir gِrünce, dِnüp arkas‎na bakmadan kaçt‎. "Ey Musa! Beri gel, korkma. اünkü sen emniyette olanlardans‎n" (buyuruldu).
28|32|"Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz ç‎kacakt‎r. Korkudan (aç‎lan) kollar‎n‎ kendine çek. ف‏te bu ikisi Firavun ve onun adamlar‎na kar‏‎ Rabbin taraf‎ndan iki kesin delildir. اünkü onlar, yoldan ç‎kan bir kavim olmu‏lard‎r" (diye seslenildi).
28|33|Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini ِldürmü‏tüm, beni ِldürmelerinden korkuyorum.
28|34|Karde‏im Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doًrulayan bir yard‎mc‎ olarak benimle birlikte gِnder. Zira bana yalanc‎l‎k itham‎nda bulunmalar‎ndan endi‏e ediyorum.
28|35|Allah buyurdu: Seni karde‏inle destekleyeceًiz ve size ِyle bir kudret vereceًiz ki, âyetlerimiz (mucize yard‎mlar‎m‎z) sayesinde onlar size eri‏emiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.
28|36|Musa onlara apaç‎k âyetlerimizi getirince: Bu, olsa olsa uydurulmu‏ bir sihirdir. Biz ِnceki atalar‎m‎zdan bِylesini i‏itmemi‏tik, dediler.
28|37|Musa ‏ِyle dedi: Rabbim, kendi kat‎ndan kimin hidayet (hakka rehberlik) getirdiًini ve hay‎rl‎ âk‎betin kime nasip olacaً‎n‎ en iyi bilendir. Muhakkak ki, zalimler iflâh olmazlar.
28|38|Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden ba‏ka bir ilâh tan‎m‎yorum. Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ate‏ yak (ve tuًla imal et), bana bir kule yap ki Musa'n‎n tanr‎s‎na ç‎kay‎m; ama san‎yorum, o mutlaka yalan sِyleyenlerdendir, dedi.
28|39|O ve askerleri, yeryüzünde haks‎z yere büyüklük taslad‎lar ve gerçekten bize dِndürülmeyeceklerini sand‎lar.
28|40|Biz de onu ve askerlerini yakalay‎p denize at‎verdik. Bak i‏te, zalimlerin sonu nice oldu!
28|41|Onlar‎, (insanlar‎) ate‏e çaً‎ran ِncüler k‎ld‎k. K‎yamet günü onlar yard‎m gِrmeyeceklerdir.
28|42|Bu dünyada arkalar‎na lânet takt‎k. Onlar, k‎yamet gününde de kِtülenmi‏ler aras‎ndad‎r.
28|43|Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, -dü‏ünüp ًِüt als‎nlar diye- insanlar için apaç‎k deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'‎ (Tevrat'‎) vermi‏izdir.
28|44|(Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiًimiz s‎rada, sen bat‎ yِnünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) gِrenlerden de deًildin.
28|45|Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onlar‎n üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak ًِrenmek üzere Medyen halk‎ aras‎nda oturmu‏ da deًilsin; aksine (onlar‎ sana) gِnderen biziz.
28|46|(Musa'ya) seslendiًimiz zaman da, sen Tûr'un yan‎nda deًildin. Bilakis, senden ِnce kendiler‎ne uyar‎c‎ (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki dü‏ünüp ًِüt al‎rlar.
28|47|Bizzat kendi yapt‎klar‎ndan dolay‎ ba‏lar‎na bir musibet geldiًinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gِnderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsayd‎k! diyecek olmasalard‎ (seni gِndermezdik).
28|48|Fakat onlara taraf‎m‎zdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli deًil miydi?" dediler. Peki, daha ِnce Musa'ya verileni de inkâr etmemi‏ler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demi‏ler ve ‏unu sِylemi‏lerdi: Doًrusu biz hiçbirine inanm‎yoruz.
28|49|(Resûlüm!) De ki: Eًer doًru sِzlüler iseniz, Allah kat‎ndan bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha doًru bir kitap getirin de ben ona uyay‎m!
28|50|Eًer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, s‎rf heveslerine uymaktad‎rlar. Allah'tan bir yol gِsterici olmaks‎z‎n kendi hevesine uyandan daha sap‎k kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi doًru yola iletmez.
28|51|Andolsun ki biz, dü‏ünüp ًِüt als‎nlar diye, sِzü (vahyi) birbiri ard‎nca yeti‏tirmi‏izdir (aral‎ks‎z vahiylerimizi gِndermi‏izdir).
28|52|Ondan (Kur an'dan) ِnce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.
28|53|Onlara (Kur'an) okunduًu zaman: Ona iman ettik. اünkü o Rabbimizden gelmi‏ hakikattir. Esasen biz daha ِnce de müslüman idik, derler.
28|54|ف‏te onlara, sabretmelerinden ِtürü, mükâfatlar‎ iki defa verilecektir. Bunlar kِtülüًü iyilikle savarlar, kendilerine verdiًimiz r‎z‎ktan da Allah r‎zas‎ için harcarlar.
28|55|Onlar, bo‏ sِz i‏ittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim i‏lerimiz bize, sizin i‏leriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkada‏ edinmek) istemeyiz, derler.
28|56|(Resûlüm!) Sen sevdiًini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediًine hidayet verir ve hidayete girecek olanlar‎ en iyi O bilir.
28|57|"Biz seninle beraber doًru yola uyarsak, yurdumuzdan at‎l‎r‎z" dediler. Biz onlar‎, kendi kat‎m‎zdan bir r‎z‎k olarak her ‏eyin ürünlerinin toplan‎p getirildiًi, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerle‏tirmedik mi? Fakat onlar‎n çoًu bilmezler.
28|58|Biz, refah‎ndan ‏‎marm‎‏ nice memleketi helâk etmi‏izdir. ف‏te yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmi‏tir. Onlara biz vâris olmu‏uzdur.
28|59|Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezine gِndermedikçe, o memleketleri helâk edici deًildir. Zaten biz ancak halk‎ zalim olan memleketleri helâk etmi‏izdir.
28|60|Size verilen ‏eyler, dünya hayat‎n‎n geçim vas‎tas‎ ve süsüdür. Allah kat‎nda olanlar ise, daha hay‎rl‎ ve daha kal‎c‎d‎r. Hâla buna akl‎n‎z ermeyecek mi?
28|61|قu halde, kendisine güzel bir vaadde bulunduًumuz ve ard‎ndan ona kavu‏an kimse, (s‎rf) dünya hayat‎n‎n geçici menfaat ve zevkini ya‏att‎ً‎m‎z, sonra k‎yamet gününde (azap için) huzurumuza getirilenler aras‎nda bulunan kimse gibi midir?
28|62|O gün Allah onlar‎ çaً‎rarak: Benim ortaklar‎m olduklar‎n‎ iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir.
28|63|(O gün) aleyhlerine sِz (hüküm) gerçekle‏mi‏ olanlar: Rabbimiz! قunlar azd‎rd‎ً‎m‎z kimselerdir. Biz nas‎l azm‎‏sak onlar‎ da ِylece azd‎rd‎k (yoksa onlar‎ zorlayan bir gücümüz yoktu. Onlar‎n suçlar‎ndan) berî olduًumuzu sana arzederiz. Zaten onlar asl‎nda bize tapm‎yorlard‎ (kendi arzular‎na tap‎yorlard‎), derler.
28|64|"(Allah'a ko‏tuًunuz) ortaklar‎n‎z‎ çaً‎r‎n!" denir, onlar da çaً‎r‎rlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (kar‏‎lar‎nda) azab‎ gِrürler. Ne olurdu (dünyada iken) doًru yola girselerdi!
28|65|O gün Allah onlar‎ çaً‎rarak: Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyecektir.
28|66|ف‏te o gün onlara bütün haberler kِrle‏mi‏tir (delilleri tükenmi‏, sِyleyecek sِzleri kalmam‎‏t‎r); onlar birbirlerine de soramayacaklard‎r.
28|67|Fakat tevbe eden, iman edip iyi i‏ler yapan kimseye gelince, onun kurtulu‏a erenler aras‎nda olmas‎ umulur.
28|68|Rabbin, dilediًini yarat‎r ve seçer. Onlar‎n seçim hakk‎ yoktur. Allah, onlar‎n ortak ko‏tuklar‎ndan münezzehtir ve ‏ân‎ yücedir.
28|69|Rabbin, onlar‎n, sînelerinde gizlediklerini de, aç‎ًa vurduklar‎n‎ da bilir.
28|70|ف‏te O, Allah't‎r. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. ضnünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na dِndürüleceksiniz.
28|71|(Resûlüm!) De ki: Dü‏ündünüz mü hiç, eًer Allah üzerinizde geceyi ta k‎yamet gününe kadar aral‎ks‎z devam ettirse, Allah'tan ba‏ka size bir ‎‏‎k getirecek tanr‎ kimdir? Hâla i‏itmeyecek misiniz?
28|72|De ki: Sِyleyin bakal‎m, eًer Allah üzerinizde gündüzü ta k‎yamet gününe kadar aral‎ks‎z devam ettirse, Allah'tan ba‏ka, istirahat edeceًiniz geceyi size getirecek tanr‎ kimdir? Hâla gِrmeyecek misiniz?
28|73|Rahmetinden ِtürü Allah, geceyi ve gündüzü yaratt‎ ki geceleyin dinlenesiniz, (gündüzün) O'nun fazlu kereminden (r‎zk‎n‎z‎) arayas‎n‎z ve ‏ükredesiniz.
28|74|O gün Allah onlar‎ çaً‎rarak: Benim ortaklar‎m olduklar‎n‎ iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir.
28|75|(O gün) her ümmetten bir ‏ahit ç‎kar‎r, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri ‏eyler (putlar) da kendilerinden ayr‎l‎p kaybolmu‏lard‎r.
28|76|Karun, Musa'n‎n kavminden idi de, onlara kar‏‎ azg‎nl‎k etmi‏ti. Biz ona ِyle hazineler vermi‏tik ki, anahtarlar‎n‎ güçlükuvvetli bir topluluk zor ta‏‎rd‎. Kavmi ona ‏ِyle demi‏ti: ق‎marma! Bil ki Allah ‏‎mar‎klar‎ sevmez.
28|77|Allah'‎n sana verdiًinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiًi gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuًu arzulama. قüphesiz ki Allah, bozguncular‎ sevmez.
28|78|Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demi‏ti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden ِnceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftar‎ olan kimseleri helâk etmi‏ti. Günahkârlardan günahlar‎ sorulmaz (Allah onlar‎n hepsini bilir). 79. Derken, Karun, ihti‏am‎ içinde kavminin kar‏‎s‎na ç‎kt‎. Dünya hayat‎n‎ arzulayanlar: Ke‏ke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsayd‎; doًrusu o çok ‏ansl‎! dediler.
28|79|Derken, Karun, ihti‏am‎ içinde kavminin kar‏‎s‎na ç‎kt‎. Dünya hayat‎n‎ arzulayanlar: Ke‏ke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsayd‎; doًrusu o çok ‏ansl‎! dediler.
28|80|Kendilerine ilim verilmi‏ olanlar ise ‏ِyle dediler: Yaz‎klar olsun size! فman edip iyi i‏ler yapanlara gِre Allah'‎n mükâfat‎ daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavu‏abilir.
28|81|Nihayet biz, onu da, saray‎n‎ da yerin dibine geçirdik. Art‎k Allah'a kar‏‎ kendisine yard‎m edecek avanesi olmad‎ً‎ gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de deًildi.
28|82|Daha dün onun yerinde olmay‎ isteyenler: Demek ki, Allah r‎zk‎, kullar‎ndan dilediًine bol veriyor, dilediًine de az. قayet Allah bize lütufta bulunmu‏ olmasayd‎, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârc‎lar iflâh olmazm‎‏! demeye ba‏lad‎lar.
28|83|ف‏te ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde bِbürlenmeyi ve bozgunculuًu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âk‎bet, takvâ sahiplerinindir.
28|84|Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hay‎rl‎ kar‏‎l‎k vard‎r. Kim bir kِtülük getirirse, o kِtülükleri i‏leyenler, ancak yapt‎klar‎ kadar ceza gِrürler.
28|85|(Resûlüm!) Kur'an'‎ (okumay‎, tebliً etmeyi ve ona uymay‎) sana farz k‎lan Allah, elbette seni (yine) dِnülecek yere dِndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiًini ve kimin apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde olduًunu en iyi bilendir.
28|86|Sen, bu Kitab'‎n sana vahyolunacaً‎n‎ ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmi‏) tir. O halde sak‎n kâfirlere arka ç‎kma!
28|87|Allah'‎n âyetleri sana indirildikten sonra, art‎k sak‎n onlar seni bu âyetlerden al‎koymas‎nlar. Rabbine davet et. Asla mü‏riklerden olma!
28|88|Allah ile birlikte ba‏ka bir tanr‎ya tap‎p yalvarma! O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. O'nun zât‎ndan ba‏ka her ‏ey yok olacakt‎r. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na dِndürüleceksiniz.
29|1|Elif. Lâm. Mîm.
29|2|فnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "فman ettik" demeleriyle b‎rak‎l‎vereceklerini mi sand‎lar?
29|3|Andolsun ki, biz onlardan ِncekileri de imtihandan geçirmi‏izdir. Elbette Allah, doًrular‎ ortaya ç‎karacak, yalanc‎lar‎ da mutlaka ortaya koyacakt‎r.
29|4|Yoksa kِtülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sand‎lar? Ne kadar kِtü (ne yanl‎‏) hüküm veriyorlar!
29|5|Kim Allah'a kavu‏may‎ umuyorsa, bilsin ki Allah'‎n tayin ettiًi o vakit elbet gelecektir. O, her ‏eyi i‏iten ve bilendir.
29|6|Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmi‏ olur. قüphesiz Allah, âlemlerden müstaًnîdir. (O'nun hiçbir ‏eye ihtiyac‎ yoktur).
29|7|فman edip iyi i‏ler yapanlar‎n (geçmi‏) kِtülüklerini elbette ِrteriz ve onlara, yapt‎klar‎n‎n daha güzeli ile kar‏‎l‎k veririz.
29|8|Biz, insana, ana-babas‎na iyi davranmas‎n‎ tavsiye etmi‏izdir. Eًer onlar, seni, hakk‎nda bilgin olmayan bir ‏eyi (kِrü kِrüne) bana ortak ko‏man için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dِnü‏ünüz ancak banad‎r. O zaman size yapm‎‏ olduklar‎n‎z‎ haber vereceًim.
29|9|فman edip iyi i‏ler yapanlar‎, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katar‎z.
29|10|فnsanlardan kimi vard‎r ki: "Allah'a inand‎k" der; fakat Allah uًrunda eziyete uًrat‎ld‎ً‎ zaman, insanlar‎n i‏kencesini Allah'‎n azab‎ gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "Doًrusu biz de sizinle beraberdik" derler. فyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen deًil midir?
29|11|Allah, elbette (O'na gِnülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya ç‎karacakt‎r).
29|12|Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlann‎z‎ biz yüklenelim, derler. Halbuki onlar‎n hiçbir günah‎n‎ yüklenecek deًillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan sِylemektedirler.
29|13|(Fakat gerçek ‏u ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri ta‏‎yacaklar ve uydurup durduklar‎ ‏eylerden k‎yamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
29|14|Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gِnderdik de o bin y‎ldan elli y‎l eksik bir süre onlar‎n aras‎nda kald‎. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalay‎verdi.
29|15|Fakat biz onu ve gemidekileri kurtard‎k ve bunu âlemlere bir ibret yapt‎k.
29|16|فbrahim'i de gِnderdik. O kavmine ‏ِyle demi‏ti: Allah'a kulluk edin. O'na kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n. Eًer bilmi‏ olsan‎z bu sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
29|17|Siz Allah'‎ b‎rak‎p birtak‎m putlara tap‎yor, as‎ls‎z sِzler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎n‎z, size r‎z‎k veremezler. O halde r‎zk‎ Allah kat‎nda aray‎n. O'na kulluk edin ve O'na ‏ükredin. Ancak O'na dِndürüleceksiniz.
29|18|Eًer (size tebliً edileni) yalan sayarsan‎z, bilin ki sizden ِnceki birçok milletler de (kendilerine tebliً edileni) yalan saym‎‏lard‎r. Peygamber'e dü‏en, yaln‎z aç‎k bir tebliًdir.
29|19|Allah'‎n, yarat‎lan‎ ilk ba‏tan nas‎l yaratt‎ً‎n‎, (ِlümden) sonra bunu(nas‎l) tekrarlad‎ً‎n‎ gِrmediler mi? قüphesiz bu, Allah'a gِre kolayd‎r.
29|20|De ki: Yeryüzünde gezip dola‏‎n da, Allah ilk ba‏tan nas‎l yaratm‎‏ bir bak‎n. ف‏te Allah bundan sonra (ayn‎ ‏ekilde) ahiret hayat‎n‎ da yaratacakt‎r. Gerçekten Allah her ‏eye kadirdir.
29|21|O, dilediًine azabeder, dilediًini esirger. Ancak O'na dِndürüleceksiniz.
29|22|Siz ne yeryüzünde ne de gِkte (Allah'‎) âciz b‎rakamazs‎n‎z. Allah'tan ba‏ka bir dost ve yard‎mc‎ da bulamazs‎n‎z.
29|23|Allah'‎n âyetlerini ve O'na kavu‏may‎ inkâr edenler -i‏te onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmi‏lerdir ve onlar için ac‎kl‎ bir azap vard‎r.
29|24|Kavminin (فbrahim'e) cevab‎ ise: "Onu ِldürün yahut yak‎n!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ate‏ten kurtard‎. Doًrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vard‎r.
29|25|(فbrahim onlara) dedi ki: Siz, s‎rf aran‎zdaki dünya hayat‎na has muhabbet uًruna Allah'‎ b‎rak‎p birtak‎m putlar edindiniz. Sonra k‎yamet günü (gelip çatt‎ً‎nda ise) birbirinizi tan‎mazl‎ktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaks‎n‎z. Varacaً‎n‎z yer cehennemdir ve hiç yard‎mc‎n‎z da yoktur.
29|26|Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (فbrahim): Doًrusu ben Rabbim'e(emrettiًi yere) hicret ediyorum. قüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
29|27|Ona فshak ve Ya'kub'u baً‎‏lad‎k. Peygamberliًi ve kitaplar‎, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfat‎n‎ verdik. قüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
29|28|Lût'u da (gِnderdik). O, kavmine demi‏ti ki: Gerçekten siz, daha ِnce hiçbir milletin yapmad‎ً‎ bir hayâs‎zl‎ً‎ yap‎yorsunuz!
29|29|(Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yakla‏acak, yol kesecek ve toplant‎lar‎n‎zda edepsizlikler yapacak m‎s‎n‎z! Kavminin cevab‎ ise, ‏ِyle demelerinden ibaret oldu: (Yapt‎klar‎m‎z‎n kِtülüًü ve azaba uًrayacaً‎m‎z konusunda) doًru sِyleyenlerden isen, Allah'‎n azab‎n‎ getir bize!
29|30|(Lût:) قu fesatç‎lar güruhuna kar‏‎ bana yard‎m eyle Rabbim! dedi.
29|31|Elçilerimiz فbrahim'e (iki oًul ihsan edeceًimize dair) müjdeyi getirdiklerinde ‏ِyle dediler: Biz bu memleket halk‎n‎ helâk edeceًiz. اünkü oran‎n halk‎ zalim kimselerdir.
29|32|(فbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! قِyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduًunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracaً‎z. Yaln‎z kar‎s‎ müstesna; o, (azapta) kalacaklar aras‎ndad‎r.
29|33|Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakk‎nda tasaland‎ ve (onlar‎ korumak için) ne yapacaً‎n‎ bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! اünkü biz seni de aileni de kurtaracaً‎z. Yaln‎z, (azapta) kalacaklar aras‎nda bulunan kar‎n müstesna, dediler.
29|34|"Biz, ‏üphesiz, bu memleket halk‎n‎n üzerine, yoldan ç‎kmalar‎na kar‏‎l‎k gِkten (feci) bir azap indireceًiz."
29|35|Andolsun ki, biz, akl‎n‎ kullanacak bir kavim için oradan apaç‎k bir ibret ni‏ânesi b‎rakm‎‏‎zd‎r.
29|36|Medyen'e de karde‏leri قuayb'‎ gِnderdik ve قuayb: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut baًlay‎n, yeryüzünde bozgunculuk yaparak kar‎‏‎kl‎k ç‎karmay‎n! dedi.
29|37|Fakat onu yalanc‎l‎kla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sars‎nt‎ yakalay‎verdi ve yurtlar‎nda diz üstü çِke kald‎lar.
29|38|آd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onlar‎n ba‏‎na nelerin geldiًi) oturduklar‎ yerlerden apaç‎k anla‏‎lmaktad‎r. قeytan onlara yapt‎klar‎ i‏leri güzel gِsterip onlar‎ doًru yoldan ç‎kard‎. Oysa bak‎p gِrebilecek durumdayd‎lar.
29|39|Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'‎ da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaç‎k deliller getirmi‏ti de onlar yeryüzünde büyüklük taslam‎‏lard‎. Halbuki (azab‎m‎z‎ a‏‎p) geçebilecek deًillerdi.
29|40|Nitekim, onlardan her birini günah‎ sebebiyle cezaland‎rd‎k. Kiminin üzerine ta‏lar savuran rüzgârlar gِnderdik, kimini korkunç bir ses yakalad‎, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boًduk. Allah onlara zulmetmiyor, as‎l onlar kendilerine zulmediyorlard‎.
29|41|Allah'tan ba‏ka dostlar edinenlerin durumu, ِrümceًin durumu gibidir. ضrümcek bir yuva edinir; halbuki yuvalar‎n en çürüًü ‏üphesiz ِrümcek yuvas‎d‎r. Ke‏ke bilselerdi!
29|42|Allah, onlar'‎n kendisini b‎rak‎p da hangi ‏eye yalvard‎klar‎n‎ ‏üphesiz bilir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
29|43|ف‏te biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onlar‎ ancak bilenler dü‏ünüp anlayabilir.
29|44|Allah, gِkleri ve yeri hak olarak (yerli yerince) yaratt‎. قüphesiz bunda, iman edenler için (Allah'‎n varl‎k ve kudretine) bir ni‏âne bulunmaktad‎r.
29|45|(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'‎ oku ve namaz‎ k‎l. Muhakkak ki, namaz, hayâs‎zl‎ktan ve kِtülükten al‎koyar. Allah'‎ anmak elbette (ibadetlerin) en büyüًüdür. Allah yapt‎klar‎n‎z‎ bilir.
29|46|فçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanr‎m‎z da sizin Tanr‎n‎z da birdir ve biz O'na teslim olmu‏uzdur.
29|47|(Resûlüm!) ف‏te bِylece sana (ِnceki kitaplar‎ tasdik eden) bu Kitab'‎ indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. قunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vard‎r. آyetlerimizi, ancak kâfirler (inatlar‎ yüzünden) bile bile inkâr eder.
29|48|Sen bundan ِnce ne bir yaz‎ okur, ne de elinle onu yazard‎n. ضyle olsayd‎, bât‎la uyanlar ku‏ku duyarlard‎.
29|49|Hay‎r, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaç‎k âyetlerdir. آyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.
29|50|"Ona Rabbinden (ba‏kaca) mucizeler indirilmeli deًil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'‎n kat‎ndad‎r. Ben ise sadece apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
29|51|Kendilerine okunmakta olan Kitab'‎ sana indirmemiz onlara yetmemi‏ mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vard‎r.
29|52|De ki: Benimle sizin aran‎zda ‏ahit olarak Allah yeter. O, gِklerde ve yerde ne varsa bilir. Bât‎la inan‎p Allah'‎ inkâr edenler (var ya), i‏te ziyana uًrayacaklar onlard‎r.
29|53|Senden, azab‎ çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eًer ِnceden tayin edilmi‏ bir vade olmasayd‎, azap elbette onlara gelip çatm‎‏t‎. Fakat onlar fark‎nda deًilken, o ans‎z‎n kendilerine geliverecektir.
29|54|(Evet) senden azab‎ çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç ‏üpheleri olmas‎n, cehennem kâfirleri çepeçevre ku‏atacakt‎r.
29|55|O günde azap, onlar‎ hem üstlerinden hem ayaklar‎n‎n alt‎ndan saracak ve Allah (onlara): "Yapt‎klar‎n‎z‎ (cezas‎n‎) tad‎n!" diyecektir.
29|56|Ey iman eden kullar‎m! قüphesiz, benim arz‎m geni‏tir. O halde (nerede güven içinde olacaksan‎z orada) yaln‎z bana kulluk edin.
29|57|Her can ِlümü tadacakt‎r. Sonunda bize dِndürüleceksiniz.
29|58|فman edip güzel i‏ler yapanlar‎, (evet) muhakkak ki onlar‎, içinde ebedî kalmak üzere altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennet kِ‏klerine yerle‏tireceًiz. (Bِyle iyi) i‏ler yapanlar‎n mükâfat‎ ne güzeldir!
29|59|Onlar, sabreden kimselerdir ve yaln‎z Rablerine güvenip dayanmaktad‎rlar.
29|60|Nice canl‎ var ki, r‎zk‎n‎ (yan‎nda) ta‏‎m‎yor. Onlara da size de r‎z‎k veren Allah't‎r. O, her ‏eyi i‏itir ve bilir.
29|61|Andolsun ki onlara: "Gِkleri ve yeri yaratan, güne‏i ve ay‎ buyruًu alt‎nda tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. O halde nas‎l (haktan) çevrilip dِndürülüyorlar?
29|62|Allah r‎zk‎ kullar‎ndan dilediًine bol bol verir, dilediًine de k‎sar. قüphesiz Allah her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
29|63|Andolsun ki onlara: "Gِkten su indirip onunla ِlümünün ard‎ndan yeryüzünü canland‎ran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. De ki: (ضyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onlar‎n çoًu (sِyledikleri üzerinde) dü‏ünmezler.
29|64|Bu dünya hayat‎ sadece bir eًlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, i‏te as‎l ya‏ama odur. Ke‏ke bilmi‏ olsalard‎!
29|65|Gemiye bindikleri zaman, dini yaln‎z O'na has k‎larak (ihlâsla) Allah'a yalvar‎rlar. Fakat onlar‎ sâlimen karaya ç‎kar‎nca, bir bakars‎n ki, (Allah'a) ortak ko‏maktad‎rlar.
29|66|Kendilerine verdiklerimize kar‏‎ nankِrlük etsinler ve sefa sürsünler bakal‎m! Ama yak‎nda bilecekler!
29|67|اevrelerinde insanlar kap‎l‎p gِtürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yapt‎ً‎m‎z‎ gِrmediler mi? Hâla bât‎la inan‎p Allah'‎n nimetine nankِrlük mü ediyorlar?
29|68|Allah'a kar‏‎ yalan uyduran yahut kendisine hak gelmi‏ken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
29|69|Ama bizim uًrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollar‎m‎za eri‏tir.
30|1|Elif. Lâm. Mîm.
30|2|Rumlar, yenildi.
30|3|Araplar‎n bulunduًu bِlgeye en yak‎n bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç y‎l içinde galip geleceklerdir.
30|4|Onlar‎n bu yenilgilerinden ِnce de sonra da emir Allah'‎nd‎r. O gün müminler de Allah'‎n yard‎m‎yla sevineceklerdir.
30|5|Allah, dilediًine yard‎m eder,galip k‎lar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
30|6|(Bu) Allah'‎n vâdettiًidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
30|7|Onlar, dünya hayat‎n‎n gِrünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
30|8|Kendi kendilerine, Allah'‎n, gِkleri, yeri ve ikisinin aras‎nda bulunanlar‎ ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yaratt‎ً‎n‎ hiç dü‏ünmediler mi? فnsanlar‎n birçoًu, Rablerine kavu‏may‎ gerçekten inkâr, etmektedirler.
30|9|Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden ِncekilerin âk‎betlerinin nice olduًuna bakmad‎lar m‎? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kaz‎p altüst etmi‏ler, onu bunlar‎n imar ettiklerinden daha çok imar etmi‏lerdi. Peygamberleri, onlara da nice aç‎k deliller getirmi‏lerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek deًildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.
30|10|Sonunda, Allah'‎n âyetlerini yalan sayarak ve onlar‎ alaya alarak kِtülük yapanlar‎n âk‎betleri pek fena oldu.
30|11|Allah, ilkin mahlûkunu yarat‎r, (ِlümden) sonra da bunu (yaratmay‎), tekrarlar. Sonunda hep O'na dِndürüleceksiniz.
30|12|K‎yametin kopacaً‎ gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklard‎r.
30|13|(Allah'a ko‏tuklar‎) ortaklar‎ndan kendilerine hiçbir ‏efaatç‎ ç‎kmayacakt‎r. Zaten onlar, ortaklar‎n‎ da inkâr edeceklerdir.
30|14|K‎yamet kopacaً‎ gün, i‏te o gün (müminlerle inkârc‎lar) birbirlerinden ayr‎lacaklard‎r.
30|15|فman edip iyi i‏ler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklard‎r.
30|16|فnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret bulu‏mas‎n‎ yalan sayanlar ise, i‏te onlar azapla yüzyüze b‎rak‎lacaklard‎r.
30|17|Haydi siz, ak‏ama ula‏t‎ً‎n‎zda (ak‏am ve yats‎ vaktinde) sabaha kavu‏tuًunuzda, gündüzün sonunda ve ًِle vaktine eri‏tiًinizde Allah'‎ tesbih edin (namaz k‎l‎n), ki gِklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
30|18|Haydi siz, ak‏ama ula‏t‎ً‎n‎zda (ak‏am ve yats‎ vaktinde) sabaha kavu‏tuًunuzda, gündüzün sonunda ve ًِle vaktine eri‏tiًinizde Allah'‎ tesbih edin (namaz k‎l‎n), ki gِklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
30|19|ضlüden diriyi, diriden de ِlüyü O ç‎kar‎yor; yeryüzünü ِlümünün ard‎ndan O canland‎r‎yor. ف‏te siz de (kabirlerinizden) bِyle ç‎kar‎lacaks‎n‎z.
30|20|Sizi topraktan yaratmas‎, O'nun (varl‎ً‎n‎n) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yay‎lan insanlar oluverdiniz.
30|21|Kayna‏man‎z için size kendi (cinsi)nizden e‏ler yarat‎p aran‎zda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varl‎ً‎n‎n) delillerindendir. Doًrusu bunda, iyi dü‏ünen bir kavim için ibretler vard‎r.
30|22|O'nun delillerinden biri de, gِkleri ve yeri yaratmas‎, lisanlar‎n‎z‎n ve renklerinizin deًi‏ik olmas‎d‎r. قüphesiz bunda bilenler için (al‎nacak) dersler vard‎r.
30|23|Gece olsun gündüz olsun, uyuman‎z ve Allah'‎n lütfundan (nasibinizi) araman‎z da O'nun (varl‎ً‎n‎n) delillerindendir. Gerçekten bunda, i‏iten bir kavim için ibretler vard‎r.
30|24|Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit vermek üzere ‏im‏eًi gِsteriyor, gِkten su indirip ِlümünün ard‎ndan arz‎ onunla diriltiyor. Doًrusu bunda, akl‎n‎ kullanan bir kavim için (al‎nacak) dersler vard‎r.
30|25|Gًِün ve yerin O'nun buyruًu ile durmas‎ da O'nun (varl‎ً‎n‎n) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çaً‎rd‎ m‎ hemen (kabirlerinizden) ç‎k‎verirsiniz.
30|26|Gِklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun eًmi‏tir.
30|27|فlkin mahlûkunu yarat‎p (ِlümden) sonra bunu (yaratmay‎) tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolayd‎r. Gِklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce s‎fat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
30|28|Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz alt‎nda bulunan kِleler içinde, size verdiًimiz r‎z‎klarda -birbirinizden çekindiًiniz gibi kendilerinden çekineceًiniz derecede sizinle e‏it (haklara sahip)- ortaklar‎n‎z var m‎? ف‏te biz âyetlerimizi, akl‎n‎ kullanacak bir kavim için bِylece aç‎kl‎yoruz.
30|29|Gel gِr ki haks‎zl‎k edenler, bilgisizce kِtü arzular‎na uydular. Allah'‎n sapt‎rd‎ً‎n‎ kim doًru yola eri‏tirebilir? Onlar için herhangi bir yard‎mc‎ yoktur.
30|30|(Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanlar‎ hangi f‎trat üzere yaratm‎‏ ise ona çevir. Allah'‎n yarat‎‏‎nda deًi‏me yoktur. ف‏te dosdoًru din budur; fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
30|31|Hepiniz O'na yِnelerek O'na kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n, namaz‎ k‎l‎n; mü‏riklerden olmay‎n.
30|32|Dinlerini parçalayan ve bِlük bِlük olanlardan (olmay‎n. Bunlardan) her f‎rka, kendilerinde olan ile bِbürlenmektedir.
30|33|فnsanlar‎n ba‏‎na bir s‎k‎nt‎ gelince, Rablerine yِnelerek O'na yalvar‎rlar. Sonra Allah, kat‎ndan onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tatt‎r‎nca, bakars‎n‎z ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak ko‏uyorlar.
30|34|Kendilerine verdiklerimize nankِrlük etsinler bakal‎m! Haydi sefa sürün; ama yak‎nda bileceksiniz!
30|35|Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, mü‏rik olmalar‎n‎ m‎ sِylüyor?
30|36|فnsanlara bir rahmet tatt‎rd‎ً‎m‎zda ona sevinirler. قayet yapt‎klar‎ndan ِtürü ba‏lar‎na bir fenal‎k gelse hemen ümitsizlige dü‏üverirler.
30|37|Gِrmediler mi ki Allah, r‎zk‎ dilediًine bol bol vermekte, dilediًininkini de daraltmaktad‎r. قüphesiz imanl‎ bir kavim için bunda ibretler vard‎r.
30|38|O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalm‎‏a hakk‎n‎ ver. Allah'‎n r‎zas‎n‎ isteyenler için bu, en iyisidir. ف‏te onlar kurtulu‏a erenlerdir.
30|39|فnsanlar‎n mallar‎nda art‎‏ olsun diye verdiًiniz herhangi bir faiz, Allah kat‎nda artmaz. Allah'‎n r‎zas‎n‎ isteyerek verdiًiniz zekâta gelince, i‏te zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplar‎n‎ ve mallar‎n‎) kat kat artt‎ranlard‎r.
30|40|Allah, (o yüce varl‎kt‎r) ki sizi yaratm‎‏, sonra r‎z‎kland‎rm‎‏t‎r; sonra O, hayat‎n‎z‎ sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a e‏ tuttuًunuz) ortaklar‎n‎z içinde bunlardan birini yapabilecek var m‎? Allah onlar‎n ortak ko‏tuklar‎ndan münezzehtir ve yücedir.
30|41|فnsanlar‎n bizzat kendi i‏ledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yapt‎klar‎n‎n bir k‎sm‎n‎ onlara tatt‎rs‎n; belki de (tuttuklar‎ kِtü yoldan) dِnerler.
30|42|(Resûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dola‏‎n da, daha ِncekilerin âk‎betleri nice oldu, gِrün. Onlar‎n çoًu mü‏rik idi.
30|43|Allah kat‎ndan, dِnü‏ü olmayan bir gün (k‎yamet günü) gelmeden ِnce yِnünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bِlük bِlük ayr‎lacaklard‎r.
30|44|Kim inkâr ederse, inkâr‎ kendi aleyhine olur. فyi i‏ler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) haz‎rlam‎‏ olurlar.
30|45|Zira Allah, iman edip iyi i‏ler yapanlara kendi lütfundan kar‏‎l‎k verecektir. قüphesiz O, kâfirleri sevmez.
30|46|Size rahmetinden tatt‎rs‎n, emriyle gemiler yüzsün, fazl‎ndan (nasibinizi) arayas‎n‎z ve ‏ükredesiniz diye (hayat ve bereket) müjdecileri olarak rüzgârlar‎ gِndermesi de Allah'‎n (varl‎k ve kudretinin) delillerindendir.
30|47|Andolsun ki, biz senden ِnce kendi kavimlerine nice peygamberler gِnderdik de onlara aç‎k deliller getirdiler. (Onlar‎ dinlemeyip) günaha dalanlar‎n ise cezalar‎n‎ hakk‎yla vermi‏izdir. Müminlere yard‎m etmek de bize dü‏er.
30|48|Allah O'dur ki, rüzgârlar‎ gِnderir, bunlar da bulutu kald‎r‎r. Derken, Allah onu gِkte dilediًi gibi yayar ve parça parça eder; nihayet aras‎ndan yaًmurun ç‎kt‎ً‎n‎ gِrürsün. Allah dilediًi kullar‎na yaًmuru nasip edince, onlar seviniverirler.
30|49|0ysa onlar, daha ِnce, üzerlerine yaًmur yaًd‎r‎lmas‎ndan iyice ümitlerini kesmi‏lerdi.
30|50|Allah'‎n rahmetinin eserlerine bir bak: Arz‎, ِlümünün ard‎ndan nas‎l diriltiyor! قüphesiz O, ِlüleri de mutlaka diriltecektir. O, her ‏eye kadirdir.
30|51|Andolsun ki, bir rüzgâr gِndersek de onu (ekini) sararm‎‏ gِrseler, ard‎ndan muhakkak nankِrlüًe ba‏larlar.
30|52|(Resûlüm!) Elbette sen ِlülere duyuramazs‎n; arkalar‎n‎ dِnüp giderlerken saً‎rlara o daveti i‏ittiremezsin.
30|53|Kِrleri de sap‎kl‎klar‎ndan (vazgeçirip) doًru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet gِstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
30|54|Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlügün ard‎ndan kuvvet veren ve sonra kuvvetin ard‎ndan güçsüzlük ve ihtiyarl‎k veren, Allah't‎r. O, dilediًini yarat‎r. O, hakk‎yla bilendir, üstün kudret sahibidir.
30|55|K‎yamet koptuًu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek k‎sa bir süre kald‎klar‎na yemin ederler. ف‏te onlar, (dünyada da haktan) bِyle dِndürülüyorlard‎.
30|56|Kendilerine ilim ve iman verilenler ‏ِyle derler: Andolsun ki siz, Allah'‎n yaz‎s‎nda (hükmedildiًi gibi) yeniden dirilme gününe kadar kald‎n‎z. ف‏te bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tan‎m‎yordunuz.
30|57|Art‎k o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyeceًi gibi, onlardan Allah'‎ ho‏nut etmeye çal‎‏malar‎ da istenmez.
30|58|Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çe‏it misale yer vermi‏izdir. قayet onlara bir mucize getirsen inkârc‎lar kesinlikle ‏ِyle diyeceklerdir: Siz ancak bât‎l ‏eyler ortaya atmaktas‎n‎z.
30|59|ف‏te bilmeyenlerin (hakk‎ tan‎mayanlar‎n) kalplerini Allah bِylece mühürler.
30|60|(Resûlüm!) Sen ‏imdi sabret. Bil ki Allah'‎n vâdi gerçektir. (Buna) iyice inanmam‎‏ olanlar, sak‎n seni gev‏ekliًe sevketmesin!
31|1|Elif. Lâm. Mîm.
31|2|ف‏te bu âyetler, hikmet dolu Kitab'‎n âyetleridir.
31|3|Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmi‏tir).
31|4|O kimseler, namaz‎ k‎larlar, zekât‎ verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
31|5|ف‏te onlar, Rableri taraf‎ndan gِsterilmi‏ doًru yol üzeredirler ve onlar kurtulu‏a erenlerdir.
31|6|فnsanlardan ِylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan sapt‎rmak ve sonra da onunla alay etmek için bo‏ laf‎ sat‎n al‎r. ف‏te onlara rüsvay edici bir azap vard‎r.
31|7|Ona âyetlerimiz okunduًu zaman, sanki bunlar‎ i‏itmemi‏, sanki kulaklar‎nda aً‎rl‎k varrm‎‏ gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona ac‎kl‎ bir azab‎n müjdesini ver!
31|8|قüphesiz, iman edip de güzel davran‎‏larda bulunanlar için, nimetleri bol cennetler vard‎r.
31|9|Orada ebedi kalacaklard‎r. Bu, Allah'‎n verdiًi gerçek sِzdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
31|10|O, gِkleri gِrebildiًiniz bir direk olmaks‎z‎n yaratt‎, sizi sarsmas‎n diye yere de ulu daًlar koydu ve orada her çe‏it canl‎y‎ yayd‎. Biz gِkyüzünden su indirip, orada her faydal‎ nebattan çift çift bitirdik.
31|11|ف‏te bunlar Allah'‎n yaratt‎klar‎d‎r. قimdi (ey kâfirler!) O'ndan ba‏kas‎n‎n ne yaratt‎ً‎n‎ bana gِsterin! Hay‎r (gِsteremezler)! Zalimler aç‎k bir sap‎kl‎k içindedirler.
31|12|Andolsun biz Lokman'a: Allah'a ‏ükret! diyerek hikmet verdik. قükreden ancak kendisi için ‏ükretmi‏ olur. Nankِrlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir ‏eye muhtaç deًildir, her türlü ِvgüye lây‎kt‎r.
31|13|Lokman, oًluna ًِüt vererek: Yavrucuًum! Allah'a ortak ko‏ma! Doًrusu ‏irk, büyük bir zulümdür, demi‏ti.
31|14|Biz insana, ana-babas‎na iyi davranmas‎n‎ tavsiye etmi‏izdir. اünkü anas‎ onu nice s‎k‎nt‎lara katlanarak ta‏‎m‎‏t‎r. Sütten ayr‎lmas‎ da iki y‎l içinde olur. (ف‏te bunun için) ِnce bana, sonra da ana-babana ‏ükret diye tavsiyede bulunmu‏uzdur. Dِnü‏ ancak banad‎r.
31|15|Eًer onlar seni, hakk‎nda bilgin olmayan bir ‏eyi (kِrü kِrüne) bana ortak ko‏man için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yِnelenlerin yoluna uy. Sonunda dِnü‏ünüz ancak banad‎r. O zaman size, yapm‎‏ olduklar‎n‎z‎ haber veririm.
31|16|(Lokman, ًِütlerine devamla ‏ِyle demi‏ti:) Yavrucuًum! Yapt‎ً‎n i‏ (iyilik veya kِtülük), bir hardal tanesi aً‎rl‎ً‎nda bile olsa ve bu, bir kayan‎n içinde veya gِklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin kar‏‎na) getirir. Doًrusu Allah, en ince i‏leri gِrüp bilmektedir ve her ‏eyden haberdard‎r.
31|17|Yavrucuًum! Namaz‎ k‎l, iyiliًi emret, kِtülükten vazgeçirmeye çal‎‏, ba‏‎na gelenlere sabret. Doًrusu bunlar, azmedilmeye deًer i‏lerdir.
31|18|Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde bِbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beًenmi‏ ِvünüp duran kimseleri asla sevmez.
31|19|Yürüyü‏ünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.
31|20|Allah'‎n, gِklerde ve yerdeki (nice varl‎k ve imkânlar‎) sizin emrinize verdiًini, nimetlerini aç‎k ve gizli olarak size bolca ihsan ettiًini gِrmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, -bilgisi, rehberi ve ayd‎nlat‎c‎ bir kitab‎ yokken- Allah hakk‎nda tart‎‏an kimseler vard‎r.
31|21|Onlara "Allah'‎n indirdiًine uyun" dendiًinde: Hay‎r, biz babalar‎m‎z‎ üzerinde bulduًumuz yola uyar‎z, derler. Ya ‏eytan; onlar‎ alevli ate‏in azab‎na çaً‎r‎yor idiyse!
31|22|فyi davran‎‏lar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, gerçekten en saًlam kulpa yap‎‏m‎‏t‎r. Zaten bütün i‏lerin sonu Allah'a var‎r.
31|23|(Resûlüm!) فnkâr edenin inkâr‎ seni üzmesin. Onlar‎n dِnü‏ü ancak bizedir. ف‏te o zaman yapt‎klar‎n‎ kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olan‎ ‏üphesiz çok iyi bilir.
31|24|Onlar‎ biraz faydaland‎r‎r, sonra kendilerini aً‎r bir azaba sürükleriz.
31|25|Andolsun ki onlara, "Gِkleri ve yeri kim yaratt‎?" diye sorsan, mutlaka "Allah..." derler. De ki: (ضyleyse) ِvgü de yaln‎z Allah'a mahsustur, ama onlar‎n çoًu bilmezler.
31|26|Gِklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'‎nd‎r. Bilinmeli ki, as‎l ganî ve ِvülmeye lây‎k olan Allah't‎r.
31|27|قayet yeryüzündeki aًaçlar kalem, deniz de arkas‎ndan yedi deniz kat‎larak (mürekkep olsa) yine Allah'‎n sِzleri (yazmakla) tükenmez. قüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.
31|28|(فnsanlar!) Sizin yarat‎lman‎z ve diriltilmeniz, ancak tek bir ki‏inin yarat‎lmas‎ ve diriltilmesi gibidir. Unutulmas‎n ki, Allah her ‏eyi bilen ve gِrendir.
31|29|Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktad‎r. Güne‏i ve ay‎ da buyruًu alt‎na alm‎‏t‎r. Bunlar‎n her biri belli bir vâdeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yapt‎klar‎n‎zdan tamamen haberdard‎r.
31|30|اünkü Allah, hakk‎n ta kendisidir; O'ndan ba‏ka tapt‎klar‎ ise hiç ‏üphesiz bât‎ld‎r. Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur.
31|31|Size varl‎ً‎n‎n delillerini gِstermesi için, Allah'‎n lütfuyla gemilerin denizde yüzdüًünü gِrrmedin mi? قüphesiz bunda, çok sabreden, çok ‏ükreden herkes için ibretler vard‎r.
31|32|Daًlar gibi dalgalar onlar‎ ku‏att‎ً‎ zaman, dini tamamen Allah'a has k‎larak (ihlâsla) O'na yalvar‎rlar. Allah onlar‎ karaya ç‎kararak kurtard‎ً‎ vakit içlerinden bir k‎sm‎ orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi, ancak nankِr hâinler bilerek inkâr eder.
31|33|Ey فnsanlar! Rabbinize kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n. Ne baban‎n evlâd‎, ne evlâd‎n babas‎ nâm‎na bir ‏ey ِdeyemeyeceًi günden çekinin. Bilin ki, Allah'‎n verdiًi sِz gerçektir. Sak‎n dünya hayat‎ sizi aldatmas‎n ve ‏eytan, Allah'‎n aff‎na güvendirerek sizi kand‎rmas‎n.
31|34|K‎yamet vakti hakk‎ndaki bilgi, ancak Allah'‎n kat‎ndad‎r. Yaًmuru O yaًd‎r‎r, rahimlerde olan‎ O bilir. Hiç kimse yar‎n ne kazanacaً‎n‎ bilemez. Yine hiç kimse nerede ِleceًini bilemez. قüphesiz Allah, her ‏eyi bilendir, her ‏eyden haberdard‎r.
32|1|Elif. Lâm. Mîm.
32|2|Bu Kitab'‎n, âlemlerin Rabbi taraf‎ndan indirilmi‏ olduًunda asla ‏üphe yoktur.
32|3|"Onu Peygamber kendisi uydurdu" diyorlar ِyle mi? Hay‎r! O, senden ِnce kendilerine hiçbir uyar‎c‎ (peygamber) gelmemi‏ bir kavmi uyarman için -doًru yolu bulalar diye- Rabbinden gِnderilen hak (Kitap) t‎r.
32|4|Gِkleri, yeri ve bunlar‎n aras‎ndakileri alt‎ günde (devirde) yaratan, sonra ar‏a istivâ eden Allah't‎r. O'ndan ba‏ka ne bir dost ne de bir ‏efaatç‎n‎z vard‎r. Art‎k dü‏ünüp ًِüt almaz m‎s‎n‎z?
32|5|Allah, gِkten yere kadar her i‏i düzenleyip yِnetir. Sonra (bütün bu i‏ler) sizin sayageldiklerinize gِre bin y‎l tutan bir günde O'nun nezdine ç‎kar.
32|6|ف‏te, gِrülmeyeni de gِrüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur.
32|7|O (Allah) ki, yaratt‎ً‎ her ‏eyi güzel yapm‎‏ ve ilk ba‏ta insan‎ çamurdan yaratm‎‏t‎r.
32|8|Sonra onun zürryetini, dayan‎ks‎z bir suyun ِzünden üretmi‏tir.
32|9|Sonra onu tamamlay‎p ‏ekillendirmi‏, ona kendi ruhundan üflemi‏tir. Ve sizin için kulaklar, gِzler, kalpler yaratm‎‏t‎r. Ne kadar az ‏ükrediyorsunuz!
32|10|"Topraً‎n içinde kaybolduًumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yarat‎lacaً‎z?" derler. Doًrusu onlar Rablerine kavu‏may‎ inkâr etmektedirler.
32|11|De ki: Size vekil k‎l‎nan (bu konuda gِrevlendirilen) ِlüm meleًi can‎n‎z‎ alacak, sonra Rabbinize dِndürüleceksiniz.
32|12|O günahkârlar‎n, Rableri huzurunda ba‏lar‎n‎ ِne eًecekleri, "Rabbimiz! Gِrdük duyduk, ‏imdi bizi (dünyaya) geri gِnder de, iyi i‏ler yapal‎m, art‎k kesin olarak inand‎k" diyecekleri zaman‎ bir gِrsen!
32|13|Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir k‎sm‎yla dolduracaً‎m" diye benden kesin sِz ç‎km‎‏t‎r.
32|14|(O gün onlara ‏ِyle diyeceًiz:) Bu güne kavu‏may‎ unutman‎z‎n cezas‎n‎ ‏imdi tad‎n bakal‎m! Doًrusu biz de sizi unuttuk; yapt‎klar‎n‎zdan ِtürü ebedî azab‎ tad‎n!
32|15|Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inan‎rlar ki, bunlarla kendilerine ًِüt verildiًinde, büyüklük taslamadan secdeye kapan‎rlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.
32|16|Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutlar‎ yataklardan uzak kal‎r ve kendilerine verdiًimiz r‎z‎ktan Allah yolunda harcarlar.
32|17|Yapt‎klar‎na kar‏‎l‎k olarak, onlar için ne mutluluklar sakland‎ً‎n‎ hiç kimse bilemez.
32|18|ضyle ya, mümin olan, yoldan ç‎km‎‏ kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.
32|19|فman edip de, iyi i‏ler yapanlara gelince, onlar için yapt‎klar‎na kar‏‎l‎k olarak var‎p kalacaklar‎ cennet konaklar‎ vard‎r.
32|20|Yoldan ç‎kanlar ise, onlar‎n varacaklar‎ yer ate‏tir. Oradan her ç‎kmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yaland‎r deyip durduًunuz cehennem azab‎n‎ tad‎n! denir.
32|21|En büyük azaptan ِnce, onlara mutlaka en yak‎n azaptan tatt‎racaً‎z; olur ki (imana) dِnerler.
32|22|Kendisine Rabbinin âyetleri hat‎rlat‎ld‎ktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lây‎k olduklar‎ cezay‎ veririz.
32|23|Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavu‏acaً‎ndan ‏üphe etme- ve onu فsrailoًullar‎na hidayet rehberi k‎ld‎k.
32|24|Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inand‎klar‎ zaman, onlar‎n içinden, buyruًumuzla doًru yola ileten rehberler tayin etmi‏tik.
32|25|Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte olduklar‎ ‏eyler hakk‎nda k‎yamet günü onlar‎n aralar‎nda hükmedecektir.
32|26|Halen yurtlar‎nda gezip dola‏t‎klar‎ kendilerinden ِnceki nice nesilleri helâk edi‏imiz onlar‎ doًru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vard‎r. Hâla kulak vermezler mi?
32|27|Kupkuru yerlere suyu ula‏t‎rd‎ً‎m‎z‎, onunla gerek hayvanlar‎n‎n gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini ç‎karmakta olduًumuzu da gِrmediler mi? Hâla da gِremeyecekler mi?
32|28|Eًer doًru sِylüyorsan‎z, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.
32|29|De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârc‎lara (o gün ettikleri) imanlar‎ fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de tan‎nmayacakt‎r!
32|30|Art‎k sen onlar‎ b‎rak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
33|1|Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münaf‎klara boyun eًme. Elbette Allah her ‏eyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktad‎r.
33|2|Rabbinden sana vahyedilene uy. قüphesiz Allah, bütün yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
33|3|Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.
33|4|Allah, bir adam‎n içinde iki kalp yaratmad‎ً‎ gibi, "z‎hâr" yapt‎ً‎n‎z e‏lerinizi de analar‎n‎z yerinde tutmad‎ ve evlâtl‎klar‎n‎z‎ da ِz oًullar‎n‎z olarak tan‎mad‎. Bunlar sizin aً‎zlar‎n‎za geliveren sِzlerden ibarettir. Allah ise gerçeًi sِyler ve doًru yola O eri‏tirir.
33|5|Onlar‎ (evlât edindiklerinizi) babalar‎na nisbet ederek çaً‎r‎n. Allah yan‎nda en doًrusu budur. Eًer babalar‎n‎n kim olduًunu bilmiyorsan‎z, bu takdirde onlar‎ din karde‏leriniz ve gِrüp gِzettiًiniz kimseler olarak kabul edin. Yan‎larak yapt‎klar‎n‎zda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yِneldiًinde günah vard‎r. Allah baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
33|6|Peygamber, müminlere kendi canlar‎ndan daha yak‎nd‎r. E‏leri, onlar‎n analar‎d‎r. Akraba olanlar, Allah'‎n Kitab‎na gِre, (mirasç‎l‎k bak‎m‎ndan) birbirlerine diًer müminlerden ve muhacirlerden daha yak‎nd‎rlar; ancak, dostlar‎n‎za uygun bir vasiyet yapman‎z müstesnad‎r. Bunlar Kitap'ta yaz‎l‎ bulunmaktad‎r.
33|7|Hani biz peygamberlerden sِz alm‎‏t‎k; senden, Nuh'tan, فbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oًlu فsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saًlam bir sِz ald‎k.
33|8|Allah bu sِzü doًrular‎ doًruluklar‎yla sorumlu k‎lmak için ald‎. Kâfirler için de çok ac‎kl‎ bir azap haz‎rlad‎.
33|9|Ey iman edenler! Allah'‎n size olan nimetini hat‎rlay‎n; hani size ordular sald‎rm‎‏t‎ da, biz onlara kar‏‎ bir rüzgâr ve sizin gِrmediًiniz ordular gِndermi‏tik. Allah ne yapt‎ً‎n‎z‎ çok iyi gِrmekteydi.
33|10|Onlar hem yukar‎n‎zdan hem a‏aً‎ taraf‎n‎zdan (vâdinin üstünden ve alt yan‎ndan) üzerinize yürüdükleri zaman; gِzler y‎ld‎ً‎, yürekler g‎rtlaًa geldiًi ve siz Allah hakk‎nda türlü türlü ‏eyler dü‏ündüًünüz zaman;
33|11|ف‏te orada iman sahipleri imtihandan geçirilmi‏ ve ‏iddetli bir sars‎nt‎ya uًrat‎lm‎‏lard‎.
33|12|Ve o zaman, münaf‎klar ile kalplerinde hastal‎k (iman zay‎fl‎ً‎) bulunanlar: Meًer Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmu‏lar! diyorlard‎.
33|13|Onlardan bir gurup da demi‏ti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Art‎k sizin için durman‎n s‎ras‎ deًil, haydi dِnün! فçlerinden bir k‎sm‎ ise: Gerçekten evlerimiz emniyette deًil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede deًildi, sadece kaçmay‎ arzuluyorlard‎.
33|14|Medine'nin her yan‎ndan üzerlerine sald‎r‎lsayd‎ da, o zaman sava‏malar‎ istenseydi, ‏üphesiz hemen sava‏a kat‎l‎rlar ve evlerinde pek eًlenmezlerdi.
33|15|Andolsun ki daha ِnce onlar, s‎rt çevirip kaçmayacaklar‎na dair Allah'a sِz vermi‏lerdi. Allah'a verilen sِz mesuliyeti gerektirir!
33|16|(Resûlüm!) De ki: Eًer ِlümden veya ِldürülmekten kaç‎yorsan‎z, kaçman‎n size asla faydas‎ olmaz! (Eceliniz gelmemi‏ ise) o takdirde de, ya‏at‎lacaً‎n‎z süre çok deًildir.
33|17|De ki: Allah size bir kِtülük dilerse, O'na kar‏‎ sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan ba‏ka ne bir dost bulurlar ne de bir yard‎mc‎.
33|18|Allah, içinizden (sava‏tan) al‎koyanlar‎ ve yanda‏lar‎na: "Bize kat‎l‎n" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunlar‎n pek az‎ sava‏a gelir.
33|19|(Gelseler de) size kar‏‎ pek hasistirler. Hele korku gelip çatt‎ m‎, üzerine ِlüm bayg‎nl‎ً‎ çِkmü‏ gibi gِzleri dِnerek sana bakt‎klar‎n‎ gِrürsün. Korku gidince ise, mala dü‏künlük gِstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmi‏ deًillerdir; bunun için Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ bo‏a ç‎karm‎‏t‎r. Bu, Allah'a gِre kolayd‎r.
33|20|Bunlar, dü‏man birliklerinin bozulup gitmedikleri evham‎ içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çِlde gِçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalard‎ dahi pek sava‏acak deًillerdi.
33|21|Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavu‏may‎ umanlar ve Allah'‎ çok zikredenler için güzel bir ِrnektir.
33|22|Müminler ise, dü‏man birliklerini gِrdüklerinde: ف‏te Allah ve Resûlü'nün bize vâdettiًi! Allah ve Resûlü doًru sِylemi‏tir, dediler. Bu (ordular‎n geli‏i), onlar‎n ancak imanlar‎n‎ ve Allah'a baًl‎l‎klar‎n‎ artt‎rd‎.
33|23|Müminler içinde Allah'a verdikleri sِzde duran nice erler var. ف‏te onlardan kimi, sِzünü yerine getirip o yolda can‎n‎ vermi‏tir; kimi de (‏ehitliًi) beklemektedir. Onlar hiçbir ‏ekilde (sِzlerini) deًi‏tirmemi‏lerdir.
33|24|اünkü Allah sadâkat gِsterenleri sadâkatlar‎ sebebiyle mükâfatland‎racak, münaf‎klara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. قüphesiz Allah, baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
33|25|Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden ِfkeleri ile geri çevirdi. Allah (‎n yard‎m‎) sava‏ta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.
33|26|Allah, ehl-i kitaptan, onlara (mü‏rik ordular‎na) yard‎m edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dü‏ürdü; bir k‎sm‎n‎ ِldürüyor, bir k‎sm‎n‎ da esir al‎yordunuz.
33|27|Allah, onlar‎n yerlerine, yurtlar‎na, mallar‎na ve ayak basmad‎ً‎n‎z topraklara sizi mirasç‎ yapt‎. Allah'‎n her ‏eye gücü yeter.
33|28|Ey Peygamber! E‏lerine ‏ِyle sِyle: Eًer dünya dirliًini ve süsünü (refah‎n‎) istiyorsan‎z, gelin size bo‏anma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle sal‎vereyim.
33|29|Eًer Allah'‎, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsan‎z, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat haz‎rlam‎‏t‎r.
33|30|Ey peygamber han‎mlar‎! Sizden kim aç‎k bir hayâs‎zl‎k yaparsa, onun azab‎ iki kat‎na ç‎kar‎l‎r. Bu, Allah'a gِre kolayd‎r.
33|31|Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararl‎ i‏ yaparsa ona mükâfat‎n‎ iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol r‎z‎k haz‎rlam‎‏‎zd‎r.
33|32|Ey Peygamber han‎mlar‎! Siz, kad‎nlardan herhangi biri gibi deًilsiniz. Eًer (Allah'tan) korkuyorsan‎z, (yabanc‎ erkeklere kar‏‎) çekici bir eda ile konu‏may‎n; sonra kalbinde hastal‎k bulunan kimse ümide kap‎l‎r. Güzel sِz sِyleyin.
33|33|Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduًu gibi aç‎l‎p saç‎lmay‎n. Namaz‎ k‎l‎n, zekât‎ verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günah‎ gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
33|34|Evlerinizde okunan Allah'‎n âyetlerini ve hikmeti hat‎rlay‎n. قüphesiz Allah, her ‏eyin iç yüzünü bilendir ve her ‏eyden haberi oland‎r.
33|35|Müslüman erkekler ve müslüman kad‎nlar, mümin erkekler ve mümin kad‎nlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kad‎nlar, doًru erkekler ve doًru kad‎nlar, sabreden erkekler ve sabreden kad‎nlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kad‎nlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kad‎nlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kad‎nlar, ‎rzlar‎n‎ koruyan erkekler ve (‎rzlar‎n‎) koruyan kad‎nlar, Allah'‎ çok zikreden erkekler ve zikreden kad‎nlar var ya; i‏te Allah, bunlar için bir maًfiret ve büyük bir mükâfat haz‎rlam‎‏t‎r.
33|36|Allah ve Resûlü bir i‏e hüküm verdiًi zaman, inanm‎‏ bir erkek ve kad‎na o i‏i kendi isteklerine gِre seçme hakk‎ yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne kar‏‎ gelirse, apaç‎k bir sap‎kl‎ًa dü‏mü‏ olur.
33|37|(Resûlüm!) Hani Allah'‎n nimet verdiًi, senin de kendisine iyilik ettiًin kimseye: E‏ini yan‎nda tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'‎n aç‎ًa vuracaً‎ ‏eyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa as‎l korkmana lây‎k olan Allah't‎r. Zeyd, o kad‎ndan ili‏iًini kesince biz onu sana nikâhlad‎k ki evlâtl‎klar‎, kar‎lar‎yla ili‏kilerini kestiklerinde (o kad‎nlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmas‎n. Allah'‎n emri yerine getirilmi‏tir.
33|38|Allah'‎n, kendisine helâl k‎ld‎ً‎ ‏eyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. ضnce gelip geçenler aras‎nda da Allah'‎n âdeti bِyle idi. Allah'‎n emri mutlaka yerine gelecek, yaz‎lm‎‏ bir kaderdir.
33|39|O peygamberler ki Allah'‎n gِnderdiًi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan ba‏ka kimseden korkmazlar. Hesap gِrücü olarak Allah (herkese) yeter.
33|40|Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babas‎ deًildir. Fakat o, Allah'‎n Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
33|41|Ey inananlar! Allah'‎ çokça zikredin.
33|42|Ve O'nu sabah-ak‏am tesbih edin.
33|43|Sizi karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎karmak için üzerinize rahmetini gِnderen O'dur. Melekleri de size istiًfar eder. Allah, müminlere kar‏‎ çok merhametlidir.
33|44|Kendisine kavu‏tuklar‎ gün, Allah'‎n onlara iltifat‎, "selâm" d‎r. Allah onlara çok deًerli mükâfat haz‎rlam‎‏t‎r.
33|45|Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir ‏ahit, bir müjdeleyici ve bir uyar‎c‎ olarak gِnderdik.
33|46|Allah'‎n izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gِnderdik).
33|47|Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
33|48|Kâfirlere ve münaf‎klara boyun eًme. Onlar‎n eziyetlerine ald‎rma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.
33|49|Ey iman edenler! Mümin kad‎nlar‎ nikâhlay‎p da, henüz zifafa girmeden onlar‎ bo‏arsan‎z, onlar‎ sayacaً‎n‎z bir iddet süresince bekletme hakk‎n‎z yoktur. O halde onlar‎ (bir baً‎‏la) memnun edin ve onlar‎ güzel bir ‏ekilde serbest b‎rak‎n.
33|50|Ey Peygamber! Mehirlerini verdiًin han‎mlar‎n‎, Allah'‎n sana ganimet olarak verdiًi ve elinin alt‎nda bulunan cariyeleri, amcan‎n, halan‎n, day‎n‎n ve teyzenin seninle beraber gِç eden k‎zlar‎n‎ sana helâl k‎ld‎k. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediًi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kad‎n‎, diًer müminlere deًil, s‎rf sana mahsus olmak üzere (helâl k‎ld‎k). Ku‏kusuz biz, han‎mlar‎ ve ellerinin alt‎nda bulunan cariyeleri hakk‎nda müminlere neyi farz k‎ld‎ً‎m‎z‎ biliriz. (Bu hususta ne yapmalar‎ lâz‎m geldiًini onlara aç‎klad‎k) ki, sana bir zorluk olmas‎n. Allah baً‎‏layand‎r, merhamet edendir.
33|51|Onlardan dilediًini geriye b‎rak‎r, dilediًini de yan‎na al‎rs‎n. Bo‏ad‎ً‎n han‎mlar‎ndan arzu ettiًini tekrar yan‎na almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Bِyle yapman onlar‎n mutlu olmalar‎na, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine raz‎ olmalar‎na daha uygundur. Allah, kalplerinizde olan‎ bilir. Allah hakk‎yle bilendir, halîmdir.
33|52|Bundan sonra art‎k ba‏ka kad‎nlarla evlenmen, elinin alt‎nda bulunan cariyeler hariç, güzellikleri ho‏una gitse bile, bunlar‎n yerine ba‏ka han‎mlar alman sana helâl deًildir. Allah her ‏eyi gِzetler.
33|53|Ey iman edenler! Siz zaman‎n‎ gِzetlemeksizin, bir yemeًe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiًiniz vakit girin. Yemeًi yediًinizde hemen daً‎l‎n, sohbete dalmay‎n. اünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu sِylemekten) utanmaktad‎r. Ama Allah, hakk‎ sِylemekten çekinmez. Peygamber'in han‎mlar‎ndan bir ‏ey istediًiniz zaman perde arkas‎ndan isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlar‎n kalpleri için daha temiz bir davran‎‏t‎r. Sizin Allah'‎n Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun han‎mlar‎n‎ nikâhlaman‎z asla caiz olamaz. اünkü bu, Allah kat‎nda büyük (bir günah) t‎r.
33|54|Bir ‏eyi aç‎ًa vursan‎z da, gizleseniz de ‏üphe yok ki Allah, her ‏eyi gayet iyi bilmektedir.
33|55|Onlara (Peygamber'in han‎mlar‎na), babalar‎, oًullar‎, karde‏leri, karde‏lerinin oًullar‎, k‎z karde‏lerinin oًullar‎, kad‎nlar‎ (mümin kad‎nlar) ve ellerinin alt‎nda bulunan câriyelerinden dolay‎ bir günah yoktur. (Ey Peygamber han‎mlar‎!) Allah'tan korkun; ‏üphesiz Allah, her ‏eye ‏ahittir.
33|56|Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
33|57|Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmi‏ ve onlar için horlay‎c‎ bir azap haz‎rlam‎‏t‎r.
33|58|Mümin erkeklere ve mümin kad‎nlara, yapmad‎klar‎ bir ‏eyden dolay‎ eziyet edenler, ‏üphesiz bir iftira ve apaç‎k bir günah yüklenmi‏lerdir.
33|59|Ey Peygamber! Han‎mlar‎na, k‎zlar‎na ve müminlerin kad‎nlar‎na (bir ihtiyaç için d‎‏ar‎ ç‎kt‎klar‎ zaman) d‎‏ ِrtülerini üstlerine almalar‎n‎ sِyle. Onlar‎n tan‎nmas‎ ve incitilmemesi için en elveri‏li olan budur. Allah baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
33|60|Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastal‎k bulunanlar (fuhu‏ dü‏üncesi ta‏‎yanlar), ‏ehirde kِtü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla sava‏man‎ ve onlar‎ ‏ehirden sürüp ç‎karman‎ sana emrederiz); sonra orada, senin yan‎nda ancak az bir zaman kalabilirler.
33|61|Hepsi de lânetlenmi‏ olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalan‎r ve mutlaka ِldürülürler.
33|62|Allah'‎n ِnceden geçenler hakk‎ndaki kanunu budur. Allah'‎n kanununda asla bir deًi‏iklik bulamazs‎n.
33|63|فnsanlar sana k‎yametin zaman‎n‎ soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah kat‎ndad‎r. Ne bilirsin, belki de zaman‎ yak‎nd‎r.
33|64|قu muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmu‏ ve onlara ç‎lg‎n bir ate‏ haz‎rlam‎‏t‎r.
33|65|(Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yard‎mc‎ bulacaklard‎r.
33|66|Yüzleri ate‏te evrilip çevrildiًi gün: Eyvah bize! Ke‏ke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler.
33|67|Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda sapt‎rd‎lar, derler.
33|68|Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlar‎ büyük bir lânetle rahmetinden kov.
33|69|Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmay‎n. Nihayet Allah onu, dedikleri ‏eyden temize ç‎kard‎. O, Allah yan‎nda ‏erefli idi.
33|70|Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doًru sِz sِyleyin.
33|71|(Bِyle davran‎rsan‎z) Allah i‏lerinizi düzeltir ve günahlar‎n‎z‎ baً‎‏lar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtulu‏a ermi‏ olur.
33|72|Biz emaneti, gِklere, yere ve daًlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluًundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doًrusu o çok zalim, çok cahildir.
33|73|(Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münaf‎k erkeklere ve münaf‎k kad‎nlara, mü‏rik erkeklere ve mü‏rik kad‎nlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kad‎nlar‎n da tevbesini kabul buyuracakt‎r. Allah baً‎‏layand‎r, merhamet edendir.
34|1|Hamd, gِklerde ve yerde bulunanlar‎n hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her ‏eyden) haberi oland‎r.
34|2|Yerin içine gireni ve ondan ç‎kan‎; gِkten ineni, oraya ç‎kan‎ bilir. O, esirgeyendir, baً‎‏layand‎r.
34|3|فnkârc‎lar: K‎yamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hay‎r! Gayb‎ bilen Rabbim hakk‎ için o, mutlaka size gelecektir. Gِklerde ve yerde zerre miktar‎ bir ‏ey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüًü de ‏üphesiz, apaç‎k kitaptad‎r (yaz‎l‎d‎r).
34|4|Allah, inan‎p iyi i‏ler yapanlar‎ mükâfatland‎rmak için (her ‏eyi aç‎k bir kitapta tesbit etmi‏tir). Onlar için büyük bir maًfiret ve güzel bir r‎z‎k vard‎r.
34|5|آyetlerimizi hükümsüz b‎rakmak için yar‎‏‎rcas‎na uًra‏anlar için de, en kِtüsünden, elem verici bir azap vard‎r.
34|6|Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'‎n) gerçek olduًunu bilir; onun, mutlak galip ve ِvgüye lây‎k olan (Allah'‎n) yoluna ilettiًini gِrürler.
34|7|Kâfir olanlar (kendi aralar‎nda) ‏ِyle dediler: اürüyüp paramparça olduًunuz vakit yeniden dirileceًinizi sِyleyerek haber veren ki‏iyi gِsterelim mi?
34|8|"Acaba o, yalan yere Allah'a iftira m‎ etmi‏tir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hay‎r! Ahirete inanmayanlar azaptad‎rlar ve derin bir sap‎kl‎k içindedirler.
34|9|Onlar, gِkte ve yerde ِnlerine ve arkalar‎na bakm‎yorlar m‎? Dilesek onlar‎ yere bat‎r‎r‎z, ya da üzerlerine gِkten parçalar dü‏ürürüz. قüphesiz bunda (Rabbine) yِnelen her kul için bir ibret vard‎r.
34|10|Andolsun, Davud'a taraf‎m‎zdan bir üstünlük verdik. "Ey daًlar ve ku‏lar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumu‏att‎k.
34|11|Geni‏ z‎rhlar imal et, dokumas‎n‎ ِlçülü yap. (Ey Davud hanedan‎!) فyi i‏ler yap‎n. Ku‏kusuz ben, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrmekteyim, diye (vahyettik).
34|12|Sabah gidi‏i bir ayl‎k mesafe, ak‏am dِnü‏ü yine bir ayl‎k mesafe olan rüzgâr‎ da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimi‏ bak‎r‎ kaynaً‎ndan sel gibi ak‎tt‎k. Rabbinin izniyle cinlerden bir k‎sm‎, onun ِnünde çal‎‏‎rd‎. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azab‎ tatt‎r‎rd‎k.
34|13|Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geni‏) leًenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlard‎. Ey Davud ailesi! قükredin. Kullar‎mdan ‏ükreden azd‎r!
34|14|Süleyman'‎n ِlümüne hükmettiًimiz zaman, onun ِldüًünü, ancak deًneًini yiyen bir aًaç kurdu gِsterdi. (Sonunda yere) y‎k‎l‎nca anla‏‎ld‎ ki cinler gayb‎ bilselerdi, o küçük dü‏ürücü azap içinde kalmazlard‎.
34|15|Andolsun, Sebe' kavmi için oturduًu yerlerde büyük bir ibret vard‎r. Biri saًda, diًeri solda iki bahçeleri vard‎. (Onlara:) Rabbinizin r‎zk‎ndan yeyin ve O'na ‏ükredin. ف‏te güzel bir memleket ve çok baً‎‏layan bir Rab!
34|16|Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gِnderdik. Onlar‎n iki bahçesini, buruk yemi‏li, ac‎ ‎lg‎nl‎ ve içinde biraz da sedir aًac‎ bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.
34|17|Nankِrlük ettikleri için onlar‎ bِyle cezaland‎rd‎k. Biz nankِrden ba‏kas‎n‎ cezaland‎r‎r m‎y‎z!
34|18|Onlar‎n yurdu ile, içlerini bereketlendirdiًimiz memleketler aras‎nda, kolayca gِrünen nice kasabalar var ettik ve bunlar aras‎nda yürümeyi konaklara ay‎rd‎k. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dola‏‎n, dedik.
34|19|Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralar‎nda yolculuk yapt‎ً‎m‎z ‏ehirlerin aras‎n‎ uzakla‏t‎r, dediler ve kendilerine yaz‎k ettiler. Biz de onlar‎, ibret k‎ssalar‎ haline getirdik ve onlar‎ büsbütün parçalad‎k. قüphesiz bunda, çok sabreden ve çok ‏ükreden herkes için ibretler vard‎r.
34|20|Andolsun فblis, onlar hakk‎ndaki tahminini doًruya ç‎kard‎. فnanan bir zümrenin d‎‏‎nda hepsi ona uydular.
34|21|Halbuki ‏eytan‎n onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inanan‎, ‏üphe içinde kalandan ay‎rdedip bilelim diye (ona bu f‎rsat‎ verdik). Rabbin gerçekten her ‏eyi koruyand‎r.
34|22|(Mü‏riklere) de ki: Allah'tan ba‏ka tanr‎ sayd‎ً‎n‎z ‏eyleri çaً‎r‎n! Onlar ne gِklerde ne de yerde zerre aً‎rl‎ً‎nca bir ‏eye sahiptirler. Onlar‎n buralarda hiçbir ortakl‎ً‎ yoktur, Allah'‎n onlardan bir yard‎mc‎s‎ da yoktu.
34|23|Allah'‎n huzurunda, kendisinin izin verdiًi kimselerden ba‏kas‎n‎n ‏efâati fayda vermez. Nihayet onlar‎n yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olan‎ buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.
34|24|(Resûlüm!) De ki: Gِklerden ve yerden size r‎z‎k veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doًru yol üzerinde veya aç‎k bir sap‎kl‎k içindedir.
34|25|De ki: Bizim i‏lediًimiz suçtan siz sorumlu deًilsiniz; biz de sizin i‏lediًinizden sorulacak deًiliz.
34|26|De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aram‎zda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her ‏eyi) hakk‎yla bilendir.
34|27|De ki: O'na (Allah'a) katt‎ً‎n‎z ortaklar‎n‎z‎ bana gِsterin. Hay‎r! Bilakis, yegâne galip ve her ‏eyi hikmetle idare eden ancak Allah't‎r.
34|28|Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik; fakat insanlar‎n çoًu bunu bilmezler.
34|29|Eًer sِzünüzde doًru iseniz bu vâdettiًiniz (k‎yamet) ne zaman kopacak? derler.
34|30|De ki: Size ِyle bir gün vâdedilmi‏tir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.
34|31|Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan ِnce gelen kitaplara inanmayacaً‎z. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanm‎‏, birbirlerine sِz atarlarken bir gِrsen! Zay‎f say‎lanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasayd‎n‎z, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler.
34|32|Büyüklük taslayanlar, zay‎f say‎lanlara (k‎yamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç i‏liyordunuz, derler.
34|33|Zay‎f say‎lanlar da büyüklük taslayanlara: Hay‎r! Gece gündüz (i‏iniz) tuzak kurmakt‎. اünkü siz daima Allah'‎ inkâr etmemizi, O'na ortaklar ko‏mam‎z‎ bize emrederdiniz, derler. Art‎k azab‎ gِrdüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlar‎na demir halkalar takar‎z. Onlar ancak yapmakta olduklar‎ günahlar‎ yüzünden cezaland‎r‎l‎rlar.
34|34|Biz hangi ülkeye bir uyar‎c‎ gِndermi‏sek mutlaka oran‎n varl‎kl‎ ve ‏‎mar‎k ki‏ileri: Biz, size gِnderilmi‏ olan ‏eyi inkâr ediyoruz, demi‏lerdir.
34|35|Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoًuz, biz azaba uًrat‎lacak da deًiliz.
34|36|De ki: Rabbim, dilediًine bol r‎z‎k verir ve (dilediًinden) k‎sar; fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
34|37|Sizi huzurumuza yakla‏t‎racak olan ne mallar‎n‎zd‎r ne de evlâtlar‎n‎z. فman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yapt‎klar‎n‎n kat kat fazlas‎ mükâfat vard‎r. Onlar (cennet) odalar‎nda güven içindedirler.
34|38|Ayetlerimizi bo‏a ç‎karmaya çal‎‏anlara gelince, onlar da azapla yüz yüze b‎rak‎lacaklard‎r.
34|39|De ki: Rabbim, kullar‎ndan dilediًine bol r‎z‎k verir ve (dilediًinden de) k‎sar. Siz hay‎ra ne harcarsan‎z, Allah onun yerine ba‏kas‎n‎ verir. O, r‎z‎k verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
34|40|O gün Allah, onlar‎n hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar m‎yd‎? diyecek.
34|41|(Melekler de:) Sen yücesi, bizim dostumuz onlar deًil, sensin. Belki onlar cinlere tap‎yorlard‎. اoًu onlara inanm‎‏t‎; diyecekler.
34|42|Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduًunuz ate‏ azab‎n‎ tad‎n! diyeceًiz.
34|43|Onlara apaç‎k âyetlerimiz okunduًu zaman demi‏lerdi ki: Bu, sizi babalar‎n‎z‎n tapt‎ً‎ (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan ba‏kas‎ deًildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmu‏ bir yalandan ba‏ka bir ‏ey deًildir, dediler. Hak kendilerine geldiًinde onu inkâr edenler de: Bu, apaç‎k bir büyüden ba‏ka bir ‏ey deًildir, dediler.
34|44|Halbuki biz onlara okuyacaklar‎ kitaplar vermediًimiz gibi senden ِnce onlara bir uyar‎c‎ (peygamber) de gِndermemi‏tik.
34|45|Onlardan ِncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmi‏lerdi. Bunlar, ِncekilere verdiklerimizin onda birine eri‏memi‏lerdi. (Bِyle iken), peygamberimi yalanlad‎lar; ama benim kar‏‎l‎k olarak verdiًim nas‎l olmu‏tu!
34|46|(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek ًِüt vereceًim: Allah için iki‏er iki‏er ve teker teker ayaًa kalk‎n, sonra da dü‏ünün! Arkada‏‎n‎zda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak ‏iddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.
34|47|De ki: Ben sizden bir ücret istemi‏sem, o sizin olsun. ـcretim yaln‎z Allah'a aittir. O, her ‏eye ‏ahittir.
34|48|De ki: Ku‏kusuz, Rabbim gerçeًi ortaya koyar. اünkü O, gayb‎ çok iyi bilendir.
34|49|De ki: Hak geldi; art‎k bât‎l ne bir ‏eyi ortaya ç‎karabilir ne de geri getirebilir.
34|50|De ki: Eًer (haktan) saparsam, kendi aleyhime sapm‎‏ olurum. Eًer doًru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiًi (Kur'an) sayesindedir. قüphesiz O, i‏itendir, yak‎nd‎r.
34|51|(Resûlüm!) Tela‏a dü‏tükleri zaman, bir gِrsen! Art‎k kurtulu‏ yoktur, yak‎n bir yerden yakalanm‎‏lard‎r.
34|52|(ف‏ i‏ten geçtikten sonra:) "Ona inand‎k" demi‏lerdir, ama uzak yerden (dünya hayat‎ gelip geçtikten sonra) imana kavu‏mak onlar için nas‎l mümkün olur?
34|53|Halbuki daha ِnce onu (hakk‎) inkâr etmi‏lerdi. Uzak bir yerden gayb hakk‎nda at‎p tutuyorlard‎.
34|54|Art‎k, bundan ِnce benzerlerine yap‎ld‎ً‎ gibi, kendileriyle arzu ettikleri ‏ey aras‎na perde çekilmi‏tir. قüphesiz onlar, kendilerini endi‏eye dü‏üren bir korku içindeydiler.
35|1|Gِkleri ve yeri yaratan, melekleri iki‏er, üçer, dِrder kanatl‎ elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediًi artt‎rmay‎ yapar. قüphesiz Allah, her ‏eye gücü yetendir.
35|2|Allah'‎n insanlara açacaً‎ herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttuًunu O'ndan sonra sal‎verecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.
35|3|Ey insanlar! Allah'‎n size olan nimetini hat‎rlay‎n; Allah'tan ba‏ka size gِkten ve yerden r‎z‎k verecek bir yarat‎c‎ var m‎? O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. Nas‎l oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!
35|4|Eًer seni yalanl‎yorlarsa (üzülme); senden ِnceki peygamberler de yalanlanm‎‏t‎r. Bütün i‏ler yaln‎zca Allah'a dِndürülecektir.
35|5|Ey insanlar! Allah'‎n vâdi gerçektir, sak‎n dünya hayat‎ sizi aldatmas‎n ve o aldat‎c‎ (‏eytan) da Allah hakk‎nda sizi kand‎rmas‎n!
35|6|اünkü ‏eytan, sizin dü‏man‎n‎zd‎r, siz de onu dü‏man say‎n. O, kendi taraftarlar‎n‎ ancak ate‏ ehlinden olmaya çaً‎r‎r.
35|7|فnkâr edenler için ‏üphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi i‏ler yapanlara da maًfiret ve büyük bir mükâfat vard‎r.
35|8|Kِtü i‏i kendisine güzel gِsterilip de onu güzel gِren kimse (kِtülüًü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah dilediًini sap‎kl‎ًa yِneltir, dilediًini doًru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onlar‎n ne yapt‎klar‎n‎ biliyor.
35|9|Rüzgârlar‎ gِnderip de bulutu harekete geçiren Allah't‎r. Biz onu ِlü bir bِlgeye gِndeririz de ِlümünden sonra topraًa onunla hayat veririz. ضlülerin yeniden dirilmesi de bِyle olacakt‎r.
35|10|Kim izzet ve ‏eref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve ‏erefin hepsi Allah'‎nd‎r. O'na ancak güzel sِzler yükselir (ula‏‎r). Onlar‎ da Allah'a amel-i sâlih ula‏t‎r‎r. Kِtülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vard‎r ve onlar‎n tuzaً‎ bozulur.
35|11|Allah sizi (ِnce) topraktan, sonra meniden yaratt‎. Sonra sizi çiftler (erkek-di‏i) k‎ld‎. O'nun bilgisi olmadan hiç bir di‏i ne gebe kal‎r ne de doًurur. Bir canl‎ya ِmür verilmesi de, onun ِmründen azalt‎lmas‎ da mutlaka bir kitaptad‎r. قüphesiz bunlar, Allah'a kolayd‎r.
35|12|فki deniz birbirine e‏it olmaz. Bu tatl‎d‎r, susuzluًu keser, içilmesi kolayd‎r. قu da tuzludur, ac‎d‎r (boًaz‎ yakar). Hepsinden de taze et (bal‎k) yersiniz ve giyeceًiniz süs e‏yas‎ ç‎kar‎rs‎n‎z. Allah'‎n lütfundan (nasibinizi) aray‎p da ‏ükretmeniz için gemilerin, denizi yar‎p gittiًini gِrürsün.
35|13|Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güne‏ ve ay‎ emri alt‎na alm‎‏t‎r. Her biri belirtilmi‏ bir süreye kadar ak‎p gider. ف‏te (bütün bunlar‎ yapan) Rabbiniz Allah't‎r. Mülk O'nundur. O'nu b‎rak‎p da kendilerine tapt‎klar‎n‎z ise, bir çekirdek kabuًuna bile sahip deًillerdir.
35|14|Eًer onlar‎ (putlar‎) çaً‎r‎rsan‎z, sizin çaً‎rman‎z‎ i‏itmezler. Faraza i‏itseler bile, size cevap veremezler. K‎yamet günü de sizin ortak ko‏man‎z‎ reddederler. (Bu gerçeًi) sana, her ‏eyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.
35|15|Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve ِvülmeye lây‎k olan ancak O'dur.
35|16|Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.
35|17|Bu da Allah'a güç bir ‏ey deًildir.
35|18|Hiçbir günahkâr ba‏kas‎n‎n günah‎n‎ yüklenmez. Yükü (günah‎) aً‎r gelen kimse onu ta‏‎mak için (ba‏kas‎n‎) çaً‎rsa, bu çaً‎rd‎ً‎ akrabas‎ da olsa, onun yükünden bir ‏ey yüklenmez. Sen ancak gِrmeden Rablerinden korkanlar‎ ve namaz‎ k‎lanlar‎ uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmi‏ olur. Dِnü‏ Allah'ad‎r.
35|19|Kِrle, gِren bir olmaz.
35|20|Karanl‎kla ayd‎nl‎k da bir olmaz.
35|21|Gِlge ile s‎cak da bir olmaz.
35|22|Dirilerle ِlüler de bir olmaz. قüphesiz Allah, dilediًine i‏ittirir. Sen kabirlerdekilere i‏ittiremezsin!
35|23|Sen sadece bir uyar‎c‎s‎n.
35|24|Biz seni müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak hak ile gِnderdik. Her millet için mutlaka bir uyar‎c‎ (peygamber) bulunmu‏tur.
35|25|Eًer seni yalanl‎yorlarsa (üzülme), onlardan ِncekiler de yalanlam‎‏lard‎. (Oysa ki) peygamberleri onlara aç‎k âyetler (mucizeler), sahifeler ve ayd‎nlat‎c‎ kitap getirmi‏lerdi.
35|26|Sonra ben, o inkâr edenleri yakalad‎m. (Bak ki) cezam nas‎l oldu!
35|27|Gِrmedin mi Allah gِkten su indirdi. Onunla renkleri çe‏it çe‏it meyveler ç‎kard‎k. Daًlardan (geçen) beyaz, k‎rm‎z‎, degi‏ik renklerde ve simsiyah yollar (yapt‎k).
35|28|فnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine bِyle türlü renkte olanlar var. Kullar‎ içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereًince) korkar. قüphesiz Allah, daima üstündür, çok baً‎‏layand‎r.
35|29|Allah'‎n kitab‎n‎ okuyanlar, namaz‎ k‎lanlar ve kendilerine verdiًimiz r‎z‎ktan (Allah için) gizli ve aç‎k sarfedenler, asla zarara uًramayacak bir kazanç umabilirler.
35|30|اünkü Allah, onlar‎n mükâfatlar‎n‎ tam ِder ve lütfundan onlara fazlas‎n‎ da verir. قüphesiz O, çok baً‎‏layan, ‏ükrün kar‏‎l‎ً‎n‎ bol bol verendir.
35|31|Sana vahyettiًimiz kitap, kendinden ِncekini (semavi kitaplar‎) doًrulay‎c‎ olarak gelen gerçektir. Allah, kullar‎n‎n (her halinden) haberdard‎r, gِrendir.
35|32|Sonra Kitab'‎, kullar‎m‎z aras‎ndan seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadad‎r, kimi de Allah'‎n izniyle hay‎rlarda ِne geçmek için yar‎‏‎r. ف‏te büyük fazilet budur.
35|33|(Onlar‎n mükâfat‎), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada alt‎n bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.
35|34|(Cennette ‏ِyle) derler: Bizden tasay‎ gideren Allah'a hamdolsun. Doًrusu Rabbimiz çok baً‎‏layan, çok nimet verendir.
35|35|O (Rab) ki lütfuyla bizi as‎l oturulacak yurda (cennete) yerle‏tirdi. Art‎k orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.
35|36|فnkâr edenlere de cehennem ate‏i vard‎r. ضldürülmezler ki ِlsünler, cehennem azab‎ da onlara biraz olsun hafifletilmez. ف‏te biz, küfürde ileri giden her nankِrü bِyle cezaland‎r‎r‎z.
35|37|Onlar orada: Rabbimiz! Bizi ç‎kar, (ِnce) yapt‎ً‎m‎z‎n yerine iyi i‏ler yapal‎m! diye feryad ederler. Size dü‏ünecek kimsenin dü‏ünebileceًi kadar bir ِmür vermedik mi? Size uyar‎c‎ da gelmedi mi? (Niçin inanmad‎n‎z?) قimdi tad‎n (azab‎)! Zalimlerin yard‎mc‎s‎ yoktur.
35|38|Allah, gِklerin ve yerin gayb‎n‎ bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakk‎yla bilendir.
35|39|Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkâr‎ kendi zarar‎nad‎r. Kâfirlerin küfrü, Rableri kat‎nda kendileri için ancak gazab‎ artt‎r‎r. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan ba‏ka bir ‏ey getirmez.
35|40|De ki: Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎ً‎n‎z, ortaklar‎n‎z‎ gِrdünüz mü? Gِsterin bana! Onlar yerdeki hangi ‏eyi yaratt‎lar! Yoksa onlar‎n gِklerde mi bir ortakl‎klar‎ var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap m‎ verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayan‎yorlar? Hay‎r! O zalimler birbirlerine, aldatmadan ba‏ka bir ‏ey vâdetmiyorlar.
35|41|قüphesiz Allah gِkleri ve yeri, nizamlar‎ bozulmas‎n diye tutuyor. Andolsun ki onlar‎n nizam‎ eًer bir bozulursa, kendisinden ba‏ka hiç kimse onlar‎ tutamaz. قüphesiz O, halîmdir, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r.
35|42|Kendilerine bir uyar‎c‎ (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doًru yolda olacaklar‎na dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmi‏lerdi. Fakat onlara uyar‎c‎ (Muhammed) gelince, bu, onlar‎n haktan uzakla‏malar‎ndan ba‏ka bir ‏eyi artt‎rmad‎.
35|43|اünkü onlar yeryüzünde büyüklük tasl‎yor ve kِtü tuzaklar kuruyorlard‎. Halbuki ki‏i kazd‎ً‎ kuyuya kendi dü‏er. Onlar ِncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) ba‏kas‎n‎ m‎ bekliyorlar? Allah'‎n kanununda asla bir deًi‏me bulamazs‎n, Allah'‎n kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazs‎n.
35|44|Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden ِncekilerin sonunun nas‎l olduًunu gِrmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne gِklerde ne de yerde Allah'‎ âciz b‎rakacak bir güç vard‎r. O, bilendir, güçlüdür.
35|45|Eًer Allah, yapt‎klar‎ yüzünden insanlar‎ (hemen) cezaland‎rsayd‎, yeryüzünde hiçbir canl‎ yarat‎k b‎rakmazd‎. Fakat Allah, onlar‎ belirtilmi‏ bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Ku‏kusuz Allah, kullar‎n‎ gِrrmektedir.
36|1|Yâsîn,
36|2|Hikmet dolu Kur'an hakk‎ için,
36|3|Sen ‏üphesiz peygamberlerdensin.
36|4|Doًru yol üzerindesin.
36|5|(Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah taraf‎ndan indirilmi‏tir.
36|6|Atalar‎ uyar‎lmam‎‏, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalm‎‏ bir toplumu uyarman için indirilmi‏tir.
36|7|Andolsun ki onlar‎n çoًu gafletlerinin cezas‎n‎ hak etmi‏lerdir. اünkü onlar iman etmiyorlar.
36|8|Biz, onlar‎n boyunlar‎na halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktad‎r. Bu yüzden kafalar‎ yukar‎ kalk‎kt‎r.
36|9|ضnlerinden bir set ve arkalar‎ndan bir set çektik de onlar‎ kapatt‎k, art‎k gِremezler.
36|10|Onlar‎ uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
36|11|Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gِrmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. ف‏te bِylesini, bir maًfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
36|12|قüphesiz ِlüleri ancak biz diriltiriz. Onlar‎n yapt‎klar‎ her i‏i, b‎rakt‎klar‎ her izi yazar‎z. Biz, her ‏eyi apaç‎k bir kitapta (levh-i mahfuz'da) say‎p yazm‎‏‎zd‎r.
36|13|Onlara, ‏u ‏ehir halk‎n‎ misal getir: Hani onlara elçiler gelmi‏ti.
36|14|ف‏te o zaman biz, onlara iki elçi gِndermi‏tik. Onlar‎ yalanlad‎lar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gِnderdik. Onlar: Biz size gِnderilmi‏ Allah elçileriyiz! dediler.
36|15|Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insans‎n‎z. Rahmân, herhangi bir ‏ey indirmedi. Siz ancak yalan sِylüyorsunuz.
36|16|(Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gِnderilmi‏ elçileriz.
36|17|"Bizim vazifemiz, aç‎k bir ‏ekilde Allah'‎n buyruklar‎n‎ size tebliً etmekten ba‏ka bir ‏ey deًildir" dediler.
36|18|(Bunun üzerine onlar:) Doًrusu siz bize uًursuz geldiniz. Eًer bu i‏ten vazgeçmezseniz, andolsun sizi ta‏lar‎z. Ve bizden size mutlaka fena bir kِtülük dokunur, dediler.
36|19|Elçiler ‏ِyle cevap verdi: Sizin uًursuzluًunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uًursuzluk mudur? Bilakis, siz a‏‎r‎ giden bir milletsiniz.
36|20|Derken ‏ehrin ِbür ucundan bir adam ko‏arak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"
36|21|"Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermi‏ kimselerdir."
36|22|"Bana ne olmu‏ ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmi‏im! Halbuki, hepiniz O'na dِndürüleceksiniz."
36|23|"O'ndan ba‏ka tanr‎lar m‎ edineyim? O çok esirgeyici Allah, eًer bana bir zarar dilerse onlar‎n (putlar‎n) ‏efâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."
36|24|"ف‏te o zaman ben apaç‎k bir sap‎kl‎ً‎n içine gِmülmü‏ olurum."
36|25|"قüphesiz ben, Rabbinize inand‎m, beni dinleyin."
36|26|Ona: Cennete gir" denilince. "Ke‏ke, dedi, kavmim bilseydi!"
36|27|"Rabbimin beni baً‎‏lad‎ً‎n‎ ve beni ikrama mazhar olanlardan k‎ld‎ً‎n‎ !"
36|28|Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gِkten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de deًildik.
36|29|(Onlar‎ helâk eden) korkunç sesten ba‏ka bir ‏ey deًildi. Birdenbire sِnüverdiler.
36|30|Ne yaz‎k ‏u kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegِrsün, ille de onunla alay etmeye kalk‎‏‎rlar.
36|31|Mü‏rikler gِrmüyorlar m‎ ki, onlardan ِnce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dِnüp de bunlara gelmezler.
36|32|Elbette onlar‎n hepsi (k‎yamet gününde) kar‏‎m‎zda haz‎r bulunacaklar.
36|33|(Bu hususta) ِlü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yaًmurla hayat verdik ve ondan dane ç‎kard‎k. ف‏te onlar bundan yerler.
36|34|Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm baًlar‎ yaratt‎k ve oralarda birçok p‎narlar f‎‏k‎rtt‎k.
36|35|Ta ki, onlar‎n meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla ‏ükretmeyecekler mi?
36|36|Yerin bitirdiklerinden, insanlar‎n kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri ‏eylerden bütün çiftleri yaratan Allah'‎ tesbih ve takdis ederim.
36|37|Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü s‎y‎r‎p çekeriz de onlar karanl‎klara gِmülürler.
36|38|Güne‏, kendisi için belirlenen yerde akar (dِner). ف‏te bu, azîz ve alîm olan Allah'‎n takdiridir.
36|39|Ay için de birtak‎m menziller (yِrüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eًri hurma dal‎ gibi (hilâl) olur da geri dِner.
36|40|Ne güne‏ aya yeti‏ebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yِrüngede yüzerler.
36|41|Onlar‎n zürriyetlerini dopdolu bir gemide ta‏‎mam‎z da onlar için büyük bir ibrettir.
36|42|Onlar için, bunun gibi binecekleri ba‏ka ‏eyler de yaratt‎k.
36|43|Dilesek onlar‎ suda boًar‎z. O zaman ne onlar‎n imdad‎na ko‏an olur, ne de onlar kurtar‎l‎rlar.
36|44|Ancak bizim taraf‎m‎zdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydaland‎rmam‎z müstesnad‎r.
36|45|Onlara yapmakta olduًunuz ve yap‎p arkada b‎rakt‎ً‎n‎z i‏lerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiًinde (ald‎rmazlar).
36|46|Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmi‏lerdir.
36|47|Allah'‎n size r‎z‎k olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiًinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'‎n dilediًi takdirde doyuracaً‎ kimseleri biz mi doyuracaً‎z? Siz gerçekten apaç‎k bir sap‎kl‎k içindesiniz.
36|48|Onlar: Eًer gerçekten doًru sِylüyorsan‎z, bu tehdit ne zaman gerçekle‏ecektir? derler.
36|49|Onlar, birbirleriyle çeki‏ip dururken kendilerini ans‎z‎n yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
36|50|ف‏te o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dِnebilirler.
36|51|Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakars‎n ki onlar kabirlerinden kalk‎p ko‏arak Rablerine giderler.
36|52|(ف‏te o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kald‎rd‎? Bu, Rahmân'‎n vâdettiًidir. Peygamberler gerçekten doًru sِylemi‏ler! derler.
36|53|Olan müthi‏ bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onlar‎n hepsi hemen huzurumuzda haz‎r bulunurlar.
36|54|O gün hiçbir kimse en ufak bir haks‎zl‎ًa uًramaz. Siz orada ancak yapt‎klar‎n‎z‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ al‎rs‎n‎z.
36|55|O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
36|56|Onlar ve e‏leri gِlgeler alt‎nda tahtlara kurulurlar.
36|57|Orada onlar için her çe‏it meyve vard‎r. Bütün arzular‎ yerine getirilir.
36|58|Onlara merhametli Rabb'in sِylediًi selam vard‎r.
36|59|"Ayr‎l‎n bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"
36|60|"Ey Adem oًullar‎! Size ‏eytana tapmay‎n, çünkü o sizin apaç‎k bir dü‏man‎n‎zd‎r" demedim mi?
36|61|"Ve bana kulluk ediniz, doًru yol budur" demedim mi?
36|62|قeytan sizden pek çok milleti kand‎r‎p sapt‎rd‎. Hâla ak‎l erdiremiyor musunuz?
36|63|ف‏te, bu size vâdedilen cehennemdir.
36|64|فnkâr‎n‎z sebebiyle bugün oraya girin!
36|65|O gün onlar‎n aً‎zlar‎n‎ mühürleriz; yapt‎klar‎n‎ bize elleri anlat‎r, ayaklar‎ da ‏ahitlik eder.
36|66|Dilesek onlar‎n gِzlerini büsbütün kِr ederdik. O zaman doًru yolu bulmaya ko‏u‏urlar, ama nas‎l gِreceklerdi?
36|67|Eًer dilesek olduklar‎ yerde onlar‎n ‏ekillerini deًi‏tirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
36|68|Kime uzun ِmür verirsek biz onun geli‏mesini tersine çeviririz. Hiç dü‏ünmüyorlar m‎?
36|69|Biz ona (Peygamber'e) ‏iir ًِretmedik. Zaten ona yara‏mazd‎ da. Onun sِyledikleri, ancak Allah'tan gelmi‏ bir ًِüt ve apaç‎k bir Kur'an'd‎r.
36|70|Diri olanlar‎ uyars‎n ve kâfirler cezay‎ hak etsinler diye.
36|71|Gِrmüyorlar m‎ ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yaratt‎k. Bu sayede onlar bunlara sahip olmu‏lard‎r.
36|72|Bu hayvanlar‎ onlar‎n emrine verdik. Onlar‎n baz‎s‎n‎ binek olarak kullan‎rlar, baz‎s‎n‎ besin olarak yerler.
36|73|Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vard‎r. Hâla ‏ükretmezler mi?
36|74|Onlar, yard‎m gِreceklerini umarak Allah'tan ba‏ka ilâhlar edindiler.
36|75|Halbuki ilâhlar‎n onlara yard‎m etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yard‎ma haz‎r askerlerdir.
36|76|(Resûlüm!) O halde onlar‎n sِzleri sak‎n seni üzmesin. Ku‏kusuz biz, onlar‎n gizlemekte olduklar‎n‎ da, aç‎ًa vurduklar‎n‎ da biliyoruz.
36|77|فnsan gِrmez mi ki, biz onu meniden yaratt‎k. Bir de bak‎yorsun ki, apaç‎k dü‏man kesilmi‏.
36|78|Kendi yarat‎l‎‏‎n‎ unutarak bize kar‏‎ misal getirmeye kalk‎‏‎yor ve: "قu çürümü‏ kemikleri kim diriltecek?" diyor.
36|79|De ki: Onlar‎ ilk defa yaratm‎‏ olan diriltecek. اünkü O, her türlü yaratmay‎ gayet iyi bilir.
36|80|Ye‏il aًaçtan sizin için ate‏ ç‎karan O'dur. ف‏te siz ate‏i ondan yak‎yorsunuz.
36|81|Gِkleri ve yeri yaratan, onlar‎n benzerlerini yaratmaya kadir deًil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her ‏eyi hakk‎yla bilen yarat‎c‎d‎r.
36|82|Bir ‏ey yaratmak istediًi zaman Onun yapt‎ً‎ "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.
36|83|Her ‏eyin mülkü kendi elinde olan Allah'‎n ‏an‎ ne kadar yücedir! Siz de O'na dِneceksiniz.
37|1|Saf saf dizilenlere,
37|2|O hayk‎r‎p sürenlere,
37|3|Ve o zikir okuyanlara,
37|4|Yemin ederim ki, ilâh‎n‎z birdir.
37|5|O, hem gِklerin, yerin ve ikisi aras‎ndakilerin Rabbi, hem de doًular‎n Rabbidir.
37|6|Biz yak‎n gًِü, bir süsle, y‎ld‎zlarla süsledik.
37|7|Ve (gِkyüzünü) itaat d‎‏‎na ç‎kan her ‏eytandan koruduk.
37|8|Onlar, art‎k mele-i a'lâ'ya (yüce topluluًa) kulak veremezler. Her taraftan ta‏lan‎rlar.
37|9|Kovulup at‎l‎rlar. Ve onlar için sürekli bir azap vard‎r.
37|10|Ancak (meleklerin konu‏malar‎ndan) bir sِz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ‎‏‎k takip eder.
37|11|قimdi sor onlara! Yaratma bak‎m‎ndan onlar m‎ daha zor, yoksa bizim yaratt‎ً‎m‎z (insanlar) m‎? قüphesiz biz kendilerini yap‎‏kan bir çamurdan yaratt‎k.
37|12|Hay‎r, sen ‏a‏‎yorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
37|13|Kendilerine ًِüt verildiًi vakit ًِüt almazlar.
37|14|Bir mucize gِrseler alay ederler.
37|15|Bu ancak aç‎k bir büyüdür, derler.
37|16|"Gerçekten biz ِldüًümüz, toprak ve kemik olduًumuz zaman m‎, diriltileceًiz?"
37|17|"فlk atalar‎m‎zda m‎ (diriltilecek)?"
37|18|De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
37|19|O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onlar‎n gِzleri aç‎l‎p etrafa bakacaklar.
37|20|(Durumu gِren kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
37|21|ف‏te bu; yalanlam‎‏ olduًunuz hüküm günüdür.
37|22|(Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri, onlar‎n ayn‎ yoldaki arkada‏lar‎n‎ ve tapm‎‏ olduklar‎n‎ toplay‎n''.
37|23|''Allah'tan ba‏ka . Onlara cehennemin yolunu gِsterin''.
37|24|''Onlar‎ tutuklay‎n, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
37|25|Size ne oldu ki birbirinize yard‎m etmiyorsunuz?
37|26|Evet, onlar o gün zilletle boyun eًeceklerdir.
37|27|(ف‏te bu duruma dü‏tükleri vakit) onlardan bir k‎sm‎, diًerlerine yِnelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çal‎‏‎rlar.
37|28|(Uyanlar, uyduklar‎ adamlara:) Siz bize saًdan gelirdiniz (sûreti haktan gِrünürdünüz) derler.
37|29|(ضtekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler deًildiniz".
37|30|"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azg‎n bir toplum idiniz."
37|31|"Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiًimiz cezay‎) mutlaka tadacaً‎z."
37|32|"Biz sizi azd‎rd‎k. اünkü kendimiz de azm‎‏t‎k."
37|33|قüphesiz o gün onlar azapta ortakt‎rlar.
37|34|ف‏te biz, suçlulara bِyle yapar‎z.
37|35|اünkü onlara: Allah'tan ba‏ka tanr‎ yoktur, denildiًi zaman kibirle direnirlerdi.
37|36|"Mecnun bir ‏air için biz tanr‎lar‎m‎z‎ b‎rakacak m‎y‎z?" derlerdi.
37|37|Hay‎r! O, gerçeًi getirdi ve peygamberleri de doًrulad‎.
37|38|Ku‏kusuz siz ac‎ azab‎ tadacaks‎n‎z.
37|39|اekeceًiniz ceza yapmakta olduًunuzdan ba‏ka bir ‏eyin cezas‎ deًildir.
37|40|(Bu azaptan) Ancak Allah'‎n hâlis kullar‎ istisnâ edilecek.
37|41|Bunlar için bilinen bir r‎z‎k vard‎r.
37|42|(Türlü türlü) meyveler vard‎r. Ve onlar aً‎rlan‎rlar.
37|43|Naîm cennetlerinde .
37|44|Tahtlar üzerinde kar‏‎l‎kl‎ otururlar.
37|45|Onlara p‎nardan (doldurulmu‏) kadehler dola‏t‎r‎l‎r.
37|46|Berrakt‎r, içenlere lezzet verir.
37|47|O içkide ne sersemletme vard‎r ne de onunla sarho‏ olurlar.
37|48|Yanlar‎nda güzel bak‎‏lar‎n‎ yaln‎z onlara tahsis etmi‏, iri gِzlü e‏ler vard‎r.
37|49|Onlar, gün yüzü gِrmemi‏ yumurta gibi bembeyazd‎r.
37|50|ف‏te o zaman, birbirlerine dِnerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
37|51|فçlerinden biri: "Benim, bir arkada‏‎m vard‎" der.
37|52|Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan m‎s‎n?
37|53|Biz ِlüp kemik, sonra da toprak haline geldiًimiz zaman (diriltilip) cezalanacak m‎y‎z?
37|54|(O zât, dünyâda geçmi‏ olan hâdiseyi bu ‏ekilde anlatt‎ktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz i‏in gerçeًine vâk‎f m‎s‎n‎z? dedi.
37|55|( ف‏te o zaman konu‏an bakt‎, arkada‏‎n‎ cehennemin ortas‎nda gِrdü.
37|56|"Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
37|57|Rabbimin nimeti olmasayd‎, ‏imdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
37|58|Birinci ِlümümüz hariç, bir daha biz ِlmeyecek miyiz?
37|59|Yaln‎z ilk ِlümümüz, ba‏ka ِlüm yok ve biz azâba da uًrat‎lmayacaً‎z ha?!"
37|60|قüphesiz bu, büyük kurtulu‏tur.
37|61|اal‎‏anlar, bِylesi bir kurtulu‏ için çal‎‏s‎nlar.
37|62|قimdi ziyafet olarak, cennet ehli için an‎lan bu nimetler mi daha hay‎rl‎, yoksa zakkum aًac‎ m‎?.
37|63|Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) k‎ld‎k.
37|64|Zira o, cehennemin dibinde bitip yeti‏en bir aًaçt‎r.
37|65|Tomurcuklar‎ sanki ‏eytanlar‎n ba‏lar‎ gibidir.
37|66|(Cehennemdekiler) ondan yerler ve kar‎nlar‎n‎ ondan doldururlar.
37|67|Sonra zakkum yemeًinin üzerine onlar için, kaynar su kar‎‏t‎r‎lm‎‏ bir içki vard‎r.
37|68|Sonra kesinlikle onlar‎n dِnü‏ü, ç‎lg‎n ate‏e olacakt‎r.
37|69|Ku‏kusuz onlar atalar‎n‎ dalâlette buldular .
37|70|قimdi de kendileri onlar‎n pe‏lerinden ko‏turuyorlar.
37|71|Andolsun ki, onlardan ِnce eski milletlerin çoًu dalâlete dü‏tü.
37|72|Ku‏kusuz, biz onlara uyar‎c‎lar gِndermi‏tik.
37|73|Uyar‎lanlar‎n âk‎betinin ne olduًuna bir bak!
37|74|Allah'‎n ihlâsl‎ kullar‎ müstesna.
37|75|Andolsun, Nuh bize yalvar‎p yakard‎. Biz de duay‎ ne güzel kabul ederiz!
37|76|Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtard‎k.
37|77|Biz yaln‎z Nuh'un soyunu kal‎c‎ k‎ld‎k.
37|78|Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam b‎rakt‎k
37|79|Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun!
37|80|ف‏te biz iyileri bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
37|81|Zira o, bizim inanm‎‏ kullar‎m‎zdan idi.
37|82|Nihayet ِtekileri (inanmayanlar‎) suda boًduk.
37|83|قüphesiz فbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.
37|84|اünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
37|85|Hani o, babas‎na ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demi‏ti.
37|86|"Allah'tan ba‏ka bir tak‎m uydurma ilâhlar m‎ istiyorsunuz?"
37|87|"O halde âlemlerin Rabbi hakk‎ndaki gِrü‏ünüz nedir?"
37|88|Bunun üzerine فbrahim y‎ld‎zlara ‏ِyle bir bakt‎.
37|89|Ben hastay‎m, dedi.
37|90|Ona arkalar‎n‎ dِnüp gittiler.
37|91|Yava‏ça putlar‎n‎n yan‎na vard‎. (Oraya konmu‏ yemekleri gِrünce:) Yemiyor musunuz?
37|92|Neden konu‏muyorsunuz? dedi.
37|93|Bunun üzerine, yanlar‎na gelip saً eliyle vurdu (k‎r‎p geçirdi.)
37|94|(Putperestler) ko‏arak فbrahim'e geldiler.
37|95|فbrahim: Yonttuًunuz ‏eylere mi ibadet edersiniz!
37|96|Oysa ki sizi ve yapmakta olduklar‎n‎z‎ Allah yaratt‎, dedi.
37|97|Onun için bir bina yap‎n ve derhal onu ate‏e at‎n! dediler.
37|98|Bِylece ona bir tuzak kurmay‎ istediler. Fakat biz onlar‎ alçaklardan k‎ld‎k.
37|99|(Oradan kurtulan فbrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doًru yolu gِsterecek".
37|100|O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi.
37|101|ف‏te o zaman biz onu uslu bir oًul ile müjdeledik.
37|102|Babas‎yla beraber yürüyüp gezecek çaًa eri‏ince: Yavrucuًum! Rüyada seni boًazlad‎ً‎m‎ gِrüyorum; bir dü‏ün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babac‎ً‎m! Emrolunduًun ‏eyi yap. فn‏allah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
37|103|Her ikisi de teslim olup, onu aln‎ üzerine yat‎r‎nca:
37|104|Biz ona: " Ey فbrahim!" diye seslendik.
37|105|Rüyay‎ gerçekle‏tirdin.Biz iyileri bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
37|106|Bu, gerçekten, çok aç‎k bir imtihand‎r.
37|107|Biz, oًluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
37|108|Geriden gelecekler aras‎nda ona (iyi birnam) b‎rakt‎k:
37|109|فbrahim'e selam! dedik.
37|110|Biz iyileri bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
37|111|اünkü o, bizim mümin kullar‎m‎zdand‎r.
37|112|Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (فbrahim'e) فshak'‎ müjdeledik.
37|113|Kendisini ve فshak'‎ mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacaً‎ gibi, kendine aç‎ktan aç‎ًa kِtülük edenler de olacak.
37|114|Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
37|115|Onlar‎ ve kavimlerini o büyük s‎k‎nt‎dan kurtard‎k.
37|116|Kendilerine yard‎m ettik de galip gelen onlar oldu.
37|117|Her ikisine de apaç‎k anla‏‎lan bir kitab‎ (Tevrat'‎) verdik.
37|118|Her ikisini de doًru yola ilettik.
37|119|Sonra gelenler içinde, namlar‎na ‏unu b‎rakt‎k.
37|120|Musa ve Harun'a selam olsun.
37|121|Doًrusu biz, iyileri bِylece mükâfatland‎r‎r‎z.
37|122|قüphesiz, ikisi de mümin kullar‎m‎zdand‎.
37|123|فlyas da ‏üphe yok ki, peygamberlerdendi.
37|124|(فlyas) milletine: (Allah'a kar‏‎ gelmekten) sak‎nmaz m‎s‎n‎z?
37|125|Yaratanlar‎n en iyisini b‎rak‎p da Ba'l'e mi tapars‎n‎z? demi‏ti.
37|126|"Sizin de Rabbiniz, sizden ِnce gelen atalar‎n‎z‎n da Rabbi olan Allah'‎?"
37|127|Bunun üzerine فlyas'‎ yalanlad‎lar. Onun için onlar‎n hepsi (cehenneme) gِtürüleceklerdir.
37|128|Ancak Allah'‎n ihlâsl‎ kullar‎ müstesna.
37|129|Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün b‎rakt‎k,
37|130|"فlyas'a selâm!" dedik.
37|131|قüphesiz biz, iyileri i‏te bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
37|132|اünkü o, bizim mümin kullar‎m‎zdand‎.
37|133|Lût da elbette peygamberlerdendi.
37|134|Hani biz Lût'u ve ailesinin hepsini kurtard‎k.
37|135|Ancak geridekiler aras‎nda kalan ya‏l‎ bir kad‎n d‎‏‎nda,
37|136|Sonra diًerlerini yok ettik.
37|137|(Ey insanlar!) Siz onlar‎n yanlar‎ndan geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
37|138|Ve geceleyin. Hâla ak‎llanmayacak m‎s‎n‎z?
37|139|Doًrusu Yunus da gِnderilen peygamberlerdendi.
37|140|Hani o, dolu bir gemiye binip kaçm‎‏t‎.
37|141|Gemide olanlarla kar‏‎l‎kl‎ kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
37|142|Yunus kendini k‎nay‎p dururken onu bir bal‎k yuttu.
37|143|Eًer Allah'‎ tesbih edenlerden olmasayd‎,
37|144|Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karn‎nda kal‎rd‎.
37|145|Halsiz bir vaziyette kendisini d‎‏ar‎ ç‎kard‎k.
37|146|Ve üstüne (gِlge yapmas‎ için) kabak türünden geni‏ yaprakl‎ bir nebat bitirdik.
37|147|Onu, yüz bin veya daha çok ki‏iye peygamber olarak gِnderdik.
37|148|Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onlar‎ bir süreye kadar ya‏att‎k.
37|149|Putperestlere sor: K‎zlar Rabbinin de erkekler onlar‎n m‎?
37|150|Yoksa biz melekleri onlar‎n gِzü ِnünde k‎z olarak m‎ yaratt‎k?
37|151|Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup sِylüyorlar ki;
37|152|"Allah doًurdu" diyorlar. Onlar ‏üphesiz yalanc‎d‎rlar.
37|153|Allah, k‎zlar‎ oًullara tercih mi etmi‏!
37|154|Ne oluyor size? Nas‎l hükmediyorsunuz?
37|155|Hiç dü‏ünmüyor musunuz?
37|156|Yoksa sizin aç‎k bir deliliniz mi var?
37|157|Doًru sِzlülerden iseniz, kitab‎n‎z‎ getirin!
37|158|Allah ile cinler aras‎nda da bir soy birliًi uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine gِtürüleceklerini bilirler.
37|159|Allah, onlar‎n isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
37|160|Allah'‎n ihlâsa erdirilmi‏ kullar‎ müstesnad‎r (onlar azap gِrmeyeceklerdir).
37|161|Sizler ve tapt‎ً‎n‎z ‏eyler!
37|162|Hiçbiriniz, Allah'a kar‏‎ azd‎r‎p sapt‎ramazs‎n‎z.
37|163|Cehenneme girecek kimseden ba‏kas‎n‎.
37|164|"(Melekler ‏ِyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vard‎r."
37|165|" قüphesiz biz,orada s‎ra s‎ra dururuz."
37|166|"Ve ‏üphesiz Allah'‎ tesbih ederiz."
37|167|"Putperestler ‏ِyle diyorlard‎".
37|168|"Eًer ِncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsayd‎",
37|169|"Mutlaka Allah'‎n ihlâsl‎ kullar‎ olurduk!" .
37|170|ف‏te ‏imdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!
37|171|Andolsun ki, peygamber kullar‎m‎za sِz vermi‏izdir:
37|172|Onlar mutlaka zafere ula‏acaklard‎r.
37|173|Bizim ordumuz ‏üphesiz üstün gelecektir.
37|174|Onun için sen bir süreye kadar onlara ald‎rma.
37|175|Onlar‎n halini gِr, onlar da gِrecekler.
37|176|Azab‎m‎z‎ acele mi istiyorlar?
37|177|Azap yurtlar‎na indiًinde, uyar‎lanlar‎n (fakat yola gelmeyenlerin) sabah‎ ne kِtü olur!
37|178|Sen bir zamana kadar onlara ald‎rma.
37|179|Onlar‎n halini gِr, onlar da gِreceklerdir.
37|180|Senin izzet sahibi Rabbin, onlar‎n isnat etmekte olduklar‎ vas‎flardan yücedir, münezzehtir.
37|181|Gِnderilen bütün peygamberlere selam olsun!
37|182|Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!
38|1|Sâd. ضًüt veren Kur'an'a yemin ederim ki,
38|2|Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler.
38|3|Onlardan ِnce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki art‎k kurtulma zaman‎ deًildi.
38|4|Aralar‎ndan kendilerine bir uyar‎c‎n‎n gelmesine ‏a‏t‎lar ve kâfirler: Bu pek yalanc‎ bir sihirbazd‎r!
38|5|Tanr‎lar‎, tek tanr‎ m‎ yapt‎? Doًrusu bu tuhaf bir ‏eydir! dediler.
38|6|Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanr‎lar‎n‎za baًl‎l‎kta direnin, sizden istenen ‏üphesiz budur.
38|7|Son dinde de bunu i‏itmedik. Bu, ancak bir uydurmad‎r.
38|8|Kur'an aram‎zdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalk‎p yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'‎m hakk‎nda ‏üphe içine dü‏tüler. Hay‎r! Azab‎m‎ henüz tatmad‎lar.
38|9|Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onlar‎n yan‎nda m‎d‎r!
38|10|Yahut gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎n hükümranl‎ً‎ onlar‎n elinde midir? ضyleyse (gِklerin) yollar‎nda yükselsinler (gِrelim)!
38|11|Onlar, çe‏itli guruplardan olu‏mu‏ bir ordudur; i‏te ‏urada bozguna uًrat‎lacaklard‎r.
38|12|Onlardan ِnce Nuh kavmi, آd kavmi, kaz‎klar sahibi Firavun da, yalanlad‎lar.
38|13|Semûd, Lût kavmi ve Eyke halk‎ da (peygamberleri) yalanlad‎lar. ف‏te bunlar da (peygamberlere kar‏‎) birle‏en topluluklard‎r.
38|14|Onlar‎n her biri gِnderilen peygamberleri yalanlad‎lar da bu yüzden (kendilerine) azab‎m hak oldu.
38|15|Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
38|16|Rabbimiz! Bizim pay‎m‎z‎ hesap gününden ِnce ver, dediler.
38|17|(Resûlüm!) Onlar‎n sِylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zat‎ hat‎rla. O, hep Allah'a yِnelirdi.
38|18|Biz, daًlar‎ onun emrine vermi‏tik.Ak‏am sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.
38|19|Ku‏lar‎ da toplu halde onun emri alt‎na vermi‏tik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
38|20|Onun hükümranl‎ً‎n‎ kuvvetlendirmi‏; ona hikmet ve güzel konu‏ma vermi‏tik.
38|21|(Ey Muhammed!), Sana davac‎lar‎n haberi ula‏t‎ m‎? Mâbedin duvar‎na t‎rmanm‎‏lard‎.
38|22|Davud'un yan‎na girmi‏lerdi de Dâvud onlardan korkmu‏tu. "Korkma! Biz birbirine has‎m iki davac‎y‎z, aram‎zda adaletle hükmet, haks‎zl‎k etme; bize doًru yolu gِster" dediler.
38|23|(Onlardan biri ‏ِyle dedi:) Bu, karde‏imdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Bِyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tart‎‏mada beni yendi.
38|24|Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlar‎na katmak istemekle sana haks‎zl‎kta bulunmu‏tur. Doًrusu ortakç‎lar‎n çoًu, birbirlerinin haklar‎na tecâvüz ederler. Yaln‎z iman edip de iyi i‏ler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediًimizi sand‎ ve Rabbinden maًfiret dileyerek eًilip secdeye kapand‎, tevbe edip Allah'a yِneldi.
38|25|Sonra bu tutumundan dolay‎ onu baً‎‏lad‎k. Ku‏kusuz yan‎m‎zda onun yüksek bir makam‎ ve güzel bir geleceًi vard‎r.
38|26|Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yapt‎k. O halde insanlar aras‎nda adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'‎n yolundan sapt‎r‎r. Doًrusu Allah'‎n yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalar‎na kar‏‎l‎k çetin bir azap vard‎r.
38|27|Gًِü, yeri ve ikisi aras‎ndakileri biz bo‏ yere yaratmad‎k. Bu, inkâr edenlerin zann‎d‎r. Vay o inkâr edenlerin ate‏teki haline!
38|28|Yoksa biz, iman edip de iyi i‏ler yapanlar‎, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacaً‎z? Veya (Allah'tan) korkanlar‎ yoldan ç‎kanlar gibi mi sayacaً‎z?
38|29|(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'‎, âyetlerini dü‏ünsünler ve akl‎ olanlar ًِüt als‎nlar diye indirdik.
38|30|Biz Davud'a Süleyman'‎ verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doًrusu o, daima Allah'a yِnelirdi.
38|31|Ak‏ama doًru kendisine, üç ayaً‎n‎n üzerine durup bir ayaً‎n‎ t‎rnaً‎n‎n üzerine diken çal‎ml‎ ve safkan ko‏u atlar‎ sunulmu‏tu.
38|32|Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güne‏ batt‎. (O zaman:) Onlar‎ (atlar‎) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklar‎n‎ ve boyunlar‎n‎ s‎vazlamaya ba‏lad‎.
38|33|Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güne‏ batt‎. (O zaman:) Onlar‎ (atlar‎) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklar‎n‎ ve boyunlar‎n‎ s‎vazlamaya ba‏lad‎.
38|34|Andolsun biz Süleyman'‎ imtihan ettik. Taht‎n‎n üstüne bir ceset b‎rak‎verdik, sonra o, yine eski haline dِndü.
38|35|Süleyman: Rabbim! Beni baً‎‏la; bana, benden sonra kimsenin ula‏amayacaً‎ bir hükümranl‎k ver. قüphesiz sen, daima baً‎‏ta bulunans‎n, dedi.
38|36|Bunun üzerine biz rüzgar‎ onun emrine verdik.Onun emriyle istediًi yere yumu‏ac‎k akard‎.
38|37|Dalg‎ç ve yap‎ ustas‎ ‏eytanlar‎ da.
38|38|Ve daha diًerlerini de zincirlerde baًl‎ olarak (Onun emrine verdik.)
38|39|"ف‏te bu bizim baً‎‏‎m‎zd‎r. فster ver, ister (elinde) tut; hesaps‎zd‎r" dedik.
38|40|Doًrusu onun, bizim kat‎m‎zda büyük bir deًeri ve güzel bir yeri vard‎r.
38|41|(Resûlüm!) Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Doًrusu ‏eytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmi‏ti.
38|42|Ayaً‎n‎ yere vur! ف‏te y‎kanacak ve içilecek soًuk bir su (dedik).
38|43|Bizden bir rahmet ve olgun ak‎l sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini baً‎‏lad‎k.
38|44|Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini bِyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sab‎rl‎ (bir kul) bulmu‏tuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yِnelirdi.
38|45|(Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullar‎m‎z فbrahim, فshak ve Ya'kub'u da an.
38|46|Biz onlar‎ ِzellikle ahiret yurdunu dü‏ünen ihlâsl‎ kimseler k‎ld‎k.
38|47|Doًrusu onlar bizim kat‎m‎zda seçkin iyi kimselerdendir.
38|48|فsmail'i, Elyesa'y‎, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir.
38|49|ف‏te bu, bir hat‎rlatmad‎r. Doًrusu Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎nanlara güzel bir gelecek vard‎r.
38|50|Kap‎lar‎ yaln‎zca kendilerine aç‎lm‎‏ Adn cennetleri vard‎r.
38|51|Onlar koltuklara yaslan‎p kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.
38|52|Yanlar‎nda, e‏lerinden ba‏kas‎na bakmayan, kendilerine ya‏‎t güzeller vard‎r.
38|53|ف‏te, hesap günü için size vâdolunan ‏eyler bunlard‎r.
38|54|قüphesiz bu, bizim verdiًimiz r‎z‎kt‎r. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.
38|55|Bu bِyle; ama azg‎nlara kِtü bir gelecek vard‎r.
38|56|Onlar cehenneme girecekler. Oras‎ ne kِtü bir kalma yeridir.
38|57|ف‏te bu; kaynar su ve irindir. Onu tats‎nlar
38|58|Buna benzer daha türlü türlü ba‏kalar‎ da vard‎r.
38|59|(فnkârc‎lar‎n liderlerine:) ف‏te bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiًin de, liderler:) Onlar rahat yüzü gِrmesin (derler) Onlar mutlaka ate‏e gireceklerdir.
38|60|(Liderlere uyanlar ise:) Hay‎r, as‎l siz rahat yüzü gِrmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kِtü bir yerdir! derler.
38|61|Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim ِnümüze kim getirdiyse onun ate‏teki azab‎n‎ iki kat art‎r! derler.
38|62|(فnkârc‎lar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kِtülerden sayd‎ً‎m‎z kimseleri burada niçin gِrmüyoruz?
38|63|Alaya ald‎ً‎m‎z onlar deًil miydi? Yoksa (buradalar da) onlar‎ gِzden mi kaç‎rd‎k?
38|64|ف‏te bu, cehennem ehlinin tart‎‏mas‎, ‏üphesiz bir gerçektir.
38|65|(Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyar‎c‎y‎m. Tek ve kahhâr olan Allah'tan ba‏ka bir tanr‎ yoktur.
38|66|Gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎n Rabbi (olan Allah) üstündür, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r.
38|67|De ki: "Bu büyük bir haberdir."
38|68|"Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
38|69|Onlar orada tart‎‏‎rken benim mele-i a'lâ hakk‎nda hiçbir bilgim yoktu.
38|70|Ben ancak apaç‎k bir uyar‎c‎ olduًum için bana vahyolunuyor.
38|71|Rabbin meleklere demi‏ti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacaً‎m.
38|72|Onu tamamlay‎p, içine de ruhumdan üfürdüًüm zaman, derhal ona secdeye kapan‎n!
38|73|Bütün melekler toptan secde ettiler.
38|74|Yaln‎z فblis secde etmedi. O büyüklük taslad‎ ve kâfirlerden oldu.
38|75|Allah! Ey فblis! فki elimle yaratt‎ً‎ma secde etmekten seni meneden nedir? Bِbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.
38|76|فblis: Ben ondan hay‎rl‎y‎m! Beni ate‏ten yaratt‎n, onu çamurdan yaratt‎n, dedi.
38|77|Allah: ا‎k oradan (cennetten)! Sen art‎k kovulmu‏ birisin.
38|78|Ve ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.
38|79|فblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
38|80|Allah: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.''
38|81|"O bilinen güne kadar" buyurdu.
38|82|فblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onlar‎n hepsini mutlaka azd‎racaً‎m."
38|83|"Ancak onlardan ihlâsl‎ kullar‎n hariç" dedi.
38|84|Allah buyurdu ki, "O doًru ben hep doًruyu sِylerim."
38|85|"Mutlaka sen ve sana uyanlar‎n hepsiyle cehennemi dolduracaً‎m!."
38|86|(Resûlüm!) De ki: Buna kar‏‎l‎k ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduًundan ba‏ka türlü gِrünenlerden de deًilim.
38|87|Bu Kur'an, ancak âlemler için bir ًِüttür.
38|88|Onun verdiًi haberin doًruluًunu bir zaman sonra çok iyi ًِreneceksiniz.
39|1|Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah kat‎ndan indirilmi‏tir.
39|2|(Resûlüm!) قüphesiz ki Kitab'‎ sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has k‎larak (ihlâs ile) kulluk et.
39|3|Dikkat et, hâlis din yaln‎z Allah'‎nd‎r. O'nu b‎rak‎p kendilerine bir tak‎m dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yakla‏t‎rs‎nlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doًrusu Allah, ayr‎l‎ًa dü‏tükleri ‏eylerde aralar‎nda hüküm verecektir. قüphesiz Allah, yalanc‎ ve inkârc‎ kimseyi doًru yola iletmez.
39|4|Eًer Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yaratt‎klar‎ndan dilediًini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah't‎r.
39|5|Allah, gِkleri ve yeri hak ile yaratt‎. Geceyi gündüzün üzerine ِrtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sar‎yor. Güne‏i ve ay‎ emri alt‎na alm‎‏t‎r. Her biri belli bir süreye kadar ak‎p gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok baً‎‏layand‎r.
39|6|Allah sizi bir tek nefisten (آdem'den) yaratt‎, sonra ondan da e‏ini yaratt‎. Sizin için hayvanlardan sekiz e‏ meydana getirdi. Sizi de annelerinizin kar‎nlar‎nda üç katl‎ karanl‎k içinde çe‏itli safhalardan geçirerek yarat‎yor. ف‏te bu yarat‎c‎, Rabbiniz Allah't‎r. Mülk O'nundur. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. ضyleyken nas‎l oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?
39|7|Eًer inkâr ederseniz, ‏üphesiz Allah, size muhtaç deًildir. Bununla beraber O, kullar‎n‎n küfrüne raz‎ olmaz. Eًer ‏ükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diًerinin günah‎n‎ çekmez. Nihayet hepinizin dِnüp gidi‏i, Rabbinizedir. Yapt‎klar‎n‎z‎ O size haber verir. اünkü O, kalplerde olan her‏eyi hakk‎yla bilendir.
39|8|فnsan‎n ba‏‎na bir s‎k‎nt‎ gelince, Rabbine yِnelerek O'na yalvar‎r. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, ِnceden yalvarm‎‏ olduًunu unutur. Allah'‎n yolundan sapt‎rmak için O'na e‏ler ko‏ar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eًlenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!
39|9|Yoksa geceleyin secde ederek ve k‎yamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarc‎ gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doًrusu ancak ak‎l sahipleri bunlar‎ hakk‎yla dü‏ünür.
39|10|(Resûlüm!) Sِyle: Ey inanan kullar‎m! Rabbinize kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vard‎r. Allah'‎n (yaratt‎ً‎) yeryüzü geni‏tir. Yaln‎z sabredenlere, mükâfatlar‎ hesaps‎z ِdenecektir.
39|11|De ki: Bana, dini Allah'a hâlis k‎larak O'na kulluk etmem emrolundu.
39|12|Bana müslümanlar‎n ilki olmam emrolundu.
39|13|De ki: Rabbime kar‏‎ gelirsem, doًrusu büyük günün azab‎ndan korkar‎m.
39|14|De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.
39|15|(Ey Allah'a e‏ ko‏anlar!): Siz de O'ndan ba‏ka dilediًinize tap‎n! De ki: Gerçekten hüsrana uًrayanlar, k‎yamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlard‎r. Bilesiniz ki, bu apaç‎k hüsrand‎r.
39|16|Onlar‎n üstlerinde ate‏ten tabakalar, altlar‎nda da (ِyle) tabakalar var. ف‏te Allah kullar‎n‎ bununla korkutuyor. Ey kullar‎m! Yaln‎zca benden korkun.
39|17|Tâًut'a kulluk etmekten kaç‎n‎p, Allah'a yِnelenlere müjde vard‎r. Kullar‎m‎ müjdele:
39|18|O kullar‎m‎ ki, onlar sِzü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. ف‏te onlar, Allah'‎n doًru yola ilettiًi kimselerdir. Gerçek ak‎l sahipleri de onlard‎r.
39|19|(Resûlüm!) Hakk‎nda azap hükmü gerçekle‏mi‏ kimseyi ve ate‏te olan‎ sen mi kurtaracaks‎n!
39|20|Fakat Rablerinden sak‎nanlara, üstüste yap‎lm‎‏, altlar‎ndan ‎rmaklar akan kِ‏kler vard‎r. Bu, Allah'‎n verdiًi sِzdür. Allah, verdiًi sِzden caymaz.
39|21|Gِrmedin mi? Allah gِkten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerle‏tirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yeti‏tiriyor. Sonra onlar kurur da sapsar‎ olduklar‎n‎ gِrürsün. Sonra da onu kuru bir k‎r‎nt‎ yapar. قüphesiz bunlarda ak‎l sahipleri için bir ًِüt vard‎r.
39|22|Allah kimin gِnlünü فslâm'a açm‎‏sa o, Rabbinden bir nûr üzerinde deًil midir? Allah'‎ anmak hususunda kalpleri kat‎la‏m‎‏ olanlara yaz‎klar olsun! ف‏te bunlar apaç‎k bir sap‎kl‎k içindedirler.
39|23|Allah sِzün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve b‎k‎lmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlar‎n, bu Kitab'‎n etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gِnülleri Allah'‎n zikrine ‎s‎n‎p yumu‏ar. ف‏te bu Kitap, Allah'‎n, dilediًini kendisiyle doًru yola ilettiًi hidayet rehberidir. Allah kimi de sapt‎r‎rsa art‎k ona yol gِsteren olmaz.
39|24|K‎yamet gününde yüzünü azab‎n ‏iddetinden korumaya çal‎‏an kimse (kendini ondan emin k‎lan gibi) midir? Zalimlere "Kazand‎ً‎n‎z‎ tad‎n!" denilir.
39|25|Onlardan ِncekiler (peygamberleri) yalanlad‎lar da fark‎na varmad‎klar‎ bir yerden onlara azap çatt‎.
39|26|Bu suretle Allah, dünya hayat‎nda onlara rezilliًi tatt‎rd‎. Ahiret azab‎ daha büyüktür. Ke‏ke bunu bilselerdi!
39|27|Andolsun ki biz, ًِüt als‎nlar diye, bu Kur'an'da insanlara. her türlü misali verdik.
39|28|Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.
39|29|Allah, çeki‏ip duran birçok ortaklar‎n sahip olduًu bir adam (kِle) ile yaln‎z bir ki‏iye baًl‎ olan bir adam‎ misal olarak verir. Bu ikisi e‏it midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlar‎n çoًu bilmezler.
39|30|Muhakkak sen de ِleceksin, onlar da ِlecekler.
39|31|Sonra ‏üphesiz, siz de k‎yamet günü, Rabbinizin huzurunda davala‏acaks‎n‎z.
39|32|Allah'a kar‏‎ yalan uyduran, kendisine gelen gerçeًi (Kur'an'‎) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde deًil mi?
39|33|Doًruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, i‏te kِtülükten sak‎nanlar onlard‎r.
39|34|Onlar için Rableri yan‎nda diledikleri her ‏ey vard‎r. ف‏te bu, iyilik edenlerin mükâfat‎d‎r.
39|35|Bِylece Allah, onlar‎n geçmi‏te yapt‎klar‎ en kِtü hareketleri bile ِrtecek ve yapt‎klar‎n‎n en güzeline denk olarak mükâfatlar‎n‎ verecektir.
39|36|Allah kuluna kâfi deًil midir? Seni O'ndan ba‏kalar‎yla korkutuyorlar. Allah, kimi sapt‎r‎rsa art‎k onun yolunu doًrultacak biri yoktur.
39|37|Allah kime de hidayet ederse, art‎k onu sapt‎racak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam al‎c‎ deًil midir?
39|38|Andolsun ki onlara: Gِkleri ve yeri kim yaratt‎? diye sorsan, elbette "Allah't‎r" derler. De ki: ضyleyse bana sِyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎n‎z, O'nun verdiًi zarar‎ giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini ِnleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayan‎rlar.
39|39|De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yap‎n; doًrusu ben de yapacaً‎m! Art‎k yak‎nda bileceksiniz!".
39|40|"Kendisini rezil edecek azap kime geleceًini, ve sürekli bir azab‎n kimin üzerine konaca‎n‎."
39|41|(Resûlüm)! قüphesiz biz bu Kitab'‎ sana, insanlar için hak olarak indirdik. Art‎k kim doًru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapm‎‏ olur. Sen onlar‎n üzerinde vekil deًilsin.
39|42|Allah, ِlenin ِlüm zaman‎ gelince, ِlmeyenin de uykusunda iken canlar‎n‎ al‎r da ِlümüne hükmettiًi can‎ al‎r, ِtekini muayyen bir vakte kadar b‎rak‎r. قüphe yok ki, bunda iyi dü‏ünecek bir kavim için ibretler vard‎r.
39|43|Yoksa onlar Allah'tan ba‏kas‎n‎ ‏efaatç‎lar m‎ edindiler? De ki: Onlar hiçbir ‏eye güç yetiremezler ve ak‎l erdiremezlerse de mi (قefaatç‎ edineceksiniz)?
39|44|De ki: Bütün ‏efâat Allah'‎nd‎r. Gِklerin ve yerin hükümranl‎ً‎ O'nundur. Sonra O'na dِndürüleceksiniz.
39|45|Allah, tek olarak an‎ld‎ً‎ zaman, ahirete inanmayanlar‎n içlerine s‎k‎nt‎ basar. Ama Allah'tan ba‏kas‎ an‎ld‎ً‎ zaman hemen yüzleri güler.
39|46|De ki: Ey gِkleri ve yeri yaratan, gizliyi de a‏ikâr‎ da bilen Allah! Kullar‎n‎n aras‎nda, ayr‎l‎ًa dü‏tükleri ‏eyin hükmünü ancak sen vereceksin.
39|47|Eًer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsayd‎, k‎yamet gününde azab‎n fenal‎ً‎ndan (kurtulmak için) elbette bunlar‎ fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, آllah taraf‎ndan, hiç hesaba katmad‎klar‎ ‏eyler ortaya ç‎km‎‏t‎r.
39|48|Onlar‎n kazand‎klar‎ kِtülükler (o gün) aç‎ًa ç‎km‎‏, alaya ald‎klar‎ ‏ey, kendilerini sarm‎‏t‎r.
39|49|فnsana bir zarar dokunduًu zaman bize yalvar‎r. Sonra, kendisine taraf‎m‎zdan bir nimet verdiًimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolay‎ verilmi‏tir" der. Hay‎r o, bir imtihand‎r, fakat çoklar‎ bilmezler.
39|50|Bunu onlardan ِncekiler de sِylemi‏ti; ama kazand‎klar‎ ‏eyler onlara fayda vermedi.
39|51|Bunun için yapt‎klar‎ kِtülüklerin vebali onlar‎ yakalad‎. Bunlardan da zulmedenlerin i‏ledikleri kِtülükler, ba‏lar‎na gelecektir. Bu hususta Allah'‎ âciz b‎rakamazlar.
39|52|Bilmiyorlar m‎ ki Allah, r‎zk‎ dilediًine bol bol verir, dilediًinden de k‎sar. قüphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vard‎r.
39|53|De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi a‏an kullar‎m! Allah'‎n rahmetinden ümit kesmeyin! اünkü Allah bütün günahlar‎ baً‎‏lar. قüphesiz ki O, çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
39|54|Size azap gelip çatmadan ِnce Rabbinize dِnün, O'na teslim olun, sonra size yard‎m edilmez.
39|55|Siz fark‎nda olmadan, ans‎z‎n ba‏‎n‎za azap gelmezden ِnce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun.
39|56|Ki‏inin: Allah'a kar‏‎ a‏‎r‎ gitmemden dolay‎ bana yaz‎klar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceًi günden sak‎n‎n)!
39|57|Yahut ‏ِyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sak‎nanlardan olurdum".
39|58|Veya azab‎ gِrdüًünde: Ke‏ke benim için bir kez (dِnmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!" demesinden.
39|59|Hay‎r (dِnemeyeceksin)! آyetlerim sana gelmi‏ti de sen onlar‎ yalanlam‎‏, büyüklük taslam‎‏ ve inkârc‎lardan olmu‏tun.
39|60|K‎yamet gününde Allah hakk‎nda yalan sِyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduًunu gِrürsün. Kibirlenenlerin kalacaً‎ yer cehennemde deًil midir?
39|61|Allah, takvâ sahiplerini kurtulu‏a erdirir. Onlara hiçbir fenal‎k dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar.
39|62|Allah her ‏eyin yarat‎c‎s‎d‎r. O, her ‏eye vekîldir.
39|63|Gِklerin ve yerin anahtarlar‎ (mutlak hükümranl‎ً‎) O'nundur. Allah'‎n âyetlerini inkâr edenler var ya, i‏te onlar hüsrana uًrayanlard‎r.
39|64|De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan ba‏kas‎na kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?
39|65|(Resûlüm!) قüphesiz sana da senden ِncekilere de ‏ِyle vahyolunmu‏tur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak ko‏arsan, i‏lerin mutlaka bo‏a gider ve hüsranda kalanlardan olursun!
39|66|Hay‎r! Yaln‎z Allah'a kulluk et ve ‏ükredenlerden ol.
39|67|Onlar Allah'‎ hakk‎yla tan‎y‎p bilemediler. K‎yamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundad‎r. Gِkler O'nun kudret eliyle dürülmü‏ olacakt‎r. O, mü‏riklerin ortak ko‏malar‎ndan yüce ve münezzehtir.
39|68|Sûr'a üflenince, Allah'‎n diledikleri müstesna olmak üzere gِklerde ve yerde ne varsa hepsi ِlecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne gِresin, onlar ayaًa kalkm‎‏ bak‎yorlar!
39|69|Yeryüzü, Rabbinin nûru ile ayd‎nlan‎r, kitap konulur, peygamberler ve ‏ahitler getirilir ve aralar‎nda hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.
39|70|Herkes ne yapt‎ysa, kar‏‎l‎ً‎ tastamam verilir. Allah, onlar‎n yapt‎klar‎n‎ en iyi bilendir.
39|71|O küfredenler, bِlük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kap‎lar‎ aç‎l‎r, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavu‏acaً‎n‎z‎ ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sِzü kâfirlerin üzerine hak olmu‏tur.
39|72|Onlara: فçinde ebedî kalacaً‎n‎z cehennemin kap‎lar‎ndan girin; kibirlenenlerin yeri ne kِtü! denilir.
39|73|Rablerine kar‏‎ gelmekten sak‎nanlar ise, bِlük bِlük cennete sevk edilir, oraya var‎p da kap‎lar‎ aç‎ld‎ً‎nda bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Art‎k ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.
39|74|Onlar: Bize verdiًi sِzde sad‎k olan ve bizi, dilediًimiz yerinde oturacaً‎m‎z bu cennet yurduna vâris k‎lan Allah'a hamdolsun. فyi amelde bulunanlar‎n mükâfat‎ ne güzelmi‏! derler.
39|75|Melekleri gِrürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ar‏'‎n etraf‎n‎ ku‏atm‎‏lard‎r. Art‎k aralar‎nda adaletle hükmolunmu‏ ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmi‏tir.
40|1|Hâ. Mîm.
40|2|Bu Kitap mutlak galip, hakk‎yla bilen, lütuf sahibi Allah taraf‎ndan indirilmi‏tir.
40|3|O, günah‎ baً‎‏layan, tevbeyi kabul eden, azab‎ çetin,lütuf sahibi Allah'tand‎r ki. O'ndan ba‏ka hiçbir ilâh yoktur, dِnü‏ ancak O'nad‎r.
40|4|فnkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah'‎n âyetleri hakk‎nda tart‎‏maz. Onlar‎n ‏ehirlerde (rahatl‎kla) gezip dola‏mas‎ seni aldatmas‎n.
40|5|Onlardan ِnce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmi‏ti. Bât‎l‎ hakk‎n yerine koymak için mücadele etmi‏lerdi. Bunun üzerine ben onlar‎ k‎sk‎vrak yakalad‎m. ف‏te, cezaland‎rmam‎n nas‎l olduًunu gِr!
40|6|فnkâr edenlerin cehennem ehli olduklar‎na dair Rabbinin sِzü bِylece gerçekle‏ti.
40|7|Ar‏'‎ yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de baً‎‏lanmas‎n‎ isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her ‏eyi ku‏atm‎‏t‎r. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri baً‎‏la, onlar‎ cehennem azab‎ndan koru! (derler).
40|8|Rabbimiz! Onlar‎ da, onlar‎n atalar‎ndan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlar‎ da kendilerine vâdettiًin Adn cennetlerine koy. قüphesiz azîz ve hakîm olan sensin!
40|9|Bir de onlar‎, her türlü kِtülüklerden koru. O gün sen kimi kِtülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmi‏ olursun. Bu en büyük kurtulu‏tur.
40|10|فnkâr edenlere ‏ِyle seslenilir: Allah'‎n gazab‎, sizin kendinize olan kِtülüًünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.
40|11|Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa ِldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlar‎m‎z‎ itiraf ettik. Bir daha (bu ate‏ten) ç‎kmaya yol var m‎d‎r? derler.
40|12|(Onlara denir ki:) ف‏te bunun sebebi ‏udur: Tek Allah'a ibadete çaًr‎ld‎ً‎ zaman inkâr edersiniz. O'na ortak ko‏ulunca (bunu) tasdik edersiniz. Art‎k hüküm, yücelerin yücesi Allah'‎nd‎r.
40|13|Size âyetlerini gِsteren, sizin için gِkten r‎z‎k indiren O'dur. Allah'a yِnelenden ba‏kas‎ ibret almaz.
40|14|Haydi, kâfirlerin ho‏una gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâsl‎ olarak dua edin!
40|15|Dereceleri yükselten, Ar‏'‎n sahibi Allah, kavu‏ma günüyle korkutmak için kullar‎ndan dilediًine iradesiyle ilgili vahyi indirir.
40|16|O gün onlar (kabirlerinden) meydana ç‎karlar. Onlar‎n hiçbir ‏eyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranl‎k kimindir? Kahhâr olan tek Allah'‎nd‎r.
40|17|Bugün herkese kazand‎ً‎n‎n kar‏‎l‎ً‎ verilir. Bugün haks‎zl‎k yoktur. قüphesiz Allah, hesab‎ çarçabuk gِrendir.
40|18|Yakla‏an gün hususunda onlar‎ uyar! اünkü o onda deh‏et içinde yutkunurken yürekleri aً‎zlar‎na gelmi‏tir. Zalimlerin ne dostu ne de sِzü dinlenir ‏efaatç‎s‎ vard‎r.
40|19|Allah, gِzlerin hain bak‎‏‎n‎ ve kalplerin gizlediًini bilir.
40|20|Allah, adaletle hükmeder. O'nu b‎rak‎p tapt‎klar‎ ise, hiçbir ‏eye hükmedemezler. قüphesiz Allah, hakk‎yla i‏iten ve gِrendir.
40|21|Onlar, yeryüzünde gezip dola‏mad‎lar m‎ ki, kendilerinden ِncekilerin âk‎betinin nas‎l olduًunu gِrsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yِnünden bunlardan daha da üstündüler. Bِyleyken Allah onlar‎ günahlar‎ yüzünden yakalad‎. Onlar‎ Allah'‎n gazab‎ndan koruyan da olmad‎.
40|22|Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaç‎k mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalay‎verdi. Doًrusu O, kuvvetlidir; azab‎ da pek çetindir.
40|23|Andolsun ki biz Musa'y‎ mucizelerimiz ve apaç‎k hüccetle, gِnderdik.
40|24|Firavun'a,Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu, çok yalanc‎ bir sihirbazd‎r! "dediler.
40|25|ف‏te o (Musa), taraf‎m‎zdan kendilerine hakk‎ getirince: Onunla beraber iman edenlerin oًullar‎n‎ ِldürün, kad‎nlar‎ saً b‎rak‎n! dediler. Ama kâfirlerin tuzaً‎ elbette bo‏a ç‎kar.
40|26|Firavun: B‎rak‎n beni, dedi. Musa'y‎ ِldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvars‎n! اünkü ben onun, dininizi deًi‏tireceًinden, yahut yeryüzünde fesat ç‎karacaً‎ndan korkuyorum.
40|27|Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize s‎ً‎nd‎m, dedi.
40|28|Firavun ailesinden olup, iman‎n‎ gizleyen bir mümin adam ‏ِyle dedi: Siz bir adam‎ "Rabbim Allah't‎r" diyor diye ِldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaç‎k mucizeler getirmi‏tir. Eًer o yalanc‎ ise yalan‎ kendisinedir. Eًer doًru sِylüyorsa sizi tehdit ettiًinin (azâb‎n), bir k‎sm‎ olsun gelip size çatar. قüphesiz Allah, haddi a‏an, yalanc‎ kimseyi doًru yola eri‏tirmez.
40|29|Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranl‎k sizindir. Ama Allah'‎n azab‎ bize gelip çatarsa, kim bize yard‎m eder? Firavun: Ben size kendi gِrü‏ümü sِylüyorum ve yine size ancak doًru yolu gِsteriyorum dedi.
40|30|فman etmi‏ olan dedi ki : "Ey kavmim! Doًrusu ben ben üzerinize ِnceki topluluklar‎n günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum."
40|31|"Nuh kavminin, آd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullar‎na bir zulüm dileyecek deًildir."
40|32|"Ey kavmim! Gerçekten sizin için o baًr‎‏‎p çaًr‎‏ma gününden, korkuyorum.
40|33|"O gün arkan‎za dِnüp kaçacaks‎n‎z.Fakat sizi Allah'tan (O'nun azab‎ndan) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi sapt‎r‎rsa, art‎k onu doًru yola iletecek de yoktur."
40|34|Andolsun ki, (Musa'dan) ِnce Yusuf da size aç‎k deliller getirmi‏ti ve onun size getirdiًi ‏eyler hakk‎nda ‏üphe edip durmu‏tunuz. Nihayet o vefat edince "Allah ondan sonra peygamber gِndermez" dediniz. ف‏te Allah o a‏‎r‎ giden ‏üphecileri bِyle sapt‎r‎r.
40|35|Kendilerine gelmi‏ hiçbir delil olmad‎ً‎ halde Allah'‎n âyetleri hakk‎nda mücadele edenler gerek Allah yan‎nda, gerekse iman edenler yan‎nda büyük bir nefretle kar‏‎lan‎r. Allah, büyüklük taslayan her zorban‎n kalbini i‏te bِyle mühürler.
40|36|Firavun:" Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara eri‏irim."
40|37|"Gِklerin yollar‎na eri‏irim de Musa'n‎n Tanr‎s‎'n‎ gِrürüm! Doًrusu ben onu, yalanc‎ san‎yorum, dedi. Bِylece Firavun'a, yapt‎ً‎ kِtü i‏ süslü gِsterildi ve yoldan sapt‎r‎ld‎. Firavun'un tuzaً‎ tamamen bo‏a ç‎kt‎.
40|38|O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi doًru yola gِtüreceًim.
40|39|Ey kavmim! قüphesiz bu dünya hayat‎, geçici bir eًlencedir. Ama ahiret, gerçekten kal‎nacak yurttur.
40|40|Kim bir kِtülük i‏lerse, onun kadar ceza gِrür. Kim de kad‎n veya erkek, mümin olarak faydal‎ bir i‏ yaparsa i‏te onlar, cennete girecekler, orada onlara hesaps‎z r‎z‎k verilecektir.
40|41|Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulu‏a çaً‎r‎yorum, siz beni ate‏e çaً‎r‎yorsunuz.
40|42|Siz beni, Allah'‎ inkâr etmeye ve hiç tan‎mad‎ً‎m nesneleri O'na ortak ko‏maya çaً‎r‎yorsunuz. Ben ise sizi, azîz ve çok baً‎‏layan Allah'a davet ediyorum.
40|43|Gerçek ‏u ki, sizin beni davet ettiًiniz ‏eyin dünyada da ahirette de davete deًer bir taraf‎ yoktur. Dِnü‏ümüz Allah'ad‎r, a‏‎r‎ gidenler de ate‏ ehlinin kendileridir.
40|44|Size sِylediklerimi yak‎nda hat‎rlayacaks‎n‎z. Ben i‏imi Allah'a havale ediyorum. قüphesiz Allah, kullar‎n‎ çok iyi gِrendir.
40|45|Nihayet Allah, onlar‎n kurduklar‎ tuzaklar‎n kِtülüklerinden bu zat‎ korudu, Firavun'un kavmini ise kِtü azap ku‏at‎verdi.
40|46|Onlar sabah ak‏am o ate‏e sokulurlar. K‎yametin kopacaً‎ gün de: Firavun ailesini azab‎n en çetinine sokun (denilecek)!
40|47|(Kâfirler) ate‏in içinde birbirleriyle çeki‏irlerken zay‎f olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymu‏tuk. قimdi ate‏in biraz‎n‎ bizden savabilir misiniz? derler.
40|48|O büyüklük taslayanlar ise: Doًrusu hepimiz bunun içindeyiz. قüphe yok ki Allah kullar‎ aras‎nda vereceًi hükmü verdi, derler.
40|49|Ate‏te bulunanlar cehennem bekçilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azab‎ hafifletsin! diyecekler.
40|50|(Bekçiler:) Size peygamberleriniz aç‎k aç‎k deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevab‎n‎ verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvar‎n, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarmas‎ bo‏unad‎r.
40|51|قüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayat‎nda, hem ‏ahitlerin ‏ahitlik edecekleri günde yard‎m ederiz.
40|52|O gün zalimlere, ِzür dilemeleri hiçbir fayda saًlamaz. Art‎k lânet de onlar‎nd‎r, kِtü yurt da onlar‎nd‎r!
40|53|Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve فsrailoًullar‎na, o Kitab'‎ miras b‎rakt‎k.
40|54|O, ak‎l sahipleri için bir ًِüt ve doًruluk rehberidir.
40|55|(Resûlüm!) قimdi sen sabret. اünkü Allah'‎n vâdi gerçektir. Günah‎n‎n baً‎‏lanmas‎n‎ iste. Ak‏am-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
40|56|Kendilerine gelmi‏ kesin bir delil olmaks‎z‎n, Allah'‎n âyetleri hakk‎nda münaka‏a edenler var ya, hiç ‏üphe yok ki, onlar‎n kalplerinde, asla yeti‏emeyecekleri bir büyüklük hevesinden ba‏ka bir ‏ey yoktur. Sen Allah'a s‎ً‎n. Ku‏kusuz O, i‏iten ve gِrendir.
40|57|Elbette gِklerin ve yerin yarat‎lmas‎, insanlar‎n yarat‎lmas‎ndan daha büyük bir ‏eydir. Fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
40|58|Kِrle gِren, inan‎p iyi amellerde bulunanla kِtülük yapan bir olmaz. Ne kadar az dü‏ünüyorsunuz!
40|59|K‎yamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç ‏üphe yoktur. Fakat insanlar‎n çoًu buna inanmazlar.
40|60|Rabbiniz ‏ِyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. اünkü bana ibadeti b‎rak‎p büyüklük taslayanlar a‏aً‎lanarak cehenneme gireceklerdir.
40|61|فçinde dinlenesiniz diye geceyi, gِrmeniz için de gündüzü yaratan Allah't‎r. قüphesiz Allah, insanlara kar‏‎ lütufkârd‎r. Fakat insanlar‎n çoًu ‏ükretmezler.
40|62|ف‏te O, her ‏eyin yarat‎c‎s‎ olan Rabbiniz Allah'd‎r. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. O halde nas‎l olup da dِndürülüyorsunuz!
40|63|Allah'‎n âyetlerini inatla inkâr edenler i‏te (haktan) bِyle dِndürülür.
40|64|Yeri sizin için yerle‏im alan‎, gًِü de bir bina k‎lan, size ‏ekil verip de ‏eklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle r‎z‎kland‎ran Allah't‎r. ف‏te Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
40|65|O daima diridir; O'ndan ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur. O halde dinde ihlâsl‎ ve samimi ki‏iler olarak O'na dua edin. Her türlü ِvgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
40|66|(Resûlüm)! De ki: Bana Rabbimden apaç‎k deliller gelince, sizin Allah'‎ b‎rak‎p o tapt‎klar‎n‎za kulluk etmem bana yasakland‎ ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
40|67|Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (a‏‎lanm‎‏ yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak ç‎karan, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çaًa eri‏meniz, sonra da ihtiyarlaman‎z -ki içinizden daha ِnce vefat edenler de vard‎r- ve belli bir vakte ula‏man‎z için sizi ya‏atan O'dur. Umulur ki dü‏ünürsünüz.
40|68|O, hem dirilten hem de ِldürendir. O, herhangi bir i‏in olmas‎n‎ dilediًi zaman yaln‎z "Ol!" der, o da oluverir.
40|69|Allah'‎n âyetleri hakk‎nda tart‎‏anlara bakmad‎n m‎? Nas‎l dِndürülüyorlar (onu tasdike yana‏m‎yorlar)!
40|70|Onlar, Kitab'‎ ve peygamberlerimize gِnderdiklerimizi yalanlayanlard‎r. Onlar yak‎nda (gerçeًi) anlayacaklar!
40|71|O zaman boyunlar‎nda demir halkalar ve zincirler olduًu halde, sürüklenecekler,
40|72|Kaynar suda,sonra da ate‏te yak‎lacaklard‎r.
40|73|Sonra onlara: Allah'‎ b‎rak‎p da ko‏tuًunuz ortaklar nerededir? denilecek.
40|74|O Allah'tan ba‏ka (tapt‎klar‎n‎z). Onlar da:"Bizden uzakla‏t‎lar, zaten biz ِnceleri hiçbir ‏eye tapm‎yorduk", diyecekler.ف‏te Allah kâfirleri bِyle ‏a‏‎rt‎r.
40|75|Bu, sizin yeryüzünde haks‎z olarak ‏‎marman‎zdan ve a‏‎r‎ derecede sevinip bِbürlenmenizden ِtürüdür.
40|76|فçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kap‎lar‎ndan girin! Kibirlenenlerin dِnüp gidecekleri yer ne çirkindir!
40|77|Onun için (Resûlüm), sen sabret! قüphesiz Allah'‎n vâdi gerçektir. Onlara sِz verdiًimiz azab‎n bir k‎sm‎n‎ ya sana gِsteririz, yahut seni daha ِnce vefat ettiririz. Nas‎l olsa onlar bize dِneceklerdir.
40|78|Andolsun, senden ِnce de peygamberler gِnderdik. Onlardan sana k‎ssalar‎n‎ anlatt‎ً‎m‎z kimseler de var, durumlar‎n‎ sana bildirmediًimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'‎n izni olmaks‎z‎n herhangi bir âyeti kendiliًinden getiremez. Allah'‎n emri gelince de hak uygulan‎r ve o zaman bât‎l‎ seçenler hüsrana uًrayacaklard‎r.
40|79|Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanlar‎ yaratand‎r.
40|80|Onlarda sizin için daha nice faydalar vard‎r. Gِnüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ula‏‎rs‎n‎z. Onlar‎n ve gemilerin üstünde ta‏‎n‎rs‎n‎z.
40|81|Allah size âyetlerini gِsteriyor. قimdi, Allah'‎n âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
40|82|Onlar yeryüzünde gezip dola‏mad‎lar m‎ ki, kendilerinden ِncekilerin sonu nas‎l olmu‏tur, gِrsünler! ضncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bak‎m‎ndan da daha saًlam idiler. Fakat kazand‎klar‎ ‏eyler onlara asla fayda vermemi‏tir.
40|83|Peygamberleri onlara apaç‎k bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (be‏eri) bilgiye güvendiler (onu alaya ald‎lar). Alaya ald‎klar‎ ‏ey kendilerini boًuverdi.
40|84|Art‎k o çetin azab‎m‎z‎ gِrdükleri zaman: Allah'a inand‎k ve O'na ortak ko‏tuًumuz ‏eyleri inkâr ettik, derler.
40|85|Fakat azab‎m‎z‎ gِrdükleri zaman imanlar‎ kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'‎n kullar‎ hakk‎nda süregelen âdeti budur. ف‏te o zaman kâfirler hüsrana uًrayacaklard‎r.
41|1|Hâ. Mîm.
41|2|(Kur'an) rahmân ve rahîm olan Allah kat‎ndan indirilmi‏tir.
41|3|(Bu,) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak aç‎klanm‎‏ bir kitapt‎r.
41|4|Bu kitap müjdeleyici ve uyar‎c‎d‎r. Fakat onlar‎n çoًu yüz çevirdi. Art‎k dinlemezler.
41|5|Ve dediler ki: Bizi çaً‎rd‎ً‎n ‏eye kar‏‎ kalplerimiz kapal‎d‎r. Kulaklar‎m‎zda da bir aً‎rl‎k vard‎r. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktad‎r. Onun için sen (istediًini) yap, biz de yapmaktay‎z!
41|6|De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insan‎m. Bana ilâh‎n‎z‎n bir tek فlâh olduًu vahy olunuyor. Art‎k O'na yِnelin, O'ndan maًfiret dileyin. Ortak ko‏anlar‎n vay haline!
41|7|Onlar zekât‎ vermezler; ahireti inkâr edenler de onlard‎r.
41|8|قüphesiz iman edip iyi i‏ yapanlar için tükenmeyen bir mükâfat vard‎r.
41|9|De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratan‎ inkâr edip O'na ortaklar m‎ ko‏uyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.
41|10|O, yeryüzüne sabit daًlar yerle‏tirdi. Orada bereketler yaratt‎ ve orada tam dِrt günde isteyenler için fark gِzetmeden g‎dalar takdir etti.
41|11|Sonra duman halinde olan gًِe yِneldi, ona ve yerküreye: فsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. فkisi de "فsteyerek geldik" dediler.
41|12|Bِylece onlar‎, iki günde yedi gِk olarak yaratt‎ ve her gًِe gِrevini vahyetti. Ve biz, yak‎n semây‎ kandillerle donatt‎k, bozulmaktan da koruduk. ف‏te bu, azîz, alîm Allah'‎n takdiridir.
41|13|Eًer onlar yüz çevirirlerse de ki: ف‏te sizi Ad ve Semûd'un ba‏‎na gelen kas‎rgaya benzer bir kas‎rgaya kar‏‎ uyar‎yorum!
41|14|Peygamberler onlara: ضnlerinden ve arkalar‎ndan gelerek Allah'tan ba‏kas‎na kulluk etmeyin, dedikleri zaman, "Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gِnderilen ‏eyleri inkâr ediyoruz" demi‏lerdi.
41|15|Ad kavmine gelince, yeryüzünde haks‎z yere büyüklük taslad‎lar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'‎n, onlardan daha kuvvetli olduًunu gِrmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlard‎.
41|16|Bundan dolay‎ biz de onlara dünya hayat‎nda zillet azâb‎n‎ tatt‎rmak için o uًursuz günlerde soًuk bir rüzgâr gِnderdik. Ahiret azab‎ elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yard‎m da edilmez.
41|17|Semûd'a gelince onlara doًru yolu gِsterdik, ama onlar kِrlüًü doًru yola tercih ettiler. Bِylece yapmakta olduklar‎ kِtülükler yüzünden alçalt‎c‎ azab‎n y‎ld‎r‎m‎ onlar‎ çarpt‎.
41|18|فnananlar‎ kurtard‎k. Onlar (Allah'tan) korkuyorlard‎.
41|19|Allah'‎n dü‏manlar‎, ate‏e sürülmek üzere topland‎klar‎ gün, hepsi bir araya getirilirler.
41|20|Nihayet oraya geldikleri zaman kulaklar‎, gِzleri ve derileri, i‏ledikleri ‏eye kar‏‎ onlar‎n aleyhine ‏ahitlik edecektir.
41|21|Derilerine: Niçin aleyhimize ‏ahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her ‏eyi konu‏turan Allah, bizi de konu‏turdu. فlk defa sizi o yaratm‎‏t‎r. Yine O'na dِndürülüyorsunuz, derler.
41|22|Siz ne kulaklar‎n‎z‎n, ne gِzlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize ‏ahitlik etmesinden sak‎nm‎yordunuz, yapt‎klar‎n‎zdan çoًunu Allah'‎n bilmeyeceًini san‎yordunuz.
41|23|Rabbiniz hakk‎nda beslediًiniz zan var ya, i‏te sizi o mahvetti ve ziyana uًrayanlardan oldunuz.
41|24|قimdi eًer dayanabilirlerse, onlar‎n yeri ate‏tir. Ve eًer (tekrar dünyaya dِnüp Allah'‎) ho‏nut etmek isterlerse, memnun edilecek deًillerdir.
41|25|Biz onlara birtak‎m arkada‏lar musallat ettik de onlar ِnlerinde ve arkalar‎nda ne varsa hepsini bunlara süslü gِsterdiler. Kendilerinden ِnce gelip geçmi‏ olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmu‏tur. Ku‏kusuz onlar hüsrana dü‏enlerdi.
41|26|فnkâr edenler: Bu Kur'an'‎ dinlemeyin, okunurken gürültü yap‎n. Umulur ki bast‎r‎rs‎n‎z, dediler.
41|27|O inkâr edenlere ‏iddetli bir azab‎ tatt‎racaً‎z ve onlar‎ yapt‎klar‎n‎n en kِtüsüyle cezaland‎racaً‎z.
41|28|ف‏te bu, Allah dü‏manlar‎n‎n cezas‎, ate‏tir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolay‎, orada onlara ceza olarak ebedî kalacaklar‎ yurt (cehennem) vard‎r.
41|29|Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi sapt‎ranlar‎ bize gِster de a‏aً‎lanm‎‏lardan olsunlar diye onlar‎ ayaklar‎m‎z‎n alt‎na alal‎m! diyecekler.
41|30|قüphesiz, Rabbimiz Allah't‎r deyip, sonra dosdoًru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmay‎n, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.
41|31|Biz dünya hayat‎nda da, ahirette de sizin dostlar‎n‎z‎z.Orada sizin için canlar‎n‎z‎n çektiًi her ‏ey var ve istediًiniz her ‏ey orada sizin için haz‎rd‎r.
41|32|Gafûr ve rahîm olan Allah'‎n ikram‎ olarak.
41|33|(فnsanlar‎) Allah'a çaً‎ran, iyi i‏ yapan ve "Ben müslümanlardan‎m" diyenden kimin sِzü daha güzeldir?
41|34|فyilikle kِtülük bir olmaz, Sen (kِtülüًü) en güzel bir ‏ekilde ِnle. O zaman seninle aras‎nda dü‏manl‎k bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.
41|35|Buna (bu güzel davran‎‏a) ancak sabredenler kavu‏turulur; buna ancak (hay‎rdan) büyük nasibi olan kimse kavu‏turulur.
41|36|Eًer ‏eytandan gelen kِtü bir dü‏ünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a s‎ً‎n. اünkü O, i‏iten, bilendir.
41|37|Gece ve gündüz, güne‏ ve ay O'nun âyetlerindendir. Eًer Allah'a ibadet etmek istiyorsan‎z, güne‏e de aya da secde etmeyin. Onlar‎ yaratan Allah'a secde edin!
41|38|Eًer insanlar büyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yan‎nda bulunan (melekler) hiç usanmadan, gece gündüz O'nu tesbih ederler.
41|39|Senin yeryüzünü kupkuru gِrmen de Allah'‎n âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiًimiz zaman, harekete geçip kabar‎r. Ona can veren, elbette ِlüleri de diriltir. O, her ‏eye kadirdir.
41|40|إyetlerimiz hakk‎nda doًruluktan ayr‎l‎p eًriliًe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ate‏in içine at‎lan m‎ daha iyidir, yoksa k‎yamet günü güvenle gelen mi? Dilediًinizi yap‎n! Ku‏kusuz O, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrmektedir.
41|41|Kendilerine Kitap geldiًinde onu inkâr edenler (‏üphesiz bunun sonucuna katlanacaklard‎r). Halbuki o, e‏siz bir kitapt‎r.
41|42|Ona ِnünden de ard‎ndan da bât‎l gelemez. O, hikmet sahibi, çok ِvülen Allah'tan indirilmi‏tir.
41|43|(Resûlüm!) Sana sِylenen, senden ِnceki peygamberlere sِylenmi‏ olandan ba‏ka bir ‏ey deًildir. Elbette ki senin Rabbin, hem maًfiret sahibi hem de ac‎ bir azap sahibidir.
41|44|Eًer biz onu, yabanc‎ dilden bir Kur'an k‎lsayd‎k, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatl‎ ‏ekilde aç‎klanmal‎ deًil miydi? Arab'a yabanc‎ dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doًru yolu gِsteren bir k‎lavuzdur ve ‏ifad‎r. فnanmayanlara gelince, onlar‎n kulaklar‎nda bir aً‎rl‎k vard‎r ve Kur'an onlara kapal‎d‎r. (Sanki) onlara uzak bir yerden baً‎r‎l‎yor (da Kur'an'da ne sِylendiًini anlam‎yorlar.)
41|45|Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎ verdik, onda da ayr‎l‎ًa dü‏üldü. Eًer Rabbinden bir sِz geçmi‏ olmasayd‎, aralar‎nda derhal hükmedilirdi (i‏leri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakk‎nda derin bir ‏üphe içindedirler.
41|46|Kim iyi bir i‏ yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kِtülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici deًildir.
41|47|K‎yamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi d‎‏‎nda hiçbir meyve (çekirdeًi) kabuًunu yar‎p ç‎kamaz, hiçbir di‏i gebe kalmaz ve doًurmaz. Allah onlara: Ortaklar‎m nerede! diye seslendiًi gün: Buna dair bizden hiçbir ‏ahit olmad‎ً‎n‎ sana arzederiz, derler.
41|48|Bِylece ِnceden yalvar‎p durduklar‎ onlardan uzakla‏m‎‏t‎r. Kendilerinin kaçacak yerleri olmad‎ً‎n‎ anlam‎‏lard‎r.
41|49|فnsan hay‎r istemekten usanmaz. Fakat kendisine bir kِtülük dokunursa hemen ümitsizliًe dü‏er, üzülüverir.
41|50|Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tatt‎r‎rsak: Bu, benim hakk‎md‎r, k‎yametin kopacaً‎n‎ sanm‎yorum, Rabbime dِndürülmü‏ olsam bile muhakkak O'nun kat‎nda benim için daha güzel ‏eyler vard‎r, der. Biz, inkâr edenlere yapt‎klar‎n‎ mutlaka haber vereceًiz ve muhakkak onlara aً‎r azaptan tatt‎racaً‎z.
41|51|فnsana bir nimet verdiًimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona bir ‏er dokunduًu zaman da yalvar‎p durur.
41|52|De ki: Ne dersiniz, eًer o (Kur'an), Allah taraf‎ndan ise siz de onu inkâr etmi‏seniz o zaman (haktan) uzak bir aynl‎ًa dü‏enden daha sap‎k kim vard‎r?
41|53|فnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi gِstereceًiz ki onun (Kur'an'‎n) gerçek olduًu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her ‏eye ‏ahit olmas‎, yetmez mi?
41|54|Dikkat edin; onlar, Rablerine kavu‏ma konusunda ‏üphe içindedirler. Bilesiniz ki O, her ‏eyi (ilmiyle) ku‏atm‎‏t‎r.
42|1|Hâ. Mîm.
42|2|Ayn. Sîn. Kaf.
42|3|Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden ِncekilere i‏te bِyle vahyeder.
42|4|Gِklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.
42|5|Neredeyse yukar‎lar‎ndan gِkler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için maًfiret diliyorlar. فyi bilin ki Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
42|6|Allah'tan ba‏ka dostlar edinenleri Allah daima gِzetlemektedir. Sen onlara vekil deًilsin.
42|7|قehirlerin anas‎ (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanlar‎ uyarman ve asla ‏üphe olmayan toplanma günüyle onlar‎ korkutman için, sana bِyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (فnsanlar‎n) bir bِlümü cennette, bir bِlümü de ç‎lg‎n alevli cehennemdedir.
42|8|Allah dileseydi onlar‎ bir tek millet yapard‎. Fakat O, dilediًini rahmetine kavu‏turur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yard‎mc‎s‎ yoktur.
42|9|Yoksa onlar Allah'tan ba‏ka dostlar m‎ edindiler? Halbuki dost yaln‎z Allah't‎r. O ِlüleri diriltir, her ‏eye kadirdir.
42|10|Ayr‎l‎ًa dü‏tüًünüz herhangi bir ‏eyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. ف‏te, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayand‎m ve O'na yِnelirim.
42|11|O, gِkleri ve yeri yoktan yaratand‎r. Size kendinizden e‏ler, hayvanlardan da (kendilerine) e‏ler yaratm‎‏t‎r. Bu suretle çoًalman‎z‎ saًlam‎‏t‎r. O'nun benzeri hiçbir ‏ey yoktur. O i‏itendir, gِrendir.
42|12|Gِklerin ve yerin anahtarlar‎ O'nundur. Dilediًine r‎zk‎ bol verir, dilediًinden de k‎sar. O, her ‏eyi bilendir.
42|13|"Dini ayakta tutun ve onda ayr‎l‎ًa dü‏meyin" diye Nuh'a tavsiye ettiًini, sana vahyettiًimizi, فbrahim'e, Musa'ya ve فsa'ya tavsiye ettiًimizi Allah size de din k‎ld‎. Fakat kendilerini çaً‎rd‎ً‎n bu (din), Allah'a ortak ko‏anlara aً‎r geldi. Allah dilediًini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yِneleni de doًru yola iletir.
42|14|Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralar‎ndaki çekememezlik yüzünden ayr‎l‎ًa dü‏tüler. Eًer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sِzü geçmi‏ olmasayd‎, aralar‎nda hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris k‎l‎nanlar da onun hakk‎nda derin bir ‏üphe içindedirler.
42|15|ف‏te onun için sen (tevhide) dâvet et ve emrolunduًun gibi dosdoًru ol. Onlar‎n heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'‎n indirdiًi Kitab'a inand‎m ve aran‎zda adaleti gerçekle‏tirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim i‏lediklerimiz bize, sizin i‏ledikleriniz de sizedir. Aram‎zda tart‎‏‎labilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dِnü‏ de O'nad‎r. (آyette Hz. Peygamber in insanlar‎ davet edeceًi prensipler aç‎klan‎rken, uyacaً‎ esaslar da beyan edilmi‏tir. Buna gِre davete devam edilecek, inanma yanlar‎n teklifve ‎srarlar‎ dinlenmeyecektir.)
42|16|Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakk‎nda tart‎‏maya girenlerin delilleri, Rableri kat‎nda bo‏tur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vard‎r.
42|17|Kitab'‎ ve mizan‎ hak olarak indiren Allah't‎r. Ne biliyorsun, belki de k‎yamet saati yak‎nd‎r!
42|18|Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmas‎n‎ isterler. فnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduًunu bilirler. فyi bilin ki, k‎yamet günü hakk‎nda tart‎‏anlar derin bir sap‎kl‎k içindedirler.
42|19|Allah kullar‎na lütufkârd‎r, dilediًini r‎z‎kland‎r‎r. O kuvvetlidir, güçlüdür.
42|20|Kim ahiret kazanc‎n‎ istiyorsa, onun kazanc‎n‎ artt‎r‎r‎z. Kim de dünya kâr‎n‎ istiyorsa ona da dünyadan bir ‏eyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.
42|21|Yoksa onlar‎n, Allah'‎n izin vermediًi bir dini getiren ortaklar‎ m‎ var? Eًer erteleme sِzü olmasayd‎, derhal aralar‎nda hüküm verilirdi. قüphesiz zalimlere can yak‎c‎ bir azap vard‎r.
42|22|Yapt‎klar‎ ‏eyler ba‏lar‎na gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini gِreceksin. فman edip iyi i‏ler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yan‎nda onlara diledikleri her ‏ey vard‎r. ف‏te büyük lütuf budur.
42|23|ف‏te Allah'‎n, iman eden ve iyi i‏ler yapan kullar‎na müjdelediًi nimet budur. Deki: Ben buna kar‏‎l‎k sizden akrabal‎k sevgisinden ba‏ka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik i‏lerse onun sevab‎n‎ fazlas‎yla veririz. قüphesiz Allah baً‎‏layan, ‏ükrün kar‏‎l‎ً‎n‎ verendir.
42|24|Yoksa onlar, (senin için) Allah'a kar‏‎ yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bât‎l‎ yok eder; sِzleriyle hakk‎ ortaya koyar. قüphesiz O, kalplerde olanlar‎ bilendir.
42|25|O, kullar‎n‎n tevbesini kabul eden, kِtülükleri baً‎‏layan ve yapt‎klar‎n‎z‎ bilendir.
42|26|Allah, iman edip iyi i‏ler yapanlar‎n tevbesini kabul eder, lütfundan onlara, fazlas‎n‎ verir. Kâfirlere gelince, onlara da çetin bir azap vard‎r.
42|27|Allah kullar‎na r‎zk‎ bol bol verseydi, yeryüzünde azarlard‎. Fakat O, (r‎zk‎) dilediًi ِlçüde indirir. اünkü O, kullar‎n‎n haberini aland‎r, onlar‎ gِrendir.
42|28|O, (insanlar) umutlar‎n‎ kestikten sonra, yaًmuru indiren, rahmetini her tarafa yayand‎r. O, hakiki dosttur, ِvülmeye lây‎k oland‎r.
42|29|Gِkleri, yeri ve bunlar‎n içine yay‎p ürettiًi canl‎lar‎ yaratmas‎ da O'nun delillerindendir. O dilediًi zaman bunlar‎ biraraya toplamaya da kadirdir.
42|30|Ba‏‎n‎za gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle i‏ledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoًunu affeder.
42|31|Yeryüzünde (O'nu) âciz b‎rakamazs‎n‎z. Allah'tan ba‏ka bir dostunuz ve bir yard‎mc‎n‎z da yoktur.
42|32|Denizde daًlar gibi ak‎p gidenler (gemiler) de O'nun (varl‎ً‎n‎n) delillerindendir.
42|33|Dilerse O, rüzgâr‎ durdurur,da onun (denizin) üstünde kalakal‎rlar. Elbette bunda çok sabreden, çok ‏ükreden herkes için ibretler vard‎r.
42|34|Yahut yapt‎klar‎ yüzünden onlar‎ helâk eder. Birçoًunu da affeder (kurtar‎r).
42|35|Bِylece âyetlerimiz üzerinde tart‎‏anlar, kendilerine kaçacak bir yer olmad‎ً‎n‎ bilsinler.
42|36|Size verilen ‏ey, yaln‎zca dünya hayat‎n‎n geçimliًidir. Allah'‎n yan‎nda bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayan‎p güvenenler içindir.
42|37|Onlar, büyük günahlardan ve hayas‎zl‎ktan kaç‎n‎rlar; k‎zd‎klar‎ zaman da kusurlar‎ baً‎‏larlar.
42|38|Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namaz‎ k‎larlar. Onlar‎n i‏leri, aralar‎nda dan‎‏ma iledir. Kendilerine verdiًimiz r‎z‎ktan da harcarlar.
42|39|Bir haks‎zl‎ًa uًrad‎klar‎ zaman, yard‎mla‏‎rlar.
42|40|Bir kِtülüًün cezas‎, ona denk bir kِtülüktür. Kim baً‎‏lar ve bar‎‏‎ saًlarsa, onun mükâfat‎ Allah'a aittir. Doًrusu O, zalimleri sevmez.
42|41|Kim zulme uًrad‎ktan sonra hakk‎n‎ al‎rsa, art‎k onlara yap‎lacak bir ‏ey yoktur.
42|42|Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haks‎z yere ta‏k‎nl‎k edenlere ceza vard‎r. ف‏te ac‎kl‎ azap bunlarad‎r.
42|43|Kim sabreder ve affederse ‏üphesiz bu hareketi, yap‎lmaya deًer i‏lerdendir.
42|44|Allah kimi sapt‎r‎rsa, bundan sonra art‎k onun hiçbir dostu yoktur. Azab‎ gِrdüklerinde zalimlerin: Dِnecek bir yol var m‎? dediklerini gِrürsün.
42|45|Ate‏e arz olunurlarken onlar‎n, zilletten ba‏lar‎n‎ ِne eًerek gِz ucuyla gizli gizli bakt‎klar‎n‎ gِreceksin. فnananlar da: ف‏te as‎l ziyana uًrayanlar, k‎yamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlard‎r, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
42|46|Onlar‎n Allah'tan ba‏ka kendilerine yard‎m edecek hiçbir dostlar‎ yoktur. Allah kimi sapt‎r‎rsa art‎k onun kurtulu‏a ç‎kan bir yolu yoktur.
42|47|Allah'tan, geri çevrilmesi imkâns‎z bir gün gelmezden ِnce, Rabbinize uyun. اünkü o gün, hiçbiriniz s‎ً‎nacak yer bulamazs‎n‎z, itiraz da edemezsiniz.
42|48|Eًer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onlar‎n üzerine bekçi gِndermedik. Sana dü‏en sadece duyurmakt‎r. Biz insana kat‎m‎zdan bir rahmet tatt‎rd‎ً‎m‎z zaman ona sevinir. Ama elleriyle yapt‎klar‎ yüzünden ba‏lar‎na bir kِtülük gelirse, i‏te o zaman insan pek nankِrdür!
42|49|Gِklerin ve yerin mülkü Allah'‎nd‎r. Dilediًini yarat‎r; dilediًine k‎z çocuklar‎, dilediًine de erkek çocuklar‎ bah‏eder.
42|50|Yahut onlar‎, hem erkek hem de k‎z çocuklar‎ olmak üzere çift verir. Dilediًini de k‎s‎r k‎lar. O, her ‏eyi bilendir, her ‏eye gücü yetendir.
42|51|Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkas‎ndan konu‏ur, yahut bir elçi gِnderip izniyle ona dilediًini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.
42|52|ف‏te bِylece sana da emrimizle Kur'an'‎ vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullar‎m‎zdan dilediًimizi kendisiyle doًru yola eri‏tirdiًimiz bir nur k‎ld‎k. قüphesiz ki sen doًru bir yolu gِstermektesin.
42|53|(O yol) gِklerin ve yerin sahibi olan Allah'‎n yoludur. Dikkat edin, bütün i‏ler sonunda Allah'a dِner.
43|1|Hâ. Mîm.
43|2|Apaç‎k Kitab'a andolsun ki ,
43|3|Biz, anlay‎p dü‏ünmeniz için onu Arapça bir Kur'an k‎ld‎k.
43|4|O, kat‎m‎zda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitapt‎r.
43|5|Siz, haddi a‏an kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz m‎ geçelim?
43|6|Daha ِnceki milletlere nice peygamberler gِndermi‏tik.
43|7|Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya al‎rlard‎.
43|8|Biz bunlardan daha zorba olanlar‎ da helâk ettik. Nitekim ِncekilerde ِrneًi geçmi‏tir.
43|9|Andolsun ki, onlara gِkleri ve yeri kim yaratt‎? diye sorsan; "Onlar‎ ‏üphesiz güçlü olan, her ‏eyi bilen Allah yaratt‎" derler.
43|10|O, size yeri be‏ik k‎lm‎‏ ve doًru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratm‎‏t‎r.
43|11|Gِkten bir ِlçüye gِre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ِlü memlekete hayat veririz. ف‏te siz de bِylece (mezarlar‎n‎zdan) ç‎kar‎lacaks‎n‎z.
43|12|Bütün çiftleri O yaratm‎‏t‎r. Ve size bineceًiniz gemiler ve hayvanlar vâr etti.
43|13|Ki,bِylece onlar‎n s‎rt‎na binip üzerlerine yerle‏ince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
43|14|Biz ‏üphesiz Rabbimize dِneceًiz (demelisiniz).
43|15|Ama onlar, kullar‎ndan bir k‎sm‎n‎, O'nun bir cüzü k‎ld‎lar. Gerçekten insan apaç‎k bir nankِrdür.
43|16|Yoksa Allah, yaratt‎klar‎ndan k‎zlar‎ kendisine ald‎ da oًullar‎ size mi ay‎rd‎?!
43|17|Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiًi k‎z çocuًuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
43|18|Süs içinde yeti‏tirilip sava‏ edemeyecek olan‎ m‎ istemiyorlar? (Onlar‎ Allah'‎n parças‎ m‎ say‎yorlar?)
43|19|Onlar, Rahmân'‎n kullar‎ olan melekleri de di‏i sayd‎lar. Acaba meleklerin yarat‎l‎‏lar‎n‎ m‎ gِrmü‏ler? Onlar‎n bu ‏ahitlikleri yaz‎lacak ve sorguya çekileceklerdir.
43|20|Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazd‎k. Onlar‎n bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan sِylüyorlar.
43|21|Yoksa bundan ِnce onlara bir kitap verdik de ona m‎ tutunuyorlar?
43|22|Hay‎r! "Sadece, biz babalar‎m‎z‎ bir din üzerinde bulduk, biz de onlar‎n izinde gidiyoruz" derler.
43|23|Senden ِnce de hangi memlekete uyar‎c‎ gِndermi‏sek mutlaka oran‎n varl‎kl‎lar‎: Babalar‎m‎z‎ bir din üzerinde bulduk, biz de onlar‎n izlerine uyar‎z, derlerdi.
43|24|Ben size, babalar‎n‎z‎ üzerinde bulduًunuz (din)den daha doًrusunu getirmi‏sem (yine mi bana uymazs‎n‎z)? deyince, dediler ki: Doًrusu biz sizinle gِnderilen ‏eyi inkâr ediyoruz.
43|25|Biz de onlardan intikam ald‎k. Bak, yalanlayanlar‎n sonu nas‎l oldu?
43|26|Bir zaman فbrahim, babas‎na ve kavmine demi‏ti ki: Ben sizin tapt‎klar‎n‎zdan uzaً‎m.
43|27|Ben yaln‎z beni yaratana tapar‎m. اünkü O, beni doًru yola iletecektir.
43|28|Bu sِzü, ard‎ndan geleceklere devaml‎ kalacak bir miras olarak b‎rakt‎ ki, insanlar (onun dinine) dِnsünler.
43|29|Doًrusu bunlar‎ da atalar‎n‎ da kendilerine hak ve onu aç‎klayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
43|30|Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tan‎m‎yoruz, dediler.
43|31|Ve dediler ki: Bu Kur'an iki ‏ehirden bir büyük adama indirilse olmaz m‎yd‎?
43|32|Rabbinin rahmetini onlar m‎ payla‏t‎r‎yorlar? Dünya hayat‎nda onlar‎n geçimliklerini aralar‎nda biz payla‏t‎rd‎k. Birbirlerine i‏ gِrdürmeleri için kimini ِtekine derecelerle üstün k‎ld‎k. Rabbinin rahmeti onlar‎n biriktirdikleri ‏eylerden daha hay‎rl‎d‎r.
43|33|قayet insanlar‎n küfürde birle‏mi‏ bir tek ümmet olmas‎ (tehlikesi) bulunmasayd‎, Rahmân'‎ inkâr edenlerin evlerinin tavanlar‎n‎ ve ç‎kacaklar‎ merdivenleri gümü‏ten yapard‎k.
43|34|Evlerinin kap‎lar‎n‎ ve üzerine yaslanacaklar‎ koltuklar‎ da (hep gümü‏ten yapard‎k).
43|35|Ve onlar‎ zinetlere boًard‎k. Bütün bunlar sadece dünya hayat‎n‎n geçimliًidir. Ahiret ise, Rabbinin kat‎nda, Allah'‎n azab‎ndan sak‎n‎p rahmetine s‎ً‎nanlara mahsustur.
43|36|Kim Rahmân'‎ zikretmekten gafil olursa, yan‎ndan ayr‎lmayan bir ‏eytan‎ ona musallat ederiz.
43|37|قüphesiz bu ‏eytanlar onlar‎ doًru yoldan al‎koyarlar da onlar, kendilerinin doًru yolda olduklar‎n‎ san‎rlar.
43|38|O ‏eytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkada‏‎na: Ke‏ke benimle senin aranda doًu ile bat‎ aras‎ kadar uzakl‎k olsayd‎, ne kِtü arkada‏m‎‏s‎n! der.
43|39|Zulmettiًiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. اünkü siz, azapta ortaks‎n‎z.
43|40|(Resûlüm!) Saً‎rlara sen mi i‏ittireceksin; yahut kِrleri ve apaç‎k sap‎kl‎kta olanlar‎ doًru yola sen mi ileteceksin?
43|41|Biz seni onlardan al‎p gِtürsek de yine onlardan intikam al‎r‎z.
43|42|Yahut onlara vâdettiًimiz azab‎, sana gِsteririz. اünkü bizim onlara gücümüz yeter.
43|43|Sen, sana vahyedilene s‎ms‎k‎ sar‎l. قüphesiz sen, dosdoًru yoldas‎n.
43|44|Doًrusu Kur'an, sana ve kavmine bir ًِüttür. فleride ondan sorumlu tutulacaks‎n‎z.
43|45|Senden ِnce gِnderdiًimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan ba‏ka tap‎lacak tanr‎lar (edinin diye) emretmi‏ miyiz?
43|46|Andolsun biz Musa'y‎ âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlar‎na gِndermi‏tik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demi‏ti.
43|47|Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermi‏lerdi.
43|48|Onlara gِsterdiًimiz her bir âyet (mucize) diًerinden daha büyüktü. Doًru yola dِnsünler diye onlar‎ azaba uًratt‎k.
43|49|Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiًi ahde gِre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz art‎k doًru yola gireceًiz.
43|50|Fakat biz onlardan azab‎ kald‎r‎nca, sِzlerinden dِnüverdiler.
43|51|Firavun kavmine seslendi ve ‏ِyle dedi: "Ey kavmim! M‎s‎r mülkü ve alt‎mdan ak‎p giden ‏u ‎rmaklar benim deًil mi? Hâla gِrmüyor musunuz?"
43|52|"Yoksa ben, kendisi zay‎f ve neredeyse sِz anlatamayacak durumda bulunan ‏u adamdan daha hay‎rl‎ deًil miyim?"
43|53|"Ona alt‎n bilezikler verilmeli veya yan‎nda ona yard‎mc‎ melekler gelmeli deًil miydi?"
43|54|Firavun kavmini aldatt‎; onlar da kendisine boyun eًdiler. Onlar yoldan ç‎km‎‏ bir kavimdir.
43|55|Bِylece bizi ِfkelendirince onlardan intikam ald‎k, hepsini suda boًduk.
43|56|Onlar‎, sonradan gelenlerin geçmi‏i ve bir ibret ِrneًi k‎ld‎k.
43|57|Meryem oًlu فsa, bir misal olarak anlat‎l‎nca senin kavmin hemen baًr‎‏maya ba‏lad‎lar.
43|58|Bizim tanr‎lar‎m‎z m‎ hay‎rl‎, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tart‎‏mak için sِylediler. Doًrusu onlar kavgac‎ bir toplumdur.
43|59|O, sadece kendisine nimet verdiًimiz ve فsrailoًullar‎na ِrnek k‎ld‎ً‎m‎z bir kuldur.
43|60|Eًer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yarat‎rd‎k.
43|61|قüphesiz ki o (فsa), k‎yametin (ne zaman kopacaً‎n‎n) bilgisidir. Ondan hiç ‏üphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoًru yoldur.
43|62|Sak‎n ‏eytan sizi yoldan çevirmesin. اünkü o, sizin için apaç‎k bir dü‏mand‎r.
43|63|فsa, aç‎k delillerle geldiًi zaman demi‏ti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayr‎l‎ًa dü‏tüًünüz ‏eylerden bir k‎sm‎n‎ size aç‎klamak için geldim. ضyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
43|64|اünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. ف‏te bu, doًru yoldur.
43|65|Ama aralar‎ndan ç‎kan guruplar, bir ihtilâfa dü‏tüler. Ac‎ bir günün azab‎ kar‏‎s‎nda vay o zulmedenlerin haline!
43|66|Onlar fark‎nda deًillerken k‎yamet gününün kendilerine ans‎z‎n gelmesinden ba‏ka bir ‏ey mi bekliyorlar?
43|67|O gün, Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎nanlar d‎‏‎nda, dost olanlar (bile) birbirlerine dü‏man kesilirler.
43|68|Ey kullar‎m! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
43|69|Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullar‎m)idiler.
43|70|Siz ve e‏leriniz, aً‎rlanm‎‏ olarak cennete giriniz!
43|71|Onlara alt‎n tepsiler ve kadehler dola‏t‎r‎l‎r. Orada canlar‎n‎n istediًi, gِzlerinin ho‏land‎ً‎ her ‏ey vard‎r. Ve siz, orada ebedî kalacaks‎n‎z.
43|72|"ف‏te yapt‎klar‎n‎za kar‏‎l‎k size miras verilen cennet budur."
43|73|" Orada sizin için bol bol meyveler vard‎r, onlardan yersiniz" denilir.
43|74|قüphesiz suçlular cehennem azab‎nda devaml‎ kalacaklar.
43|75|Azaplar‎ hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtulu‏tan ümit kesmi‏lerdir.
43|76|Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
43|77|Ey Mâlik! Rabbin bizim i‏imizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz bِyle kalacaks‎n‎z! der.
43|78|Andolsun biz size hakk‎ getirdik, fakat çoًunuz haktan ho‏lanm‎yorsunuz.
43|79|Yoksa (mü‏rikler) bir i‏e kesin karar m‎ verdiler? Doًrusu biz de kararl‎y‎z!
43|80|Yoksa onlar, bizim kendilerinin s‎rlar‎n‎ ve gizli konu‏malar‎n‎ i‏itmediًimizi mi san‎yorlar? Hay‎r, ِyle deًil; yanlar‎ndaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktad‎rlar.
43|81|De ki : Eًer Rahmân'‎n bir çocuًu olsayd‎, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
43|82|Gِklerin ve yerin Rabbi, Ar‏'‎n da Rabbi olan Allah onlar‎n vas‎fland‎rmalar‎ndan yücedir, münezzehtir.
43|83|Sen b‎rak onlar‎, kendilerine sِz verilen günlerine kavu‏uncaya kadar bât‎la dals‎nlar, oynaya dursunlar.
43|84|Gِkteki فlâh da, yerdeki فlâh da O'dur. O, hakîmdir, her ‏eyi bilendir.
43|85|Gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunan her ‏eyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! K‎yamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na dِndürüleceksiniz.
43|86|Allah'‎ b‎rak‎p da tapt‎klar‎ putlar, ‏efâat edemezler. Ancak bilerek hakka ‏ahitlik edenler bunun d‎‏‎ndad‎r.
43|87|Andolsun onlara kendilerini kimin yaratt‎ً‎n‎ sorsan elbette "Allah" derler. O halde nas‎l (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?
43|88|(Resûlullah'‎n:) "Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir" demesini de( Allah biliyor)
43|89|قimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yak‎nda bilecekler! buyurdu.
44|1|Hâ. Mîm.
44|2|Apaç‎k olan Kitab'a andolsun ki,
44|3|Biz onu (Kur'an'‎) mübarek bir gecede indirdik. Ku‏kusuz biz uyar‎c‎y‎zd‎r.
44|4|Her hikmetli i‏e o gecede hükmedilir.
44|5|(Yani)kat‎m‎zdan (verilen her) emir. اünkü biz, peygamberler gِndermekteyiz.
44|6|Senin Rabb'inin ac‎mas‎ gereًi olarak (gِnderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir aç‎klar,vahiylerimizi bildiririz) .Doًrusu o i‏itendir ,bilendir.
44|7|Eًer kesin olarak inan‎yorsan‎z (bilin ki Allah), gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎n Rabbidir.
44|8|O'ndan ba‏ka ilâh yoktur. (Her ‏eyi O) diriltir ve ِldürür. Sizin de Rabbiniz, ِnceki atalar‎n‎z‎n da Rabbidir.
44|9|Fakat onlar, ‏üphe içinde eًlenip duruyorlar.
44|10|قimdi sen, gًِün, aç‎k bir duman ç‎karacaً‎ günü gِzetle.
44|11|Duman insanlar‎ bürüyecektir. Bu, elem verici bir azapt‎r.
44|12|(ف‏te o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azab‎ kald‎r. Doًrusu biz art‎k inan‎yoruz (derler).
44|13|Nerede onlarda ًِüt almak? Oysa kendilerine gerçeًi aç‎klayan bir elçi gelmi‏ti.
44|14|Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, ًِretilmi‏ bir deli! dediler.
44|15|Biz azab‎ birazc‎k kald‎racaً‎z, ama siz yine (eski halinize) dِneceksiniz.
44|16|Fakat biz büyük bir ‏iddetle yakalayacaً‎m‎z gün, kesinlikle intikam‎m‎z‎ al‎r‎z.
44|17|Andolsun, kendilerinden ِnce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmi‏tik. Onlara ‏erefli bir elçi geldi.(قِyle diyerek)
44|18|"Allah'‎n kullar‎! Bana gelin! اünkü ben size (gِnderilmi‏) güvenilir bir resûlüm"
44|19|Allah'a kar‏‎ ululuk taslamay‎n. اünkü ben size apaç‎k bir delil getiriyorum.
44|20|Ben, beni ta‏laman‎zdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a s‎ً‎nd‎m.
44|21|Eًer bana inanmazsan‎z, hiç deًilse yan‎mdan uzakla‏‎n.
44|22|Bunun üzerine Musa: Bunlar suç i‏leyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
44|23|Allah, O halde kullar‎m‎ geceleyin yola ç‎kar. اünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
44|24|Denizi aç‎k halde b‎rak. اünkü onlar boًulacak bir ordudur.
44|25|Onlar geride nice ‏eyler b‎rakt‎lar; bahçeler,çeimeler,
44|26|Ekinler, güzel konaklar,
44|27|Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
44|28|ف‏te bِylece biz de onlar‎ ba‏ka bir topluma miras b‎rakt‎k.
44|29|Gِk ve yer onlar‎n ard‎ndan aًlamad‎; onlara mühlet de verilmedi.
44|30|Andolsun biz, فsrailoًullar‎n‎ o alçalt‎c‎ azaptan kurtard‎k.
44|31|Yani Firavun'dan. اünkü o bir zorba idi, a‏‎r‎ gidenlerdendi.
44|32|Andolsun biz فsrailoًullar‎na, bilerek, (kendi zamanlar‎nda) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
44|33|Onlara, içinde aç‎k bir imtihan bulunan i‏aretler verdik.
44|34|Onlar (mü‏rikler) diyorlar ki:
44|35|"فlk ِlümümüzden sonra bir ‏ey yoktur. Biz diriltilecek deًiliz."
44|36|" Doًru sِylüyorsan‎z, atalar‎m‎z‎ getirin."
44|37|Bunlar m‎ daha hay‎rl‎, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan ِncekiler mi? Onlar‎ yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
44|38|Biz gِkleri, yeri ve bunlar aras‎nda bulunanlar‎, oyun ve eًlence olsun diye yaratmad‎k.
44|39|Onlar‎ sadece gerçek bir sebeple yaratt‎k. Fakat onlar‎n çoًu bilmiyorlar.
44|40|قüphesiz (hakk‎ bât‎ldan ay‎ran) hüküm günü, hepsinin bir arada bulu‏acaً‎ gündür.
44|41|O gün, dostun dosta hiçbir faydas‎ olmaz, kendilerine yard‎m da edilmez.
44|42|Ancak Allah'‎n merhamet ettiًi kimseler bِyle deًildir. قüphesiz O, üstündür, merhametlidir.
44|43|قüphesiz zakkum aًac‎,
44|44|Günahkârlar‎n yemeًidir.
44|45|O, kar‎nlarda maden eriyiًi kaynar.
44|46|S‎cak suyun kaynamas‎ gibi .
44|47|(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortas‎na sürükleyin!
44|48|Sonra ba‏‎na azap olarak kaynar su dِkün!
44|49|(Ve deyin ki:) Tat bakal‎m. Hani sen kendince üstündün, ‏erefliydin!
44|50|ف‏te bu, ‏üphelenip durduًunuz ‏eydir.
44|51|Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdad‎rlar.
44|52|Bahçelerde ve p‎nar ba‏lar‎ndad‎rlar.
44|53|فnce ipekten ve parlak atlastan giyerek kar‏‎l‎kl‎ otururlar.
44|54|ف‏te bِyle. Bunun yan‎s‎ra biz onlar‎, iri gِzlü hûrilerle evlendiririz.
44|55|Orada, güven içinde (canlar‎n‎n çektiًi) her meyveyi isterler.
44|56|فlk tatt‎klar‎ ِlüm d‎‏‎nda, orada art‎k ِlüm tatmazlar. Ve Allah onlar‎ cehennem azab‎ndan korumu‏tur (sürekli hayata kavu‏mu‏lard‎r).
44|57|(Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmi‏tir). ف‏te büyük kurtulu‏ budur.
44|58|Biz onu (Kur'an'‎), ًِüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anla‏‎lmas‎n‎ saًlad‎k.
44|59|(Yine de inanmayanlar‎n ba‏lar‎na gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
45|1|Hâ. Mîm.
45|2|Kitap, azîz ve hakîm olan Allah taraf‎ndan indirilmi‏tir.
45|3|قüphesiz gِklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vard‎r.
45|4|Sizin yarat‎l‎‏‎n‎zda ve (Allah'‎n) yeryüzünde yayd‎ً‎ canl‎larda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici i‏aretler vard‎r.
45|5|Gecenin ve gündüzün deًi‏mesinde, Allah'‎n gِkten indirmi‏ olduًu r‎z‎kta (yaًmurda) ve ِlümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârlar‎ deًi‏ik yِnlerden estirmesinde, akl‎n‎ kullanan toplum için dersler vard‎r.
45|6|ف‏te sana gerçek olarak okuduًumuz bunlar Allah'‎n âyetleridir. Art‎k Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi sِze inanacaklar?
45|7|Vay haline, her yalanc‎ ve günahkâr ki‏inin!
45|8|O, Allah'‎n kendisine okunan âyetlerini i‏itir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onlar‎ duymam‎‏ gibi (küfründe) direnir. ف‏te onu ac‎ bir azap ile müjdele!
45|9|(O) âyetlerimizden bir ‏ey ًِrendiًi zaman onlarla alay eder. Onlar için alçalt‎c‎ bir azap vard‎r!
45|10|ضtelerinde de cehennem vard‎r. Kazand‎klar‎ ‏eyler de, Allah'‎ b‎rak‎p edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Büyük azap onlarad‎r.
45|11|ف‏te bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kِtüsünden, elem verici bir azap vard‎r.
45|12|Allah o (yüce) varl‎kt‎r ki, emri gereًince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdiًi r‎zk‎ araman‎z için ve de ‏ükredesiniz diye denizi size haz‎r hale getirmi‏tir.
45|13|O, gِklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi kat‎ndan (bir lütfu olmak üzere) size boyun eًdirmi‏tir. Elbette bunda dü‏ünen bir toplum için ibretler vard‎r.
45|14|فman edenlere sِyle: Allah'‎n (ceza) günlerinin geleceًini ummayanlar‎ baً‎‏las‎nlar. اünkü Allah her toplumu, yapt‎ً‎na gِre cezaland‎racakt‎r.
45|15|Kim iyi i‏ yaparsa faydas‎ kendinedir, kim de kِtülük yaparsa zarar‎ yine kendinedir. Sonra Rabbinize dِndürüleceksiniz.
45|16|Andolsun ki biz, فsrailoًullar‎na Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik. Onlar‎ güzel r‎z‎klarla besledik ve onlar‎ dünyalara üstün k‎ld‎k.
45|17|Din konusunda onlara aç‎k deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralar‎ndaki çekememezlik yüzünden ayr‎l‎ًa dü‏tüler. قüphesiz Rabbin, ayr‎l‎ًa dü‏tükleri ‏eyler hakk‎nda k‎yamet günü aralar‎nda hüküm verecektir.
45|18|Sonra da seni din konusunda bir ‏eriat sahibi k‎ld‎k. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
45|19|اünkü onlar, Allah'a kar‏‎ sana hiçbir fayda vermezler. Doًrusu zalimler birbirlerinin dostlar‎d‎r; Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.
45|20|Bu (Kur'an), insanlar için basiret nurlar‎, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.
45|21|Yoksa kِtülük i‏leyenler ِlümlerinde ve saًl‎klar‎nda kendilerini, inan‎p iyi ameller i‏leyen kimseler ile bir mi tutacaً‎m‎z‎ sand‎lar? Ne kِtü hüküm veriyorlar!
45|22|Allah, gِkleri ve yeri yerli yerince yaratm‎‏t‎r. Bِylece herkes kazanc‎na gِre kar‏‎l‎k gِrür. Onlara haks‎zl‎k edilmez.
45|23|Hevâ ve hevesini tanr‎ edinen ve Allah'‎n (kendi kat‎ndaki) bir bilgiye gِre sapt‎rd‎ً‎, kulaً‎n‎ ve kalbini mühürlediًi, gِzünün üstüne de perde çektiًi kimseyi gِrdün mü? قimdi onu Allah'tan ba‏ka kim doًru yola eri‏tirebilir? Hâla ibret almayacak m‎s‎n‎z?
45|24|Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada ya‏ad‎ً‎m‎zd‎r. ضlürüz ve ya‏ar‎z. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onlar‎n hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna gِre hüküm veriyorlar.
45|25|Onlara aç‎kça âyetlerimiz okunduًu zaman: Doًru sِzlü iseniz atalar‎m‎z‎ getirin, demelerinden ba‏ka delilleri yoktur.
45|26|De ki: Allah sizi diriltir, sonra ِldürür. Sonra sizi ‏üphe gِtürmeyen k‎yamet gününde biraraya toplar. Fakat insanlar‎n çoًu bilmezler.
45|27|Gِklerin ve yerin mülkü Allah'‎nd‎r. K‎yametin kopacaً‎ gün var ya, i‏te o gün bât‎la sapanlar hüsrana uًrayacaklard‎r.
45|28|O gün her ümmeti, diz çِkmü‏ gِrürsün. Her ümmet kendi kitab‎na çaً‎r‎l‎r, (onlara ‏ِyle denilir:) "Bu gün, yapt‎klar‎n‎zla cezaland‎r‎lacaks‎n‎z!"
45|29|"Bu, yüzünüze kar‏‎ gerçeًi sِyleyen kitab‎m‎zd‎r. اünkü biz, yapt‎klar‎n‎z‎ kaydediyorduk."
45|30|فnan‎p iyi i‏ler yapanlara gelince, Rableri onlar‎ rahmetine kabul eder. ف‏te apaç‎k kurtulu‏ budur.
45|31|Ama inkâr edenlere gelince onlara: آyetlerim size okunmu‏, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmu‏tunuz, deًil mi? denilir.
45|32|"Allah'‎n vâdi gerçektir, k‎yamet gününde ‏üphe yoktur" dendiًi zaman: K‎yametin ne olduًunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduًunu san‎yoruz, (onun hakk‎nda) kesin bir bilgi elde etmi‏ deًiliz, demi‏tiniz.
45|33|Yapt‎klar‎n‎n kِtülükleri onlara gِrünmü‏, alay edip durduklar‎ ‏ey onlar‎ ku‏atm‎‏t‎r.
45|34|Denilir ki: Bu güne kavu‏acaً‎n‎z‎ unuttuًunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ate‏tir, yard‎mc‎lar‎n‎z da yoktur!
45|35|Bunun bِyle olmas‎n‎n sebebi ‏udur: Siz Allah'‎n âyetlerini alaya ald‎n‎z, dünya hayat‎ sizi aldatt‎. Art‎k bugün ate‏ten ç‎kar‎lmayacaklard‎r ve onlar‎n (Allah'‎) ho‏nut etmeleri de istenmeyecektir.
45|36|Hamd, gِklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
45|37|Gِklerde ve yerde azamet yaln‎z O'nundur. O, azîzdir, hakîmdir.
46|1|Ha. Mîm.
46|2|Bu Kitap aziz ve hakîm olan Allah taraf‎ndan indirilmi‏tir.
46|3|Gِkleri, yeri ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎ biz, ‏üphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yaratt‎k. فnkâr edenler, uyar‎ld‎klar‎ ‏eylerden yüz çevirmektedirler.
46|4|De ki: Sِylesenize! Allah'‎ b‎rak‎p tapt‎ً‎n‎z ‏eyler yeryüzünde ne yaratm‎‏lar; gِstersenize bana! Yoksa onlar‎n gِklere ortakl‎klar‎ m‎ vard‎r? Eًer doًru sِyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmi‏) bir kitap yahut bir bilgi kal‎nt‎s‎ varsa onu bana getirin.
46|5|Allah'‎ b‎rak‎p da k‎yamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ‏eylere tapandan daha sap‎k kim olabilir? (Oysa) onlar, bunlar‎n tapmalar‎ndan habersizdirler.
46|6|فnsanlar bir araya topland‎klar‎ zaman (mü‏rikler) onlara (tap‎nd‎klar‎na) dü‏man kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.
46|7|Ayetlerimiz onlara aç‎kça okunduًu zaman hakikat kendilerine geldiًinde onu inkâr edenler: "Bu, apaç‎k bir büyüdür" dediler.
46|8|Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eًer ben onu uydurmu‏sam, Allah taraf‎ndan bana gelecek ‏eyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur'an hakk‎nda yapt‎ً‎n‎z ta‏k‎nl‎klar‎ çok daha iyi bilir. Benimle sizin aran‎zda ‏ahit olarak O yeter. O, baً‎‏layan, esirgeyendir.
46|9|De ki: Ben peygamberlerin ilki deًilim. Bana ve size ne yap‎lacaً‎n‎ da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyar‎m. Ben sadece apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
46|10|De ki: Hiç dü‏ündünüz mü; ‏ayet bu, Allah kat‎ndan ise ve siz onu inkâr etmi‏seniz, فsrailoًullar‎ndan bir ‏ahit de bunun benzerini gِrüp inand‎ً‎ halde siz yine de büyüklük taslam‎‏san‎z (haks‎zl‎k etmi‏ olmaz m‎s‎n‎z)? قüphesiz Allah, zalimler topluluًunu doًru yola iletmez.
46|11|فnkâr edenler, iman edenler hakk‎nda dediler ki: "Bu i‏ bir hay‎r olsayd‎, onlar bizi geçemezlerdi." Fakat onlar bununla doًru yola girmek arzusunda olmad‎klar‎ için "Bu eski bir yaland‎r" diyecekler.
46|12|Ondan ِnce de bir rahmet ve rehber olarak Musa'n‎n kitab‎ vard‎r. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisan‎yla indirilmi‏, doًrulay‎c‎ bir kitapt‎r.
46|13|"Rabbimiz Allah't‎r" deyip sonra da dosdoًru ya‏ayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
46|14|Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklar‎na kar‏‎l‎k orada ebedî kalacaklard‎r.
46|15|Biz insana, ana-babas‎na iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle ta‏‎d‎ ve zahmetle doًurdu. Ta‏‎nmas‎ ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çaً‎na erip k‎rk ya‏‎na var‎nca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiًin nimete ‏ükretmemi ve raz‎ olacaً‎n yararl‎ i‏ yapmam‎ temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliًi devam ettir. Ben sana dِndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardan‎m.
46|16|ف‏te, yapt‎klar‎n‎n iyisini kabul edeceًimiz ve günahlar‎n‎ baً‎‏layacaً‎m‎z bu kimseler cennetlikler aras‎ndad‎rlar. Bu, kendilerine verilen doًru bir sِzdür.
46|17|Ana ve babas‎na: ضf be size! Benden ِnce nice nesiller gelip geçmi‏ken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, ana ve babas‎ Allah'‎n yard‎m‎na s‎ً‎narak: Yaz‎klar olsun sana! فman et. Allah'‎n vâdi gerçektir, dedikleri halde o: Bu, eskilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir, der.
46|18|ف‏te onlar, kendilerinden ِnce cinlerden ve insanlardan gelip geçmi‏ topluluklar içinde, haklar‎nda azab‎n gerçekle‏tiًi kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uًrayanlard‎r.
46|19|Herkesin yapt‎klar‎na gِre dereceleri vard‎r. Allah, onlara yapt‎klar‎n‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ verir, asla kendilerine haks‎zl‎k yap‎lmaz.
46|20|فnkâr edenler ate‏e arzolunacaklar‎ gün (onlara ‏ِyle denir): Dünyadaki hayat‎n‎zda bütün güzel ‏eylerinizi harcad‎n‎z, onlar‎n zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haks‎z yere büyüklük taslaman‎zdan ve yoldan ç‎kman‎zdan dolay‎ alçalt‎c‎ bir azap gِreceksiniz!
46|21|Ad kavminin karde‏ini (Hûd'u) an. Zira o, kendinden ِnce ve sonra uyar‎c‎lar‎n da gelip geçtiًi Ahkaf bِlgesindeki kavmine: Allah'tan ba‏kas‎na kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azab‎na uًraman‎zdan korkuyorum, demi‏ti.
46|22|"Sen bizi tanr‎lar‎m‎zdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doًru sِyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiًin ‏eyi ba‏‎m‎za getir" dediler.
46|23|Hûd da! Bilgi ancak Allah'‎n kat‎ndad‎r. Ben size, bana gِnderilen ‏eyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim olduًunuzu gِrüyorum, dedi.
46|24|Nihayet onu, vâdilerine doًru yay‎lan bir bulut ‏eklinde gِrünce: Bu bize yaًmur yaًd‎racak yayg‎n bir buluttur, dediler. Hay‎r! O, sizin acele gelmesini istediًiniz ‏eydir. فçinde ac‎ azap bulunan bir rüzgârd‎r!
46|25|O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her ‏eyi y‎kar, mahveder. Nitekim (o kas‎rga gelince) onlar‎n evlerinden ba‏ka bir ‏ey gِrülmez oldu. ف‏te biz suç i‏leyen toplumu bِyle cezaland‎r‎r‎z.
46|26|Andolsun ki, onlara da size vermediًimiz kudret ve serveti vermi‏tik. Kendilerine kulaklar, gِzler ve kalpler vermi‏tik. Fakat kulaklar‎, gِzleri ve kalpleri kendilerine bir fayda saًlamad‎. Zira bile bile Allah'‎n âyetlerini inkâr ediyorlard‎. Alay edip durduklar‎ ‏ey, kendilerini ku‏at‎verdi.
46|27|Andolsun biz, çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Belki doًru yola dِnerler diye âyetleri tekrar tekrar aç‎klad‎k.
46|28|Allah'tan ba‏ka kendilerine yak‎nl‎k saًlamak için tanr‎ edindikleri ‏eyler, kendilerine yard‎m etselerdi ya! Hay‎r, onlar‎ b‎rak‎p gittiler. Bu onlar‎n yalan‎ ve uydurup durduklar‎ ‏eydir.
46|29|Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'‎ dinlemeleri için sana yِneltmi‏tik. Kur'an'‎ dinlemeye haz‎r olunca (birbirlerine) "Susun" demi‏ler, Kur'an'‎n okunmas‎ bitince uyar‎c‎lar olarak kavimlerine dِnmü‏lerdi.
46|30|Ey kavmimiz! dediler, doًrusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden ِncekini doًrulayan, hakka ve doًru yola ileten bir kitap dinledik.
46|31|Ey kavmimiz! Allah'‎n davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlar‎n‎z‎ k‎smen baً‎‏las‎n ve sizi ac‎ bir azaptan korusun..
46|32|Allah'‎n dâvetçisine uymayan kimse yeryüzünde Allah'‎ âciz b‎rakacak deًildir. Kendisi için Allah'tan ba‏ka dostlar da bulunmaz. ف‏te onlar, apaç‎k bir sap‎kl‎k içindedirler.
46|33|Gِkleri ve yeri yaratan, bunlar‎ yaratmakla yorulmayan Allah'‎n, ِlüleri diriltmeye de gücünün yeteceًini dü‏ünmezler mi? Evet O, her ‏eye kadirdir.
46|34|فnkâr edenlere, ate‏e sunulacaklar‎ gün: Nas‎l, bu gerçek deًil miymi‏? denildiًinde: Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmi‏, derler. Allah: ضyleyse inkâr etmenizden dolay‎ azab‎ tad‎n! der.
46|35|O halde (Resûlum), peygamberlerden azim sahibi olanlar‎n sabrettiًi gibi sen de sabret. Onlar hakk‎nda acele etme, onlar vâdedildikleri azab‎ gِrdükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kald‎klar‎n‎ san‎rlar. Bu, bir tebliًdir. Yoldan ç‎km‎‏ topluluklardan ba‏kas‎ helâk edilir mi hiç!
47|1|فnkâr edenlerin ve Allah yolundan al‎koyanlar‎n i‏lerini Allah bo‏a ç‎karm‎‏t‎r.
47|2|فman edip yararl‎ i‏ler yapanlar‎n, Rableri taraf‎ndan hak olarak Muhammed'e indirilene inananlar‎n günahlar‎n‎ Allah ِrtmü‏ ve hallerini düzeltmi‏tir.
47|3|Bunun sebebi, inkâr edenlerin bât‎la uymalar‎, inananlar‎n da Rablerinden gelen hakka uymu‏ olmalar‎d‎r. ف‏te bِylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlat‎r.
47|4|(Sava‏ta) inkâr edenlerle kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman boyunlar‎n‎ vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince baً‎ s‎k‎ca baًlay‎n (esir al‎n). Sava‏ sona erince de art‎k ya kar‏‎l‎ks‎z veya fidye kar‏‎l‎ً‎ sal‎verin. Durum ‏u ki, Allah dileseydi, onlardan intikam al‎rd‎. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda ِldürülenlere gelince, Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ bo‏a ç‎karmaz.
47|5|Allah onlar‎ muratlar‎na erdirecek, gِnüllerini ‏âdedecek .
47|6|Onlar‎, kendilerine tan‎tt‎ً‎ cennete sokacakt‎r.
47|7|Ey iman edenler! Eًer siz Allah'a (Allah'‎n dinine) yard‎m ederseniz O da size yard‎m eder, ayaklar‎n‎z‎ kayd‎rmaz.
47|8|فnkâr edenlere gelince, onlar‎n hakk‎ y‎k‎md‎r. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ bo‏a ç‎karm‎‏t‎r.
47|9|Bunun sebebi, Allah'‎n indirdiًini beًenmemeleridir. Allah da onlar‎n amellerini bo‏a ç‎karm‎‏t‎r.
47|10|Yeryüzünde dola‏‎p kendilerinden ِncekilerin sonlar‎n‎n nas‎l olduًunu gِrmezler mi? Allah onlar‎ yere bat‎rm‎‏t‎r. Kâfirlere de onlar‎n benzeri vard‎r.
47|11|Bu, Allah'‎n, inananlar‎n yard‎mc‎s‎ olmas‎ndan dolay‎d‎r. Kâfirlere gelince, onlar‎n yard‎mc‎lar‎ yoktur.
47|12|Muhakkak ki Allah, inan‎p iyi i‏ler yapanlar‎, altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalan‎rlar, hayvanlar‎n yediًi gibi yerler. Onlar‎n yeri ate‏tir.
47|13|Senin ‏ehrinden -ki ora (halk‎) seni ç‎kard‎ daha kuvvetli nice ‏ehirleri yok ettik; onlara bir yard‎m eden de ç‎kmad‎.
47|14|Rabbinden apaç‎k bir delil üzerinde bulunan kimse, kِtü i‏i kendisine güzel gِrünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
47|15|Müttakîlere vâdolunan cennetin durumu ‏ِyledir: فçinde bozulmayan sudan ‎rmaklar, tad‎ deًi‏meyen sütten ‎rmaklar, içenlere lezzet veren ‏araptan ‎rmaklar ve süzme baldan ‎rmaklar vard‎r. Orada meyvelerin her çe‏idi onlar‎nd‎r. Rablerinden de baً‎‏lama vard‎r. Hiç bu, ate‏te ebedî kalan ve baً‎rsaklar‎n‎ parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
47|16|Onlar‎n aras‎nda, seni dinleyenler vard‎r. Fakat senin yan‎ndan ç‎k‎nca kendilerine bilgi verilmi‏ olanlara "Az ِnce ne demi‏ti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'‎n kalplerini mühürlediًi, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
47|17|Doًru yolu bulanlara gelince, Allah onlar‎n hidayetlerini artt‎r‎r ve sak‎nmalar‎n‎ saًlar.
47|18|Onlar, k‎yamet gününün ans‎z‎n gelip çatmas‎n‎ m‎ bekliyorlar? قüphesiz onun alâmetleri belirmi‏tir. Kendilerine gelip çat‎nca ibret almalar‎ neye yarar!
47|19|Bil ki, Allah'tan ba‏ka ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kad‎nlar‎n günahlar‎n‎n baً‎‏lanmas‎n‎ dile! Allah, gezip dola‏t‎ً‎n‎z yeri de duracaً‎n‎z yeri de bilir.
47|20|فman etmi‏ olanlar: Ke‏ke cihad hakk‎nda bir sûre indirilmi‏ olsayd‎! derler. Ama hükmü aç‎k bir sûre indirilip de onda sava‏tan sِz edilince, kalplerinde hastal‎k olanlar‎n, ِlüm bayg‎nl‎ً‎ geçiren kimsenin bak‎‏‎ gibi sana bakt‎klar‎n‎ gِrürsün. Onlara yak‎‏an da budur!
47|21|(Onlar‎n vazifesi) itaat ve güzel sِzdür. ف‏ ciddiye bindiًi zaman Allah'a sadakat gِsterselerdi, elbette kendileri için daha hay‎rl‎ olurdu.
47|22|Geri dِnerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabal‎k baًlar‎n‎ kesmeye dِnmü‏ olmaz m‎s‎n‎z?
47|23|ف‏te bunlar, Allah'‎n kendilerini lânetlediًi, saً‎r k‎ld‎ً‎ ve gِzlerini kِr ettiًi kimselerdir.
47|24|Onlar Kur'an'‎ dü‏ünmüyorlar m‎? Yoksa kalpleri kilitli mi?
47|25|قüphesiz ki, kendilerine doًru yol belli olduktan sonra, arkalar‎na dِnenleri, ‏eytan sürüklemi‏ ve kendilerine ümit vermi‏tir.
47|26|Bunun sebebi; onlar‎n, Allah'‎n indirdiًinden ho‏lanmayanlara: Baz‎ hususlarda size itaat edeceًiz, demeleridir. Oysa Allah, onlar‎n gizlediklerini biliyor.
47|27|Ya melekler onlar‎n yüzlerine ve s‎rtlar‎na vurarak canlar‎n‎ al‎rken durumlar‎ nas‎l olacak!
47|28|Bunun sebebi, onlar‎n Allah'‎ gazapland‎ran ‏eylerin ard‎nca gitmeleri ve O'nu raz‎ edecek ‏eylerden ho‏lanmamalar‎d‎r. Bu yüzden Allah onlar‎n i‏lerini bo‏a ç‎karm‎‏t‎r.
47|29|Kalplerinde hastal‎k olanlar, yoksa Allah'‎n, kinlerini ortaya ç‎karmayacaً‎n‎ m‎ sand‎lar?
47|30|Biz dileseydik onlar‎ sana gِsterirdik de, sen onlar‎ yüzlerinden tan‎rd‎n. Andolsun ki sen onlar‎ konu‏ma tarzlar‎ndan tan‎rs‎n. Allah i‏lediklerinizi bilir.
47|31|Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi aç‎klay‎ncaya kadar sizi imtihan edeceًiz.
47|32|فnkâr edenler, Allah yolundan al‎koyanlar ve kendilerine doًru yol belli olduktan sonra Peygamber'e kar‏‎ gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ bo‏a ç‎karacakt‎r.
47|33|Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. ف‏lerinizi bo‏a ç‎karmay‎n.
47|34|فnkâr edip Allah yolundan al‎koyanlar‎ ve sonra da kâfir olarak ِlenleri Allah asla baً‎‏lamaz.
47|35|ـstün durumda iken gev‏eyip bar‎‏a çaً‎rmay‎n. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
47|36|Doًrusu dünya hayat‎ ancak bir oyun ve eًlencedir. Eًer iman eder ve sak‎n‎rsan‎z Allah size mükâfat‎n‎z‎ verir. Ve sizden mallar‎n‎z‎ (tamamen sarfetmenizi) istemez.
47|37|Eًer onlar‎ (tamam‎n‎) isteseydi ve sizi zorlasayd‎, cimrilik ederdiniz ve bu da sizin kinlerinizi ortaya ç‎kar‎rd‎.
47|38|ف‏te sizler, Allah yolunda harcamaya çaً‎r‎l‎yorsunuz. فçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmi‏ olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eًer O'ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden ba‏ka bir toplum getirir, art‎k onlar sizin gibi de olmazlar.
48|1|Biz sana doًrusu apaç‎k bir fetih ihsan ettik.
48|2|Bِylece Allah, senin geçmi‏ ve gelecek günah‎n‎ baً‎‏lar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doًru bir yola iletir.
48|3|Ve sana ‏anl‎ bir zaferle yard‎m eder.
48|4|فmanlar‎n‎ bir kat daha artt‎rs‎nlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Gِklerin ve yerin ordular‎ Allah'‎nd‎r. Allah bilendir, her ‏eyi hikmetle yapand‎r.
48|5|(Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kad‎nlar‎, içinde ebedî kalacaklar‎, zemininden ‎rmaklar akan cennetlere koymas‎, onlar‎n günahlar‎n‎ ِrtmesi içindir. ف‏te bu, Allah kat‎nda büyük bir kurtulu‏tur.
48|6|(Bir de bunlar) Allah hakk‎nda kِtü zanda bulunan münaf‎k erkeklere ve münaf‎k kad‎nlara, Allah'a ortak ko‏an erkeklere ve ortak ko‏an kad‎nlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kِtülük çemberi ba‏lar‎na gelsin! Allah onlara gazap etmi‏, lânetlemi‏ ve cehennemi kendilerine haz‎rlam‎‏t‎r. Oras‎ ne kِtü bir yerdir!
48|7|Gِklerin ve yerin ordular‎ Allah'‎nd‎r. Allah azîzdir, hakîmdir.
48|8|قüphesiz biz seni, ‏ahit, müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik.
48|9|Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yard‎m edesiniz, O'na sayg‎ gِsteresiniz ve sabah ak‏am Allah'‎ tesbih edesiniz.
48|10|Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'‎n eli onlar‎n ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmu‏ olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gِsterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
48|11|Bedevîlerden geri kalm‎‏ olanlar, sana diyecekler ki: "Mallar‎m‎z ve ailelerimiz bizi al‎koydu. Allah'tan bizim baً‎‏lanmam‎z‎ dile." Onlar kalplerinde olmayan‎ dilleriyle sِylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na kar‏‎ kimin bir ‏eye gücü yetebilir? Kald‎ ki, Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
48|12|Asl‎nda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dِnmeyeceklerini sanm‎‏t‎n‎z. Bu sizin gِnüllerinize güzel gِründü de kِtü zanda bulundunuz ve helâki hak etmi‏ bir topluluk oldunuz.
48|13|Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için ç‎lg‎n bir ate‏ haz‎rlam‎‏‎zd‎r.
48|14|Gِklerin ve yerin mülkü Allah'‎nd‎r. O, dilediًini baً‎‏lar, dilediًine ceza verir. Allah çok baً‎‏layan, çok merhamet edendir.
48|15|Siz ganimetleri almak için gittiًinizde seferden geri kalanlar: B‎rak‎n, biz de arkan‎za dü‏elim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'‎n sِzünü deًi‏tirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim pe‏imize dü‏meyeceksiniz! Allah daha ِnce sizin için bِyle buyurmu‏tur." Onlar size: Hay‎r, bizi k‎skan‎yorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
48|16|Bedevîlerden (seferden) geri kalm‎‏ olanlara de ki: Siz yak‎nda çok kuvvetli bir kavme kar‏‎ sava‏maya çaً‎r‎lacaks‎n‎z. Onlarla, teslim oluncaya kadar sava‏acaks‎n‎z. Eًer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama ِnceden dِndüًünüz gibi yine dِnecek olursan‎z sizi ac‎kl‎ bir azaba uًrat‎r.
48|17|Kِre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar sava‏a kat‎lmak zorunda deًildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu alt‎ndan ‎rmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kal‎rsa, onu ac‎ bir azaba uًrat‎r.
48|18|Andolsun ki o aًac‎n alt‎nda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden raz‎ olmu‏tur. Kalplerinde olan‎ bilmi‏, onlara güven duygusu vermi‏ ve onlar‎ pek yak‎n bir fetihle ِdüllendirmi‏tir.
48|19|Yine onlar‎ elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfaland‎rd‎. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
48|20|Allah size, elde edeceًiniz birçok ganimet vâdetmi‏tir. (Bu ganimetlerden) i‏te ‏unlar‎ hemen vermi‏ ve insanlar‎n ellerini sizden çekmi‏tir ki bu, müminlere bir i‏aret olsun ve sizi dosdoًru yola iletsin.
48|21|Henüz elde edemediًiniz ba‏ka ganimetler de vard‎r ki, onlar Allah'‎n bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her ‏eye kadirdir.
48|22|Eًer kâfirler sizinle sava‏salard‎, arkalar‎na dِnüp kaçarlard‎. Sonra bir dost ve yard‎mc‎ da bulamazlard‎.
48|23|Allah'‎n, ِtedenberi süregelen kanunu budur. Allah'‎n kanununda asla bir deًi‏iklik bulamazs‎n.
48|24|O sizi onlara kar‏‎ muzaffer k‎ld‎ktan sonra, Mekke'nin içinde onlar‎n ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrendir.
48|25|Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'‎ ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlar‎n yerlerine ula‏mas‎n‎ menedenlerdir. Eًer (Mekke'de) kendilerini henüz tan‎mad‎ً‎n‎z mümin erkeklerle mümin kad‎nlar‎ bilmeyerek çiًnemeniz sebebiyle üzüntüye kap‎lman‎z ihtimali olmasayd‎ (Allah sava‏‎ ِnlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah bِyle yapm‎‏t‎r. Eًer onlar birbirinden ayr‎lm‎‏ olsalard‎ elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarpt‎r‎rd‎k.
48|26|O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerle‏tirmi‏lerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlar‎n takvâ sِzünü tutmalar‎n‎ saًlad‎. Zaten onlar buna lây‎k ve ehil kimselerdi. Allah her ‏eyi bilendir.
48|27|Andolsun ki Allah, elçisinin rüyas‎n‎ doًru ç‎kard‎. Allah dilerse siz güven içinde ba‏lar‎n‎z‎ t‎ra‏ etmi‏ ve k‎saltm‎‏ olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediًinizi bilir. ف‏te bundan ِnce size yak‎n bir fetih verdi.
48|28|Bütün dinlerden üstün k‎lmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gِnderen O'dur. قahit olarak Allah yeter.
48|29|Muhammed Allah'‎n elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere kar‏‎ çetin, kendi aralar‎nda merhametlidirler. Onlar‎ rükûya var‎rken, secde ederken gِrürsün. Allah'tan lütuf ve r‎za isterler. Onlar‎n ni‏anlar‎ yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlar‎n Tevrat'taki vas‎flar‎d‎r. فncil'deki vas‎flar‎ da ‏ِyledir: Onlar filizini yar‎p ç‎karm‎‏, gittikçe onu kuvvetlendirerek kal‎nla‏m‎‏, gِvdesi üzerine dikilmi‏ bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de ho‏una gider. Allah bِylece onlar‎ çoًalt‎p kuvvetlendirmekle kâfirleri ِfkelendirir. Allah onlardan inan‎p iyi i‏ler yapanlara maًfiret ve büyük mükâfat vâdetmi‏tir.
49|1|Ey iman edenler! Allah'‎n ve Resûlünün ِnüne geçmeyin. Allah'tan korkun. قüphesiz Allah i‏itendir, bilendir.
49|2|Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize baً‎rd‎ً‎n‎z gibi, Peygamber'e yüksek sesle baً‎rmay‎n; yoksa siz fark‎na varmadan amelleriniz bo‏a gidiverir.
49|3|Allah'‎n elçisinin huzurunda seslerini k‎sanlar, ‏üphesiz Allah'‎n kalplerini takvâ ile imtihan ettiًi kimselerdir. Onlara maًfiret ve büyük bir mükâfat vard‎r.
49|4|(Resûlüm!) Sana odalar‎n arka taraf‎ndan baً‎ranlar‎n çoًu akl‎ ermez kimselerdir.
49|5|Eًer onlar, sen yanlar‎na ç‎k‎ncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
49|6|Ey iman edenler! Eًer bir fâs‎k size bir haber getirirse onun doًruluًunu ara‏t‎r‎n. Yoksa bilmeden bir topluluًa kِtülük edersiniz de sonra yapt‎ً‎n‎za pi‏man olursunuz.
49|7|Hem bilin ki, içinizde Allah'‎n elçisi vard‎r. قayet o, birçok i‏lerde size uysayd‎, s‎k‎nt‎ya dü‏erdiniz. Fakat Allah size iman‎ sevdirmi‏ ve onu gِnüllerinize sindirmi‏tir. Küfrü, f‎sk‎ ve isyan‎ da size çirkin gِstermi‏tir. ف‏te doًru yolda olanlar bunlard‎r.
49|8|Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alîmdir, hakîmdir.
49|9|Eًer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuru‏urlarsa aralar‎n‎ düzeltin. قayet biri ِtekine sald‎r‎rsa, Allah'‎n buyruًuna dِnünceye kadar sald‎ran tarafla sava‏‎n. Eًer dِnerse art‎k aralar‎n‎ adaletle düzeltin ve (her i‏te) adaletli davran‎n. قüphesiz ki Allah, âdil davrananlar‎ sever.
49|10|Müminler ancak karde‏tirler. ضyleyse karde‏lerinizin aras‎n‎ düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.
49|11|Ey müminler! Bir topluluk diًer bir topluluًu alaya almas‎n. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kad‎nlar da kad‎nlar‎ alaya almas‎nlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ay‎plamay‎n, birbirinizi kِtü lakaplarla çaً‎rmay‎n. فmandan sonra fâs‎kl‎k ne kِtü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse i‏te onlar zalimlerdir.
49|12|Ey iman edenler! Zann‎n çoًundan kaç‎n‎n. اünkü zann‎n bir k‎sm‎ günaht‎r. Birbirinizin kusurunu ara‏t‎rmay‎n. Biriniz diًerinizi arkas‎ndan çeki‏tirmesin. Biriniz, ِlmü‏ karde‏inin etini yemekten ho‏lan‎r m‎? ف‏te bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. قüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
49|13|Ey insanlar! Doًrusu biz sizi bir erkekle bir di‏iden yaratt‎k. Ve birbirinizle tan‎‏man‎z için sizi kavimlere ve kabilelere ay‎rd‎k. Muhakkak ki Allah yan‎nda en deًerli olan‎n‎z, O'ndan en çok korkan‎n‎zd‎r. قüphesiz Allah bilendir, her ‏eyden haberdard‎r.
49|14|Bedevîler "فnand‎k" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun eًdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerle‏medi. Eًer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah i‏lerinizden hiçbir ‏eyi eksiltmez. اünkü Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
49|15|Müminler ancak Allah'a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla ‏üpheye dü‏meyen, Allah yolunda mallar‎yla ve canlar‎yla sava‏anlard‎r. ف‏te doًrular ancak onlard‎r.
49|16|De ki: Siz dininizi Allah'a m‎ ًِretiyorsunuz? Oysa Allah gِklerde olanlar‎ da bilir, yerde olanlar‎ da. Allah her ‏eyi hakk‎yla bilendir.
49|17|Onlar فslâm'a girdikleri için seni minnet alt‎na sokuyorlar. De ki: Müslümanl‎ً‎n‎z‎ benim ba‏‎ma kakmay‎n. Eًer doًru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiًi için as‎l Allah size lütufta bulunmu‏tur.
49|18|قüphesiz Allah, gِklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yapt‎klar‎n‎z‎ gِrendir.
50|1|Kaf. قerefli Kur'an'a andolsun.
50|2|Aralar‎ndan bir uyar‎c‎n‎n gelmesine ‏a‏t‎lar da, kâfirler ‏ِyle dediler: "Bu ‏a‏‎lacak bir ‏eydir."
50|3|"Biz ِldüًümüz ve toprak olduًumuz zaman m‎ (dirileceًiz)? Bu, akla uzak bir dِnü‏tür."
50|4|Biz, topraً‎n onlardan neleri eksilttiًini kesinlikle bilmekteyiz. Yan‎m‎zda o bilgileri koruyan bir kitap vard‎r.
50|5|Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanlad‎lar. قimdi onlar ‏a‏‎rm‎‏ bir haldedirler.
50|6|ـstlerindeki gًِe bakmazlar m‎ ki, onu nas‎l bina etmi‏ ve nas‎l donatm‎‏‎z! Onda hiçbir çatlak da yok.
50|7|Yeryüzünü de dِ‏edik ve ona sabit daًlar koyduk. Orada gِnül açan her türden (bitkiler) yeti‏tirdik.
50|8|Allah'a yِnelen her kula gِnül gِzünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunlar‎ yapt‎k).
50|9|Gِkten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.
50|10|Birbirine girmi‏, kat kat tomurcuklar‎ olan uzun boylu hurma aًaçlar‎ yeti‏tirdik.
50|11|Kullara r‎z‎k olmas‎ için.Ve o su ile, ِlü topraًa can verdik. ف‏te hayata yeniden ç‎k‎‏ da bِyledir.
50|12|Onlardan ِnce Nuh kavmi, Res halk‎ ve Semûd da yalanlam‎‏t‎.
50|13|Ad ve Firavun ile Lût'un karde‏leri de (yalanlad‎lar).
50|14|Eyke halk‎ ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanlad‎lar da tehdidim gerçekle‏ti!
50|15|فlk yaratmada âcizlik mi gِsterdik? Hay‎r, onlar yeni bir yaratma hususunda ‏üphe içindedirler.
50|16|Andolsun, insan‎ biz yaratt‎k ve nefsinin kendisine f‎s‎ldad‎klar‎n‎ biliriz ve biz ona ‏ah damar‎ndan daha yak‎n‎z.
50|17|فki melek (insan‎n) saً‎nda ve solunda oturarak yapt‎klar‎n‎ yazmaktad‎rlar.
50|18|فnsan hiçbir sِz sِylemez ki, yan‎nda gِzetleyen yazmaya haz‎r bir melek bulunmas‎n.
50|19|ضlüm sarho‏luًu gerçekten gelir de: ف‏te (ey insan) bu, senin ِteden beri kaçt‎ً‎n ‏eydir, denir.
50|20|Sûr'a üfürülür; i‏te bu, geleceًi vâdedilen gündür.
50|21|Herkes, yan‎nda bir sürücü ve bir de ‏ahitle beraber gelir.
50|22|Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kald‎rd‎k. Bugün art‎k gِzün keskindir (denir).
50|23|Yan‎ndaki arkada‏‎: "ف‏te yan‎mdaki haz‎r" dedi.
50|24|(فki meleًe ‏u emir verilir:) "Haydi ikiniz her inatç‎ kâfiri, cehenneme at‎n!"
50|25|"Hayra bütün gücüyle engel olan‎, azg‎n ‏üpheciyi"
50|26|"O ki Allah ile beraber ba‏ka ilâh edindi,bundan dolay‎ onu ‏iddetli azaba birlikte at‎n!"
50|27|Mü‏rikin arkada‏‎ (‏eytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azd‎rmad‎m. Fakat kendisi derin bir sap‎kl‎k içindeydi.
50|28|O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çeki‏meyin! Ben size daha ِnce uyar‎ gِndermi‏tim!
50|29|Benim huzurumda sِz deًi‏tirilmez ve ben kullara asla zulmedici deًilim.
50|30|O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var m‎?" der.
50|31|Cennet de takvâ sahiplerine yakla‏t‎r‎l‎r; (onlardan) uzakta olmayacakt‎r.
50|32|ف‏te size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah'a yِnelen,(O'nun buyruklar‎n‎)koruyan,
50|33|Gِrmeden Rahmân'a sayg‎ gِsteren ve(Allah'a) dِnük bir kalp getiren herkesin (mükâfat‎ budur).
50|34|Oraya selâmetle girin. ف‏te bu, ebedî ya‏aman‎n ba‏lad‎ً‎ gündür
50|35|Orada kendileri için diledikleri her ‏ey vard‎r. Kat‎m‎zda dahas‎ da vard‎r.
50|36|Biz, onlardan ِnce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dola‏an nice nesilleri helâk etmi‏izdir. Kurtulu‏ var m‎!
50|37|قüphesiz ki bunda akl‎ olan veya haz‎r bulunup kulak veren kimseler için bir ًِüt vard‎r.
50|38|Andolsun biz, gِkleri, yeri ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎ alt‎ günde yaratt‎k. Bize hiçbir yorgunluk çِkmedi.
50|39|(Resûlüm!) Onlar‎n dediklerine sabret. Güne‏in doًu‏undan ِnce de, bat‎‏‎ndan ِnce de Rabbini hamd ile tesbih et.
50|40|Gecenin bir bِlümünde ve secdelerin ard‎ndan da O'nu tesbih et.
50|41|Seslenenin yak‎n bir yerden sesleneceًi güne kulak ver.
50|42|O gün insanlar bu sesi gerçekten i‏iteceklerdir. ف‏te bu, ç‎k‎‏ günüdür.
50|43|قüphesiz biz diriltir ve ِldürürüz. Dِnü‏ de ancak bizedir.
50|44|O gün yer yar‎l‎r, onlar‎n üzerinden süratle yar‎l‎p aç‎l‎r. Bu, bize gِre kolay olan bir ha‏irdir.
50|45|Biz onlar‎n dediklerini çok iyi biliriz. Sen onlar‎n üzerinde bir zorlay‎c‎ deًilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ًِüt ver.
51|1|Tozdurup savuranlara,
51|2|Yükünü yüklenenlere,
51|3|Kolayca süzülenlere,
51|4|ف‏leri ay‎ranlara andolsun ki,
51|5|Size vâdedilen, kesinlikle doًrudur.
51|6|Ve ceza mutlaka vuku bulacakt‎r.
51|7|فçinde yِrüngeleri olan gًِe andolsun ki,
51|8|Siz çeli‏kili sِzler sِylüyorsunuz.
51|9|Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dِnen dِndürülür (engellenmez).
51|10|Kahrolsun o koyu yalanc‎lar!
51|11|Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalm‎‏ gafillerdir.
51|12|Ceza gününün ne zaman olduًunu sorarlar.
51|13|O gün onlar ate‏e sokulacaklard‎r.
51|14|Azab‎n‎z‎ tad‎n! Acele gelmesini beklediًiniz ‏ey budur i‏te! (denir.)
51|15|قüphesiz ki Allah'a isyandan sak‎nanlar, cennetlerde ve p‎nar ba‏lar‎nda bulunacaklar.
51|16|Rablerinin kendilerine verdiًini alarak . Ku‏kusuz onlar, bundan ِnce dünyada güzel davrananlard‎.
51|17|Geceleri pek az uyurlard‎.
51|18|Seher vakitlerinde de istiًfar ederlerdi.
51|19|Mallar‎nda, muhtaç ve yoksullar için bir hak vard‎.
51|20|Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vard‎r.
51|21|Kendi nefislerinizde de ِyle. Gِrmüyor musunuz?
51|22|Semada da r‎zk‎n‎z ve size vâdedilen ba‏ka ‏eyler vard‎r.
51|23|Gًِün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konu‏man‎z gibi kesin ve gerçektir.
51|24|فbrahim'in aً‎rlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)
51|25|Onlar فbrahim'in yan‎na girmi‏ler, selam vermi‏lerdi. فbrahim de selam‎ alm‎‏, içinden, "Bunlar, yabanc‎lar" demi‏ti.
51|26|Hemen ailesinin yan‎na giderek semiz bir dana (kebab‎n‎) getirmi‏,
51|27|Onlar‎n ِnüne koyup "Yemez misiniz?" demi‏ti.
51|28|Derken onlardan korkmaya ba‏lad‎. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oًlan çocuًu müjdelediler.
51|29|Kar‎s‎ ç‎ًl‎k atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben k‎s‎r bir kocakar‎y‎m!" dedi.
51|30|Onlar: "Bu bِyledir. Rabbin sِylemi‏tir. O, hikmet sahibidir, bilendir" dediler.
51|31|(فbrahim:) O halde i‏iniz nedir, ey elçiler? dedi.
51|32|"Biz, dediler, suçlu bir kavme gِnderildik."
51|33|"ـzerlerine çamurdan ta‏ yaًd‎rmaya (geldik)."
51|34|(Bu ta‏lar,) a‏‎r‎ gidenler için Rabbinin kat‎nda i‏aretlenmi‏ (ta‏lard‎r).
51|35|Bunun üzerine orada bulunan müminleri ç‎kard‎k.
51|36|Zaten orada müslümanlardan, bir ev halk‎ndan ba‏ka kimse bulmad‎k.
51|37|Ac‎ azaptan korkanlar için orada bir i‏aret b‎rakt‎k.
51|38|Musa'da da (ibretler vard‎r). Onu apaç‎k bir delil ile Firavun'a gِndermi‏tik.
51|39|Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmi‏: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" demi‏ti.
51|40|Nihayet onu da ordular‎n‎ da yakalay‎p denize att‎k, bu s‎rada kendini k‎nay‎p duruyordu.
51|41|Ad kavminde de (ibretler vard‎r). Onlara kas‎p kavuran rüzgâr‎ gِndermi‏tik.
51|42|ـzerinden geçtiًi ‏eyi canl‎ b‎rakm‎yor, onu kül edip savuruyordu.
51|43|Semûd kavminde de (ibretler vard‎r). Onlara: Bir süreye kadar faydalan‎n, denmi‏ti.
51|44|Rablerinin emrine kar‏‎ geldiler. Bu yüzden, bak‎p dururlarken onlar‎ y‎ld‎r‎m çarp‎verdi.
51|45|Ayaًa kalkacak güçleri kalmam‎‏, yard‎m edenleri de olmam‎‏t‎.
51|46|Bunlardan ِnce de Nuh kavmini helâk etmi‏tik. اünkü onlar yoldan ç‎km‎‏ bir toplum idiler.
51|47|Gًِü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette geni‏leticiyiz.
51|48|Yeri de dِ‏edik. (Bak) ne güzel dِ‏eyiciyiz!
51|49|Her ‏eyden de çift çift yaratt‎k ki, dü‏ünüp ًِüt alas‎n‎z.
51|50|O halde Allah'a ko‏un. اünkü ben, size O'nun kat‎ndan (gelmi‏) aç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
51|51|Allah ile beraber ba‏ka bir tanr‎ edinmeyin. Zira ben size O'nun taraf‎ndan (gelmi‏) aç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
51|52|ف‏te bِylece, onlardan ِncekilere her hangi bir peygamber geldiًinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.
51|53|Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doًrusu onlar azg‎n bir topluluktur.
51|54|Art‎k onlara ald‎rma. (Davete uymamalar‎ndan dolay‎) sen k‎nanacak deًilsin.
51|55|Sen yine de ًِüt ver. اünkü ًِüt müminlere fayda verir.
51|56|Ben cinleri ve insanlar‎, ancak bana kulluk etsinler diye yaratt‎m.
51|57|Ben onlardan r‎z‎k istemiyorum. Beni doyurmalar‎n‎ da istemiyorum.
51|58|قüphesiz r‎z‎k veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah't‎r.
51|59|Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmi‏lerinin pay‎ gibi (azaptan) bir paylar‎ vard‎r! O halde acele etmesinler!
51|60|Ba‏lar‎na gelecek (ac‎) günlerinden dolay‎ vay o kâfirlerin haline!
52|1|Tûr'a, andolsun ki,
52|2|Sat‎r sat‎r yaz‎lm‎‏ Kitab'a,
52|3|Yay‎lm‎‏ ince deri üzerine,
52|4|Beyt-i Ma'mûr'a,
52|5|Yükseltilmi‏ tavana(gًِe),
52|6|Kaynat‎lm‎‏ denize (bunlara andolsun ki),
52|7|Rabbinin azab‎ mutlaka vuku bulacakt‎r.
52|8|Ona engel olacak hiçbir ‏ey yoktur.
52|9|O gün gِk sallan‎p çalkalan‎r.
52|10|Daًlar yürüdükçe yürür.
52|11|Yalanlayanlar‎n vay haline o gün!
52|12|Ki onlar dald‎klar‎ bât‎l içinde oyalan‎p duranlard‎r.
52|13|O gün cehennem ate‏ine itilip at‎l‎rlar :
52|14|"ف‏te yalanlay‎p durduًunuz ate‏ budur!" denilir.
52|15|Bir büyü müdür bu, yoksa gِrmüyor musunuz?
52|16|Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de art‎k sizin için birdir. Siz ancak yapt‎klar‎n‎z‎n kar‏‎l‎ً‎na çarpt‎r‎lacaks‎n‎z.
52|17|قüphesiz (kِtülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler.
52|18|Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefâ sürerler, (Zira) Rableri onlar‎, cehennem azab‎ndan korumu‏tur.
52|19|Onlara: Yapt‎klar‎n‎za kar‏‎l‎k âfiyetle yeyin,için (denilir).
52|20|" S‎ra s‎ra dizilmi‏ koltuklara yaslanarak"Onlar‎,ceylan gِzlü hûrilerle evlendirmi‏izdir:
52|21|فman eden ve soylar‎ndan gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! ف‏te biz, onlar‎n nesillerini de kendilerine katt‎k. Onlar‎n amellerinden de bir ‏ey eksiltmedik. Herkes kazand‎klar‎na kar‏‎ bir rehindir.
52|22|Onlara canlar‎n‎n istediًi meyve ve etten bol bol verdik.
52|23|Orada kar‏‎l‎kl‎ kadeh toku‏tururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vard‎r ne de günaha girme.
52|24|Hizmetlerine verilmi‏, (kabuًunda) sakl‎ inci gibi gençler etraflar‎nda dِnüp dola‏‎rlar.
52|25|Cennettekiler birbirlerine dِnüp sorarlar:
52|26|Derler ki: "Daha ِnce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkard‎k."
52|27|"Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine i‏leyen azaptan korudu."
52|28|"Gerçekten biz bundan ِnce O'na yalvar‎yorduk. اünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."
52|29|(Resûlüm!) Sen ًِüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
52|30|Yoksa onlar: (O,) bir ‏airdir; onun, zaman‎n felâketlerine uًramas‎n‎ bekliyoruz mu diyorlar?
52|31|De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
52|32|Onlara ak‎llar‎ m‎ bunu emreder, yoksa onlar, azg‎n bir topluluk mudur?
52|33|Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hay‎r, onlar iman etmezler.
52|34|Eًer doًru iseler onun benzeri bir sِz getirsinler.
52|35|Acaba onlar herhangi bir yarat‎c‎ olmadan m‎ yarat‎ld‎lar? Yoksa kendileri mi yarat‎c‎d‎rlar?
52|36|Yoksa gِkleri ve yeri onlar m‎ yaratt‎lar? Hay‎r! Onlar bir türlü anlay‎p inanmazlar.
52|37|Yahut Rabbinin hazineleri onlar‎n yan‎nda m‎d‎r? Ya da her ‏eye hakim olan kendileri midir?
52|38|Yoksa onlar‎n, üzerine ç‎k‎p gizli s‎rlar‎ dinledikleri bir merdivenleri mi var? ضyleyse dinleyenleri, aç‎k bir delil getirsinler.
52|39|Yoksa k‎zlar O'nun, oًullar da sizin mi?
52|40|Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar aً‎r bir borç alt‎nda eziliyorlar m‎?
52|41|Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlar‎nda da, onlar m‎ yaz‎yorlar?
52|42|Yahut bir tuzak m‎ kurmak istiyorlar? As‎l tuzaًa dü‏ecek olanlar, inkâr edenlerdir.
52|43|Veya onlar‎n Allah'tan ba‏ka bir tanr‎s‎ m‎ var? Allah, onlar‎n ortak ko‏tuklar‎ ‏eylerden uzakt‎r.
52|44|Gِkten dü‏en bir kütle gِrseler "ـst üste y‎ً‎lm‎‏ bulutlard‎r" derler.
52|45|Art‎k çarp‎lacaklar‎ günlerine kavu‏uncaya kadar onlar‎ kendi hallerine b‎rak.
52|46|O gün planlar‎ kendilerine hiçbir fayda vermez ve yard‎m da gِrmezler.
52|47|قüphesiz zulmedenlere, ondan ba‏ka da azap vard‎r. Fakat çoklar‎ bilmezler.
52|48|Rabbinin hükmüne sabret. اünkü sen gِzlerimizin ِnündesin. Kalkt‎ً‎n zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
52|49|Gecenin bir k‎sm‎nda ve y‎ld‎zlar‎n bat‎‏‎ndan sonra da O'nu tesbih et.
53|1|Batt‎ً‎ zaman y‎ld‎za andolsun ki;
53|2|Arkada‏‎n‎z (Muhammed) sapmad‎ ve bât‎la inanmad‎.
53|3|O,arzusuna gِre de konu‏maz.
53|4|O (bildirdikleri) vahyedilenden ba‏kas‎ deًildir.
53|5|اünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) ًِretti.
53|6|Ve üstün yarat‎l‎‏l‎(melek), doًruldu:
53|7|Kendisi en yüksek ufukta iken.
53|8|Sonra (Muhammed'e) yakla‏t‎,(yere doًru)sarkt‎.
53|9|O kadar ki (birle‏tirilmi‏) iki yay aras‎ kadar, hatta daha da yak‎n oldu.
53|10|Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
53|11|(Gِzleriyle) gِrdüًünü kalbi yalanlamad‎.
53|12|Onun gِrdükleri hakk‎nda ‏imdi kendisi ile tart‎‏acak m‎s‎n‎z?
53|13|Andolsun onu, ِnceden bir defa daha gِrmü‏tü,
53|14|Sidretü'l-Müntehâ'n‎n yan‎nda .
53|15|Cennetü'l-Me'vâ da onun yan‎ndad‎r.
53|16|Sidre'yi kaplayan kaplam‎‏t‎.
53|17|Gِzü kaymad‎ ve s‎n‎r‎ a‏mad‎.
53|18|Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir k‎sm‎n‎ gِrdü.
53|19|Gِrdünüz mü o Lât ve Uzzâ'y‎?
53|20|Ve üçüncüleri olan ِtekini, Menât'‎.
53|21|Demek erkek size, di‏i O'na ِyle mi?
53|22|O zaman bu, insafs‎zca bir taksim!
53|23|Bunlar (putlar), sizin ve atalar‎n‎z‎n takt‎ً‎ isimlerden ba‏ka bir ‏ey deًildir. Allah onlar hakk‎nda hiçbir delil indirmemi‏tir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri taraf‎ndan yol gِsterici gelmi‏tir.
53|24|Yoksa insan, her arzu ettiًi ‏eye sahip mi olacakt‎r?
53|25|Ahiret de dünya da Allah'‎nd‎r.
53|26|Gِklerde nice melek var ki onlar‎n ‏efaatleri, dilediًi ve ho‏nut olduًu kimse için Allah'‎n izin vermesi d‎‏‎nda, bir i‏e yaramaz.
53|27|Ahirete inanmayanlar, meleklere di‏ilerin adlar‎n‎ tak‎yorlar.
53|28|Halbuki onlar‎n bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç ‏üphesiz hakikat bak‎m‎ndan bir ‏ey ifade etmez.
53|29|Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayat‎ndan ba‏ka bir ‏ey istemeyen kimselere yüz verme.
53|30|ف‏te onlar‎n eri‏ebilecekleri bilgi budur. قüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapan‎ daha iyi bilir; O, hidayette olan‎ da çok iyi bilir.
53|31|Gِklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'‎nd‎r. Bu, Allah'‎n, kِtülük edenleri yapt‎klar‎yla cezaland‎rmas‎, güzel davrananlar‎ da daha güzeliyle mükâfatland‎rmas‎ içindir.
53|32|Ufak tefek kusurlar‎ d‎‏‎nda, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaç‎nanlara gelince, bil ki Rabbin, aff‎ bol oland‎r. O, sizi daha topraktan yaratt‎ً‎ zaman ve siz annelerinizin kar‎nlar‎nda bulunduًunuz s‎rada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize ç‎karmay‎n. اünkü O, kِtülükten sak‎nan‎ daha iyi bilir.
53|33|Gِrdün mü arkas‎n‎ dِneni?
53|34|Az‎c‎k verip sonra vermemekte direneni?
53|35|Acaba gayb‎n bilgisi kendi yan‎ndad‎r da o gِrüyor mu?
53|36|Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'n‎n sahifelerinde bulunan,
53|37|Ve ahdine vefa gِsteren فbrahim'in( sahifelerinde bulunan ‏u gerçekler):
53|38|Gerçekten hiçbir günahkâr, ba‏kas‎n‎n günah yükünü yüklenemez.
53|39|Bilsin ki insan için kendi çal‎‏mas‎ndan ba‏ka bir ‏ey yoktur.
53|40|Ve çal‎‏mas‎ da ileride gِrülecektir.
53|41|Sonra ona kar‏‎l‎ً‎ tastamam verilecektir.
53|42|Ve ‏üphesiz en son var‎‏ Rabbinedir.
53|43|Doًrusu güldüren de aًlatan da O'dur.
53|44|ضldüren de dirilten de O'dur.
53|45|قuras‎ muhakkak ki erkek ve di‏iden ibaret olan iki çifti O yaratt‎.
53|46|(Rahime) at‎ld‎ً‎ zaman nutfeden.
53|47|قüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
53|48|Zengin eden de yoksul k‎lan da O'dur.
53|49|Doًrusu قi'râ y‎ld‎z‎n‎n Rabbi de O'dur.
53|50|Ve ‏üphesiz ki ِnceki آd kavmini O helâk etti.
53|51|Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir ‏ey b‎rakmad‎.
53|52|Daha ِnce de çok zalim ve pek azg‎n, olan Nuh kavmini (helâk etmi‏ti).
53|53|Altüst olan ‏ehirleri de o bِyle yapt‎.
53|54|Onlar‎n ba‏‎na getireceًini getirdi!
53|55|قimdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde ‏üpheye dü‏ersin.
53|56|ف‏te bu ilk uyar‎c‎lardan bir uyar‎c‎d‎r.
53|57|Yakla‏an yakla‏t‎.
53|58|Onu (vaktini) Allah'tan ba‏ka aç‎ًa ç‎karacak yoktur.
53|59|قimdi siz bu sِze (Kur'an'a) m‎ ‏a‏‎yorsunuz?
53|60|Gülüyorsunuz da aًlam‎yorsunuz!
53|61|Ve siz gaflet içinde oyalanmaktas‎n‎z!
53|62|Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!
54|1|K‎yamet yakla‏t‎ ve ay yar‎ld‎.
54|2|Onlar bir mucize gِrürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
54|3|Yalanlad‎lar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her i‏in ula‏acaً‎ yeri vard‎r.
54|4|Andolsun onlara, kِtülükten ِnleyecek nice ِnemli haberler gelmi‏tir.
54|5|Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyar‎lar ne fayda verir!
54|6|اaً‎ran‎n gِrülmemi‏ bir ‏eye çaً‎rd‎ً‎ gün, sen de onlardan yüz çevir.
54|7|Sanki etrafa yay‎lm‎‏ çekirge sürüsü gibi bak‎‏lar‎ peri‏an (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden ç‎karlar.
54|8|Dâvetçiye ko‏arlarken o esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.
54|9|Onlardan ِnce Nuh'un kavmi de yalanlad‎, hem de kulumuzun yalanc‎ olduًunda ‎srar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorland‎.
54|10|Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik dü‏tüm, bana yard‎m et! diyerek yalvard‎.
54|11|Biz de derhal nehir gibi devaml‎ akan bir su ile gًِün kap‎lar‎n‎ açt‎k.
54|12|Yeryüzünde kaynaklar f‎‏k‎rtt‎k. (Her iki) su, takdir edilmi‏ bir i‏in olmas‎ için birle‏mi‏ti.
54|13|Nuh'u da tahtalardan yap‎lm‎‏, çivilerle çak‎lm‎‏ gemiye bindirdik.
54|14|فnkâr edilmi‏ olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gِzlerimizin ِnünde ak‎p gidiyordu.
54|15|Andolsun ki onu bir ibret olarak b‎rakt‎k, ibret alan yok mudur?
54|16|Benim azab‎m ve uyar‎lar‎m nas‎lm‎‏!
54|17|Andolsun biz Kur'an'‎ ًِüt al‎ns‎n diye kolayla‏t‎rd‎k. (Ondan) ًِüt alan yok mu?
54|18|Ad kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanlad‎ da azab‎m ve tehdidim nas‎lm‎‏ (gِrdüler).
54|19|Biz onlar‎n üstüne, uًursuzluًu devaml‎ bir günde dondurucu bir rüzgâr gِnderdik.
54|20|O rüzgâr, insanlar‎, sِkülmü‏ hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
54|21|Nas‎lm‎‏ benim azab‎m ve uyar‎lar‎m!
54|22|Andolsun biz Kur'an'‎ dü‏ünüp ًِüt al‎ns‎n diye kolayla‏t‎rd‎k. ضًüt alan yok mu?
54|23|Semûd kavmi de uyar‎c‎lar‎ yalanlad‎.
54|24|"Aram‎zdan bir be‏ere mi uyacaً‎z? O takdirde biz apaç‎k bir sap‎kl‎k ve ç‎lg‎nl‎k etmi‏ oluruz" dediler.
54|25|"Vahiy, aram‎zda ona m‎ verildi? Hay‎r o, yalanc‎ ve ‏‎mar‎ً‎n biridir" (dediler.)
54|26|Yar‎n onlar, yalanc‎ ve ‏‎mar‎ً‎n kim olduًunu bileceklerdir.
54|27|Gerçekten onlar‎ imtihan etmek için di‏i deveyi gِnderen biziz. Sen onlar‎ gِzetle ve sabret.
54|28|Onlara, suyun aralar‎nda payla‏t‎r‎ld‎ً‎n‎ haber ver. Her biri kendi içme s‎ras‎nda gelsin.
54|29|Arkada‏lar‎n‎ çaً‎rd‎lar, o da (bundan cür'et alarak) k‎l‎c‎n‎ kapt‎ ve deveyi kesti.
54|30|(Bu azg‎nlara) azab‎m ve uyar‎lar‎m nas‎l oldu!
54|31|Biz onlar‎n üzerlerine korkunç bir ses gِnderdik. Hemen hayvan aً‎l‎na konan kuru ot gibi oluverdiler.
54|32|Andolsun biz Kur'an'‎, anla‏‎l‎p ًِüt al‎nmas‎ için kolayla‏t‎rd‎k. O halde dü‏ünüp ًِüt alan yok mu?
54|33|Lût'un kavmi de uyar‎c‎ peygamberleri yalanlad‎.
54|34|Biz de üstlerine ta‏ (yaًd‎ran bir f‎rt‎na) gِnderdik. Ancak Lût ailesini seher vakti kurtard‎k.
54|35|Kat‎m‎zdan bir nimet olarak. Biz ‏ükredeni i‏te bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
54|36|Andolsun ki, Lût onlar‎ bizim ‏iddetli azab‎m‎zla uyard‎. Fakat onlar bu tehditleri ku‏kuyla kar‏‎lad‎lar.
54|37|Onlar Lût'un misafirlerine kar‏‎ kِtülük yapmay‎ planlam‎‏lard‎. Hemen biz onlar‎n gِzlerini silme kِr ettik. "Haydi azab‎m‎ ve uyar‎lar‎m‎ tad‎n!" (dedik).
54|38|Bir sabah kendilerine, yakalar‎n‎ bir daha b‎rakmayacak olan bir azap gelip çatt‎.
54|39|ف‏te azab‎m‎ ve uyanlar‎m‎ tad‎n! (denildi).
54|40|Andolsun biz Kur'an'‎, ًِüt almak için kolayla‏t‎rd‎k. O halde dü‏ünüp ibret alan yok mu?
54|41|قüphesiz Firavun'un kavmine de uyar‎c‎lar gelmi‏ti.
54|42|Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanlad‎lar. Biz de onlar‎ güç ve kudretimize lây‎k bir ‏ekilde yakalad‎k.
54|43|قimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha m‎ iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât m‎ var?
54|44|Yoksa "Biz, intikam almaًa gücü yeten bir topluluًuz" mu diyorlar?
54|45|O topluluk yak‎nda bozulacak ve onlar arkalar‎n‎ dِnüp kaçacaklard‎r.
54|46|Bilakis k‎yamet onlara vâdedilen as‎l saattir ve o saat daha belâl‎ ve daha ac‎d‎r.
54|47|قüphesiz suçlular sap‎kl‎k ve ç‎lg‎nl‎k içindedirler.
54|48|O gün yüzüstü ate‏e sürüklendiklerinde "Cehennemin elemini tad‎n!" denir.
54|49|Biz, her ‏eyi bir ِlçüye gِre yaratt‎k.
54|50|Bizim buyruًumuz, bir anl‎k bak‎‏ gibi, bir tek sِzden ba‏ka bir ‏ey deًildir.
54|51|Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk ettik. Dü‏ünüp ibret alan yok mu?
54|52|Yapt‎klar‎ her ‏ey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur.
54|53|Küçük büyük her ‏ey sat‎r sat‎r yaz‎lm‎‏t‎r.
54|54|Takvâ sahipleri cennetlerde ve ‎rmaklar‎n kenarlar‎ndad‎r.
54|55|Güçlü ve Yüce Allah'‎n huzurunda hak meclisindedirler.
55|1|اok merhametli(Allah)
55|2|Kur'an'‎ ًِretti.
55|3|فnsan‎ yaratt‎.
55|4|Ona aç‎klamay‎ ًِretti.
55|5|Güne‏ ve ay bir hesaba gِre (hareket etmekte) dir.
55|6|Bitkiler ve aًaçlar secde ederler.
55|7|Gًِü Allah yükseltti ve mîzan‎ (dengeyi) O koydu.
55|8|Sak‎n dengeyi bozmay‎n.
55|9|ضlçüyü adaletle tutun ve eksik tartmay‎n.
55|10|Allah, yeri canl‎lar için yaratm‎‏t‎r.
55|11|Orada meyveler ve salk‎ml‎ hurma aًaçlar‎ vard‎r.
55|12|Yaprakl‎ daneler ve ho‏ kokulu bitkiler vard‎r.
55|13|O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|14|Allah insan‎, pi‏mi‏ çamura benzeyen bir balç‎ktan yaratt‎.
55|15|Cinleri ِz ate‏ten yaratt‎.
55|16|O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|17|(O,) iki doًunun ve iki bat‎n‎n Rabbidir.
55|18|ضyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|19|فki denizi birbirine kavu‏mak üzere sal‎vermi‏tir.
55|20|Aralar‎nda bir engel vard‎r, birbirine geçip kar‎‏mazlar.
55|21|O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|22|فkisinden de inci ve mercan ç‎kar.
55|23|قimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|24|Denizde yüce daًlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.
55|25|ضyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|26|Yer yüzünde bulunan her canl‎ yok olacak.
55|27|Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zât‎ bâki kalacak.
55|28|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|29|Gِklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.
55|30|O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|31|Ey insan ve cin! Sizin de hesab‎n‎z‎ ele alacaً‎z.
55|32|Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|33|Ey cin ve insan topluluklar‎! Gِklerin ve yerin çerçevesinden ç‎k‎p gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle ç‎k‎p gidebilirsiniz.
55|34|ضyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|35|ـzerinize ate‏ten alev ve duman gِnderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yard‎mla‏amazs‎n‎z.
55|36|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|37|Gِk yar‎l‎p da k‎zarm‎‏ yaً renginde gül gibi olduًu zaman,
55|38|Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|39|ف‏te o gün insana da cine de günah‎ sorulmaz.
55|40|O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|41|Suçlular, simalar‎ndan tan‎n‎r, perçemlerinden ve ayaklar‎ndan yakalan‎rlar.
55|42|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|43|ف‏te bu, suçlular‎n yalanlad‎klar‎ cehennemdir.
55|44|Onlar, cehennemle kaynar su aras‎nda dola‏‎r dururlar.
55|45|قimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|46|Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vard‎r.
55|47|ضyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
55|48|فki cennet de çe‏it çe‏it aًaçlarla doludur.
55|49|ضyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|50|فkisinde de ak‎p giden iki kaynak vard‎r.
55|51|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|52|فkisinde de her türlü meyveden çift çift vard‎r.
55|53|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|54|Hepsi de ِrtüleri atlastan minderlere yaslan‎rlar. فki cennetin de meyvesinin dev‏irilmesi yak‎nd‎r.
55|55|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|56|Oralarda gِzlerini yaln‎z e‏lerine çevirmi‏ güzeller var ki, bunlardan ِnce onlara ne insan ne de cin dokunmu‏tur.
55|57|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|58|Sanki onlar yakut ve mercand‎rlar.
55|59|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|60|فyiliًin kar‏‎l‎ً‎ iyilikten ba‏ka bir ‏ey midir?
55|61|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|62|Bu ikisinden ba‏ka iki cennet daha vard‎r.
55|63|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|64|Bu cennetler koyu ye‏ildirler.
55|65|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|66|فkisinde de durmadan f‎‏k‎ran iki kaynak vard‎r.
55|67|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|68|فkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vard‎r.
55|69|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|70|فçlerinde huyu güzel yüzü güzel kad‎nlar vard‎r.
55|71|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|72|Otaًlar içinde sahiplerine tahsis edilmi‏ hûriler vard‎r.
55|73|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|74|Bunlara onlardan ِnce ne bir insan ne bir cin dokunmu‏tur.
55|75|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|76|Ye‏il yast‎klara ve hârikulâde güzel dِ‏emelere yaslan‎rlar.
55|77|ضyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|78|Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin ad‎ yücelerden yücedir.
56|1|K‎yamet koptuًu zaman,
56|2|Ki onun olu‏unu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;
56|3|O, alçalt‎c‎, yükselticidir.
56|4|Yer ‏iddetle sars‎ld‎ً‎,
56|5|Daًlar parçaland‎ً‎,
56|6|Daً‎l‎p toz duman haline geldiًi,
56|7|Ve sizler de üç s‎n‎f olduًunuz zaman,
56|8|Saًdakiler, ne mutlu o saًdakilere!
56|9|Soldakiler, ne bahts‎zd‎rlar onlar!
56|10|(Hay‎rda) ِnde olanlar, (ecirde de) ِndedirler.
56|11|ف‏te bunlar, (Allah'a) en yak‎n olanlard‎r,
56|12|Naîm cennetlerinde .
56|13|(Onlar‎n) çoًu ِnceki ümmetlerden,
56|14|Biraz‎ da sonrakilerdendir.
56|15|Cevherlerle i‏lenmi‏ tahtlar üzerindedirler,
56|16|Onlar‎n üzerlerinde kar‏‎l‎kl‎ olarak oturup yaslan‎rlar.
56|17|اevrelerinde, (hizmet için) ِlümsüz gençler dola‏‎r;
56|18|Maîn çe‏mesinden doldurulmu‏ testiler, ibrikler ve kadehlerle.
56|19|Bu ‏araptan ne ba‏lar‎ aًr‎t‎l‎r, ne de ak‎llar‎ giderilir.
56|20|(Onlara) beًendikleri meyveler,
56|21|Canlar‎n‎n çektiًi ku‏ etleri,
56|22|فri gِzlü hûriler,
56|23|Sakl‎ inciler gibi.
56|24|Yapt‎klar‎na kar‏‎l‎k olarak (verilir).
56|25|Orada bo‏ bir sِz ve günaha sokan bir laf i‏itmezler.
56|26|Sِylenen, yaln‎zca "selâm, selâm" d‎r.
56|27|Saًdakiler, ne mutlu o saًdakilere!
56|28|Düzgün kiraz aًac‎,
56|29|Meyveleri salk‎m salk‎m dizili muz aًaçlar‎,
56|30|Uzam‎‏ gِlgeler,
56|31|اaًlayarak akan sular,
56|32|Say‎s‎z meyveler içindedirler;
56|33|Tükenmeyen ve yasaklanmayan.
56|34|Ve kabart‎lm‎‏ dِ‏ekler üstündedirler.
56|35|Gerçekten biz hûrileri apayr‎ biçimde yeni yaratt‎k.
56|36|Onlar‎, bâkireler k‎ld‎k.
56|37|E‏lerine dü‏kün ve ya‏‎t.
56|38|Bütün bunlar saًdakiler içindir..
56|39|Bunlar‎n birçoًu ِnceki ümmetlerdendir.
56|40|Birçoًu da sonrakilerdendir.
56|41|Soldakiler; ne yaz‎k o soldakilere!
56|42|فçlerine i‏leyen bir ate‏ ve kaynar su içinde,
56|43|Kapkara dumandan bir gِlge alt‎ndad‎rlar;
56|44|Serin ve ho‏ olmayan.
56|45|اünkü onlar bundan ِnce varl‎k içinde sefahete dalm‎‏lard‎.
56|46|Büyük günah‎ i‏lemekte direnir dururlard‎.
56|47|Ve diyorlard‎ ki: Biz ِldükten, toprak ve kemik y‎ً‎n‎ haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceًiz?
56|48|ضnceki atalar‎m‎z da m‎?
56|49|De ki: Hem ِncekiler hem de sonrakiler,
56|50|Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklard‎r!
56|51|Sonra siz ey sap‎klar, yalanc‎lar!
56|52|Elbette bir aًaçtan, zakkum aًac‎ndan yiyeceksiniz.
56|53|Kar‎nlar‎n‎z‎ ondan dolduracaks‎n‎z.
56|54|ـstüne de kaynar sudan içeceksiniz.
56|55|Susam‎‏ develerin suya sald‎r‎‏‎ gibi içeceksiniz.
56|56|ف‏te ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!
56|57|Sizi biz yaratt‎k. Tasdik etmeniz gerekmez mi?
56|58|Sِyleyin ِyleyse, (rahimlere) dِktüًünüz meni nedir?
56|59|Onu siz mi yarat‎yorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
56|60|Aran‎zda ِlümü takdir eden biziz. Ve biz, ِnüne geçilebileceklerden deًiliz.
56|61|Bِylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediًiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ِlümü takdir ettik).
56|62|Andolsun, ilk yarat‎l‎‏‎ bildiniz. Dü‏ünüp ibret alman‎z gerekmez mi?
56|63|قimdi bana, ektiًinizi haber verin.
56|64|Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
56|65|Dileseydik onu kuru bir çِp yapard‎k da ‏a‏ar kal‎rd‎n‎z.
56|66|"Doًrusu borç alt‎na girdik.
56|67|Daha doًrusu, biz yoksul kald‎k" (derdiniz).
56|68|Ya içtiًiniz suya ne dersiniz?
56|69|Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
56|70|Dileseydik onu tuzlu yapard‎k. قükretmeniz gerekmez mi?
56|71|Sِyleyin ‏imdi bana, tutu‏turmakta olduًunuz ate‏i,
56|72|Onun aًac‎n‎ siz mi yaratt‎n‎z, yoksa yaratan biz miyiz?
56|73|Biz onu bir ibret ve çِlden gelip geçenlerin istifadesi için yaratt‎k.
56|74|ضyleyse ulu Rabbinin ad‎n‎ tesbih et.
56|75|Hay‎r! Y‎ld‎zlar‎n yerlerine yemin ederim ki,
56|76|Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.
56|77|قüphesiz bu, deًerli bir Kur'an'd‎r,
56|78|Korunmu‏ bir kitapt‎r.
56|79|Ona ancak temizlenenler dokunabilir.
56|80|O, âlemlerin Rabbinden indirilmi‏tir.
56|81|قimdi siz, bu sِzü mü küçümsüyorsunuz?
56|82|Allah'‎n verdiًi r‎zka kar‏‎ ‏ükrü, onu yalanlamakla m‎ yerine getiriyorsunuz?
56|83|Hele can boًaza dayand‎ً‎ zaman,
56|84|O vakit siz bakar durursunuz.
56|85|(O anda) biz ona sizden daha yak‎n‎z, ama gِremezsiniz.
56|86|Madem ki ceza gِrmeyecekmi‏siniz,
56|87|Onu (can‎) geri çevirsenize, ‏ayet iddian‎zda doًru iseniz!
56|88|Fakat (ِlen ki‏i Allah'a) yak‎n olanlardan ise,
56|89|Ona rahatl‎k, güzel r‎z‎k ve Naîm cenneti vard‎r.
56|90|Eًer o saًdakilerden ise,
56|91|"Ey saًdaki! Sana selam olsun!"
56|92|Ama yalanlay‎c‎ sap‎klardan ise,
56|93|ف‏te ona da kaynar sudan bir ziyafet vard‎r!
56|94|Ve (onun sonu) cehenneme at‎lmakt‎r.
56|95|قüphesiz ki bu, kesin gerçektir.
56|96|ضyleyse ulu Rabbinin ad‎n‎ tenzih ile an.
57|1|Gِklerde ve yerde bulunan her ‏ey Allah'‎ tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.
57|2|Gِklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, ِldürür. O, her ‏eye gücü yetendir.
57|3|O ilktir, sondur, zahirdir, bat‎nd‎r. O, her ‏eyi bilendir.
57|4|O, gِkleri ve yeri alt‎ günde yaratan, sonra Ar‏'‎n üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan ç‎kan‎, gِkten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsan‎z, O sizinle beraberdir. Allah yapt‎klar‎n‎z‎ gِrür.
57|5|Gِklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün i‏ler ancak O'na dِndürülür.
57|6|Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olan‎ bilir.
57|7|Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili k‎ld‎ً‎ ‏eylerden harcay‎n. Sizden iman edip de (Allah r‎zas‎ için) harcayan kimselere büyük mükâfat vard‎r.
57|8|Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çaً‎rd‎ً‎ halde niçin Allah'a inanm‎yorsunuz? Halbuki O, sizden kesin sِz de alm‎‏t‎. Eًer inan‎rsan‎z.
57|9|Sizi karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎karmak için kuluna apaç‎k âyetler indiren O'dur. قüphesiz Allah, size kar‏‎ çok ‏efkatli, çok merhametlidir.
57|10|Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcam‎yorsunuz? Halbuki gِklerin ve yerin miras‎ Allah'‎nd‎r. Elbette içinizden, fetihten ِnce harcayan ve sava‏anlar, daha sonra harcay‎p sava‏anlara e‏it deًildir. Onlar‎n derecesi, sonradan infak eden ve sava‏anlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olan‎ vâdetmi‏tir. Allah'‎n yapt‎klar‎n‎zdan haberi vard‎r.
57|11|Kim Allah'a güzel bir ِdünç verecek olursa, Allah da onun kar‏‎l‎ً‎n‎ kat kat verir ve ayr‎ca onun çok deًerli bir mükâfat‎ da vard‎r.
57|12|Mümin erkeklerle mümin kad‎nlar‎, ِnlerinden ve saًlar‎ndan, (amellerinin) nurlar‎ ayd‎nlat‎p giderken gِrdüًün günde, (onlara): Bugün müjdeniz, zemininden ‎rmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacaً‎n‎z cennetlerdir, denilir. ف‏te büyük kurtulu‏ budur.
57|13|Münaf‎k erkeklerle münaf‎k kad‎nlar‎n, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ‎‏‎k alal‎m, diyeceًi günde kendilerine: Arkan‎za dِnün de bir ‎‏‎k aray‎n! denilir. Nihayet onlar‎n aras‎na, içinde rahmet, d‎‏‎nda azap bulunan kap‎l‎ bir sur çekilir.
57|14|Münaf‎klar onlara: Biz sizinle beraber deًil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi ba‏‎n‎z‎ belaya soktunuz; f‎rsat beklediniz; ‏üpheye dü‏tünüz ve kuruntular sizi aldatt‎. O çok aldatan (‏eytan) sizi, Allah hakk‎nda bile aldatt‎. Nihayet Allah'‎n emri gelip çatt‎!
57|15|Bugün art‎k ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varacaً‎n‎z yer ate‏tir. Size yara‏an odur. Ne kِtü bir dِnü‏ yeridir!
57|16|فman edenlerin Allah'‎ anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zaman‎ daha gelmedi mi? Onlar daha ِnce kendilerine kitap verilenler gibi olmas‎nlar. Onlar‎n üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri kat‎la‏t‎. Onlardan bir çoًu yoldan ç‎km‎‏ kimselerdir.
57|17|Bilin ki Allah, ِlümünden sonra yeryüzünü canland‎r‎yor. Dü‏ünesiniz diye gerçekten, size âyetleri aç‎klad‎k.
57|18|Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kad‎nlara ve Allah'a güzel bir ِdünç verenlere, verdiklerinin kar‏‎l‎ً‎ kat kat ِdenir ve onlara deًerli bir mükâfat vard‎r.
57|19|Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) i‏te onlar, Rableri yan‎nda sِzü ِzü doًru olanlar ve ‏ehitlik mertebesine erenlerdir. Onlar‎n mükâfatlar‎ ve nûrlar‎ vard‎r. فnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlar‎d‎r.
57|20|Bilin ki dünya hayat‎ ancak bir oyun, eًlence, bir süs, aran‎zda bir ِvünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteًinden ibarettir. T‎pk‎ bir yaًmur gibidir ki, bitirdiًi ziraatçilerin ho‏una gider. Sonra kurur da sen onun sapsar‎ olduًunu gِrürsün; sonra da çer çِp olur. Ahirette ise çetin bir azap vard‎r. Yine orada Allah'‎n maًfireti ve r‎zas‎ vard‎r. Dünya hayat‎ aldat‎c‎ bir geçimlikten ba‏ka bir ‏ey deًildir.
57|21|Rabbinizden bir maًfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için haz‎rlanm‎‏ olup geni‏liًi gِkle yerin geni‏liًi kadar olan cennete ko‏u‏un. ف‏te bu, Allah'‎n lütfudur ki onu dilediًine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
57|22|Yeryüzünde vuku bulan ve sizin ba‏‎n‎za gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan ِnce, bir kitapta yaz‎lm‎‏ olmas‎n. قüphesiz bu, Allah'a gِre kolayd‎r.
57|23|(Allah bunu) elinizden ç‎kana üzülmeyesiniz ve Allah'‎n size verdiًi nimetlerle ‏‎marmayas‎n‎z diye aç‎klamaktad‎r. اünkü Allah, kendini beًenip bِbürlenen kimseleri sevmez.
57|24|Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliًi emrederler. Kim yüz çevirirse ‏üphesiz ki Allah zengindir, hamde lây‎kt‎r.
57|25|Andolsun biz peygamberlerimizi aç‎k delillerle gِnderdik ve insanlar‎n adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitab‎ ve mizan‎ indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vard‎r. Bu, Allah'‎n, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yard‎m edenleri belirlemesi içindir. قüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.
57|26|Andolsun ki biz, Nuh'u ve فbrahim'i gِnderdik, peygamberliًi de kitab‎ da onlar‎n soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi doًru yoldad‎r; içlerinden birçoًu da yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
57|27|Sonra bunlar‎n izinden ardarda peygamberlerimizi gِnderdik. Meryem oًlu فsa'y‎ da arkalar‎ndan gِnderdik, ona فncil'i verdik; ona uyanlar‎n kalplerine ‏efkat ve merhamet vermi‏tik. Uydurduklar‎ ruhbanl‎ًa gelince, onu biz yazmad‎k. Fakat kendileri Allah r‎zas‎n‎ kazanmak için yapt‎lar. Ama buna da gereًi gibi uymad‎lar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlar‎n‎ verdik. فçlerinden çoًu da yoldan ç‎km‎‏lard‎r.
57|28|Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inan‎n ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ‎‏‎ً‎nda yürüyeceًiniz bir nûr lütfetsin; sizi baً‎‏las‎n. Allah, çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
57|29|Bِylece kitap ehli, Allah'‎n lütfundan hiçbir ‏ey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'‎n elindedir, onu dilediًine bah‏eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.
58|1|Kocas‎ hakk‎nda seninle tart‎‏an ve Allah'a ‏ikâyette bulunan kad‎n‎n sِzünü Allah i‏itmi‏tir. Allah, sizin konu‏man‎z‎ i‏itir. اünkü Allah i‏itendir, bilendir.
58|2|فçinizden z‎hâr yapanlar‎n kad‎nlar‎, onlar‎n analar‎ deًildir. Onlar‎n analar‎ ancak kendilerini doًuran kad‎nlard‎r. قüphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan sِylüyorlar. Ku‏kusuz Allah, affedicidir, baً‎‏lay‎c‎d‎r.
58|3|Kad‎nlardan z‎hâr ile ayr‎lmak isteyip de sonra sِylediklerinden dِnenlerin kar‎lar‎yla temas etmeden ِnce bir kِleyi hürriyete kavu‏turmalar‎ gerekir. Size ًِütlenen budur. Allah, yapt‎klar‎n‎zdan haberi oland‎r.
58|4|(Buna imkân) bulamayan kimse, han‎m‎yla temas etmeden ِnce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altm‎‏ fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanman‎zdan dolay‎d‎r. Bunlar Allah'‎n hükümleridir. Kâfirler için ac‎ bir azap vard‎r.
58|5|Allah'a ve Resûlüne kar‏‎ gelenler, kendilerinden ِncekilerin alçalt‎ld‎ً‎ gibi alçalt‎lacaklard‎r. Biz apaç‎k âyetler indirmi‏izdir. Kâfirler için küçük dü‏ürücü bir azap vard‎r.
58|6|O gün Allah onlar‎n hepsini diriltecek ve yapt‎klar‎n‎ kendilerine haber verecektir. Allah onlar‎ bir bir saym‎‏t‎r. Onlar ise unutmu‏lard‎r. Allah her ‏eye ‏ahittir.
58|7|Gِklerde ve yerde olanlar‎ Allah'‎n bildiًini gِrmüyor musun? ـç ki‏inin gizli konu‏tuًu yerde dِrdüncüsü mutlaka O'dur. Be‏ ki‏inin gizli konu‏tuًu yerde alt‎nc‎s‎ mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra k‎yamet günü onlara yapt‎klar‎n‎ haber verecektir. Doًrusu Allah, her ‏eyi bilendir.
58|8|Gizli konu‏maktan menedildikten sonra yine o yasaklanan‎ yapmaya kalk‎‏arak günah, dü‏manl‎k ve Peygamber'e kar‏‎ gelmek hususunda gizlice konu‏anlar‎ gِrmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'‎n selamlamad‎ً‎ bir ‏ekilde selaml‎yorlar. Kendi içlerinden de: Bu sِylediklerimiz yüzünden Allah'‎n bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kِtü dِnü‏ yeridir oras‎!
58|9|Ey iman edenler! Aran‎zda gizli konu‏acaً‎n‎z zaman günah‎, dü‏manl‎ً‎ ve Peygamber'e kar‏‎ gelmeyi f‎s‎ldamay‎n. فyilik ve takvây‎ konu‏un. Huzuruna toplanacaً‎n‎z Allah'tan korkun.
58|10|Gizli konu‏malar ‏eytandand‎r. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa ‏eytan, Allah'‎n izni olmad‎kça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayan‎p güvensinler.
58|11|Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer aç‎n" denilince yer aç‎n ki Allah da size geni‏lik versin. Size "Kalk‎n" denilince de kalk‎n ki Allah sizden inananlar‎ ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
58|12|Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir ‏ey konu‏acaً‎n‎z zaman bu konu‏man‎zdan ِnce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hay‎rl‎ ve daha temizdir. قayet bir ‏ey bulamazsan‎z, bilin ki Allah baً‎‏layand‎r, esirgeyendir.
58|13|Gizli bir ‏ey konu‏man‎zdan ِnce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmad‎ً‎n‎za ve Allah da sizi affettiًine gِre art‎k namaz‎ k‎l‎n, zekât‎ verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
58|14|Allah'‎n kendilerine gazap ettiًi bir topluluًu dost edinenleri gِrmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
58|15|Allah onlara çetin bir azap haz‎rlam‎‏t‎r. Gerçekten onlar‎n yapt‎klar‎ ‏ey çok kِtüdür!
58|16|Onlar yeminlerini kalkan yap‎p Allah'‎n yolundan al‎koydular. Bu yüzden onlara küçük dü‏ürücü bir azap vard‎r.
58|17|Onlar‎n mallar‎ da oًullar‎ da Allah'a kar‏‎ kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklard‎r.
58|18|O gün Allah onlar‎n hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir ‏ey (hakikat) üzerinde olduklar‎n‎ san‎rlar. فyi bilin ki onlar gerçekten yalanc‎d‎rlar.
58|19|قeytan onlar‎ etkisi alt‎na ald‎ da kendilerine Allah'‎ anmay‎ unutturdu. ف‏te onlar ‏eytan‎n yanda‏lar‎d‎r. فyi bilin ki ‏eytan‎n yanda‏lar‎ hep kay‎ptad‎rlar.
58|20|Allah'a ve Peygamberine dü‏man olanlar, i‏te onlar en a‏aً‎lar‎n aras‎ndad‎rlar.
58|21|Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceًiz, diye yazm‎‏t‎r. قüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
58|22|Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babalar‎, oًullar‎, karde‏leri, yahut akrabalar‎ da olsa- Allah'a ve Resûlüne dü‏man olanlarla dostluk ettiًini gِremezsin. ف‏te onlar‎n kalbine Allah, iman yazm‎‏ ve kat‎ndan bir ruh ile onlar‎ desteklemi‏tir. Onlar‎ içlerinden ‎rmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklard‎r. Allah onlardan raz‎ olmu‏, onlar da Allah'tan ho‏nut olmu‏lard‎r. ف‏te onlar, Allah'‎n taraf‎nda olanlard‎r. فyi bilin ki, kurtulu‏a erecekler de sadece Allah'‎n taraf‎nda olanlard‎r.
59|1|Gِklerde ve yerde olanlar‎n hepsi Allah'‎ tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.
59|2|Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlar‎ndan ç‎karan O'dur. Siz onlar‎n ç‎kacaklar‎n‎ sanmam‎‏t‎n‎z. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacaً‎n‎ sanm‎‏lard‎. Ama Allah (O'nun azab‎), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku dü‏ürdü; ِyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlard‎. Ey ak‎l sahipleri! فbret al‎n.
59|3|Eًer Allah onlara sürgünü yazmam‎‏ olsayd‎, elbette onlar‎ dünyada (ba‏ka ‏ekilde) cezaland‎racakt‎. Ahirette de onlar için cehennem azab‎ vard‎r.
59|4|Bu, onlar‎n Allah'a ve Peygamberine kar‏‎ gelmelerinden dolay‎d‎r. Kim Allah'a kar‏‎ gelirse bilsin ki Allah'‎n cezaland‎rmas‎ çetindir.
59|5|Hurma aًaçlar‎ndan, herhangi birini kesmeniz veya olduًu gibi b‎rakman‎z hep Allah'‎n izniyledir ve O'nun yoldan ç‎kanlar‎ rezil etmesi içindir.
59|6|Allah'‎n, onlardan (mallar‎ndan) Peygamberine verdiًi ganimetler için siz at ve deve ko‏turmu‏ deًilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediًi kimselere kar‏‎ üstün k‎lar. Allah her ‏eye kadirdir.
59|7|Allah'‎n, (fethedilen) ülkeler halk‎ndan Peygamberine verdiًi ganimetler, Allah, Peygamber, yak‎nlar‎, yetimler, yoksullar ve yolda kalm‎‏lar içindir. Bِylece o mallar, içinizden yaln‎z zenginler aras‎nda dola‏an bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu al‎n, size ne yasaklad‎ysa ondan da sak‎n‎n. Allah'tan korkun. اünkü Allah'‎n azab‎ çetindir.
59|8|(Allah'‎n verdiًi bu ganimet mallar‎,) yurtlar‎ndan ve mallar‎ndan uzakla‏t‎r‎lm‎‏ olan, Allah'tan bir lütuf ve r‎za dileyen, Allah'‎n dinine ve Peygamberine yard‎m eden fakir muhacirlerindir. ف‏te doًru olanlar bunlard‎r.
59|9|Daha ِnceden Medine'yi yurt edinmi‏ ve gِnüllerine iman‎ yerle‏tirmi‏ olan kimseler, kendilerine gِç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolay‎ içlerinde bir rahats‎zl‎k hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlar‎ kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliًinden korunursa, i‏te onlar kurtulu‏a erenlerdir.
59|10|Bunlar‎n arkas‎ndan gelenler ‏ِyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden ِnce gelip geçmi‏ imanl‎ karde‏lerimizi baً‎‏la; kalplerimizde, iman edenlere kar‏‎ hiçbir kin b‎rakma! Rabbimiz! قüphesiz ki sen çok ‏efkatli, çok merhametlisin!
59|11|Münaf‎klar‎n, kitap ehlinden inkâr eden dostlar‎na: Eًer siz yurdunuzdan ç‎kar‎l‎rsan‎z, mutlaka biz de sizinle beraber ç‎kar‎z; sizin aleyhinizde kimseye asla uymay‎z. Eًer sava‏a tutu‏ursan‎z, mutlaka yard‎m ederiz, dediklerini gِrmedin mi? Allah, onlar‎n yalanc‎ olduklar‎na ‏ahitlik eder.
59|12|Andolsun, eًer onlar ç‎kar‎lsalar, onlarla beraber ç‎kmazlar; sava‏a tutu‏mu‏ olsalar, onlara yard‎m etmezler; yard‎m etseler bile arkalar‎n‎ dِnüp kaçarlar, sonra kendilerine de yard‎m edilmez.
59|13|Onlar‎n içlerinde size kar‏‎ duyduklar‎ korku, Allah'a olan korkular‎ndan daha ‏iddetlidir. Bِyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
59|14|Onlar müstahkem ‏ehirlerde veya siperler arkas‎nda bulunmaks‎z‎n sizinle toplu halde sava‏amazlar. Kendi aralar‎ndaki sava‏lar‎ ise çetindir. Sen onlar‎ derli toplu san‎rs‎n, halbuki kalpleri darmadaً‎n‎kt‎r. Bِyledir, çünkü onlar akl‎n‎ kullanmayan bir topluluktur.
59|15|(Onlar‎n durumu) kendilerinden az ِnce geçmi‏ ve yapt‎klar‎n‎n cezas‎n‎ tatm‎‏ olanlar‎n durumu gibidir. Onlara ac‎kl‎ bir azap vard‎r.
59|16|Münaf‎klar‎n durumu t‎pk‎ ‏eytan‎n durumu gibidir. اünkü ‏eytan insana "فnkâr et" der. فnsan inkâr edince de: Ben senden uzaً‎m, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkar‎m, der.
59|17|Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacaklar‎ ate‏ olacakt‎r. ف‏te bu, zalimlerin cezas‎d‎r.
59|18|Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yar‎na ne haz‎rlad‎ً‎na baks‎n. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
59|19|Allah'‎ unutan ve bu yüzden Allah'‎n da onlara kendilerini unutturduًu kimseler gibi olmay‎n. Onlar yoldan ç‎kan kimselerdir.
59|20|Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine eri‏enlerdir.
59|21|Eًer biz bu Kur'an'‎ bir daًa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan ba‏ eًerek, parça parça olmu‏ gِrürdün. Bu misalleri insanlara dü‏ünsünler diye veriyoruz.
59|22|O, ِyle Allah't‎r ki, O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur. Gِrülmeyeni ve gِrüleni bilendir. O, esirgeyendir, baً‎‏layand‎r.
59|23|O, ِyle Allah't‎r ki, kendisinden ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavu‏turand‎r, gِzetip koruyand‎r, üstündür, istediًini zorla yapt‎ran, büyüklükte e‏i olmayand‎r. Allah, mü‏riklerin ortak ko‏tuklar‎ ‏eylerden münezzehtir.
59|24|O, yaratan, var eden, ‏ekil veren Allah't‎r. En güzel isimler O'nundur. Gِklerde ve yerde olanlar O'nun ‏ân‎n‎ yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.
60|1|Ey iman edenler! Eًer benim yolumda sava‏mak ve r‎zam‎ kazanmak için ç‎km‎‏san‎z, benim de dü‏man‎m, sizin de dü‏man‎n‎z olanlara sevgi gِstererek, gizli muhabbet besleyerek onlar‎ dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeًi inkâr etmi‏lerdir. Rabbiniz Allah'a inand‎ً‎n‎zdan dolay‎ Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan ç‎kar‎yorlar. Ben, sizin sakl‎ tuttuًunuzu da, aç‎ًa vurduًunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onlar‎ dost edinirse) doًru yoldan sapm‎‏ olur.
60|2|قayet onlar sizi ele geçirirlerse, size dü‏man kesilecekler, size ellerini ve dillerini kِtülükle uzatacaklard‎r. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.
60|3|K‎yamet günü yak‎nlar‎n‎z ve çocuklar‎n‎z size fayda vermezler. اünkü Allah aran‎z‎ ay‎r‎r. Allah, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrendir.
60|4|فbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir ِrnek vard‎r. Onlar kavimlerine demi‏lerdi ki: "Biz sizden ve Allah'‎ b‎rak‎p tapt‎klar‎n‎zdan uzaً‎z. Sizi tan‎m‎yoruz. Siz bir tek Allah'a inan‎ncaya kadar, sizinle bizim aram‎zda sürekli bir dü‏manl‎k ve ِfke belirmi‏tir." قu kadar var ki, فbrahim babas‎na: "Andolsun senin için maًfiret dileyeceًim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir ‏eyi ِnlemeye gücüm yetmez" demi‏ti. (O müminler ‏ِyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayand‎k, sana yِneldik. Dِnü‏ de ancak sanad‎r.
60|5|Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu k‎lma, bizi baً‎‏la! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.
60|6|Andolsun, onlar sizin için, Allah'‎ ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir ِrnektir. Kim yüz çevirirse ‏üphesiz Allah, zengindir, hamde lây‎k oland‎r.
60|7|Olur ki Allah sizinle dü‏man olduklar‎n‎z aras‎nda yak‎nda bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
60|8|Allah, sizinle din uًrunda sava‏mayan ve sizi yurtlar‎n‎zdan ç‎karmayanlara iyilik yapman‎z‎ ve onlara âdil davranman‎z‎ yasaklamaz. اünkü Allah, adaletli olanlar‎ sever.
60|9|Allah, yaln‎z sizinle din uًrunda sava‏anlar‎, sizi yurtlar‎n‎zdan ç‎karanlar‎ ve ç‎kar‎lman‎z için onlara yard‎m edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa i‏te zalimler onlard‎r.
60|10|Ey iman edenler! Mümin kad‎nlar hicret ederek size geldiًi zaman, onlar‎, imtihan edin. Allah onlar‎n imanlar‎n‎ daha iyi bilir. Eًer siz de onlar‎n inanm‎‏ kad‎nlar olduklar‎n‎ ًِrenirseniz onlar‎ kâfirlere geri gِndermeyin. Bunlar onlara helâl deًildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onlar‎n (kocalar‎n‎n) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiًiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kad‎nlar‎ nikâh‎n‎zda tutmay‎n, sarfettiًinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'‎n hükmü budur. Aran‎zda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
60|11|Eًer e‏lerinizden biri, sizi b‎rak‎p kâfirlere kaçar, siz de (onlarla sava‏‎p) galip gelirseniz, e‏leri gitmi‏ olanlara (ganimetten), harcad‎klar‎ kadar verin. فnand‎ً‎n‎z Allah'a kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n.
60|12|Ey Peygamber! فnanm‎‏ kad‎nlar, Allah'a hiçbir ‏eyi ortak ko‏mamak, h‎rs‎zl‎k yapmamak, zina etmemek, çocuklar‎n‎ ِldürmemek, elleriyle ayaklar‎ aras‎nda bir iftira uydurup getirmemek, iyi i‏i i‏lemekte sana kar‏‎ gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlar‎n‎ kabul et ve onlar için Allah'tan maًfiret dile. قüphesiz Allah, çok baً‎‏layand‎r, çok esirgeyendir.
60|13|Ey iman edenler! Kendilerine Allah'‎n gazap ettiًi bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden (onlar‎n dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmi‏lerdir.
61|1|Gِklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'‎ tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
61|2|Ey iman edenler! Yapmayacaً‎n‎z ‏eyleri niçin sِylüyorsunuz?
61|3|Yapmayacaً‎n‎z ‏eyleri sِylemeniz, Allah kat‎nda büyük bir nefretle kar‏‎lan‎r.
61|4|Allah, kendi yolunda kenetlenmi‏ bir yap‎ gibi saf baًlayarak sava‏anlar‎ sever.
61|5|Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'‎n size gِnderdiًi elçisi olduًumu bildiًiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demi‏ti. Onlar yoldan sap‎nca, Allah da kalplerini sapt‎rm‎‏t‎. Allah, fâs‎klar topluluًunu doًru yola iletmez.
61|6|Hat‎rla ki, Meryem oًlu فsa: Ey فsrailoًullar‎! Ben size Allah'‎n elçisiyim, benden ِnce gelen Tevrat'‎ doًrulay‎c‎ ve benden sonra gelecek Ahmed ad‎nda bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demi‏ti. Fakat o, kendilerine aç‎k deliller getirince: Bu apaç‎k bir büyüdür, dediler.
61|7|فslâm'a çaً‎r‎ld‎ً‎ halde Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluًunu doًru yola erdirmez.
61|8|Onlar aً‎zlar‎yla Allah'‎n nûrunu sِndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacakt‎r.
61|9|Mü‏rikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün k‎lmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gِnderen O'dur.
61|10|Ey iman edenler! Sizi ac‎ bir azaptan kurtaracak ticareti size gِstereyim mi?
61|11|Allah'a ve Resûlüne inan‎r, mallar‎n‎zla ve canlar‎n‎zla Allah yolunda cihad edersiniz. Eًer bilirseniz, bu sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
61|12|ف‏te bu takdirde O, sizin günahlar‎n‎z‎ baً‎‏lar, sizi zemininden ‎rmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. ف‏te en büyük kurtulu‏ budur.
61|13|Seveceًiniz ba‏ka bir ‏ey daha var: Allah'tan yard‎m ve yak‎n bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.
61|14|Ey iman edenler! Allah'‎n yard‎mc‎lar‎ olun. Nitekim Meryem oًlu فsa havârîlere: Allah'a (giden yolda) benim yard‎mc‎lar‎m kimdir? demi‏ti. Havârîler de: Allah (yolunun) yard‎mc‎lar‎ biziz, demi‏lerdi. فsrailoًullar‎ndan bir zümre inanm‎‏, bir zümre de inkâr etmi‏ti. Nihayet biz inananlar‎, dü‏manlar‎na kar‏‎ destekledik. Bِylece üstün geldiler.
62|1|Gِklerde ve yerde olanlar‎n hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'‎ tesbih eder.
62|2|اünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onlar‎ temizleyen, onlara Kitab'‎ ve hikmeti ًِreten bir peygamber gِnderen O'dur. Ku‏kusuz onlar ِnceden apaç‎k bir sap‎kl‎k içindeydiler.
62|3|(Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine kat‎lmam‎‏ bulunan diًer insanlara da gِndermi‏tir. O, azîzdir, hakîmdir.
62|4|Bu, Allah'‎n lütfudur. Onu dilediًine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
62|5|Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap ta‏‎yan merkebin durumu gibidir. Allah'‎n âyetlerini yalanlam‎‏ olan kavmin durumu ne kِtüdür! Allah, zalimler topluluًunu doًru yola iletmez.
62|6|De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar deًil de, yaln‎z, kendinizin Allah'‎n dostlar‎ olduًunuzu iddia ediyorsan‎z, bunda da samimi iseniz, haydi ِlümü temenni edin (bakal‎m)!
62|7|Ama onlar, ِnceden yapt‎klar‎ndan dolay‎ ِlümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.
62|8|De ki: Sizin kendisinden kaçt‎ً‎n‎z ِlüm, muhakkak sizi bulacakt‎r. Sonra da gِrüleni ve gِrülmeyeni bilen Allah'a dِndürüleceksiniz de O size bütün yapt‎klar‎n‎z‎ haber verecektir.
62|9|Ey iman edenler! Cuma günü namaza çaً‎r‎ld‎ً‎ (ezan okunduًu) zaman, hemen Allah'‎ anmaya ko‏un ve al‎‏ veri‏i b‎rak‎n. Eًer bilmi‏ olsan‎z, elbette bu, sizin için daha hay‎rl‎d‎r.
62|10|Namaz k‎l‎n‎nca art‎k yeryüzüne daً‎l‎n ve Allah'‎n lütfundan isteyin. Allah'‎ çok zikredin; umulur ki kurtulu‏a erersiniz.
62|11|Onlar bir ticaret ve eًlence gِrdükleri zaman hemen daً‎l‎p ona giderler ve seni ayakta b‎rak‎rlar. De ki: Allah'‎n yan‎nda bulunan, eًlenceden ve ticaretten daha yararl‎d‎r. Allah, r‎z‎k verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r.
63|1|Münaf‎klar sana geldiklerinde: قahitlik ederiz ki sen Allah'‎n Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münaf‎klar‎n kesinlikle yalanc‎ olduklar‎n‎ bilmektedir.
63|2|Yeminlerini kalkan yap‎p Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onlar‎n yapt‎klar‎ ne kِtüdür!
63|3|Bunun sebebi, onlar‎n ِnce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmi‏tir. Art‎k onlar hiç anlamazlar.
63|4|Onlar‎ gِrdüًün zaman kal‎plar‎ ho‏una gider, konu‏urlarsa sِzlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanm‎‏ kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine san‎rlar. Dü‏man onlard‎r. Onlardan sak‎n. Allah onlar‎n canlar‎n‎ als‎n. Nas‎l bu hale geliyorlar?
63|5|Onlara: Gelin, Allah'‎n Peygamberi sizin için maًfiret dilesin, denildiًi zaman ba‏lar‎n‎ çevirirler ve sen onlar‎n, büyüklük taslayarak uzakla‏t‎klar‎n‎ gِrürsün.
63|6|Onlara maًfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onlar‎ kesinlikle baً‎‏lamayacakt‎r. اünkü Allah, yoldan ç‎km‎‏ topluluًu doًru yola iletmez.
63|7|Onlar: Allah'‎n elçisinin yan‎nda bulunanlar için hiçbir ‏ey harcamay‎n ki daً‎l‎p gitsinler, diyenlerdir. Oysa gِklerin ve yerin hazineleri Allah'‎nd‎r. Fakat münaf‎klar bunu anlamazlar.
63|8|Onlar: Andolsun, eًer Medine'ye dِnersek, üstün olan, zay‎f olan‎ oradan mutlaka ç‎karacakt‎r, diyorlard‎. Halbuki as‎l üstünlük, ancak Allah'‎n, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münaf‎klar bunu bilmezler.
63|9|Ey iman edenler! Mallar‎n‎z ve çocuklar‎n‎z sizi Allah'‎ anmaktan al‎koymas‎n. Kim bunu yaparsa i‏te onlar ziyana uًrayanlard‎r.
63|10|Herhangi birinize ِlüm gelip de: Rabbim! Beni yak‎n bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden ِnce, size verdiًimiz r‎z‎ktan harcay‎n.
63|11|Allah, eceli geldiًinde hiç kimseyi (ِlümünü) ertelemez. Allah, yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
64|1|Gِklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'‎ tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nad‎r. O her ‏eye kadirdir.
64|2|Sizi yaratan O'dur. Bِyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yapt‎klar‎n‎z‎ gِrendir.
64|3|Gِkleri ve yeri yerli yerince yaratt‎. Sizi ‏ekillendirdi ve ‏ekillerinizi de güzel yapt‎. Dِnü‏ ancak O'nad‎r.
64|4|Gِklerde ve yerde olanlar‎ bilir. Gizlediklerinizi ve aç‎ًa vurduklar‎n‎z‎ da bilir. Allah kalplerde olan‎ bilendir.
64|5|Daha ِnce inkâr edenlerin haberi size ula‏mad‎ m‎? ف‏te onlar (dünyada) yapt‎klar‎n‎n cezas‎n‎ tatt‎lar. Onlar için ac‎ bir azap da vard‎r.
64|6|(O azab‎n sebebi) ‏u ki, onlara peygamberleri apaç‎k deliller getirmi‏lerdi, fakat onlar: Bir be‏er mi bizi doًru yola gِtürecekmi‏? dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir ‏eye muhtaç olmad‎ً‎n‎ gِsterdi. Allah zengindir, hamde lây‎kt‎r.
64|7|فnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hay‎r! Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yapt‎klar‎n‎z size haber verilecektir. Bu, Allah'a gِre kolayd‎r.
64|8|Onun için Allah'a, Peygamberine ve indirdiًimiz o nûra (Kur'an'a) inan‎n. Allah yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r.
64|9|Mah‏er vaktinde sizi toplayacaً‎ gün, i‏te o zarar günüdür. (Ancak) kim Allah'a inan‎r ve yararl‎ i‏ yaparsa, Allah onun kِtülüklerini ِrter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedî kalacaklar‎, altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennetlere sokar. ف‏te büyük kurtulu‏ budur.
64|10|فnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, i‏te onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklard‎r. Ne kِtü gidilecek yerdir oras‎!
64|11|Allah'‎n izni olmaks‎z‎n hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inan‎rsa, Allah onun kalbini doًruya gِtürür. Allah her ‏eyi bilendir.
64|12|Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize dü‏en apaç‎k bir duyurmad‎r.
64|13|Allah; O'ndan ba‏ka hiçbir ilâh yoktur. Müminler yaln‎z Allah'a dayan‎p güvensinler.
64|14|Ey iman edenler! E‏lerinizden ve çocuklar‎n‎zdan size dü‏man olanlar da vard‎r. Onlardan sak‎n‎n. Ama affeder, kusurlar‎n‎ ba‏lar‎na kakmaz, kusurlar‎n‎ ِrterseniz, bilin ki, Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
64|15|Doًrusu mallar‎n‎z ve çocuklar‎n‎z sizin için bir imtihand‎r: Büyük mükâfat ise Allah'‎n yan‎ndad‎r.
64|16|O halde gücünüz yettiًince Allah'a isyandan kaç‎n‎n. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliًinize olarak harcay‎n. Kim nefsinin cimriliًinden korunursa i‏te onlar kurtulu‏a erenlerdir.
64|17|Eًer Allah'a (r‎zas‎ uًruna) ِdünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat artt‎r‎r ve sizi baً‎‏lar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.
64|18|Gِrülmeyeni ve gِrüleni bilendir. ـstündür, hikmet sahibidir.
65|1|Ey Peygamber! Kad‎nlar‎ bo‏ayacaً‎n‎zda, onlar‎ iddetlerini gِzeterek bo‏ay‎n ve iddeti de say‎n. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaç‎k bir hayas‎zl‎k yapmalar‎ hali bir yana, onlar‎ evlerinden ç‎karmay‎n, kendileri de ç‎kmas‎nlar. Bunlar Allah'‎n s‎n‎rlar‎d‎r. Kim Allah'‎n s‎n‎rlar‎n‎ a‏arsa, ‏üphesiz kendine zulmetmi‏ olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya ç‎kar‎verir.
65|2|فddet müddetlerini doldurduklar‎nda onlar‎ ya me‏ru ِlçüler içerisinde (nikâh‎n‎z alt‎nda) tutun veya onlardan me‏ru ِlçülere gِre ayr‎l‎n. فçinizden adalet sahibi iki ki‏iyi de ‏ahit tutun. قahitliًi Allah için yap‎n. ف‏te bu, Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen ًِüttür. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir ç‎k‎‏ yolu ihsan eder.
65|3|Ve ona beklemediًi yerden r‎z‎k verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. قüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her ‏ey için bir ِlçü koymu‏tur.
65|4|Kad‎nlar‎n‎z içinden âdetten kesilmi‏ olanlarla, âdet gِrmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onlar‎n bekleme süresi üç ayd‎r. Gebe olanlar‎n bekleme süresi ise, yüklerini b‎rakmalar‎ (doًum yapmalar‎)d‎r. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona i‏inde bir kolayl‎k verir.
65|5|ف‏te bu, Allah'‎n size indirdiًi buyruًudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kِtülüklerini ِrter ve onun mükâfat‎n‎ artt‎r‎r.
65|6|Onlar‎ gücünüz ِlçüsünde oturduًunuz yerin bir bِlümünde oturtun, onlar‎ s‎k‎‏t‎r‎p (gitmelerini saًlamak için) kendilerine zarar vermeye kalk‎‏may‎n. Eًer hâmile iseler, doًum yap‎ncaya kadar nafakalar‎n‎ verin. Sizin için çocuًu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aran‎zda uygun bir ‏ekilde anla‏‎n. Eًer anla‏amazsan‎z çocuًu, ba‏ka bir kad‎n emzirecektir.
65|7|فmkân‎ geni‏ olan, nafakay‎ imkânlar‎na gِre versin; r‎zk‎ daralm‎‏ bulunan da Allah'‎n kendisine verdiًi kadar‎ndan nafaka ِdesin. Allah hiç kimseyi verdiًi imkândan fazlas‎yla yükümlü k‎lmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolayl‎k yaratacakt‎r.
65|8|Rabbinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzakla‏‎p azm‎‏ nice memleketler vard‎r ki, biz onlar‎ (ahalisini) çetin bir hesaba çekmi‏ ve onlar‎ gِrülmemi‏ azaba çarpt‎rm‎‏‎zd‎r.
65|9|Bِylece onlar da yapt‎klar‎n‎n kar‏‎l‎ً‎n‎ tatm‎‏lar ve i‏lerinin sonu tam bir hüsran olmu‏tur.
65|10|Allah onlara ‏iddetli bir azap haz‎rlam‎‏t‎r. Ey inanan ak‎l sahipleri! Allah'tan korkun. Allah size gerçekten bir uyar‎c‎ (kitap) indirmi‏tir.
65|11|فman edip sâlih amel i‏leyenleri, karanl‎klardan ayd‎nl‎ًa ç‎karmak için size Allah'‎n apaç‎k âyetlerini okuyan bir Peygamber gِndermi‏tir. Kim Allah'a inan‎r ve faydal‎ i‏ yaparsa Allah onu, altlar‎ndan ‎rmaklar akan, içinde ebedî kalacaklar‎ cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir r‎z‎k vermi‏tir.
65|12|Allah, yedi kat gًِü ve yerden bir o kadar‎n‎ yaratand‎r. Ferman bunlar aras‎ndan inip durmaktad‎r ki, bِylece Allah'‎n her ‏eye kadir olduًunu ve her ‏eyi ilmiyle ku‏att‎ً‎n‎ bilesiniz.
66|1|Ey Peygamber! E‏lerinin r‎zas‎n‎ gِzeterek Allah'‎n sana helâl k‎ld‎ً‎ ‏eyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir.
66|2|Allah, (gerektiًinde) yeminlerinizi bozman‎z‎ size me‏ru k‎lm‎‏t‎r. Sizin yard‎mc‎n‎z Allah't‎r. O, bilendir, hikmet sahibidir.
66|3|Peygamber, e‏lerinden birine gizlice bir sِz sِylemi‏ti. Fakat e‏i, o sِzü ba‏kalar‎na haber verip Allah da bunu Peygamber'e aç‎klay‎nca, Peygamber bir k‎sm‎n‎ bildirmi‏, bir k‎sm‎ndan da vazgeçmi‏ti. Peygamber bunu ona haber verince e‏i: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her ‏eyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.
66|4|Eًer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). اünkü kalpleriniz sapm‎‏t‎. Ve eًer Peygamber'e kar‏‎ birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yard‎mc‎s‎ Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunlar‎n ard‎ndan melekler de (ona) yard‎mc‎d‎r.
66|5|Eًer o sizi bo‏arsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire e‏ler verebilir.
66|6|Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yak‎t‎ insanlar ve ta‏lar olan ate‏ten koruyun. Onun ba‏‎nda, ac‎mas‎z, güçlü, Allah'‎n kendilerine buyurduًuna kar‏‎ gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vard‎r.
66|7|Ey kâfirler! Bugün ِzür dilemeyin! Siz ancak i‏lediklerinizin cezas‎n‎ çekeceksiniz, (denilir).
66|8|Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dِnün. Umulur ki Rabbiniz sizin kِtülüklerinizi ِrter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utand‎rmayacaً‎ günde Allah sizi, içlerinden ‎rmaklar akan cennetlere sokar. Onlar‎n ِnlerinden ve saًlar‎ndan (amellerinin) nûrlar‎ ayd‎nlat‎p gider de, "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi baً‎‏la; çünkü sen her ‏eye kadirsin" derler.
66|9|Ey Peygamber! Kâfirlere ve münaf‎klara kar‏‎ cihad et, onlara kar‏‎ sert davran. Onlar‎n varacaً‎ yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kِtüdür!
66|10|Allah, inkâr edenlere, Nuh'un kar‎s‎ ile Lût'un kar‎s‎n‎ misal verdi. Bu ikisi, kullar‎m‎zdan iki sâlih ki‏inin nikâhlar‎ alt‎nda iken onlara hainlik ettiler. Kocalar‎ Allah'tan gelen hiçbir ‏eyi onlardan savamad‎. Onlara: Haydi, ate‏e girenlerle beraber siz de girin! denildi.
66|11|Allah, inananlara da Firavun'un kar‎s‎n‎ misal gِsterdi. O: Rabbim! Bana kat‎nda, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kِtü) i‏inden koru ve beni zalimler topluluًundan kurtar! demi‏ti.
66|12|فffetini korumu‏ olan, فmran k‎z‎ Meryem'i de (Allah ِrnek gِsterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sِzlerini ve kitaplar‎n‎ tasdik etti. O gِnülden itaat edenlerdendi.
67|1|Mutlak hükümranl‎k elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her ‏eye gücü yeter.
67|2|O ki, hanginizin daha güzel davranacaً‎n‎ s‎namak için ِlümü ve hayat‎ yaratm‎‏t‎r. O, mutlak galiptir, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r.
67|3|O ki, birbiri ile âhenktar yedi gًِü yaratm‎‏t‎r. Rahmân olan Allah'‎n yarat‎‏‎nda hiçbir uygunsuzluk gِremezsin. Gِzünü çevir de bir bak, bir bozukluk gِrebiliyor musun?
67|4|Sonra gِzünü, tekrar tekrar çevir bak; gِz (arad‎ً‎ bozukluًu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dِnecektir.
67|5|Andolsun ki biz, (dünyaya) en yak‎n olan gًِü kandillerle donatt‎k. Bunlar‎ ‏eytanlara at‎‏ taneleri yapt‎k ve onlara alevli ate‏ azab‎n‎ haz‎rlad‎k.
67|6|Rablerini inkâr edenler için cehennem azab‎ vard‎r. O, ne kِtü dِnü‏tür!
67|7|Oraya at‎ld‎klar‎nda, onun kaynarken ç‎kard‎ً‎ uًultuyu i‏itirler.
67|8|Neredeyse cehennem ِfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk at‎lsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemi‏ miydi? diye sorarlar.
67|9|Onlar ‏ِyle cevap verirler: Evet, doًrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmi‏ti; fakat biz (onu) yalan saym‎‏ ve: Allah'‎n bir ‏ey gِnderdiًi yok; siz olsa olsa büyük bir sap‎kl‎k içindesiniz! demi‏tik.
67|10|Ve: قayet kulak vermi‏ veya akl‎m‎z‎ kullanm‎‏ olsayd‎k, (‏imdi) ‏u alevli cehennemin mahkûmlar‎ aras‎nda olmazd‎k! diye ilâve ederler.
67|11|Bِylece günahlar‎n‎ itiraf ederler. Art‎k (Allah'‎n rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmlar‎!
67|12|Fakat daha gِrmeden Rablerinden (azab‎ndan) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem baً‎‏lanma hem de büyük mükâfat vard‎r.
67|13|Sِzünüzü ister gizleyin, ister aç‎ًa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.
67|14|Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince i‏leri gِrüp bilmektedir ve her ‏eyden haberdard‎r.
67|15|Yeryüzünü size boyun eًdiren O'dur. قu halde yerin omuzlar‎nda (üzerinde) dola‏‎n ve Allah'‎n r‎zk‎ndan yeyin. Dِnü‏ ancak O'nad‎r.
67|16|Gِkte olan‎n, sizi yere bat‎r‎vermeyeceًinden emin misiniz? O zaman yer sars‎ld‎kça sars‎l‎r.
67|17|Yahut gِkte olan‎n üzerinize ta‏ yaًd‎ran (bir f‎rt‎na) gِndermeyeceًinden emin misiniz? ف‏te (bu) tehdidimin ne demek olduًunu yak‎nda bileceksiniz!
67|18|Andolsun ki, onlardan ِncekiler de (bunu) yalan saym‎‏lard‎; ama benim kar‏‎l‎k olarak verdiًim azap nas‎l olmu‏tu!
67|19|ـstlerinde kanatlar‎n‎ aça-kapata uçan ku‏lar‎ (hiç) gِrmediler mi? Onlar‎ (havada) rahmân olan Allah'tan ba‏kas‎ tutmuyor. قüphesiz O her ‏eyi gِrmektedir.
67|20|Rahmân olan Allah'a kar‏‎ ‏u size yard‎m edecek askerleriniz hani kimlerdir? فnkârc‎lar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktad‎rlar.
67|21|Allah size verdiًi r‎zk‎ kesiverse, size r‎z‎k verebilecek olan kimdir? Hay‎r, onlar azg‎nl‎k ve nefrette direnip durmaktad‎rlar.
67|22|قimdi (dü‏ünün bakal‎m), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (var‎lacak) yere daha iyi eri‏ir, yoksa doًru yolda düzgün yürüyen mi?
67|23|(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size i‏itme duyusu, gِzler ve kalpler veren O'dur. Ne az ‏ükrediyorsunuz!
67|24|De ki: Sizi yeryüzünde çoًalt‎p yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaks‎n‎z.
67|25|"Doًru sِzlü iseniz (sِyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekle‏ecek)?" derler.
67|26|De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaç‎k bir uyar‎c‎y‎m.
67|27|Ama onu (azab‎) yak‎ndan gِrdükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): ف‏te sizin isteyip durduًunuz budur! denecektir.
67|28|De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediًiniz üzere) yok etse veya (ِyle olmay‎p da) bizi esirgese, (sِyleyin bakal‎m) inkârc‎lar‎ yak‎c‎ azaptan kurtaracak kimdir?
67|29|De ki: (Sizi imana davet ettiًimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmi‏ ve s‎rf O'na güvenip dayanm‎‏‎zd‎r. Siz kimin apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde olduًunu yak‎nda ًِreneceksiniz!
67|30|De ki: Suyunuz çekiliverse, sِyleyin bakal‎m, size kim bir akar su getirebilir?
68|1|Nûn. Kaleme ve (kalem tutanlar‎n) yazd‎klar‎na andolsun ki,
68|2|Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun deًilsin.
68|3|Hiç ‏üphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vard‎r.
68|4|Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
68|5|(Sen de) gِreceksin, onlar da gِrecekler,
68|6|Hanginizde delilik olduًunu yak‎nda .
68|7|Doًrusu Rabbin, kendi yolundan sapan ki‏iyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
68|8|O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eًme!
68|9|Onlar isterler ki, sen yumu‏ak davranas‎n da onlar da sana yumu‏ak davrans‎nlar.
68|10|قunlar‎n hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,a‏aً‎l‎k,
68|11|(Herkesi) kِtüleًen,sِz gِtürüp getiren,
68|12|Hayra engel olan, mütecâviz ve sald‎rgan günahkar,
68|13|Kaba ve kِtülükle damgal‎,
68|14|Mal ve oًullar sahibi olmu‏ diye (bِyle yolunu ‏a‏‎rm‎‏)
68|15|Ona âyetlerimiz okunduًu zaman o, "ضncekilerin masallar‎!" der.
68|16|Biz yak‎nda onun burnuna damga vuracaً‎z (kibirini k‎r‎p rezil edeceًiz).
68|17|Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiًimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse gِrmeden) onu (mahsullerini) dev‏ireceklerine yemin etmi‏lerdi.
68|18|Onlar istisna da etmiyorlard‎.
68|19|Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin kat‎ndan (gِnderilen) ku‏at‎c‎ bir âfet (ate‏) bahçeyi sar‎verdi de,
68|20|Bahçe kapkara kesildi.
68|21|Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
68|22|"Madem dev‏ireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün ba‏‎na gidin!" diye.
68|23|Derken yürüyorlard‎; f‎s‎lda‏‎yorlard‎.
68|24|"Sak‎n bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yan‎n‎za sokulmas‎n"diye.
68|25|(Evet yoksullara yard‎ma) güçleri yettiًi halde, onlar‎ yard‎mdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola dü‏tüler.
68|26|Fakat bahçeyi gِrdüklerinde: Mutlaka yolumuzu ‏a‏‎rm‎‏ olmal‎y‎z! dediler.
68|27|Yok yok, doًrusu biz mahrum b‎rak‎lm‎‏‎z!
68|28|فçlerinden en makul olan‎ ‏ِyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememi‏ miydim?
68|29|Rabbimizi tesbih ederiz; doًrusu biz (kendi kendimize) yaz‎k etmi‏iz, dediler.
68|30|Ard‎ndan, kabahati birbirlerine yüklemeye ba‏lad‎lar.
68|31|(Nihayet) ‏ِyle dediler: Yaz‎klar olsun bize! Gerçekten biz azg‎n ki‏ilermi‏iz.
68|32|Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. اünkü biz (art‎k) Rabbimizi(O'nun ho‏nutluًunu) arzuluyoruz.
68|33|ف‏te azap bِyledir. Ahiret azab‎ ise elbette daha büyüktür. Ke‏ke bilselerdi!
68|34|قu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri kat‎nda nimetleri bol cennetler vard‎r.
68|35|ضyle ya, (Allah'a) teslimiyet gِsterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar m‎y‎z hiç?
68|36|Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
68|37|Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bât‎l inan‎‏lar‎) onda m‎ okuyorsunuz?
68|38|Onda, beًendiًiniz her ‏ey sizin için mutlaka vard‎r (diye mi yaz‎l‎)?
68|39|Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak taraf‎m‎zdan verilmi‏, k‎yamet gününe kadar geçerli kesin sِzler mi var?
68|40|Sor onlara: Bu iddiay‎ onlar‎n hangisi savunacak?
68|41|Yoksa ortaklar‎ m‎ var onlar‎n? Sِzlerinde doًru iseler, hadi getirsinler ortaklar‎n‎!
68|42|O gün incikten aç‎l‎r ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.
68|43|Gِzleri horluktan a‏aً‎ dü‏mü‏ bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasaًlam iken de secdeye davet ediliyorlard‎ (fakat yine secde etmiyorlard‎).
68|44|(Resûlüm!) Sen bu sِzü (Kur'an'‎) yalan sayan‎ bana b‎rak (kendini üzme). Biz onlar‎, bilmedikleri bir yِnden yava‏ yava‏ azaba yakla‏t‎r‎yoruz.
68|45|Onlara mühlet veriyorum. Doًrusu benim fendim çok saًlamd‎r!
68|46|Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar aً‎r bir borç alt‎nda m‎ kal‎yorlar?
68|47|Yahut gayb‎n bilgisi onlar‎n nezdinde de, onlar m‎ (istedikleri gibi) yaz‎yorlar?
68|48|Sen Rabbinin hükmünü sab‎rla bekle. Bal‎k sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmi‏ti.
68|49|قayet Rabbinden ona bir nimet yeti‏memi‏ olsayd‎ o, mutlaka, k‎nanacak bir halde ‎ss‎z bir diyara at‎lacakt‎.
68|50|Fakat ard‎ndan, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden k‎ld‎.
68|51|O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'‎) i‏ittikleri zaman, neredeyse seni gِzleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç ‏üphe yok o bir delidir" derler.
68|52|Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir ًِüttür.
69|1|Gerçekle‏ecek olan;
69|2|(Evet) nedir o gerçekle‏ecek olan?
69|3|Gerçekle‏ecek olan‎n (k‎yametin) ne olduًunu sen nereden bileceksin?
69|4|Semûd ve Ad kavimleri, kap‎lar‎n‎ çalacak felâketi (k‎yameti) yalan saym‎‏lard‎.
69|5|Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sars‎nt‎) ile helâk edildiler.
69|6|Ad kavmi ise, uًultulu, kas‎p kavuran bir f‎rt‎na ile mahvedildiler.
69|7|Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onlar‎n üzerine musallat etti. ضyle ki (eًer orada olsayd‎n), o kavmi, içi bo‏ hurma kütükleri gibi orac‎kta yere serilmi‏ halde gِrürdün.
69|8|قimdi onlardan arda kalan bir ‏ey gِrüyor musun?
69|9|Firavun, ondan ِncekiler ve alt‎ üstüne getirilen beldeler halk‎ (Lût kavmi) hep o günah‎ (‏irki) i‏lediler.
69|10|Bِylece Rablerinin peygamberlerine kar‏‎ geldiler, O da onlar‎ pek ‏iddetli bir ‏ekilde yakalay‎verdi.
69|11|قüphesiz, su bast‎ً‎ vakit sizi gemide biz ta‏‎d‎k;
69|12|Onu sizin için bir ibret ve ًِüt yapal‎m ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
69|13|Art‎k Sûr'a bir tek defa üflendiًi,
69|14|Yeryüzü ve daًlar kald‎r‎l‎p birbirine tek çarp‎‏la çarp‎l‎p darmadaً‎n edildiًi zaman,
69|15|i‏te o gün olacak olur (k‎yamet kopar).
69|16|Gِk de yar‎l‎r ve art‎k o gün o, çِkmeye yüz tutar.
69|17|Melekler onun (gًِün) etraf‎ndad‎r. O gün Rabbinin ar‏‎n‎, bunlar‎n da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
69|18|(Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura al‎n‎rs‎n‎z; size ait hiçbir s‎r gizli kalmaz.
69|19|Kitab‎ saً taraf‎ndan verilen:" Al‎n, kitab‎m‎ okuyun" der.
69|20|" Doًrusu ben, hesab‎mla kar‏‎la‏acaً‎m‎ zaten biliyordum."
69|21|Art‎k o, ho‏nut kalacaً‎ bir hayat içindedir,
69|22|Yüce bir cennette,
69|23|Meyveleri sarkm‎‏ halde.
69|24|(Onlara denir ki:) Geçmi‏ günlerde i‏lediklerinize (iyi amellerinize) kar‏‎l‎k, âfiyetle yeyin, için.
69|25|Kitab‎ sol taraf‎ndan verilene gelince,der ki:" Ke‏ke, bana kitab‎m verilmeseydi!"
69|26|"قu hesab‎m‎n ne olduًunu bilmeseydim!"
69|27|Ke‏ke onunla (ِlümümle) her i‏ olup bitseydi!
69|28|Mal‎m bana hiç fayda saًlamad‎;
69|29|Saltanat‎m da benden (koptu), yok olup gitti.
69|30|Onu yakalay‎n da, (ellerini boynuna) baًlay‎n;
69|31|Sonra alevli ate‏e at‎n onu!
69|32|Sonra da onu yetmi‏ ar‏‎n uzunluًunda bir zincir içinde oraya sokun!
69|33|اünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi,
69|34|Yoksulu doyurmaya te‏vik etmezdi.
69|35|Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
69|36|فrinden ba‏ka yiyecek de yoktur.
69|37|Onu (bile bile )hata i‏leyenlerden ba‏kas‎ yemez.
69|38|Gِrebildikleriniz üzerine yemin ederim,
69|39|Ve gِremediklerinize ki,
69|40|Hiç ‏üphesiz o (Kur'an), çok ‏erefli bir elçinin sِzüdür.
69|41|Ve o, bir ‏air sِzü deًildir. Ne de az iman ediyorsunuz!
69|42|Bir kâhin sِzü de deًildir (o). Ne de az dü‏ünüyorsunuz!
69|43|(O), âlemlerin Rabbi taraf‎ndan indirilmi‏tir.
69|44|Eًer (Peygamber) bize atfen baz‎ sِzler uydurmu‏ olsayd‎,
69|45|Elbette onu k‎sk‎vrak yakalard‎k.
69|46|Sonra onun can damar‎n‎ kopar‎rd‎k (onu ya‏atmazd‎k).
69|47|Hiçbiriniz buna mâni de olamazd‎n‎z.
69|48|Doًrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir ًِüttür.
69|49|فçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduًunu ‏üphesiz bilmekteyiz.
69|50|Muhakkak o, kâfirler için bir iç yaras‎d‎r.
69|51|Ve o, gerçekten kat'î bilginin ta kendisidir.
69|52|O halde, ulu Rabbinin ad‎n‎ yüceltip noksanl‎klardan tenzih et.
70|1|Bir soran inecek azab‎ sordu:
70|2|فnkârc‎lar için; ki onu savacak yoktur,
70|3|Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah kat‎ndan.
70|4|Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktar‎ (dünya senesi ile) ellibin y‎l olan bir günde yükselip ç‎kar.
70|5|(Resûlüm!) قimdi sen güzelce sabret.
70|6|Doًrusu onlar, o azab‎ (ihtimalden) uzak gِrüyorlar.
70|7|Biz ise onu yak‎n gِrmekteyiz.
70|8|O gün gِkyüzü, erimi‏ maden gibi olur.
70|9|Daًlar da at‎lm‎‏ yüne dِner.
70|10|Dost, dostu sormaz.
70|11|Birbirlerine gِsterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azab‎ndan (kurtulu‏ için), oًullar‎n‎,
70|12|Kar‎s‎n‎ ve karde‏ini,
70|13|Kendisini koruyup bar‎nd‎ran tüm ailesini
70|14|Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtars‎n.
70|15|Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ate‏tir.
70|16|Derileri kavurup soyar.
70|17|Yüz çevirip geri dِneni, (kendine) çaً‎r‎r!
70|18|(Servet) toplay‎p y‎ًan kimseyi!.
70|19|Gerçekten insan, pek h‎rsl‎ (ve sab‎rs‎z) yarat‎lm‎‏t‎r.
70|20|Kendisine fenal‎k dokunduًunda s‎zlan‎r, feryat eder.
70|21|Ona imkân verildiًinde ise pinti kesilir.
70|22|Ancak ‏unlar ِyle deًildir: Namaz k‎lanlar,
70|23|Ki, onlar namazlar‎nda devaml‎d‎rlar (ihmal gِstermezler;).
70|24|Mallar‎nda, belli bir hak vard‎r,
70|25|Sâile ve mahrûma(vermek için).
70|26|Ceza (ve hesap) gününün doًruluًuna inananlar;
70|27|Rab'lerinin azab‎ndan korkanlar,
70|28|Ki Rab'lerinin azab‎(na kar‏‎) emin olunamaz;
70|29|Irzlar‎n‎ koruyanlar
70|30|Ancak e‏lerine ve cariyelerine kar‏‎ müstesna; çünkü onlar k‎nanmaz;
70|31|Bundan ِteye (geçmek) isteyenler ise, onlar ta‏k‎nlar‎n ta kendileridir,
70|32|Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;
70|33|قahitliklerini (dosdoًru) yapanlar;
70|34|Namazlar‎n‎ koruyanlar;
70|35|ف‏te bunlar, cennetlerde aً‎rlan‎rlar.
70|36|(Resûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doًru ko‏uyorlar?
70|37|Bِlük bِlük saً‎ndan ve solundan(gelip etraf‎n‎ sar‎yorlar)
70|38|Onlardan her biri nimet cennetine sokulacaً‎n‎ m‎ umuyor?
70|39|Hay‎r (hiç ummas‎nlar!) قüphesiz biz onlar‎, kendilerinin de bildikleri ‏eyden yaratt‎k (fakat ibret almad‎lar, imana gelmediler).
70|40|Doًular‎n ve bat‎lar‎n Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter:
70|41|قüphesiz onlar‎n yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim ِnümüze geçemez.
70|42|Ama sen onlar‎ (‏imdilik) b‎rak da, tehdit edildikleri günlerine kavu‏uncaya dek dals‎nlar, oynayadursunlar.
70|43|O gün onlar, sanki dikili bir ‏eye ko‏uyorlar gibi, kabirlerinden f‎rlaya f‎rlaya ç‎karlar.
70|44|Gِzleri horluktan a‏aً‎ dü‏mü‏ ve kendileri zillete bürünmü‏ bir halde.ف‏te bu, onlar‎n tehdit edilegeldikleri gündür!
71|1|Kendilerine yak‎c‎ bir azap gelmeden ِnce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gِnderdik.
71|2|"Ey kavmim dedi,ben sizin için aç‎k bir uyar‎c‎y‎m"
71|3|"Allah'a kulluk edin; O'na kar‏‎ gelmekten sak‎n‎n ve bana itaat edin."
71|4|"Ki Allah bir k‎s‎m günahlar‎n‎z‎ baً‎‏las‎n ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden ya‏ats‎n)" Bilinmeli ki Allah'‎n tayin ettiًi vâde gelince, art‎k o ertelenmez. Ke‏ke bilseydiniz!"
71|5|(Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doًrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;
71|6|Fakat benim davetim, ancak kaçmalar‎n‎ artt‎rd‎.
71|7|Gerçekten de, (imana gelmeleri ve bِylece) günahlar‎n‎ baً‎‏laman için onlar‎ ne zaman davet ettiysem, parmaklar‎n‎ kulaklar‎na t‎kad‎lar, (beni gِrmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
71|8|Sonra, ben kendilerine hayk‎rarak davette bulundum.
71|9|Sonra, onlarla hem aç‎ktan aç‎ًa hem de gizli gizli konu‏tum.
71|10|Dedim ki : Rabbinizden maًfiret dileyin; çünkü O çok baً‎‏lay‎c‎d‎r.
71|11|(Maًfiret dileyin ki,) üzerinize gِkten bol bol yaًmur indirsin,
71|12|Mallar‎n‎z‎ ve oًullar‎n‎z‎ çoًalts‎n, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ‎rmaklar ak‎ts‎n.
71|13|Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüًü yak‎‏t‎ram‎yorsunuz?
71|14|Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratm‎‏t‎r.
71|15|Gِrmediniz mi, Allah yedi gًِü birbiriyle ahenktar olarak nas‎l yaratm‎‏!
71|16|Onlar‎n içinde ay‎ bir nûr k‎lm‎‏, güne‏i de bir çeraً yapm‎‏t‎r.
71|17|Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmi‏tir.
71|18|Sonra sizi yine oraya dِndürecek ve sizi yeniden ç‎karacakt‎r.
71|19|"Allah,yeryüzünü sizin için bir sergi yapm‎‏t‎r."
71|20|"Ki, onda geni‏ yollar edinip dola‏abilesiniz.(diye).
71|21|(ضًütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doًrusu bunlar bana kar‏‎ geldiler de, mal‎ ve çocuًu kendi ziyan‎n‎ artt‎rmaktan ba‏ka i‏e yaramayan kimseye uydular.
71|22|Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!
71|23|Ve dediler ki: Sak‎n ilâhlar‎n‎z‎ b‎rakmay‎n; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeًûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!
71|24|(Bِylece) onlar gerçekten birçoklar‎n‎ sapt‎rd‎lar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak ‏a‏k‎nl‎klar‎n‎ artt‎r!
71|25|Bunlar, günahlar‎ yüzünden suda boًuldular, ard‎ndan da ate‏e sokuldular ve o zaman Allah'a kar‏‎ yard‎mc‎lar da bulamad‎lar.
71|26|Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi b‎rakma!"
71|27|"اünkü sen onlar‎ b‎rak‎rsan kullar‎n‎ sapt‎r‎rlar; yaln‎z ahlâks‎z, nankِr (insanlar) doًururlar (yeti‏tirirler)."
71|28|"Rabbim! Beni, ana-babam‎, iman etmi‏ olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kad‎nlar‎ baً‎‏la, zalimlerin de ancak helâkini artt‎r."
72|1|(Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluًun (benim okuduًum Kur'an'‎) dinleyip de ‏ِyle sِyledikleri bana vahyolunmu‏tur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik .
72|2|Doًru yola iletiyor, ona iman ettik. (Art‎k) kimseyi Rabbimize asla ortak ko‏mayacaً‎z.
72|3|Hakikat ‏u ki, Rabbimizin ‏ân‎ çok yücedir. O, ne e‏ ne de çocuk edinmi‏tir.
72|4|Doًrusu bizim beyinsiz olan‎m‎z (iblis veya azg‎n cinler), Allah hakk‎nda peka‏‎r‎ yalanlar uyduruyormu‏.
72|5|Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakk‎nda asla yalan sِylemezler, sanm‎‏t‎k.
72|6|قu da gerçek ki, insanlardan baz‎ kimseler, cinlerden baz‎ kimselere s‎ً‎n‎rlard‎ da, onlar‎n ta‏k‎nl‎klar‎n‎ artt‎r‎rlard‎.
72|7|Onlar da sizin sand‎ً‎n‎z gibi, Allah'‎n hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceًini sanm‎‏lard‎.
72|8|Doًrusu biz (cinler), gًِü yoklad‎k, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmu‏ bulduk.
72|9|Halbuki, (daha ِnce) biz onun baz‎ k‎s‎mlar‎nda (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat ‏imdi kim dinlemek isterse, kendisini gِzetleyen bir alev huzmesi buluyor.
72|10|Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kِtülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hay‎r m‎ diledi?
72|11|Gerçekten biz, -kimimiz sâlih ki‏iler, kimimiz ise bunlardan a‏aً‎da olmak üzere- türlü türlü yollar tutmu‏tuk.
72|12|(Art‎k) ‏u gerçeًi ‏üphesiz anlad‎k ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'‎ âciz b‎rakamayacaً‎z, ba‏ka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacaً‎z.
72|13|Doًrusu biz, o hidayeti (Kur'an'‎) i‏itince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, art‎k ne bir (ecrinin) eksikliًe uًrat‎lmas‎ndan ne de haks‎zl‎k edilmesinden korkar.
72|14|فçimizde, (Allah'a) teslimiyet gِsterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gِsteren kimseler, doًru yolu arayanlard‎r.
72|15|Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmu‏lard‎r.
72|16|قayet doًru yolda gitselerdi,onlara bol su verirdik.
72|17|Bu hususta kendilerini denememiz için , Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uًrat‎r.
72|18|Mescidler ‏üphesiz Allah'‎nd‎r. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmay‎n (ve kulluk etmeyin).
72|19|Allah'‎n kulu, O'na yalvarmaya (namaza) kalk‎nca, neredeyse onun etraf‎nda keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.
72|20|(Resûlüm!) De ki: Ben ancak Rabbime yalvar‎r‎m ve O'na kimseyi ortak ko‏mam.
72|21|De ki: Doًrusu ben (kendi ba‏‎ma) size ne zarar verme ne de fayda saًlama gücüne sahibim.
72|22|De ki: Gerçekten (bana bir kِtülük dilerse) Allah'a kar‏‎ beni kimse himaye edemez, O'ndan ba‏ka s‎ً‎nacak kimse de bulamam.
72|23|(Benim yapt‎ً‎m) ancak Allah kat‎ndan olan‎, O'nun gِnderdiklerini tebliًdir. Art‎k kim Allah ve Resûlüne kar‏‎ gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacaklar‎ cehennem ate‏i vard‎r.
72|24|Sonunda, tehdit edilip durduklar‎n‎ (azab‎, k‎yameti) gِrdükleri zaman, kim yard‎mc‎ olma bak‎m‎ndan daha güçsüz ve say‎ca daha az imi‏, bileceklerdir.
72|25|De ki: Tehdit edilegeldiًiniz (azap), yak‎n m‎d‎r, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.
72|26|O bütün gِrülmeyenleri bilir. S‎rlar‎na kimseyi muttali k‎lmaz;
72|27|Ancak, (bildirmeyi) dilediًi peygamber bunun d‎‏‎ndad‎r. اünkü O, bunun ِnünden ve ard‎ndan gِzcüler salar,
72|28|Ki bِylece onlar‎n (peygamberlerin), Rablerinin gِnderdiklerini hakk‎yla tebliً ettiklerini bilsin. (Allah) onlar‎n nezdinde olup bitenleri çepeçevre ku‏atm‎‏ ve her ‏eyi bir bir saym‎‏t‎r (kaydetmi‏tir).
73|1|Ey ِrtünüp bürünen (Resûlüm)!
73|2|Biraz‎ hariç, geceleri kalk namaz k‎l.
73|3|(Gecenin) yar‎s‎n‎ (k‎l). Yahut bunu biraz azalt.
73|4|Ya da bunu çoًalt ve Kur'an'‎ tane tane oku.
73|5|Doًrusu biz sana (ta‏‎mas‎) aً‎r bir sِz vahyedeceًiz.
73|6|قüphesiz gece kalk‎‏‎, (kalp ve uzuvlar aras‎nda) tam bir uyuma ve saًlam bir k‎raata daha elveri‏lidir.
73|7|Zira gündüz vakti, sana uzun bir me‏guliyet var.
73|8|Rabbinin ad‎n‎ an. Bütün varl‎ً‎nla O'na yِnel.
73|9|O, doًunun da bat‎n‎n da Rabbidir. O'ndan ba‏ka ilâh yoktur. ضyleyse yaln‎z O'nun himayesine s‎ً‎n.
73|10|Onlar‎n (mü‏riklerin) sِylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayr‎l.
73|11|Nimet içinde yüzen o yalanc‎lar‎ bana b‎rak ve onlara biraz mühlet ver.
73|12|Hiç ‏üphesiz bizim nezdimizde (onlar için haz‎rlanm‎‏) boyunduruklar, yak‎c‎ bir ate‏, var.
73|13|Boًazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.
73|14|O gün (k‎yamet günü) yeryüzü ve daًlar sars‎l‎r; daًlar çِküntü ile ak‎p giden kum y‎ً‎n‎na dِner.
73|15|Nas‎l Firavun'a bir elçi gِndermi‏ idiysek doًrusu size de, hakk‎n‎zda ‏ahitlik edecek bir peygamber gِnderdik.
73|16|Ama Firavun o peygambere kar‏‎ gelmi‏, biz de onu aً‎r ve çetin bir ‏ekilde muaheze etmi‏tik.
73|17|Peki inkâr ederseniz, çocuklar‎ ak saçl‎ ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nas‎l koruyabileceksiniz?
73|18|Gِkyüzü bile onunla (o günün deh‏etiyle) yar‎lacakt‎r. Allah'‎n vâdi mutlaka yerine gelir.
73|19|ف‏te bu (anlat‎lanlar), ‏üphesiz bir ًِüttür. Art‎k kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar.
73|20|(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yak‎n k‎sm‎n‎, (bazen) yar‎s‎n‎, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiًini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluًun da (bِyle yapt‎ً‎n‎) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ِlçüp biçen ancak Allah't‎r. O sizin, bunu sayamayacaً‎n‎z‎ bildiًi için, sizi baً‎‏lad‎. Art‎k, Kur'an'dan kolay‎n‎za geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir k‎sm‎n‎z Allah'‎n lütfundan (r‎z‎k) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diًer bir k‎sm‎n‎z da Allah yolunda çarp‎‏acaklard‎r. O halde Kur'an'dan kolay‎n‎za geleni okuyun. Namaz‎ k‎l‎n, zekât‎ verin, Allah'a gِnül ho‏luًuyla ِdünç verin. Kendiniz için ِnden (dünyada iken) ne iyilik haz‎rlarsan‎z Allah kat‎nda onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan maًfiret dileyin, ‏üphesiz Allah çok baً‎‏lay‎c‎, çok esirgeyicidir.
74|1|Ey bürünüp sar‎nan (Resûlüm)!
74|2|Kalk, ve (insanlar‎) uyar.
74|3|Sadece Rabbini büyük tan‎.
74|4|Elbiseni tertemiz tut.
74|5|Kِtü ‏eyleri terket.
74|6|Yapt‎ً‎n iyiliًi çok gِrerek ba‏a kakma.
74|7|Rabbinin r‎zas‎na ermek için sabret.
74|8|O Sûr'a üfürüldüًü zaman var ya,
74|9|ف‏te o gün zorlu bir gündür.
74|10|Kâfirler için (hiç de) kolay deًildir.
74|11|Tek olarak yaratt‎ً‎m, kimseyi bana b‎rak,
74|12|Kendisine geni‏ servet verdim,
74|13|Gِz ِnünde duran oًullar (verdim),
74|14|Kendisine bir dِ‏eyi‏ dِ‏edim.
74|15|ـstelik o (nimetlerimi) daha da artt‎rmam‎ umuyor.
74|16|Asla (ummas‎n)! اünkü o, bizim âyetlerimize kar‏‎ alabildiًine inatç‎d‎r.
74|17|Ben onu sarp bir yoku‏a sard‎racaً‎m!
74|18|Zira o, dü‏ündü ta‏‎nd‎, ِlçtü biçti.
74|19|Can‎ ç‎kas‎ca, ne biçim ِlçtü biçti!
74|20|Sonra, can‎ ç‎kas‎ca tekrar (ِlçtü biçti); nas‎l ِlçtü biçtiyse!
74|21|Sonra bakt‎.
74|22|Sonra ka‏lar‎n‎ çatt‎, surat‎n‎ ast‎.
74|23|En sonunda, kibirini yenemeyip s‎rt çevirdi.
74|24|"Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan ًِrenilip) nakledilen bir sihirdir."
74|25|Bu, insan sِzünden ba‏ka bir ‏ey deًil."
74|26|Ben onu sekara (cehenneme) sokacaً‎m.
74|27|Sen biliyor musun sekar nedir?
74|28|Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir ‏ey) b‎rakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
74|29|فnsan‎n derisini kavurur.
74|30|ـzerinde ondokuz (muhaf‎z melek) vard‎r.
74|31|Biz cehennemin i‏lerine bakmakla ancak melekleri gِrevlendirmi‏izdir. Onlar‎n say‎s‎n‎ da inkârc‎lar için sadece bir imtihan (vesilesi) yapt‎k ki, bِylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye ًِrensin, iman edenlerin iman‎n‎ atrtt‎rs‎n; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler ‏üpheye dü‏mesinler, kalplerinde hastal‎k bulunanlar ve kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istemi‏tir ki?" desinler. ف‏te Allah bِylece, dilediًini sap‎kl‎kta b‎rak‎r, dilediًini doًru yola eri‏tirir. Rabbinin ordular‎n‎, kendisinden ba‏kas‎ bilmez. Bu ise, insanl‎k için ancak bir ًِüttür.
74|32|Hay‎r hay‎r (ًِüt almazlar). Aya andolsun ki,
74|33|Dِnüp gitmekte olan geceye,
74|34|Aًarmakta olan sabaha andolsun ki,
74|35|O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.
74|36|فnsanl‎k için, uyar‎c‎d‎r.
74|37|Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyar‎c‎d‎r) .
74|38|Her nefis, kazand‎ً‎na kar‏‎l‎k bir rehindir;
74|39|Ancak saًdakiler ba‏ka.
74|40|Onlar cennetler içinde sorarlar.
74|41|Günahkârlar‎n durumunu:
74|42|"Sizi ‏u yak‎c‎ ate‏e sokan nedir?" diye
74|43|Onlar ‏ِyle cevap verirler: Biz namaz k‎lanlardan deًildik,
74|44|Yoksulu doyurmuyorduk,
74|45|(Bât‎la) dalanlarla birlikte dal‎yorduk,
74|46|Ceza gününü de yalan say‎yorduk,
74|47|Sonunda bize ِlüm geldi çatt‎.
74|48|Art‎k ‏efaatçilerin ‏efaati onlara fayda vermez.
74|49|Bِyle iken onlara ne oluyor ki, ًِütten yüz çeviriyorlar?
74|50|Kaçan yaban e‏ekleri gibi,
74|51|آdeta arslandan ürkmü‏.
74|52|Daha doًrusu onlardan her biri, kendisine, (ِnünde) aç‎lm‎‏ sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor.
74|53|Hay‎r! Asl‎nda onlar ahiretten korkmuyorlar.
74|54|Asla (dü‏ündükleri gibi deًil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazd‎r!
74|55|Dileyen ondan (dü‏ünüp) ًِüt al‎r.
74|56|Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar ًِüt alamazlar. Sak‎n‎lmaya lây‎k olan da O'dur, maًfiret sahibi de O'dur.
75|1|K‎yamet gününe yemin ederim.
75|2|Kendini k‎nayan (pi‏manl‎k duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).
75|3|فnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacaً‎m‎z‎ m‎ san‎r?
75|4|Evet, bizim, onun parmak uçlar‎n‎ bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
75|5|Fakat insan ِnündekini (k‎yameti) yalanlamak ister.
75|6|"K‎yamet günü ne zamanm‎‏?" diye sorar.
75|7|ف‏te, gِz kama‏t‎ً‎,
75|8|Ay tutulduًu,
75|9|Güne‏le ay biraraya getirildiًi zaman!
75|10|O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir.
75|11|Hay‎r, hay‎r! (Kaç‎p) s‎ً‎nacak yer yoktur!
75|12|O gün var‎p durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
75|13|O gün insana, ileri gِtürdüًü ve geri b‎rakt‎ً‎ ne varsa bildirilir.
75|14|Art‎k insan, kendi kendinin ‏ahididir.
75|15|فsterse ِzürlerini say‎p dِksün.
75|16|(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini k‎m‎ldatma.
75|17|قüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerle‏tirmek) ve onu okutmak bize aittir.
75|18|O halde, biz onu okuduًumuz zaman, sen onun okunu‏unu takip et.
75|19|Sonra ‏üphen olmas‎nki, onu aç‎klamak da bize aittir.
75|20|Hay‎r! Doًrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayat‎n‎ ve nimetlerini) seviyorsunuz da,
75|21|Ahireti b‎rak‎yorsunuz.
75|22|Yüzler vard‎r ki, o gün ‎‏‎l ‎‏‎l par‎ldayacakt‎r.
75|23|Rablerine bakacaklard‎r (O'nu gِreceklerdir).
75|24|Yüzler de vard‎r ki, o gün buru‏acakt‎r;
75|25|Kendilerinin, bel kemiklerini k‎ran bir felâkete uًrat‎lacaً‎n‎ sezeceklerdir.
75|26|Art‎k gِzünüzü aç‎n! Ne zaman ki can kِprücük kemiًine dayan‎r,
75|27|"Tedavi edebilecek kimdir?" denir.
75|28|(Can çeki‏en) bunun gerçek bir ayr‎l‎‏ olduًunu anlar.
75|29|Ve bacak bacaًa dola‏‎r.
75|30|ف‏te o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.
75|31|ف‏te o, (Peygamber'in getirdiًini) doًru kabul etmemi‏, namaz da k‎lmam‎‏t‎.
75|32|Aksine yalan saym‎‏ ve yüz çevirmi‏ti.
75|33|Sonra da çal‎m sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlar‎na) gitmi‏ti.
75|34|Lây‎kt‎r (o azap) sana, lây‎k!
75|35|Evet, lây‎kt‎r sana (o azap) lây‎k!
75|36|فnsan, kendisinin ba‏‎bo‏ b‎rak‎lacaً‎n‎ m‎ san‎r!
75|37|O, (dِl yataً‎na) ak‎t‎lan meninin içinden bir nutfe (sperm) deًil miydi?
75|38|Sonra bu, alaka (a‏‎lanm‎‏ yumurta) olmu‏, derken Allah onu (insan biçiminde) yarat‎p ‏ekillendirmi‏ti.
75|39|Ondan da iki e‏i, yani erkek ve di‏iyi var etmi‏ti.
75|40|Peki (bunlar‎ yapan) Allah'‎n, ِlüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?
76|1|فnsan‎n üzerinden, henüz kendisinin an‎lan bir ‏ey olmad‎ً‎ uzun bir süre geçmedi mi?
76|2|Gerçek ‏u ki, biz insan‎ kat‎‏‎k bir nutfeden (erkek ve kad‎n‎n dِlünden) yaratt‎k; onu imtihan edelim diye, kendisini i‏itir ve gِrür k‎ld‎k.
76|3|قüphesiz biz ona (doًru) yolu gِsterdik. فster ‏ükredici olsun ister nankِr.
76|4|Doًrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ate‏ haz‎rlad‎k.
76|5|فyiler ise, kâfûr kat‎lm‎‏ bir kadehten (cennet ‏arab‎) içerler.
76|6|(Bu,) Allah'‎n has kullar‎n‎n içtikleri ve ak‎tt‎kça ak‎tt‎klar‎ bir p‎nard‎r.
76|7|O kullar, ‏iddeti her yere yay‎lm‎‏ olan bir günden korkarak verdikleri sِzü yerine getirirler.
76|8|Onlar, kendi canlar‎ çekmesine raًmen yemeًi yoksula, yetime ve esire yedirirler.
76|9|"Biz sizi Allah r‎zas‎ için doyuruyoruz; sizden ne bir kar‏‎l‎k ne de bir te‏ekkür bekliyoruz."
76|10|"Biz, çetin ve belâl‎ bir günde Rabbimizden (O'nun azab‎na uًramaktan) korkar‎z" (derler).
76|11|ف‏te bu yüzden Allah onlar‎ o günün fenal‎ً‎ndan esirger; (yüzlerine) parlakl‎k, (gِnüllerine) sevinç verir.
76|12|Sabretmelerine kar‏‎l‎k onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.
76|13|Orada koltuklara kurulmu‏ olarak bulunurlar; ne yak‎c‎ s‎cak gِrülür orada, ne de dondurucu soًuk.
76|14|(Cennet aًaçlar‎n‎n) gِlgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca kopar‎labilen meyveleri istifadelerine sunulur.
76|15|Yanlar‎nda gümü‏ten kaplar ve billûr kupalar dola‏t‎r‎l‎r.
76|16|Gümü‏ten ِyle kadehler ki onlar‎ istedikleri ِlçüde tayin ve takdir etmi‏lerdir.
76|17|Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu ‏arab‎n) kar‎‏‎m‎nda zencefil vard‎r.
76|18|(Bu ‏arap) orada bir p‎nardand‎r ki ad‎na Selsebîl denir.
76|19|O insanlar‎n etraf‎nda ِyle ِlümsüz genç nedîmler dola‏‎r ki, onlar‎ gِrdüًünde, etrafa saç‎l‎p daً‎lm‎‏ inciler san‎rs‎n.
76|20|Ne yana bakarsan bak, (y‎ً‎nla) nimet ve ulu bir saltanat gِrürsün.
76|21|ـzerlerinde ye‏il ipekten ince ve kal‎n elbiseler vard‎r; gümü‏ bilezikler tak‎nm‎‏lard‎r. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.
76|22|(Onlara ‏ِyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfatt‎r. Sizin gayretiniz kar‏‎l‎ً‎n‎ bulmu‏tur.
76|23|(Resûlüm!) Kur'an'‎ sana biz, evet biz indirdik.
76|24|Art‎k Rabbinin hükmüne (boyun eًip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nankِre boyun eًme.
76|25|Sabah ak‏am Rabbinin ismini yâdet.
76|26|Gecenin bir k‎sm‎nda O'na secde et; gecenin uzun bir bِlümünde de O'nu tesbih et.
76|27|قu insanlar, çarçabuk geçen dünyay‎ seviyorlar da ِnlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.
76|28|Onlar‎ biz yaratt‎k; onlar‎n yarat‎l‎‏‎n‎ sapasaًlam yapt‎k. Dilediًimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerler‎ni getiririz.
76|29|قüphesiz ki bu bir ًِüttür. A‎rt‎k dileyen Rabbine bir yol tutar.
76|30|Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir ‏eyi) dileyebilirsiniz. قüphesiz Allah her ‏eyi bilendir, hikmet sahibidir.
76|31|O, dilediًini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap haz‎rlam‎‏t‎r.
77|1|Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri pe‏inden gِnderilenlere;
77|2|قiddetle eserek (zararl‎lar‎) savurup atanlara;
77|3|(Hakikat ve hay‎rlar‎) yayd‎kça yayanlara;
77|4|(Hak ile bat‎l‎) birbirinden iyice ay‎ranlara;
77|5|ضًüt telkin edenlere;
77|6|(Allah'a yِnelenleri) ar‎tmak, (kِtüleri) sak‎nd‎rmak için.
77|7|Bilin ki size vadolunan ‏ey gerçekle‏ecek!
77|8|Y‎ld‎zlar‎n ‎‏‎ً‎ sِndürüldüًü zaman,
77|9|Gِkkubbe yar‎ld‎ً‎ zaman,
77|10|Daًlar ufalan‎p savrulduًu zaman ,
77|11|Peygamberlerin (ümmetleri hakk‎nda ‏ahitlik) vakti tayin edildiًi zaman (art‎k k‎yamet kopmu‏tur).
77|12|(Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmi‏tir?
77|13|Ay‎r‎m gününe.
77|14|(Resûlüm!) Ay‎r‎m gününün ne olduًunu sen nereden bileceksin!
77|15|O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|16|Biz, (bunlar gibi inkârc‎ olan) ِncekileri helâk etmedik mi?
77|17|Sonra arkadakileri de onlar‎n ard‎na takacaً‎z.
77|18|ف‏te biz suçlulara bِyle yapar‎z!
77|19|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|20|(Ey insanlar!) Biz sizi dayan‎ks‎z bir sudan yaratmad‎k m‎?
77|21|ف‏te o suyu, saًlam bir yere yerle‏tirdik.
77|22|Belli bir süreye kadar.
77|23|Biz buna güç yetirmi‏izdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
77|24|O gün (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vayhaline!
77|25|Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmad‎k m‎?
77|26|Dirilere ve ِlülere .
77|27|Yeryüzünde ha‏metli daًlar yaratt‎k, sizlere tatl‎ sular içirdik..
77|28|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|29|(فnkârc‎lara o gün ‏ِyle denilir:) yalan sayageldiًiniz azaba doًru gidin!
77|30|ـç kola ayr‎lm‎‏,bir gِlgeًe gidin.
77|31|Ki ne gِlgelendiren ne de alevden koruyand‎r.
77|32|O, saray gibi kocaman k‎v‎lc‎m saçar.
77|33|Her bir k‎v‎lc‎m, sanki birer sar‎ deve gibidir.
77|34|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|35|Bu, (kâfirlerin) konu‏amayacaً‎ bir gündür.
77|36|Onlara izin de verilmez ki (sِzde) mazeretlerini beyan etsinler.
77|37|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|38|(O zaman ‏ِyle denir:) Bu, ay‎r‎m günüdür. Sizi ve sizden ِncekileri bir araya getirdik.
77|39|(Azaptan kurtulman‎z için) bir hileniz varsa, gِsterin bana hilenizi!
77|40|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|41|قüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gِlgeliklerde ve p‎nar ba‏lar‎nda,
77|42|Canlar‎n‎n çektiًi çe‏it çe‏it meyveler aras‎ndad‎rlar.
77|43|(Kendilerine:) "ف‏lediklerinizin kar‏‎l‎ً‎ olarak ‏imdi âfiyetle yeyin için" (denir).
77|44|ف‏te, biz iyilik yapanlar‎ bِyle mükâfatland‎r‎r‎z.
77|45|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|46|(Ey inkârc‎lar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalan‎n‎z biraz! Gerçek ‏u ki, sizler suçlusunuz!
77|47|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|48|Onlar, kendilerine: "Allah'‎n huzurunda eًilin!" denildiًi vakit eًilmezler:
77|49|O gün, (hakikatleri) yalan sayanlar‎n vay haline!
77|50|Onlar art‎k bundan (Kur'an'dan) sonra hangi sِze inanacaklar.
78|1|Birbirlerine neyi soruyorlar?
78|2|O büyük haberden mi?
78|3|(فnan‎p inanmamakta) ayr‎l‎ًa dü‏mektedirler.
78|4|Hay‎r! Anlayacaklar!
78|5|Yine hay‎r! Onlar anlayacaklar!
78|6|Biz yeryüzünü bir dِ‏ek, yapmad‎k m‎?
78|7|Daًlar‎ da birer kaz‎k .
78|8|Sizi çifter çifter yaratt‎k.
78|9|Uykunuzu bir dinlenme k‎ld‎k.
78|10|Geceyi bir ِrtü yapt‎k.
78|11|Gündüzü de çal‎‏‎p kazanma zaman‎ k‎ld‎k.
78|12|ـstünüzde yedi kat saًlam gًِü bina ettik.
78|13|(Orada) alev alev yanan bir kandil yaratt‎k.
78|14|S‎k‎‏an bulutlardan ‏ar‎l ‏ar‎l akan sular indirdik.
78|15|Size tohumlar, bitkiler,yeti‏tirmek için
78|16|Ve aًaçlar‎(birbirine) sarma‏ dola‏ bahçeler.
78|17|قüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmi‏tir.
78|18|Sûr'a üflendiًi gün, bِlük bِlük Allah'a gelirsiniz.
78|19|Gِkyüzü aç‎l‎r ve orada pek çok kap‎lar olu‏ur;
78|20|Daًlar yürütülür, serap haline gelir.
78|21|قüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
78|22|Azg‎nlar‎n bar‎nacaً‎ yerdir (cehennem).
78|23|(Azg‎nlar) orada çaًlar boyu kalacaklar ,
78|24|Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
78|25|Kaynar su ve irin (tadarlar).
78|26|Ancak (dünyada yapt‎klar‎na) uygun kar‏‎l‎k olarak.
78|27|اünkü onlar hesap gününü (geleceًini) ummazlard‎.
78|28|Bizim âyetlerimizi yalanlad‎kça yalanlam‎‏lard‎.
78|29|Biz ise her ‏eyi bir kitapta say‎p yazm‎‏‎zd‎r.
78|30|Tad‎n! Bundan sonra yaln‎zca azab‎n‎z‎ artt‎racaً‎z.
78|31|قüphesiz takvâ sahipleri için de ba‏ar‎ ِdülü vard‎r.
78|32|Bahçeler,baًlar,
78|33|Gًِüsleri tomurcuk gibi kabarm‎‏ ya‏‎t k‎zlar,
78|34|Ve içki dolu kâse(ler) .
78|35|Onlar orada ne bo‏ bir lâk‎rd‎ ne de yalan i‏itirler.
78|36|Bunlar Rabbinin yeterli bir baً‎‏‎, mükâfat‎d‎r.
78|37|O, gِklerin, yerin ve ikisi aras‎nda bulunanlar‎n Rabbidir. O, rahmând‎r. O gün insanlar O'na kar‏‎ konu‏maya yetkili deًillerdir.
78|38|Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduًu gün, Rahmân'‎n izin verdiklerinden ba‏kalar‎ konu‏mazlar; konu‏an da doًruyu sِyler.
78|39|ف‏te o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
78|40|Biz, yak‎n bir azap ile sizi uyard‎k. O gün ki‏i ِnceden yapt‎klar‎na bakacak ve inkârc‎ ki‏i: "Ke‏ke toprak olsayd‎m!" diyecektir.
79|1|Sِküp ç‎karanlara, andolsun;
79|2|Yava‏ça çekenlere,
79|3|Yüzdükçe yüzenlere,
79|4|Yar‎‏t‎kça yar‎‏anlara,
79|5|Derken i‏ düzenleyenlere .
79|6|Birinci üflemenin (kâinat‎) sarst‎ً‎,
79|7|Onu ikinci üflemenin takip ettiًi gün,
79|8|ف‏te o gün yürekler kayg‎dan oynar,
79|9|Gِzler yorgun dü‏er.
79|10|Diyorlar ki, "ضldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi dِndürüleceًiz,
79|11|(Hem de) çürümü‏ kemikler olduktan sonra ha?"
79|12|"O zaman bu, ziyanl‎ bir dِnü‏ olur" dediler.
79|13|Bu dِnü‏, sadece bir seslenmeye bakar.
79|14|Birdenbire kendilerini mah‏erde buluverirler.
79|15|(Habibim!) Sana Musa'n‎n haberi geldi mi?
79|16|Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona ‏ِyle seslenmi‏ti:
79|17|Firavun'a git! اünkü o çok azd‎.
79|18|De ki:Nas‎l ar‎nmaًa gِnlün var m‎?
79|19|Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Bِylece ondan korkars‎n.
79|20|Ve ona en büyük mucizeyi gِsterdi.
79|21|(O ise) hemen yalanlad‎ ve isyan etti.
79|22|Sonra (inkâr için) olanca çabas‎n‎ gِstererek s‎rt‎n‎ dِndü.
79|23|Derhal (adamlar‎n‎) toplad‎ ve (onlara) baً‎rd‎:
79|24|Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
79|25|Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azab‎yla cezaland‎rd‎.
79|26|Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vard‎r.
79|27|Sizi yaratmak m‎ daha güç, yoksa gِkyüzünü yaratmak m‎, ki onu Allah bina etti,
79|28|Onu yükseltti, düzene koydu ,
79|29|Gecesini karartt‎, gündüzünü aًartt‎.
79|30|Ondan sonra da yerküreyi dِ‏edi,
79|31|Yerden suyunu ve otlaً‎n‎ ç‎kard‎,
79|32|Daًlar‎ saًlam bir ‏ekilde yerle‏tirdi.
79|33|Kendiniz ve hayvanlar‎n‎z için bir faydalanma olmak üzere.
79|34|Her ‏eyi alt üst eden o büyük felâket geldiًi vakit,
79|35|فnsan‎n yap‎p ettiklerini hat‎rlayacaً‎ gün,
79|36|Ve gِrene cehennem aç‎k bir ‏ekilde gِsterilmi‏tir.
79|37|Art‎k kim azm‎‏sa ,
79|38|Ve dünya hayat‎n‎ ahirete tercih etmi‏se,
79|39|قüphesiz cehennem(onun için) tek bar‎nakt‎r.
79|40|Rabbinin makam‎ndan korkan ve nefsini kِtü arzulardan uzakla‏t‎rm‎‏ kimse için,
79|41|قüphesiz cennet(onun) yegâne bar‎naً‎d‎r.
79|42|Sana k‎yameti sorarlar: Gelip çatmas‎ ne zamand‎r? (derler.)
79|43|Sen onu nereden bilip bildireceksin!
79|44|Onun nihaî ilmi yaln‎z Rabbine aittir.
79|45|Sen ancak ondan korkanlar‎ uyar‎rs‎n.
79|46|K‎yamet gününü gِrdüklerinde (dünyada) sadece bir ak‏am vakti ya da ku‏luk zaman‎ kadar kald‎klar‎n‎ san‎rlar.
80|1|(Peygamber), yüzünü ek‏itti ve geri dِndü.
80|2|آmân‎n kendisine gelmesinden ِtürü
80|3|Belki o temizlenecek,
80|4|Yahut ًِüt alacak da o ًِüt ona fayda verecek.
80|5|Kendini (sana) muhtaç gِrmeyene gelince,
80|6|Sen ona yِneliyorsun,
80|7|Oysa ki onun temizlenip ar‎nmas‎ndan sen sorumlu deًilsin.
80|8|Fakat ko‏arak sana gelen ,
80|9|Ve (Allah'tan) korkarak gelenle ,
80|10|Sen onunla ilgilenmiyorsun.
80|11|Hay‎r! قüphesiz bunlar bir ًِüttür,
80|12|Dileyen ondan (Kur'an'dan) ًِüt al‎r,
80|13|O, deًerli sahifelerdir,
80|14|Tertemiz k‎l‎nm‎‏, yüce makamlara kald‎r‎lm‎‏ mukaddes sahifelerde,
80|15|Kâtiplerin ellerindedir ,
80|16|Deًerli ve güvenilir katiplerin.
80|17|Kahrolas‎ insan! Ne inkârc‎d‎r!
80|18|Allah onu neden yaratt‎?
80|19|Bir nutfeden (spermadan) yaratt‎ da ona ‏ekil verdi.
80|20|Sonra ona yolu kolayla‏t‎rd‎.
80|21|Sonra onun can‎n‎ ald‎ ve kabre soktu.
80|22|Sonra dilediًi bir vakitte onu yeniden diriltir.
80|23|Hay‎r! (فnsan) Allah'‎n emrettiًini yapmad‎.
80|24|فnsan, yediًine bir baks‎n!
80|25|Yaًmurlar yaًd‎rd‎k,
80|26|Sonra topraً‎ gِz gِz yard‎k,
80|27|Bu suretle orada ekinler bitirdik,
80|28|ـzümler ,yoncalar ,
80|29|Zeytinlikler, hurmal‎klar ,
80|30|فri ve s‎k aًaçl‎ bahçeler,
80|31|Meyveler ve çay‎rlar bitirdik.
80|32|(Bütün bunlar) sizi ve hayvanlar‎n‎z‎ yararland‎rmak içindir.
80|33|Kulaklar‎ saً‎r eden o ses geldiًinde,
80|34|ف‏te o gün ki‏i karde‏inden, kaçar.
80|35|Annesinden, babas‎ndan,
80|36|E‏inden ve çocuklar‎ndan .
80|37|O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vard‎r.
80|38|O gün bir tak‎m yüzler par‎l par‎l,
80|39|Güler ve sevinir.
80|40|Yine o gün birtak‎m yüzleri de keder bürümü‏,
80|41|Hüzünden kapkara kesilmi‏tir.
80|42|ف‏te bunlar kâfirlerdir, günahkârlard‎r.
81|1|Güne‏ katlan‎p dürüldüًünde,
81|2|Y‎ld‎zlar (karar‎p) dِküldüًünde,
81|3|Daًlar (sallan‎p) yürütüldüًünde,
81|4|Gebe develer sal‎verildiًinde,
81|5|Vah‏î hayvanlar toplan‎p bir araya getirildiًinde,
81|6|Denizler kaynat‎ld‎ً‎nda,
81|7|Ruhlar (bedenlerle) birle‏tirildiًinde,
81|8|Diri diri topraًa gِmülen k‎za, sorulduًunda,
81|9|"Hangi günah sebebiyle ِldürüldü?diye.
81|10|(Amellerin yaz‎l‎ olduًu) defterler aç‎ld‎ً‎nda,
81|11|Gِkyüzü s‎yr‎l‎p al‎nd‎ً‎nda,
81|12|Cehennem tutu‏turulduًunda,
81|13|Ve cennet yakla‏t‎r‎ld‎ً‎nda,
81|14|Ki‏i neler getirdiًini ًِrenmi‏ olacakt‎r.
81|15|قimdi yemin ederim o sinenlere ,
81|16|O ak‎p ak‎p yuvas‎na gidenlere,
81|17|Kararmaya yüz tuttuًunda geceye andolsun,
81|18|Aًarmaya ba‏lad‎ً‎nda sabaha andolsun ki,
81|19|O (Kur'an), ‏üphesiz deًerli,bir elçinin (Cebrail'in) getirdiًi sِzdür.
81|20|O elçi güçlü, Ar‏'‎n sahibi (Allah'‎n) kat‎nda çok itibarl‎d‎r.
81|21|O orada say‎lan, güvenilen (bir elçi) dir.
81|22|Arkada‏‎n‎z (Muhammed) de mecnun deًildir.
81|23|Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaç‎k ufukta gِrmü‏tür.
81|24|O, gayb‎n bilgilerini (sizden) esirgemez.
81|25|O lânetlenmi‏ ‏eytan‎n sِzü de deًildir.
81|26|Hal bِyle iken nereye gidiyorsunuz?
81|27|O, herkes için, bir ًِüttür,
81|28|Sizden doًru yolda gitmek isteyenler için de.
81|29|Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
82|1|Gِkyüzü yar‎ld‎ً‎ zaman,
82|2|Y‎ld‎zlar dِküldüًü zaman,
82|3|Denizler birbirine kat‎ld‎ً‎ zaman,
82|4|Kabirlerin içindekiler d‎‏ar‎ ç‎kar‎ld‎ً‎ zaman,
82|5|فnsanoًlu (yap‎p) gِnderdiklerini ve (yapamay‎p) geride b‎rakt‎klar‎n‎ bir bir anlar.
82|6|Ey insan! فhsan‎ bol Rabbine kar‏‎ seni aldatan nedir?
82|7|O Allah ki seni yaratt‎, seni düzgün ve dengeli k‎l‎p,ِlçülü bir biçim verdi.
82|8|Seni istediًi her hangi bir ‏ekilde parçalardan olu‏turdu.
82|9|Hay‎r! Siz yine de dini yalanl‎yorsunuz.
82|10|قunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler var,
82|11|Deًerli yaz‎c‎lar var,
82|12|Onlar, yapmakta olduklar‎n‎z‎ bilirler.
82|13|فyiler muhakkak cennettedirler,
82|14|Kِtüler de cehennemdedirler.
82|15|Ceza gününde oraya girerler.
82|16|Onlar (kâfirler) oradan bir daha da ayr‎lmazlar.
82|17|Ceza günü nedir bilir misin?
82|18|Evet, bilir misin? Nedir acaba o ceza günü?
82|19|O gün hiçbir kimse ba‏kas‎ için bir ‏ey yapamaz. O gün i‏ Allah'a kalm‎‏t‎r.
83|1|Eksik ِlçüp noksan yapan hilekârlara yaz‎klar olsun!
83|2|Onlar insanlardan al‎rken ِlçüp tartt‎klar‎nda tam,
83|3|Onlara vermek için ِlçüp tartt‎klar‎nda ise eksik ِlçer ve tartarlar.
83|4|Onlar dü‏ünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler!
83|5|Büyük bir günde
83|6|ضyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklard‎r.
83|7|Doًrusu günahkârlar‎n yaz‎s‎, muhakkak Siccîn'de olmakt‎r.
83|8|Siccîn nedir, bilir misin?
83|9|(O günahkârlar‎n yaz‎s‎) Amellerin say‎l‎p yaz‎ld‎ً‎ bir kitapt‎r.
83|10|O gün vay haline yalanc‎lar‎n!
83|11|Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
83|12|Onu ancak hükümleri çiًneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
83|13|Bِyle birine âyetlerimiz okununca "Eskilerin masallar‎" derdi.
83|14|Hay‎r! Bilakis onlar‎n i‏lemekte olduklar‎ (kِtülükler) kalplerini kirletmi‏tir.
83|15|Hay‎r! Onlar ‏üphesiz o gün Rablerinden (O'nu gِrmekten) mahrum kalm‎‏lard‎r.
83|16|Sonra onlar cehenneme girerler.
83|17|Sonra onlara: "ف‏te yalanlam‎‏ olduًunuz (cehennem) budur" denilir.
83|18|Hay‎r! Andolsun iyilerin kitab‎ فlliyyûn'dad‎r.
83|19|فlliyyûn nedir, bilir misin?
83|20|(O فlliyyûn'daki kitap) فçinde ameller kaydedilmi‏ bir kitapt‎r.
83|21|O kitab‎, Allah'a yak‎n olanlar gِrür.
83|22|فyiler kesinkes cennettedir.
83|23|Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
83|24|Onlar‎n yüzünde nimetlerin sevincini gِrürsün.
83|25|Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.
83|26|Onun içiminin sonunda misk kokusu vard‎r. ف‏te yar‎‏anlar ancak onda yar‎‏s‎nlar.
83|27|Kar‎‏‎m‎ Tesnîm'dendir.
83|28|(O Tesnîm Allah'a) Yak‎n olanlar‎n içecekleri bir kaynakt‎r.
83|29|قüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
83|30|Onlarla kar‏‎la‏t‎klar‎nda ka‏ gِz hareketiyle alay ederlerdi.
83|31|Ailelerine dِndüklerinde, (alaylar‎ndan dolay‎) keyiflenerek dِnerlerdi.
83|32|Müminleri gِrdüklerinde: "قüphesiz bunlar sap‎tm‎‏" derlerdi.
83|33|Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gِnderilmediler.
83|34|ف‏te o gün (ahirette) de iman edenler kâfirlere gülerler.
83|35|Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
83|36|Kâfirler yapt‎klar‎n‎n cezas‎n‎ bulduar m‎! (Elbette buldular.)
84|1|Gِk yar‎ld‎ً‎,
84|2|Rabbine kulak verip boyun eًecek hale getirildiًi zaman,
84|3|Yer dümdüz edildiًi,
84|4|فçinde bulunanlar‎ at‎p bo‏ald‎ً‎ ,
84|5|Ve Rabb'ini dinleyip O'na hakk‎yla itaata mecbur k‎l‎nd‎ً‎ vakit (insanoًlu yapt‎klar‎ ile kar‏‎la‏‎r).
84|6|Ey insan! قüphe yok ki sen Rabbine kar‏‎ çaba üstüne çaba gِstermektesin; sonunda O'na varacaks‎n.
84|7|Kimin kitab‎ saً‎ndan verilirse,
84|8|Kolay bir hesapla hesaba çekilecek;
84|9|Ve sevinçli olarak ailesine dِnecektir.
84|10|Kimin de kitab‎ arkas‎ndan verilirse,
84|11|Derhal yok olmay‎ isteyecek,
84|12|Ve alevli ate‏e girecektir.
84|13|Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) ‏‎marm‎‏t‎.
84|14|O hiçbir zaman Rabbine dِnmeyeceًini sand‎.
84|15|Oysa gerçekten Rabbi onu gِrüyordu.
84|16|Hay‎r! قafaًa, yemin ederim ki ,
84|17|Geceye ve onda basan karanl‎ًa,
84|18|Dolunay olmu‏ aya ,
84|19|Ki,siz elbette halden hale geçeceksiniz.
84|20|Bِyleyken onlar acaba neden iman etmezler?
84|21|Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler.
84|22|Aksine, kâfirler yalanl‎yorlar.
84|23|Halbuki Allah onlar‎n gizlediًi ‏eyleri çok iyi bilir.
84|24|(Resûlüm!) Onlara ac‎ azab‎ müjdele!
84|25|فman edip sâlih amel i‏leyenler ba‏kad‎r; onlar için arkas‎ kesilmeyen bir mükâfat vard‎r.
85|1|Burçlara sahip gِkyüzüne,
85|2|Geleceًi bildirilmi‏ olan güne,
85|3|(O günde) tan‎kl‎k edene ve edilene andolsun ki,
85|4|Kahroldu o hendeًin sahipleri,
85|5|O ç‎ral‎ ate‏in ,
85|6|Onlar (yakanlar) da ba‏lar‎na oturmu‏lar,
85|7|Müminlere yapmakta olduklar‎ i‏kenceyi seyrediyorlard‎.
85|8|Onlardan, s‎rf, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam ald‎lar.
85|9|O Allah ki, gِklerin ve yerin mülkü kendisine aittir, ve Allah her ‏eye ‏ahittir .
85|10|قüphesiz inanm‎‏ erkeklerle inanm‎‏ kad‎nlara i‏kence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azab‎ ve (orada) yanma cezas‎ vard‎r.
85|11|فman edip sâlih ameller i‏leyenlere ise, zemininden ‎rmaklar akan cennetler vard‎r. ف‏te büyük kurtulu‏ budur.
85|12|قüphesiz Rabbinin yakalamas‎ çok ‏iddetlidir.
85|13|Bilin ki O, (kâinat yokken) ilk olarak yaratan, (ِlümden sonra tekrar hayat‎) geri getirendir.
85|14|O, çok baً‎‏layan ve çok sevendir.
85|15|قerefli Ar‏'‎n sahibidir.
85|16|Dilediًi ‏eyleri mutlaka yapand‎r.
85|17|Ordular‎n, haberi sana geldi mi?
85|18|Yani Firavun ve Semûd'un
85|19|Doًrusu inkârc‎lar (gerçeًi) yalanlay‎p dururlar.
85|20|Allah onlar‎ arkalar‎ndan ku‏atm‎‏t‎r.
85|21|Hay‎r o ‏erefli bir Kur'an'd‎r.
85|22|Levh-i Mahfuz'dad‎r.
86|1|Gِkyüzüne ve târ‎ka (sabah y‎ld‎z‎na) yemin ederim.
86|2|Târ‎k‎n ne olduًunu nereden bileceksin?
86|3|(O, karanl‎ً‎) delen y‎ld‎zd‎r.
86|4|Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu, bir denetleyici bulunmas‎n.
86|5|فnsan neden yarat‎ld‎ً‎na bir baks‎n!
86|6|At‎lan bir sudan yarat‎ld‎.
86|7|(O su) s‎rt ile gًِüs kafesi aras‎ndan ç‎kar.
86|8|ف‏te Allah (ba‏lang‎çta bu ‏ekilde yaratt‎ً‎) insan‎ tekrar yaratmaya da kadirdir.
86|9|Gizlenenlerin ortaya dِküldüًü gün
86|10|O gün insan için ne bir güç ne de bir yard‎mc‎ vard‎r.
86|11|Dِnü‏ sahibi olan (yaًmur yaًd‎ran) gًِe, yemin ederim ki,
86|12|(Nebat ile) yar‎lan yere ,
86|13|قüphesiz Kur'an, (hak ile bât‎l‎) ay‎ran bir sِzdür.
86|14|O, asla bir ‏aka deًildir.
86|15|Onlar bir tuzak kurarlar,
86|16|Ben de bir tuzak kurar‎m.
86|17|Onun için Kâfirlere mühlet ver, onlar‎ biraz kendi hallerine b‎rak (pek yak‎nda desteًimiz sana gelecek).
87|1|Yüce Rabbinin ad‎n‎,
87|2|Yarat‎p düzene koyan,
87|3|Takdir edip yol gِsteren,
87|4|(Topraktan) ye‏il otu ç‎karan,
87|5|Sonra da onu kapkara bir sel art‎ً‎na çeviren yüce Rabbinin ad‎n‎ tesbih (ve takdis) et.
87|6|Sana (Kur an'‎) okutacaً‎z; sen hiç unutmayacaks‎n.
87|7|Art‎k Allah'‎n dilediًi hariç, قüphesiz Allah, aç‎ً‎ ve gizleneni bilir.
87|8|Seni en kolaya muvaffak k‎lacaً‎z.
87|9|O halde eًer ًِüt fayda verirse ًِüt ver.
87|10|(Allah'tan) korkan ًِütten yararlanacak.
87|11|Kِtü kimse ise ًِütten kaç‎nacakt‎r.
87|12|O ki,en büyük ate‏e girecektir.
87|13|Sonra o, ate‏te ne ِlür ne de ya‏ar.
87|14|Doًrusu feraha ermi‏tir temizlenen,
87|15|Rabbinin ad‎n‎ an‎p O'na kulluk eden.
87|16|Fakat siz (ey insanlar! ) dünya hayat‎n‎ tercih ediyorsunuz.
87|17|Oysa ahiret daha hay‎rl‎ daha devaml‎d‎r.
87|18|قüphesiz bu (anlat‎lanlar), ِnceki kitaplarda, vard‎r.
87|19|فbrahim ve Musa'n‎n kitaplar‎nda.
88|1|(Resûlüm!) Deh‏eti her ‏eyi kaplayan k‎yametin haberi sana geldi mi?
88|2|O gün bir tak‎m yüzler zelildir,
88|3|Durmadan çal‎‏‎r, (fakat bo‏una) yorulur,
88|4|K‎zg‎n ate‏e girer.
88|5|Onlara kaynar su p‎nar‎ndan içirilir.
88|6|Onlar için kuru dikenden ba‏ka yemek yoktur,
88|7|O ise ne besler ne de açl‎ً‎ giderir.
88|8|O gün bir tak‎m yüzler de vard‎r ki, mutludurlar,
88|9|(dünyadaki) çabalar‎ndan ho‏nut olmu‏lard‎r,
88|10|Yüce bir cennettedirler.
88|11|Orada bo‏ bir sِz i‏itmezler.
88|12|Orada (cennette) devaml‎ akan bir p‎nar,
88|13|Yükseltilmi‏ tahtlar,
88|14|Konulmu‏ kadehler,
88|15|S‎ra s‎ra dizilmi‏ yast‎klar,
88|16|Serilmi‏ hal‎lar vard‎r.
88|17|(فnsanlar) devenin nas‎l yarat‎ld‎ً‎na, bakmazlar m‎?
88|18|Gًِe bakm‎yorlar m‎ nas‎l yükseltilmi‏?
88|19|Daًlar‎n nas‎l dikildiًine, bakmazlar m‎?
88|20|Yeryüzünün nas‎l yay‎ld‎ً‎na bir bakmazlar m‎?
88|21|O halde (Resûlüm), ًِüt ver. اünkü sen ancak ًِüt vericisin.
88|22|Onlar‎n üzerinde bir zorba deًilsin.
88|23|Ancak yüz çevirir inkâr ederse,
88|24|ف‏te ِylesini Allah en büyük azap ile cezaland‎r‎r.
88|25|قüphesiz onlar‎n dِnü‏ü sadece bizedir.
88|26|Sonra onlar‎n sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
89|1|Andolsun Fecre ,
89|2|On geceye ,
89|3|اifte ve teke,
89|4|(her ‏eyi karanl‎ً‎ ile) ِrttüًü an geceye
89|5|Bunlarda ak‎l sahibi için elbette birer yemin (deًeri) vard‎r.
89|6|Gِrmedin mi, Rabbin ne yapt‎ آd kavmine?
89|7|Direkleri (yüksek binalar‎) olan, فrem ‏ehrine?
89|8|Ki ülkeler içinde onun benzeri yarat‎lmam‎‏t‎ ,
89|9|O vadide kayalar‎ yontan Semûd kavmine?
89|10|Kaz‎klar (çad‎rlar, ordular) sahibi Firavun'a?
89|11|Ki onlar‎n hepsi ülkelerinde azg‎nl‎k ettiler.
89|12|Oralarda kِtülüًü çoًaltt‎lar.
89|13|Bu yüzden Rabbin onlar‎n üstüne azap kamç‎s‎ yaًd‎rd‎.
89|14|اünkü Rabbin (her an) gِzetlemededir.
89|15|فnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduًunda ve bol nimet verdiًinde "Rabbim bana ikram etti" der.
89|16|Onu imtihan edip r‎zk‎n‎ daraltt‎ً‎nda ise "Rabbim beni ِnemsemedi" der.
89|17|Hay‎r! Doًrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,
89|18|Yoksulu yedirmeye birbirinizi te‏vik etmiyorsunuz,
89|19|Haram helâl demeden miras‎ yiyorsunuz.
89|20|Mal‎ a‏‎r‎ biçimde seviyorsunuz.
89|21|Ama yeryüzü parça parça dِküldüًü,
89|22|Rabbin(in emri) geldiًi ve melekler saf saf dizildiًi zaman (her ‏ey ortaya ç‎kacakt‎r).
89|23|O gün cehennem getirilir, insan yapt‎klar‎n‎ birer birer hat‎rlar. Fakat bu hat‎rlaman‎n ne faydas‎ var!
89|24|(ف‏te o zaman insan:) "Ke‏ke bu hayat‎m için bir ‏eyler yap‎p gِnderseydim!" der.
89|25|Art‎k o gün, Allah'‎n edeceًi azab‎ kimse edemez.
89|26|0'nun vuracaً‎ baً‎ kimse vuramaz.
89|27|Ey huzura kavu‏mu‏ insan!
89|28|Sen O'ndan ho‏nut, O da senden ho‏nut olarak Rabbine dِn.
89|29|(Seçkin) kullar‎m aras‎na kat‎l,
89|30|Ve cennetime gir!
90|1|Andolsun bu beldeye ,
90|2|Ki sen bu beldedesin ,
90|3|Ve andolsun babaya ve ondan meydana gelen çocuًa,
90|4|Biz, insan‎ (yüzyüze geleceًi nice) zorluklar içinde yaratt‎k.
90|5|فnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceًini mi san‎yor?
90|6|"Pek çok mal harcad‎m" diyor.
90|7|Kimse onu gِrmedi mi san‎yor?
90|8|Biz ona iki gِz vermedik mi?
90|9|Bir dil ve iki dudak ,
90|10|Ona iki yolu (doًru ve eًriyi) gِsterdik .
90|11|Fakat o, sarp yoku‏u a‏amad‎.
90|12|O sarp yoku‏ nedir bilir misin?
90|13|Kِle azat etmek,
90|14|Veya açl‎k gününde yemek yedirmektir,
90|15|Yak‎nl‎ً‎ olan bir yetime
90|16|Veya hiçbir ‏eyi olmayan yoksula.
90|17|Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabr‎ tavsiye edenlerden ve birbirlerine ac‎may‎ ًِütleyenlerden olmakt‎r.
90|18|ف‏te bunlar saًdakilerdir.
90|19|Ayetlerimizi inkâr edenler ise i‏te onlar soldakilerdir,
90|20|Cezalar‎, kap‎lar‎ üzerlerine s‎ms‎k‎ kapat‎lm‎‏ bir ate‏tir.
91|1|Güne‏e ve ku‏luk vaktindeki ayd‎nl‎ً‎na
91|2|Güne‏i takip ettiًinde Ay'a,
91|3|Onu aç‎ًa ç‎kartt‎ً‎nda gündüze,
91|4|Onu ِrttüًünde geceye,
91|5|Gِkyüzüne ve onu bina edene,
91|6|Yere ve onu yap‎p dِ‏eyene,
91|7|Nefse ve ona birtak‎m kabiliyetler verene,
91|8|Sonra da ona iyilik ve kِtülükleri ilham edene yemin ederim ki,
91|9|Nefsini kِtülüklerden ar‎nd‎ran kurtulu‏a ermi‏tir,
91|10|Onu kِtülüklere gِmen de ziyan etmi‏tir.
91|11|Semud kavmi azg‎nl‎ً‎ yüzünden (Allah'‎n elçisini) yalanlad‎.
91|12|Onlar‎n en bedbaht‎ (deveyi kesmek için) at‎ld‎ً‎nda,
91|13|Allah'‎n Resûlü onlara: "Allah'‎n devesine ve onun su hakk‎na dokunmay‎n!" dedi.
91|14|Ama onlar, onu yalanlad‎lar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahlar‎ sebebiyle onlara büyük bir felâket gِnderdi de hepsini helâk etti.
91|15|(Allah, bu ‏ekilde azap etmenin) âk‎betinden korkacak deًil ya!
92|1|(Karanl‎ً‎ ile etraf‎) bürüyüp ِrttüًü zaman geceye,
92|2|Aç‎l‎p aًard‎ً‎ vakit gündüze,
92|3|Erkeًi ve di‏iyi yaratana yemin ederim ki,
92|4|Sizin i‏leriniz ba‏ka ba‏kad‎r.
92|5|Art‎k kim verir ve sak‎n‎rsa,
92|6|Ve en güzeli de tasdik ederse,
92|7|Biz de onu en kolaya haz‎rlar‎z (onda ba‏ar‎l‎ k‎lar‎z).
92|8|Kim cimrilik eder, kendini müstaًni sayar,
92|9|Ve en güzeli de yalanlarsa,
92|10|Biz de onu en zora haz‎rlar‎z.
92|11|Dü‏tüًü zaman da mal‎ kendisine hiç fayda vermez.
92|12|Doًru yolu gِstermek bize aittir.
92|13|قüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
92|14|(Ey insanlar! ) Alev alev yanan bir ate‏le sizi uyard‎m.
92|15|O ate‏e, ancak kِtü olan girer.
92|16|ضyle kِtü ki, yalanlay‎p ve yüz çevirmi‏tir.
92|17|En çok korunan ise ondan (ate‏ten) uzak tutulur.
92|18|O ki ,Allah yolunda mal‎n‎ verir, temizlenir.
92|19|Onun nezdinde hiçbir kimseye ait ‏ükranla kar‏‎lanacak bir nimet yoktur.
92|20|O ancak Yüce Rabbinin r‎zas‎n‎ aramak için verir.
92|21|Ve o (buna kavu‏arak) ho‏nut olacakt‎r.
93|1|Andolsun ku‏luk vaktine
93|2|Ve sükûna erdiًinde geceye ki,
93|3|Rabbin seni b‎rakmad‎ ve sana dar‎lmad‎.
93|4|Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hay‎rl‎d‎r.
93|5|Pek yak‎nda Rabbin sana verecek de ho‏nut olacaks‎n.
93|6|O, seni yetim bulup bar‎nd‎rmad‎ m‎?
93|7|قa‏‎rm‎‏ bulup da yol gِstermedi mi?
93|8|Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
93|9|ضyleyse yetimi sak‎n ezme.
93|10|El aç‎p isteyeni de sak‎n azarlama.
93|11|Ve Rabbinin nimetini minnet ve ‏ükranla an.
94|1|Biz senin gًِsünü aç‎p geni‏letmedik mi?
94|2|Yükünü senden al‎p atmad‎k m‎?
94|3|O senin belini büken yükü .
94|4|Senin ‏ân‎n‎ ve ününü yüceltmedik mi?
94|5|Elbette zorluًun yan‎nda bir kolayl‎k vard‎r.
94|6|Gerçekten, zorlukla beraber bir kolayl‎k daha vard‎r.
94|7|Bo‏ kald‎n m‎ hemen (ba‏ka) i‏e koyul,
94|8|Yaln‎z Rabbine yِnel.
95|1|فncire, zeytine,
95|2|Sina daً‎na ,
95|3|Ve ‏u emîn beldeye yemin ederim ki,
95|4|Biz insan‎ en güzel biçimde yaratt‎k.
95|5|Sonra da çevirdik a‏aً‎lar‎n a‏aً‎s‎na att‎k.
95|6|Fakat iman edip sâlih amel i‏leyenler için eksilmeyen devaml‎ bir ecir vard‎r.
95|7|Art‎k bundan sonra, ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir?
95|8|Allah, hüküm verenlerin en üstünü deًil midir?
96|1|Yaratan Rabbinin ad‎yla oku!
96|2|O, insan‎ bir a‏‎lanm‎‏ yumurtadan yaratt‎.
96|3|Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
96|4|O Rab ki kalemle (yazmay‎) ًِretti.
96|5|فnsana bilmedikleri ‏eyi ًِretti.
96|6|Gerçek ‏u ki, insan azar.
96|7|Kendini kendine yeterli gِrdüًü için.
96|8|Ku‏kusuz dِnü‏ Rabbinedir.
96|9|Gِrdün mü ‏u men edeni,
96|10|Namaz k‎larken bir kulu (Peygamber'i namazdan)?
96|11|Gِrdün mü, ya o (Peygamber) doًru yolda olur,
96|12|Yahut takvây‎ emrediyorsa?
96|13|Ne dersin o (meneden, Peygamber'i) yalanl‎yor ve doًru yoldan yüz çeviriyorsa!
96|14|(Bu adam) Allah'‎n, (yapt‎klar‎n‎) gِrdüًünü bilmez mi!
96|15|Hay‎r, hay‎r! Eًer vazgeçmezse, derhal onu aln‎ndan (perçeminden), yakalar‎z (cehenneme atar‎z).
96|16|O yalanc‎, günahkâr al‎ndan (perçemden),
96|17|O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlar‎n‎) çaً‎rs‎n.
96|18|Biz de zebânîleri çaً‎racaً‎z.
96|19|Hay‎r! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yaln‎zca O'na) yakla‏!
97|1|Biz onu (Kur'an'‎) Kadir gecesinde indirdik.
97|2|Kadir gecesinin ne olduًunu sen bilir misin?
97|3|Kadir gecesi, bin aydan hay‎rl‎d‎r.
97|4|O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her i‏ için iner dururlar.
97|5|O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doًu‏una kadar.
98|1|Apaç‎k delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve mü‏riklerden inkârc‎lar (küfürden) ayr‎lacak deًillerdi.
98|2|(ف‏te o apaç‎k delil,) Allah taraf‎ndan gِnderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.
98|3|En doًru hükümler vard‎r ‏u sahifelerde.
98|4|Kendilerine kitap verilenler ancak o aç‎k delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayr‎l‎ًa dü‏tüler.
98|5|Halbuki onlara ancak, dini yaln‎z O'na has k‎larak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz k‎lmalar‎ ve zekât vermeleri emrolunmu‏tu. Saًlam din de budur.
98|6|Ehl-i kitap ve mü‏riklerden olan inkârc‎lar, içinde ebedî olarak kalacaklar‎ cehennem ate‏indedirler. ف‏te halk‎n en ‏erlileri onlard‎r.
98|7|فman edip sâlih ameller i‏leyenlere gelince, halk‎n en hay‎rl‎s‎ da onlard‎r.
98|8|Onlar‎n Rableri kat‎ndaki mükâfatlar‎, zemininden ‎rmaklar akan, içinde devaml‎ olarak kalacaklar‎ Adn cennetleridir. Allah kendilerinden ho‏nut olmu‏, onlar da Allah'tan ho‏nut olmu‏lard‎r. Bu sِylenenler hep Rabbinden korkan (O'na sayg‎ gِsterenler) içindir.
99|1|Yerküre kendine has sars‎nt‎s‎yla salland‎ً‎,
99|2|Toprak aً‎rl‎klar‎n‎ d‎‏ar‎ ç‎kard‎ً‎,
99|3|Ve insan "Ne oluyor buna!" dediًi vakit,
99|4|ف‏te o gün (yer) haberlerini anlat‎r,
99|5|Rabbinin ona bildirmesiyle.
99|6|O gün insanlar amellerini gِrmeleri (kar‏‎l‎ً‎n‎ almalar‎) için darmadaً‎n‎k geri dِnüp gelirler.
99|7|Kim zerre miktar‎ hay‎r yapm‎‏sa onu gِrür.
99|8|Kim de zerre miktar‎ ‏er i‏lemi‏se onu gِrür.
100|1|Har‎l har‎l ko‏anlara,
100|2|(Nallar‎yla) çakarak k‎v‎lc‎m saçanlara,
100|3|(Ans‎z‎n) sabah bask‎n‎ yapanlara,
100|4|Orada tozu dumana katanlara,
100|5|Derken orada bir topluluًun ta ortas‎na girenlere yemin ederim ki ,
100|6|قüphesiz insan, Rabbine kar‏‎ pek nankِrdür.
100|7|قüphesiz buna kendisi de ‏ahittir ,
100|8|Ve o, mal sevgisine de a‏‎r‎ derecede dü‏kündür.
100|9|Kabirlerde bulunanlar‎n diriltilip d‎‏ar‎ at‎ld‎ً‎n‎ dü‏ünmez mi?
100|10|Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduًu zaman ,
100|11|قüphesiz Rableri o gün onlardan tamam‎yle haberdard‎r.
101|1|Kap‎ çalan!
101|2|Nedir o kap‎ çalan?
101|3|O kap‎ çalan‎n ne olduًunu bilir misin?
101|4|فnsanlar‎n, ate‏in etraf‎n‎ sarm‎‏ pervaneler gibi olur,
101|5|Daًlar‎n da at‎lm‎‏ renkli yüne dِnü‏tüًü gündür (o Kâria!)
101|6|O gün kimin tart‎lan ameli aً‎r gelirse.
101|7|ف‏te o, ho‏nut edici bir ya‏ay‎‏ içinde olur.
101|8|Ameli yeًni olana gelince.
101|9|ف‏te onun anas‎ (yeri, yurdu) Hâviye'dir.
101|10|Nedir o (Hâviye) bilir misin?
101|11|K‎zg‎n ate‏!
102|1|اokluk kuruntusu sizi o derece oyalad‎ ki,
102|2|Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.
102|3|Hay‎r! Yak‎nda bileceksiniz!
102|4|Elbette yak‎nda bileceksiniz!
102|5|Gerçek ِyle deًil! Kesin bilgi ile bilmi‏ olsayd‎n‎z,
102|6|Mutlaka cehennem ate‏ini gِrürdünüz.
102|7|Sonra ahirette onu ç‎plak gِzle gِreceksiniz.
102|8|Nihayet o gün (dünyada yararland‎ً‎n‎z) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
103|1|Asra yemin ederim ki
103|2|فnsan gerçekten ziyan içindedir.
103|3|Bundan ancak iman edip iyi ameller i‏leyenler, birbirlerine hakk‎ tavsiye edenler ve sabr‎ tavsiye edenler müstesnad‎r.
104|1|Arkadan çeki‏tirmeyi, yüze kar‏‎ eًlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline!
104|2|O ki, toplam‎‏ ve onu say‎p durmu‏tur.
104|3|(O), mal‎n‎n kendisini ebedî k‎lacaً‎n‎ zanneder.
104|4|Hay‎r! Andolsun ki o, Hutame'ye at‎lacakt‎r.
104|5|Hutame'nin ne olduًunu bilir misin?
104|6|Allah'‎n, tutu‏turulmu‏ ate‏idir.
104|7|(Yand‎kça) t‎rman‎p kalplerin ta üstüne ç‎kar.
104|8|O ,onlar‎n üzerine kapat‎l‎p kilitlenecektir.
104|9|(Bu ate‏in içinde) uzat‎lm‎‏ sütunlara baًlanm‎‏t‎r.
105|1|Rabbin fil sahiplerine neler etti, gِrmedin mi?
105|2|Onlar‎n kِtü planlar‎n‎ bo‏a ç‎karmad‎ m‎?
105|3|Onlar‎n üstüne ebâbil ku‏lar‎n‎ gِnderdi.
105|4|O ku‏lar, onlar‎n üzerlerine pi‏kin tuًladan yap‎lm‎‏ ta‏lar at‎yordu.
105|5|Bِylece Allah onlar‎ yenilip çiًnenmi‏ ekine çevirdi.
106|1|Kurey‏'e kolayla‏t‎r‎ld‎ً‎,
106|2|Evet, k‎‏ ve yaz seyahatleri onlara kolayla‏t‎r‎ld‎ً‎ için ,
106|3|Onlar, ‏u evin Rabbine kulluk etsinler,ki,
106|4|Kendilerini açl‎ktan doyuran ve her çe‏it korkudan emin k‎ld‎.
107|1|Dini yalanlayan‎ gِrdün mü?
107|2|ف‏te o, yetimi itip kakar;
107|3|Yoksulu doyurmaya te‏vik etmez;
107|4|Yaz‎klar olsun o namaz k‎lanlara ki,
107|5|Onlar namazlar‎n‎ ciddiye almazlar.
107|6|Onlar gِsteri‏ yapanlard‎r,
107|7|Ve hayra da mâni olurlar.
108|1|(Resûlum!) Ku‏kusuz biz sana Kevser'i verdik.
108|2|قimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.
108|3|As‎l sonu kesik olan, ‏üphesiz sana h‎nç besleyendir.
109|1|(Resûlüm!) De ki: Ey kâfirler!
109|2|Ben sizin tapmakta olduklar‎n‎za tapmam.
109|3|Siz de benim tapt‎ً‎ma tapm‎yorsunuz.
109|4|Ben de sizin tapt‎klar‎n‎za asla tapacak deًilim.
109|5|Evet, siz de benim tapt‎ً‎ma tap‎yor deًilsiniz.
109|6|Sizin dininiz size, benim dinim de banad‎r.
110|1|Allah'‎n yard‎m‎ ve zaferi geldiًi,
110|2|Ve insanlar‎n bِlük bِlük Allah'‎n dinine girmekte olduklar‎n‎ gِrdüًün vakit ,
110|3|Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan maًfiret dile. اünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
111|1|Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
111|2|Mal‎ ve kazand‎klar‎ ona fayda vermedi.
111|3|O, alevli bir ate‏te yanacak.
111|4|Odun ta‏‎y‎c‎ olarak kar‎s‎ da (ate‏e girecek).
111|5|Ve boynunda hurma lifinden bükülmü‏ bir ip olduًu halde.
112|1|De ki: O, Allah birdir.
112|2|Allah sameddir.
112|3|O, doًurmam‎‏ ve doًmam‎‏t‎r.
112|4|Onun hiçbir dengi yoktur.
113|1|De ki:"Ben aًaran sabah‎n Rabbine s‎ً‎n‎r‎m,
113|2|Yaratt‎ً‎ ‏eylerin ‏errinden,
113|3|Karanl‎ً‎ çِktüًü zaman gecenin ‏errinden,
113|4|Ve düًümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin ‏errinden ,
113|5|Ve k‎skand‎ً‎ vakit k‎skanç ki‏inin ‏errinden sabah‎n Rabbine s‎ً‎n‎r‎m!
114|1|De ki: S‎ً‎n‎r‎m ben insanlar‎n Rabbine,
114|2|فnsanlar‎n Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
114|3|فnsanlar‎n فlâh‎na.
114|4|O sinsi vesvesenin ‏errinden,
114|5|O ki insanlar‎n gًِüslerine (kِtü dü‏ünceler)f‎s‎ldar.
114|6|Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin ‏errinden Allah'a s‎ً‎n‎r‎m!
